âyetin tilâvet ederken Kapanî Efendi gelüp bu âyeti istimâ‘ edüp "Allâh Allâh" dediler. Derhâl berber dükkânında Güleşciler tekyesi şeyhi Pehlivân Alî Halhâlî zâhir olup bizim dükkân önünde Geysûdâr'ı görünce bir na‘raya rehâ buldurup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112b ·
metinde göster ·
rehâvî makâmında okuduklarında âdem hayrân olur. Bu erganûnu Hazret-i Dâvûd, Ru …
Ammâ hikmet bu kim çok elfâzları Fârisî'dir. Bu âyeti rehâvî makâmında okuduklarında âdem hayrân olur. Bu erganûnu Hazret-i Dâvûd, Ruhâ'da ya‘nî Urfa'da peydâ etdüğiyçün Ruhâ şehri ve ruhâvî makâmı derler. Görmeğe muhtâc bir erganûndur kim; mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 203a ·
metinde göster ·
… Hasan vücûda geldiği sâ‘at Cibrîl-i Emîn mübârek-bâd'a nâzil olup hamr hakkında
bu âyet-i
şerîfi kıbel-i Hak'dan getirdi. Âye[t](---)(---)(---)(---)(---). Andan şar …
İbtidâ te’lîf olan dâ’ire ve kamışdan kavaldır. Hekîm Fisagores te’lîf edüp Belkîs'ın zifâfı gecesi çalındı. Andan Mûsâ mûsikârı miskâli te’lîf etdi. Andan rebâbı Abdullâh Fâryâbî te’lîf edüp Hazret asrında dâ’ire ve rebâb çalınup sonra âlet-i ayş u tarab olmağile hicret-i nebeviyyenin sene 4 Medîne-i Münevvere'de imâm Hasan vücûda geldiği sâ‘at Cibrîl-i Emîn mübârek-bâd'a nâzil olup hamr hakkında bu âyet-i şerîfi kıbel-i Hak'dan getirdi. Âye[t](---)(---)(---)(---)(---). Andan şarâb harâm olup âlet-i tarabı olan sâz dahi men‘ oldu. Hakkında (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206b ·
metinde göster ·
şerîfeler tahrîr olunup bu âsitânede niçe ibret nümâları temâşâ ederdik. Zîrâ c …
Bu Şem‘ûn-ı Safâ hattıyla tahrîr olunan İncîl'den bu âyet-i şerîfeler tahrîr olunup bu âsitânede niçe ibret nümâları temâşâ ederdik. Zîrâ cemî‘i asâkir-i İslâma mesîregâh [u] teferrücgâh-ı cihân-nümâ bir dırahtistân yerdir kim cemî‘i bahr-i Sefîd ve kara tarafında Ba‘albek'e ve Sahrâ-yı Bukâ‘ ve Rebve boğazı ve nehr-i Yezîd ve cebel-i Deyr ve kal‘a-i Zeydâniyye ve kal‘a-i Şıkıf ve kal‘a-i Sayda, Berût ve cümle Ma‘ânoğlu dağları sahîfe-i zemînde nakş-ı bukalemûn nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40a ·
metinde göster ·
nass-ı kâtı‘ı tilâvet ederken yine kayd-bend ile götürüp arasta başında mukadde …
bu âyet-i nass-ı kâtı‘ı tilâvet ederken yine kayd-bend ile götürüp arasta başında mukaddem iki aded maslûb 68a Abdî Dede'leri görünce "es-Selâmü aleyküm yâ Abdeyn-i ümmet-i seyyidü'l-kevneyn" deyince hemân maslûbeyn-i mukaddemeyn "Ve aleykümü's-selâm yâ Abdurrahmân Hû! Hû!" deyü aleyke alup yine amân vermeyüp salb edüp üç Abdî Dede na‘ş-ı şerîfi bir günde salb olunduğun nice bin ibâdullâh görünce taht-ı selef-i salâtîn ü mülûk olan Kayseriyye şehrinin cemî‘i muvahhid ve mu‘tekid âdemleri ale'l-ittifâk guluvv-i âmm edüp Abdî Dede'nin katline fetvâ veren şeyhülislâmı ve aleyhinde olan ulemâ-yı zâhirleri ve'l-hâsıl yedi nefer kimesneyi üç aded Abdî Dede yanına ale's-sevîyye yedi nefer kimesneyi salb edüp Abdîleri indirüp ol mahalde gasl edüp (---)(---) mahalde üçünü bir merkad-ı pür-envâra defn edüp hâlâ üçünün dahi seng-i mezârlarıyla ma‘lûm bir ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Kuddise esrâruhum dâ’imen ve efâzallahu aleynâ mecâll-i fuyûzihim bi-mennihi ve keremihi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67b–68a ·
metinde göster ·
