kârhânede hâsıl olan bârûd-ı siyâhlardan mâ‘adâ Tophâne'de ve Selânik ve Belgra …
Ve bu beş kârhânede hâsıl olan bârûd-ı siyâhlardan mâ‘adâ Tophâne'de ve Selânik ve Belgrad ve Mısır'da hâsıl olan bârûd-ı siyâhlar, Mısır'dan hazîne olup Der-i devlete geldikde Silivrikapusu'ndan Yenikapu'ya varınca kal‘a dîvârında ne kadar üstü örtülü çâr-kûşe kubbe-i azîmler var ise anlara der-mahzen edüp leb-ber-leb niçe kerre yüz bin şedde bârûd-ı siyâhlar ile memlûdur. Her birinde beşer onar müstahfızân-ı cebeciyân vardır. Ne kâdirler kim ol mahalle karîb bir kimesne duhân içe. Zîrâ ol tarafların şâhrâhları bile cümle bârûd döğülmüşdür. Kaçan Selânik ve Mısır'dan bârûdları der-mahzen etdiklerinden sonra tarîk-ı âm üzre niçe bin at yükü ve arabalar ile deryâ kenârından kum getirüp yola dökerler. Tâ bu mertebe ihtirâz ederler. Zîrâ Mustafâ Hân cülûsunda bir kulleye ra‘d isâbet edüp kullenin der [ü] dîvârların evc-i âsumânâ perrân edüp ba‘zı pâreleri dörd sâ‘at yerde Çekmecelere düşdü. 176b Ve bir vaslası Üsküdar'a düşdüğü müsbetdir kim karîbü'l-ahd vâkı‘ olmuşdur. Anıniçün âteşden ihtirâz edüp cümle bârûdu bir yere komayup kulle kulle korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a–176b ·
metinde göster ·
… ibinde ve Soluna Boğazı'nda ve Karaharman Boğazı'nda ve Hızır-İlyâs Boğazı'nda,
bu beş
yerde Karadeniz'e karışır. Bu nehirden küçük Tarabefzûn kurbunda nehr-i Faşa ve …
Seyyâhân-ı berr [u] bihâra ma‘lûm ola ki bu Karadeniz'i seyâhat edüp im‘ân-ı nazar ile gavvâsı olup temâşâ etdiğimiz hesâbı üzre bu boğazdan Karadeniz'in tûlu Anadolu cânibine şimâle gidüp Tarabefzûn önünden geçüp tâ Faşa Çayı boğazına varınca bin beş yüz mildir. Ve yine Boğazdan Abaza memleketi bin yedi yüz mildir. Ve yine Boğazdan tâ Azak Kal‘ası bucağına varınca iki bin tûlî bir Karadeniz'dir. Anadolu ve Rûmeli cânibinde bu Karadeniz'e bin yedi yüz sağîr ü kebîr nehr-i azîm mahlût olur. Cümlesinden ulu nehr-i azîm Rûmeli'nde nehr-i Tuna'dır kim ana da yedi yüz nehr-i azîm munsab olmağıla bahr-i azîm olup Bahr-i siyâha Kili Kal‘ası önünde ve Tulça Kal‘ası dibinde ve Soluna Boğazı'nda ve Karaharman Boğazı'nda ve Hızır-İlyâs Boğazı'nda, bu beş yerde Karadeniz'e karışır. Bu nehirden küçük Tarabefzûn kurbunda nehr-i Faşa ve nehr-i Çoruğ ve Taman Kal‘ası kurbunda nehr-i Kuban, andan küçük nehr-i Tün Azak dibinde ve nehr-i Özü, andan nehr-i Turla, andan küçük Anadolu cânibinde Bafra kurbunda Kızılırmak ve nehr-i Çehârşenbe ve nehr-i Sakarya. Bu zikr olunanlar deryâ-misâl nehr-i azîmlerdir. Bunlardan mâ‘adâ bin altı yüz seksen nehirler, geçit vermez azîm sular mahlût olur, böyle bir Bahr-i siyâhdır. Ve yine İslâmbol Boğazı'ndan Kefe'ye (---) mildir. Ve Balıklağa (---) mildir. Ve Akkirmân (---) mildir. Ve Varna kal‘ası (---) mildir. Ve Keliğra kayası burnundan karşu Anadolu tarafında Sinop kal‘ası burnu (---) mildir. Ve yine Boğazdan Amasra (---) mildir. Ve Ereğli (---) mildir. Ve Karadeniz'in dâiren-mâdâr cânib-i etrâfı Azak deniziyle bile cümle altı bin altmış mil ihâta eder. Ve karadan devr olunsa konak hesâbınca Karadeniz'in etrâfı yüz elli konak ve beş aylık yoldur. Her konağı on ikişer sâ‘at olmak üzre Karadeniz beş ayda devr olunur. Böyle bir bahr-i azîmdir. Bu hakîr-i pür-taksîr Karadeniz'in dâiren-mâdârın seyâhat edüp bin elli (---) Şa‘bânü'l-mu‘azzamının evvelki gün Karadeniz Boğazı'ndan sıhhat u selâmetle İslâmbol'a dâhil olup hemân ol sâ‘at Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretlerine varup âsitâne-i sa‘âdetine yüz sürüp rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp râh-ı Hakka bir kurbân edüp andan peder ü mâderimize gelüp buluşdukda hakîri bağırlarına basdılar. Andan hakîr bir dahi Karadeniz'e gemiyle çıkmağa tevbe-i nasûh etdim. Hak Te‘âlâ cemî‘î ümmet-i Muhammed'i şerrinden emîn eyleye. Âmîn, yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 268a ·
metinde göster ·
… Tuna'ya, nehr-i Lavaho ve dahi nehr-i Selorin ve dahi Rojvovay ve nehr-i Arciş.
