satıcıların dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Karaman'da bî-hisâbdır. Rûmeli'nde S …
Ehl-i tâcir, âhen-fürûht: Dükkân 300, neferât 605, pîrleri (---) Selmân-ı Pâk perverdesidir. Kabri Habeş'dedir. Bu demir satıcıların dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Karaman'da bî-hisâbdır. Rûmeli'nde Samakov'da ve Eğridir'de ve Pirlepe'de demir ma‘denlerinde şerîkleri olup ankâ bâzergânlardır. Bunlar dükkânların arabalar üzre çubuk demirler ile çâr-kûşe Alman çelikleriyle yükledüp kendüleri dahi müsellah u mükemmel ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185a ·
metinde göster ·
direciğin üstünde evvel ol tâkı binâ edüp tâkin ta zirve-i âlîsi ortasına bir s …
Acibe-i diğer: Bu deyrin havlısında meydân-ı muhabbet içre bir tâk-i bâlâ altında bir mu‘allak kalın demir vardır. Hemân dâ’imâ mu‘allak durur. Bir cânibe şeş cihetden bir yire 325b ittisâli yokdur. Hakkâ ki sihr-i i‘câz bir musanna‘ nihânî kâr-ı ibret-nümâdır. Cümle keferelerin zu‘m-ı bâtıllarıyla Hazret-i İsâ havâriyyûnu Şem‘ûn-ı Safâ'nın kerâmetiyle mu‘allak durmuş ola. Ebleh müselmânlar dahi gördükde hayrân kalup i‘tikâd ederler. Zîrâ şiddet-i rûzgâr bu hadîd amudcuğa isâbet etdikçe mütezelzil olur. Niçe Ehrimen âdamlar vaz‘-ı yed etmesinler deyü cânib-i etrâfına muhkem sunta dırahtından parmaklık çekmişler. Ammâ ma‘rifet-i amûd-ı hadîd, üstâd-ı hukemâ-yı bennâ-yı kudemâ bu demir direciğin üstünde evvel ol tâkı binâ edüp tâkin ta zirve-i âlîsi ortasına bir seng-i azîm mıknatıs komuş ve bir mıknatıs taş-ı kebîri dahi hendese üzre âlî mıknatısın aşağısı olan zemîne {komuş}, ba‘dehû bu demir direciği bu iki mıknatıs taşlarının mâbeynine vaz‘ edince iki seng-i mıknatısın mâbeyninde mu‘allak kalmışdır. Yohsa ne kerâmet-i havâriyyûn-ı Şam'ûn ve ne tılısm-ı Şemsûn'dır. Her gören engüşt-ber-dehen edüp valih [u] hayrân olur. Bu hakîr-i pür-taksîr akl-ı kâsırumla böyle mülâhaza etdim. İnşâallah mülâhazamızda sehv ü hatâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a–325b ·
metinde göster ·
… -ı kebîri dahi hendese üzre âlî mıknatısın aşağısı olan zemîne {komuş}, ba‘dehû
bu demir
direciği bu iki mıknatıs taşlarının mâbeynine vaz‘ edince iki seng-i mıknatısın …
Acibe-i diğer: Bu deyrin havlısında meydân-ı muhabbet içre bir tâk-i bâlâ altında bir mu‘allak kalın demir vardır. Hemân dâ’imâ mu‘allak durur. Bir cânibe şeş cihetden bir yire 325b ittisâli yokdur. Hakkâ ki sihr-i i‘câz bir musanna‘ nihânî kâr-ı ibret-nümâdır. Cümle keferelerin zu‘m-ı bâtıllarıyla Hazret-i İsâ havâriyyûnu Şem‘ûn-ı Safâ'nın kerâmetiyle mu‘allak durmuş ola. Ebleh müselmânlar dahi gördükde hayrân kalup i‘tikâd ederler. Zîrâ şiddet-i rûzgâr bu hadîd amudcuğa isâbet etdikçe mütezelzil olur. Niçe Ehrimen âdamlar vaz‘-ı yed etmesinler deyü cânib-i etrâfına muhkem sunta dırahtından parmaklık çekmişler. Ammâ ma‘rifet-i amûd-ı hadîd, üstâd-ı hukemâ-yı bennâ-yı kudemâ bu demir direciğin üstünde