"Bire var âdem, sen ma‘tûh olmuşsun, ben senin dediğin âdem değilim, var benden şerrin def‘ eyle" deyüp bilâhire Gülâbî Ağa'ya bir kötek çeker kim fakîr ihtiyârı sâ’ir temâşâcılar yeniçerinin elinden halâs ederler. Andan Ayasofya çârsûsunda yeniçeri bir bozahâneye girince Gülâbî Ağa bile girüp kebâb ve nân-pâre yeyüp boza nûş edüp Gülâbî Ağa'ya aslâ bakmayup bir nân-pâre vermez. Andan yeniçeri def‘-i cû‘ edüp bozahâneden taşra çıkınca yine Gülâbî Ağa peşine düşüp Ayasofya'nın Sovukçeşme ensesinde bir daracık sokaklı bir tenhâ mahalle vardır, hemân ol mahalde Gülâbî Ağa yeniçerinin ayağına düşüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
… or gediğine korlar. Bu tâ’ife birer toklu veyâhûd birer kuzucuk ve kırkar badya
boza
içüp bin okka kâmil yüke girir. Zîrâ Eydincik ve Bandırma 175b ve Erdek ve Mi …
Ammâ zelehor hammâlları gedikdir ve gâyet zeber-dest tüvânâ âdemlerdir, biri fevt olsa taşra Cânbezdi nâm hammâllardan bir tüvânâsın bu merhûm zelehor gediğine korlar. Bu tâ’ife birer toklu veyâhûd birer kuzucuk ve kırkar badya boza içüp bin okka kâmil yüke girir. Zîrâ Eydincik ve Bandırma 175b ve Erdek ve Mihalıç nâm şehir iskelelerinden seklem ta‘bîr etdikleri yedişer sekizer kantâr-ı Osmânî gelir çuvalları onar âdem kaldırup bir âdemin arkasına koyup ol dahi kantâra koduğu zamân kantârın mîlleri vızır vızır öter ve yine kantârdan arkasına koyup murâd edindikleri yere götürürler ammâ iki tarafından birer zelehor hammâlları dahi ellerine yapışup imdâd ederler. Makdûr-ı beşer değil, akıl ihâta etmez kâr-ı mühlikdir. {Arkalarında çuvallar ile cümle ubûr ederler, aceb dîv kavmdir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a–175b ·
metinde göster ·
… iye bal alup câriye ve efendisi ve kadınısı baldan yeyüp edepde yellenüp âbdest
boza
boza kadıya varup kadı ve muhzırbaşı ve nâ’ib dahi baldan yeyüp anlar dahi cart …
Mukallid Çıkrıkcızâde Süleymân Çelebi: Kaşmer-i rind-i cihân idi. Bir dervîş, bir bakkâldan sehel bal isteyüp bakkâl vermeyüp dervîş bakkâlın balına bir efsûn edüp bakkâldan bir câriye bal alup câriye ve efendisi ve kadınısı baldan yeyüp edepde yellenüp âbdest boza boza kadıya varup kadı ve muhzırbaşı ve nâ’ib dahi baldan yeyüp anlar dahi cart cart def‘-ı rîh ederek muhzır ile bakkâlı ihzâr-ı şer‘ edüp bakkâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211b ·
metinde göster ·
… al alup câriye ve efendisi ve kadınısı baldan yeyüp edepde yellenüp âbdest boza
boza
kadıya varup kadı ve muhzırbaşı ve nâ’ib dahi baldan yeyüp anlar dahi cart cart …
Mukallid Çıkrıkcızâde Süleymân Çelebi: Kaşmer-i rind-i cihân idi. Bir dervîş, bir bakkâldan sehel bal isteyüp bakkâl vermeyüp dervîş bakkâlın balına bir efsûn edüp bakkâldan bir câriye bal alup câriye ve efendisi ve kadınısı baldan yeyüp edepde yellenüp âbdest boza boza kadıya varup kadı ve muhzırbaşı ve nâ’ib dahi baldan yeyüp anlar dahi cart cart def‘-ı rîh ederek muhzır ile bakkâlı ihzâr-ı şer‘ edüp bakkâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211b ·
metinde göster ·
… bir germiyyet verüp def‘-i cû‘ eder. Ve çok içeni aslâ köpek dalamaz, zîrâ çok
boza
içmeden istiskâ ve nıkrîs marazına mübtelâ olup ol âdem koltuk deyeneğine düşdü …
Lâkin bu bozacılar ordu-yı İslâm'da gâyet lâzımlı kavmdir, ammâ şarâb gibi katresi harâm değildir, ancak sekri harâmdır demişler kim "Küllü müskirin harâmun bi'l-icmâli" kelâm-ı fetâvâsına dâhildir. Ammâ guzât-ı müslimîne kuvâ-yı beden ve bir germiyyet verüp def‘-i cû‘ eder. Ve çok içeni aslâ köpek dalamaz, zîrâ çok boza içmeden istiskâ ve nıkrîs marazına mübtelâ olup ol âdem koltuk deyeneğine düşdüğünden, dâ’imâ elinde deyenek olmağile kelb talamaduğının sebebi oldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
Ekseriyyâ boza erbâbı Tatar ve Çingânelerdir. Ammâ bi'z-zarûrî ordu-yı İslâm'da lâzım olduğundan İslâmbol içre ne kadar mükeyyif meşrûbâtcılar var ise bu bozacıbaşıya yamak olup sınıf sınıf ubûr ederler. Ammâ ekşi bozacılar, arabalar üzre çadırların kurup ve gûnâ-gûn berg [u] bârlar ve bahârlar ile dükkânların zeyn edüp boza sıkup ve çömçe çömçe halka boza bezl ederek niçe yüz boza bekrîleri "biruy hay" deyü na‘ra urarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… ırların kurup ve gûnâ-gûn berg [u] bârlar ve bahârlar ile dükkânların zeyn edüp
boza
sıkup ve çömçe çömçe halka boza bezl ederek niçe yüz boza bekrîleri "biruy hay" …
Ekseriyyâ boza erbâbı Tatar ve Çingânelerdir. Ammâ bi'z-zarûrî ordu-yı İslâm'da lâzım olduğundan İslâmbol içre ne kadar mükeyyif meşrûbâtcılar var ise bu bozacıbaşıya yamak olup sınıf sınıf ubûr ederler. Ammâ ekşi bozacılar, arabalar üzre çadırların kurup ve gûnâ-gûn berg [u] bârlar ve bahârlar ile dükkânların zeyn edüp boza sıkup ve çömçe çömçe halka boza bezl ederek niçe yüz boza bekrîleri "biruy hay" deyü na‘ra urarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… u] bârlar ve bahârlar ile dükkânların zeyn edüp boza sıkup ve çömçe çömçe halka
boza
bezl ederek niçe yüz boza bekrîleri "biruy hay" deyü na‘ra urarak ubûr ederler.
