… den güne hâlim müşted olup işte sergüzeşt [ü] serencâmım budur kim ne etdim ise
bu Devlet-i
aliyyenin hâyır-hâhı olduğum gayretiyle etdim. Yohsa pâdişâhım bu Abaza kulun y …
Ol günkü oldu, bu hakîr ahde vefâ edüp ibtidâ Erzurûm'un iç kal‘asın feth edüp cümle yeniçerileri kırdım. Sâ’ir vüzerâ ve ümerâlar beni peraya atup yan çaldılar. Benim adım âsî olup iş başa düşüp günden güne hâlim müşted olup işte sergüzeşt [ü] serencâmım budur kim ne etdim ise bu Devlet-i aliyyenin hâyır-hâhı olduğum gayretiyle etdim. Yohsa pâdişâhım bu Abaza kulun yetmiş guruşluk bir abd-i memlûkündür, âsî olup cihângîrlik ile pâdişâh olacak değilim" deyüp ahvâl-i mâcerâsın niçe bin âdem içinde bir bir bî-bâk [u] bî-pervâ takrîr edüp yine zemîn-bûs edüp el bağlayup hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
… deşt-i gamda mecnûn gibi mahzûn olup bu hây-hûy-ı Kâğızhâne'den âgâh değilsin.
Bu devlet-i
Âl-i Osmân zuhûr edeli sâ’ir teferrücgâhlarda bile bu Kâğızhâne cem‘iyyeti gibi …
Bu hakîr-i pür-taksîr Melek Ahmed Paşa efendimizle bu Topçular sarâyında sâkin olurken her şeb Kâğızhâne'de niçe yüz bin fişeng-i pür-reng evc-i âsumâne urûc etdüğün temâşâ edüp niçe bin top u tüfeng sadâsın istimâ‘ ederdik. Âhir bir yârân-ı safâdan bu şâdımânı su‘âl etdükde ol yâr-ı vefâdâr bu hakîrin ahvâline vâkıf-ı esrâr olup eydür: "Ey gussa vü gamda perîşân-hâtır olan bîçâre ve aklın yitirmiş âvâre! Niçün deşt-i gamda mecnûn gibi mahzûn olup bu hây-hûy-ı Kâğızhâne'den âgâh değilsin. Bu devlet-i Âl-i Osmân zuhûr edeli sâ’ir teferrücgâhlarda bile bu Kâğızhâne cem‘iyyeti gibi bir şâdmâm olmamışdır. Bu ıyd-gâhı görmeyen edîm-i arzda birşey görmüş değildir" deyü Kâğızhâne'yi eyle temdîh u tavsîf etdi kim bu tabî‘at-i meyyâl mâ-i zülâl gibi nehr-i Kâğızhâne'ye cereyân etdi. Ve bu ebyât hâtıra hutûr etdi. Kıt‘a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… ışda Van'a gitmedin" dedi. Hakîr eyitdim: "Hamd-i Hudâ kırk bir yılda sultânımı
bu devletde
güc ile gördüm. Varvar Alî Paşa Celâlî gazâsında bile sultânımla bu kadar derd …
Dîvân savulup ortalık izdihâmdan sehel hâlî olup âlem-i ağyârdan bî-haber oldukda bu hakîr makâm-ı segâhda bir âğâze edüp fasl tamâm oldukda bir pencereden taşra bir sadâ ile "Ey Evliyâ, ey Evliyâ! Nân u nemek hakkı bes bu mudur kim benden bî-habersin?" dedi. Hakîr istimâ‘ etdükde bildim ki bizim paşanın kethüdâsı Kudde Kethüdâ'yı İpşir Paşa "Seni silâhdâr ağası ederim" deyü paşadan ayırup mukaddemâ haps etmişdi. Hemân İpşir Paşa kethüdâsı Sâlih Ağa eydür "Evliyâ sizin Kudde Kethüdâ, senin murabba‘ okuduğun işidüp seni çağırır" dedi. Ben de eyitdim: "Ya sultânım anı da huzûrunuza da‘vet edüp dâhil-i meclis eyleseniz lûft idi" dedim. "Evliyâ, ol hapisdir, bu mahalle gelemez" dedi. Hemân ol mahalde bir iç mehteri gelüp kethüdâya "Sultânım, paşa sizi ister" dedikde kethüdâ eydür "Evliyâm, sen