… sümme hâşâ hac etmiş olalar. Ammâ haç edüp haç-perestlik etdükleri mukarrerdir.
Bu deyr-i
bî-direk evsâfı Seyâhatnâme cild (---) mizde mastûr olmuşdur.
Ve Kostantîn'in ümm-i şümmi İslâmbol kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmi içün cedd-i nâ-pâkinden intikâl eden mâl-ı mevrûs-ı habîsden bin milyon mâl Kostantîn'e verüp kendi terk-i dünyâ olup Hazret-i Meryem tarîki üzre keşîşe olup lâ-yu‘ad ve lâ yuhsâ mâl-ı Kârûn ile deryâdan yüz pâre gemi ile arz-ı Filistîn'de Akka kal‘asına varup ibtidâ anı binâ edüp bir sûr-ı metîn ve bir liman-ı azîm inşâ edüp andan Arz-ı Mukaddes'de Kudüs-i Şerîf içre Kumâme nâm bir deyr-i benâm binâ-yı tâm etdi kim rû-yı arzda bî-misâl ve bî-bedel bir deyr-i pür-dalâl oldu. Hâlâ cemî‘i küffâr-ı dûzah-karârın bilâ teşbîh kıblegâhlarıdır kim her sene niçe bin nasârâ varup Kumâme'de pür gumâm olup ziyâret edüp hâşâ sümme hâşâ hac etmiş olalar. Ammâ haç edüp haç-perestlik etdükleri mukarrerdir. Bu deyr-i bî-direk evsâfı Seyâhatnâme cild (---) mizde mastûr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… med Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘ ki âyet Arapça fermân-ı şerîfi üzre
bu deyr-i
mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıbleye vely edüp bir câmi‘-i nûr-ı mübîn e …
Evvelâ Orta Hisâr'da kefere destinde bir kenîse-i musanna‘ imiş. Sene hamse ve sittin [ve] semânie mi’e'de bu kal‘a Ebü'l-feth Sultan Mehemmed Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘ ki âyet Arapça fermân-ı şerîfi üzre bu deyr-i mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıbleye vely edüp bir câmi‘-i nûr-ı mübîn etmişdir kim ilâ hâze'l-ân derûn-ı câmi‘ nûr ile mâl-â-mâldir. Mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in şarkî tarafına muttasıl bir hünkâr mahfili vardır. Üstâd-ı neccâr-ı hûrdekâr buna bir tîşe ve erre ve sûhân urup arz-ı ma‘rifet edüp bir mahfil-i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. Şeb [u] rûz [na]-mesdûd durur bir makâm-ı âlîdir. Ve bu makam-ı fevkânîden gayrı bu câmi‘in cânib-i selâsinde fevkânî sütûnler üzre mahfiller vardır. Cemâ‘at vefret üzre oldukda cemâ‘at bu mahafillerde ibâdet ederler. (---) Kapusu ve bir minâre-i ra‘nâsı vardır ve taşra hareminin cânib-i erba‘asında medrese hücreleri var. Bu câmi‘ rûşen-binâ ser-â-pâ (---)(---) ile mestûr, bu câmi‘ ile kullede olan Yeni Câmi‘den mâ‘adâ câmi‘ler hâric-i sûr ki Tarabefzûn'ın garbî tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
… etdi. Ba‘dehû bu halıça Buhtunnasr eline girdi. Andan Enûşirvân'ın eline girüp
bu deyri
bînâ etdikde yılda bir kerre üzerinde ta‘âm pişirüp yine pâk u pâkîze edüp boğç …
Garîbe ve acîbe-i Üçkilise: Bu deyrin büyüğü Enûşirvân binâsıdır. Anda senede bir kerre kırk elli bin kefere vü fecere dîb-i Firengistân'dan cem‘ olup bu Üçkilise dağının zirve-i a‘lâsında, pür-çemenzâr sahrâda bir halıça-i atîkleri vardır, anı döşerler ve ol dağlarda ne kadar nebâtât u giyâhât makûlesi nâfi‘ edviye-i ahşâbâtlar var ise cümle nebâtâtı bir azîm kazan içine koyup mezkûr halıça üzre saçayak koyup kazanı ana tahmîl edüp mezkûr halı üzre germâ-germ âteş edüp kâmil bir sâ‘atde kazgan içre cümle nebâtât ve kerefis ve mi‘denüvâz pişüp bir sâ‘at yanan âteşden aslâ halıça yanmayup niçe bin âdem temâşâsına hayrân olur, vâcibü's-seyr bir halıçadır. Ba‘dehû ta‘âm-ı nebâtâtı cümle keferelere bezl edüp teberrüken hokkalar ile dib-i Firengistâna götürüp ba‘zılar ol mahalde yiyüp hamd ü zevk u safâ ederler. 294a Hakîr bu ahvâli râhiblerden su‘âl etdim: "Vallahi bu halıça oldur kim Hazret-i İsâ bu halıça üstünde rahm-ı mâderden müştakk olmuşdur ve İsrâ‘ilî havfinden bir gâra kapanup on iki halîfeleriyle dağdan otluk cem‘ edüp bu halıça üzre pişirirdi. Ve Benî İsrâ‘îlî İsâ Nebî'den mu‘cize isteyüp bu halıça üzre bir melik ölüsün ihyâ etdi. Ve cümle İsrâ‘îlîye mu‘cize içün bu halıça üzre ta‘âm pişirüp bezl-i it‘âm etdi. Ba‘dehû bu halıça Buhtunnasr eline girdi. Andan Enûşirvân'ın eline girüp bu deyri bînâ etdikde yılda bir kerre üzerinde ta‘âm pişirüp yine pâk u pâkîze edüp boğçalar içre başımıza berâber hıfz ederiz. Hattâ "Süleymân Hân Nahçevân seferine geldikde bu seccâde üzre iki rek‘at namâz kıldı" deyü rivâyet etdiler. Ammâ halıça-yı ibret-nümâ ne harîrdir, ne pembedir ve ne sûfdur. Bir gûne zincâbî elvân bir seccâde-i kebîrdir. Lâkin gâyet sakîldir. Ammâ bu hakîrin akl-ı kâsıriyle eyle mülâhaza etdim ki cezîre-i Kıbrıs'da (---) nâm mahalde bir kûh-ı azîm vardır. Hikmet-i Hudâ ol kûhun taşını tokmak