Ekseriyyâ boza erbâbı Tatar ve Çingânelerdir. Ammâ bi'z-zarûrî ordu-yı İslâm'da lâzım olduğundan İslâmbol içre ne kadar mükeyyif meşrûbâtcılar var ise bu bozacıbaşıya yamak olup sınıf sınıf ubûr ederler. Ammâ ekşi bozacılar, arabalar üzre çadırların kurup ve gûnâ-gûn berg [u] bârlar ve bahârlar ile dükkânların zeyn edüp boza sıkup ve çömçe çömçe halka boza bezl ederek niçe yüz boza bekrîleri "biruy hay" deyü na‘ra urarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… dükkânların zeyn edüp boza sıkup ve çömçe çömçe halka boza bezl ederek niçe yüz
boza
bekrîleri "biruy hay" deyü na‘ra urarak ubûr ederler.
Ekseriyyâ boza erbâbı Tatar ve Çingânelerdir. Ammâ bi'z-zarûrî ordu-yı İslâm'da lâzım olduğundan İslâmbol içre ne kadar mükeyyif meşrûbâtcılar var ise bu bozacıbaşıya yamak olup sınıf sınıf ubûr ederler. Ammâ ekşi bozacılar, arabalar üzre çadırların kurup ve gûnâ-gûn berg [u] bârlar ve bahârlar ile dükkânların zeyn edüp boza sıkup ve çömçe çömçe halka boza bezl ederek niçe yüz boza bekrîleri "biruy hay" deyü na‘ra urarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… kkân kırk, neferât 105, bunlar Tekirdağı'nın darısından bir gûne beyâz süd gibi
boza
yaparlar kim gûyâ bir kâse cüllâb-ı hoş-güvârdır. Niçe kerre tecrübe içün makre …
Esnâf-ı tatlı bozacıyân: Pîrsizleri yine Salsâl'dır. Dükkân kırk, neferât 105, bunlar Tekirdağı'nın darısından bir gûne beyâz süd gibi boza yaparlar kim gûyâ bir kâse cüllâb-ı hoş-güvârdır. Niçe kerre tecrübe içün makremelere komuşlardır, aslâ bir katre akmaz böyle koyu bozadır. Ekser ulemâ ve meşâyih nûş ederler. Hâmile hâtûnlar içse batnında evlâdları ten-dürüst olup vaz‘-ı hamlden sonra nûş etse südü çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne
boza
ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagans …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… vardır, her birinde kırkar ve ellişer huddâmları, her birinde beşer altışar yüz
boza
bekrîsi cânlar vardır kim sabâhdan tâ gurûba dek bozahânede oturup caba boza iç …
Ammâ bu İslâmbol bozasının ayakdan alır hümüllü ve salatalı Süleymâniyye'de Yâsemen bozası ve Arnavud Kâsım bozası ve Ayasofya'da Taşaklı bozası ve Unkapanı'nda Sinân bozası ve Momo bozası ve'l-hâsıl ayakdan alır bozalar var kim Unkapanı'nın zelehor hammâlları bahis ile bozaları içüp arka hammâlıyken evine sırık hammâlları yükledüp götürürler, tâ bu mertebe keskin bozalar vardır. Ve Unkapanı'nda hammâl u cemmâller çok olmağile on üç bozahâne vardır, her birinde kırkar ve ellişer huddâmları, her birinde beşer altışar yüz boza bekrîsi cânlar vardır kim sabâhdan tâ gurûba dek bozahânede oturup caba boza içer hammâllar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… üz boza bekrîsi cânlar vardır kim sabâhdan tâ gurûba dek bozahânede oturup caba
boza
içer hammâllar vardır.