Bu beş
nehir bir günde ubûr olunur, birbirlerine karîbdir. Cümle Erdel yaylalarından g …
Nehr-i Ormaniçse: Erdel'den gelüp Tuna'ya, nehr-i Lavaho ve dahi nehr-i Selorin ve dahi Rojvovay ve nehr-i Arciş. Bu beş nehir bir günde ubûr olunur, birbirlerine karîbdir. Cümle Erdel yaylalarından gelüp Eflâk hudûdunda Tuna'ya mahlût olur. Geçit vermez bataklı ve çataklı sulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116b ·
metinde göster ·
aded selâtîn-misâl câmi‘lerdir, kim bir minâreli kârgîr binâ ma‘bedhâne-i zibâ …
Bu beş aded selâtîn-misâl câmi‘lerdir, kim bir minâreli kârgîr binâ ma‘bedhâne-i zibâ kıbâblar ile ârâste câmi‘lerdir. Ve cümle (---) aded mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132b ·
metinde göster ·
… kubbe-i nîl-gûn-ı ibret-nümûnlardır kim her biri kubbe-i eflâkden nişân verir.
Bu beş
aded kubbe-i acîbe ve garîbenin derûnuna üstâd-ı nakkaş niçe bin elvân la‘lî ve …
Bu kıble kapusundan tâ mihrâba varınca derûn-ı câmi‘ tûlen yüz kademdir. Ve arzen iki yüz elli ayakdır. Ve cümle amelî (---) aded amûd-ı sitte üzre beş aded kubbe-i nîl-gûn-ı ibret-nümûnlardır kim her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Bu beş aded kubbe-i acîbe ve garîbenin derûnuna üstâd-ı nakkaş niçe bin elvân la‘lî ve siylû ve lacüverd ve semâyî ve sebz-gûn ve asfer-gûn boyalar ile eyle nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn etmiş kim im‘ân-nazar ile temâşâ eder ma‘ârif-şinâs engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân dem-beste ve ser-gerdân olur. Gûyâ bu beş aded kubbe-i azîmlerin nakşını Nakkâş-ı ezel yed-i kudret ile resm etmişdir. Behzâd ve Mânî bir ser-i mû kilk-i cevâhir-i nisârın çekmede âcizlerdir. Erbâb-ı ma‘ârife nihân u pinhân değildir. Ve bu genc-i kubbe içre olan nakş-ı ibret-nümâlar bir kubbede olan boyalar ve bir kubbede olan keyfiyyet-i tarh-ı mersûmlar bir kubbe-i nîl-gûnda yokdur. Ve bu kıbâb-ı ibret-nümâlar pes-pâye olmağıla gâyetü'l-gâye {latîf} seyr olunur. Ve mihrâb [u] minberinde envâ‘-ı gûn fusûs-ı mukavvim mahkûk gûnâ-gûn-ı ibret-nümûn ruhâm-ı ma‘kûk-ı ile ma‘kûd kılınmışdır. Ve mehâfil-i mü’ezzinân-ı eczâhân kürsîleri köşe be-köşe umk-ı mencûklar ile ve beyâz ve siyâh, ahmer-gûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile ârâste ve seng-i aynu'l-hûr ve aynu'l-hirre mânendi hurda taşlar ile münakkaş-ı pîrâste olmuş makâm-ı meşâyihân-ı hümâm kürsîleridir. Ve bu câmi‘in sol tarafında olan kürsî üzre bir kelâm-ı kadîm vardır. Zamânemiz hattâtları ol gûne kalem-i kelâm-ı kudreti yazmağa iktidârları 152b yokdur. Ve eyle kelâmullah-ı kebîrdir kim bu kürsî ancak anın içün binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a–152b ·