{Ammâ hikmet-i Hudâ Selîm Hân câmi‘in itmâm bulduğun istimâ‘ etdüğü gice Hazret-i Risâleti menâmında görüp "Yâ Selîm, câmi‘in cem‘iyyeti tamâm oldu. Âhir cum‘a alemim dibinde kılmağiçün Edirne yoluyla bana gel" derler. Hemân Selîm Hân İslâmbol'dan azm-i Edirne deyü giderken iki gün şikast-hâtır olup üçüncü günde Çorlu nâm mahalde çorlu olup merhûm oldu. Selîm Hân, câmi‘inde evvel cum‘ayı kılamayup âhir cum‘ada cenâze namâzı kılınup na‘ş-ı şerîfin Ayasofya'da defn etdiler. Kapusu üzre bu âyet-i şerîf merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 156a ·
metinde göster ·
gönderüp selâm eylediler ve İpşir'den havf eylemesin. Allah ona yâverdir, dedil …
Paşa efendimiz bu hâli görüp tarîk-i Hâcegân'da iken fırsat ganîmetdir deyüp ol dahi bî‘at edem deyü temennâ etdikde dervîş eyitdi "Ey âşık, siz Melek Ahmed Paşa değil misiz? Siz bî‘at-ı ezeliyyeye iktidâ etmişsiz kim biz sizin hâtırınız içün kat‘-ı menâzil ederdik. Gelüp hamd-i Hudâ sıhhatle mülâkât müyesser oldu. İmdi ey Melek Dede, İşpaniye erenlerinden Mübtecil Hoca Ca‘fer ve Dervîş Angel Haydar millet-i Mesîhiyye şeklinde geçinirler ammâ ikisi de mü’mîn ü muvahhid nihânîce sâhib-i seccâdedirler. Ve pişvâ-yı tarîk-i Hâcegân birer pâdişâh-ı Cem-cenâbdırlar. Anlar hakîre bî‘at verüp "Var ey Dervîş Sünnetî! İslâmbol'da Melek Ahmed Paşa ile buluş ve görüş ve nedîmleriyle biliş ve Allah emâneti olsun Melek Baba'ya selâmımızı teblîğ eyleyüp bu sûre-i Yûsuf âyetiyle tesellî bulsun ve sûre-i (---)Arapça(---) ilâ âhirih, âyetin evrâd etsin. Âyet-i Yûsuf emâneti budur deyüp (---)Arapça âyetidir. Anlar sizlere bu âyeti gönderüp selâm eylediler ve İpşir'den havf eylemesin. Allah ona yâverdir, dediler" deyince hemân paşa ayağa kalkup "Yâ Allah! şükür elhamdülillah ve aleykümü's-selâm rahmetullahi ve berekâtihi, gönderen getiren sağ esen olsun. Hamdülillah ki derûnumda olan İpşir havfi gitdi. Evhâm-ı tahayyülâtdan ve gıll u gışdan berî olup kesâfetden halâs oldum. Ve bu âyet-i şerîfi bunların nutk-ı dürerbârlarından istimâ‘ etdiğim gibi râhatü'l-ervâh buldum. Maksad [u] merâmıma vâsıl oldum," deyü Dervîş Sünnetî'nin elin eline alıp diyâr-ı İşpaniye'de ve gayri büldânlarda hâl sâhibi kimler var ise su’âl ederken "Kurtuba şehrinde Mübtecil Baba Sâdık size selâm etdi ve Tanca şehrinde Şeyh Mansûr selâm etdi ve Fes-i Merânkûşî şehrinde İzzeddîn Burnâvî selâm etdiler" diyince paşa ayağa kalkup selâm alup "Biz anlara Cezâyirli Alî Sipçinoğlu ile mektûblar göndermiş idik. Vâsıl olduğu haberleri geldi" deyüp paşa Dervîş Sünnetî ile yine öpüşüp koç-kucağ ve birbirlerin derâğûş edüp künc-i bucağda bir çağ dahi sohbet-i hâssa meşğûl 176a oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 175b–176a ·
metinde göster ·
… di. Evhâm-ı tahayyülâtdan ve gıll u gışdan berî olup kesâfetden halâs oldum. Ve
bu âyet-i
şerîfi bunların nutk-ı dürerbârlarından istimâ‘ etdiğim gibi râhatü'l-ervâh bul …
Paşa efendimiz bu hâli görüp tarîk-i Hâcegân'da iken fırsat ganîmetdir deyüp ol dahi bî‘at edem deyü temennâ etdikde dervîş eyitdi "Ey âşık, siz Melek Ahmed Paşa değil misiz? Siz bî‘at-ı ezeliyyeye iktidâ etmişsiz kim biz sizin hâtırınız içün kat‘-ı menâzil ederdik. Gelüp hamd-i Hudâ sıhhatle mülâkât müyesser oldu. İmdi ey Melek Dede, İşpaniye erenlerinden Mübtecil Hoca Ca‘fer ve Dervîş Angel Haydar millet-i Mesîhiyye şeklinde geçinirler ammâ ikisi de mü’mîn ü muvahhid nihânîce sâhib-i seccâdedirler. Ve pişvâ-yı tarîk-i Hâcegân