… Hattâ bu Akyazılı Sultân Pırevadi'de Müselmân olan Dobruca kralından izin alup
bu Batova
vâdîsinde mekân dutup bir gün kebâb pişirüp tenâvül etdikden sonra kebâb şişi o …
{Menâkıb-ı Akyazılı Sultân}: Hattâ bu Akyazılı Sultân Pırevadi'de Müselmân olan Dobruca kralından izin alup bu Batova vâdîsinde mekân dutup bir gün kebâb pişirüp tenâvül etdikden sonra kebâb şişi olan ağacı 123a yere gömünce bi-emri Hudâ bir yeşil kestâne ağacı hâsıl olup ol ân meyve verir ve azîz hazretleri buyururlar kim "Bu ağaç meyvesi kendi makâmımız koruğudur. Bunun sâyesi mekânımızdır" deyü kırk sene kâmil ol şecer-i müntehânın zıll [u] himâyesinde tâ‘at [u] ibâdet eder. Hâlâ ol dıraht-ı bî-bedel bir şecere-i tayyibedir kim yumurta kadar at kestânesi hâsıl olur. Her kimin atına sancı yâhûd kızıl kurd hâsıl olsa ol at kestânesinden ata yedirseler bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Hâlâ Akyazılı Sultân hazretleri bu dıraht-ı tayyibenin sâyesinde bir müdevver kubbe-i âlî rasâs-ı hâs ile mestûr ma‘mûrdur. Anın derûnunda medfûndur. Sanduka-i münevveresinin cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn hüsn-i hat kelâm-ı izzetleriyle ve gülâbdân ve buhûrdân ve şem‘dân ve altun-misâl Horâsân diyârının kârı çerâğdânlar ile ârâste ve ser-i sa‘âdetleri ucunda tuğ u alem ve direfş [ü] kalem ve nefîr ü tabl [u] kudûm u ziller ile pîrâste olmuş bir kabr-i pür-nûrdur. Âdem duhûl etdikde vücûduna bir lerze hâsıl olur. Ve müşk-i amber-i hâm râyihasından cemî‘i ehl-i züvvârın demağları mu‘attar olur. Ve türbedâr dedeler cümle âyende vü revende züvvâra gülâb nisâr edüp buhur yakarlar. Cânib-i erba‘asında olan revzenlerin etrâfı hadîka-i İremezâtü'l-imâd misilli gül ü nesterin ve sünbül ü yâsemin bağlarıdır kim gül-i gülistânı içre tavattun eden murg-ı andelîbin hezâr-ı hezârân nagamât-ı hoş-elhânı müstemi‘ olan züvvâra hayât-ı rûh olur. El-hâsıl bu gûne âsitâneleri hasbîce hıfz [u] hırâset etmek fukarâ-yı Bektâşiyân-ı zî-şâna mahsûsdur. Hattâ bu hakîr ol âsitâne-i ziyâ-bahşa vardıkda sehel ısıtma derdiyle şikeste-hâtır idim. Hemân kim bu âsitâneye girüp rûh-ı azîz içün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edince hâtıra bu ebyât hutûr ide düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b–123a ·
metinde göster ·
… Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı
bu Batmân
cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân ke …
Bu cisr-i bî-hemetânın Hazzo tarafındaki hânda Hazzo beği âdemleri ubûr eden tüccârdan bâc alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmlerdir. Gerçi eyâlet-i Erzurûm'da 220a Hasan kal‘ası sahrâsında nehr-i Araz üzre Sultân Çoban cisri dahi bir azîm muvassatdır ammâ bu cisr-i Batmân'a mânend değildir. Hatta Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ ki üstâd-ı mühendis var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu cisrde tasarruflar etmişdir kim atlas-ı gerdûnda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Zîr u bâlâsından zirve-i a‘lâsına varınca Diyârbekir kal‘ası taşından taş döşenmişdir kim çakmak taşı anın yanında rahmetdir. Yedi yüz seneden berü bu cisr üzre bu kaldırım asla fenâ bulmayup gûyâ bennâ elinden henüz çıkmışdır. Bu hakîr at ile ubûr etmeğe havf edüp piyâdece ubûr edüp selâmetle karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b–220a ·
metinde göster ·
… l tarafı kal‘a altında bataklık kenârında dolma rıhtım ağaçdan kavî palankadır.
