… ığımızdan mâ‘adâ her bâr bir alay ârsız, cebbâr kavmin zulm [ü] te‘addîlerinden
bu şehir
içre huzûr edemez olduk. Bunlara bir tedârük görmek gereksiz" deyü ilyana Kıral …
"Şehrimiz içre kırk elli bin Arab askeri tenâsül bulup günden güne ziyâde olup hadlerinden hâric evza‘ [u] etvâr etmeğe başladılar. Ve anların bunda sâkin olmaları sebebiyle bir kaç kerre muhâsaralar çeküp bu kadar mâl-ı hazâyinden ayrıldığımızdan mâ‘adâ her bâr bir alay ârsız, cebbâr kavmin zulm [ü] te‘addîlerinden bu şehir içre huzûr edemez olduk. Bunlara bir tedârük görmek gereksiz" deyü ilyana Kıral fermân edince ba‘zı mest [ü] medhûş-ı bâde-nûş kefere ve fecereler şarâb-ı bî-hicâb kıvâmıyla,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
… dur. Serâpâ ma‘mûr [u] âbâdân vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân, sultân yalılarıdır kim
bu şehir
İslâmbol'a muttasıldır. Lâkin başka hükûmetdir. İbtidâ kânûn-ı Ebü'l-feth üzre …
Evvelâ şehr-i Eyyûb, İslâmbol'un cânib-i garbında deryâdan tokuz mîl ba‘îd karadan iki sâ‘at dûr bir şehr-i İremdir. Ammâ yine mâbeyninde aslâ arz-ı hâliye yokdur. Serâpâ ma‘mûr [u] âbâdân vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân, sultân yalılarıdır kim bu şehir İslâmbol'a muttasıldır. Lâkin başka hükûmetdir. İbtidâ kânûn-ı Ebü'l-feth üzre beş yüz akçe mevleviyyetdir ve yedi yüz pâre kurâya hükmü nâfizdir ve yigirmi altı nevâhî nâ’ibi vardır. Ber-vech-i adâlet senevî on bin guruş hâsıl olur. Başka subaşısı ve mütevellîsi hükûmet {eder}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119a ·
metinde göster ·
içre cümle bin seksen mesâcid vardır. Cümleden cemâ‘ati çok Dökmeci{başı} mesci …
Bu câmi‘lerden mâ‘adâ bu şehir içre cümle bin seksen mesâcid vardır. Cümleden cemâ‘ati çok Dökmeci{başı} mescidi ve Arpacıbaşı mescidi ve Karcı Süleymân mescidi bu dörd mescid Mi‘mâr Sinân binâsıdır. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119a ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin cânib-i erba‘asında gerçi kal‘a yokdur ammâ rabâtdan ziyâde masûn [u] mahfûzdur. Bu şehir iskeleden tâ Piyâlepaşa mahallesine varınca (---) adımdır. Okmeydânı'ndan tâ Galata hudûdunda dörd yol ağzına varınca tokuz bin adım yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
cümle on sekiz mahalle-i müslimîn ve yetmiş mahalle kefere-i Rûm ve üç mahalle …
Ve bu şehir cümle on sekiz mahalle-i müslimîn ve yetmiş mahalle kefere-i Rûm ve üç mahalle Freng-i pür-reng ve bir mahalle-i Yahûdî ve iki mahalle Ermenî vardır. Başhisâr'da aslâ kefere yokdur. Ve ikinci hisârda Arab câmi‘ine gelince aslâ ve kat‘â kefere ve gayrı yokdur ve ahâlî-i mahalle elinde Ebü'l-feth'den berü hatt-ı şerîfleri vardır, kâfiri komazlar ve silâh ile nasârâ görseler ol ân amân [ü] zamân vermeyüp katl ederler. Zîrâ ekseriyyâ İşpanya'dan Sultân Ahmed asrında gelen ciğer-hûn Mübtecel tâ’ifesi müselmânlarıdır kim İşpanya'da küffârdan ciğerleri hûn olmuşdur. Galata'da müsellah kâfir görseler hemân katl ederler. Zîrâ bu iki kal‘adan mâ‘adâ tâ Tophâne'ye varınca iki kal‘a içi mâl-â-mâl yedi kıral Frengi ve cümle nasârâ mâl-â-mâldır. Murâd Hân tahrîri üzre iki kerre yüz bin kâfir ve altmış dörd bin müslim vardır. Hudâ hıfz ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129a ·
metinde göster ·
Bu şehir içre bâğ [u] bâğce yokdur, aslâ. Ve Kürkcükapusu hâricinde kalafatcılar odaları cümle (---) aded odalardır. Ağaları ve ço[r]bacıları vardır. Tershâne-i âmire'de pâdişâhın kadırgaların kalafat ederler. Cümle iki bin askerdir ve kırk bölükdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
kefere destinde iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Se …
Zamân-ı kadîmde bu şehir kefere destinde iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Sebebi oldur kim bu şehir zemîni çengelistân-ı hıyâbân iken Yaşka nâmında bir ruhbân râhib bunda bir kenîse-i azîm binâ edüp Kudüs-i Şerîf'de Hazret-i Îsâ'nın rahm-ı mâderden müştak olduğu Beytüllahm nâm mahallinden Hazret-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhret bulup ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu ruhbân mürd oldukda mezkûr taş beşiği Hırkîloğlu ilya nâm kıral ol beşiği Ayasofya deyrinin sağ tarafındaki tabakaya koyup hâlâ ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… e iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Sebebi oldur kim
bu şehir
zemîni çengelistân-ı hıyâbân iken Yaşka nâmında bir ruhbân râhib bunda bir kenî …
Zamân-ı kadîmde bu şehir kefere destinde iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Sebebi oldur kim bu şehir zemîni çengelistân-ı hıyâbân iken Yaşka nâmında bir ruhbân râhib bunda bir kenîse-i azîm binâ edüp Kudüs-i Şerîf'de Hazret-i Îsâ'nın rahm-ı mâderden müştak olduğu Beytüllahm nâm mahallinden Hazret-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhret bulup ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu ruhbân mürd oldukda mezkûr taş beşiği Hırkîloğlu ilya nâm kıral ol beşiği Ayasofya deyrinin sağ tarafındaki tabakaya koyup hâlâ ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… en getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle
bu şehir
şöhret bulup ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu ruhbân mürd oldukda mezkûr taş beşi …