birer pâdişâh-ı Cem-cenâbdırlar. Anlar hakîre bî‘at verüp "Var ey Dervîş Sünnetî! İslâmbol'da Melek Ahmed Paşa ile buluş ve görüş ve nedîmleriyle biliş ve Allah emâneti olsun Melek Baba'ya selâmımızı teblîğ eyleyüp bu sûre-i Yûsuf âyetiyle tesellî bulsun ve sûre-i (---)Arapça(---) ilâ âhirih, âyetin evrâd etsin. Âyet-i Yûsuf emâneti budur deyüp (---)Arapça âyetidir. Anlar sizlere bu âyeti gönderüp selâm eylediler ve İpşir'den havf eylemesin. Allah ona yâverdir, dediler" deyince hemân paşa ayağa kalkup "Yâ Allah! şükür elhamdülillah ve aleykümü's-selâm rahmetullahi ve berekâtihi, gönderen getiren sağ esen olsun. Hamdülillah ki derûnumda olan İpşir havfi gitdi. Evhâm-ı tahayyülâtdan ve gıll u gışdan berî olup kesâfetden halâs oldum. Ve bu âyet-i şerîfi bunların nutk-ı dürerbârlarından istimâ‘ etdiğim gibi râhatü'l-ervâh buldum. Maksad [u] merâmıma vâsıl oldum," deyü Dervîş Sünnetî'nin elin eline alıp diyâr-ı İşpaniye'de ve gayri büldânlarda hâl sâhibi kimler var ise su’âl ederken "Kurtuba şehrinde Mübtecil Baba Sâdık size selâm etdi ve Tanca şehrinde Şeyh Mansûr selâm etdi ve Fes-i Merânkûşî şehrinde İzzeddîn Burnâvî selâm etdiler" diyince paşa ayağa kalkup selâm alup "Biz anlara Cezâyirli Alî Sipçinoğlu ile mektûblar göndermiş idik. Vâsıl olduğu haberleri geldi" deyüp paşa Dervîş Sünnetî ile yine öpüşüp koç-kucağ ve birbirlerin derâğûş edüp künc-i bucağda bir çağ dahi sohbet-i hâssa meşğûl 176a oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 175b–176a ·
metinde göster ·
Ammâ paşa ile bu ikisi bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dürer-bârlarından bir hurûf ve bir kelâm anlayamayup mebhût [u] mütehayyir kaldım. Anlar bir gûne sürûr [u] şâdımânda olup kâh el-hamdülillah ve kâh eş-şükrülillah ve kâh hâzâ min fazlı Rabbî dediklerin anlardım. Bu hâl üzre esnâ-yı kelâmda yine sadede gelüp Dervîş Sünnetî eydür "Bu âyet-i şerîfi size gönderdiklerinde ma‘nâ-yı sübhân üzre Melek Dede'ye beşâret eyle kim Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ ile ebşer mâbeyninde olan elifi vasl edüp mâ hâzâ ile ibşirâ okurlar. Ve mâ hâzâ mâ sî mâin (---)(---) dir, ya‘nî ibşir değildir, mün‘adimdir. Arapça ya‘nî yine sen sâbit-kadem olup hayâtda melek-i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre bu âyet-i şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ bu tefsîre râzî değillerdir, ancak meşâyihân-ı bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i ledünde cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben bu âyet-i şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her elfâz-ı dürerbâr kelimesinde ve her hurûf-ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a ·
metinde göster ·
… i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre
bu âyet-i
şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ b …
Ammâ paşa ile bu ikisi bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dürer-bârlarından bir hurûf ve bir kelâm anlayamayup mebhût [u] mütehayyir kaldım. Anlar bir gûne sürûr [u] şâdımânda olup kâh el-hamdülillah ve kâh eş-şükrülillah ve kâh hâzâ min fazlı Rabbî dediklerin anlardım. Bu hâl üzre esnâ-yı kelâmda yine sadede gelüp Dervîş Sünnetî eydür "Bu âyet-i şerîfi size gönderdiklerinde ma‘nâ-yı sübhân üzre Melek Dede'ye beşâret eyle kim Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ ile ebşer mâbeyninde olan elifi vasl edüp mâ hâzâ ile ibşirâ okurlar. Ve mâ hâzâ mâ sî mâin (---)(---) dir, ya‘nî ibşir değildir, mün‘adimdir. Arapça ya‘nî yine sen sâbit-kadem olup hayâtda melek-i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre bu âyet-i şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ bu tefsîre râzî değillerdir, ancak meşâyihân-ı bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i ledünde cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben bu âyet-i şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her elfâz-ı dürerbâr kelimesinde ve her hurûf-ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a ·
metinde göster ·
… în'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben
bu âyet-i
şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı a …
Ammâ paşa ile bu ikisi bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dürer-bârlarından bir hurûf ve bir kelâm anlayamayup mebhût [u] mütehayyir kaldım. Anlar bir gûne sürûr [u] şâdımânda olup kâh el-hamdülillah ve kâh eş-şükrülillah ve kâh hâzâ min fazlı Rabbî dediklerin anlardım. Bu hâl üzre esnâ-yı kelâmda yine sadede gelüp Dervîş Sünnetî eydür "Bu âyet-i şerîfi size gönderdiklerinde ma‘nâ-yı sübhân üzre Melek Dede'ye beşâret eyle kim Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ ile ebşer mâbeyninde olan elifi vasl edüp mâ hâzâ ile ibşirâ okurlar. Ve mâ hâzâ mâ sî mâin (---)(---) dir, ya‘nî ibşir değildir, mün‘adimdir. Arapça ya‘nî yine sen sâbit-kadem olup hayâtda melek-i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre bu âyet-i şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ bu tefsîre râzî değillerdir, ancak meşâyihân-ı bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i ledünde cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben bu âyet-i şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her elfâz-ı dürerbâr kelimesinde ve her hurûf-ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a ·
metinde göster ·
… âyetin söyle. Ol su‘bân şerrinden ümmetlerin ve sen gayrı peygamberân ümmetleri
bu âyet-i
kerîmeyi tilâvet etseler ve yılan üzre üfleseler bi-emri Hayy-ı Kadîr yılan ve …
Hemân Cibril-i Emîn, "Yâ Nûh Necî sûre-i (---)Arapça âyetin söyle. Ol su‘bân şerrinden ümmetlerin ve sen gayrı peygamberân ümmetleri bu âyet-i kerîmeyi tilâvet etseler ve yılan üzre üfleseler bi-emri Hayy-ı Kadîr yılan ve çıyan ve akrep şerrinden emîn olalar." dedikde hemân Hazret-i Nûh Bismillah Arapça deyüp su‘bâna dest urunca su‘bân mest olup andan âteşe yandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b ·
metinde göster ·
… emâlarının ilkâsıyla derdine devâ ararken {İskender'e Hazret-i Allah tarafından
bu âyet-i
şerîfe nâzil oldu}
Âhir-i kâr veca‘-ı karneynine dâ-i devâ içün yine hukemâ ve ulemâlarının ilkâsıyla derdine devâ ararken {İskender'e Hazret-i Allah tarafından bu âyet-i şerîfe nâzil oldu}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
… açan Âdem-i Sânî ya‘nî Nûh Nebî aleyhi's-selâm ba‘de't-Tûfân delîl-i kat‘î olan
bu âyet-i
bürhân ile âyet Arapça hükmü üzre Musul kurbünde cebel-i Cûde üzre keştî-i Nû …