Bu bataklık
gelüp ayağı nehr-i Tasma'ya karışır. Tahta örtülü evleri ve deyr-i sagîrleri ve …
Sağ tarafı çölistândır. Sol tarafı ma‘mûr kurâlarla müzeyyendir, ammâ ol tarafı kal‘a altında bataklık kenârında dolma rıhtım ağaçdan kavî palankadır. Bu bataklık gelüp ayağı nehr-i Tasma'ya karışır. Tahta örtülü evleri ve deyr-i sagîrleri ve bir hayli çârsû-yı bâzârı vardır. Hatmanı, Hân'a hedâyâlar getirüp kal‘adan top şâdumânları olurken Hân hemân tahta'l-kahve yeyüp sûr-ı rıhletler çalınup ol ândan andan cânib-i şarka meyyâl çölistân ile bir konak yeri ân-ı vâhidde varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48a ·
metinde göster ·
… taşra batakdan fîl-i Mengerusî gark olur. Bu kal‘a-i metînin bir sarplığı dahi
bu batakdır
.
Ve cümle (---) aded dükkândır. Bezzâzistânı yokdur, ammâ her metâ‘ vardır. Bu varoşun dahi cümle sokakları tahta döşelidir. şehre yağmur yağsa şehirden taşra batakdan fîl-i Mengerusî gark olur. Bu kal‘a-i metînin bir sarplığı dahi bu batakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119a ·
metinde göster ·
… kabak bostâncıkları vardır, ya‘nî Âl-i Osmân bu kal‘ayı muhâsara etse bir günde
bu bataklığı
şâhrâh etmek emr-i seheldir, lâkin bu hâl ile hâlâ bu batak tarafından bir vech …
Ve cümle beş aded kapusu var. Batı tarafındaki kapu semtinde bu kal‘a bayırlı yere vâkı‘ olmağile ol taraf iki kat kal‘a dîvârı ve iki kat handakdır ve azîm balyemez topları cümle bu tarafa nâzırdır, zîrâ bu kal‘anın havfı cümle bu tarafdandır, gayri yerden bâk [ü] pervâsı yokdur. Ve bu tarafdan gayri yerde handakı yokdur. Cânib-i şarkîsi ve kıblesi ve şimâlîsi tarafları cümle amelî bataklıkdır ve çukur çukur ve havur havur cunbul batakları çokdur. Ammâ vâsi‘ ve arîz batak değildir, bir cânibinden bir cânibine kurşum yetişir. Hattâ bir bataklığın arasında câ-be-câ küçük lahana ve kabak bostâncıkları vardır, ya‘nî Âl-i Osmân bu kal‘ayı muhâsara etse bir günde bu bataklığı şâhrâh etmek emr-i seheldir, lâkin bu hâl ile hâlâ bu batak tarafından bir vech ile meterise girilmek muhâl ve mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
… etse bir günde bu bataklığı şâhrâh etmek emr-i seheldir, lâkin bu hâl ile hâlâ
bu batak
tarafından bir vech ile meterise girilmek muhâl ve mümkün değildir.
Ve cümle beş aded kapusu var. Batı tarafındaki kapu semtinde bu kal‘a bayırlı yere vâkı‘ olmağile ol taraf iki kat kal‘a dîvârı ve iki kat handakdır ve azîm balyemez topları cümle bu tarafa nâzırdır, zîrâ bu kal‘anın havfı cümle bu tarafdandır, gayri yerden bâk [ü] pervâsı yokdur. Ve bu tarafdan gayri yerde handakı yokdur. Cânib-i şarkîsi ve kıblesi ve şimâlîsi tarafları cümle amelî bataklıkdır ve çukur çukur ve havur havur cunbul batakları çokdur. Ammâ vâsi‘ ve arîz batak değildir, bir cânibinden bir cânibine kurşum yetişir. Hattâ bir bataklığın arasında câ-be-câ küçük lahana ve kabak bostâncıkları vardır, ya‘nî Âl-i Osmân bu kal‘ayı muhâsara etse bir günde bu bataklığı şâhrâh etmek emr-i seheldir, lâkin bu hâl ile hâlâ bu batak tarafından bir vech ile meterise girilmek muhâl ve mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ küffâr-ı hâksâr münhedim olup tâ ahşama dak küffâr-ı murdârı kırup bir cân halâs olmayup kral-ı bed-fi‘âl-i dâll firâr ederken bir batağa batup mürd olup kellesi gelmiş idi, cân ber-cehennem gitdi ve bu batakda niçe küffâr batdı ve cân-ı habîslerin cehennem zebânîlerine ısmarladı, ammâ Süleymân Hân mürd olan Lagoş kralın lâşe-i murdâr[ını] cevâhirli esvâbıyla buldurup Ustolni-Belgrad'a gönderüp anda büyük Manayıt kilisesinde meş[â]d etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
Bu mahalde dahi niçe yüz kâfirleri birer gûne yüzden dutdular ve niçesini
bu batakda
hınzîr gibi depelediler ve üç binini kayd-ı bend ile Sadrıa‘zama götürdüler. ⟦1 …
Bu mahalde dahi niçe yüz kâfirleri birer gûne yüzden dutdular ve niçesini bu batakda hınzîr gibi depelediler ve üç binini kayd-ı bend ile Sadrıa‘zama götürdüler. 105b Hemân ol ân Sadrıa‘zam amân u zamân vermeyüp otak önünde işlerin cellâdlar bitirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a–105b ·
metinde göster ·
… i's-selâm ibn Mâtân ibn Feylekos ibn Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân'dır kim
bu Batlîmûs
Hazret-i Zekeriyyâ'ya îmân getirdi.