ile döğüp kettân gibi olur. Ba‘dehû hayyâl iplik eğirüp âbdest makramaları ve latîf ve zîbâ donlar ve gömlekler edüp a‘yân-ı İslâmbol'a ve pâdişâha hedâyâ getirirler. Hatta Kaya Sultân efendimize Sultân Murâd Hân latîfe edüp "Kayam, sana kayadan hâsıl olma bir taş gömlek vereyim" deyü bir don gömlek ihsân etmişdi. Birkaç eyyâm Kaya Sultân kayadan kamîsı giyüp kirlendikde âteşde yakup pâk ve beyâz olup ibret içün yine giyerdi. Hayâl ü rakîk bir gömlek idi. Ekseriyyâ a‘yân-ı kibârda çokdur. Hattâ Kapudan Hüsâmzâde hakîre bir makramasın bağışlayup mülevves oldukda Melek Ahmed Paşa huzûrunda âteşe yakup gül-i pembe-misâl oldu. Allahu a‘lem mezkûr halıça dahi Kıbrıs taşından dokunmış ola, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293b–294a ·
metinde göster ·
… Yorgi deyri: Ol kadar binâ-yı mükellef değildir, ammâ Ermenîlere rağmen Urûmlar
bu deyri
gâyet müzeyyen etmişlerdir. İslâmbol bıtrîkinden beher sene nezerâtları gelir. …
Aya Yorgi deyri: Ol kadar binâ-yı mükellef değildir, ammâ Ermenîlere rağmen Urûmlar bu deyri gâyet müzeyyen etmişlerdir. İslâmbol bıtrîkinden beher sene nezerâtları gelir. Urûmların bundan gayri ve Ermenîlerin tahrîr olunan beş aded duyûrlarından gayri büt-gedeleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a ·
metinde göster ·
Ammâ bunlar (---) câmi‘i evkâfı olmağıla maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem olup hâkimleri ve sarây-ı âlîleri vardır. Ekseriyyâ mûğları ve koyun celebi ve pasdırma keşân ve yağ satan keferelerdir. Bunların kolluğu vardır. Anın sebebiyle kefere hânelerine ferd-i âferîdeden bir ferd konmağa kâdir değildir ve kondurmazlar. Mu‘âf u müsellem olduklarından belki âdemi katl ederler. Ammâ yedi aded hânları vardır. Hânlarda sâkin olan müsâfirîne me’kûlât [u] meşrûbâtdan imdâd ederler. Bu hânlar kurbunda kırk elli aded esvâk-ı muhtasarlı dekâkînlerinde balık ve peynir ve boza ve şarâb ve rakı firâvândır. Ve bir kenîse-i atîkleri var. Argona nâmıyla bir bıtrîk ve kıssîs binâ edüp zu‘m-ı bâtılınca Hazret-i Meryem Ana rûhuna savâbın hîbe eylemiş. Yılda bir kerre niçe yüz bin küffâr bu deyr-i köhneye gelüp tecdîd-i âyîn-i kefere-i fecere ederler. Ammâ gâyet musanna‘ deyrdir. Hattâ papasları Melek efendimize vâfir hedâyâ getirdiler. Andan yine cânib-i şarka teper aşağı inüp niçe kurâ-yı âbâdân güzer edüp Kovukdere nâm içre ol sengistân-ı muhâtara yerden geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
… nakş-ı bukalemûndur. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e yüz bin altun hidmet edüp
bu deyri
yedi yılda inşâ etdikde Sultân Murâd'a gamz ederler kim,
Andan şehr-i Yaş içinde Lipul Beğ Manastırı görmeğe muhtâcdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Karîbü'l-ahd binâ olunmağın gûyâ her seng-i hârâsı berk-i varak-ı pân gibi mücellâ ve musaykal ve nakş-ı bukalemûndur. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e yüz bin altun hidmet edüp bu deyri yedi yılda inşâ etdikde Sultân Murâd'a gamz ederler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… azîm, ammâ kal‘a değil, bir bıtrîkgâh kim rûy-ı arzda misli yok. Gelüp pâdişâha
bu deyr-i
musanna‘ın tarz [u] tavr-ı resmin gören âdem bir bir ta‘rîf ü tavsîf etdikde,
"Pâdişâhım, Lipul sizden me’zûn olup bir kal‘a-i metîn binâ etmişdir kim bizzât cenâbınız deryâ-misâl asker ile varsanız feth etmede usret çekersiz" dediklerinde Murâd Hân pes u perdeden bir çaşıt gönderüp gelüp görse kim hakkâ bir binâ-yı azîm, ammâ kal‘a değil, bir bıtrîkgâh kim rûy-ı arzda misli yok. Gelüp pâdişâha bu deyr-i musanna‘ın tarz [u] tavr-ı resmin gören âdem bir bir ta‘rîf ü tavsîf etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… ve cünbüş ü nazar ve hande ve bükâ veren oldur, ammâ murâd [u] merâm oldur kim
bu deyr-i
mezbûrun kubâb-ı nüh-tâk revâk-ı tâk-ı kisrâlarında olan Fireng pesend hurde na …
Hakkâ ki eyledir, zîrâ Musavvir ve Sannâ‘-ı Lem-yezel Hallâk-ı ezeldir kim cümle mevcûdâta harekât u sekenât ve cünbüş ü nazar ve hande ve bükâ veren oldur, ammâ murâd [u] merâm oldur kim bu deyr-i mezbûrun kubâb-ı nüh-tâk revâk-ı tâk-ı kisrâlarında olan Fireng pesend hurde nakş-ı sihr-âsârları bir diyârda görmedim. Hattâ üstâd-ı nakkaş arz-ı ma‘rifet içün bu deyr içre bir tarafa cennet-i me’vâ ve bir tarafa cehennem ve derkü'l-esfel çâh-ı gayyâ tasvîri edüp cennetde hûrî ve gılmân ve firdevs ve huld-i berîn ve ılliyyîn ve adn ve sidre-i müntehâ gösterüp bir tarafına arş u kürs ve levh [u] kalem dahi gösterüp gûnâ-gûn kasr-ı müzeyyenler içre ehl-i cennetin hûrî ve gılmân ehl-i ıyâlleriyle ayş [u] işretlerin tahrîr etmiş kim hemân gören âdem ol ân rûh teslîm edüp cennet-i me’vâya gideceği gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