otur, şimdi seni paşa, huzûruna kığırır, gitme" dedi. Anı gördüm, bir mehter dahi gelüp "Evliyâ Efendi derlermiş, bir kadı var imiş, paşa ister" dedi. Fakîr gulâm beni mutarraş görüp kadı ve gâzî zan eylemedi. Hakîr eyitdim: "Oğul, bu hakîri istemiş" dedim. "Yok yiğit, bir ihtiyâr Evliyâ Efendi derlermiş, anı ister" dedi. Hele hakîr İpşir Paşa huzûruna hayr du‘â ile varup dest-bûs etdükde "Hâfız Evliyâm, hoş geldin. Bildim ki zî-akıl imişsin. Zîrâ ol hâ’in Melek ile bu kışda Van'a gitmedin" dedi. Hakîr eyitdim: "Hamd-i Hudâ kırk bir yılda sultânımı bu devletde güc ile gördüm. Varvar Alî Paşa Celâlî gazâsında bile sultânımla bu kadar derd çekdik. Şükür Hudâ'ya kim bu günleri gördüm. Ben kande gitsem?" dedim. Hemân İpşir Paşa eyitdi "Evliyâ şimdi sana Kudde Kethüdâ feryâd edüp ne dedi?"? Ben eyitdim "Sultânım Kürd lisânı üzre ‘Hey Evliyâcıh, hey Evliyâcıh, menim hâlime pes kim vâkıf-ı esrâr değil misin. Kanı hukûk-ı ni‘met-i sâbıka’, deyü feryâd etdi, meğer hapis imiş" dedim. Hemân İpşir eyitdi "Var imdi Evliyâ, benim iznimle Kudde'ye ve defterdâra ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'ye buluş. Sizin paşanın {Kudde} yigirmi yıl kethüdâsıdır, mâl-ı Kârûn'a mâliklerdir. Eğer kuş cânın halâs etmek dilerse ak akçe kara gün içündür, beytü'l-mâl-i müslimîne üç bin kîse Kudde ve beş bin kîse defterdâr ve bin kîse mevkûfâtî verüp halâs olsunlar, var söyle" dedikde İpşir kethüdâsıyla varup bir kapu açdılar. Meğer hammâm câmekânı imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184b ·
metinde göster ·
… m sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz, verme pâdişâhım, Melek Paşa
bu devlete
yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve üç kerre kâ’immakâm-ı mu‘azzam o …
Ve dahi bunun emsâli niçe gûne fezâhatlar edüp nâ-hak yire hûn-ı ibâdı döküp Haccâc-ı Zâlim Yûsuf zulümleri oldurdu. Hemân ol gün Kaya Sultân hakîre on kıt‘a mektûblar ile beşyüz altun harc-ı râh verüp "Meded Evliyâm, bir ayak evvel paşama yetiş. Durmasın hemân Kürdistân'a cân atsın. İşte Kudde Kethüdâsı'nı 185b ve Moralı Defterdâr Mustafâ Paşa'sını ve re’îsü'l-küttâbı olan Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'sini ve niçe tevâbi‘lerin dahi çok katl ederler. Ve elbetde paşamı katl etmek içün sa‘âdetlü pâdişâh ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ vü vükelâlar ve Vâlide Sultân ve cümle sipâh ve yeniçeri ocakları paşamın katline İpşir'in hatt-ı şerîf istediğin cümle istimâ‘ edüp "Melek Ahmed Paşa bir sâlih dindâr ve mü’min ü muvahhid, bî-garaz u ehl-i ırz bir vezîr-i dilîrdir. Ne cürm sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz, verme pâdişâhım, Melek Paşa bu devlete yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve üç kerre kâ’immakâm-ı mu‘azzam olup cümle kul ile hüsn-i ülfet etdi" deyü cümle kul ayak basup hatt-ı şerîfi İpşir