Kaplıca kasabasında üç yüz mikdârı bâğ u bâğçeli hânelerdir. Her birinde birer …
Hâsıl-ı kelâm, bu Eski Kaplıca kasabasında üç yüz mikdârı bâğ u bâğçeli hânelerdir. Her birinde birer gûne kaynar ılıcalar vardır, kimi merdâne içün ve kimi zenâne içün, kimi sıbyân içün, kimi civân içün, kimi pîr [u] pîre-zen içün, her birinde birer gûne hâssa-i azîm olduğun ahâlî-i Bursa bilüp ehl [u] iyâlleriyle bu Eski Kaplıca kasabasına gelüp beşer onar gün âşinâlarının hânelerinde sâkin olup ehl [u] iyâlleriyle gûnâ-gûn ılıcalara girüp cân sohbeti ederler. Erbâbına ma‘lûmdur kim bu kadar kaplıcalar vardır kim Cenâb-ı Bârî her birinde birer hâssa halk etmişdir, ammâ şehre karîb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… birinde birer gûne hâssa-i azîm olduğun ahâlî-i Bursa bilüp ehl [u] iyâlleriyle
bu Eski
Kaplıca kasabasına gelüp beşer onar gün âşinâlarının hânelerinde sâkin olup ehl …
Hâsıl-ı kelâm, bu Eski Kaplıca kasabasında üç yüz mikdârı bâğ u bâğçeli hânelerdir. Her birinde birer gûne kaynar ılıcalar vardır, kimi merdâne içün ve kimi zenâne içün, kimi sıbyân içün, kimi civân içün, kimi pîr [u] pîre-zen içün, her birinde birer gûne hâssa-i azîm olduğun ahâlî-i Bursa bilüp ehl [u] iyâlleriyle bu Eski Kaplıca kasabasına gelüp beşer onar gün âşinâlarının hânelerinde sâkin olup ehl [u] iyâlleriyle gûnâ-gûn ılıcalara girüp cân sohbeti ederler. Erbâbına ma‘lûmdur kim bu kadar kaplıcalar vardır kim Cenâb-ı Bârî her birinde birer hâssa halk etmişdir, ammâ şehre karîb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
Sarây, Çelebi Sultân Mûsâ b. Yıldırım Hân tevsî‘ edüp kal‘a-misâl burc [u] bârû …
Eski sarây: Fâtih-i Edirne Gâzî Hudâvendigâr'ın ibtidâ-i fethde binâsıdır. Kefere kralı Manyas Kapusu kurbunda sâkinlerimiş. Ba‘dehû bu Eski Sarây, Çelebi Sultân Mûsâ b. Yıldırım Hân tevsî‘ edüp kal‘a-misâl burc [u] bârûsun bir sûr-ı azîm seng-binâ bir sarâyı ra‘nâ etdi. Dâ’iren-mâdâr cirmi beş bin adım ihâta eder. Şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir mihmânsarây-ı sultândır. Dîvârlarının kaddi yigirmi zirâ‘dır. Cânib-i şimâle bir aded hadîd bâb-ı hümâyûnu vardır. Ba‘dehû Süleymân Hân Engürüs seferlerine rağbet etmeğile bu sarây ve yeniçeri odalarını imâr edüp kırk bin yeniçeri âmâde ve altı bin gılmân-ı hâssa bu sarâyda karâr-dâde olmağıçün bu sarây-ı atîkde dîvânhâne-i âlîler ve hâsoda ve büyük ve küçük ve hazîne ve kilâr ve doğancılar ve seferliler odalarıyla âbâdan etdi. Ammâ bâğ u bâğçesi yokdur. Lâkin âb [u] hevâsı bir mürtefî‘ zemînde olmağıla latîf ü mu‘tedil hevâdır. Târîh-i binâsı sene 767. Âsitâne-i kadîm olmağın bunda neşv ü nemâ bulup perveriş olan gılmân-ı hâssa ve sâ’ir huddâmân-ı enderûn [u] bîrûnlar elbette ve elbette berhûrdâr-ı ömr olup sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olurlar. Ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu sarây-ı kadîmde üç bin gulâm-ı hâs tâ‘at u ibâdâta meşgûl olup tekmîl-i fünûn edüp üç senede bir yollarıyla Âsitâne-i sa‘âdete gelüp mertebelerince Yeni Sarây'a girüp hizmet-i şehriyârîde olurlar. Sarây-ı Atîk-i Edirne böyle bir nazargâh-ı selâtîndir. İnkırâzu'd-deverân dest-i Âl-i Osmân'da âbâdân ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 160b ·
metinde göster ·
