… edi, der hemân cân havliyle ayak üzre gezerim, ammâ bir sıyrıncak yer buldum ki
bu da
balıkdır ammâ ‘âyâ ne hâldir?’ dedim. Hemân sevdâ başıma gelüp anı akl etdim ki …
Bir sarây-ı azîm dîvânhânesi gibi bir vâsi‘ meydân ba‘zı yerinde ciğer ba‘zı yerinde bağırsaklar talab talab eder. Benim ağzından çıkdığım balık aslâ hareket etmeyüp ölmüş. Ammâ ‘Ey Pâdişâh-ı Perverdigâr, âyâ bu nedir?’ deyü hayli tevakkuf etdim ammâ misk râyihası beni helâk eyledi, der hemân cân havliyle ayak üzre gezerim, ammâ bir sıyrıncak yer buldum ki bu da balıkdır ammâ ‘âyâ ne hâldir?’ dedim. Hemân sevdâ başıma gelüp anı akl etdim kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
… olup andan câmi‘in tarafeyninde olan abdest çeşmelerinin sahrıcında cem‘ olur.
Bu da
bir gûne temâşâgâhdır.
Bir san‘atı dahi cemî‘i kıbâblar üzre bârân-ı rahmet nâzil oldukda bir katre matar-ı rahmet hebâya gitmeyüp cümlesi bir uyûn-ı câriye-vâr mihrâbın pespâye olan nîm kubbesi yanında bir çâh-ı azîme rîzân olup andan câmi‘in tarafeyninde olan abdest çeşmelerinin sahrıcında cem‘ olur. Bu da bir gûne temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… gelüp (...) bir kabza-i tîr perrân edüp tası urursa hândan bir gümüş tas alur.
Bu da
bir temâşâgâhdır.
Sekizinci mesîre: Ammâ bu çevgân meydânında bir evc-i âsumâna ser çekmiş çam amûdu vardır. Ta zirve-i a‘lâsında bir gümüş tas vardır. Cemî‘i silâhşorân-ı kavm-i Ekrâd bu amûdun zeyline yeğin at ile gelüp (...) bir kabza-i tîr perrân edüp tası urursa hândan bir gümüş tas alur. Bu da bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
şehr-i mu‘azzam imiş. Acem destine girmek ile belde-i evsat demişlerdir. Hakkâ …
Diyâr-ı Âzerbaycân'da bu da şehr-i mu‘azzam imiş. Acem destine girmek ile belde-i evsat demişlerdir. Hakkâ ki {cânib-i} garbîsinde şehr-i Şehrezûl ve şimâlinde Salmas ve şehr-i Tesûy ve şarkîsinde şehr-i Tebrîz ve cenûbunda şehr-i Erdebil cümle bu şehirler Rûmiyye'ye dörder menzil mesâfe olduğundan hâlâ müverrihân-ı İrân-zemîn bu Rûmiyye'yi "Belde-i evsat" ile yâd ederler. Hâlâ bir belde-i mutavassıtadır. Ammerallah. 295b Hatta bir fetâ atıyla murâd edüp gitse bu şehirden şehr-i {Van'a} ve Revân'a dahi dörd menzilde irer, ammâ hakîr cihânı temâşâ içün beşer ve altışar sâ‘at giderdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a–295b ·
metinde göster ·
… cereyân edüp üzerinde haşeb cisri vardır. Bu nehr-i Şatt'dan münşa‘ib olmağile
bu da
medd [ü] cezimdir kim bir temâşâ-yı sun‘-ı Lemyezel'dir. Ve biri dahi yine Basr …
Nehr-i Aşşâr: Derler. kal‘a-i Basra ile Rabât mâbeyninde bu nehir cereyân edüp üzerinde haşeb cisri vardır. Bu nehr-i Şatt'dan münşa‘ib olmağile bu da medd [ü] cezimdir kim bir temâşâ-yı sun‘-ı Lemyezel'dir. Ve biri dahi yine Basra'nın cânib-i cenûbîsi kurbünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… ler "Sırr-ı şâh-ı Hâdinî" deyü yemîn etdikden sonra ana çûn-ı çerâ yokdur, ammâ