evvel ol tâkı binâ edüp tâkin ta zirve-i âlîsi ortasına bir seng-i azîm mıknatıs komuş ve bir mıknatıs taş-ı kebîri dahi hendese üzre âlî mıknatısın aşağısı olan zemîne {komuş}, ba‘dehû bu demir direciği bu iki mıknatıs taşlarının mâbeynine vaz‘ edince iki seng-i mıknatısın mâbeyninde mu‘allak kalmışdır. Yohsa ne kerâmet-i havâriyyûn-ı Şam'ûn ve ne tılısm-ı Şemsûn'dır. Her gören engüşt-ber-dehen edüp valih [u] hayrân olur. Bu hakîr-i pür-taksîr akl-ı kâsırumla böyle mülâhaza etdim. İnşâallah mülâhazamızda sehv ü hatâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a–325b ·
metinde göster ·
… ırmışlar, ammâ gâyet üstâd işi, içi mâvi nakş-i bukalemûn çanağ-ı nîlgûndur. Ve
bu demir
kapu arasında yukaru kemerde bir demir kafes asılıdır kim hîn-i ma‘rekede bu ka …
Ve bu hattın üst yanında bir taşı oyup bir münakkaş İznik çanağını ayağından dîvâra yapışdırmışlar, ammâ gâyet üstâd işi, içi mâvi nakş-i bukalemûn çanağ-ı nîlgûndur. Ve bu demir kapu arasında yukaru kemerde bir demir kafes asılıdır kim hîn-i ma‘rekede bu kafesi koyverüp kapu önüne siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
… ır. Ve bu nerdübânın câmi‘ içi tarafına bir demir parmaklık etmiş kim nerdübâna
bu demir
parmaklık dahi bir metânet verüp üstâd-ı haddâdı bunda dahi yed-i tûlâsın ayân …
Cümle pesendîde ma‘rifetlerinden biri bu mahfel-i şerîfe bî-sütûn bir nerdübân-ı ibret-nümûn etmiş kim âdem üzerine basmağa havf eder, zîrâ bu nerdübânın bir tarafında sütûnları yokdur. Hemân kûh-ı bî-sütûn mânend bir nerdübân-ı bî-mânend musanna‘ taş nerdübândır kim her kademe taşların birer uçları câmi‘ dîvârına muttasıldır. Mâ‘adâ basamak yerleri cümle mu‘allakdır. Ve bu nerdübânın câmi‘ içi tarafına bir demir parmaklık etmiş kim nerdübâna bu demir parmaklık dahi bir metânet verüp üstâd-ı haddâdı bunda dahi yed-i tûlâsın ayân etmiş kim ol dahi makdûr-ı beşer değildir. Ve bu mahfel-i münîfin kenârelerine üstâd-ı harrâtîn ahşâbât-ı palasanta ve sindiyân ve âbinûş ve çemşîr ve servî haşeblerinden müşebbek korkuluk revzenler ve kafesler eylemiş kim gören âdemin aklı enderûn-ı kafes-i tende dem-beste olur. Ve revzen-i zîbâlarında hod ol kadar müşebbek ve murakka‘ ve murassa‘ fusûskârî pençere kubâbları var kim vasfında cihân meddâhları lâl [ü] bî-zebândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
çarhların kenârelerinde top güllesi gibi kırk elli dâne müdevver demir gülleler …
Ve bu demir çarhların kenârelerinde top güllesi gibi kırk elli dâne müdevver demir gülleler vardır. Kaçan kim bu mezkûr olan âlât-ı çarhlar ve gûnâ-gûn ağaç dollâbları su zor ile çevirdikde mezkûr çarhdaki müdevver taş gibi gülleler Tuna nehrine urup Tuna suyunu zor ile demir su küngleri içine zor-a-zor suyu koyup çarhlar deverân etdikçe mezkûr müdevver gülleler ale'd-devâm birbirine ta‘kîb edüp Tuna suyunu demir küngler dıkup aşağı akmağa komayup tâ yukaruda iç kal‘adaki mezkûr çeşmenin hazînesine varup dökülüp andaki çeşmeden cereyân eder, ammâ cümle su küngleri demir muşkat tüfeng gibi boru künglerdir ve yalçın kaya arasında dik yukaru niçe demir küngler râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