Ammâ bu İslâmbol bozasının ayakdan alır hümüllü ve salatalı Süleymâniyye'de Yâsemen bozası ve Arnavud Kâsım bozası ve Ayasofya'da Taşaklı bozası ve Unkapanı'nda Sinân bozası ve Momo bozası ve'l-hâsıl ayakdan alır bozalar var kim Unkapanı'nın zelehor hammâlları bahis ile bozaları içüp arka hammâlıyken evine sırık hammâlları yükledüp götürürler, tâ bu mertebe keskin bozalar vardır. Ve Unkapanı'nda hammâl u cemmâller çok olmağile on üç bozahâne vardır, her birinde kırkar ve ellişer huddâmları, her birinde beşer altışar yüz boza bekrîsi cânlar vardır kim sabâhdan tâ gurûba dek bozahânede oturup caba boza içer hammâllar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… ile bir günde mehterhâne ile bir fıçı bozayı sabâhdan ahşamadak nûş edüp 213b
boza
fıçısın kapu üzre asmışlardı, âyende ve revende temâşâ edüp içine üç âdem sığar …
Sinân bozahânesinin kapusu üstünde zencîr ile asılmış bir bal fıçısı vardır, Zelehor Durası nâm bir Bartın Türk'ü hammâl bahis ile bir günde mehterhâne ile bir fıçı bozayı sabâhdan ahşamadak nûş edüp 213b boza fıçısın kapu üzre asmışlardı, âyende ve revende temâşâ edüp içine üç âdem sığar fıçı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a–213b ·
metinde göster ·
… kyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli
boza
kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre …
Ardları sıra bozacıbaşı yeşil takyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn Arnavud şakaları ve murabba‘larıyla ubûr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215a ·
metinde göster ·
… kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre
boza
darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn Arnavud şakaları ve murabba‘larıyla u …
Ardları sıra bozacıbaşı yeşil takyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn Arnavud şakaları ve murabba‘larıyla ubûr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215a ·
metinde göster ·
… ve Kütâhiyye Hânı ve Yağ Kapanı Hânı, azîm hândır. Bir âdem bahis ile bir fıçı
boza
içüp hânın kapusu üzre asılı durur. Bir âdem dahi bir çömçe boza içüp ol büyük …
Ve Kurşumlu Hân ve Yoğurd Hânı ve Kütâhiyye Hânı ve Yağ Kapanı Hânı, azîm hândır. Bir âdem bahis ile bir fıçı boza içüp hânın kapusu üzre asılı durur. Bir âdem dahi bir çömçe boza içüp ol büyük fıçının yanına asup bir tabak kâğıd üzre sülüs hattıla "Bu fıçıyla bozayı içen sığırdır. Bu çömçeyi içen âdemdir" deyü tahrîr etmiş, hâlâ temâşâgâhdır. Ve (---)226b niçe hân-ı zîbâlar dahi vardır ammâ kal‘a-misâl olup serâpâ kurşum örtülü hânlar bunlardır, ki tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226a–226b ·
metinde göster ·
… s ile bir fıçı boza içüp hânın kapusu üzre asılı durur. Bir âdem dahi bir çömçe
boza
içüp ol büyük fıçının yanına asup bir tabak kâğıd üzre sülüs hattıla "Bu fıçıyl …
Ve Kurşumlu Hân ve Yoğurd Hânı ve Kütâhiyye Hânı ve Yağ Kapanı Hânı, azîm hândır. Bir âdem bahis ile bir fıçı boza içüp hânın kapusu üzre asılı durur. Bir âdem dahi bir çömçe boza içüp ol büyük fıçının yanına asup bir tabak kâğıd üzre sülüs hattıla "Bu fıçıyla bozayı içen sığırdır. Bu çömçeyi içen âdemdir" deyü tahrîr etmiş, hâlâ temâşâgâhdır. Ve (---)226b niçe hân-ı zîbâlar dahi vardır ammâ kal‘a-misâl olup serâpâ kurşum örtülü hânlar bunlardır, ki tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226a–226b ·
metinde göster ·
… r. Zirâ kahvehâneler gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb
boza
sâkîleri var kim her biri birer pençe-i âfitâb meh-pânlardır. Bellerinde Bursa' …
İslâmbol kahvehâneleri, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa kahveleri iştihâr bulup tiryâkîlerinin yüzleri gülmüşdür. Ve meşhûr-ı âfâk olan doksan yedi yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i zemînler içre bozaların buzlar üstüne koyup bozaları göğreyüp bozarup sovuk olur, cüllâb-misâl pâk bozası olur. Cümle a‘yân-ı kibârı bozahâneye girmek ayb değildir. Zirâ kahvehâneler gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb boza sâkîleri var kim her biri birer pençe-i âfitâb meh-pânlardır. Bellerinde Bursa'nın kırk kalem münakkaş peştemâlları ve pâk libâslarıyla reftâr eder, elindeki ayağına âşıklar ayak bağlayup bozaya büzilüp bozadır derd-i seri olur. Ve niçe yüz yerde bu gûne cilvegâh yerleri vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Ve iki yerde tahte'l-kal‘ası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… eri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup
boza
ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri el …