Andan yerine oğlu {Ruhanya} pâdişâhlığı kabûl etmeyüp bu Kavala'da Feylekos deyrinde terk-i dünyâ papas-ı palâs-pûş oldukda yine İskender-i Kübrâ ta‘allukâtından Batlîmûs nâm-ı benâm bir hakîm-i Arasto pâdişâh oldu. Rûm lisânı üzre Batlîmûs ulu pâdişâh demekdir. Bu Kavala'da niçe hayrât hasenâtlar edüp Hazret-i Zekeriyyâ aleyhi's-selâm ibn Mâtân ibn Feylekos ibn Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân'dır kim bu Batlîmûs Hazret-i Zekeriyyâ'ya îmân getirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215b ·
metinde göster ·
… ir iftirâ edüp {destere ile depesinden aşağı iki pâre biçüp} şehîd etdiklerinde
bu Batlîmûs
şehâdet-i Zekeriyyâ Nebî'yi istimâ‘ edüp bu kal‘a-i Kavala'dan bin yedi yüz pâr …
Ba‘dehu Yahûd tâ’ifesi Hazret-i Zekeriyyâ'ya bir iftirâ edüp {destere ile depesinden aşağı iki pâre biçüp} şehîd etdiklerinde bu Batlîmûs şehâdet-i Zekeriyyâ Nebî'yi istimâ‘ edüp bu kal‘a-i Kavala'dan bin yedi yüz pâre gemiyle Haleb İskenderûnu'na çıkup Hazret-i Zekeriyyâ hûnunu taleb içün bir günde yüz altmış bin Yahûdî kılıçdan geçirüp Hazret-i Zekeriyyâ meşhedi üzre bir ma‘bedgâh binâ etdi. Hâlâ Hazret-i Zekeriyyâ şehr-i Haleb'in tâ vasatında Ulu Câmi‘ ortasında medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215b ·
metinde göster ·
… enâr etdiler. Ammâ kilar-ı âmire ve surre-i pâdişâhî meydânda kaldı. Hemân paşa
bu batağı
ubûr edüp ileri geçen Acem huccâcının ve Türkmân a‘yânının huccâcının önlerin a …
Beri cânibde gark olan develerin ayakları altına niçe bin kilim ve keçeleri pâyendâz ederek boş develeri derkenâr etdiler. Ammâ kilar-ı âmire ve surre-i pâdişâhî meydânda kaldı. Hemân paşa bu batağı ubûr edüp ileri geçen Acem huccâcının ve Türkmân a‘yânının huccâcının önlerin alup "Tîz bu mahalde konakdır" deyü paşanın otağını yüz bin renc [ü] anâ ile tarfetü'l-ayn içre kurup halkın yüzü güldü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… deveye tahmîl edüp huccâc ile ileri huddâmlarımız gitdikde hakîr iki gulâmımla
bu batî
deve kalkar mülâhazasında olup "dah leş misin" derken sabâh yıldızı henüz nümây …
Sergüzeşt: Hikmet-i Hudâ bir devemiz kalup bârını gayri deveye tahmîl edüp huccâc ile ileri huddâmlarımız gitdikde hakîr iki gulâmımla bu batî deve kalkar mülâhazasında olup "dah leş misin" derken sabâh yıldızı henüz nümâyân oldukda bir beddâvî gömlekli ve eli nobutlu Arab fetâsı zâhir olup "Eş hâzâ cemel batlân" deyüp deveye bir iki nobut urdukda fakîr deve cânı acısından kıyâma gelüp bir hayli gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y367b ·
metinde göster ·
nâm burun Menûfiyye hâkidir. Cümle mugaylânları mîrîdir. Mısır cebecibaşı taraf …
Ve bu Batnü'l-bakar nâm burun Menûfiyye hâkidir. Cümle mugaylânları mîrîdir. Mısır cebecibaşı tarafından mugaylân misilli dikenleri kuruyup ihrâk edüp kömürün Mısır'da bârûd-ı siyâha korlar. Bârûdu gâyet keskin eder bir gûne hâşâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279b ·