bu da
Cenâb-ı Allâh tarafından ol sultâna rahmetdir. Eğer Hüseynî olduğun bilseler Mu …
Hemân cümle Yezîdî 3a "şeyh Hâdî bizimdir" deyü ta‘mîr ü termîm edüp ziyâret ederler. Ve bir şey içün yemîn etseler "Sırr-ı şâh-ı Hâdinî" deyü yemîn etdikden sonra ana çûn-ı çerâ yokdur, ammâ bu da Cenâb-ı Allâh tarafından ol sultâna rahmetdir. Eğer Hüseynî olduğun bilseler Musul'da medfûn olan Circîs Nebî gibi bu azîzin külün göğe savururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2b–3a ·
metinde göster ·
nehr-i Tasma kenârında 49a bir küçük palankadır. İçinde ancak bin kadar tahta …
Evsâf-ı palanka-i Duşka: Bânîsi (---) dır. Lisân-ı Rus'da Duşka (---) derler. Leh kralı hâkinde Sotnik vezîr hükmünde bin kefere cünûd-ı cünübe mâlik fâcirlerdir. Bu da nehr-i Tasma kenârında 49a bir küçük palankadır. İçinde ancak bin kadar tahta ve saz örtülü âyîn-i bedhâneleri ve kenîse-i müşrikhâneleri vardır. Câ-be-câ çârsûları ve bâğçeleri vardır. Hatmanı, Hân'a ziyâfet ve hedâyâlar verüp (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan yine cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48b–49a ·
metinde göster ·
… lu'dan topçubaşı karşu Rûmeli'ne eliyle makr[am]a salup üçüncü salışda bir topa
bu da
karşıdaki de âteş edince azamet-i Hudâ iki topun güllesi deryâ ortasında birbir …
"İki kal‘adan birbirlerine top atup deryâ ortasında iki gülle birbirlerine dokuşsun" dediklerinde meğer tarafeynden toplar hâzır imiş. İbtidâ akındıyla bir küçük kayık koyuverdiler. Akup giderken beri Anadolu'dan bir top güllesi nice urdularsa kayığın her haşebi havâya perrân olup andan Anadolu'dan topçubaşı karşu Rûmeli'ne eliyle makr[am]a salup üçüncü salışda bir topa bu da karşıdaki de âteş edince azamet-i Hudâ iki topun güllesi deryâ ortasında birbirlerine râst gelüp cümle teklîfinde azgaşmadan ikisi de evc-i âsumâna urûc etdiler, ammâ bir topa dahi böyle makr[am]a işâretleriyle âteş etdiler. İkisi dahi hammâm kubbesi kadar atılır taş idi. Her biri niçe kere yüz bin pâre olup deryâ yüzünde {taş güllelerden} toz evce peyveste oldu. Hulâsa-i kelâm ta‘bîr ü tavsîf ve tahrîr ile olmaz. Tâ kim görmeğe muhtâc bir vâcibü's-seyr ibret-nümâdır. Hattâ hünkâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90b ·
metinde göster ·
Semendire sancağı hâkinde bir vâsi‘ fezâ-yı mahsûldârda şekl-i murabba‘ bir kap …
Lisân-ı Sırf'da (---)(---)(---) demekdir. Bânîsi Semendireli Gâzî Balı Beğ'dir kim bu da Semendire sancağı hâkinde bir vâsi‘ fezâ-yı mahsûldârda şekl-i murabba‘ bir kapulu palankacıkdır kim cirmi altı yüz adımdır. Dizdârı ve kırk aded neferâtları var. Câ-be-câ bâğları var ve bir müfîd ü muhtasar bir câmi‘i ve bir hânı var. Gayrı bâzâr ve hammâm yokdur. Garîb kalmış palankadır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 111a ·