su yolları dik yukaru şazrevân gibi çıkar. Üç minâre kaddi ve üç yüz kulaç âlî …
Bu demir su yolları dik yukaru şazrevân gibi çıkar. Üç minâre kaddi ve üç yüz kulaç âlî yere baş yukaru su çıkması vâcibü's-seyr ibret-nümâdır, ammâ bu mezkûr çarhları nehr-i Tuna çevirmez ve atlar ve sığırlar hod döndürmez, bu dahi bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
… uş. Cemî‘i üstâd mühendis ve seyyâh-ı âlem ve âlim ü âmil ü kâmil bu kubbeye ve
bu demir
şebeke kafeslere im‘ân-ı nazar ile nazar edüp engüşt ber-dehen ederek vâlih ü h …
Ve bu câmi‘in sağ tarafı yol kenârında çâr-sütûn bir şâhâne kubbe-i âlî edüp etrâfını üstâd-ı haddâdî bir gûne demir kafesler ve revzenler etmiş kim gûyâ şuğl-ı Hazret-i Dâvûd-ı Haddâd olmuş. Cemî‘i üstâd mühendis ve seyyâh-ı âlem ve âlim ü âmil ü kâmil bu kubbeye ve bu demir şebeke kafeslere im‘ân-ı nazar ile nazar edüp engüşt ber-dehen ederek vâlih ü hayrân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
… içlerinden âdemler geçmek mümkindir. Limanda lenger-endâz olan gemiler kıçları
bu demir
halkalara bağlarlar.
Biri iskele kapusudur kim cümle keştîler anda yanaşırlar. Ve gümrük emîni bu kapu taşrasında gümrükhâne-i azîmde oturur leb-i deryâya nâzır şâhnişîn ve pençereleri var bir mükellef emînhânedir. Ve Kefe paşalarının kat-ender-kat sarây-ı cihânnümâsı bu iskele kapusu üzredir. Cemî‘i dîvânhâne ve hücrelerinin şâhnîşin ve revzenleri limana nâzırdır. Ve bu iskele kapusunun taşrasında kapudan içeri girirken sağ tarafda kal‘a dîvârında yere yakın üç aded âdem bâzûları kalınlıkda demir halkalar vardır kim içlerinden âdemler geçmek mümkindir. Limanda lenger-endâz olan gemiler kıçları bu demir halkalara bağlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
… şka ve vilâyet-i Erzurûm'un Kiğı sancağında ve vilâyet-i Kırım'da Çadır dağında
bu demir
ma‘deni başka bir ma‘âdindir kim Kiğı'da ve Kıradişka'da bu demir ma‘denin top …
Beş yüz evli bir büyük Tatar köyüdür. Bunda Mehemmed Efendi e‘ızze-i kirâmdan müstecâbü'd-da‘ve ülken âdemdir. Bu köyekde demirden dökme kazanlar yaparlar kim her bir kazgana birer ve ikişer sığır sığar mefret kazanlar, ma‘deni Çadır dağındadır kim ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyrdir. Rûm'da Bosna serhaddinde Kıradişka ve vilâyet-i Erzurûm'un Kiğı sancağında ve vilâyet-i Kırım'da Çadır dağında bu demir ma‘deni başka bir ma‘âdindir kim Kiğı'da ve Kıradişka'da bu demir ma‘denin top güllesi dökerler ammâ bu Çüyençi'de demiri kazan dökerler kim Belh, Buhârâ ve Semengân, Laristân Moltan vilâyetlerine varınca Çüyençi Mehemmed Efendi kazanı meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199b ·
metinde göster ·
… Çadır dağında bu demir ma‘deni başka bir ma‘âdindir kim Kiğı'da ve Kıradişka'da