metinde göster ·
… meti ve bin altmış pâre kurâ ve kasabât ve şehr-i azîmli bir cezîre-i kübrâdır,
bu Batnü'l-bakar
nâm mahalde tamâm olur. Sağ tarafındaki cereyân eden Nîl vilâyet-i Dimyât'a gid …
Andan bir mîl yukaruya Batnü'l-bakar nâm bir burunda bir mahaldir kim Nîl-i mübârek bu mahalde iki fırka olur, cezîre nihâyetidir. Zîrâ Menûf hâki ve Garbiyye hâki iki Nîl'in ortasında vâki‘ olmuş bir cezîre-i azîmdir kim iki kâşiflik hükûmeti ve bin altmış pâre kurâ ve kasabât ve şehr-i azîmli bir cezîre-i kübrâdır, bu Batnü'l-bakar nâm mahalde tamâm olur. Sağ tarafındaki cereyân eden Nîl vilâyet-i Dimyât'a gider. Sol cânibindeki Nîl bizim geldiğimiz cânibdir kim vilâyet-i Reşîd'e gider. Bizim geldiğimiz Nîl cânibeyninde ma‘mûr [u] âbâdân altı yüz kırk mahallât kurâ ve kasabâtlar vardır, lâkin hakîr eşbehlerin tahrîr etdim ki cümle bâğ u bâğçeli hadîka-i ravza-i cinânlı ve nahlistân gülistân bostânlı mahsûldâr şehir kurâ ve kasabâtlardır. Reşîd'den bu Batnü'l-bakar'a gelince kâmil beş yüz mîl yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y340b ·
metinde göster ·
… ve nahlistân gülistân bostânlı mahsûldâr şehir kurâ ve kasabâtlardır. Reşîd'den
bu Batnü'l-bakar'a
gelince kâmil beş yüz mîl yerdir.
Andan bir mîl yukaruya Batnü'l-bakar nâm bir burunda bir mahaldir kim Nîl-i mübârek bu mahalde iki fırka olur, cezîre nihâyetidir. Zîrâ Menûf hâki ve Garbiyye hâki iki Nîl'in ortasında vâki‘ olmuş bir cezîre-i azîmdir kim iki kâşiflik hükûmeti ve bin altmış pâre kurâ ve kasabât ve şehr-i azîmli bir cezîre-i kübrâdır, bu Batnü'l-bakar nâm mahalde tamâm olur. Sağ tarafındaki cereyân eden Nîl vilâyet-i Dimyât'a gider. Sol cânibindeki Nîl bizim geldiğimiz cânibdir kim vilâyet-i Reşîd'e gider. Bizim geldiğimiz Nîl cânibeyninde ma‘mûr [u] âbâdân altı yüz kırk mahallât kurâ ve kasabâtlar vardır, lâkin hakîr eşbehlerin tahrîr etdim ki cümle bâğ u bâğçeli hadîka-i ravza-i cinânlı ve nahlistân gülistân bostânlı mahsûldâr şehir kurâ ve kasabâtlardır. Reşîd'den bu Batnü'l-bakar'a gelince kâmil beş yüz mîl yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y340b ·
metinde göster ·
Ve bu Batnü'l-bakar'da aslâ kurâ yokdur, arz-ı hâliye zemîn-i şûredir. Bir nev‘a mugaylân ağacları hâsıl olur, cebecibaşı hükmündedir, her sene zamânında bu haşebâtları ihrâk bi'n-nâr edüp kömürün bârûd-ı siyâha korlar. Anıniçün Mısır bârûdu Bağdâd ve İngilis bârûdu gibi keskindir, topu iki kerre ra‘dvâr gülbâng verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y340b ·
metinde göster ·
burnunda Kırklar makâmı vardır, du‘â müstecâbdır. Ve Batnü'l-bakar'ın cânib-i ş …
Ve bu Batnü'l-bakar burnunda Kırklar makâmı vardır, du‘â müstecâbdır. Ve Batnü'l-bakar'ın cânib-i şarkîsinin Nîl aşırı Mısır Q 291bP 288b tarafında Kalyûb kâşifliği hudûdudur, anda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y340b ·
metinde göster ·