Manzara-i Yenidünyâ: Hatta fetahtâ {889} târîhinde bulunan yeni dünyâda yetmiş gûne benî Âdem vardır kim "Bu eski dünyâ nüfûsuna asla müşâbehetleri yokdur", deyü Bahr-i Muhît kenârında Loncat şehri küffârları hikâye etdiler kim "Yeni dünyâda olan halkın kadd [ü] kâmetleri ve harekât [u] sekenâtları ve kelimâtları ve sûretleri ve reng-i rûyları ve birbirlerine nigerânları ve lehce-i mahsûsaları cümle bu dünyâ halkına mugâyirdir", deyü nakl etdiler. Hatta Cenâb-ı Allah bu dünyâda ne kadar bin milel halk var ise cümlesinin lisânları yigirmi dokuz aded hurûf-ı teheccâ üzre kelimât olunur, ammâ bu Yenidünyâ halkı kelimâtlarının niçesi Çerkes lisânı gibi boğazdan söylenir, kaleme gelmez elfâzları var imiş ve niçe kavmi hukemâ-yı kudemânın eşrâfiyânı gibi bî-zebân birbirlerine nazar etmeğile kelimât ederlermiş ve niçe kabîlesi bî-zebân el ele duduşmak ile söyleşirlermiş. Mâbeynlerinde asla kelâm-ı hurûf yok imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
dünyâ eşkâlleri ve niçe gûne eşkâl-i dünyâ harîtaları ve cemî‘i nebâtât [ü] giy …
dediği mısra‘ üzre hey’et-i yeni dünya ve bu eski dünyâ eşkâlleri ve niçe gûne eşkâl-i dünyâ harîtaları ve cemî‘i nebâtât [ü] giyâhâtların hukemâlara lâzım basma tasvîr ahşâbları ve niçe bin gûne benî Âdem'in cümle eşkâlleri uzuvların teşrîh üzre tasvîr edüp basma etmişler kim her tasvîri zî-rûh sanırsın. Hakkâ ki siyâh basma kalem-i Fireng-i pür-renge kalmışdır. Ve iki yüz cild ibret-nümâ Acem u Fireng kalemleriyle tahrîr olunmuş ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemûn musavver mecmû‘alar var idi kim her biri birer sihr-i helâl mertebesi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 276a ·
metinde göster ·
… ı benâm altmış bin hammâm idi" deyü tahrîr etmişler. Hattâ Cerîr-i Taberî dahi "
Bu Eski
Bağdâd-ı Heremdâd'ın her hammâmı içre beşer âdem olsa olmaz her hammâmda ellişe …
Müverrihân-ı kudemâ olan Mıkdısî-i Yarmenî bu hâk-i Irâk tahrîrinde yed-i tûlâsın ayân u beyân edüp mezkûr Eski Bağdâd-ı Heremdâd hakkında eyle tahrîr ü tasdîr ü terkîm edüp eydür kim: "Hâk-i Irâk hudûdu tûlen Tikrit şehrinden tâ şehr-i Sadan'a varınca idi. Ve arzı şehr-i Kâdisiyye'den tâ şehr-i Hulvân'a varınca hudûd-ı İremleri varmış idi. Ve nefs-i şehr-i Heremdâd Şattu'l-Arab kenârından cânib-i şarka iki günlük yolda nehr-i Diyâle'ye varmış. Tûlen ve arzen bir sevâd-ı mu‘azzam idi. Ve vasat-ı şehir içre tâ nehr-i Diyâle'den üç aded tur‘a gelüp cereyân ederdi. Ve ol asırda cümle hâk-i Irâk'da nehr-i Şatt ve nehr-i Furât ve nehr-i Diyâle'den cümle yedi bin aded tur‘alar cereyân edüp arz-ı Irâk'ı saky edermiş. Ve bu Heremdâd'un vasatında deyr-i püt-gedesi var imiş kim cemî‘i kıbâbları üç bin amûd-ı müntehâ üzre mebnî üç bin altmış aded kıbâbları olup yedi bin aded huddâmları var imiş. Ve nehr-i Van 332b dahi Kürdistân kuhlarından gelüp nehr-i Dicle'ye bu Heremdâd altında mahlût olurmuş. Ve nehr-i İsâ içre ve nehr-i Serâb kenârınca niçe bin âsiyâb-ı dakîkler deverân edüp mezkûr nehreyn-i mübârekeynler üzre niçe bin keştîler şinâverlik edüp şehr-i Heremdâd'a tüccârân ile metâ‘ getirüp kâlâ vü vâlâ getirirlerdi. Ve ne mertebede sevâd-ı mu‘azzam idüğü andan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bu şehr içre hammâm-ı hâs [u] âm ile hammâmât-ı mahsûs-ı benâm altmış bin hammâm idi" deyü tahrîr etmişler. Hattâ Cerîr-i Taberî dahi "Bu Eski Bağdâd-ı Heremdâd'ın her hammâmı içre beşer âdem olsa olmaz her hammâmda ellişer huddâm var idi", deyü bî-hisâb benî Âdem tahrîr etmiş "Ve cümle kırk bin sırmakeş ve altı bin zerkûb var idi. Gayri esvâk-ı bâzârı ve niçe kerre yüz dükkânçeleri ve niçe yüz bin aded âsâr-ı imârâtları ana göre kıyâs oluna." deyü tahrîr etmişler. Ammâ şimdiki hâlde kân-ı mâr-ı mûr [u] bûm-ı gurâb olup ancak âsâr-ı binâdan Tâk-i Kisrâ nâm bir binâ-yı benâm kalmışdır. İnşâallahu Ta‘âlâ mahalliyle ol dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332a–332b ·