gamâmenin taşra dîvârında olan seng-i mücellâlar üzre olan gûnâ-gûn şükûfeler t …
Ve bu deyr-i gamâmenin taşra dîvârında olan seng-i mücellâlar üzre olan gûnâ-gûn şükûfeler tasvîrleri var kim bir taşda olan tasvîr bir taş üzre yokdur. Gûnâ-gûn şemseler ve bağlama ve islimîler ve mutahhıl ve kitâbeler ile münakkaş hacerâtlardır kim üstâd-ı mermer-bür arz-ı ma‘rifet içün bu rûy-ı dîvâr hacerlerine eyle tîşe urup şükûfeler yazmış gûyâ sikkeyi mermerde kazmış. Misli meğer Mora diyârı kurbunda medînetü'l-hükemâ ve'l-kudemâ şehr-i Atina'da Eflâtûn-ı İlahî kilisesinde ola, hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir. Hudâ bunu da Mehemmed Hân-ı Râbi‘e câmi‘ etmeği müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
merkûm ol Duna Bânû-yı merkûmenindir kim 107a kocasının manastırından kalmaz …
Bu deyr-i merkûm ol Duna Bânû-yı merkûmenindir kim 107a kocasının manastırından kalmaz bir deyr-i temâşâgâhdır. Lâkin bunda bir ziyâde şey var kim ol vâcibü'l-iberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b–107a ·
metinde göster ·
ma‘bedgâh-ı Mesîhiyye eyle letâfet ve zerâfetler etmiş kim atlas-ı felekte eyle …
Deyr-i muğân-ı Kaşa Ban: Ol mecma‘-ı sürûş olan ol kenîse-i dilâvîzin urûşu ve furûşu ve ol asrın üstâdân-ı hüner-furûşu bu deyre yüz sandûka zer-i hâlis sarf edüp niçe bin elvân sanâyi‘-i ibret-nümâlar icrâ edüp bu deyr-i ma‘bedgâh-ı Mesîhiyye eyle letâfet ve zerâfetler etmiş kim atlas-ı felekte eyle bir kârgerlik Menûçehr'den berü bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13b ·
metinde göster ·
kebîrin cânib-i erba‘asında olan harem-i vâsi‘in ferşi hacer-i aynü's-semek ve …
Ve bu deyr-i kebîrin cânib-i erba‘asında olan harem-i vâsi‘in ferşi hacer-i aynü's-semek ve fîrûze ve yeşim ve yerekan ve harakan ve akîk-i Yemenî ve ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ nakş-ı bûkalemûn-ı Mânî ve Bihzâd'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… ] bir bîmârhânesi var kim bî-rûh gelse mu‘cize-i zû-emîn ile zî-rûh gider, zîrâ
bu deyr-i
dilâvîzde tekmîl-i fünûn etmiş Eflâtûn ve Bokrât ve Sokrât ve Feylekos ve Feyle …
Sitâyiş-i dâr-ı şifâ-yı şehr-i Kaşa: Cemî‘i derdlilere devâ etmek [içün] bir bîmârhânesi var kim bî-rûh gelse mu‘cize-i zû-emîn ile zî-rûh gider, zîrâ bu deyr-i dilâvîzde tekmîl-i fünûn etmiş Eflâtûn ve Bokrât ve Sokrât ve Feylekos ve Feylesof ve Fisagores-i Tevhîdî-misâl bî-tevhîd hukemâ-yı bî-mezhebler andadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
seyr [ü] temâşâ ederken bir keferenin sütûn-ı bekâsı mütezelzil olup inhizâma m …
Hattâ bir gün yine bu deyri seyr [ü] temâşâ ederken bir keferenin sütûn-ı bekâsı mütezelzil olup inhizâma müteveccih oldukda girîbân-ı ömrün dest-i ecel çâk ber-hâk etmiş. Ol kâfir-i nâçârın lâşe-i murdârın âyîn-i Mesîh üzre dörd beş bin alemlerle niçe yüz papas ve bıtrîkler buhurdânların yakup İncîl âyetleri okuyarak bu deyrin mihrâb-ı münharifi önüne mezkûr kefere lâşesin lahd etdiler. Andan cümle akrabâları feryâd edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
musanna‘ın papaslarıyla hüsn-i ülfet edüp niçe kerre girüp bu deyri seyr [ü] te …
Temâşâ-yı ibret-nümâ-yı üstâd-ı nakkâşân: Bu deyr-i musanna‘ın papaslarıyla hüsn-i ülfet edüp niçe kerre girüp bu deyri seyr [ü] temâşâ edüp bir kerresinde im‘ân-ı nazar ile deyrin cümle der [ü] dîvârlarına nazar etdim. Niçe bin sûretlerden mâ‘âdâ bu deyrin sağ tarafında bir küşâde dîvârın yüzüne elli adım tûlu bir cennet tasvîri yazmışlar kim âdem gördükde teslîm-i rûh edüp Sûre-i Fecr'de Arapça âyetin tilâvet edüp dâhil-i cinân olacağı gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15a ·
metinde göster ·
seyr [ü] temâşâ edüp bir kerresinde im‘ân-ı nazar ile deyrin cümle der [ü] dîvâ …
Temâşâ-yı ibret-nümâ-yı üstâd-ı nakkâşân: Bu deyr-i musanna‘ın papaslarıyla hüsn-i ülfet edüp niçe kerre girüp bu deyri seyr [ü] temâşâ edüp bir kerresinde im‘ân-ı nazar ile deyrin cümle der [ü] dîvârlarına nazar etdim. Niçe bin sûretlerden mâ‘âdâ bu deyrin sağ tarafında bir küşâde dîvârın yüzüne elli adım tûlu bir cennet tasvîri yazmışlar kim âdem gördükde teslîm-i rûh edüp Sûre-i Fecr'de Arapça âyetin tilâvet edüp dâhil-i cinân olacağı gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15a ·
metinde göster ·