metinde göster ·
… yle Gâzî Hüsrev Paşa müceddeden binâ edüp ismine Sedd-i İslâm dediler. Hakkâ ki
bu da
Tuna nehri kenârındaki Sedd-i İslâm kal‘ası gibi bir elzem-i levâzımından dâr-ı …
Sene 943 târîhinde Süleymân Hân izniyle Gâzî Hüsrev Paşa müceddeden binâ edüp ismine Sedd-i İslâm dediler. Hakkâ ki bu da Tuna nehri kenârındaki Sedd-i İslâm kal‘ası gibi bir elzem-i levâzımından dâr-ı İslâmdır ve zemîni Kırka sancağı hâkidir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139b ·
metinde göster ·
… -dest-i Gâzî Hüsrev Paşa sene 944'de feth edüp Kırka sancağı hükmünde idi, ammâ
bu da
harâbdır. Andan cânib-i kıbleye,
Evsâf-ı sahrâ-yı Rane, ya‘nî kal‘a-i garîb Virene: Lisân-ı Latince (---)(---)(---)(---) Virene derler. Bânîsi yine kavm-i Hırvad'dır, zîrâ bu hâk-i amber-pâklara vilâyet-i Hırvadistân derler kim üç yüz pâre kal‘alar idi. İbtidâ bu vilâyetli Yûsuf Paşa cezîre-i Girid'de Hanya kal‘asın sene (---) târîhinde {feth edince} ol sene-i menhûsda Yûsuf Paşa'ya rağmen Venedik kâfiri gelüp cümle Hırvadistân'da yüz yetmiş pâre kal‘aları harâb u yebâb edüp ol seneden berü kal‘alar cümle harâbdır. Hudâ-yı Müte‘âl yine imârın müyesser eyleye. Bu Virene kal‘ası dahi Süleymân {Hân} asrında be-dest-i Gâzî Hüsrev Paşa sene 944'de feth edüp Kırka sancağı hükmünde idi, ammâ bu da harâbdır. Andan cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 142a ·
metinde göster ·
… Re‘âyâsı cümle Eflak kefereleridir ve üç yüz hâneli ma‘mûr ze‘âmet köyüdür kim
bu da
bir sahrâ-yı azîme vâkı‘ olmuşdur. Bunda olan erik kadar göğem bir diyârda yokd …
Menzil-i Sersik: Re‘âyâsı cümle Eflak kefereleridir ve üç yüz hâneli ma‘mûr ze‘âmet köyüdür kim bu da bir sahrâ-yı azîme vâkı‘ olmuşdur. Bunda olan erik kadar göğem bir diyârda yokdur. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
… p ba‘de'l-bî‘at niçe kerre yüz bin küffâra kral bir ziyâfet tertîb etmişdir kim
bu da
dillerde dâstândır, ammâ ekseriyyâ ziyâfetdeki ta‘âmın kesreti ekmek ve kebâb v …
El-hâsıl tatvîl-i kelâma ne hâcet cemî‘i küffâr-ı dûzah-kâr ol gün bî‘at edüp el öpmeden ve vaz‘ [u] nasîhat dinlemeden ve müşâvere-i turvin etmeden fâriğ olamayup ba‘de'l-bî‘at niçe kerre yüz bin küffâra kral bir ziyâfet tertîb etmişdir kim bu da dillerde dâstândır, ammâ ekseriyyâ ziyâfetdeki ta‘âmın kesreti ekmek ve kebâb ve şarâb idi. Hemân "İstenamasa nacramasa" deyüp niçe bin araba şarâb gelüp içildi. Tâ sabâha dak şeb-i yeldâmız atlar üzre böyle geçildi. Sabâh olunca cümle küffâr târumâr olup bu sahrâdan göçüldü. Ve henüz kral kral-ı müstakil olup dolusu içildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
… -ahd binâ olunmak ile bilir koca bıtrîk pîr-i muğânlar ve pîçe tersâlar vardır.
Bu da
Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Saz Macarı hükmündedir.
