… r ederler. Ve kızaklar üzre gemiler yapup her birin biner âdem çekerek giderken
bu gemiler
cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve seren kürekleri ve …
Ba‘zıları pestilden hil‘atlar geyüp kuru kestâneleri iplere dizüp kendülere kestâneden hil‘atlar geyüp kimi kestâne yiyüp ellerinde nârdan ve limon ve turuncdan ve elmadan tesbîhler ile ubûr ederken âye[t], Arapça âyetin okurlar ba‘zısının ellerinde kuru üzümden tesbîhler ile güzer ederken Arapça âyetin tilâvet edüp muhteşem sâlûsâne ubûr ederler. Ve kızaklar üzre gemiler yapup her birin biner âdem çekerek giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve seren kürekleri ve kıçı ve başları cümle meyve-i dânedâr ile müzeyyen edüp her birinin içine niçe manav bâzârcıları meyve almağa girir şeklinde girüp her biri birer sele ve sepet meyvelere yapışup biri dahi tağallüben "Ben alırım" deyü gemiler içre bir hây-hûy, gavgâ ve feryâd ve ana ve ata ve avretlerine çerb-i şîrînler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup kanları akarak alayköşkü dibinden böyle ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… tındadır. Birer tahta dahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. Ve
bu gemilerin
kenarında iki âdem beli kalınlığı kamış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınas …
{Sitâyiş-i meneksile gemisi} Ammâ meneksile ta‘bîr etdükleri gemiler nehr-i Çoruğ kenarında hâsıl olan kaba kavak ağacından gemilerdir kim üç pâre tahtadandır. Bir tahtası tekne-misâl altındadır. Birer tahta dahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. Ve bu gemilerin kenarında iki âdem beli kalınlığı kamış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınası ol kamışlardan gemi içine giremeyüp bu gemiler Karadeniz fırtınasında mantar gibi yüzer. Kıçı başı nâ-ma‘lûm tekne gibi bir gûne turfe kayıklardır. Bu deryâda anlara meneksile derler. Yüzer âdem alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… ış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınası ol kamışlardan gemi içine giremeyüp
bu gemiler
Karadeniz fırtınasında mantar gibi yüzer. Kıçı başı nâ-ma‘lûm tekne gibi bir gû …
{Sitâyiş-i meneksile gemisi} Ammâ meneksile ta‘bîr etdükleri gemiler nehr-i Çoruğ kenarında hâsıl olan kaba kavak ağacından gemilerdir kim üç pâre tahtadandır. Bir tahtası tekne-misâl altındadır. Birer tahta dahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. Ve bu gemilerin kenarında iki âdem beli kalınlığı kamış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınası ol kamışlardan gemi içine giremeyüp bu gemiler Karadeniz fırtınasında mantar gibi yüzer. Kıçı başı nâ-ma‘lûm tekne gibi bir gûne turfe kayıklardır. Bu deryâda anlara meneksile derler. Yüzer âdem alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ
bu gemilere
çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafd …
Bu tekyenin yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar evc-i âsumâna çıkmak ile kûh-ı bî-sütûn-misâl altları serâpâ boşdur. Deryâ döğer limânlardır. Yüzer arşın alabur direğiyle gemiler kayaların altına girüp demir bırağup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl-â-mâl olur. Bu kuyuları zamân-ı kadîmde Ferhâd-vâr kefereler kazup gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaşup çıkmağa muhtâcdır. Karadeniz sahilinde dâiren-mâdâr böyle evc-i semâya ser çekmiş kûh-i bî-sütûn-misâl kayalar yokdur. Lodos rûzgârı ve kıble ve gün doğusu fırtınası bu kayalara urdukda ra‘d-vâr gürleyüp Silistre kurbunda Afalatar ve Alhanlar bir konak yerdir, gürüldüsü tâ Alhanlar'da istimâ‘ olunur, böyle kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemler tekyede kurbânlar edüp miskî kartallara bezl ederler. Ba‘zı âdemlerin kurbânın yerler, hâcet kabûl derler ba‘zı kurbânları aslâ yemezler kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niçe yüz menâkıbı vardır ammâ ihtisar üzre tahrîr etdik. Ve bu tekyeye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
… ler. Bir turfe-gûne binâ olunmuş kayıklardır. Medrile derler bir gûne ağaçlarla
bu gemileri
sürerler ve Yemen'den gelen hasır ile örülmüş celbe gemilerine bu Basra diyârın …
Bu enhârlarda ve Basra içinde cereyân eden Aşşâr tur‘asında gezen kayıklara ma‘şûk derler. Bir turfe-gûne binâ olunmuş kayıklardır. Medrile derler bir gûne ağaçlarla bu gemileri sürerler ve Yemen'den gelen hasır ile örülmüş celbe gemilerine bu Basra diyârında merkeb derler. Ve Hind gemilerine gurâb derler beşer bin âdem alır kalyonlardır. Bu gemilerin cümlesi Makâm-ı Alî önünde nehr-i Şatt'ın medd ü ceziminde üç ay oturup eyyâm-ı müsâ‘idde Hindistân'a giderler. 362b Ammâ kal‘a-i Kurna cezîresinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a–362b ·
metinde göster ·
… erkeb derler. Ve Hind gemilerine gurâb derler beşer bin âdem alır kalyonlardır.
Bu gemilerin
cümlesi Makâm-ı Alî önünde nehr-i Şatt'ın medd ü ceziminde üç ay oturup eyyâm-ı …
Bu enhârlarda ve Basra içinde cereyân eden Aşşâr tur‘asında gezen kayıklara ma‘şûk derler. Bir turfe-gûne binâ olunmuş kayıklardır. Medrile derler bir gûne ağaçlarla bu gemileri sürerler ve Yemen'den gelen hasır ile örülmüş celbe gemilerine bu Basra diyârında merkeb derler. Ve Hind gemilerine gurâb derler beşer bin âdem alır kalyonlardır. Bu gemilerin cümlesi Makâm-ı Alî önünde nehr-i Şatt'ın medd ü ceziminde üç ay oturup eyyâm-ı müsâ‘idde Hindistân'a giderler. 362b Ammâ kal‘a-i Kurna cezîresinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a–362b ·
metinde göster ·
bu hatarnâk yerden geçirüp kulağız olan âdemler Mora Hafsalı ve Dırınkova kasab …
Bu mahalden gemileri geçirir başka üstâd âdemler vardır kim bu girdâbın ahvâline taş be-taş eğri büğrü mahûf u muhâtara yerlerin bilüp gemileri selâmet geçirmeğe der-uhde edüp geçirirler. Ekseriyyâ bu gemileri bu hatarnâk yerden geçirüp kulağız olan âdemler Mora Hafsalı ve Dırınkova kasaba âdemleridir. Her gemiden gemisine göre beşer yüz ve ikişer yüz guruş alup gemileri eğer gemilere bir zarar olursa şer‘an ol âdemlere gemilerin bahâsın ödedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
girüp Maskov'un (---) nâm tahtına gider. Gâyet yaraklı pür-silâh gemilerdir.