pâdişâhdan alamadı. Ammâ Evliyâ'm, kimbilir bu İpşir Mustafâ Paşa, Melek Paşa kocamın akrabâsıdır, amma akrabâsıdır. Belki bir hâl ile paşacığımun katline nihânîce bir hatt-ı şerîf ala. Ammâ Evliyâm yetiş paşaya, hemân Kürdistân. Ve mansıbı var, acele ile revâne olsun. İsterse sonra Gence'ye ve İrân-ı Nahşivan'a Revân'a sefer etsin" deyü fakîre Kaya Sultân ağlayarak mektûbları elime verüp bir cevâhirli sâ‘at dahi verüp "Şimdi sana yollarda {sâ‘at} pek lâzımdır. Hemân durma" deyü bir semmûr parçası kürk ihsân edüp hakîri ol gice Gümrük Emîni Hasan Ağa'ya gönderdi. Ol gice Hasan Çelebi'yi, Ortaköy'de Baltacı Mahmûd Ağa yalısında Mahmûd Ağazâde Bekir Ağa ile müşâverede imiş, hakîri görüp "Bre Evliyâm hoş geldin" deyüp ayağa kalkup "Gel Evliyâm, seni bu gice yine İslâmbol'a bir işe göndereyim. Gel seninle sehel müşâverem vardır" deyü elime yapışup hücreden taşra halk mâbeyninden çıkup bir pinhân hücrede elime üç kıt‘a mektûblar verüp "Durma yetiş paşaya, işte sana iki yüz altun" dedi ve "Kaya Sultân'dan mektûblar aldın mı?", "Aldım!" dedim. "Durma git, ammâ İzmit şehrine varınca gündüz ve gice ile ulu yollar ile gitme ve menzillere uğrayup sakın at alma. Hemân kendü atlarınla ılgar ile seğirdüp git. İşte sana yüz altun dahi" deyüp beni bir kayığa koyup alarka olacak mahalde "Evliyâ Çelebi, bizim gümrüğe İslâmbol'da uğrayup sandık emînine selâm eyle. Biz yarın İslâmbol'a varımazım" deyü halk arasında o gice hakîri İslâmbol'a gönderme evzâ‘ın edüp hemân hakîr "Nola sultânım?" deyü Ortaköy'den iki yatsı zamânı avanta kayık deyüp akıntı ile baş aşağı akup tarfetü'l-ayn içre Üsküdar'a varup mukaddemâ atların hıfz etdiğim mahall-i ma‘hûdeye varup üç nefer yarar pür-silâh gulâmlar ve beş re’s küheylân atlarım ve Abaza Marşân Yûsuf'u ve Abaza Kamış Mehemmed'i ve Abaza Cumbalı Alî'yi alup yedi aded salt u sebükbâr küheylân atlı pür-silâh âdemler olup nısfu'l-leylde ol şeb-i muzlimde "Tevekkeltü ala'llah" deyüp Çamlıca dağına yedi kişi çıkup ikişer rek‘at namâz kılup Üsküdar şehrinde ve İslâmbol'da medfûn olan erenlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp cümle ervâh-ı enbiyâ vü evliyâ ve kutbu'l-aktâb u ümenâ u evtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâmiyyûn ve ricâlü'l-gayb ve birler ve üçler ve yediler ve kırklar ve yüzler ve binler ve binbirler rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp rızâ-yı Allah içün savâbın mezkûr ricâlullahların rûh-ı şerîflerine hîbe eyleyüp el yüze sürdük. Hudâ âlim u dânâdır, bu hakîr gûyâ bir zireh-i polâd-ı Nahşivânî giyüp Bismillah deyüp atf-ı ınân-ı esb-i sabâ-sür‘atimizi sür‘at ile cânib-i Van'a sürüp diyâr-ı Van'a revâne olduk. Hudâ-yı Bîçûn yolumuz âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a–185b ·
metinde göster ·
… imârât: Mukaddemâ bu şehr içre yedi yüz aded imâret-i dârü'z-ziyâfesi var imiş.