metinde göster ·
… e bu Medâyin-i Atîk mâbeyni on iki sâ‘at yerdir. Zamân-ı kadîmde Medâyin-i Hûrî
bu eski
Medâyin'in bir mahallesi imiş. Ne kadar ma‘mûr u âbâdân idüği andan ma‘lûm-ı sa …
Evsâf-ı şehr-i azîm ve belde-i kadîm (---)(---)(---) mahmiyye-i harâb-âbâd Medâyin: Bu dahi Şatt'dan ba‘îddir. Müverrihân-ı Acem kavilleri üzre bâlâda tahrîr olunan Medâyin-i Hûrî ile bu Medâyin-i Atîk mâbeyni on iki sâ‘at yerdir. Zamân-ı kadîmde Medâyin-i Hûrî bu eski Medâyin'in bir mahallesi imiş. Ne kadar ma‘mûr u âbâdân idüği andan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim hâlâ bu şehreyn-i Medyenen'in iki günde mezâristânı güc ile ubûr olunur. Ehl-i hâl olan bu diyâr-ı harâbdan çok ibret alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 366b ·
metinde göster ·
Evvelâ bu Eski Musul içün be-kavl-i Mıkdısî ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân (---)(---) imâr edüp ol asrın müverrihleri bu şehre lisân-ı Süryânî üzre Bendâv Acînât ya‘nî Peygamber Cenneti demekdir. Tâ bu mertebe bu Eski Musul İremezâtü'l-imâd misilli bir hadîka-i ravza-i Rıdvân-ı bâğ-ı cinân imiş. Yârân-ı bâ-vefâya ne gûne imâreti müzeyyen olduğu andan ma‘lûm ola kim bu şehrin yemîn [ü] yesârında olan bâğ-ı cinânları ve gaytân-ı gülistânları ve müşebbek bostânları sabâh ve ahşâm nehr-i Şatt ile saky etdikleri mahalde Şattu'l-Arab gibi deryâ-misâl nehr-i azîm cereyân itmeyüp Şatt'dan aşağı ehl-i Medâyin feryâd edüp "Bre, nehr-i Şatt Musul kavminin isti‘mâl etdiğinden gelmez oldu." deyü feryâd ederlermiş ve vakt-i gurûb olup ahâlî-i Musul atlarına su vermek içün nehr-i Şatt'ın yemîn ü yesârından altı kerre yüz bin altun ve gümüş satıllar ile atlarına su verdikleri zamân yine Şattu'l-Arab bir sâ‘at cereyân etmez olurmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399a ·
metinde göster ·
Musul İremezâtü'l-imâd misilli bir hadîka-i ravza-i Rıdvân-ı bâğ-ı cinân imiş. …
Evvelâ bu Eski Musul içün be-kavl-i Mıkdısî ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân (---)(---) imâr edüp ol asrın müverrihleri bu şehre lisân-ı Süryânî üzre Bendâv Acînât ya‘nî Peygamber Cenneti demekdir. Tâ bu mertebe bu Eski Musul İremezâtü'l-imâd misilli bir hadîka-i ravza-i Rıdvân-ı bâğ-ı cinân imiş. Yârân-ı bâ-vefâya ne gûne imâreti müzeyyen olduğu andan ma‘lûm ola kim bu şehrin yemîn [ü] yesârında olan bâğ-ı cinânları ve gaytân-ı gülistânları ve müşebbek bostânları sabâh ve ahşâm nehr-i Şatt ile saky etdikleri mahalde Şattu'l-Arab gibi deryâ-misâl nehr-i azîm cereyân itmeyüp Şatt'dan aşağı ehl-i Medâyin feryâd edüp "Bre, nehr-i Şatt Musul kavminin isti‘mâl etdiğinden gelmez oldu." deyü feryâd ederlermiş ve vakt-i gurûb olup ahâlî-i Musul atlarına su vermek içün nehr-i Şatt'ın yemîn ü yesârından altı kerre yüz bin altun ve gümüş satıllar ile atlarına su verdikleri zamân yine Şattu'l-Arab bir sâ‘at cereyân etmez olurmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399a ·
metinde göster ·
… kasaba-misâl (---)(---) bir büleyde vardır, gâyet ma‘mûr [u] âbâdândır. 399b
Bu eski
Musul'dan hareket edüp mezâristânın ubûr ederken alâyimât-ı ibret-nümâlar var k …