Zamân-ı kadîmde bu şehir kefere destinde iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Sebebi oldur kim bu şehir zemîni çengelistân-ı hıyâbân iken Yaşka nâmında bir ruhbân râhib bunda bir kenîse-i azîm binâ edüp Kudüs-i Şerîf'de Hazret-i Îsâ'nın rahm-ı mâderden müştak olduğu Beytüllahm nâm mahallinden Hazret-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhret bulup ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu ruhbân mürd oldukda mezkûr taş beşiği Hırkîloğlu ilya nâm kıral ol beşiği Ayasofya deyrinin sağ tarafındaki tabakaya koyup hâlâ ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
ahâlîsinin taraf-ı şer‘-i şerîfden hâkimi beş yüz akçe pâyesiyle mollâdır kim y …
Ve cümle bu şehir ahâlîsinin taraf-ı şer‘-i şerîfden hâkimi beş yüz akçe pâyesiyle mollâdır kim yüz âdemiyle hükûmet eder. Cümle eyâleti (---) kurâdır ve (---) beş nâ’ibi hükûmet eder ve senevî ber-vech-i adâlet kırk bin guruş hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b ·
metinde göster ·
içre sekiz yüz sarây hammâmları vardır. Ba‘zısına ahâlî-yi mahalle ehl [ü] iyâl …
Bu hammâmlardan mâ‘adâ bu şehir içre sekiz yüz sarây hammâmları vardır. Ba‘zısına ahâlî-yi mahalle ehl [ü] iyâlleri ile girüp safâ ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 143a ·
metinde göster ·
ve Kâğızhâne köyü nehirleri cereyân ederek Eyyûb ile Südlüce kasabası mâbeynind …
Teferrücgâh-ı Çaybaşı: Bu şehir ve Kâğızhâne köyü nehirleri cereyân ederek Eyyûb ile Südlüce kasabası mâbeyninde İslâmbol halîcine munsab olur âb-ı zülâldir. Ammâ bu merkûm Çaybaşı Kâğızhâne nehrinin başıdır. Gâyet lezîz âb-ı rakîkdir. {Ammâ lodos hevâda Mîrâhûr Köşkü dibinde deryâ karışup sehel şorca nehir olur, Alî Beğ nehri kezâlik böylecedir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… âncıklarda çınar-ı müntehâ ve bîd-i ser-nigûn ile müzeyyen sûkları vardır. Zirâ
bu şehir
bâğ-ı İrem-misâl bir ravza-i Rıdvânlı şehrdir kim kırk yedi bin bâğ [u] bâğçe v …
Şehr-i Bursa'nın enderûn [u] bîrûnunda sağîr ve kebîr cümle kırk sekiz cisr var. Ve bu şehr-i Bursa'nın niçe yüz esvâklarında dekâkînler üzre üzüm asmaları hâsıl olup salkım salkım gûnâ-gûn engürler ile âvîzeler olup hıyâban-ı sâyedâr üzüm asmaları ile zeyn olmuş bâzârlardır. Ve ba‘zı meydâncıklarda çınar-ı müntehâ ve bîd-i ser-nigûn ile müzeyyen sûkları vardır. Zirâ bu şehir bâğ-ı İrem-misâl bir ravza-i Rıdvânlı şehrdir kim kırk yedi bin bâğ [u] bâğçe ve bostân [u] gülistândır, deyü tahrîr olunmışdur. Aşağı şehrin her hânesinde birer hadîka-i "İreme zâtü'l-imâd" misillü bâğçeler mukarrer olduğundan mâ‘adâ her birinde havz ve şâzirvân mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a ·
metinde göster ·
Bildiğimiz câmi‘ler bunlardır. Ma‘adâ kâr-ı kadîm mesâcidlerdir. Ve
bu şehir
dereli ve depeli ve taşlı yerlerde kat-ender-kat cümle iki bin yedi yüz kiremit …
Bildiğimiz câmi‘ler bunlardır. Ma‘adâ kâr-ı kadîm mesâcidlerdir. Ve bu şehir dereli ve depeli ve taşlı yerlerde kat-ender-kat cümle iki bin yedi yüz kiremitli ve toprak örtülü me‘mûr u müzeyyen kâr-ı kadîm hânelerdir. Ve cümle üç hammâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283a ·
metinde göster ·
… a kalmış gayrı câmi‘leri ve hân [u] hammâmları ve çârsû-yı bâzârları vardır. Ve
bu şehir
, Tebrîz hâkinde başka sultânlıkdır. Bin kadar nökere ve kelentere ve darûgaya m …
Evsâf-ı kal‘a-i Kumla: Sene 998 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında serdâr-ı mu‘azzam Koca Ferhâd Paşa binâsıdır. Kûh-ı Velyâ[n] dâmeninde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i seng-binâdır. Dâiren-mâdâr cirmi üç bin seksen adımdır ve yedi kulle ve iki kapudur. Biri cânib-i garba Rûm tarafına küşâdedir, biri cânib-i şarka Tebrîz kapusudur kim Hadım Ca‘fer Paşa Tebrîz serdârıyken Tebrîz kulundan firâr edüp bu kal‘aya mütehassın olup Tebrîz kulu bu Kumla kal‘asın muhâsara edüp içerden Ca‘fer Paşa bir gicede kal‘anın Tebriz tarafı dîvârın yarup yedi bin güzîde askerler taşra çıkup cümle gâfil yatan Tebrîz kulların dendân-ı tîğdan geçirüp bakıyyetü's-seyfin Tebrîz'e dek kovup kul Tebrîz'e vardıkda görseler kim Hadım Ca‘fer Paşa'nın kethüdâsı Tebrîz kal‘asın kapayup bunlara balyemez toplar urup kal‘adan top ve ardlarından Tavâşî Ca‘fer Paşa Kürdistân askeriyle kırup gelir. Âhir cümlesi birer diyâra firâr edem sanup cümlesi dendân-ı tîğdan geçüp Ca‘fer Paşa müstakil serdâr-ı mu‘azzam olup bu Kumla kal‘asın yıkdığı dîvârın yerini bir bâb-ı azîm binâ edüp Gedik kapu ve Tebrîz kapusu derler, sa‘b u metîn kapudur ve kal‘a-i kavîdir. İçinde yedi yüz hâne ve bir câmi‘ vardır. Ammâ taşrada varoşu Kumla şehridir kim bâğ u bâğçesine hadd u nihâyet yokdur. Kumla engürü ve alub hârâsı ve Abbâsî ve milçe emrûdu meşhûrdur. Şehri yetmiş mihrâbdır, on biri câmi‘dir. Cümleden Ferhâd Paşa Câmi‘i binâ-yı latîfdir, ammâ şehrin kenarında kalmış gayrı câmi‘leri ve hân [u] hammâmları ve çârsû-yı bâzârları vardır. Ve bu şehir, Tebrîz hâkinde başka sultânlıkdır. Bin kadar nökere ve kelentere ve darûgaya mâlikdir ve kadılıkdır. Bunda dahi azîm ziyâfetler tenâvül olunup sultândan hedâyâlar alındı. Bu diyârda sultân, sancak beğine derler, hân, emîr-i mîrâna derler, hânlar hânı üç tuğlu vezîr pâyesine derler, i‘timâd-ı devle (---) derler. Sipehsâlâr-ı mu‘azzam, serdâr-ı vezîria‘zama derler. Kapucubaşı (---) derler. Münşî, re’îsü'l-küttâba derler. Kelenter, alaybeğine derler. Darûga, subaşıya derler. Yasavul ağası alay çavuşuna derler. Dizçöken ağası, yeniçeri ağasına derler. Dizçöken, yeniçeriye derler. 304b Mihmândâr, müsâfir kondurana derler. Bu zikr olunan kimesnelerin cümle hükûmetde alâkaları olup mîr-kelâmlardır kim kânûn-ı İrân-zemîn budur. Andan kalkup 7 sâ‘atde bâğ u bâğçeler içre gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304a–304b ·
metinde göster ·
… e kerre üzerlerine nûr-ı Hudâ nâzil olduğun ahâlî-i vilâyet görüp nakl etdiler.