bed-nâmın bu mertebe ta‘rîf ü tavsîfinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur. …
Hulâsa-i kelâm bu deyr-i bed-nâmın bu mertebe ta‘rîf ü tavsîfinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur. Ve i‘tibârı olmayan nesnelerin medhi tatvîlinde melâlet vardır, ammâ bu kadar yıldır seyâhatimiz içre böyle bir âsâr-ı acîbe ve binâ-yı ibret-nümâ-yı garîbe görmediğimizden bu müsevvedât-ı küstâhânemiz içre bu kadarca tahrîr ile iktifâ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15a ·
metinde göster ·
… . Ba‘dehu Memi Paşa fermân-ı pâdişâhîyle bir gün cümle askeriyle pür-silâh olup
bu deyri
ale'l-gafle basup zîr-i zemînlerinde kırk elli kadar evlâd-ı ümmet-i Muhammed b …
Memi Paşa câmi‘i: Tâ Eflâtûn-ı İlâhî halîfeleri binâ edüp bir deyr-i azîme imiş. Hattâ bunun bir köşesinde Eflâtûn'un savma‘ası var, niçe kefereler girüp ziyâret ederler. Ba‘dehu Memi Paşa fermân-ı pâdişâhîyle bir gün cümle askeriyle pür-silâh olup bu deyri ale'l-gafle basup zîr-i zemînlerinde kırk elli kadar evlâd-ı ümmet-i Muhammed bulunup kimi dil bilür ve kimi bilmez. Bu evlâd-ı püserân-ı ciğer-kûşe-i müslimîni guzât-ı müslimîn bu hâlde görüp "Bire urun gâzîler" deyince tarfetü'l-ayn içre cümle kıssîs [ve] bıtrîk ve ruhbân ve patirgâh-ı günâhkârlara bir kılıç urup bu câmi‘i feth edüp Memi Paşa bu deyrün mihrâbın velî edüp Fethiyye nâmında bir câmi‘-i zîbâ-yı pür-nûr etmişdir kim âdem derûn-ı câmi‘den çıkası gelmez. Serâpâ kurşumlu ve haremli ve bir serâmed minâreli eynegâh-ı kadîmdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… -ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile
bu deyr-i
acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla müvekkil olmak içün t …
Ve bu harem kapusu üzre kefere zamânı nâkûs çanlığı imiş, berbâd olup yerine mezkûr minâre-i mevzûnu inşâ etmişler. Ve bu kapunun atebe-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla müvekkil olmak içün tılsım etmiş. Niçe yüz sene bu esedlerin hükmü nâfiz olup ba‘dehu küffâr bu kal‘aya tekrâr istîlâ etdikde kavm-i mağâribelere bu esedlerin tılsımın bozdurup cemî‘i medfûn olan hazâ’ini çıkarup hâlâ amelleri bâtıl olmuş iki aded sübû‘-i mehîbelerdir kim âyende vü revendegâna nigerân etmede iki dâne hull-i mehîb acîb gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
… r etdirüp minber ü mihrâb ve kürsî [vü] mahfil inşâ olunmak fermân olundu, ammâ
bu deyr-i
azîmden çıkan lâşe-i murdâr bir deyrde çıkmayup kâmil bir haftada gücile tathîr …
"Tîz bu ma‘bedgâha bir mihrâb ve bir minber ü nîk eser ve bir kürsî vü mahfil-i mü’ezzinân-ı hûb-manzar inşâ et kim bir vâcibü's-seyr eser bünyâd oluna kim bu câmi‘-i pür-nûra revnak u fer vere ve cemâ‘at-i müslimîn ve gürûh-ı gâziyân-ı muhavvihidîn tâ‘at-ı Sübhânî ve şükr-i Yezdânî edüp namâzlar kılınup niyâzlar oluna. Elbette bu mezkûr âsârlar yevm-i Cum‘aya yetişmek gerekdir" deyü ibrâm-ı mâlâ-kelâm edüp kal‘a içre gezerken vâlide sultâna câmi‘ olmağiçün Nemse deyrin bulup fi'l-hâl bir kenîse-i ibret-nümâyı asnâm-ı kerâhat-intizâmdan cümle tathîr ve Süvâ‘ ve Yeğûs ve Vedd ve Ye‘ûk misilli putlardan tebzîr etdirüp minber ü mihrâb ve kürsî [vü] mahfil inşâ olunmak fermân olundu, ammâ bu deyr-i azîmden çıkan lâşe-i murdâr bir deyrde çıkmayup kâmil bir haftada gücile tathîr olup şeb [ü] rûz ûd u amber çerâğân olup yine bed râyihadan bu deyrin yanına varılmazdı. Meğer cümle mürd olan Nemseleri bunda meşad ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 121a ·
metinde göster ·
kebîri sa‘âdetlü pâdişâh içün mihrâb ve minber ve kürsî ve mahfiliyle bir câmi‘ …
Ve bu deyr-i kebîri sa‘âdetlü pâdişâh içün mihrâb ve minber ve kürsî ve mahfiliyle bir câmi‘-i Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ etdiler kim nûr-ı mübîn oldu. Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca bu câmi‘in tûlu yüz on ayakdır ve arzen kâmil seksen kademedir ve mihrâbı üzre olan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a ·
metinde göster ·
Bu deyr-i atîk kefere-i ruhbân kıssîs ve bıtrîklerinin kavlleri üzre tâ Hazret-i Îsâ zamânı binâ olunmuş, nehr-i Lim'e hâ’il bir püşte-i âlî üzre şekl-i murabba‘ kal‘a-misâl gûnâ-gûn kubâbları serâpâ rusâs-ı hâs ile mestûr bir deyr-i ma‘mûrdur kim içinde beş yüz aded ruhbân-ı palâs-pûşânları ve pençe-i âfitâb mûğpîçe marâlî ve gazâlî gözlü mûğ-zâd gulâmları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142a ·
metinde göster ·
… ek ve lûzi'n-nebî misilli otları hukemâ-yı kudemâlar bu yaylada cem‘ etmek içün
bu deyri
binâ etmişler.