Ammâ bu Musul'un Şat mukâbelesi şarkîsinde Bağdâd hâkinde kasaba-misâl (---)(---) bir büleyde vardır, gâyet ma‘mûr [u] âbâdândır. 399b Bu eski Musul'dan hareket edüp mezâristânın ubûr ederken alâyimât-ı ibret-nümâlar var kim diller ile ta‘bîr olunmaz ve her mevtânın seng-i mezârlarında niçe yüz yıllık gûnâ-gûn hatlar ile tahrîr olunmuş vâcibü's-seyr merâkıd-ı tavîleler var kim niçesini tahrîr eylesek Deşt-i Kıpçak'da kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dadyân şehrinin harâbistânının mezâristânın tahrîr etdiğimize döner. Gerçi kimyâb makûlesi eşyâların midhati zikrinde fâ’idesi ve beyânında âyidesi vardır ammâ harâbistân ve gûristân gibi gayrı meşhûrun zikrinde fâ’idesi ve beyânında âyidesi olmayup ol kadar "İ‘tibârı olmayan nesnelerin tavîl zikrinde melâlet vardır." deyü mezâristân-ı Musul'dan güzer ederken bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânîyi cemî‘i ehl-i îmân rûhiyçün tilâvet edüp ubûr edüp anda yine cânib-i cenûba sâhil-i Şatt ile sayd [u] şikâr-ı gazâl ederek 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399a–399b ·
metinde göster ·
Bu mahalde Rakofçi Kral, Seydî Ahmed Paşa ile ceng etmek içün
bu Eski
Tabur yerin yeniden handak-ı azîm kazup cenge âmâde olup dururdu. Gâzî Seydî'ni …
Bu mahalde Rakofçi Kral, Seydî Ahmed Paşa ile ceng etmek içün bu Eski Tabur yerin yeniden handak-ı azîm kazup cenge âmâde olup dururdu. Gâzî Seydî'nin deryâ-misâl asker ile geldiğin Rakofçi la‘în istimâ‘ edüp karârı firâra mübeddel olup licâm-ı mahabbetin Demirkapu'dan içeride çekip anda dahi havfından bir tabur-ı azîm kazdı. Ve bu mahalde sa‘âdetlü padişâhdan bir haseki ağa ile hatt-ı şerîf gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2a ·
metinde göster ·
Beç'i ve taşra varoşu dahi temâşâ edüp yine bir kayığa süvâr olup beri tarafda …
Bu Eski Beç'i ve taşra varoşu dahi temâşâ edüp yine bir kayığa süvâr olup beri tarafda konağımız olan köye gelüp andan ale's-sabâh yine kâfir İşpanya vezîrinin luturyan boruları çalınup andan kalkup nehr-i Tuna'yı dörd yerden çam direkleri üzre cisr-i azîmlerden geçüp her cisr beşer gözdür, ammâ Tuna'nın bir büyük iki kolu üzre olan cisir on bir göz cisr-i azîmdir. Ve bundan aşağı tâ Üstürgon'a ve Budin'e varınca Tuna üzre ağaçdan böyle cisirler olmak muhaldir. Hep gemi üzre cisir yapılır, zîrâ bu mahallerde Tuna'nın çıkduğu Alman dağı karîb olmak ile Tuna az olup direkler üzre köprüler yapmak mümkindir. Ve bu cisrlerin karşu cânibinde Uyvar hâkinde nev binâ oluyor:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… âdî-i Kırım'ı geşt [ü] güzâr ederek bir mahalde bir cây-ı menâs beğenmeyüp illâ
bu Eski
Salâcık deresin kendülere münâsib görüp küffâr havfinden bu dere içinde bu Eski …
Bi-kavli müverrihân-ı Âl-i Cingiziyân ibtidâ kavm-i Tatar bu Kırım memleketine Ciniviz keferesi elinden mâlik olan sene (---) târîhinde Cuci Hân ve Ertoğmır Hân ile kırk bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr kavimleri bu cezîre-i Kırım'a eye çıkup vâdî-i Kırım'ı geşt [ü] güzâr ederek bir mahalde bir cây-ı menâs beğenmeyüp illâ bu Eski Salâcık deresin kendülere münâsib görüp küffâr havfinden bu dere içinde bu Eski Salâcık kal‘asın yasayup ba‘dehu ensesindeki kayalar üzre mezkûr kal‘a-i Gevherkirmân'ı, ya‘nî Çufud kal‘asın Ciniviz elinden feth ederler, ammâ bu Eski Salâcık burnundan hazz edüp şarkdan garb tarafına dörd bin adım enli bir dere içinin iki başlarında ve iki câniblerindeki yalçın kayalar evc-i âsumâna berâber serâmed kayalar olup cümle kayaların altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boş olup mağâra mağâra inler ve üzerleri şâhîn ve zağanos yuvalı kızıl kayalar olup aslâ bir tarafdan düşman enüp çıkmak mümkin olmaduğun Cuci Hân ve Ertoğmır Hân bilüp bu dereyi kendülere cây-ı amân bulup bu derenin iki başları daracık olan yerlerine iki başında kayadan kayaya dere ağzına kal‘a dîvârları çekmişler ve birer ağaç kapu yasamışlar. Hâlâ ol kapular durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