Bu mezkûr aşçıların mîrîden yigirmi aded sarrâcları aşbâzların atların eğerlerdi. Vay ol aşçının hâline kim at eğerliye. Hemân hâzır bulup süvâr olurlar. Ve beş aded mîrî seyisleri var idi. Ve cümle aşçılara on tengtar çadır ve on nefer çadır mihteri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup boza ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz deyenek yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdelere müstağrak olurlardı. Iydiyyeleri serâpâ sâye çuka ve atlas-ı fâhire-i gûnâ-gûn idi. İç ağalarına ne vech üzre libâs verilirse cümle kırk aded aşbâza eyle libâs ihsân olunurdu. Zîrâ çoğu kendi memlûkları idi. Üç ayda bir ulûfeleri çıkup aşçıbaşıya yevmiyye birer guruş, halîfeye nîm guruş, hamurcubaşıya ve kebâbcıya ve yahniciye ve datlıcıya ve çorbacıbaşıya hâsıl-ı kelâm yedi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda bir katar deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olup taşra kilârcıbaşı cergesiyle ve vekîl-harc ağa cergesiyle ve ekmekçibaşı cergesiyle ve matbah emîni cergesiyle ve çâşnigîrbaşı cergesiyle cümle karakollukcular ağaları ve aşçıbaşı cergesiyle ard kapu tarafında konup bu mezkûr ağaların aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç ayda bir peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köfte kebâbcıların balık ağından yapılmış sık çadırları var idi. Eti ol ağ çadır içinde koyup aslâ sinek giremezdi. Ve her ta‘âm çıkdıkca cümle Mertebânîler ile vekîl-harc ağa ve çâşnigîrbaşı ve aşçıbaşı ve başhalîfe ve kebâbcıbaşı ve hamurcubaşı ve çorbacıbaşı bunlar paşa huzûrunda pâk mülebbes ve muhteşem hançerleri ve çifte zencîrli bıçaklarıyla sofra başına hâzır olup dururlar. Bir ta‘âmı beğenmese anlara ıtâb ederdi. Ve her mansıba varsa ibtidâ atdan nüzûl etdiği gibi dîvânı savup sarâyın hammâmın ve hazîne ve kilârı ve iç ağaları hücrelerin seyr [ü] temâşâ edüp herkesi yerli yerince yerleşdirüp andan piyâdece matbaha girüp görürdü. Eğer müsellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp eyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı Keykâvûs ve matbah-ı Ba‘lbek-i Süleymân ederdi. Cümle der-i dîvârları ve bacaları ve kırk elli aded ocakları beyâz kireç ile sığayup dürr-i beyz-âsâ etdirirdi. Ve iki üç günde bir ale'l-gafle matbahı basup gayrı âdem görse bir aşbazın esbâb [u] eskalin ve tırnakların 337b ve sâ’ir âlât-ı bisâtı ve matbahı nâ-pâk görse ve birinin camedânında kirli esbâb görse vây aşçıbaşının haline! Vây eli, kolu ve tırnakları kirli aşçının hâli ve ahvâline kim iki yüz kızılcık deyeneği hoşâbın, aşçıların tabanında pişirüp içirmek mukarrerdir. Camedânında ve eyninde pâk u pâkize esbâbların görse ihsân u in‘âmlar edüp ulûfesine terakkîler ederdi. Âlem-i sabâvetden berü hilkati böyle pâk olmağıla şöhre-i şehr olmış idi. Cümle iç ağavâtları ve dış ağavâtları dolu cümle böyle pâk ü pâkize ağavâtlardır. Ve rûz-merre sefer ve hazarda ale's-sabâh tahte'l-kahve yigirmi fağfûrî mümessek ve sükkerî ta‘âmlar gelüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Ve yine ale's-seher yedi yire dahi onar fağfûrî kahvealtı ta‘âm çekilirdi. Ve hazînedâr ve silâhdâr ve çukadâr ve nişâncı ve mühürdâra ve'l-hâsıl yedi iç ağaları mertebe sâhiblerine beşer sahan kahvealtı ta‘âm çıkup anlar ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr Evliyâ'ya ve iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l-kahve giderdi. Ammâ masrûfları çok idi. Ve herkese keremkârlık ederdi. Dâ’imâ mu‘tâdları al ve kırmızı ve yeşil libâs-ı fâhirelere mâ’il idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a–337b ·
metinde göster ·
… ar kurbunda kırk elli aded esvâk-ı muhtasarlı dekâkînlerinde balık ve peynir ve
boza
ve şarâb ve rakı firâvândır. Ve bir kenîse-i atîkleri var. Argona nâmıyla bir b …
Ammâ bunlar (---) câmi‘i evkâfı olmağıla maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem olup hâkimleri ve sarây-ı âlîleri vardır. Ekseriyyâ mûğları ve koyun celebi ve pasdırma keşân ve yağ satan keferelerdir. Bunların kolluğu vardır. Anın sebebiyle kefere hânelerine ferd-i âferîdeden bir ferd konmağa kâdir değildir ve kondurmazlar. Mu‘âf u müsellem olduklarından belki âdemi katl ederler. Ammâ yedi aded hânları vardır. Hânlarda sâkin olan müsâfirîne me’kûlât [u] meşrûbâtdan imdâd ederler. Bu hânlar kurbunda kırk elli aded esvâk-ı muhtasarlı dekâkînlerinde balık ve peynir ve boza ve şarâb ve rakı firâvândır. Ve bir kenîse-i atîkleri var. Argona nâmıyla bir bıtrîk ve kıssîs binâ edüp zu‘m-ı bâtılınca Hazret-i Meryem Ana rûhuna savâbın hîbe eylemiş. Yılda bir kerre niçe yüz bin küffâr bu deyr-i köhneye gelüp tecdîd-i âyîn-i kefere-i fecere ederler. Ammâ gâyet musanna‘ deyrdir. Hattâ papasları Melek efendimize vâfir hedâyâ getirdiler. Andan yine cânib-i şarka teper aşağı inüp niçe kurâ-yı âbâdân güzer edüp Kovukdere nâm içre ol sengistân-ı muhâtara yerden geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
Garîb-i diğer oldur kim; bu Ekrâdların cânib-i erba‘asına bir çizi çizsen ol çiziden taşra çıkmak ihtimâli yokdur. Meğer bir âdem gelüp ol müdevver çizinin bir tarafın boza, andan taşra çıka. Yohsa ol çiziden içerde mürd olacağın bilse taşra çıkmak ihtimâli yokdur. {Bu diyârda bir kelb doğursa şâdmân ederler. Bir kelb-i siyâh mürd olsa soğan suyuyla gasl edüp ve kefenleyüp vâveylâ ile mûristân-ı kelbe götürüp defn ederler ve kelb câniyçün koyun kebâbların hayâtda olan kelblerine verirler. Hakkâ ki arslana benzer kelbleri var ve bu diyârda aslâ kurd yokdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a ·
metinde göster ·
… sebb ederler kim Kızılbaş-ı ser-tıraş ol kadar sebb idemez ve zerde ta‘âmın ve
boza
müskirin Mu‘âviye peydâ etdiğiyçün ne ne zerde yerler ve boza içerler.