Bu devlet
mülûkdan mülûka intikâl etmeğile cümlesi harâb olup ancak yedi yerde tenâvülhân …
Der-ni‘met-i ıt‘âm-ı imârât: Mukaddemâ bu şehr içre yedi yüz aded imâret-i dârü'z-ziyâfesi var imiş. Bu devlet mülûkdan mülûka intikâl etmeğile cümlesi harâb olup ancak yedi yerde tenâvülhâne kalmışdır. Cümleden; Sâlikân imâreti ve Cihân-sûd imâreti kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316a ·
metinde göster ·
… ldir. Ya Selîm'i, ya Süleymân'ı veya Ahmed'i veya Orhân'ı pâdişâh edelim. Anlar
bu devlete
vukûf-ı tahsîl edince zamân geçer, sen mü’ebbed vezîria‘zam ol. Bir müstakil şe …
Burnâz Müftî nâm şakî paşaya gelüp eydir: "Bire birâder, durma hemân cülûs idelim. Bu Mehemmed Hân sabîdir, bilmez. Necîb ü reşîd değildir. Ya Selîm'i, ya Süleymân'ı veya Ahmed'i veya Orhân'ı pâdişâh edelim. Anlar bu devlete vukûf-ı tahsîl edince zamân geçer, sen mü’ebbed vezîria‘zam ol. Bir müstakil şeyhülislâm olup bu kârhâne-i atîkde bir kâr-ı cedîd edüp mülk-i emlâklar ve çerâğ-ı efrûhteler edüp her tarafa kol kanat salup zemîne bîhler uralım, iş görelim, durma hemân cümle ocak ile söz edelim ve elbette bir iş görelim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18a ·
metinde göster ·
… ba‘de'l-feth [ü] futûh kula ruhsat verüp artık sefer lafzın anmayup niçe zamân
bu devletde
seninle ber-devâm oluruz" dedikde,
Burnâz-ı pürnâz u kurnaz müftî eydir: "Bire Harem-i Hâs'da birkaç kişiyle bir olup Sultân Murâd'ın cem‘ etdiği çilhâne hazînesin açdırup cümle kula cülûs in‘âmı ve mâhiyye kul mevâciblerin verdikden sonra bin pâre gemiyle Girid ve Malta üzre sefer edüp ba‘de'l-feth [ü] futûh kula ruhsat verüp artık sefer lafzın anmayup niçe zamân bu devletde seninle ber-devâm oluruz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18a ·
metinde göster ·
… edüp kara seferlerin açarsa bilirim ki devlet-i Âl-i Osmân'a nizâm verir. Yohsa
bu devlet-i
Âl-i Osmân'a taraf taraf rahneler göründü." Ve buyurdular kim, "Evliyâm! Sene 1 …
Hamd-i Hudâ sadrıa‘zam oldu. Gerçi gazûb ve lecûcdur, ammâ "El-hubbulillâh el-buğzulillâh" mazmûnu üzre hareket eder. Eğer Anadolu vilâyetlerinde sekbân u sarıca haşerâtlarının vücûdların kaldırırsa ve sikkeyi tashîh edüp tedâhülü ref‘ edüp kara seferlerin açarsa bilirim ki devlet-i Âl-i Osmân'a nizâm verir. Yohsa bu devlet-i Âl-i Osmân'a taraf taraf rahneler göründü." Ve buyurdular kim, "Evliyâm! Sene 1058 târîhinde Diyârbekir vâlîsi iken Diyârbekirli Rûmiyye şeyhi Azîz Efendi'yi vâkı‘amda görüp, ‘Sultânım, bu devlet-i Âl-i Osmân'ın bir yanı Venedik tarafından oyuluyor’ dedim, ‘Ayâ bu devletin hâli neye müncer