Bi-kavli müverrihân-ı Âl-i Cingiziyân ibtidâ kavm-i Tatar bu Kırım memleketine Ciniviz keferesi elinden mâlik olan sene (---) târîhinde Cuci Hân ve Ertoğmır Hân ile kırk bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr kavimleri bu cezîre-i Kırım'a eye çıkup vâdî-i Kırım'ı geşt [ü] güzâr ederek bir mahalde bir cây-ı menâs beğenmeyüp illâ bu Eski Salâcık deresin kendülere münâsib görüp küffâr havfinden bu dere içinde bu Eski Salâcık kal‘asın yasayup ba‘dehu ensesindeki kayalar üzre mezkûr kal‘a-i Gevherkirmân'ı, ya‘nî Çufud kal‘asın Ciniviz elinden feth ederler, ammâ bu Eski Salâcık burnundan hazz edüp şarkdan garb tarafına dörd bin adım enli bir dere içinin iki başlarında ve iki câniblerindeki yalçın kayalar evc-i âsumâna berâber serâmed kayalar olup cümle kayaların altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boş olup mağâra mağâra inler ve üzerleri şâhîn ve zağanos yuvalı kızıl kayalar olup aslâ bir tarafdan düşman enüp çıkmak mümkin olmaduğun Cuci Hân ve Ertoğmır Hân bilüp bu dereyi kendülere cây-ı amân bulup bu derenin iki başları daracık olan yerlerine iki başında kayadan kayaya dere ağzına kal‘a dîvârları çekmişler ve birer ağaç kapu yasamışlar. Hâlâ ol kapular durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
Salâcık burnundan hazz edüp şarkdan garb tarafına dörd bin adım enli bir dere i …
Bi-kavli müverrihân-ı Âl-i Cingiziyân ibtidâ kavm-i Tatar bu Kırım memleketine Ciniviz keferesi elinden mâlik olan sene (---) târîhinde Cuci Hân ve Ertoğmır Hân ile kırk bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr kavimleri bu cezîre-i Kırım'a eye çıkup vâdî-i Kırım'ı geşt [ü] güzâr ederek bir mahalde bir cây-ı menâs beğenmeyüp illâ bu Eski Salâcık deresin kendülere münâsib görüp küffâr havfinden bu dere içinde bu Eski Salâcık kal‘asın yasayup ba‘dehu ensesindeki kayalar üzre mezkûr kal‘a-i Gevherkirmân'ı, ya‘nî Çufud kal‘asın Ciniviz elinden feth ederler, ammâ bu Eski Salâcık burnundan hazz edüp şarkdan garb tarafına dörd bin adım enli bir dere içinin iki başlarında ve iki câniblerindeki yalçın kayalar evc-i âsumâna berâber serâmed kayalar olup cümle kayaların altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boş olup mağâra mağâra inler ve üzerleri şâhîn ve zağanos yuvalı kızıl kayalar olup aslâ bir tarafdan düşman enüp çıkmak mümkin olmaduğun Cuci Hân ve Ertoğmır Hân bilüp bu dereyi kendülere cây-ı amân bulup bu derenin iki başları daracık olan yerlerine iki başında kayadan kayaya dere ağzına kal‘a dîvârları çekmişler ve birer ağaç kapu yasamışlar. Hâlâ ol kapular durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
Salâcık şehr-i kadîm iken niçe hân ve câmi‘ ve hammâm ve medreseler var imiş. H …
Ve mâ-tekaddem bu Eski Salâcık şehr-i kadîm iken niçe hân ve câmi‘ ve hammâm ve medreseler var imiş. Hâlâ Mengli Geray Hân'ın medrese-i azîmi ma‘mûr kalup bâb-ı âlîsi üzre celî hatt-ı Musta‘sımî üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
… n Eski Salâ şehri derler. Bu şehri geçerken garb tarafında bâğ u bâğçelerden ve
