… l tarafı kal‘a altında bataklık kenârında dolma rıhtım ağaçdan kavî palankadır.
Bu bataklık
gelüp ayağı nehr-i Tasma'ya karışır. Tahta örtülü evleri ve deyr-i sagîrleri ve …
Sağ tarafı çölistândır. Sol tarafı ma‘mûr kurâlarla müzeyyendir, ammâ ol tarafı kal‘a altında bataklık kenârında dolma rıhtım ağaçdan kavî palankadır. Bu bataklık gelüp ayağı nehr-i Tasma'ya karışır. Tahta örtülü evleri ve deyr-i sagîrleri ve bir hayli çârsû-yı bâzârı vardır. Hatmanı, Hân'a hedâyâlar getirüp kal‘adan top şâdumânları olurken Hân hemân tahta'l-kahve yeyüp sûr-ı rıhletler çalınup ol ândan andan cânib-i şarka meyyâl çölistân ile bir konak yeri ân-ı vâhidde varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48a ·
metinde göster ·
… taşra batakdan fîl-i Mengerusî gark olur. Bu kal‘a-i metînin bir sarplığı dahi
bu batakdır
.
Ve cümle (---) aded dükkândır. Bezzâzistânı yokdur, ammâ her metâ‘ vardır. Bu varoşun dahi cümle sokakları tahta döşelidir. şehre yağmur yağsa şehirden taşra batakdan fîl-i Mengerusî gark olur. Bu kal‘a-i metînin bir sarplığı dahi bu batakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119a ·
metinde göster ·
… kabak bostâncıkları vardır, ya‘nî Âl-i Osmân bu kal‘ayı muhâsara etse bir günde
bu bataklığı
şâhrâh etmek emr-i seheldir, lâkin bu hâl ile hâlâ bu batak tarafından bir vech …
Ve cümle beş aded kapusu var. Batı tarafındaki kapu semtinde bu kal‘a bayırlı yere vâkı‘ olmağile ol taraf iki kat kal‘a dîvârı ve iki kat handakdır ve azîm balyemez topları cümle bu tarafa nâzırdır, zîrâ bu kal‘anın havfı cümle bu tarafdandır, gayri yerden bâk [ü] pervâsı yokdur. Ve bu tarafdan gayri yerde handakı yokdur. Cânib-i şarkîsi ve kıblesi ve şimâlîsi tarafları cümle amelî bataklıkdır ve çukur çukur ve havur havur cunbul batakları çokdur. Ammâ vâsi‘ ve arîz batak değildir, bir cânibinden bir cânibine kurşum yetişir. Hattâ bir bataklığın arasında câ-be-câ küçük lahana ve kabak bostâncıkları vardır, ya‘nî Âl-i Osmân bu kal‘ayı muhâsara etse bir günde bu bataklığı şâhrâh etmek emr-i seheldir, lâkin bu hâl ile hâlâ bu batak tarafından bir vech ile meterise girilmek muhâl ve mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
… etse bir günde bu bataklığı şâhrâh etmek emr-i seheldir, lâkin bu hâl ile hâlâ
bu batak
tarafından bir vech ile meterise girilmek muhâl ve mümkün değildir.
Ve cümle beş aded kapusu var. Batı tarafındaki kapu semtinde bu kal‘a bayırlı yere vâkı‘ olmağile ol taraf iki kat kal‘a dîvârı ve iki kat handakdır ve azîm balyemez topları cümle bu tarafa nâzırdır, zîrâ bu kal‘anın havfı cümle bu tarafdandır, gayri yerden bâk [ü] pervâsı yokdur. Ve bu tarafdan gayri yerde handakı yokdur. Cânib-i şarkîsi ve kıblesi ve şimâlîsi tarafları cümle amelî bataklıkdır ve çukur çukur ve havur havur cunbul batakları çokdur. Ammâ vâsi‘ ve arîz batak değildir, bir cânibinden bir cânibine kurşum yetişir. Hattâ bir bataklığın arasında câ-be-câ küçük lahana ve kabak bostâncıkları vardır, ya‘nî Âl-i Osmân bu kal‘ayı muhâsara etse bir günde bu bataklığı şâhrâh etmek emr-i seheldir, lâkin bu hâl ile hâlâ bu batak tarafından bir vech ile meterise girilmek muhâl ve mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ küffâr-ı hâksâr münhedim olup tâ ahşama dak küffâr-ı murdârı kırup bir cân halâs olmayup kral-ı bed-fi‘âl-i dâll firâr ederken bir batağa batup mürd olup kellesi gelmiş idi, cân ber-cehennem gitdi ve bu batakda niçe küffâr batdı ve cân-ı habîslerin cehennem zebânîlerine ısmarladı, ammâ Süleymân Hân mürd olan Lagoş kralın lâşe-i murdâr[ını] cevâhirli esvâbıyla buldurup Ustolni-Belgrad'a gönderüp anda büyük Manayıt kilisesinde meş[â]d etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
Bu mahalde dahi niçe yüz kâfirleri birer gûne yüzden dutdular ve niçesini
bu batakda
hınzîr gibi depelediler ve üç binini kayd-ı bend ile Sadrıa‘zama götürdüler. ⟦1 …
Bu mahalde dahi niçe yüz kâfirleri birer gûne yüzden dutdular ve niçesini bu batakda hınzîr gibi depelediler ve üç binini kayd-ı bend ile Sadrıa‘zama götürdüler. 105b Hemân ol ân Sadrıa‘zam amân u zamân vermeyüp otak önünde işlerin cellâdlar bitirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a–105b ·
metinde göster ·
… enâr etdiler. Ammâ kilar-ı âmire ve surre-i pâdişâhî meydânda kaldı. Hemân paşa
bu batağı
ubûr edüp ileri geçen Acem huccâcının ve Türkmân a‘yânının huccâcının önlerin a …
Beri cânibde gark olan develerin ayakları altına niçe bin kilim ve keçeleri pâyendâz ederek boş develeri derkenâr etdiler. Ammâ kilar-ı âmire ve surre-i pâdişâhî meydânda kaldı. Hemân paşa bu batağı ubûr edüp ileri geçen Acem huccâcının ve Türkmân a‘yânının huccâcının önlerin alup "Tîz bu mahalde konakdır" deyü paşanın otağını yüz bin renc [ü] anâ ile tarfetü'l-ayn içre kurup halkın yüzü güldü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·