Vech-i tesmiyyesi ve ibtidâ bânîsi oldur kim kaçan Âdem-i Sânî ya‘nî Nûh Nebî aleyhi's-selâm ba‘de't-Tûfân delîl-i kat‘î olan bu âyet-i bürhân ile âyet Arapça hükmü üzre Musul kurbünde cebel-i Cûde üzre keştî-i Nûh Necî karâr edüp cümle ümmet-i Nûh necât buldukda Cûde şehrin Hazret-i Nûh imâr eder. Andan bu Nihâvend semtlerini Nûh Necî deverân ü seyerân edüp âb u hevâsından hazz edüp bu Nihâvend'in şehrin inşâ etdüğinden Nûh-âvind'den galat Nûh-âvend derler. Giderek galat-ı meşhûr olarak Nihâvend derler. Ammâ Acem nâzükleri Nehrâvend derler ve lisân-ı Moğolîde Sare-sur derler, ya‘nî Sâriye kal‘ası derler. Ba‘dehû Keyûmers Şâh ve Nuşirevân ve Hazret-i Ömer hilâfetinde Serdâr Sâriye ve Hârûnu'r-Reşîd ve Şâh Gıyâseddîn cümle bunlar imâr etmişdir ve niçe düvelden düvele intikâl etmişdir. Ba‘dehû Hulâgû ve Timur-ı pür-zor ve Süleymân Hân asrında Serdâr İbrâhîm Paşa ve Murâd Hân-ı Sâlis asrında Cığaloğlu ve Osmân Hân-ı Sânî asrında Halîl Paşa ve Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Hüsrev Şîr Paşa bu Nihâvend kal‘ası ve şehrin harâb u yebâb etmişlerdir. İlâ hâze'l-ân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307a ·
metinde göster ·
kerîme nâzil oldukda Âl-i Abâ husûsu vâki‘ olup şuyû‘ u şöhret bulmuşdur. Ve Pe …
Cemî‘i tefâsirde nakil vardır kim bu âyet-i kerîme nâzil oldukda Âl-i Abâ husûsu vâki‘ olup şuyû‘ u şöhret bulmuşdur. Ve Pençe-i Âl-i Abâ'dan garaz Hazret-i Levlâk Mustafâ mücevvedü'd-dâd-ı bâ-safâ ve Hazret-i Alî ve Fâtımatü'z-Zehrâ ve Hasan u Hüseyin mahsûs olmuşdur ve's-selâm..
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
Hakîr, Bağdâd'da sâkin iken bu hadîs-i sahîhleri ve bu âyet-i şerîfleri kütüb-i tefâsirde tilâvet edüp fermân-ı Hudâ'ya imtisâlen cemî‘i makâmât u ziyâretlere gitmeğe azîmet edüp ibtidâ Bağdâd'dan karşu tarafa ubûr edüp dörd menzilde Necef-i eşrefde olan şehr-i Hazret-i Alî'de meks edüp ibtidâ âsitâne-i sa‘âdet ki evce ser çekmiş bir kubbe-i nûh-tâk-ı revâkdır. Anda bizzât ol dâmâd-ı Hazret-i Resûl-i Ekrem Düldül-süvâr Alî muhbit-ı nûr-ı Hudâ'ya müstağrak yatur. Ve sandûka-i münevveri içinde "Hazret-i Âdem Safiyyullah ve Hazret-i Nûh Neciyyullah ile üçü bir yerde medfûndur." deyü tevâtüre ermişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
… nâzil olmuşdur. Ve sûre-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Bu âyet-i
şerîfler ile yedi aded nefisden Cenâb-ı Allah kulların sakındırmışdır, Hudâ hıf …
âyeti nâzil olmuşdur. Ve sûre-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bu âyet-i şerîfler ile yedi aded nefisden Cenâb-ı Allah kulların sakındırmışdır, Hudâ hıfz eyleye! Ve cümle enfâsın her biri niçe gûne sıfatlarla muttasıf enfâslardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… zret-i Mûsâ ile müfârakat eylediklerini Cenâb-ı Rabbü'l-İzze Hazret-i Risâlet'e
bu âyet-i
şerîfle alâ tarîkı'l-kasas bildirdi kim sûre-i (---) mastûrdur. Âyet:
Ba‘dehû yetîmin sâhibleri ol gemiyi sehel şey ile Nil'den çıkarup kullanırlar. Ve ol dîvârı kim münhedim etdim ve ol dîvâr esâsında bir yetîmin mâl-ı mevrûsu çokdan medfûn olup zâhir olmuşdu. Hâkim-i zâlim görmeyüp yine ol yetîme müyesser ola, deyü dîvârı münhedim edüp mâl dîvâr altında müstetir kaldı ve ol gulâmı ki katl eyledim ebeveynine ve ulu'l-emre âk olsa gerek idi. Emr-i Hak ile katl eyledim. Ey imdi yâ Mûsâ sen ilm-i bâtından haberdâr değilsin. Benim me’mûr olduğum şeylere mâni‘sin. Sen bana refîk olamazsın" deyü Hazret-i Hızır Hazret-i Mûsâ ile müfârakat eylediklerini Cenâb-ı Rabbü'l-İzze Hazret-i Risâlet'e bu âyet-i şerîfle alâ tarîkı'l-kasas bildirdi kim sûre-i (---) mastûrdur. Âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406b ·
metinde göster ·