bu Eski
Salâ'nın iki cânibinde olan yalçın kayalardaki gârları seyr ederek Salâ kapusun …
Ba‘dehu bu ednâ kemter bu ravzada gûnâ-gûn zevkler edüp Eski Salâ şehri içinden geçdik. Eski Salâ demeden murâd ibtidâ bu cezîre-i Kırım'da Cum‘a salâsı bunda tilâvet olunduğiyçün Eski Salâ şehri derler. Bu şehri geçerken garb tarafında bâğ u bâğçelerden ve bu Eski Salâ'nın iki cânibinde olan yalçın kayalardaki gârları seyr ederek Salâ kapusundan taşra çıkınca hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124a ·
metinde göster ·
Andan dördüncü oğlu Bay Toğar Hân'dır kim babası Süleymân Şâh gark-ı âb olunca dâğ-ı derûnundan üç yüz aded âdemiyle ammîzâdelerine Kırım'a gelüp niçe nâmdârlıklar edüp âhır-ı kâr Kırım'da bu Eski Yurd mezâristânında medfûndur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130b ·
metinde göster ·
… ülken oğlu (---) Hân, hân-ı âlîşân olup anınla vilâyet-i Kırım'a gelüp Kırım'ın
bu Eski
Yurd'unda medfûn sahâbe-i güzînleri ve serdâr-ı mu‘azzam olan sahâbe-i kirâmdan …
Ba‘dehu Mu‘âz ibn Cebel hazretleri Cingiz Hân'ın ülken oğlu (---) Hân, hân-ı âlîşân olup anınla vilâyet-i Kırım'a gelüp Kırım'ın bu Eski Yurd'unda medfûn sahâbe-i güzînleri ve serdâr-ı mu‘azzam olan sahâbe-i kirâmdan Mâlik Eşter hazretlerin ziyâret edüp Cingiz Hân oğlu (---) Hândan Hazret-i Ebâbekir’e ve kendüye hedâyâlar alup andan gemiyle Kostantiniyye şehrine gelüp anda tekrur kraldan hedâyâlar alup yine gemiyle Sayda vilâyetine gelüp bir zamân Şâm'da kalır. Ba‘dehu Hazret-i Ömer hilâfetinde Mu‘âz ma‘tûnen merhûm olup Şam'da Koyun kapusunda Bilâl-i Habeşî kurbunda medfûndur. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132a ·
metinde göster ·
… ve Eski Yurd'da medfûn âl 132b akrabâları ziyâretlerin tahrîr etmişdik, ammâ
bu Eski
Yurd'da Mu‘âz ibn Cebel'in ammîsi,
Ammâ yine sadede rücû‘ edelim. Vilâyet-i Kırım Bâğçesarây'ının ziyâretgâhların beyân ederken münâsibiyle "El-kelâmu yecürrü'l-kelâm" mazmûnu üzre Âl-i Cingiziyânın ahvâllerin ve Eski Yurd'da medfûn âl 132b akrabâları ziyâretlerin tahrîr etmişdik, ammâ bu Eski Yurd'da Mu‘âz ibn Cebel'in ammîsi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132a–132b ·
metinde göster ·
… zbek pâdişâhının bir ülken oğlu ticâret tarîkıyla bir bârhâne-i azîm peydâ edüp
bu Eski
Kırım yurdunda meks eder. Hikmet-i Hudâ ol gece bu Özbek pâdişâhı kârbânı halkı …
Ol asırda Özbek pâdişâhının bir ülken oğlu ticâret tarîkıyla bir bârhâne-i azîm peydâ edüp bu Eski Kırım yurdunda meks eder. Hikmet-i Hudâ ol gece bu Özbek pâdişâhı kârbânı halkın, küffâr gelüp nehb [ü] gâret edüp bu kadar mâl-ı firâ[vâ]nlar ile küffâr-ı hâksâr bir tarafa gitmede. Pâdişâhzâde kayd-ı dünyâdan âzâde olup süfl-i yed kalır. Hemân şehzâde kârbân halkıyla Sudak kralına varup tazallum ederler. Derhâl kral-ı dâll-ı âdil bunların cümle nehb olunan mâlların tahsîl eyleyüp bunlara niçe ihsân [u] in‘âmlar edüp dil-nüvâzlıklar eder. Bu kârbân halkı da görürler kim kral bunlara meyl-i mahabbet ile mu‘âmele ederler. Hemân cümle kârbân halkı krala yalvarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu cümle Hıtâ ve Hoten'de ve Îrân u Tûrân'da ve diyâr-ı Belh u Buhârâ ve Horâsân'da olan cemî‘i sevdâgerler Özbek pâdişâhı oğlunun Kırım cezîresinde bir kal‘a ve bir şehr-i mu‘azzam etmeğe mübâşeret etdiğin mezkûr bâzergânlar işidüp Kırım'a gelüp şehzâdeye mâl-ı firâvânlar ile imdâd edüp bu Eski Kırım'ı eyle ma‘mûr [u] âbâdân ederler kim gûyâ cezîre-i Kırım'ın bezzâzistânı olup bir yılda yedi kerre yüz bin Özbek ve Moğol ve Boğol ve Kıpçağ u Kumuk ve gayri diyâr kavimleri cem‘ olup günden güne bir sevâd-ı mu‘azzam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