Bu şehir
hânında üç gün mihmân olup elli mikdârı refîkler ile Gence'den yine şimâl taraf …
Ziyâretgâh-ı şühedâ-yı Erivâm: Kaçan kim guzât-ı müslimîn şâha kal‘a[yı] amân ile teslîm etdiklerinde şehr hâricine uryân çıkınca on iki bin askeri cümle kılıçdan geçirüp îmân-ı mugallatasına vefâ etmeyüp böyle bî-emânlık etmişdir. Hâlâ cümlesin şehr hâricinde defn etmişlerdir kim şühedâ-yı Erivâm derler. Niçe kerre üzerlerine nûr-ı Hudâ nâzil olduğun ahâlî-i vilâyet görüp nakl etdiler. Bu şehir hânında üç gün mihmân olup elli mikdârı refîkler ile Gence'den yine şimâl tarafına giderken sağ tarafımızın şarkîsinde Lûristan Hânlığı vilâyetidir, anın hudûdıyla 4 sâ‘atde ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 310a ·
metinde göster ·
… bir âb-ı hayât su kaynar ve bu mahalle karîb Alî kayası derler bir kaya vardır.
Bu şehir
halkının zu‘munca 340a Hazret-i Alî gelüp belin dayayup istirâhat etdiğiyçün …
Karye-i Marik: Ma‘mûr Ermeni köyüdür kim Erzurûm kal‘ası kulunun hâssıdır. Hikmet-i Hudâ bu köydeki mağaraların içinde mâh-ı temmûzda cereyân eden âb-ı zülâller donup buz olur. Kış günleri hammâm suyu gibi ıssı olur. Aceb hikmet-i Perverdigârdır. Ve cümle vilâyet halkı bu mağaralarda katık peyniri ta‘bîr etdikleri peynirlerin bu gârlarda hıfz ederler. Bir serdâb-ı gâr-ı yetîmânlardır. Ve bu yerlere Erzurûm'dan gelirken nehr-i Furât üzre bir göz cisr-i azîmden ubûr edüp beş yüz âdem yokuş yukaru gidüp Keban nâm kayalı yerleri aşup eflâke ser çekmiş kayalardır. Kal‘aya çıkarken bu Kebân kayaları sağ cânibe düşmüş derk-i esfel-vâr câh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ve ayn-ı Munzır dedikleri nehrcik, bu mahalde nehr-i Furât'a mahlût olur. Bu nehr-i Munzır'ın menba‘ı cebel-i Munzır'dan tulû‘ edüp şehrin bâğçeleri içre olan Satır deresiyle bir olup Keban altında nehr-i Furât'a karışır, Âb-ı hayât-ı berrâk bir âk âb-ı nâbdır. Ve Keban kayası nâm mahal kal‘a dibidir, bir âb-ı hayât su kaynar ve bu mahalle karîb Alî kayası derler bir kaya vardır. Bu şehir halkının zu‘munca 340a Hazret-i Alî gelüp belin dayayup istirâhat etdiğiyçün hâlâ bel ağrısına mübtelâ olan kimesne ol kayaya bellerin koysa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur, ammâ hâssası Allah'dandır. Bi-emrillah seng-i mıknatıs gibi bir taşdır. Bu şehr ahâlîsi bu kayaya Eğerli kaya derler. Bu kayadan yokuş yukaru gidip varoş kefere mahallesidir. Cümle (---) aded toprak ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz hânelerdir. Ve cümle re‘âyâsı Ermenilerdir. Ve cümle çârsû-yı bâzâr bu varoşdadır. Cümle sağîr [u] kebîr üç yüz dükkândır. Ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. İki hânları var ve iki hammâmı, biri ulu câmi‘ ile mahkemeye muttasıl Çorbacı hammâmı derler ve Keban'a karîb nehr-i Furât kenarında Kethüdâyeri hammâmı; âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı tarz-ı kadîmdir. Ve bu varoş etrâfında ribât yokdur. Ancak bu varoşdan yukaruda kal‘a-i azîmdir kim evce kad çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b–340a ·
metinde göster ·
cümle on yedi mahalledir. Evvelâ Beğ mahallesi ve Güller mahallesi ve Yeni Câmi …
Bu şehir cümle on yedi mahalledir. Evvelâ Beğ mahallesi ve Güller mahallesi ve Yeni Câmi‘ mahallesi ve Kavak mahallesi ve Tekye mahallesi ve Şehre Küsdü mahallesi ve Yarımca mahallesi ve Dağ mahallesi ve Polad mahallesi ve Yahşi mahallesi Meşhûr mahallâtlar bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… min dimâğı dü şakka olur ve müsg [ü] amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibesi olur.
Bu şehir
halkı ekseriyyâ ol kavundan zerde tabh edüp içine darçın ve karanfil koyup bir …
Memdûhât-ı Beğbâzârı: Evvelâ bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Besâtinlerinde bir gûne kavunu olur kim lezzetinden âdemin dimâğı dü şakka olur ve müsg [ü] amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibesi olur. Bu şehir halkı ekseriyyâ ol kavundan zerde tabh edüp içine darçın ve karanfil koyup bir zerde olur kim Mu‘âviye hazretlerinin ibtidâ te’lîf etdüğü lezîz zerde olur. Bu gûne bir lezîz ve hoş-hor ve serî‘u'l-hazm kavundur. Ve bir gûne sebz-gûn emrûdu olur. Bir müdevver, dördi beşi bir vukıyye gelir âbdâr ve hoş-hor emrûddur. Âsitâneye niçe yüz bin kutu emrûd pembeler içre hedâyâ gider. Bir gûne sükker-i halvâ emrûddur kim Acem diyârında Tesuy şehrinde ve Ordubâr şehrinde Meleçe emrûdu lezzetindedir. Ve siyâh arpası olur. Gâyet yağlıdır. Ata çok vermeden ihtirâz etmek gerek. Ve sahrâsında pirinci olur, gâyet pişkindir. El-hâsıl bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr şehr-i imâr-ı dâr-ı diyâr şehr-i Beğbâzâr'dır. Hafazekallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
… [u] bûstân ve zürû‘-ı hubûbâtı firâvân şehr-i ganîmetdir. Hatta paşa efendimize
bu şehir
ahâlîsinden bin aded koyun ve yedi at ve üç yüz araba şa‘îr ve zahâyir makûlesi …
Âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ve halkı gerçi Etrâk'dır ammâ muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemleri vardır. Çuka ve akmişe-i fâhire giyer a‘yânları var. Ve abâ ve kaba-pûş sulehâ-yı ümmetden merd-i Hudâ kimesneleri vardır. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası bâğistân u gül-gülistân ve hadâyık [u] bûstân ve zürû‘-ı hubûbâtı firâvân şehr-i ganîmetdir. Hatta paşa efendimize bu şehir ahâlîsinden bin aded koyun ve yedi at ve üç yüz araba şa‘îr ve zahâyir makûlesi hedâyâ geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7a ·
metinde göster ·