Andan yigirmi dokuz aded firkatelerin top u tüfenglerin ve gayrı âlât-ı mühimmât levâzımâtları ve demirleri ve yelkenlerin cümle guzât alup firkatelerin cümlesin birbirlerine kayd [u] bend edüp cümlesin âteşe urdular, ammâ niçe firkatede çok mecrûh kâfirler var idi. Cümlesi nâr-ı cahîme girmezden mukaddem dâr-ı fânînin âteşinde biryân u giryân oldular. Niçeleri cân havliyle kendülerin deryâya atup gark olduklarına bu âyet-i şerîf sûre (---) delîldir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b ·
metinde göster ·
… İslâmda idi. Âyet, sûre-i Naşrah'de Arapça nass-ı şerîfi delîl-i kat‘îdir kim
bu âyet-i
şerîfeyi bu cengde müşâhede etdim, zîrâ bozmak ve bozulmak Allâh elindedir, amm …
Ve bu Raba inhizâmı günü rûz-ı mahşer olduğuna aslâ şübhem kalmadı ve Rabbü'l-âlemîn'e i‘tikâd-ı tâmım dahi ziyâde oldu, zîrâ cümle vüzerâ hüsn-i tedbîr etdim zann edüp müşâvereler etdiler, ammâ El-abdü yüdebbir vallâhu yukaddir dir. Garâ’ib bu kim bir sû-i tedbîr buyurdusu ile yeniçeri meterisden çıkması bahâne olup meydân-ı ma‘reke kâfirde kaldı, ammâ evvel mesâfe meydân-ı şecâ‘at asker-i İslâmda idi. Âyet, sûre-i Naşrah'de Arapça nass-ı şerîfi delîl-i kat‘îdir kim bu âyet-i şerîfeyi bu cengde müşâhede etdim, zîrâ bozmak ve bozulmak Allâh elindedir, ammâ bir ânda Cenâb-ı Bârî niçe yüz bin gûne sun‘ını icrâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… ndi nev binâ bir câmi‘-i zîbâ binâ ediyor. Bu hakîr küstâhâne sûre-i Bakara'dan
bu âyet-i
şerîfeyi târîh bulduk. Târîh-i nass-ı şerîf:
Der-tefhîm-i eşkâl-ı varoş: Bir eniş yokuşça zemînde cümle yüz aded hâneleri olup serâpâ kiremitli ve bâğ u bâğçeli vâsi‘ büyût-ı ra‘nâlardır. Lâkin ekserî Rûm keferesi evleridir. Ve cümle yigirmi aded dükkân-ı muhtasarı vardır. Ve cümle henüz kenîseden velî olmuş Şeyh (---) Efendi nev binâ bir câmi‘-i zîbâ binâ ediyor. Bu hakîr küstâhâne sûre-i Bakara'dan bu âyet-i şerîfeyi târîh bulduk. Târîh-i nass-ı şerîf:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273a ·
metinde göster ·
… n yetmiş yedi senesinde Âl-i Osmân fethine mübâşeret edüp yine sûre-i Bakara'da
bu âyet-i
şerîfe târîhidir:
Ba‘dehu Arap elinden yetmiş yedi yıldan sonra bir hîle ile yine İşpanya alup anlarda dahi yetmiş yedi sene durup ba‘dehu bir lu‘b ile Mora cezîresi sâhibi Ayanta kral eline girüp yüz yetmiş yedi yıl dahi anlar hükm edüp ba‘dehu bir lu‘b ile yine Venedik eline girüp yedi yüz yetmiş yedi yıl kabza-i tasarruflarında olup yine bin yetmiş yedi senesinde Âl-i Osmân fethine mübâşeret edüp yine sûre-i Bakara'da bu âyet-i şerîfe târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308b ·
metinde göster ·
şerîfeyi mihrâb dîvârının solunda Karahisârî tarzı celî hatt ile rûy-ı dîvâra t …
Hattâ bu âyet-i şerîfeyi mihrâb dîvârının solunda Karahisârî tarzı celî hatt ile rûy-ı dîvâra tahrîr edüp Sadrıa‘zamdan yüz altun ihsân alup Âsaf-ı âlî-himem buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313a ·
metinde göster ·
şerîfe bu kal‘anın fethine şürû‘ etdiğimize ve bu câmi‘i kenîseden mihrâb-ı Muh …
"Bu âyet-i şerîfe bu kal‘anın fethine şürû‘ etdiğimize ve bu câmi‘i kenîseden mihrâb-ı Muhammedî'ye vely edeceğimiz niyyetine târîh olmuşdur" buyurdular, ammâ hakkâ ki pesendîde-i âlem bir câmi‘-i pür-nûr olmuşdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313a ·
metinde göster ·
… bu bâb-ı sa‘âdetin atebe-i ulyâsı üzre beyâz mermer kitâbeler içre celî hat ile