ola’ dedim. Anlar dahi buyurdular kim ‘Melek Ahmed'im! Bin altmış yedide Köpürlü Mehemmed Paşa sadrıa‘zam olup cümle celâlî ve cemâlîyi Anadolu'da ve Rûm'da kırup merhûm oldukda oğlu vezîria‘zam cümle (---) yılda Mehemmed Hân-ı Râbi‘ devletinde âlem tasîh olup yetmiş aded feth [ü] fütûhâtlar ve âsâr-ı acîbeler zuhûr ede’ deyü buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32a ·
metinde göster ·
… lîsi iken Diyârbekirli Rûmiyye şeyhi Azîz Efendi'yi vâkı‘amda görüp, ‘Sultânım,
bu devlet-i
Âl-i Osmân'ın bir yanı Venedik tarafından oyuluyor’ dedim, ‘Ayâ bu devletin hâl …
Hamd-i Hudâ sadrıa‘zam oldu. Gerçi gazûb ve lecûcdur, ammâ "El-hubbulillâh el-buğzulillâh" mazmûnu üzre hareket eder. Eğer Anadolu vilâyetlerinde sekbân u sarıca haşerâtlarının vücûdların kaldırırsa ve sikkeyi tashîh edüp tedâhülü ref‘ edüp kara seferlerin açarsa bilirim ki devlet-i Âl-i Osmân'a nizâm verir. Yohsa bu devlet-i Âl-i Osmân'a taraf taraf rahneler göründü." Ve buyurdular kim, "Evliyâm! Sene 1058 târîhinde Diyârbekir vâlîsi iken Diyârbekirli Rûmiyye şeyhi Azîz Efendi'yi vâkı‘amda görüp, ‘Sultânım, bu devlet-i Âl-i Osmân'ın bir yanı Venedik tarafından oyuluyor’ dedim, ‘Ayâ bu devletin hâli neye müncer ola’ dedim. Anlar dahi buyurdular kim ‘Melek Ahmed'im! Bin altmış yedide Köpürlü Mehemmed Paşa sadrıa‘zam olup cümle celâlî ve cemâlîyi Anadolu'da ve Rûm'da kırup merhûm oldukda oğlu vezîria‘zam cümle (---) yılda Mehemmed Hân-ı Râbi‘ devletinde âlem tasîh olup yetmiş aded feth [ü] fütûhâtlar ve âsâr-ı acîbeler zuhûr ede’ deyü buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32a ·
metinde göster ·
… ım, bu devlet-i Âl-i Osmân'ın bir yanı Venedik tarafından oyuluyor’ dedim, ‘Ayâ
bu devletin
hâli neye müncer ola’ dedim. Anlar dahi buyurdular kim ‘Melek Ahmed'im! Bin alt …
Hamd-i Hudâ sadrıa‘zam oldu. Gerçi gazûb ve lecûcdur, ammâ "El-hubbulillâh el-buğzulillâh" mazmûnu üzre hareket eder. Eğer Anadolu vilâyetlerinde sekbân u sarıca haşerâtlarının vücûdların kaldırırsa ve sikkeyi tashîh edüp tedâhülü ref‘ edüp kara seferlerin açarsa bilirim ki devlet-i Âl-i Osmân'a nizâm verir. Yohsa bu devlet-i Âl-i Osmân'a taraf taraf rahneler göründü." Ve buyurdular kim, "Evliyâm! Sene 1058 târîhinde Diyârbekir vâlîsi iken Diyârbekirli Rûmiyye şeyhi Azîz Efendi'yi vâkı‘amda görüp, ‘Sultânım, bu devlet-i Âl-i Osmân'ın bir yanı Venedik tarafından oyuluyor’ dedim, ‘Ayâ bu devletin hâli neye müncer ola’ dedim. Anlar dahi buyurdular kim ‘Melek Ahmed'im! Bin altmış yedide Köpürlü Mehemmed Paşa sadrıa‘zam olup cümle celâlî ve cemâlîyi Anadolu'da ve Rûm'da kırup merhûm oldukda oğlu vezîria‘zam cümle (---) yılda Mehemmed Hân-ı Râbi‘ devletinde âlem tasîh olup yetmiş aded feth [ü] fütûhâtlar ve âsâr-ı acîbeler zuhûr ede’ deyü buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32a ·