Merâm'ında bir gûne çiçek hâsıl olur. Seylû ve nîlgûndur. Anın ile debbâğlar ta …
Der-beyân-ı memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehrin zergerleri ve külâhcıları ve hayyâtları ve Pâk Selmânî berberleri meşhûrdur. Ammâ tabbâğları ekâlîm-i seb‘ada yokdur. Bu şehir Merâm'ında bir gûne çiçek hâsıl olur. Seylû ve nîlgûndur. Anın ile debbâğlar tab‘-ı edîm edüp âsumânî renk ve gül-i şeftâlû ve sarı ve turuncî ve kırmızî sahtiyânı olur kim Arab u Acem'de ma‘rûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13b ·
metinde göster ·
… 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ
bu şehir
Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şi …
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 16a–16b ·
metinde göster ·
… korsan kâfirlerinin ve dağ harâmîlerinin haşerâtları yola bile inseler fi'l-hâl
bu şehir
halkının şehbâzları cânib-i garba Kurdkulağı'na ve cânib-i kıbleye Belen ve Bak …
Ve cemî‘i tekâlif-i örfiyyeden mu‘âf u müsellem re‘âyâlardır kim cümle sekiz bin âdem tahrîr olunmuşdur. Zâbıt [u] râbıtları on altı kethüdâlık ta‘bîr olunur hîn-i mahalde korsan kâfirlerinin ve dağ harâmîlerinin haşerâtları yola bile inseler fi'l-hâl bu şehir halkının şehbâzları cânib-i garba Kurdkulağı'na ve cânib-i kıbleye Belen ve Bakras yollarına pür-silâh olup elbette harâmîleri şikâr edüp âyende vü revende huccâc-ı müslimîni ve tüccâr-ı berr ü bihârı ubûr etdirirler. Gâyet şecî‘ ü bahâdır erleri ve bî-nihâye fetâ server-i hünerverleri vardır. Bu şecâ‘atlerine göre gâyet mutî‘ kavmi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b ·
metinde göster ·
… lkı ona muhtâclar, gayri câh-ı mâları dahi yokdur, ammâ bu meşhûr-ı âfâkdır. Ve
bu şehir
sevâhil olmağile hevâsı sehel sakîldir ammâ altı ay kışı gâyt latîfdir ve altı …
Ve bu şehrin ancak Mehemmed Paşa câmi‘i hatabiyyesidir, mâ‘ada zâviyelerdir. Halîl Ağa zâviyesi ve İskele zâviyesi var, ma‘lûmum olan bunlardır. Ve cümle üç yüz dükkândır ammâ cemî‘i eşyâ bu dekâkînlerde mevcûddur. Ve yedi aded kahvehâne ve bir hammâm-ı hoş binâ-yı rûşenâsı var ammâ bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Ve Mercân Ağa kuyusu demekle ma‘rûf âb-ı hayâtdan nişân verir bir bî’r-i zemzem câh-ı mâsı var kim mâh-ı temmûzda buz pâresidir. Cümle şehir halkı ona muhtâclar, gayri câh-ı mâları dahi yokdur, ammâ bu meşhûr-ı âfâkdır. Ve bu şehir sevâhil olmağile hevâsı sehel sakîldir ammâ altı ay kışı gâyt latîfdir ve altı ayı cümle şehir halkı mâh-ı temmûzda şehir içre kalmayup cümle a‘yân [u] eşrâfı ve sağîr u kibârı şehrin cânib-i şarkında olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı hudûd-ı Arabistân: Bu şehrin cânib-i garbı diyâr-ı Rûm'dur.
Bu şehir
diyâr-ı Arabistân'ın ibtidâsıdır kim Irâk-ı Arab ya‘nî şehr-i Haleb hudûdundadı …
Evsâf-ı hudûd-ı Arabistân: Bu şehrin cânib-i garbı diyâr-ı Rûm'dur. Bu şehir diyâr-ı Arabistân'ın ibtidâsıdır kim Irâk-ı Arab ya‘nî şehr-i Haleb hudûdundadır. Lâkin arz-ı mukaddese değildir. Dâr-ı cahîm şehirlerindendir demişler. (---)(---)(---)23b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23a–23b ·
metinde göster ·
Mısır halîfelerinden Sultân Gavrî hükmüne girüp Selîm Hân Mısır fethine gelirke …
Ba‘dehû bu şehir Mısır halîfelerinden Sultân Gavrî hükmüne girüp Selîm Hân Mısır fethine gelirken Şâm vezîri Çerkes Senyal Bay Selîm Hân'a mutî‘ olup bu kal‘a-i Hamâ'yı bilâ-ceng ü bilâ-cidâl miftâhların teslîm edüp vâlî-i vilâyet Güzelce Kâsım Paşa olup hâkim-i şer‘ Kemâlpaşazâde dâmâdı Hicâbî Muslihiddîn-i Kocavî kadı olup Şâm eyâleti sancağı oldu. Ba‘de'l-feth-i Mısır tahrîr-i cedîd olup hâlâ Şâm-Tarabulus eyâletinde başka sancak beğinin tahtıdır. Beğin taraf-ı pâdişâhîden hâs-ı hümâyûnu 364.035 akçe ve 26 ze‘âmetdir ve 171 timardır ve çeribaşısı ve yüzbaşısı ve alaybeğisi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a ·
metinde göster ·
… dâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Sâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Hazret-i Ya‘kûb'a gelince
bu şehir
ol kadar ma‘mûr oldu kim şehr-i Askalân ve şehr-i Hâsân ve şehr-i Filistîn, şeh …
İbtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Sâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Hazret-i Ya‘kûb'a gelince bu şehir ol kadar ma‘mûr oldu kim şehr-i Askalân ve şehr-i Hâsân ve şehr-i Filistîn, şehr-i Taberistân ve şehr-i Kudüs ve şehr-i Zağzağa bu Sıfet şehri gibi ma‘mûr değil idi. Zîrâ cemî‘i Benî İsrâ’îlî bu şehr-i Sıfet'den 44b zuhûr etmeğile ma‘bed-i kadîmleri olup bilâ teşbîh, ilâ hâze'l-ân Benî İsrâ’îlî olan Yahûda kavmine bu şehir ka‘beleri olmuşdur. Bu şehri Selîm Hân sene 922 târîhinde Mısır Çerâkisesi Sultân Gavrî destinden feth etdükde Tavâşî Sinân Paşa tahrîriyle altı kerre yüz bin Yahûdî harâcı tahrîr olunmuşdu. Hâlâ yine yetmiş seksen bin Yahûdî mevcûddur kim kat-ender-kat Yahûdî evleridir. Ve ömründe bir Yahûdî bu şehri ziyâret etmese eğer iktidârı yoğise türâbından sürünmese, yâ suyundan içmese veyâ şecerlerinin berk-i hazânından kendüye dütsi vermese zu‘m-ı bâtılları üzre Yahûdî olmayup kara-yı cuhûd olur. Bu şehrin ibtidâ bânîsi ve taht-ı Yahûd olması ve ziyâretgâh-ı Yahûd olması ve cemî‘i ibret-nümâ binâları ve cümle hayrât [u] hasenâtları târîhleriyle yazılmışdır. Ve cümle ziyâretgâhlarında Hazret-i Ya‘kûb evlâdları ve kerîmeleri ve Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları ism [u] resimleriyle ve Hazret-i Ya‘kûb'ın Beytü'l-hazen'i ve kabr-i Sâm ve beyt-i Hazret-i Efrâyîm ibn Hazret-i Yûsuf ve beyt-i Hazret-i İshâk ve beyt-i Hazret-i İsmâ‘îl ve beyt-i Hazret-i Eyyûb ve niçe gûne evsâfı, cümle hacc-ı şerîfe gitdiğimiz sene seyâhatnâmemizin cild-i (---) de gâyet mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu sene seyâhatimizde seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olan kimesnelere her lisândan bilmek elzem-i levâzımından olmağın bu mahalle lisân-ı Tevrât üzre Yahûdî lisânı tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a–44b ·