metinde göster ·
… şinâs engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân dem-beste ve ser-gerdân olur. Gûyâ
bu beş
aded kubbe-i azîmlerin nakşını Nakkâş-ı ezel yed-i kudret ile resm etmişdir. Be …
Bu kıble kapusundan tâ mihrâba varınca derûn-ı câmi‘ tûlen yüz kademdir. Ve arzen iki yüz elli ayakdır. Ve cümle amelî (---) aded amûd-ı sitte üzre beş aded kubbe-i nîl-gûn-ı ibret-nümûnlardır kim her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Bu beş aded kubbe-i acîbe ve garîbenin derûnuna üstâd-ı nakkaş niçe bin elvân la‘lî ve siylû ve lacüverd ve semâyî ve sebz-gûn ve asfer-gûn boyalar ile eyle nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn etmiş kim im‘ân-nazar ile temâşâ eder ma‘ârif-şinâs engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân dem-beste ve ser-gerdân olur. Gûyâ bu beş aded kubbe-i azîmlerin nakşını Nakkâş-ı ezel yed-i kudret ile resm etmişdir. Behzâd ve Mânî bir ser-i mû kilk-i cevâhir-i nisârın çekmede âcizlerdir. Erbâb-ı ma‘ârife nihân u pinhân değildir. Ve bu genc-i kubbe içre olan nakş-ı ibret-nümâlar bir kubbede olan boyalar ve bir kubbede olan keyfiyyet-i tarh-ı mersûmlar bir kubbe-i nîl-gûnda yokdur. Ve bu kıbâb-ı ibret-nümâlar pes-pâye olmağıla gâyetü'l-gâye {latîf} seyr olunur. Ve mihrâb [u] minberinde envâ‘-ı gûn fusûs-ı mukavvim mahkûk gûnâ-gûn-ı ibret-nümûn ruhâm-ı ma‘kûk-ı ile ma‘kûd kılınmışdır. Ve mehâfil-i mü’ezzinân-ı eczâhân kürsîleri köşe be-köşe umk-ı mencûklar ile ve beyâz ve siyâh, ahmer-gûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile ârâste ve seng-i aynu'l-hûr ve aynu'l-hirre mânendi hurda taşlar ile münakkaş-ı pîrâste olmuş makâm-ı meşâyihân-ı hümâm kürsîleridir. Ve bu câmi‘in sol tarafında olan kürsî üzre bir kelâm-ı kadîm vardır. Zamânemiz hattâtları ol gûne kalem-i kelâm-ı kudreti yazmağa iktidârları 152b yokdur. Ve eyle kelâmullah-ı kebîrdir kim bu kürsî ancak anın içün binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a–152b ·
metinde göster ·
aded hükûmet serbest mîr-i mîrânlık pâyesiyle hâkimlerdir, ammâ yine vezîrleriy …
Bu beş aded hükûmet serbest mîr-i mîrânlık pâyesiyle hâkimlerdir, ammâ yine vezîrleriyle sefer eşmeğe me’mûrlardır. Bu beş hükûmetile cümle-i cümele yigirmi beş aded Diyârbekir sancakları olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199b ·
metinde göster ·
… rânlık pâyesiyle hâkimlerdir, ammâ yine vezîrleriyle sefer eşmeğe me’mûrlardır.
Bu beş
hükûmetile cümle-i cümele yigirmi beş aded Diyârbekir sancakları olmuş olur.