metinde göster ·
… âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer istidrâc ise yâ Rabbî,
bu devleti
bana gösterme" deyüp firâvân tazarru‘ u nâlişler eyledi ve taşra çıkup fevka'l- …
"İlahî, ey Hâlik-ı kevneyn Arapça ,'sin ammâ bu ne sırdır kim Ilgın şehri altında beni yüz bin askerimle bu celâlîler münhezim etdirüp mâl-ı Karûn'a mâlik iken bir atımla kaçup cânım kurtardım. şimdi bugünkü günde cümle hasımlarımı Haleb kal‘ası tokadına dıkup cümlesi ayağıma yüz sürdüler. İlahî, ben bir abd-i za‘îf âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer istidrâc ise yâ Rabbî, bu devleti bana gösterme" deyüp firâvân tazarru‘ u nâlişler eyledi ve taşra çıkup fevka'l-had bî-hisâb izhâr-ı sürûr ve behcet edüp inbisât-ı şâdumânî gösterüp Hasan Paşa ve Tayyaroğlu'nun ve Ken‘ân Paşa'nın akîblerince boğça boğça zî-kıymet girân-bahâ kâr-ı Hindî zertârîler ve susîler ve cûdîler ve malayîler ve zâğîler ve germesûdlar ve Mahmûd-âbâdlar ve bir incü tesbîh kim cümle dürr-i yetîm idi ve bir summât-ı Muhammedî ta‘âm kim cümle kırk aded sîm âvânî suhûn-ı münakkaşlar kim içlerinde cümle mümessek ü mu‘amberîn ve muza‘ferîn ni‘met-i nefîse ile memlû ve sîm sini ve sîm leğen ve ibrik ve gûnâ-gûn fağfûr-ı Çin ve tabaklar ve münebbet kâseler ve Kuknus burnundan ve mercan ve kehribâr ve Seylân'dan murassa‘ kaşıklar ve girân-bahâ mücevher gülâbdân ve buhûrdân 73a ve zertârî münakkaş bukalemûn pîşkîr ve gûnâ-gûn Lahorî şallar ve on şemâme amber-i hâm ve bir kantar ûd-ı Mâverdî ve sâ’ir levâzımâtlar ile yetmiş çift sarây yağlıkları gönderüp Hasan Paşa ile Murtazâ Paşa tekmîl-i mahabbet edüp Hasan Paşa bu hedâyâlardan vâfir tesliye-i hâtır bulup şâd oldu kim Hasan Paşa Murtazâ Paşa'yı bozduğuna nâdim olup "Âh ben bana etdim" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72b–73a ·
metinde göster ·
… âdet kelimesi getirüp Hazret-i Muhammed'i hak peygamber bil kim Hak Te‘âlâ sana
bu devleti
ahdine göre verdi. Eğer ikrârına durmaz isen yine bu devleti elinden alup dünyâ …
‘Eğer Hak Te‘âlâ bana bu Boğdan tahtında oturmağı müyesser ederse 105a Allâh ile ahdim olsun, Allâh'ı bir bilüp Muhammed dînine gireyim’ dedin, idi. İşte şimdi Allâh hâzır u nâzırdır, ahd-i amânına durup Allâh'a şahâdet kelimesi getirüp Hazret-i Muhammed'i hak peygamber bil kim Hak Te‘âlâ sana bu devleti ahdine göre verdi. Eğer ikrârına durmaz isen yine bu devleti elinden alup dünyâdan âhirete îmânsız gidüp cehennemde muhalled fî'n-nâr kalırsın" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104b–105a ·