Ammâ garâ’ib-i acîbe diyâr-ı Rûm'un Arnâ‘ûd vilâyetinde ya‘nî Arnavudistân'ın İskenderiyye'sinde ve Pirizren sancağında ve Dukagin'inde ve Elbasan'ında ve Avlonya ve Delvinye ve Yanya sancaklarında Mu‘âviye ve Yezîd'e ol kadar sebb ederler kim Kızılbaş-ı ser-tıraş ol kadar sebb idemez ve zerde ta‘âmın ve boza müskirin Mu‘âviye peydâ etdiğiyçün ne ne zerde yerler ve boza içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351b ·
metinde göster ·
… zerde ta‘âmın ve boza müskirin Mu‘âviye peydâ etdiğiyçün ne ne zerde yerler ve
boza
içerler.
Ammâ garâ’ib-i acîbe diyâr-ı Rûm'un Arnâ‘ûd vilâyetinde ya‘nî Arnavudistân'ın İskenderiyye'sinde ve Pirizren sancağında ve Dukagin'inde ve Elbasan'ında ve Avlonya ve Delvinye ve Yanya sancaklarında Mu‘âviye ve Yezîd'e ol kadar sebb ederler kim Kızılbaş-ı ser-tıraş ol kadar sebb idemez ve zerde ta‘âmın ve boza müskirin Mu‘âviye peydâ etdiğiyçün ne ne zerde yerler ve boza içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351b ·
metinde göster ·
… rdır. Ekseriyyâ cümle Tatar kalpağı geyüp at eti yeyüp kuzu postu {kürkü} geyüp
boza
ve bal suyu içüp ayda bir kerre beş baş gazâsına "Tevekkülen-alallâh" deyüp Kaz …
Ve a‘yân-ı kibârdan halkı yokdur. Cümle fukarâ zeylinde ehl-i tüccâr ve mücâhid fî-sebîlillâh halkı vardır. Ekseriyyâ cümle Tatar kalpağı geyüp at eti yeyüp kuzu postu {kürkü} geyüp boza ve bal suyu içüp ayda bir kerre beş baş gazâsına "Tevekkülen-alallâh" deyüp Kazak vilâyetine akın edüp ya bay, ya hay veya vay doyum gelüp kılıçlarıyla geçinir gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36b ·
metinde göster ·
… : Piyâle Paşa'nın bir kullesi üzre Cebeci Alî nâm bir mürted kâfir-i bedkâm bir
boza
Bekrîsi mest-i müdâm mel‘ûn kâfir eline bir beyâz bayrağı alup baş aşağı diküp …
"Mâl [u] menâl isteyen gâzî yiğitler ardım sıra gelsin" deyince hemân sarıca bölükbaşısı Arnabud Hüseyin Bölükbaşı ve Gırbo ve Çento ve Yunakoğlu nâm on aded bölükbaşılar bin aded pür-silâh Hırvad ve Kürd yiğitlerile Yûsuf Kethüdâ ardı sıra bayrak çeküp gördüler kim su kullesine Kazak nerdübânlar ile çıkup ân-ı vâhidde kulleyi zabt edüp Piyâle Paşalı ile hırren fe-hırren köpek cengi ederken anı gördük: Piyâle Paşa'nın bir kullesi üzre Cebeci Alî nâm bir mürted kâfir-i bedkâm bir boza Bekrîsi mest-i müdâm mel‘ûn kâfir eline bir beyâz bayrağı alup baş aşağı diküp kal‘ayı vere ile Kazaka vermek ister. Hemân Yûsuf Kethüdâ'nın âkıbeti hayr olsun,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58b ·
metinde göster ·
… serâpâ bâğlardir kim şarâbi gâyet çok olur. Hattâ cümle askere şarâb ve raki ve
boza
ve pivo ve med nâm müskirât mehmelât-i çepelât-i herzevât şekilli şeyler ve bey …
Ve bu şehrin cemî‘i dağlari serâpâ bâğlardir kim şarâbi gâyet çok olur. Hattâ cümle askere şarâb ve raki ve boza ve pivo ve med nâm müskirât mehmelât-i çepelât-i herzevât şekilli şeyler ve beyâz nân-pâreler ile askerin hezele makûlelerine kefereler ziyâfet etdiler kim diyâr-i Erdel'de bir kal‘ada böyle ziyâfet-i murdâr olmamışdır. Hattâ asker-i İslâm'ın âkıbet-endîş ehl-i ırz olanları havf üzre olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 26b ·
metinde göster ·
… ra asker-i İslâm'a yüz sığır ve yigirmi re’s at kebâbları ziyâfeti ile yüz fıçı
boza
nûş olunup cümle asker-i İslâm'ın esîrlerinden savka içün esîr başına beşer gur …
Bunda muhâfazada kalan nûreddîn sultân kal‘adan niçe yüz aded şâhâne toplar atdırup azîm şâdımânlar olundukdan sonra asker-i İslâm'a yüz sığır ve yigirmi re’s at kebâbları ziyâfeti ile yüz fıçı boza nûş olunup cümle asker-i İslâm'ın esîrlerinden savka içün esîr başına beşer guruş alınup defter mûcebince bu sâl-i mübârekde bir sefere çıkışda yedi kerre gazâ olduğu bir târîhde tahrîr olunmamışdır. Ve yedi kerre uruşda cümle (---) bin kadar esîr ve üç kerre yüz bin at ve bilâ-hadd ü lâ-gâyet sâ’ir mâl-ı ganâ’im alındığı cümle tahrîr olunmuşdur. Hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkarın dahi eline on yedi esîr ve kırk re’s at girmişdir. Ba‘dehu Hân-ı âlîşân bu Or kal‘asında muhâfazaya kalup bu hakîre beş köle ve beş yorga at biri raht-ı tahtıyla ve bir semmûr ton-ı çekman ve hüddâmlarıma da birer at ve onar altun ve birer çuka kumâş ihsân etdikde bu hakîr Hân huzûrunda baş urup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·
… ve vâsi‘ bozahâne kârhâneleri var kim her birinde şeb [ü] rûz beşer altışar yüz