Bu beş aded hükûmet serbest mîr-i mîrânlık pâyesiyle hâkimlerdir, ammâ yine vezîrleriyle sefer eşmeğe me’mûrlardır. Bu beş hükûmetile cümle-i cümele yigirmi beş aded Diyârbekir sancakları olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199b ·
metinde göster ·
sancak hükûmetler cümle Van'a tâbi‘ler idi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleym …
Kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu beş sancak hükûmetler cümle Van'a tâbi‘ler idi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleymân Hân vezîrlerinden Tavâşî Süleymân Paşa taht-ı Âzerbaycân olan şehr-i Tebrîz'i feth edüp bir kal‘a-i azîm inşâ etdikde mezkûr beş aded hükûmetler Van eyâletinden ifrâz olup eyâlet-i Tebrîz'e ilhâk olmuşdu. Ba‘dehû sene (---) asrında Acem Tebrîz'e el koyup kabza-i tasarrufa aldıkda mezkûr beş aded hükûmetler sâbit-kadem olup mâbeynde kaldılar. Âhir sene 1048 târîhinde Sultân Murâd-ı Râbi‘ Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp evdetde {Dâr-ı} Saltanat-ı aliyyesine vardıkda Arapça emrine imtisâlen dâr-ı bâkîye rıhlet etdüği sene 1048 Acem Benî Kutur kal‘asına asker koyup sulha muğâyir iş etmeğile bâlâdaki tahrîr olunan beş aded hükûmetler dahi bi'z-zarûrî Acem'e tâbi‘ olmuşlar. Zîrâ bunların hudûdları cümle Acem ile bâğ bâğa ve tarla tarlaya müşâdırlar. Ammâ beğleri şâhdan tâc giymemişlerdir. Ancak hoş-nişîn boy beğleridir. İnşâallah bunlar dahi mahalliyle aşağıda seyecî‘ü tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255a ·
metinde göster ·
… ı kaydına düşüp Halîl Paşa üstüne düşer. Halîl Paşa da anlara girişir. Kızılbaş
bu beş
yerden asâkir-i İslâm'ın hücûmuna tâkat getiremeyüp sahrâ-yı Mihribân'da nehr-i …
Bir tarafdan dahi Rûmeli eyâleti gâzîleri Kosdaniçse sırıkların toplarından bagallarında zabt edüp anlar da hücûm ederler. Kızılbaş görse kim iki askerin mâbeyninde kalmış ve Kızılbaş'ın çoğu şaşmış. Hemân Kızılbaş cân u baş halâsı kaydına düşüp Halîl Paşa üstüne düşer. Halîl Paşa da anlara girişir. Kızılbaş bu beş yerden asâkir-i İslâm'ın hücûmuna tâkat getiremeyüp sahrâ-yı Mihribân'da nehr-i Mihribân üzre Şâh Cisri'ne cân havliyle uğrarlar. Akîblerince asker-i İslâm kovup kırarlar ve merkûm cisrden asker-i Acem birbirlerin ta‘kîb ederken niçe bini cisirden düşüp gark-ı âb olurlar. Cisri geçemeyüp gerü kalanları cümle kırarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a ·
metinde göster ·
… sehel tenzîl buyurun. Kaya Sultân merhûme kadar masrûfa tahammülüm vardır, ammâ
bu beş
kat masrafa tâkatım yokdur" dedim.
"Vallâhi sultân efendim, ben hâlâ Erdel seferi gazâsından gelir bir mücâhidün fî-sebîlillâh vezîrim. Ben ol seferde yedi bin âdem besleyüp yüz yetmiş bin altun ve iki yüz kîse harc etdim ve bu kadar raht ve zırh [u] zereh-külâh ve âlât-ı silâh satup yeniçeri ocağından mu‘âmele ile karz akçe dahi aldım. Ve ben zâlim değilim ki mutasarrıf olduğum mansıblarda zulm edüp mâl alup seni bu isrâf masrûf üzre besleyem. Ben bu kadar masrûfu çekmeğe kâdir değilim. Benim de bu kadar tevâbi‘ [u] levâhıkım var. Ben ehl-i seferim, bu masrûf çokdur. Lütf edüp sehel tenzîl buyurun. Kaya Sultân merhûme kadar masrûfa tahammülüm vardır, ammâ bu beş kat masrafa tâkatım yokdur" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·
"Herkes kendüye birer mezâr kazup diri dizliklerinde pâdişâh dirliğimiz vardır" deyü meteris nâmında birer kabre girüp hamd-i Hudâ bu gece karanusunda kırk oda yeniçeri ve yigirmi oda cebeci Allâhu Ta‘âlâ'ya sığınup kal‘adan küffârın aslâ haber [ü] âgâhları yok iken Uyvar'ın mağrib tarafında dörd koldan onar aded yeniçeri odaları meterise girüp evvelâ sağ tarafda kol kethudâ (---) Ağa ve dahi beri tarafda Zağarcıbaşı Arnavud İbrâhîm Ağa ve Beç kapusu önünde handak hâricinde Yassı Tabya önünde yeniçeri ağası Sâlih Paşa, anın sol tarafında Samsoncubaşı (---) Ağa, anın solunda Başçavuş (---) Ağa, bu beş aded koldan cümle gâziyân-ı yeniçeriyânlar kal‘a-i Uyvar'ın nısfın kat-ender-kat meterislerle kuşadup fi'l-hâl cümle guzât takırdı ve patırdı ve kütürdü olmadan yer altına girüp gûnâ-gûn san‘atlar ile sıçan yolları kazup cümle yeniçeriler gûyâ ka‘r-ı zemînde tahte's-serâya girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
