… den gâfil olma ve Murtazâ Paşa karındaşımın karındaşın haps eden Dümbülî hânına
bu atı
ve bu mektûb-ı berâtı verüp elbette Murtezâ Paşa karındaşın halâs idesin ve bu …
Ve dahi ol Rûmiyye hânı esfehü's-süfehâ olan Genc Alî Hân ile hüsn-i zindegâne edüp, "Bir gün mukaddem Pinyanişî'nin kırk bin koyunun tahsîl idesin. Zîrâ ben de yakında Van'dan ma‘zûl olup Âsitâne'ye giderim ve bu eğerli atı ve bu yelegendez atı hâna hedâyâ götürüp iltiyâmı elden koma ve elbette koyunları tahsîl etmeden gâfil olma ve Murtazâ Paşa karındaşımın karındaşın haps eden Dümbülî hânına bu atı ve bu mektûb-ı berâtı verüp elbette Murtezâ Paşa karındaşın halâs idesin ve bu cevâhirli kılıcı ve bu cevâhir hançeri ve cevâhir çârkâb tîrkeşi Murtezâ Paşa 285b oğlumuza hedâyâ götürüp bu mektûblarımızı teslîm eyle. Ammâ Bağdâd'da çok eğlenme. Hemân avdetde Şehrizol'dan ve Hak Ahmed kal‘asından ve Zâlim yaylasından ve Harîr ü Ardalân vilâyetlerinden ve Hakkarî içinden Van'a tiz gel, dedi. Ve bu nâmeyi ve bu cevâhir eğerli atı ve bu yelegendez atı ve bu cevâhir hançer-i zülficâmı Tebrîz hânı olan Kırçıl Kaytamaz Hân'a verüp ana cümleden ziyâde i‘zâz u ikrâm u iltiyâm eyle. Zîrâ bir müdebbir-i kâr-âzmûde İrân-zemîn şâhı vezîridir. Biz Bağdâd'da iken Kandehar seferine sipehsâlâr-ı ceyş oldu ve sonra hânlar hânı oldu ve şimdi ma‘zûl olup bizim gibi o da vezîria‘zamlıkdan ma‘zûl olup bize karşılık vilâyet-i Âzerbaycân-ı Tebrîz'de hânlar hânı oldu. Hatta bizim Bitlîs Hânı üzre hareket etdiğimizden diyâr-ı Acem'de hayli gulgule olup ihtirâz üzre oldular. Hân ile ceng etdiğimiz ahvâli ve sebeb-i cengi elbette sana su’âl ederler. Ayne'l-yakîn hâsıl etdiğin üzre takrîr eyle." deyü düstûr verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 285a–285b ·
metinde göster ·
… Bu at bu meydânda bu kadar rüsvâylık edüp bu kadar kâfir kırmışdır. Âhır-ı kâr
bu atı
kâfirler öldürürler. Bu atı alup yerine gayri at verin" dedim.
"Sultânım bu at bir gâzî atdır ve bizzât Âl-i Osmân pâdişâhı binmişdir. Bu at bu meydânda bu kadar rüsvâylık edüp bu kadar kâfir kırmışdır. Âhır-ı kâr bu atı kâfirler öldürürler. Bu atı alup yerine gayri at verin" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
… rüsvâylık edüp bu kadar kâfir kırmışdır. Âhır-ı kâr bu atı kâfirler öldürürler.
Bu atı
alup yerine gayri at verin" dedim.
"Sultânım bu at bir gâzî atdır ve bizzât Âl-i Osmân pâdişâhı binmişdir. Bu at bu meydânda bu kadar rüsvâylık edüp bu kadar kâfir kırmışdır. Âhır-ı kâr bu atı kâfirler öldürürler. Bu atı alup yerine gayri at verin" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
… yerine bir çatal kurşum urunca bir iki kerre dizleri üzre gelüp kalkarken hakîr
bu atı
yine sinirleyüp refîkler ile boğazlayup pâre pâre hissemend olduk.
Hikmet-i Hudâ bu mahalde yine hüddâmlar ve refîkler ve samson ve tazı ve zağarlarımla şikâra gezerken bir yaban atına râst geldik, ammâ gûyâ fîl-i mahmûdî gibi cüssedâr ve semîn esb-i beyâbânî idi. Refîklerim ile bu ata on yedi ok ve yedi sekiz kurşum urduk. Aslâ fâ’ide etmeyüp yine kaçardı, ammâ gide gide zahmlar bunu alup cüst ü çâpıklık etmez oldu. Hele gulâmımın biri dahi bu atın kızılca koltuğunda kolan yerine bir çatal kurşum urunca bir iki kerre dizleri üzre gelüp kalkarken hakîr bu atı yine sinirleyüp refîkler ile boğazlayup pâre pâre hissemend olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… çâk oldu. Ammâ hakîr lisân-ı hâlin anlayup dilim dilim olup âhir işim hâk oldu.
Bu atı
sultân bu kadd [ü] kâmet ile bu kadar zî-kıymet bisât ile görünce kâmil iki sâ‘ …
Andan pâk ü nazîf bisâtiyle koca hûrmâyî toru kebîşeyi getirdim. İki tarafından huddâmlar keşân-ber-keşân çeküp bu kadar zâğî askeri görüp bir vedâ‘ süheyli âvâz etdi kim görenler hayrân kaldı. Cânib-i erba‘asından kagan arslan gibi nigerân etdükde görenlerin zehreleri çâk oldu. Ammâ hakîr lisân-ı hâlin anlayup dilim dilim olup âhir işim hâk oldu. Bu atı sultân bu kadd [ü] kâmet ile bu kadar zî-kıymet bisât ile görünce kâmil iki sâ‘at bakdı ve kindi ezânları okundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413a ·
metinde göster ·