boza
Bekrîsi Tatarlar leb ber-lebdir, zîrâ pâk ü pâkîze sıfâtlı ince elekden geçmiş …
Andan poyraz rûzgârı tarafına açılır toprak kapu taşrasında ikinci varoşda bir müselmân mahallesi ve bir mahalle mescidi ve yigirmi beş aded büyük ve vâsi‘ bozahâne kârhâneleri var kim her birinde şeb [ü] rûz beşer altışar yüz boza Bekrîsi Tatarlar leb ber-lebdir, zîrâ pâk ü pâkîze sıfâtlı ince elekden geçmiş koyu ve lezîz ilik gibi boza işleyüp üç vukıyye bozayı bir Kırım akçesine verirler. Hattâ bir Tatar hemân at üzre beş akçelik bozayı nûş edüp esrik olup gider. Beş akçe boza on beş vukıyye eder. Hemân iki nefesde on beş vukıyye bozayı nûş edüp sarhoş olup gider. Bahs ile bir günde yüz vukıyye boza ve bir koyun yemiş Tatar bî-hisâbdır. Bozayı 118b hem içer ve bir tarafdan işer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a–118b ·
metinde göster ·
… r-lebdir, zîrâ pâk ü pâkîze sıfâtlı ince elekden geçmiş koyu ve lezîz ilik gibi
boza
işleyüp üç vukıyye bozayı bir Kırım akçesine verirler. Hattâ bir Tatar hemân at …
Andan poyraz rûzgârı tarafına açılır toprak kapu taşrasında ikinci varoşda bir müselmân mahallesi ve bir mahalle mescidi ve yigirmi beş aded büyük ve vâsi‘ bozahâne kârhâneleri var kim her birinde şeb [ü] rûz beşer altışar yüz boza Bekrîsi Tatarlar leb ber-lebdir, zîrâ pâk ü pâkîze sıfâtlı ince elekden geçmiş koyu ve lezîz ilik gibi boza işleyüp üç vukıyye bozayı bir Kırım akçesine verirler. Hattâ bir Tatar hemân at üzre beş akçelik bozayı nûş edüp esrik olup gider. Beş akçe boza on beş vukıyye eder. Hemân iki nefesde on beş vukıyye bozayı nûş edüp sarhoş olup gider. Bahs ile bir günde yüz vukıyye boza ve bir koyun yemiş Tatar bî-hisâbdır. Bozayı 118b hem içer ve bir tarafdan işer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a–118b ·
metinde göster ·
… bir Tatar hemân at üzre beş akçelik bozayı nûş edüp esrik olup gider. Beş akçe
boza
on beş vukıyye eder. Hemân iki nefesde on beş vukıyye bozayı nûş edüp sarhoş ol …
Andan poyraz rûzgârı tarafına açılır toprak kapu taşrasında ikinci varoşda bir müselmân mahallesi ve bir mahalle mescidi ve yigirmi beş aded büyük ve vâsi‘ bozahâne kârhâneleri var kim her birinde şeb [ü] rûz beşer altışar yüz boza Bekrîsi Tatarlar leb ber-lebdir, zîrâ pâk ü pâkîze sıfâtlı ince elekden geçmiş koyu ve lezîz ilik gibi boza işleyüp üç vukıyye bozayı bir Kırım akçesine verirler. Hattâ bir Tatar hemân at üzre beş akçelik bozayı nûş edüp esrik olup gider. Beş akçe boza on beş vukıyye eder. Hemân iki nefesde on beş vukıyye bozayı nûş edüp sarhoş olup gider. Bahs ile bir günde yüz vukıyye boza ve bir koyun yemiş Tatar bî-hisâbdır. Bozayı 118b hem içer ve bir tarafdan işer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a–118b ·
metinde göster ·
… n beş vukıyye bozayı nûş edüp sarhoş olup gider. Bahs ile bir günde yüz vukıyye
boza
ve bir koyun yemiş Tatar bî-hisâbdır. Bozayı 118b hem içer ve bir tarafdan iş …
Andan poyraz rûzgârı tarafına açılır toprak kapu taşrasında ikinci varoşda bir müselmân mahallesi ve bir mahalle mescidi ve yigirmi beş aded büyük ve vâsi‘ bozahâne kârhâneleri var kim her birinde şeb [ü] rûz beşer altışar yüz boza Bekrîsi Tatarlar leb ber-lebdir, zîrâ pâk ü pâkîze sıfâtlı ince elekden geçmiş koyu ve lezîz ilik gibi boza işleyüp üç vukıyye bozayı bir Kırım akçesine verirler. Hattâ bir Tatar hemân at üzre beş akçelik bozayı nûş edüp esrik olup gider. Beş akçe boza on beş vukıyye eder. Hemân iki nefesde on beş vukıyye bozayı nûş edüp sarhoş olup gider. Bahs ile bir günde yüz vukıyye boza ve bir koyun yemiş Tatar bî-hisâbdır. Bozayı 118b hem içer ve bir tarafdan işer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a–118b ·
metinde göster ·
… sı olur, dörd vukıyyesin bir at yiyemez. Bir kîle gendümü elli kîle verir. Ammâ
boza
darısın re‘âyâları çok eküp yerler ve boza ederler. Bir kîlesi yüz kîle darı ve …
Der-nişâne-i hubûbât-ı mahsûlât: Evvelâ altı gûne dânedâr deve dişi buğday olur. Ve bir gûne siyâh arpası olur, dörd vukıyyesin bir at yiyemez. Bir kîle gendümü elli kîle verir. Ammâ boza darısın re‘âyâları çok eküp yerler ve boza ederler. Bir kîlesi yüz kîle darı verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… r kîle gendümü elli kîle verir. Ammâ boza darısın re‘âyâları çok eküp yerler ve
boza
ederler. Bir kîlesi yüz kîle darı verir.