Lisân-ı Saz Macarı'nca (---)(---) demekdir. Bânîsi Betlen Gabor'dur. Karîbü'l-ahd binâ olunmak ile bilir koca bıtrîk pîr-i muğânlar ve pîçe tersâlar vardır. Bu da Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Saz Macarı hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
… ânî evleri ve bâğçeleri ve âb-ı hayât kuyuları [ve] bir câmi‘i var, mâ-tekaddem
bu da
bir deyr-i musanna‘ imiş, hâlâ bir câmi‘-i müreffa‘dır. Ve bir mescidi ve bir h …
Çâr-kûşe bir yalın kat dolma palanka dîvârlı azîm varoşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder. Metîn kulle [ve] tabyalar ile ârâste ve gâyet sarp handak-ı amîk ile pîrâste olmuş iki aded kapusu ve ikişer kat tahta kanatlı kavî kapulardır. Her kapu üzre tahta tabyalı ve âmâde toplu kulleleri var kim bu kapuların birinden girilüp birinden çıkılır, ortası şâhrâh bir varoş-ı menzilgâh palankadır. Cümle iki yüz aded tahta sutûhlu tahtânî evleri ve bâğçeleri ve âb-ı hayât kuyuları [ve] bir câmi‘i var, mâ-tekaddem bu da bir deyr-i musanna‘ imiş, hâlâ bir câmi‘-i müreffa‘dır. Ve bir mescidi ve bir hânı ve elli aded dükkânı ve hân cenbinde bir sebîlhâne-i {erbâb-ı} atşânı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71b ·
metinde göster ·
… e ma‘nâ oğlum idi. Bu küçük oğlu Zidmon Yanoş dahi benim çerâğım oğlu olmak ile
bu da
benim oğlum olsun. Bu oğlana Erdel vilâyeti banlığını ihsân etdim. Sen anın ana …
"Senin kralın Yanoş benim çerâğım ve ma‘nâ oğlum idi. Bu küçük oğlu Zidmon Yanoş dahi benim çerâğım oğlu olmak ile bu da benim oğlum olsun. Bu oğlana Erdel vilâyeti banlığını ihsân etdim. Sen anın anasısın, yine Erdel kralının kızısın. Baban hâlâ Erdel'de kocayup kötürüm olup vilâyet-i Erdel'in zabt u rabtına kâdir olmaz oldu. Sen oğlunun vekîli olup vilâyete nâzıru'n-nuzzâr olup her sene Erdel diyârı harâcını gönderesin ve kocanın anası olan kayınananı bile alup Erdel'e gidesin" deyü İzarila Ason nâm avrete niçe nasîhat [u] vasiyyetler edüp oğlu olan küçük Zidmon Yanoş gulâma bir sorguç kuka-yı zerdûz ve bir murassa‘ iskemle ve bir topuz-ı murassa‘ ve bir çetr-i mülammâ‘ ihsân edüp İzarila Ason melikenin başına bir tâc-ı murassa‘-ı kiyânî geydirüp zer-ender-zer hil‘atleri kayınanasına dahi geydirüp, "Yürü Allâh işini âsân ede" dedikde hemân müdebbire âkıle avret eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77b ·
metinde göster ·
Türk'ün bir evliyâsıdır" deyü mahabbeten bu Gerz İlyâs'ın na‘ş-ı şerîfin mezkûr …
Ba‘dehu Gâzî Hudâvendigâr asrında Gerz İlyâs Gâzî'yi de küffâr şehîd edüp, "Bu da Türk'ün bir evliyâsıdır" deyü mahabbeten bu Gerz İlyâs'ın na‘ş-ı şerîfin mezkûr Kanadin kilisesi içinde Giranyos ruhbânın yanına gömerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… e ve bu kadar asker gitdiyse, hele yüz bin kerre küffârdan intikâm almış olduk.
Bu da
böyle olsun, çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id dîn uğuruna yanımıza kalmasın. Hemân dev …
"Pâdişâh sağ olsun, bu kadar hazîne ve bu kadar asker gitdiyse, hele yüz bin kerre küffârdan intikâm almış olduk. Bu da böyle olsun, çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id dîn uğuruna yanımıza kalmasın. Hemân devletli vezîr bu kal‘anın cümle cebehânesin alalım ve sâ’ir mühimmâtlarıyla Kanije kal‘asına gönderelim. İçinde kiliseleri ve soltat hânelerin yakalım ve kal‘asın niçe yerden lağımlarla yıkalım. Ba‘dehu cümle guzât-ı müslimîn ile murâd-ı şerîfiniz olan seferlere gidelim" dediler ve ale's-seviyye bu re’y [ü] tedbîre karâr verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188b ·
metinde göster ·
… Bir topçu ve bir âdem bulunmadı kim toplara âteş edüp küffârı perem perem ede.
Bu da
bir garîb temâşâ idi kim bir topçu bulunmaya.