metinde göster ·
… d-i kadîmleri olup bilâ teşbîh, ilâ hâze'l-ân Benî İsrâ’îlî olan Yahûda kavmine
bu şehir
ka‘beleri olmuşdur. Bu şehri Selîm Hân sene 922 târîhinde Mısır Çerâkisesi Sult …
İbtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Sâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Hazret-i Ya‘kûb'a gelince bu şehir ol kadar ma‘mûr oldu kim şehr-i Askalân ve şehr-i Hâsân ve şehr-i Filistîn, şehr-i Taberistân ve şehr-i Kudüs ve şehr-i Zağzağa bu Sıfet şehri gibi ma‘mûr değil idi. Zîrâ cemî‘i Benî İsrâ’îlî bu şehr-i Sıfet'den 44b zuhûr etmeğile ma‘bed-i kadîmleri olup bilâ teşbîh, ilâ hâze'l-ân Benî İsrâ’îlî olan Yahûda kavmine bu şehir ka‘beleri olmuşdur. Bu şehri Selîm Hân sene 922 târîhinde Mısır Çerâkisesi Sultân Gavrî destinden feth etdükde Tavâşî Sinân Paşa tahrîriyle altı kerre yüz bin Yahûdî harâcı tahrîr olunmuşdu. Hâlâ yine yetmiş seksen bin Yahûdî mevcûddur kim kat-ender-kat Yahûdî evleridir. Ve ömründe bir Yahûdî bu şehri ziyâret etmese eğer iktidârı yoğise türâbından sürünmese, yâ suyundan içmese veyâ şecerlerinin berk-i hazânından kendüye dütsi vermese zu‘m-ı bâtılları üzre Yahûdî olmayup kara-yı cuhûd olur. Bu şehrin ibtidâ bânîsi ve taht-ı Yahûd olması ve ziyâretgâh-ı Yahûd olması ve cemî‘i ibret-nümâ binâları ve cümle hayrât [u] hasenâtları târîhleriyle yazılmışdır. Ve cümle ziyâretgâhlarında Hazret-i Ya‘kûb evlâdları ve kerîmeleri ve Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları ism [u] resimleriyle ve Hazret-i Ya‘kûb'ın Beytü'l-hazen'i ve kabr-i Sâm ve beyt-i Hazret-i Efrâyîm ibn Hazret-i Yûsuf ve beyt-i Hazret-i İshâk ve beyt-i Hazret-i İsmâ‘îl ve beyt-i Hazret-i Eyyûb ve niçe gûne evsâfı, cümle hacc-ı şerîfe gitdiğimiz sene seyâhatnâmemizin cild-i (---) de gâyet mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu sene seyâhatimizde seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olan kimesnelere her lisândan bilmek elzem-i levâzımından olmağın bu mahalle lisân-ı Tevrât üzre Yahûdî lisânı tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a–44b ·
metinde göster ·
… Şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve şehir muhtesibi ve şehir bâcdârı vardır. Zîrâ
bu şehir
mü’ebbed kayd-ı hayât ile Hüseyin Paşa'nın, Selîm Hân'dan beri mülk-i mevrûs oc …
Hudûd-ı arz-ı Hâsân, şehr-i kadîm Marmâşim ya‘nî kal‘a-i Gazzetü'l-Hâşim: Bu şehr-i kadîme kadem basınca doğru hâkim-i vilâyet olan Hüseyin Paşa hânesine varup müşerref oldukda Murtezâ Paşa efendimizin mektûbları ve pervâne yayı ve Frengî hâre hedâyâların verdiğimizde cihân kadar hazzedüp muhabbetnâmeler kıra’et olunup "Belî deynimizdir. İnşâallah sizinle gönderüp edâ-yı deyn ederiz" deyü hakîre bir hâne-i bî-minneti tehniye edüp paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa bir sebük-rûh ve yârândan Hâtem-i Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu hakîrin seyâhate tâlib ü râgıb olduğunu kendülerinin ma‘lûm-ı şerîfleri olup şehrin ulemâ vü sulehâ ve müverrihînin cem‘ edüp şeb [u] rûz niçe tevârih-i kütüb-i mu‘tebereler tetebbu‘ edüp anlardan istihrâc etdiğimiz üzre ba‘de't-Tûfân imâr olan şehr-i kadîmlerin biri dahi bu mahrûse-i Gazzetü'l-Hâşim'dir. Bi-kavli Müverrih ibn Zolak ve el-Hıtatı'l-Kazâ‘î ve Târîhu't-Tecrîd fi's-Sahâbe li-Zehebî nâm tevârîhlerdir kim evsâf-ı Gazze anlardan me’hûzdur kim ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Mermaşim ibn Sâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Bu Mermaşim bin yüz elli sene mu‘ammer olup Arz-ı Hâsân [u] Teberîstân'da niçe şehirler binâ edüp bu Gazze'yi Marmâşim'den üç mil ba‘îd bir şehr-i azîm inşâ edüp ismine Marmâş kodu. Hâlâ Buhtunnasr'dan berü harâbdır. Hâlâ bir büleyde-misâl kalmışdır. Calinus-ı hakîm zamân-ı imâretinde anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrdur. Ve niçe bin düvelden düvele düşüp âhir-ı kâr Mısır hulefâlarından Âl-i Çerâkise Sultân Gavrî destinden Âl-i Osmâniyân'dan Selîm Hân-ı Evvel sene 922 târîhinde feth edüp Şâm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının taraf-ı pâdişâhîden hâssı 508.338 akçedir ve erbâb-ı zu‘amâsı 7 ve erbâb-ı timari 107. Kânûn üzre cebelüleri ile cümle bin yüz elli asker olup paşası ve alaybeğisi livâsı altında sefer eşerler. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâlarından beher sene ber-vech-i adâlet kadıya dörd bin guruş ve paşasına seksen bin guruş hâsıl olur. Sancağ-ı mezbûr gâyetü'l-gâye ma‘mûr vilâyet-i âbâdândır. Ve mezâhib-i erba‘adan tekmîl-i fünûn etmiş şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve şehrinin a‘yân u eşrâfı ve kibâr-ı ulemâ vü sulehâları, vâfir ve muhteşem sipâh tâ’ifesi ve ehl-i tüccârı ve ankâ ehl-i hizmetleri ve ehl-i hırefleri vardır. Şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve şehir muhtesibi ve şehir bâcdârı vardır. Zîrâ bu şehir mü’ebbed kayd-ı hayât ile Hüseyin Paşa'nın, Selîm Hân'dan beri mülk-i mevrûs ocaklıkları olmağıla cümle muhtesib ve bâcdârının ebvâb-ı mahsûlâtları paşanın hâssıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47b ·
metinde göster ·
Tavsîf-i sebîl-i atşân: Cümle iki yüz sebîlhânedir.