dâne şehîdlerimiz Semendire gâzîlerindendir, tîmârlarını bu gâzîlere ihsân edün …
Gâzîler eyitdi: "Hemân sultânımın otağından Evliyâ Çelebi atla çıkdı ve bizimle bugün sabâhdan gitdi. Öyleden evvel kal‘a-i Litre kurbunda bu kâfirlere sataşdık ve çataşdık ve birkaç baş dokuşduk. Elhamdülillâh feth [u] nusret bizim imiş. Hamd-i Hudâ devletli vezîrin huzûr-ı şerîflerine boş gelmedik, ammâ devletli vezîr bu beş dâne şehîdlerimiz Semendire gâzîlerindendir, tîmârlarını bu gâzîlere ihsân edün" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111b ·
metinde göster ·
Hemân Kaplan Paşa bu beş aded küffârları kendü küheylân yedeklerine bindirüp altı aded bölük ağalarıyla ve çavuşbaşı ve muhzır ağa ile alay edüp Fargaçi kâfirin kethudâsı kal‘anın iki kapusu miftâhların ve sâ’ir elli aded miftâhların dîbâ ve şîb ve zerbâf kîse zarflara koyup serâperde-i Âsaf-ı Berhayâ'da miftâhları Sadrıa‘zama "Allâh mübârek etsin" deyü teslîm edüp yedi gün mehil istedikde.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
… -i Germat ve dahi kal‘a-i Diregel ve dahi kal‘a-i Hollok ve dahi kal‘a-i Buyak,
bu beş
aded birer güzîde metîn kal‘alardır kim mukaddemâ Tatar Hânzâde ve Kaplan Paşa …
Âhıru'l-emr niçe gûne nizâ‘ ederek bi'z-zarûrî kal‘a-i Leve ve kal‘a-i Litre yerine niçe gûne nizâ‘ ile kal‘a-i Seçan ve dahi kal‘a-i Germat ve dahi kal‘a-i Diregel ve dahi kal‘a-i Hollok ve dahi kal‘a-i Buyak, bu beş aded birer güzîde metîn kal‘alardır kim mukaddemâ Tatar Hânzâde ve Kaplan Paşa ve Egre vezîri Filibeli Pirinççi Mehemmed Paşa bu kal‘aları feth edüp hâlî ve mu‘attal kalmış idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29b ·
metinde göster ·
… nda kuyruk sokumu ta‘bîr etdikleri mezkûr yerden el-hâsıl iki el ve iki ayakdan
bu beş
yerden herîfin tulum gibi derisin delüp birer karış tûlı yağlı 63a çıra ağaçl …
Ba‘dehu herîfin iki ayaklarının topuklarının iç yüzlerinden ve iki ellerinin nebz yerlerinden ve dübürünün ardında kuyruk sokumu ta‘bîr etdikleri mezkûr yerden el-hâsıl iki el ve iki ayakdan bu beş yerden herîfin tulum gibi derisin delüp birer karış tûlı yağlı 63a çıra ağaçlarına bir kırmızı merhem sürüp herîfin kolları ve ayaklarının ve kuyruk sokumunun yardığı yerlere sokup durdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b–63a ·
metinde göster ·
"Poh ne güzel yerlerin göklerin hâlıkı Allâh ne güzel buyurmuş.
Bu beş
aded şeyler ki dedin, cümle kabûl etdim. Eyi şeylerdir kim Allâh emr etmiş." Mu …
"Poh ne güzel yerlerin göklerin hâlıkı Allâh ne güzel buyurmuş. Bu beş aded şeyler ki dedin, cümle kabûl etdim. Eyi şeylerdir kim Allâh emr etmiş." Mu‘âz eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131a ·
metinde göster ·
âyeti tefsîrinde ulemâ-yı müfessirîn Cûde dağında keştî-i Nûh karâr edüp talattum-ı deryâ ile pâreleri bu Kabarti diyârında Beş Dağ'daki gemi tahtası andan ola. Hulâsa-i kelâm bu hakîr ol levha üzre iki rek‘at namâz kılup ve bu Beş Dağları seyr [ü] temâşâ edüp andan yine maşrık tarafına 5 sâ‘at gidüp niçe ibret-nümâlar görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158b ·
metinde göster ·
… li ve sancağ-ı Manya ve livâ-i Ballıbadra, şimdi Mora paşalarının tahtgâhı olup
bu beş
pâre sancaklar Mora eyâleti olup muhassıllığile vezâret-i âlî olmuşdur. Lâkin M …
Evvelâ sancağ-ı Mizistre ve livâ-i Aya Mavra ve sancağ-ı İnebahtı ve livâ-i Karlıeli ve sancağ-ı Manya ve livâ-i Ballıbadra, şimdi Mora paşalarının tahtgâhı olup bu beş pâre sancaklar Mora eyâleti olup muhassıllığile vezâret-i âlî olmuşdur. Lâkin Manya sancağı kefereleri hâlâ ısyân [u] tuğyânda olmak ile ba‘zı kurâları Misistre sancağına ilhâk olunup Manya vilâyetinin kâfirleri evlâd [u] ıyâlleriyle urulup esîr olunur. Ve cümle cezîre-i Mora eyâleti yigirmi dörd aded kazâlardır. İnşâallâh mahalleriyle her biri nevâhîleriyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 260b ·
metinde göster ·
… ine-âbâd ve kazâ-i Çehârşenbe-âbâd ve kazâ-i Gököyük-âbâd ve kazâ-i Honaz-âbâd.