Garâbet bunda kim Vezîr-i a‘zam otağı tarafında küffâra havâle bir bayır üzre üç yüz altmış pâre şâhîler ve bu kadar balyemez toplar var. Bir topçu ve bir âdem bulunmadı kim toplara âteş edüp küffârı perem perem ede. Bu da bir garîb temâşâ idi kim bir topçu bulunmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
Yahyâ Paşazâde Küçük Balı Beğ fethidir, ammâ gâyet metîn kal‘a iken ba‘de'l-fet …
Lisân-ı Latin'de (---)(---) demekdir. Bânîsi Ungurus krallarındandır. Sene 927 târîhinde Süleymân Hânîde bu da Yahyâ Paşazâde Küçük Balı Beğ fethidir, ammâ gâyet metîn kal‘a iken ba‘de'l-feth câ-be-câ münhedim olup palanka hisâr-ı üstüvâr olmuşdur. Bu dahi Tuna kenârında Sirem sancağı toprağında Budin aklâmı emînlikdir ve harâcı ve bâc-ı bâzârı cümle Budin kulu tarafından zabt olunur. Ve Varadin kazâsı niyâbetidir. Kethudâyeri ve Budin yeniçerisi serdârı ve kal‘anın dizdârı ve elli aded merdüm-hisârı vardır, gayri hâkimleri yokdur. Cümle (---) mahalle-i müslimdir ve üç mahalle-i kefere-i müşrikdir. Ve cümle (---) tahtânî ve fevkânî ve serâpâ şindire tahta örtülü vâsi‘ ve ma‘mûr u müzeyyen ve mükellef ü mükemmel hânedânlar vardır, ammâ makbûl evleri nehr-i Tuna'ya nâzır olanlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû içinde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 31b ·
metinde göster ·
… girir ve nehr-i Terhal Çalmaş yaylağından gelüp bu şehrin maşrık cânibi dibinde
bu da
Tuna'ya rîzân olur. Ve hakîr bu Yeni Palanka'dan bir keştîye refîklerimle ve şe …
Ve bu şehrin batı tarafından nehr-i Kraşva cereyân edüp bu mahalle karîb nehr-i Tuna'ya munsab olur latîf sudur, ammâ küçükdür. Ve bu nehrin 93b ibtidâ tulû‘-ı hurûcu Erdel vilâyetinin Kraşva dağlarından gelüp Virse kal‘asıyla bu Yeni Kal‘a sahrâsından cereyân edüp nehr-i Tuna'ya girir ve nehr-i Terhal Çalmaş yaylağından gelüp bu şehrin maşrık cânibi dibinde bu da Tuna'ya rîzân olur. Ve hakîr bu Yeni Palanka'dan bir keştîye refîklerimle ve şehir a‘yânıyla alâ tarîkı's-seyr Tuna'dan karşu kıble cânibine nehr-i Tuna'yı ubûr ederken renc-i anâlar ve rîh-ı akîmler çekerek bir mîlde karşu geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93a–93b ·
metinde göster ·
ne güzel pâk mezheb ve sünnet ferâ’izler ve ne güzel pâk edebdir, ammâ zekerin …
"Bu da ne güzel pâk mezheb ve sünnet ferâ’izler ve ne güzel pâk edebdir, ammâ zekerin bir âdem kesmek bu fenâ mezhebdir. Bu bizim memleketlerimizde bir âdem bir âdemden bir katre kan akıtsa biz ol âdemi katl ederiz. Zîrâ vilâyetimiz şiddet-i şitâ kânı olmak ile teşeniş maraz[ı] vardır. Elde kolda ve başda olan bizlerdeki yaradan âdem helâk olur. Husûsan cerâhat âdemin eyle cümle tamarları cem‘ olduğu zekeri kesesin, elbette teşeniş olmak mukarrerdir. Ne ân ki bir âdem yetmiş seksen ve yüz yaşına gire, ‘Yeni mezhebin sünnetidir sikinizin uçlarını kesün’ deyü tenbîh etsen deli olan bu sünneti kabûl etmez. Ve Allâh'ın emr etdiği teklîflerden müşted bir teklîf-i mâlâ-yutâkdır kim zekerin kesmiş âdemler helâk olması mukarrerdir, hele dahi ma‘sûmlarımızı kesüp sünnet ederek halkı kılındıralım. Ve evvel bahârda emir Allâh'ın ibtidâ ben sünnet olayım, yohsa bu vakt-i şitâda bu 131b bizim vilâyetimize bu sünnet teklîfi el vermez" dedikde Mu‘âz ibn Cebel eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131a–131b ·