Bu şehir
çölistânda vâkı‘ olmağıla nehr-i cârîsi olmamağile bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı va …
Tavsîf-i sebîl-i atşân: Cümle iki yüz sebîlhânedir. Bu şehir çölistânda vâkı‘ olmağıla nehr-i cârîsi olmamağile bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı var. Cümle askere kifâyet edüp şehir içre cümle sebîllerin âb-ı hayâtın develer ile bu kuyudan taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48a ·
metinde göster ·
… er. Şecî‘ ve sipâh ve bahâdır ve çerî merd-i meydânları vardır. Ve Cenâb-ı Bârî
bu şehir
halkına İbrâhîm Halîlullâh berekâtı vermiş gâyet ganîmet şehirdir. Âsitâne-i Ha …
Der-beyân-ı me’kûlât [u] meşrubât: Bu şehr-i Urfa'nın Harrân tarafına nehr-i Halîl'in tarafı serâpâ bâğ u bâğçe ve müşebbek besâtîn olmağıla sayf u şitâda sebzevâtı firâvândır. Ve iç kal‘anın ensesindeki Cebel-i Damlacık üzre cümle bâğ u bâğçedir. Bir vakıyye ve beş yüz dirhem gelir âdem kellesi kadar nârı olup gâyet hoş-hor olur. Şehr-i şehribân-ı Bağdâd'da ve Sivas 57a{Niksâr'ında} ve Bursa Gemleyik'inde böyle âbdâr [u] dânedâr narı olur, ammâ İslâmbol'un ve Karaferye'nin lüfanına ve feyz narına yan başı gelir. Zîrâ Arz-ı Mukaddes'de bu Urfa narı meşhûr-ı âfâkdır. Mar‘aş narı gerçi çok olup furûnda sehel kurudup diyâr diyâr götürürler, çok olduğundan meşhûrdur ammâ bu Urfa narı memdûh-ı âlemdir. Hattâ "en-Nârü fâkihetü'ş-şitâ" demişler, yârânın biri fâkihe lafzı olmağıla nârdan murâd olan bu Urfa nârın zann edüp husûsan Urfa'nın melesi narı ola demiş. Niçeler Arapça âyetinden murâd Urfa'nın nârı hakkında ola demişler. Tâ bu mertebe dânedâr [u] âbdâr ve hoş-hor nârı vardır. Ve sâ’ire müsmirrât-ı gûnâ-gûnu dahi memdûhdur. Ve hâs ve beyâz lavaşa ekmeği ve sacda pişen gül pembe varağı gibi yufka beyâz ekmeği ve tennûr kebâbı ve helvası ve dud şarâbı ve harîri gâyet meşhûr-ı afâkdır. Ve bu Urfa halkı gâyetü'l-gâye garîb-dost u dilnüvâz âdemlerdir. Şeb [u] rûz müsâfirsiz ta‘âm yemezler. Şecî‘ ve sipâh ve bahâdır ve çerî merd-i meydânları vardır. Ve Cenâb-ı Bârî bu şehir halkına İbrâhîm Halîlullâh berekâtı vermiş gâyet ganîmet şehirdir. Âsitâne-i Halîlü'r-rahmân olduğundan bunda zulm eden hâkim aslâ mu‘ammer olmaz. Elbette bir kazâ-yı âsumânîye mübtelâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b–57a ·
metinde göster ·
imâr etdi. Ne Hişâm ve ne şehri ve ne rasîfi ve Rusâfı kalmayup yine Hişâm bu ş …
Hişâm Şâm tâ‘ûnından halâs olmağiçün bu şehir imâr etdi. Ne Hişâm ve ne şehri ve ne rasîfi ve Rusâfı kalmayup yine Hişâm bu şehirde tâ‘ûndan merhûm olup bu mahalde medfundur. Ziyâret-i kabr-i Hişâm ibn Abdülmelik azîm kubbe ile kabr-i pür-envârı var. Urbân ziyâretgâhıdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 59b ·
metinde göster ·
… lı ve esvâk-ı müzeyyenli şîrîn kasabadır. Ve Malâtiyye hâkimi subaşılığıdır. Ve
bu şehir
Kömür dağı dâmeninde vâki‘ olmağıla âb-ı revânları firâvândır. Cemî‘i ravzaları …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) binâsıdır. Cümle bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli âb [u] hevâsı latîf câmi‘li ve hân u hammâmlı ve esvâk-ı müzeyyenli şîrîn kasabadır. Ve Malâtiyye hâkimi subaşılığıdır. Ve bu şehir Kömür dağı dâmeninde vâki‘ olmağıla âb-ı revânları firâvândır. Cemî‘i ravzaların ve müşebbek büstânların Kömür dağı suları reyy edüp cânib-i şarka cereyan ederek nehr-i Furât'a mahlût olur. Ammâ bu şehr Furât'dan ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61a ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı mahbûb [u] mahbûbân: Bu şehir kûh-ı Ercîs dâmeninde vâki‘ olmağıla hevâsı lütf [u] i‘tidâl üzredir ve ekseriyyâ halkı tendürüst olup mahbûb u mahbûbesi çokdur, ammâ mahbûbu tez sakallanup fetâ yiğit olup sayd [u] şikâre ve avân zümresine mâ’il olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
tahtgâhı olmağıla (---) nâm mahallinde bir sarây-ı azîm binâ eder kim niçe yerd …
Kılıç Arslan Şâh'ın bu şehir tahtgâhı olmağıla (---) nâm mahallinde bir sarây-ı azîm binâ eder kim niçe yerde kasr-ı İremleri ve kasr-ı Havernâkları ve kâh-ı ekâsireleri ve eyvân-ı hakanîlere mânende kâ‘alar ile ârâste ve Merâm-misâl cenîn ü hıyâbânlar ile pîrâste edüp bu sarây-ı azîmîn yedi bin aded manzara ve dakka ve revzenleri ve üç bin aded müte‘addid nakş-ı bûkalemûn hücreleri var idi. Ve Kılıç Arslan binâsı olmağıla dârü's-sa‘âdesinin yemîn [u] yesârında tucdan iki aded arslan-ı mehîb timsâli inşâ etdirmişdi ve mağrib-zemîn üstâdlarından iki üstâd-ı kâmil bu esedlere birer ilm ile tılsım edüp bir arslanın ağzından âteş feşân olurdı. Bir sübû‘ın ağzında bir sayha-yı mühlik sâdır olurdu. Tâ ki bir âdem bu sarâyâ kem kasd ile girse yâ sarâydan bir şey serika edüp taşra çıkarken bu arslan-ı âteş fişânın şerâresinden ve öbür esedün na‘rasından harâmî ve sârık herîfler helâk olurdı. Bu şehir bu sarây-ı münevver ile cihân-arâ olmağın bu şehre Aksarây deyü tesmiye etdiler, ammâ zamân-ı keferede bu şehre lisân-ı Yunan'da ilâ hazâ'l-ân Pigâhelinâ derler. Hazret-i İsâ asrında imâr olduğun Rûmlar sıhhat üzre yazmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69b ·
metinde göster ·
… şerâresinden ve öbür esedün na‘rasından harâmî ve sârık herîfler helâk olurdı.