Ve bu sahrâ eyle bir fezâ-yı bâlâdır kim cemî‘i nebâtât u ahşâbât ve dâ-i devâ-i giyâhât bunda mevcûddur. Hattâ bu yaylanın cânib-i garbîsinde bir deyr-i kadîm var. Hâlâ ma‘mûr olup bu deyrde Eflâtûn ve Bokrât u Sokrât ve Câlinûs ve Ristetâlîs ve Batlîmûs ve Feylesof u Feylekos nâm hukemâlar bu deyrde sâkin olup bu kûh-ı bâlâda hâsıl olan hâssalı edviyelerden râvend-i Rûmî ve sünbül-i Rûmî ve yebrûhu's-sanem, ya‘nî âdem gibi abdüsselâm otu ve cedvâr-ı Rûmî ve sa‘leb ve mahleb ve ışkın ve reybâs ve çöpçini ve saparna ve labada kökü ve şâhtere ve roka ve havlicân-ı Rûmî ve sadef ve ırkı'l-cenâh ve çilek ve lûzi'n-nebî misilli otları hukemâ-yı kudemâlar bu yaylada cem‘ etmek içün bu deyri binâ etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160a ·
metinde göster ·
… haçlar olup cümle zeheb-i hâlis ile mutallâ salîbe alemlerdir kim bu alemlerle
bu deyr-i
kebîr kâfiristânda ve rûy-ı arzda alem olmuşdur.
Cümle guzât-ı müslimîn muğtenim oldular, ammâ bu şehr-i Raytinad'ın ortasında kal‘adan ziyâde sa‘b u metîn bir Şeddâdî binâ-yı azîm manastır-ı kadîmi va[r] kim gûyâ İslâmbol'da Ayasofya-i Kebîr-misâl bir kubbe-i âlîsi ve üç yüz aded dahi gayri kubâbları cümle rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir deyr-i ma‘mûr kim cânib-i etrâfında evc-i âsumâna ser çekmiş dörd aded çanhâne kulleleri var, ammâ ortadaki kubbe-i kebîrin alemi beş âdem kaddi kadar haç alem idi. Sâ’ir üç yüz ad[ed] kıbâbların alemleri üçer âdem kaddi gümüş haçlar olup cümle zeheb-i hâlis ile mutallâ salîbe alemlerdir kim bu alemlerle bu deyr-i kebîr kâfiristânda ve rûy-ı arzda alem olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
dâ’iren-mâdâr kuşadup meğer kâfir deyrin saçma topları çok imiş. Bir ânda yedi …
"Bu kenîsede mâl çokdur" deyü asker-i İslâm bu deyri dâ’iren-mâdâr kuşadup meğer kâfir deyrin saçma topları çok imiş. Bir ânda yedi nefer gâzîlerimiz şehîd olup na‘şelerinin karınların yarup cümle tuzlayup arabalara tahmîl edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle bu kal‘a altından avdet edüp andan yedi sâ‘at şimâl cânibine dırahtistân ve çengelistân ve Alman hâki üzre giderken bir azîm asker izine râst geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
Bu dahi bir düz vâsi‘ fezâda vâki‘ olup iç kal‘asında yine kal‘a-misâl bir binâ-yı musanna‘ kenîse-i atîki var. Budin Vezîri İsmâ‘îl Paşa bu deyri lağım ile atup cümle papaslarıyla kenîsenin der-i dîvârları ender hevâ mu‘allakast olup cümle papas ve bıtrîk ve ruhbân keferelerinin lâşe-i murdârları yerde yatırdı. Ve bu kal‘a içre kırk aded ümmet-i Muhammed esîr bulunup ve cümlesin halâs edüp kal‘anın cebehânesi ve topların cümle Kanije'ye gönderüp kal‘asın yere berâber etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7a ·
metinde göster ·
… kireç ve cibis içine ilkâ edüp bir manastır-ı azîm inşâ etdikde alem olmak içün
bu deyr-i
kadîme üç yüz kulaç-ı âlî bir çanlık kullesi binâ edüp Hazret-i Yahyâ'nın ağzı …
İskemle kal‘ası ta‘bîrinin aslı oldur kim bu kal‘a Hazret-i Yahyâ nefesi ile binâ olunup derûn-ı hisârda kal‘a binâ eden Milyaş papas Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın altun hokkaya koyup bu kal‘a içre bir ma‘bedhâne binâ ederken Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın kireç ve cibis içine ilkâ edüp bir manastır-ı azîm inşâ etdikde alem olmak içün bu deyr-i kadîme üç yüz kulaç-ı âlî bir çanlık kullesi binâ edüp Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarı koduğu altun hokkayı bu nâkûshânenin tâ zirve-i a‘lâsına alem yerine koyup anıniçün bu kal‘aya Macar kavmi Kızılelma derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
… olan cümle esnâmların dahi kırup küffâr ma‘bedhânelerinden me’yûs olsunlar içün
bu deyri
cebehâne ve bârûdhâne edüp içine niçe bin kantâr bârûd-ı siyâh korlar.