Ve kırk pâre kadırga-misâl Urus şaykaları gibi küpeşteleri sazlar ile örtülü firkateleri var. Demirkapu'ya ve Bakü kal‘asına ve Gîlân şehrine (---)(---)(---)(---)(---) ve Maskov kralı vilâyetlerinde bin mîl mesâfe-i ba‘îde (---) nehr-i (---)(---)(---)(---) gider gemileri bâzergân götürüp getirir şaykaları var. Nehr-i Edil'e bu gemiler girüp Maskov'un (---) nâm tahtına gider. Gâyet yaraklı pür-silâh gemilerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·
… bahlar ve ayak yolları âmâde kızak gemileridir. Ammâ buz deryâsı üzre olmak ile
bu gemilerin
ne dümeni ve ne kürekleri ve ne kürekçileri var. Ancak hasırdan yelkenleri kull …
Cümle kızakların ikişer ve birer yerinde çam direklerinda sazdan ve kamışdan örülmüş hasırdan yelkenleri var. Ve her kızak gemide yigirmişer otuzar at bağlayacak ıstabl-misâl âhûrlar ve ocaklı müte‘addid tahtadan çatılmış odalar ve matbahlar ve ayak yolları âmâde kızak gemileridir. Ammâ buz deryâsı üzre olmak ile bu gemilerin ne dümeni ve ne kürekleri ve ne kürekçileri var. Ancak hasırdan yelkenleri kullanmağa gemisine göre beşer onar aded bâdbân, kâr kâfirleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181a ·
metinde göster ·
… bu buzhâne mahzenleri kurbunda kırk aded donanma firkateleri var. Hîn-i mahalde
bu gemileri
karadan nehr-i Ten'e endirüp guzât-ı müslimînler süvâr olup kâfiristânı nehb ü …
Bu varoşda câmi‘ ve hân u hammâm ve dükkânlar yokdur. Lâkin nehr-i Ten kenârında buz mahzenleri çokdur. Şiddet-i şitâda nehr-i Ten'den beyâz billûr gibi buzları kesüp bu mahzenlere doldurup mâh-ı Temmûz'da safâsın ederler. Ve bu buzhâne mahzenleri kurbunda kırk aded donanma firkateleri var. Hîn-i mahalde bu gemileri karadan nehr-i Ten'e endirüp guzât-ı müslimînler süvâr olup kâfiristânı nehb ü gâret etmeğe giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
Ve yelkenleri hasîrdendir. Ve alat-ı çârmıhları serâpâ hurmâ lîfindendir. Ammâ
bu gemilerin
mismârları olmaduğunun aslı bu Bahr-i Kulzüm demiri eridüp gemiyi pâre pâre ede …
Ve yelkenleri hasîrdendir. Ve alat-ı çârmıhları serâpâ hurmâ lîfindendir. Ammâ bu gemilerin mismârları olmaduğunun aslı bu Bahr-i Kulzüm demiri eridüp gemiyi pâre pâre eder. Ammâ gayri Hindustân gemileri ve Yemen ve Habeş ve Süveys gemileri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a ·
metinde göster ·
bâdbânları celebe gemileri gibi hasır yelken değildir. Cümle İskenderiyye pamuk …
Ammâ bu gemilerin bâdbânları celebe gemileri gibi hasır yelken değildir. Cümle İskenderiyye pamuk bezi münakkaş yelkenlerdir. Her biri yüz bin erdep gılâl alup ve iki bin üç bin huccâc ve tüccâr ıskarça olup Süveys deryâsına gidüp gelirler. Ve herbirinde biner bin beşer yüz küp su vardır. Sâhibleri leb-ber-leb edüp miftâhın gemi re’îsi alup zabt edüp sâhibine kırât ile su verir. Mâlımdır, dahi ziyâde ver, desen, selâmete vardıkda mâlındır, deyü bir katre âb ziyâde vermez. Zîrâ bu Süveys deryâsı bahr-i girdâbdır. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a ·
metinde göster ·
Hurde gemiler ve celebeler ve firkateler sâhil-i deryâdan giderler.