Bu şehir
bu sarây-ı münevver ile cihân-arâ olmağın bu şehre Aksarây deyü tesmiye etdiler …
Kılıç Arslan Şâh'ın bu şehir tahtgâhı olmağıla (---) nâm mahallinde bir sarây-ı azîm binâ eder kim niçe yerde kasr-ı İremleri ve kasr-ı Havernâkları ve kâh-ı ekâsireleri ve eyvân-ı hakanîlere mânende kâ‘alar ile ârâste ve Merâm-misâl cenîn ü hıyâbânlar ile pîrâste edüp bu sarây-ı azîmîn yedi bin aded manzara ve dakka ve revzenleri ve üç bin aded müte‘addid nakş-ı bûkalemûn hücreleri var idi. Ve Kılıç Arslan binâsı olmağıla dârü's-sa‘âdesinin yemîn [u] yesârında tucdan iki aded arslan-ı mehîb timsâli inşâ etdirmişdi ve mağrib-zemîn üstâdlarından iki üstâd-ı kâmil bu esedlere birer ilm ile tılsım edüp bir arslanın ağzından âteş feşân olurdı. Bir sübû‘ın ağzında bir sayha-yı mühlik sâdır olurdu. Tâ ki bir âdem bu sarâyâ kem kasd ile girse yâ sarâydan bir şey serika edüp taşra çıkarken bu arslan-ı âteş fişânın şerâresinden ve öbür esedün na‘rasından harâmî ve sârık herîfler helâk olurdı. Bu şehir bu sarây-ı münevver ile cihân-arâ olmağın bu şehre Aksarây deyü tesmiye etdiler, ammâ zamân-ı keferede bu şehre lisân-ı Yunan'da ilâ hazâ'l-ân Pigâhelinâ derler. Hazret-i İsâ asrında imâr olduğun Rûmlar sıhhat üzre yazmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı külliyât-ı Divriği: Temâşâ-yı garîbedir kim bu şehir nehr-i Furât kenarında olmağıla yomca odunu nâmiyle bir gûne kısacık tomruk odunları olur. Furât'dan yukaru dağlarda herkes odunı kesüp birer gûne nişân koyup nehr-i Furât'a ilkâ eder. Şehir kurbunda bendlerde cümle odunlar karâr edüp herkes nişânlarıyla hatabların alup ta‘âm pişirirler, temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81a ·
metinde göster ·
bâzârına cem‘ olup benî Âdem ile bir hengâme-i kübrâ olurdu. Hicret-i Nebeviyye …
Sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Moğolîde per-teng karakuşa derler. Kal‘ası üzre tûcdan bir karakuş timsâli var idi. Her sene nevrûz-ı Hârezmşâhîde safîr urup cümle Ekrâd ve Mığdîsî kavmi sayhasın istimâ‘ edüp bu şehir bâzârına cem‘ olup benî Âdem ile bir hengâme-i kübrâ olurdu. Hicret-i Nebeviyyenin sene 19 târîhinde Hâlid ibn Velîd (ibn Velîd) Diyârbekir kal‘asın feth edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Perteng'i feth edüp timsâl-i tuyûru hedm edüp cem‘iyet-i kübrâ olmaz oldu. Hâlâ ol murg tılsımı mahalli zirve-i kal‘ada ma‘lûmdur. Ol mutalsam murg ismiyle bu şehre pertengden galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Pertek derler. İbtidâ bânîsi ekâsirelerden (---) binâsıdır. Anda niçe yüz sene niçe mülûke intikâl edüp Kürdistân'da Monlâ İdrîs i‘ânetiyle sene 921 târîhinde Selîm-i Evvel'e Pertek hâkimi itâ‘at edüp kal‘ayı Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm edüp mutî‘ [u] münkâd olduğundan yine hâkimine ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık tarîkıyla hâlâ beği mutasarrıfdır kim Âsitâne-i sâ‘adet tarafından vârid olan evâmir-i pâdişâhîde bunlar elkâbına Cem-cenâb yazılur. Mîr-i livâ elkâbı yazılmaz, zîrâ hükûmetdir. Zamân-ı 84a kadîmde taht-ı hükûmetlerinde timar ve ze‘âmetden bir şey yokdur. Hâlâ ebvâb-ı mahsûlâtları kendülerine hâss ifrâz olunup hâssına göre asker cem‘ edüp sefer eşer. Beğleri inkırâz bulsa devlet-i aliyyeden sancağı âhire tevcîh olunur. Hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre 380.000 akçedir. Beği hîn-i gazâda sekiz yüz askere mâlikdir. Ber-vech-i adâlet beğine senevî on kîse hâsıl olur. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâyeri ve serdârı ve müftîsi ve nakîbi yokdur, ammâ şehir subaşısı vardır. Kal‘ası nehr-i Murâd kenarında yalçın kayalı bir püşte-i ra‘nâ üzre şekl-i murabba‘ bir küçük Şeddâdî seng-tırâş bir kal‘a-i beyâz taşdır. Dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi taraf-ı pâdişâhîden değildir, ancak beği hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b–84a ·
metinde göster ·
kurbunda mûşun tulû‘ etdüğü gâr-ı azîm nümâyândır. Bu gâr içinde olan gûnâ-gûn …
Van eyâleti hükmünde Van deryâsı sâhilinde Taht-ı Van subaşılığına iki menzildir. Bitlis'e bir menzil-i dırâz-ı azîmdir. Tevârîh-i Şerefnâme kavli üzre bu medîne-i Muş Âzerbâycân-ı Ermen şehirlerinden bir şehr-i azîm idi. Âd ibn Şeddâd Van deryâsı zemîninde evc-i âsumâna beraber bir sedd-i âlî binâ edüp, hâşâ sümme hâşâ Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet ile ceng etmeğe kasden ol seddi Şeddâd itmâm etdikde Cibrîl-i emîn emr-i İlâh ile ol seddin zîrinden kanât urup evc-i asmâna ol kadar çıkardı kim cümle bennâların feza‘ [u] ceza‘ların cemî‘i kerrûbiyân istimâ‘ edüp Allah'ın azabından isti‘âze ederlerdi. Ol binâyı Cibrîl-i emîn dörd pâre edüp rûy-ı zemîne eyle urdu kim bir pâresinden Karadeniz zâhir oldu, bir pâresi zarbından bahr-i Hazer zâhir oldu ve bir pâresinden Tebrîz deryâsı âşikâre oldu ve bir pâresi zarbından bu Van deryâsı zâhir olup gayri ammâllerin kamusu itleri ve ester ü üştürleriyle taş taşırlarken cümle taş olmuşlardır. Hâlâ cümle mahlûk-ı Hudâ Van deryâsı garbî sâhilinde Râhova nâm mahalde taş olan mahlûklar kimi berpâ durur kimi çöküp yüklenmiş durur, kimi münhedim olmuş durur temâşâ-yı ibret-nümâdır. Ba‘dehû Van deryâsının şimâlinde Adilcevâz kal‘ası kurbundaki Sübhân dağında hâlâ mahbûs durup kırk elli senede bir sadâsı istimâ‘ olunup yetmiş seksen senede bir kerre beş on gün Sübhân kayasından kuyruğu çıkan ejder-i heft-ser ol asırda rehâ bulup cemî‘i Nemrûdîleri tenâvül edüp bi-emr-i Hayy-ı Kadîr yine mezkûr ejder Sübhân dağındaki gârına girüp mahbûs olur. İnşâ’allah bu ejder dahi Van-ı sedd-i îmân seyâhatinde manzûrumuz olduğu minvâl üzre tahrîr olunur. Ba‘dehû yine Nemrûd-i la‘în kavmine Cenâb-ı Hayy-i Kadîr Muş sahrâsından bir fâre-i azîm hâsıl edüp cümle Nemrûdîleri tenâvül edüp şehr-i Muş ahâlîsin helâk etdüğüyçün şehr-i Mûş derler. Zirâ bu şehir kurbunda mûşun tulû‘ etdüğü gâr-ı azîm nümâyândır. Bu gâr içinde olan gûnâ-gûn fâre ve sıçan ve pündika ve mûş bir diyârda yokdur. Ammâ bi-emri Hudâ İskender Filikos'u tılsımı sebebiyle Muş sahrâsına aslâ sıçan olmaz. Ammâ kadîm zamânda mûş-ı kebîr sebebiyle mûş şehri derler. Sene (---) târîhinde Âl-i Osmân üzre Timur-ı bî-nûr hurûc etdikde bu şehr-i Muş'u ve kal‘asın harâb [u] yebâb ve halkın kebâb ü hânelerin turâb edüp hâlâ âsâr-ı azîmleri zâhir ü bâhirdir. Ancak bir kasaba-misâl bir ma‘mûr büleydedir kim Muş sahrâsında ağzında bir cebelin zeylindedir. Bu şehr-i harâbın seyr [u] temâşâ edüp ertesi cânib-i şimâle yine sahrâ-yı Muş içre (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a ·