Kırım şehrinin sebeb-i binâsı bu vech üzre olup kırk yılda itmâm bulmuş bir diy …
İşte bu Eski Kırım şehrinin sebeb-i binâsı bu vech üzre olup kırk yılda itmâm bulmuş bir diyârdır kim niçe kerre bu Eski Kırım sebebiyle Hulâgû Tatarı ve Cingiz Hân Tatarı ve Timur Leng Tatarı ve Tohtamış Hân Tatarları Kırım'a gelüp nehb [ü] gâretler edüp gitmişlerdir. Âhır yine amâr etmişlerdir. Niçe mülûkdan mülûka intikâl etmiş bir dâr-ı diyâr-ı atîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
… -i binâsı bu vech üzre olup kırk yılda itmâm bulmuş bir diyârdır kim niçe kerre
bu Eski
Kırım sebebiyle Hulâgû Tatarı ve Cingiz Hân Tatarı ve Timur Leng Tatarı ve Toht …
İşte bu Eski Kırım şehrinin sebeb-i binâsı bu vech üzre olup kırk yılda itmâm bulmuş bir diyârdır kim niçe kerre bu Eski Kırım sebebiyle Hulâgû Tatarı ve Cingiz Hân Tatarı ve Timur Leng Tatarı ve Tohtamış Hân Tatarları Kırım'a gelüp nehb [ü] gâretler edüp gitmişlerdir. Âhır yine amâr etmişlerdir. Niçe mülûkdan mülûka intikâl etmiş bir dâr-ı diyâr-ı atîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
… yle Sultân Bâyezîd-i Velî destine Ciniviz Frengi elinden kabza-i tasarrufa alup
bu Eski
Kırım kal‘asına dahi Âl-i Osmân mâlik olup yine Mengli Geray Hân'a bu Eski Kırı …
Andan sene (---) târîhinde bu cezîre-i Kırım Mengli Geray Hân i‘ânetiyle Sultân Bâyezîd-i Velî destine Ciniviz Frengi elinden kabza-i tasarrufa alup bu Eski Kırım kal‘asına dahi Âl-i Osmân mâlik olup yine Mengli Geray Hân'a bu Eski Kırım'ı ihsân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
… alup bu Eski Kırım kal‘asına dahi Âl-i Osmân mâlik olup yine Mengli Geray Hân'a
bu Eski
Kırım'ı ihsân eder.
Andan sene (---) târîhinde bu cezîre-i Kırım Mengli Geray Hân i‘ânetiyle Sultân Bâyezîd-i Velî destine Ciniviz Frengi elinden kabza-i tasarrufa alup bu Eski Kırım kal‘asına dahi Âl-i Osmân mâlik olup yine Mengli Geray Hân'a bu Eski Kırım'ı ihsân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
"Var imdi bürâder-i cân-berâberim" deyüp bâzergânın hâtırın hoş eder. İşde
bu Eski
Kırım'da 138b tâ bu mertebe mâl-ı Kârûn'a mâlik ankâ bâzergânlar var imiş, am …
"Var imdi bürâder-i cân-berâberim" deyüp bâzergânın hâtırın hoş eder. İşde bu Eski Kırım'da 138b tâ bu mertebe mâl-ı Kârûn'a mâlik ankâ bâzergânlar var imiş, ammâ hâlâ ahâlîleri bir akçeye mâlik değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 138a–138b ·
metinde göster ·
… îm Padre nâm kefere-i nâ-zimmî ki Fütihatâ lafzı târîhinde Yenidünyâyı bulup ve
bu eski
dünyâyı dâ’iren-mâdâr geşt [ü] güzâr edüp diyâr-ı Maskov'u altıncı ve yedinci i …
Seyyâh-ı dünyâ-yı cedîd ve cihân-geşt-i dünyâ-yı atîk olan Hakîm Padre nâm kefere-i nâ-zimmî ki Fütihatâ lafzı târîhinde Yenidünyâyı bulup ve bu eski dünyâyı dâ’iren-mâdâr geşt [ü] güzâr edüp diyâr-ı Maskov'u altıncı ve yedinci iklîmde bulup şark ile şimâl tarafı arasında bir iklîmlik yer dahi bulup lâkin şiddet-i şitâdan ve gecesi bir sâ‘at olup gündüzü yigirmi üç sâ‘at olup Şâfi‘î vakti gibi muzlim bir iklîm dahi bulup tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… lvâhât ve Sa‘îd vilâyetinden yılda on bin pâre sagîr ü kebîr gılâl gemisi gelüp
bu Eski
Mısır'da der-kenâr olup hâkimlere teslîm olur.