Bu gemilerin
mellâh [u] fellâhlarına rübbân derler. Gemilerin başında birer uzun ağaç vardır …
Hurde gemiler ve celebeler ve firkateler sâhil-i deryâdan giderler. Bu gemilerin mellâh [u] fellâhlarına rübbân derler. Gemilerin başında birer uzun ağaç vardır yâhûd kadırga kayalığı üzre rübbânlar oturup gemiler yelken ile giderken ol rübbânlar dâ’imâ deryâyı nazzâreye alup gözetmededir. Eğer geminin uğuruna bir şab gelse geminin dümeninde olana yemînin yâhûd yesârın dedükde derhâl re’îs dümeni yâ sağa yâhûd sola çevirüp gemi şabdan halâs olur. Eğer re’îs dümeni aksine hareket etdirirse gemi şaba uğrayup pâre pâre olup bir cân halâs olmak mümkin değildir. Meğer Hudâ'nın ihsânı ola. Eğer bir hoş ubûr ederse menzile vâsıl olup ol gün vakt-i asırda bir limanda yatırlar. Gece gitmek ihtimâli yokdur. Eğer menzile varmayup eyyâm muhâlif olursa dünki menzile gelüp lenger-i ikâmet atar. Hulâsa-i kelâm konak konak gidüp gece yatırlar. Ammâ Hind gemileri enginde gece ve gündüz bî-pâk u bî-pervâ giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370b ·
metinde göster ·
Ve bir rivâyetde İslâmbol muhâsara olduğu günlerde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Levend çiftliği nâm mahalde iki yüz pâre firkate inşâ edüp Okmeydânı'ndan darı üzre gemiler bâdbânların küşâde kılarak azebistân askeri bu gemileri şâhkulu nâm kapudanın re’yi ile Tershâne bâğçesi kurbunda deryâya endirüp âlât-ı mühimmâtları müheyyâ olup âmâde durdular. Hâlâ ol gemilerin Okmeydânı sahrâsı içre güzer etdiği yerler zâhir ü bâhirdir. İslâmbol kal‘ası içinde Tekür sarâyı nâm mahalde Tekür Kral bu karada yelkenlerin açup gelen gemileri görünce Kostantıniyye'den me’yûs oldular. Zîrâ kitâblarında nücûm kuvveti ile yazmışdı kim;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28a ·
metinde göster ·
karadan deryâya geldiklerin görüp bir gayrı tedârik edelim, derken hikmet-i Kâd …
Hemân ki küffâr bu gemilerin karadan deryâya geldiklerin görüp bir gayrı tedârik edelim, derken hikmet-i Kâdir [u] Kayyûm Sarâyburnu'ndan Fransa küffârından on iki pâre patrona kalyon zâhir olup imdâd geldiler. Zîrâ cümle küffâr deryâdan emîn idi. Ve bay [u] gedâsı kara câniblerinde ceng ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28a ·
metinde göster ·
Küffâr-ı hâksâra bu bir rahne-i azîm dahi olup vâveylâya düşdüler. Ebü'l-feth'e
bu gemilerin
fethi haberi gidüp Ebü'l-feth Edirnekapusu muhâsarasında idi. Yâvedûd iskelesin …
Küffâr-ı hâksâra bu bir rahne-i azîm dahi olup vâveylâya düşdüler. Ebü'l-feth'e bu gemilerin fethi haberi gidüp Ebü'l-feth Edirnekapusu muhâsarasında idi. Yâvedûd iskelesinden Ebü'l-feth bir kayığa binüp Tershâne bâğçesinde on iki pâre kara cehennem-misâl cehennem kütüklerin görüp içinde olan mâl-ı ganâyimin kânûn üzre öşrün çıkarup mâ-bâkîsin gazâda bulunan mücâhidîne tevzî‘ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28b ·
metinde göster ·
Fransa kralının bir pençe-i âfitâb kızı İslâmbol tekuruna nâmzâd imiş. Ol bânû- …
Meğer bu gemilerde Fransa kralının bir pençe-i âfitâb kızı İslâmbol tekuruna nâmzâd imiş. Ol bânû-yı nâ-şükûfteye cevârî olmak içün Akka ve Gazze ve Remle câniblerin küffâr gâret etdükde bin aded duhter-i nâ-şükûfte pâkîze-ahter ümmet-i Muhammed kızları bile imiş. Anları cümle Akşemseddîn'e Allâh emâneti verüp Koca Ebü'l-feth yine kal‘ayı muhâsaraya meşgûl olup bi-emr-i Hudâ hicret-i Nebeviyye'nin sene 857 târîhinin mâh-ı Temmûz'unda Akşemseddîn hazretlerinin ta‘yîn eylediği günde feth olup târîhi âharûn vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28b ·