metinde göster ·
… da bir deyr-i metîn var idi. Sarı Saltuk anda makâm edinmekle anın şerefiyetine
bu şehir
gâyet ma‘mûr [u] âbâdân idi. Hâlâ niçe bin yerde âsâr-ı binâları zâhir ü bâhird …
Ahvâl-i kal‘a-i kadîm Çorlu: Bânisi Yanko ibn Madyan'dır. İbtidâ sene 720 târîhinde Edirne Fâtihi Gâzî Hudâvendigâr fethidir. Yire beraber münhedim edüp kendüler Kosova'da şehîd olduktan sonra küffâr müceddeden ta‘mîr ü termîm edüp sene (---) dest-i tasarruflarında durup ba‘dehû sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân feth edüp cümle der-i dîvârların münhedim edüp hâlâ eser-i binâları Çorlu şehrinin cânib-i şimâlinde nümâyândır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Ebü'l-Feth Mehemmed Hân fethidir. Edirne hâkimi hükmünde (---)(---) yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi otuz pâre kurâdır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve yeniçeri kolluğu yasakçıları vardır. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Koca Gâzî Hudâvendigâr bu kal‘ayı feth etmede usret çeküp "Şu Çorlu dahi feth olmadı" deyüp feth oldukda ismine Çorlu dediler. Gerçi yayla yerde hevâsı latîf yerdir ammâ ekseriyyâ Çorlu halkı çorlulardır. Ammâ sefer-i hümâyûn oldukda her memleket halkının birer gûne oran derler isimleri vardır. Ol ismile birbirin çağırup çadırların ve tevâbi‘ [u] levâhıkların bulurlar. Haleb diyârının oranı "Yâ ahad"dir. Ve Diyârbekir'in "Âmid"dir. Bu Çorlu'nun oranı olan "Beğ" çağrılır, Çorlu çağrılmaz. Şehr-i kadîmdir. Kefere zamânında bunda bir deyr-i metîn var idi. Sarı Saltuk anda makâm edinmekle anın şerefiyetine bu şehir gâyet ma‘mûr [u] âbâdân idi. Hâlâ niçe bin yerde âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Ammâ şimdi dest-i Osmân'da cümle üç bin kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ-yı ma‘mûrlardır. Ve cümle on beş mahalle-i müslim ve on beş mahalle-i kefere addolunur. Tâ kefere asrındaki imâretden kalmış fecerelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 106b ·
metinde göster ·
… -i kıbleye şehir içinden cereyân eder, bir sâ‘atde nehr-i Kamçı'ya mahlût olur.
Bu şehir
cümle (---) aded mahalledir. Evvelâ mahalle-i (---)(---) ve mahalle-i
İki yalçın kayanın mâbeyninde bir kayadan bir kayaya bir ok menzili vâsi‘ dere içre çemenzâr düz yerde kıbleden şimâle tûlu iki bin adım tavîl bir şehr-i imâr (---) dır kim lâ nazîrdir. Bu şehrin vasatında (---) deresi cereyân edüp yedi yerden taş cisrler ile ubûr olunur şehr-i ma‘mûrdur. Şehrin nısfı çârsû-yı bâzârının ma‘mûru kal‘a kayalarının zeylinde vâkı‘ olmuşdur. Nısfı garb tarafı kayaları tahtında sarây-ı âlîler ve bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı revânlı hânedânlar vâkı‘ olmuşdur. Vasat-ı şehirden cereyân eden ayn kalîldir. İsmine (---) derler. (---)(---) tulû‘ edüp cânib-i kıbleye şehir içinden cereyân eder, bir sâ‘atde nehr-i Kamçı'ya mahlût olur. Bu şehir cümle (---) aded mahalledir. Evvelâ mahalle-i (---)(---) ve mahalle-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110a ·
metinde göster ·
… t ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır ve cemî‘i halkı ankâ ve mesrûrlardır. Anınçün
bu şehir
halkının müsâfirin ü mücâvirîne ziyâfetlerinde ni‘met-i nefîseleri ve sükkerî e …
Meşhûr mahallâtlar bunlardır. Ve cümle (---) aded sarây-ı azîm ve hânedân-ı kadîm ve gayrı büyût-ı fukarâlar ve dâr-ı ağniyâlardır. Evvelâ Na‘lbend Alî Ağa sarâyı ve Şâtır Ahmed Ağa sarâyı ve Hüseyin Ağa sarâyı ve Nâ’ib Hüseyin Efendi sarâyı ve Çeneklizâde Halîl Ağa sarâyı ve el-Hacı Alî ve Kavvafzâde ve niçe ma‘lûmumuz olmayan sarâylar vardır. Bu şehrin cümle âsâr-ı binâları beyâz seng-traş ile kârgîr ve metîn hâne-i imâristândır. Cümle sağîr ü kebîrleri tahtânî ve fevkânî hâneleri bi'l-cümle la‘l-gûn kırmızı kiremit ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır ve cemî‘i halkı ankâ ve mesrûrlardır. Anınçün bu şehir halkının müsâfirin ü mücâvirîne ziyâfetlerinde ni‘met-i nefîseleri ve sükkerî elvân hoşâbları memdûh-ı âlemdir. Garîbdost ve fukarâ muhibbi âdemleri çokdur. Gerçi efvâh-ı nâs-ı gaddârda mu‘âmeleci halkı vardır, derler ammâ kurâ halkını tekâlîf-i örfiyyeden halâs edüp avâm-ı nâsa çiğnetmezler. Bu şehr-i ma‘mûr içre cümle (---) aded mihrâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110a ·
metinde göster ·
askerî kânı olmağıla sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcd …
Ve bu şehir askerî kânı olmağıla sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethüdâsı var. Şehri cümle on aded mahalle ve cümle iki bin aded bâğ u bâğçeli ve cânib-i erba‘ası havâleli dağlar ve yigirmi yerde mesîregâhlı yerler ortasında ma‘mûr u müzeyyen şîrîn kasabadır. Tahtânî ve fevkânî kiremitli ve ekseri şındıra tahta örtülü şâhâne ve şâhnişînli evlerdir. Lâkin cânib-i erba‘aları ekseriyyâ tahta havlılıdır. Ve cümle on mihrâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111b ·
metinde göster ·