Ba‘dehu re‘âyâ küffârları hîleye sâlik olup zikr olduğu üzre kal‘aya istîlâ etmeğe murâd edinüp hâkimü'l-vakt bu esrârdan haberdâr olup cemî‘i kâfiri katl-i âm edüp küffâra rağmen kenîselerindeki çirk-i şirk-i celî olan cümle esnâmların dahi kırup küffâr ma‘bedhânelerinden me’yûs olsunlar içün bu deyri cebehâne ve bârûdhâne edüp içine niçe bin kantâr bârûd-ı siyâh korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14b ·
metinde göster ·
… yı medh eylesek başka bir tomâr-ı dırâz olur, ammâ Âl-i Osmân keferelere rağmen
bu deyri
cebehâne edüp içinde niçe bin top âletleri ve gayri mühimmâtlar mâl-â-mâldir. V …
Zurnazan Mustafa Paşa Tabyası: Şehrin cânib-i erba‘asına havâledir. Aslâ uçan kuşları bile uçurmaz yigirmi pâre tavîl topları var kim görmeğe muhtâcdır. Ve bu tabya kurbunda bir manastır-ı azîm var, cemî‘i kâfiristân ve Erdelistân'ın ve Orta Macaristân keferelerinin bilâ teşbîh ka‘beleridir. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve bunda olan tasannu‘ât-ı tarz-ı tavr-ı binâyı medh eylesek başka bir tomâr-ı dırâz olur, ammâ Âl-i Osmân keferelere rağmen bu deyri cebehâne edüp içinde niçe bin top âletleri ve gayri mühimmâtlar mâl-â-mâldir. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
Hattâ keferelerin Ayanta nâm bednâm günleri idi. On bin ruhbân ve yetmiş seksen bin kadar küffâr-ı bî-îmân haçlı peykerleri ve sancağ u bayrak ve erganon ve torompeteleriyle bu deyr-i kebîre gelüp âyîn-i bâtılaların edüp ba‘dehu bu şehr-i Peşpehil'in bâğ-ı Merâmlarında eyle fısk [u] fücûr ve ayş [u] ışret etdiler kim ta‘bîr olunmaz. Niçe bin küffârlar dahi papaslar ile ellerinde altun ve gümüş mecmereler ile buhûr ve ûd u amber ve günlükler yakarak sokaklarda torompete çalarak gezüp yine manastırlara giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
azîm Kürdistân'da altun ma‘deni olan Akra dağı gibi berk urup nûru 59b âdemin …
Bir mesâfe-i ba‘îdeden bu deyre âdem nazar etse damlarının ve câmlarının billûr u necef u moran revzenlerinin şa‘şa‘asından ve üç yüz yerde âdem kaddi altun haç alemlerinin şu‘lesinden merdüm-i benî âdem hîrelenir. Gûyâ bu deyr-i azîm Kürdistân'da altun ma‘deni olan Akra dağı gibi berk urup nûru 59b âdemin dîdelerin hîrelendirir ve eylece bir münevver dağ gibi durur bir ma‘bedgâh-ı Mesîhiyyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59a–59b ·
metinde göster ·
… ühendisîn mi‘mâr-ı selef var makdûrun sarf edüp ol bennâ-yı bânî bu mahmelde ve
bu deyr-i
musanna‘da niçe bin gûne tasarruflar etmiş kim atlas-ı felek-i dehr-i denîde ey …
Ammâ gerçi Nemse Zebûr âyetlerin okurlar, ammâ Hazret-i Dâvûd'a kıbel-i Hak'dan nâzil olduğu gibi lisânı (---)(---) üzre değildir, Nemse küffârı lisânına tercüme etmişlerdir kim mahallinde tahrîr olunur yakında, ammâ bu erganon gerçi Deccâl sadâsı gibi bir mehîb ü mûhiş sadâ-yı ciğer delendir, zîrâ âdemin cümle vücûdındaki tüğleri ülperir. Elhâsıl ümmî olan âdem bu erganonu dinlese Dâvûd-ı Nebî ve Îsâ Rûhullâh mu‘cizesidir der. Ol erganon ise ne kerâmet ve ne mu‘cizedir. Ancak sihr-i i‘câz bir ma‘rifet sâzların cem‘iyyetidir kim istimâ‘ eden âdemlerin akılları perîşân olur. Ve bu deyr içre başpapasın bednâm günlerinde çıkup va‘z u nasîhat edecek bir kürsîsi var. Bunun dahi vasfında lisân kâsırdır. Ve bir mahfel dahi krallara mahsûs bir maksûre-i kâr-ı pür-füsûs var kim üstâd-ı Nemse yed-i tûlâsını hakkâ ki ayân u beyân etmişdir kim üstâd mühendisîn mi‘mâr-ı selef var makdûrun sarf edüp ol bennâ-yı bânî bu mahmelde ve bu deyr-i musanna‘da niçe bin gûne tasarruflar etmiş kim atlas-ı felek-i dehr-i denîde eyle bir kârgerlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Meğer üstâd-ı ezel böyle kâr-ı bu'l-aceb ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
azîmin çâr-kûşesinde dörd aded sâ‘at kullesi var, ammâ üçü küçük sâ‘at kulleler …