bu âyet-i
şerîf yazılmışdır: Âye[t]:
Ve bu haremin üç kapusu var. Sol tarafdaki kapudan hareme on beş kademe taş nerdübân-ı âlî ile urûc olunur. Ve bu bâb-ı sa‘âdetin atebe-i ulyâsı üzre beyâz mermer kitâbeler içre celî hat ile bu âyet-i şerîf yazılmışdır: Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y69a ·
metinde göster ·
şerîf ve târîhleri tahrîr olunmuşdur. Târîh: Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur. …
Ve cümle on iki mahalle ve yedi mihrâbdır. Cümleden vâcibü's-seyr Câmi‘-i Kebîr şehrin şimâli cânibinde kurşum örtülü ve beş kubbe-i âlîli ve bir minâre-i mevzûnlu bir ibret-nümâ câmi‘-i zîbâdır. Ve cânib-i erba‘asında der ü dîvârları serâpâ gök mücellâ mermerdendir, anıniçün Etrâk tâ’ifesi Gök câmi derler. Kıble kapusu üzre tâ yukaru kemerde bu âyet-i şerîf ve târîhleri tahrîr olunmuşdur. Târîh: Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur. Dahi altında kapu çerçivesi mermeri üzre:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y101b ·
metinde göster ·
Ziyâret-i Ya‘kûb Baba kuddise sırruhu Süleymân Hân ile mülâkât oldukda "Var Sarı oğlan Arapça âyetin okuyup Rodos'u al" deyü keşf edüp bu âyet-i şerîf târîh olunmuşdur. Ba‘de'l-feth Süleymân Hân Ya‘kûb Dede'yi merhûm bulmuşdur kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b ·
metinde göster ·
… kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Risâlet'e Hazret-i Yûnus hakkında alâ-tarîku'l-hikâye
bu âyet-i
şerîfi nâzil etmişdir. El-âye[t]: Arapça buyuruşlardır kim Hazret-i Yûnus ury …
Hakîkat leb-i deryâda bir küçük kubbedir, ammâ yine mesciddir. Kendüleri kubbenin kapusu önünde bir kumsal yerde beyâz kireç ile mebnî bir merkad-i pür envârıyçün cümle ulemâ-yı Sayda kabr-i Yûnus oldur, derler. Ve bu Hazret-i Yûnus merkadi olduğuna bu dahi delîldir kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Risâlet'e Hazret-i Yûnus hakkında alâ-tarîku'l-hikâye bu âyet-i şerîfi nâzil etmişdir. El-âye[t]: Arapça buyuruşlardır kim Hazret-i Yûnus uryân balık karnından çıkup uryânen bî-tâb ü bî-mecâl şiddet-i harâretde yatırken Cenâb-ı Bârî Resûl'ün esirgeyüp ol ân cesed-i şerîfin hıfz içün kabak ağacın halk edüp ol ulu berkleri Hazret-i Yûnus üzre sâyebân olur. Hâlâ âsitânesi etrâfında ol yaktîn-i beyâbândan geçilmez. Ve cezîre-i Sakız'dan gayri diyârda sakız dırahtları olmazken niçe sakız dırahtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192a ·
metinde göster ·
… dur. İçine girmek terk-i edeb olduğundan mesdûddur. Ve kapusu üzre bu târîh ile
bu âyet-i
şerîf mahrûrdur ve bir beyâz kitâbe üzre celî hatdır.
Ve bu mihrâbın sağ tarafında Hazret-i Risâlet-penâh'ın Mi‘râc kubbesi, şekl-i müsemmen bir kubbe-i latîfdir. Ve her köşesinde ikişer ince mermer sütûncuklar bitişikdir. Üstâd mühendis eyle inşâ etmiş. Serâpâ mermer kaplıdır. Ve kubbe-i musanna‘ı rusâs ile pûşîde ve altun alemlidir. Ve şimâle nâzır bir kapusu var, dâimâ mesdûddur. Derûn-ı kubbede ne olduğu ma‘lûmum değildir. Ve cânib-i erba‘asında pençeresi yokdur. İçine girmek terk-i edeb olduğundan mesdûddur. Ve kapusu üzre bu târîh ile bu âyet-i şerîf mahrûrdur ve bir beyâz kitâbe üzre celî hatdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215a ·
metinde göster ·
… ekşûfdur ve ağaç bâblardır. Andan Bâb-ı Gavrânî ve Bâbü'l-hadîd. Hadîd hakkında
bu âyet-i
şerîf nâzil olmuşdur. âye[t]: Arapça âyeti nâzildir.