Bu beş
kazâlar birbirlerine karîb olmağile Denizli hâssı hudûdundadır.
Hâlâ başka hâkimi var. Üç yüz asker ile kırk yük akçe iltizâmın tahsîl edüp yigirmi bin guruş dahi kendüye tahsîl eder. Bir sene zabtımızda olmuşdur, andan ma‘lûmumuzdur. Ve zîr-i hükmünde beş kazâ yerdir. Evvelâ kazâ-i Denizli ve kazâ-i Ezine-âbâd ve kazâ-i Çehârşenbe-âbâd ve kazâ-i Gököyük-âbâd ve kazâ-i Honaz-âbâd. Bu beş kazâlar birbirlerine karîb olmağile Denizli hâssı hudûdundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y94b ·
metinde göster ·
Cemâ‘at-i kesîreye mâlik olan mesâcidler bunlardır: Evvelâ Akmihrâb mescidi ve Tekye kapusu mescidi ve Gâzî mescidi ve Bedasten mescidi ve Freng hisârı mescidi. Bu beş mesâcidler cümle Süleymân Hân'ındır. Cümle mürtezikası vazîfelerin Süleymân Hân mütevellîsinden alırlar. Ve bunlardan mâ‘adâ şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîre ile memlû limanın iskele kapusu önünde on beş kademe taş nerdübân ile çıkılır,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y120a ·
metinde göster ·
… i olmayan Van kal‘ası ve Mardin ve Q 60a Şebin Karahisârı ve Afyon Karahisârı
bu beş
pâre kal‘a ki desti Âl-i Osmân'da yed-i kudret kal‘asıdır. Ammâ bu Lindos kal‘a …
Ve bir yoldan gayri yolu yokdur. Gayri yerleri şâhin ve zağanoz kuşu yuvalı yalçın kayalar[dır]. Ve (---) nâzır bir kapusu var. Ve şekl-i müdevver yigirmi kulleli bir küçük kal‘adır. P 60a Ve deryâya topları erişir. Rodos cezîresinin cenûbunda bir burun ucunda evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Rûy-i zemînde misli olmayan Van kal‘ası ve Mardin ve Q 60a Şebin Karahisârı ve Afyon Karahisârı bu beş pâre kal‘a ki desti Âl-i Osmân'da yed-i kudret kal‘asıdır. Ammâ bu Lindos kal‘ası mezkûr kal‘alardan metîn ve müstahkemdir. Eyle bir kal‘a-i bî-emândır ki Sultân Süleymân Hân Rodos kal‘asına yüz yigirmi kerre yürüyüş edüp zafer buldu. Ammâ bu Lindos vere ile feth olmasa içinde zahîresi oldukdan sonra yüz yıl muhâsaradan bî-pâk [ü] bî-pervâ bir Sedd-i İskender'dir. Lâkin küçükdür. Cirmi dâ’iren-mâdâr dörd yüz adımdır. Ammâ hisâr-pîçesi ile sekiz yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y123a ·
metinde göster ·
… rende['de] dahi az hâsıl olur. Ve kazâ-i Dârâhiyye'de dahi bî-hisâb hâsıl olur.