Bu deyr-i azîmin çâr-kûşesinde dörd aded sâ‘at kullesi var, ammâ üçü küçük sâ‘at kulleleridir, ammâ bu sağ kapunun yanındaki serâmed kulle-i pür-mehâbetin misli bu rub‘-ı meskûnda yokdur ve hâlâ dünyâ üstâdları bir yere gelseler bir taş bir yere komağa kâdir değillerdir. Ve bu âsâr-ı garîbe gerçi siyâh taş binâ görinür, ammâ taş değildir, alçı gibi ma‘cûn edüp san‘at ile tondurmadır. Hakîkatü'l-hâl bu hakîr ol kadar im‘ân-ı nazar ile takayyüd edüp gördüm, taşların birbirlerine imtizâc yerlerin görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a ·
metinde göster ·
kebîrin her köşesinde olan dollâblar içinde âdem kadîdleri ve teşrîhâtların gûn …
El-hâsıl bu deyr-i kebîrin her köşesinde olan dollâblar içinde âdem kadîdleri ve teşrîhâtların gûnâ-gûnu mahfûz olup cümlenin sebeb-i mevtleri ve esmâları dollâblar üzre mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
Ve bunda olan püserân mûğ-pîçe-i muğân bir kenîsede yokdur. Hattâ
bu deyri
temâşâ ederken bir savma‘a şekilli bir köşede bir mesdûd kapu var idi. Bir perî …
Ve bunda olan püserân mûğ-pîçe-i muğân bir kenîsede yokdur. Hattâ bu deyri temâşâ ederken bir savma‘a şekilli bir köşede bir mesdûd kapu var idi. Bir perîzâd çehre bir gulâma,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212b ·
metinde göster ·
ruhbânlar elinden feth edüp câmi‘-i Muhammedî eder. Hâlâ minâresinin üç alemi v …
Sene 998 târîhinde kenîse iken Şeyh Hortaç hazretleri bir gün fermân-ı pâdişâhiyle cemî‘i sofîleriyle Allâh Allâh deyü tevhîd [ü] tezkîr ile yürüyüş edüp bu deyri ruhbânlar elinden feth edüp câmi‘-i Muhammedî eder. Hâlâ minâresinin üç alemi var. Ve kubbesi üzre alem yerine altun ile yerde gömülü bulunan kazanı kubbe üzre alem yerine komuşlardır. Ve ale'l-fevr ahşam ezânı okunacak altı ayak bir yekpâre beyâz mermer kürsîdir kim haremde durur. Bu dahi ibret-nümâ bir kürsî-i vâcibü's-seyr bânghâne-i Muhammedîdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
musanna‘da ol kadar mahbûb mûğ-pîçe papas gulâmları var kim medihlerinde lisân …
Bu deyr-i musanna‘da ol kadar mahbûb mûğ-pîçe papas gulâmları var kim medihlerinde lisân kâsırdır. Niçe bin koyun [ve] kuzu ve keçi ve sığır ve at ve katırları dağlarında ve hıyâbânlarında çobansız sürü sürü reme reme gezerler. Ve bâğ u bâğçeleri dünyâyı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
… m‘dân ve çelipaları 255b ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir tomar-ı dırâz olur, zîrâ
bu deyr-i
bî-misâlin vasfında lisân kâsırdır. Bu deyri dahi temâşâ edüp mâ-fevkinde,
Ve hâlâ İslâmbol'un Emînönü'nde binâ olunan Vâlide câmi‘ine bu kenîse hâs kayd olunup bostâncıbaşı tarafından bir haseki zabt edüp imâret-i dâru'z-ziyâfe içün cânib-i vakfa beş bin vukıyye asel-i musaffâ verirler. Ve eğer bu Mendel manastırının mâ-vaka‘ı üzre binâsı ve hevâsı ve anda olan ibret-nümâ musanna‘ kanâdîl ü şem‘dân ve çelipaları 255b ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir tomar-ı dırâz olur, zîrâ bu deyr-i bî-misâlin vasfında lisân kâsırdır. Bu deyri dahi temâşâ edüp mâ-fevkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a–255b ·
metinde göster ·
… esek bir tomar-ı dırâz olur, zîrâ bu deyr-i bî-misâlin vasfında lisân kâsırdır.
Bu deyri
dahi temâşâ edüp mâ-fevkinde,
Ve hâlâ İslâmbol'un Emînönü'nde binâ olunan Vâlide câmi‘ine bu kenîse hâs kayd olunup bostâncıbaşı tarafından bir haseki zabt edüp imâret-i dâru'z-ziyâfe içün cânib-i vakfa beş bin vukıyye asel-i musaffâ verirler. Ve eğer bu Mendel manastırının mâ-vaka‘ı üzre binâsı ve hevâsı ve anda olan ibret-nümâ musanna‘ kanâdîl ü şem‘dân ve çelipaları 255b ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir tomar-ı dırâz olur, zîrâ bu deyr-i bî-misâlin vasfında lisân kâsırdır. Bu deyri dahi temâşâ edüp mâ-fevkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a–255b ·
metinde göster ·
… günlerinde niçe bin kefereler cem‘ olup subh u şâm müsâfirîne ziyâfet ederler.