Ve yine ol sırada Bâb-ı Hıtta-i sağîr ve Paşa sarâyı dibinde Bâb-ı Nazar. Bu mezkûr beş kapu şimâl cânibine mekşûfdur ve ağaç bâblardır. Andan Bâb-ı Gavrânî ve Bâbü'l-hadîd. Hadîd hakkında bu âyet-i şerîf nâzil olmuşdur. âye[t]: Arapça âyeti nâzildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y216a ·
metinde göster ·
şerîfin sebeb-i nüzûlü oldur kim Hazret-i Mûsâ vâdî-i Tîh'de yedi yıl, kırk yıl …
Y 218b Bu âyet-i şerîfin sebeb-i nüzûlü oldur kim Hazret-i Mûsâ vâdî-i Tîh'de yedi yıl, kırk yıl gezdiğinde ihtilâf vardır. Ammâ kavl-i sahîh yedi sene serserî gezdiklerinde ümmetleri su istediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
Tevrât, Kur’ân'da dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindek …
Hemân Cenâb-ı İzzet'den bu âyet-i Tevrât, Kur’ân'da dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindeki asâyı bir küçük taşa darb edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve devâbbâtları def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i ihtiyâcda yine asâyile ol taşı ururlardı âb-ı hayât mâ çıkardı. Hâlâ ol seng-i asfer şâm-ı şerîf'de Hazret-i Îsâ minâresinde makâm-ı Hazret-i Îsâ'da dîvâr içre mebnîdir. Cümle züvvâr bu taşa Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmişdir, deyü destlerin sürüp yüzlerine sürerler. Hemân i‘tikâd lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
… -i Âdem türâbdan halk olunup müfessirîn Y 226a ikisin de bir sûretde idi deyü
bu âyet-i
şerîf ile istidlâl ederler. Âye[t]:
Âhir zamânda şerî‘at-i Muhammedî üzre âsumândan nâzil olup şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye'nin minâresinde bulunup Hazret-i Îsâ babasız halk olundu, Hazret-i Âdem türâbdan halk olunup müfessirîn Y 226a ikisin de bir sûretde idi deyü bu âyet-i şerîf ile istidlâl ederler. Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225b–Y226a ·
metinde göster ·
şerîf dahi şâm hakkındadır derler. Hattâ Hazret-i Risâlet-penâh kable'n-nübüvve …
Bu âyet-i şerîf dahi şâm hakkındadır derler. Hattâ Hazret-i Risâlet-penâh kable'n-nübüvve Hadîce-i Kübrâ'nın mâlıyla ticâret edüp Mekke'den Busrâ şehrine gelüp ticâret ederdi ki Arapça dır. Busrâ'dan şâm'a bir merhale yerdir. şâm'a gelüp cebel-i Kaysûn'da Kademü'n-nebî olan seng üzre basup alâmet etmişlerdir. Hâlâ ziyâretdir. Andan şâm'ı seyr [ü] temâşâ edüp refîkleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249b ·
metinde göster ·
… zrelerdir kim "Hazret-i Meryem Hazret-i Îsâ'yı bu gârda müştakk etmiş ola" deyü
bu âyet-i
kerîmeyi istidlâl edinirler. Âye[t]:
Ve bu cebel-i Rebve'de bir gâr-ı azîm vardır. Bu nâhiyede şıkıf kal‘ası ve Zübdâniyye kal‘ası ahâlîleri ol zu‘m üzrelerdir kim "Hazret-i Meryem Hazret-i Îsâ'yı bu gârda müştakk etmiş ola" deyü bu âyet-i kerîmeyi istidlâl edinirler. Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y253a ·
metinde göster ·
… ‘-i Kıbleteyn içre Hazret-i Cibrîl-i Emîn Cenâb-ı Kibriyâ tarafından nâzil olup
bu âyet-i
şerîfi getirdi. Âye[t]:
Kıble-i kadîm oldur. Ammâ bu Kıbleteyn câmi‘inde Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ hicretin on dördüncü senesinde ibâdet ederken bu câmi‘-i Kıbleteyn içre Hazret-i Cibrîl-i Emîn Cenâb-ı Kibriyâ tarafından nâzil olup bu âyet-i şerîfi getirdi. Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277b ·
metinde göster ·