Bu beş
kazâdan gayri Menteşe hâkinde değil rub‘-ı meskûnda olmaz. Y 128b
Ve bu tahrîr olunan kazâların cümlesinden nebâtât, müsmirât ve mahsûlâtı ziyâde olan beş kazâdır. Evvelâ Gökâbâd. Bunda sığala yağı hâsıl olur. Ve kazâ-i Purnaz'da dahi sığala yağı hâsıl olur. Ve kazâ-i Gökçegöz'de dahi hâsıl olur. Ve kazâ-i Darende['de] dahi az hâsıl olur. Ve kazâ-i Dârâhiyye'de dahi bî-hisâb hâsıl olur. Bu beş kazâdan gayri Menteşe hâkinde değil rub‘-ı meskûnda olmaz. Y 128b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y128a–Y128b ·
metinde göster ·
kazâ yerin cümle halkı bunu tahsîl edüp öşr-i sultânîsin Milâs şehrinde (---) c …
Ve bu beş kazâ yerin cümle halkı bunu tahsîl edüp öşr-i sultânîsin Milâs şehrinde (---) câmi‘i mütevellîsine öşür verirler. Kadîm eyyâmdan berü bu dağlar ol câmi‘in evkâfıdır. Öşürden mâ‘adâsın Rodos mukâbelesinde Marmaris iskelesine götürüp füruht ederler. Ve cümle Marmaris dağları ve dere ve depeleri cümle sığala ağacı ve tefne ağacı ve mersin ağacı ile müzeyyen olup âyende vü revendenin demâğın ıtr-ı şâhî-misâl mu‘attar eder. Hattâ Sultân Süleymân Hân Rodos fethine müteveccih olduklarında bu Gökâbâd hıyâbânı içinden ubûr ederken demâğı mu‘attar olup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y128b ·
metinde göster ·
kazâdır. Ammâ gâyet çengelistân ve sengistân ve sarp sanki (...) harâmîli kapla …
Ve kazâ-i Akseki, cümle bu beş kazâdır. Ammâ gâyet çengelistân ve sengistân ve sarp sanki (...) harâmîli kaplanlı ve (...) ve yalçın kayalık ve âdem arslanlı kazâlardır. Y 140b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y140a–Y140b ·
metinde göster ·
… ında Silifke sancağı Y 154b ve dahi anın yıldız cânibinde Alâ’iyye sancağı ve
bu beş
sancağın cümle alaybeğisi ve çeribaşısı ve erbâb-ı tîmârı ve erbâb-ı zü‘amâsı v …
Ve eyâletinde olan seyâhat etdiğimiz sancakları bunlardır ki zikr olunur: Evvelâ Adana sancağı şimâlinde Sis sancağı ve Adana'nın garbında Tarsûs sancağı ve anın garbında Silifke sancağı Y 154b ve dahi anın yıldız cânibinde Alâ’iyye sancağı ve bu beş sancağın cümle alaybeğisi ve çeribaşısı ve erbâb-ı tîmârı ve erbâb-ı zü‘amâsı vardır. Hîn-i seferde paşaları askeri ile bir yere cem‘ olduklarında Adana paşası ile sefer eşdiklerinde on bin [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y154a–Y154b ·
metinde göster ·
… ancağı ve Malatıyye sancağı ve Niğde sancağı ve Kars sancağı ve Samsâd sancağı.
Bu beş
sancak ile eyâlet olmuşdur.
Ve dest-i hükmünde olan sancaklar bunlardır: Evvelâ Ayntâb sancağı ve Malatıyye sancağı ve Niğde sancağı ve Kars sancağı ve Samsâd sancağı. Bu beş sancak ile eyâlet olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y159b ·
metinde göster ·
… vmi olur. Bir oğlu Mikril olur ve bir oğlu Abaza olur ve bir oğlu Çerâkis olur.
Bu beş
kavim cümle Kureyş'dir.
Ba‘dehu Cebele'nin bir oğlu Lazka Tırabzan'da Ciniviz'e gidüp Laz kavmi olur. Bir oğlu Mikril olur ve bir oğlu Abaza olur ve bir oğlu Çerâkis olur. Bu beş kavim cümle Kureyş'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y179a ·
metinde göster ·
… mürd olup Elbasan şehri içinde Büzürg Seng nâm bir mesîregâhda yatır. İnşâallâh
bu beş
millet mahalleriyle mufassal tahrîr olunur.