Leb-i Nîl'de olmağile bender iskeledir. Tâ Fûncistân diyârından ve Sây vilâyetinden ve Nûbe vilâyetinden ve Elvâhât ve Sa‘îd vilâyetinden yılda on bin pâre sagîr ü kebîr gılâl gemisi gelüp bu Eski Mısır'da der-kenâr olup hâkimlere teslîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140a ·
metinde göster ·
Mısır sene 425 435(?)(---) târîhinde otuz altı bin mescid ve sekiz bin işlek s …
{Ammâ bu Eski Mısır sene 425 435(?)(---) târîhinde otuz altı bin mescid ve sekiz bin işlek sokak ve bin yüz yetmiş hammâm-ı hâs [u] âm ve iki kerre yüz bin dekâkîn-i esnâfât var idi. Ba‘dehu sene 428'de âl-i Fâtımiyyînden el-Mustansır Billâh kulları birbirleriyle Mısır içinde ceng-i azîm edüp aslâ askerî tâ’ifesi hiç kalmayup ol sene bir kaht [u] galâ ve bir tâ‘ûn-ı azîm olup cümle halk-ı Fustât mezkûr el-Mustansır Billâh Ebû Temîm Sa‘d bin ez-Zâhir el-A‘izzâdînillâh [el-A‘azz Lidînillâh?] Ebî Hasan Alî ki hulefâ-yı Fâtımiyyînin güzîdesi idi, Fustât halkı el-Mustansır'a gelüp şikâyet etdiklerinde el-Mustansır ehl-i Fustât'dan on nefer âdem Kostantıniyye'de bu on nefer âdem âdem doğru âl-i Selçukıyân'ın boy beği olan Ertuğrul'a zahîre talebiyçün Ayasuluk şehrine âdemler gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140a ·
metinde göster ·
Mısır'dadır. Kıbtîler bu mahalden ubûr etdükçe âdâb-ı sernigûn edüp geçerler, m …
Bu tekyenin yerinde yeniçeri çorbacıları âyende vü revende metâ‘ sâhiblerinden bâc hakkı alurlar, azîm zulüm hânedir. Hudâ ref‘ ede. Bir fukarâ mâlının nısfın vermeğile halâs olmaz. İbtidâ Fir‘avn'ın bâc alduğı mahal bu Eski Mısır'dadır. Kıbtîler bu mahalden ubûr etdükçe âdâb-ı sernigûn edüp geçerler, meşhûr-ı âfâk yerdir. Fir‘avn-ı la‘înin seyyi’esidir kim bu zulüm hâlâ cihângîr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y142b ·
metinde göster ·
Ammâ azîm hayrât eyledi. Anların dahi üstleri açıkdır. Ammâ
bu Eski
Mısır'da niçe yüz anbârlar vardır. Mısır'ın a‘yân [u] eşrâflarının şumnalarıdır …
Ammâ azîm hayrât eyledi. Anların dahi üstleri açıkdır. Ammâ bu Eski Mısır'da niçe yüz anbârlar vardır. Mısır'ın a‘yân [u] eşrâflarının şumnalarıdır, cümlesinin üstleri mestûrdur, ammâ yine berekâtları yokdur. Mısır'da gılâlı kaht olsun deyü der-anbâr eden elbette bir zarar edüp mâlına ve cânına ve evlâd [u] iyâline elbette bir zarar isâbet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144a ·
metinde göster ·
Mısır'da bir temâşâgâh dahi Eski Mısır'ın aşağı şimâl cânibi nihâyetinde Sultân …
Ve bu Eski Mısır'da bir temâşâgâh dahi Eski Mısır'ın aşağı şimâl cânibi nihâyetinde Sultân Gavrî sâkıyesidir kim şekl-i müsemmen bir kal‘a-i metîndir. Kaddi seksen zirâ‘-ı Mekkîdir. Tâ zirvesine yokuş yukaru atlar ve sığırlar çıkup sekiz yerde çarhlar ile sâkıyeler dönüp Nîl'den su çeküp kemerler ile Mısır'ın iç kal‘asına gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b ·
metinde göster ·
tahte'l-kal‘a kârhânesin niçe mülûklere hîbe edüp bir alma ve bir verme ve bir …
Allâh bu eski tahte'l-kal‘a kârhânesin niçe mülûklere hîbe edüp bir alma ve bir verme ve bir kırmadır kim akl-ı kâsır bu kâra hayrândır. Arapça Fâ‘il-i muhtâr Allâh'ın Y 317b irâdet-i ezeliyyesi bunun üstüne cârîdir kim te‘âlâ şe’nüh ve amme nevâlüh ve lâ ilâhe gayreh'dir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y317a–Y317b ·
metinde göster ·