metinde göster ·
Azak tarafındaki gibi Hünkâr kullesine müşâbihdir. Kadd [ü] kâmetde ve cebehâne …
Bu da Azak tarafındaki gibi Hünkâr kullesine müşâbihdir. Kadd [ü] kâmetde ve cebehâne ve zahîre ve metânetde ve neferâtda ve dervezelerde ve aşağıda çimden tabur handaklı tabyalarıyla aslâ karşu tarafdaki kal‘a-i Şâhî'den farkı yokdur. Ammâ bu kulleden karşu kulle-i Şâhî'ye varınca nehr-i Ten üzre üç kat kol kalınlığı demir zencîrler çekerler, azîm dollâbları var. Ve zencîrleri kayd [u] bend edecek azîm somâkî direkleri var. Bu zencîrler gece ve gündüz nehr-i Ten üzre tirinka gerili durup bir Urus kayığı ve tomruk ve bir kütük geçmek ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
… göz tâk-i Kisrâ'dan nişân verir kemerler ile bir âb-ı hayât su getirdmişdir kim
bu da
vasfdan hâric ve beyândan âric kavs-ı kuzah-misâl tâklerdir kim kaddi kâmil sek …
Ve bu hayrât hasenâtlara karşılık bu şehr içre Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân bir konak yerden dağları ve belleri Ferhâd-vâr deldirüp bir kayadan bir dağa kâmil altmış göz tâk-i Kisrâ'dan nişân verir kemerler ile bir âb-ı hayât su getirdmişdir kim bu da vasfdan hâric ve beyândan âric kavs-ı kuzah-misâl tâklerdir kim kaddi kâmil seksen zirâ‘-ı Mekkî bâlâdır. Bu binâ-yı temâşâ-yı Süleymân'ı Feylekos'un bu Kavala kal‘asına mu‘âdildir kim bu şehri mâ-i hayât ile saky etmişdir. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 216b ·
metinde göster ·
… ıyla ma‘rûf birbirlerine her gece birer hânedânda ziyâfet-i azîmler ederler kim
bu da
bir diyâra mahsûs değildir. Pesendîde ni‘metlerinden mümessek kuzu kebâbları ve …
Der-vasf-ı ni‘met-i uzmâ-yı me’kûlât: Eyyâm-ı şitâda cemî‘i a‘yân-ı kibâr gezme nâmıyla ma‘rûf birbirlerine her gece birer hânedânda ziyâfet-i azîmler ederler kim bu da bir diyâra mahsûs değildir. Pesendîde ni‘metlerinden mümessek kuzu kebâbları ve mu‘amberîn kuzu kapamaları ve mâhîçeleri ve hoşâbları olur kim ibretdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a ·
metinde göster ·
Rûmeli eyâletinde başka sancak beği tahtı olup paşasının hâss-ı hümâyûnu 450.88 …
Hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre bu da Rûmeli eyâletinde başka sancak beği tahtı olup paşasının hâss-ı hümâyûnu 450.885 akçedir ve ze‘âmeti 36 ve tîmârı 529'dur. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Kânûn-ı pâdişâhî üzre hîn-i seferde cümle erbâb-ı tîmâr cebelüleriyle ve paşasının askeriyle cümle üç bin leşker-i pür-silâh olup livâları altında Rûmeli vezîriyle sefer eşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 238a ·
metinde göster ·
… bir sarây dahi şehir içinde Iskala kapusu nâm mahalde bir sarây-ı azîmidir kim
bu da
ta‘bîr ü tavsîfden müberrâ bir köhne binâ sarây-ı ra‘nâ imiş kim tahrîrât ile o …
Ve bir sarây dahi şehir içinde Iskala kapusu nâm mahalde bir sarây-ı azîmidir kim bu da ta‘bîr ü tavsîfden müberrâ bir köhne binâ sarây-ı ra‘nâ imiş kim tahrîrât ile olmaz, görmeğe muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
adam ivde olsa aŋa dise ki ṭur etmek getür yiyelüm bu da yisün dise pişmiş etmegüŋ baḳāsı olmaz yimek gerekdür 'avrat aydur neyleyeyim bu yıḳılaçak ivde un yoḳ elek yoḳ deve degirmeninden gelmedi