Ba‘dehu Cebel-i Elheme mürd olup Elbasan şehri içinde Büzürg Seng nâm bir mesîregâhda yatır. İnşâallâh bu beş millet mahalleriyle mufassal tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y179a ·
metinde göster ·
sâ‘atlik yeri bile gidüp gûnâ-gûn fesâhat [u] belâgatle kasâyidler ve na‘t-ı Re …
Tâ Medîne'ye dek bu beş sâ‘atlik yeri bile gidüp gûnâ-gûn fesâhat [u] belâgatle kasâyidler ve na‘t-ı Resûlullâhlar tilâvet ederek savt-ı hazîn ve Dâvûdî bülend nefesli ma‘sûmlar ba‘zı kasîdeler okur kim âdemin zehresi çâk olup şâd ferâhnâk olur. Ve ekser nisvân [ü] bintânları mevlûd-ı şerîf tilâvet ederler. Bu hâl üzre tâ Medîne-i münevvereye taht-ı revân ve mahâfîler yanı sıra gidüp ayrılmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277a ·
metinde göster ·
Ve bu askerî tâ’ifesi ihrâma girmezler ve gayri yere girmezler. Hemân at ve katır ve hecîn ve çemendere süvâr olup kol kol taraf taraf huccâc-ı müslimîni sabâha dek muhâfaza edüp yetmiş seksen yerden kûs-i Mısrîlere turralar urulup bizim Şâm vezîri tarafından ve Şâm emîrü'l-haccı cânibinden ve Mısır emîr-i haccı semtinden ve Cidde beği kıbelinden ve şerîf hazretleri cânibinden bu beş koldan mehterhâneler ile ceng-i harbîler çalınup cümle askerin ellerinde çatal Y 320b fitîl bellerinde şemşîr ile pür-silâh âmâde olup tâ sabâha dek huccâc-ı müslimînin cânib-i erba‘asın kuşadırlar. Zîrâ huccâcada cümle Urbân bâ-husûs Yemen Urbânı huccâcın hasm-ı cânıdır. Zîrâ bu huccâcda olan mâl-ı Kârûn bin Mısır hazînesi kadar vardır ve herkesin mâlı yanındadır. Mekke'de emânet komayup teberrüken [[(---) (---) (---) (---)]] kavim ol ecilden cemî‘i askerî tâ’ifesi pür-silâh olup huccâcı [[(---) (---) (---) (---)]] arefede taraf taraf ilâhiyyât ve temcîd ü tevhîd ü tezkîrler ile sabâha dek leyle-i Kadir [[(---) (---) (---) (---)]] tehlîl ederler kim dağlar ve taşlar inil inil iniler. Ale's-sabâh ki yevm-i arefe [[(---) (---) (---) (---)]] gün yevmü'l-arefedir, gürûh gürûh deryâ-misâl Mekke-i mükerremeden ale'l-ûmum gelüp [[(---) (---) (---) (---)]] meks edüp vakt-i zuhur karîb oldukda dellâllar nidâ edüp, "Yâ huccâc! Q 132a Vakt-i ihticâc" deyü nidâ ederler. Bu mahalde meydân-ı Arafât evsâfât makâmâtları P 133b tamâm olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a–Y320b ·
metinde göster ·
… bâbıdır. Ammâ bu kapunun iki cânibinde ikişer kapular gayri kapular gibidir. Ve
bu beş
kapudan hareme bir tavîl arîz taş nerdübân ile enilir. Serâpâ on ayak nerdübând …
Andan yine [[(---) (---) (---)]] Bâb-ı Safâ'dır. Şarka mekşûf yan yana beş kapudur. Orta kapusu cümleden bâlâdır. Q 138a Gûyâ Mısır'da Sultân Hasan câmi‘inin bâbıdır. Ammâ bu kapunun iki cânibinde ikişer kapular gayri kapular gibidir. Ve bu beş kapudan hareme bir tavîl arîz taş nerdübân ile enilir. Serâpâ on ayak nerdübândır. Ve ortada büyük kapunun kemeri üzre sihr-i i‘câz hatt-ı Karahisârî ile âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y336a ·
metinde göster ·
Bu beş vezîr sultânlar makâmında kâ’im olup sorguc taşıdığıyçün sâ’ir vüzerâlara tasaddur ederler (---)(---)(---)(---). Mısır vezîri hâss-ı hümâyûnuna göre eğer Yemen'e ve Habeş'e ve Irâk ve gayrı yere serdâr olsa kendü askeriyle [[(---) (---)]] ile sefer eşmek kânûn-ı Selîmiyye oldu. Ammâ şimdiki asırda Mısır kulu gâlib olmak ile cemî‘i mukâta‘ayı kânûn-ı Selîmî (---)(---)(---)(---)Q 180b üzre zabt edüp paşa tevâbi‘âtına bir şey kalmayup ancak Mısır vezîri bin âdemle iç kal‘ada sâkin olup cemî‘i ağavâtları kânûn üzre ulûfeleri ile geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y57a ·
metinde göster ·
… usu şâtırlar konağı altındadır, bir kapusu şehir havâlesinin konağı altındadır.
Bu beş
kapu mükellef ü metîn zencîr çekilmiş demir kapulardır.
Ve Sarây meydânının şehir havâlesi tarafı dahi başka bir bölme hisârdır. Üç [beş!] kapusu vardır. Üç kapusu sâkıyeler altındadır, bir kapusu şâtırlar konağı altındadır, bir kapusu şehir havâlesinin konağı altındadır. Bu beş kapu mükellef ü metîn zencîr çekilmiş demir kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y81a ·
metinde göster ·
esnâf cümle 1065 nefer olup pür-silâh olup herbirinin ellerinde şem‘-i kâfûrî v …
Bu beş esnâf cümle 1065 nefer olup pür-silâh olup herbirinin ellerinde şem‘-i kâfûrî ve meş‘aller ile çerâğân ederek kazancıbaşı ve dökmecibaşı yanyana olup mehterhâneleri ile ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y171b ·
metinde göster ·