metinde göster ·
‘Eğer Hak Te‘âlâ bana bu Boğdan tahtında oturmağı müyesser ederse 105a Allâh ile ahdim olsun, Allâh'ı bir bilüp Muhammed dînine gireyim’ dedin, idi. İşte şimdi Allâh hâzır u nâzırdır, ahd-i amânına durup Allâh'a şahâdet kelimesi getirüp Hazret-i Muhammed'i hak peygamber bil kim Hak Te‘âlâ sana bu devleti ahdine göre verdi. Eğer ikrârına durmaz isen yine bu devleti elinden alup dünyâdan âhirete îmânsız gidüp cehennemde muhalled fî'n-nâr kalırsın" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104b–105a ·
metinde göster ·
… olsun, Nemse'nin Beç kal‘asındaki İstifani manastırındaki mâla mâlik olmayınca
bu devlet-i
İsfaç bana 60a ve evlâdlarıma harâm olsun", deyü ta‘ahhüdler eder, ya‘nî tâ b …
"Bu tâc taht-ı İskender dedemin tahtı bana harâm olsun, Nemse'nin Beç kal‘asındaki İstifani manastırındaki mâla mâlik olmayınca bu devlet-i İsfaç bana 60a ve evlâdlarıma harâm olsun", deyü ta‘ahhüdler eder, ya‘nî tâ bu mertebe mâl-ı bî-hadd [ü] bî-pâyân var bir deyr-i mu‘azzamdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b–60a ·
metinde göster ·
kâ’immakâmım eyledim. Göreyim seni, Hazret-i Risâlet-penâh'a nice hizmet edersi …
"Hayre Bay seni vezîr etdim ve bu devlete kâ’immakâmım eyledim. Göreyim seni, Hazret-i Risâlet-penâh'a nice hizmet edersin. Ben Mısır'dan bir şey ümniyyesinde değilim. Ancak Hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn nâmın kazandım. Mısır'ın cümle mahsûlün Hazret-i Peygamber'e vakf eyledim, şâhid olun. İmdi şimden gerü ey Hayre Beğ sen bu vakfullâh mütevellîsisin. Bir hoş hizmet eyle" deyüp on iki altun taşlı cevâhir murassa‘âta gark olmuş şâtırlar ihsân eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y56b ·
metinde göster ·
… olmuşlardır kim niçün âl-i Osmân'a vesîle olup Mısır'a getirüp Çerâkese elinden
bu devleti
aldırdı, deyü câmi‘ine bakmayup ubûr ederler. Ammâ câmi‘in huddâmları ve evkâfl …
Ammâ Mısır'ın Çerâkese kavmi bu câmi‘ önünden ubûr etdiklerinde câmi‘ine ve türbe-i pür-envârına nazar etmeyüp ubûr ederler. Zîrâ Mısırlı bu Hayra Beğ'e hâtırmânde olmuşlardır kim niçün âl-i Osmân'a vesîle olup Mısır'a getirüp Çerâkese elinden bu devleti aldırdı, deyü câmi‘ine bakmayup ubûr ederler. Ammâ câmi‘in huddâmları ve evkâflarının metâneti ve pâk ü pâkîzeliği Mısır câmi‘lerinin birinde yokdur. Q 197aP 195a Andan Bâb-ı Nâsır yolunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103a ·
metinde göster ·