Der-nişâne-i hubûbât-ı mahsûlât: Evvelâ altı gûne dânedâr deve dişi buğday olur. Ve bir gûne siyâh arpası olur, dörd vukıyyesin bir at yiyemez. Bir kîle gendümü elli kîle verir. Ammâ boza darısın re‘âyâları çok eküp yerler ve boza ederler. Bir kîlesi yüz kîle darı verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… kârları bî-had ve bî-pâyân vilâyetdir. Gerçi fukarâları ve gâzî batır yiğitleri
boza
ve talkan ve kurut ve yazma ve lahşa çorbasıyla geçinirler, ammâ a‘yân-ı kibâr- …
Der-zemîn-i mahsûldâr-ı mezâri‘ât: Bu şehr-i Sol‘ât-ı Kırım'ın her tarafında gül-i gülistân ve sünbül-i reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinân-ı hasbîler ve müşebbek bostânlar var kim hisâbın Bâğbân-ı Rabbü'l-İzze bilir, zîrâ bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve dahi bir rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır kim deyyâr edîm-i arzda mânendi yokdur, meğer diyâr-ı Şâm'da Havrân ovaları ola, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı düşmandan intikâm almak ile mesrûr âdemlerdir. Ve dahi nafakaları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-ünâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir niçe deşt-i Kıpçağ ve sahrâ-yı Heyhâtları nebâtât [u] giyâhât ile mahsûldâr hâmûnlar olup her tarafında sayd [u] şikârları bî-had ve bî-pâyân vilâyetdir. Gerçi fukarâları ve gâzî batır yiğitleri boza ve talkan ve kurut ve yazma ve lahşa çorbasıyla geçinirler, ammâ a‘yân-ı kibâr-ı kübbârlarının ni‘metleri firâvân ve Bâğçesarây'dan gayri dağ eteklerinde olan şehirlerinden uyûn-ı câriyeleri cârî ve revân bir şehr-i Bâğçesarây-ı âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… beyninde böyle pişmiş elli vukıyye gelir bir koyun kebâbın yemiş ve yüz vukıyye
boza
içmiş Tatar çokdur, ya‘nî bunları bir oturuşda bir Tatar yemişdir, tâ bu merteb …
Hattâ kış geceleri 128b cümle vilâyet-i Kırım'da oda sohbetleri edüp niçe gûne helvâlar ve ta‘âmlar ve gûnâ-gûn şarâblar yenüp içilüp eyyâm-ı şitâyı sohbet-i hâs ile geçirirler. Hattâ ol sohbet-i hâs geceleri elli vukıyye gelir bir semîn koyunu kurbân edüp şukka şukka edüp bir demir kebâb şişine ol koyunun lahmını şîşe sancup iki başları ince ortası kalın bir gûne hemvâre eti dizerler kim bir zerre yeri birinden taşra dizmezler. Andan bir araba tekerleğin kırup kebâb altına te’ennî ile germâ-germ âteş edüp bir gûne kebâb pişirirler kim gûyâ ilik olur. Tatar mâbeyninde böyle pişmiş elli vukıyye gelir bir koyun kebâbın yemiş ve yüz vukıyye boza içmiş Tatar çokdur, ya‘nî bunları bir oturuşda bir Tatar yemişdir, tâ bu mertebe latîf ter ü tâze ve nerm kebâb pişirirler kim rub‘-ı meskûnda eyle kebâb pişmek ihtimâli yokdur, ammâ araba tekerleğiyle pişirmek Tatar mâbeynlerinde şartdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a–128b ·
metinde göster ·
… rlerine ta‘zîmen araba tekerleğiyle pişmiş koyun kebâbı yedirüp birkaç tostağan
boza
, ya‘nî kulplu kadeh bozayı içirirler.