metinde göster ·
… rı ve kayasaları kızaklar üzre filandıra ve bayraklar ile donadup Mısır içinden
bu gemileri
çekerek, "Eyya mola ya mola" deyüp feryâd ederek Bulak re’îsleri ile Eski Mısır …
Bu esnâflar cümle Bulak şehrinde mevcûd olup cemî‘i gemiciler pür-silâh olup küçük kayıkları ve kayasaları kızaklar üzre filandıra ve bayraklar ile donadup Mısır içinden bu gemileri çekerek, "Eyya mola ya mola" deyüp feryâd ederek Bulak re’îsleri ile Eski Mısır re’îsleri birbirlerile top u tüfeng atup ceng eder şeklinde şâdumânîler ederek bu ecinne askeri ile Süveys kapudanının kethudâsı filandıra bayrakların ve orsa filandıra ve sancakların açup yetmiş seksen dilberânıyla muhteşemâne marankoz Y 169b başıyla atbaşı berâber mehterhânesin çalarak ubûr ederler. Bunların alayından gayrı sancak ve bayrak yokdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y169a–Y169b ·
metinde göster ·
… serenlerinin cundalarına sancağ u bayrağ u filandıralar ile tezyîn ederler. Ve
bu gemilerin
cânib-i erba‘asına niçe bin kanâdîl ve alem-i meşâyihân ile tezyîn ederler.
Ve cümle akabelerin sütûnlarının ve serenlerinin cundalarına sancağ u bayrağ u filandıralar ile tezyîn ederler. Ve bu gemilerin cânib-i erba‘asına niçe bin kanâdîl ve alem-i meşâyihân ile tezyîn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279a ·
metinde göster ·
… bin kerre Fâtiha Fâtiha diyerek, gemi Fâtiha ile mâl-â-mâl oldu. Hakîkatü'l-hâl
bu gemilerde
Fâtiha olmasa ol gemi bu deryâda bir ân selâmetle şinâverlik edemez. Zîrâ yelke …
Deryâya çıkup gördüm, bu geminin yelkenleri hasırdan, ne‘ûzu billâh Şeb deryâsı içre gidüp geminin rübbânları ve mellâh fellâhları ya‘nî gemicileri keştînin başına oturup dâ’imâ deryâya nâzırdır. Kaçan önlerine şeb gelse, yemînek yâhûd yesârek deyü geminin kıçında re’îse haber eder, ol dahi dümeni ana göre çevirir. Vây eğer bu yemînek yesârek diyenin hilâfında re’îs bir amel ederse dedeni deryâya cump bil. Ve her adımda Y 437a bin kerre Fâtiha Fâtiha diyerek, gemi Fâtiha ile mâl-â-mâl oldu. Hakîkatü'l-hâl bu gemilerde Fâtiha olmasa ol gemi bu deryâda bir ân selâmetle şinâverlik edemez. Zîrâ yelkeni hasîr ve rübbânları fakîr ve safrası taş çakır [ve] yükü karhâ-yı akîr ve mismârları habl-i hasîr ve gemileri altında yağı dühn-i ba‘îr ve içi mâl-â-mâl dakîk-i şa‘îr; el-hâsıl bu hâl üzre Süveys deryâsı içre şeb arasında şeb [ü] rûz ubûr ederek kıyı sıra kıyı sıra renc [ü] anâ çekerek altı günde niçe cezîrelere uğrayup temâşâlar ederek ve niçe cezîreleri ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y436b–Y437a ·
metinde göster ·
… bir Yenbû‘ gemisi ve iki Muveylah celebesi ve Yemen'den gelme Fincâncı kalyonu,
bu gemiler
cümle kahve ve gayrı metâ‘ ve huccâc-ı müslimîn ile mâl-â-mâl idi.
Ve liman-ı azîminde bir Cidde gemisi ve bir Yenbû‘ gemisi ve iki Muveylah celebesi ve Yemen'den gelme Fincâncı kalyonu, bu gemiler cümle kahve ve gayrı metâ‘ ve huccâc-ı müslimîn ile mâl-â-mâl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·