Bu deyr-i
musanna‘da mu‘tekif olan kıssîs ve bıtrîkânların zu‘m-ı bâtıllarınca Hazret-i Î …
Girid cezîresinin içinde kırk aded güzîde binâ-yı âlî manastırın biri dahi budur. Gâyet mahsûllü yer olup balı ve meyve-i âbdârları meşhûr olup cümle kefereleri Rûm'dur, zîrâ cümle Girid'in re‘âyâları Rûm'dur. Lasman Frengleri kal‘alarda sâkin olurlardı ve kal‘alar içre yine Rûm re‘âyâlar ve arhondalar var idi. Ammâ bu manastırın içinde binden mütecâviz ruhbânları ve mûğ-pîçe palâs-pûşânları var kim her biri perî-peyker ve melek-manzar muğân perîleri müsâfirîne hidmet ederler. Ve şeb [ü] rûz cemî‘i âyende vü revendegânlara ni‘met-i bî-imtinânları mebzûl olup bin cân u baş ile mihmârdârlık edüp subh u mesâ matbah-ı Keykâvuslarında yüz adedden ziyâde onar on beşer koyun alır ve beşer altışar aded sığır alır kazganları var kim bednâm günlerinde niçe bin kefereler cem‘ olup subh u şâm müsâfirîne ziyâfet ederler. Bu deyr-i musanna‘da mu‘tekif olan kıssîs ve bıtrîkânların zu‘m-ı bâtıllarınca Hazret-i Îsâ halîfesinin bir havâriyyûnu bunda medfûndur derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·
… ürûht ederler. Gerçi uçkur işlerler ammâ kendüleri uçkursuz ve donsuz gezerler.
Bu deyr-i
musanna‘ın niçe kerre yüz bin guruş evkâfı olup tâ Dib Frengistân'dan bu gumâme …
Menzil-i Aya Yani burnu: Bu mahalde bir manastır var. Cümle ruhbâneleri mahbûbe kızlardır. Anda olan pençe-i âfitâb kızlar meğer kim Kisoma şehrinde ola. Cümle kızlar tor uçkur ve harîr-i muhtem işleyüp gizlice metâ‘ların fürûht ederler. Gerçi uçkur işlerler ammâ kendüleri uçkursuz ve donsuz gezerler. Bu deyr-i musanna‘ın niçe kerre yüz bin guruş evkâfı olup tâ Dib Frengistân'dan bu gumâmeye nezerâtlar ve zeyt yağları gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
musanna‘ın papaslarına tâ Dib Frengistân'dan beher sene niçe kerre yüz bin guru …
Bu deyr-i musanna‘ın papaslarına tâ Dib Frengistân'dan beher sene niçe kerre yüz bin guruş milyon mâl gelüp âyende vü revendegânlara yedirüp içirüp kondurup göçürürler. Hattâ Kuds-i Şerîf'de olan Nasârâ Kumâmesinden dahi bu deyre hedâyâ gelir, zîrâ bu Manya Âl-i Osmân vilâyeti içinde olup Osmânlı ile harb [ü] kıtâl edüp ser-fürû etmediklerinden ve beher sene niçe bin ümmet-i Muhammedler esîr etdiklerinden bu kenîse ruhbânlarına hedâyâlar gelir. Hakîkatü'l-hâl aceb mel‘ûn kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335b ·
metinde göster ·
… u[m] örtülü bir deyr-i musanna‘dır kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr 373b olanlar
bu deyr-i
ruhbâna im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalı …
Aslı Vılandova'dır. Lisân-ı Bulgar'da "büyük papas" demekdir. Bu dahi Köstendil toprağında voyvadalıkdır. Müselmânları azdır, Bulgar kâfirleri çokdur. Hattâ bu şehri ibtidâ binâ eden Vılandiva papasın neslinden bu keferelere portoyoroz ya‘nî köy kethudâsı zâbitdir. Ve ol papasın ismiyle müsemmâ olup bu rabtaya Vılandiva derler. Hâlâ ol papasın bunda bir manastır-ı azîm var, tâ Erdel diyârında ve Alman kâfiristânında ve İsfaç vilâyetinde evsâfın istimâ‘ etmişdim. Mukaddemâ görmeyüp henüz gördüm ve içine girüp seyr [ü] temâşâ etdim. Hâlâ bir kûhsâr içre kal‘a-misâl demir kapulu ve serâpâ kubâbları kurşu[m] örtülü bir deyr-i musanna‘dır kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr 373b olanlar bu deyr-i ruhbâna im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373a–373b ·
metinde göster ·
… mahbûb gulâmlar bir bıtrîkhânede yokdur. El-hâsıl vasfında melâlet vardır, ammâ
bu deyri
binâ eden Vılandiva papasın ismiyle müsemmâ olup Vılandiva manastırı derler.
Bunda olan tuhaf avânîleri ve bunda olan musanna‘ât maslûbât âvîzeler ve bundaki amûr-ı gûnâ[gû]nlar ve ruhâm-ı ferîş füsûskârî ve halkârîler rûy-ı dîvârlar bir dâr-ı diyâr deyrlerinde deyyâr mânendi yokdur. Bundaki pençe-i âfitâb mûğ-pîçe mahbûb gulâmlar bir bıtrîkhânede yokdur. El-hâsıl vasfında melâlet vardır, ammâ bu deyri binâ eden Vılandiva papasın ismiyle müsemmâ olup Vılandiva manastırı derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373b ·
metinde göster ·
Ol zâlim bu nebîyi ve Hazret-i Meryem babasız oğul doğurduğun bahâne edüp bu deyr-i Sabastiyye'de Hazret-i Yahyâ ibâdet ederken şehîd etdirüp ser-i sa‘âdetlerin şâm'da (---) mel‘ûna gönderdiler. Rûm kavmi cesed-i şerîfin bu deyr içre bir mermer sandûka içine koyup âdet-i kadîmeleri üzre defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y204b ·
metinde göster ·