{Hikâye}: Zîrâ bir kerre Heyhât sahrâsında konar göçer Tatar'ın birine bir Noğay Tatarı konak olup oba sâhibi bu müsâfir Noğayı sıylamak lâzım, ya‘nî ri‘âyet etmek lâzım. Meğer oba sâhibinin arabası üzre bir mahbûbe gelini var imiş kim cânından azîz imiş. Hemân koyunlarından bir semiz koy basup boğazlayup mahbûbesinin arabası tekerleğinin birini kırup kebâb pişirir. Ne çâre deşt-i Kıpçak'da odun yok. Ma‘şûkasını Heyhât'da bırakmağı irtikâb edüp koyun kebâbın pişirüp müsâfir Noğay'ı sıylar. Ba‘dehu ol Noğay elinden ale'l-fevr yedi araba mâl getirüp konak bayına verir. Ol zamândan berü Tatar kavmi mâbeyninde birbirlerine ta‘zîmen araba tekerleğiyle pişmiş koyun kebâbı yedirüp birkaç tostağan boza, ya‘nî kulplu kadeh bozayı içirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… ri nâ-sâz kavimdirler. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân
boza
ve maksima bozası içerler. Bu maksima bozası keyif vermeyüp ulemâ-yı Noğay içer …
Yine giydikleri koyun ve kuzu kürkleri ve başlarında Tatar kalpakları ve ayaklarında sarı çizmeleri var. Niçesi harîr hil‘atler ve elvân boğası haftanlar ve harîr kuşaklar kuşanırlar. Ve at binüp tirkeş ve kılıç bağlanırlar. Lâkin marâlî ve gazâlî Hoten âhûsu bâdemî gözlü müjgânları Tatar hadenkli-misâl siyâh kirpikli ve kemân ya[y] kaşlı geysûdâr hâl-i Hâşimîli pençe-i âfitâb-ı mehtâbe duhterleri ve kâlim havâtînleri olur.} Ta‘âmları yine talkan ve kurud ve yazma ve lahşa şorbası [ve] at eti ve at yelesi ve at kazısı, ya‘nî at egeği kemikleri basdırması ve darı ekmeği yerler. El-hâsıl yedikleri darı, geydikleri deri, evleri saz, kendileri nâ-sâz kavimdirler. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân boza ve maksima bozası içerler. Bu maksima bozası keyif vermeyüp ulemâ-yı Noğay içer, keskin bozaların yiğitleri içer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a–147b ·
metinde göster ·
… r" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve
boza
içmezler. Ancak maksima boza ve bal suyu içerler.
Ve aslâ bu kavm-i Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza ve bal suyu içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima
boza
ve bal suyu içerler.
Ve aslâ bu kavm-i Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza ve bal suyu içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… oyunları ve kuzuları ve sığırları çokdur, ammâ hınzîrları yokdur. Bal suyu içüp
boza
içmezler. Ve bunların kaçan bir oğulları ve kızları vücûda gelse cümlesi kıranl …
Koyunları ve kuzuları ve sığırları çokdur, ammâ hınzîrları yokdur. Bal suyu içüp boza içmezler. Ve bunların kaçan bir oğulları ve kızları vücûda gelse cümlesi kıranlarından bir yere gelüp ol gün ol gece ağlaşırlar. Ve bir âdemleri ölse yine cümle bir yere cem‘ olup mürdenin etrâfında bir yeme ve içme ve gülüp oynama edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
ve talkan ziyâfetleri edüp yorga atlar ile iki bin atlı imdâd verüp Arslan Beğ …
Ve bu Arslan Beğ, Hân'a azîm at etleri ve boza ve talkan ziyâfetleri edüp yorga atlar ile iki bin atlı imdâd verüp Arslan Beğ dahi bile atlanup Kalmık havflerin çekerek 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·
… nda bu makûle mükeyyefât muharremât nedir bilmezler. Ammâ levendâtları kımız ve
boza
içerler. Ve ulemâları ve ihtiyârları maksima nâm sekir vermez ilik gibi koyu ve …
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir, ammâ mahbûbları yokdur. Öğünlerinde ma‘âbidler ve hüsn-i ülfet bilmezler. Şarâb ve rakı ve gayri şarâb içmezler. Ve diyârlarında bu makûle mükeyyefât muharremât nedir bilmezler. Ammâ levendâtları kımız ve boza içerler. Ve ulemâları ve ihtiyârları maksima nâm sekir vermez ilik gibi koyu ve tatlı boza içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165a ·
metinde göster ·
… r. Ve ulemâları ve ihtiyârları maksima nâm sekir vermez ilik gibi koyu ve tatlı
boza
içerler.
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir, ammâ mahbûbları yokdur. Öğünlerinde ma‘âbidler ve hüsn-i ülfet bilmezler. Şarâb ve rakı ve gayri şarâb içmezler. Ve diyârlarında bu makûle mükeyyefât muharremât nedir bilmezler. Ammâ levendâtları kımız ve boza içerler. Ve ulemâları ve ihtiyârları maksima nâm sekir vermez ilik gibi koyu ve tatlı boza içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165a ·
metinde göster ·
… ] med nâm müskirât meşrûbâtlar içerler, ammâ kavm-i Heşdek yine at etleri yeyüp
boza
ve kımız ve talkan ve yazma içerler.
Bunda dahi bâğ u bâğçe yokdur. Lâkin müşebbek bostânları çokdur. Bu diyârlarda şarâb olmaz. Cümle kefereleri rakı ve horilka ve pivo [ve] med nâm müskirât meşrûbâtlar içerler, ammâ kavm-i Heşdek yine at etleri yeyüp boza ve kımız ve talkan ve yazma içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171a ·
metinde göster ·
… ezler. Eğer etmek yeyüp su içseler belki ölürler. Hemân at südü ve deve südü ve
boza
ve talkan içerler. At südüne kımız derler.
{Der-beyân-ı hikmet-i Bârî}: Ve bu sahrâlarda aslâ su yokdur, ammâ bir karış yeri kazsan bir gûne şorak su çıkup kaynar. Ol çıkan suyun öte yanına bir 176a havz-ı kebîr bir çukur kazsan ol çıkan şora su bu havza akup âb-ı hayât su olur, aceb hikmetdir. Cemî‘i benî âdem ve cemî‘i devâbbât bu sulardan içüp def‘-i atşân ederler. Ammâ kavm-i Tatar ömürleri içinde su içmek ve etmek yemek nedir bilmezler. Eğer etmek yeyüp su içseler belki ölürler. Hemân at südü ve deve südü ve boza ve talkan içerler. At südüne kımız derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b–176a ·
metinde göster ·