bu demir
ma‘denin top güllesi dökerler ammâ bu Çüyençi'de demiri kazan dökerler kim Belh …
Beş yüz evli bir büyük Tatar köyüdür. Bunda Mehemmed Efendi e‘ızze-i kirâmdan müstecâbü'd-da‘ve ülken âdemdir. Bu köyekde demirden dökme kazanlar yaparlar kim her bir kazgana birer ve ikişer sığır sığar mefret kazanlar, ma‘deni Çadır dağındadır kim ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyrdir. Rûm'da Bosna serhaddinde Kıradişka ve vilâyet-i Erzurûm'un Kiğı sancağında ve vilâyet-i Kırım'da Çadır dağında bu demir ma‘deni başka bir ma‘âdindir kim Kiğı'da ve Kıradişka'da bu demir ma‘denin top güllesi dökerler ammâ bu Çüyençi'de demiri kazan dökerler kim Belh, Buhârâ ve Semengân, Laristân Moltan vilâyetlerine varınca Çüyençi Mehemmed Efendi kazanı meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199b ·
metinde göster ·
kafeslere la‘l-gûn boyalar ile nakş edüp müzeyyen oldu.}
Cümle yetmiş aded aynü'l-hayât ayn-ı hayvânlardır. Cümleden çârsû ortasında Defterdâr Ahmed Paşa câmi‘inin önündeki meydânda kral çeşmesi bir havz-ı azîmin ortasında bir alçak amûd üzre yine mermerden bir mücessem kefere tasvîri edüp zekerinden cereyân eden sudan cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Ammâ ba‘de'l-feth bir gâziyân-ı mücâhidân kimesne cerrâh-ı kâmil imiş, mezkûr küffârın zekerin balta ile sünnet edüp ba‘dehu Defterdâr Ahmed Paşa bir havz-ı azîm içre bir çeşme-i ibret-nümâ etmişdir kim bir vâcibü's-seyr âb-ı hayâtdır çeşme-sârdır kim {bu havz-ı pâkin cânib-i erba‘asına üstâd-ı haddâd demir kafesler edüp Nakkâş Bihzâd bu demir kafeslere la‘l-gûn boyalar ile nakş edüp müzeyyen oldu.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315a ·
metinde göster ·
… gîr dükkândır ve dîdebânlardır kim vecheyn kâr ederler. Ve âyende vü revendeden
bu demir
kapu dibindeki kullede bâc alurlar. Ve hâna girince yük yıkmadan mâhazar tahte' …
Ve bu hândan taşra varoş nev-binâ üç yüz seksen toprak örtülü hânelerdir. Ve cisirden hâna girecek mahal cânibinde yigirmi kâ[r]gîr dükkândır ve dîdebânlardır kim vecheyn kâr ederler. Ve âyende vü revendeden bu demir kapu dibindeki kullede bâc alurlar. Ve hâna girince yük yıkmadan mâhazar tahte'l-kahve gelüp leyle-i cum‘a ise pilâv zerde ve yahnî gelir. Ammâ şa‘îr kendü mâlları ile hâncılardan alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157a ·
metinde göster ·
… ir kafes ile inşâ olunmuş kim gûyâ mu‘cize-i âhenkâr Hazret-i Dâvûd kârıdır. Ve
bu demir
kafeslerin Sahra-i şerîfe girecek dörd yerden bâbları vardır. Anlar dahi demir …
Ve bu üçüncü sütûnların mâbeynleri cümle dâ’iren-mâdâr demir kafes ile inşâ olunmuş kim gûyâ mu‘cize-i âhenkâr Hazret-i Dâvûd kârıdır. Ve bu demir kafeslerin Sahra-i şerîfe girecek dörd yerden bâbları vardır. Anlar dahi demir şebekedir. şarka ve garba, şimâle ve cenûba mekşûf bâb-ı musanna‘lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213a ·
metinde göster ·