… âhir-i nisârın çekmede âcizlerdir. Erbâb-ı ma‘ârife nihân u pinhân değildir. Ve
bu genc-i
kubbe içre olan nakş-ı ibret-nümâlar bir kubbede olan boyalar ve bir kubbede ol …
Bu kıble kapusundan tâ mihrâba varınca derûn-ı câmi‘ tûlen yüz kademdir. Ve arzen iki yüz elli ayakdır. Ve cümle amelî (---) aded amûd-ı sitte üzre beş aded kubbe-i nîl-gûn-ı ibret-nümûnlardır kim her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Bu beş aded kubbe-i acîbe ve garîbenin derûnuna üstâd-ı nakkaş niçe bin elvân la‘lî ve siylû ve lacüverd ve semâyî ve sebz-gûn ve asfer-gûn boyalar ile eyle nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn etmiş kim im‘ân-nazar ile temâşâ eder ma‘ârif-şinâs engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân dem-beste ve ser-gerdân olur. Gûyâ bu beş aded kubbe-i azîmlerin nakşını Nakkâş-ı ezel yed-i kudret ile resm etmişdir. Behzâd ve Mânî bir ser-i mû kilk-i cevâhir-i nisârın çekmede âcizlerdir. Erbâb-ı ma‘ârife nihân u pinhân değildir. Ve bu genc-i kubbe içre olan nakş-ı ibret-nümâlar bir kubbede olan boyalar ve bir kubbede olan keyfiyyet-i tarh-ı mersûmlar bir kubbe-i nîl-gûnda yokdur. Ve bu kıbâb-ı ibret-nümâlar pes-pâye olmağıla gâyetü'l-gâye {latîf} seyr olunur. Ve mihrâb [u] minberinde envâ‘-ı gûn fusûs-ı mukavvim mahkûk gûnâ-gûn-ı ibret-nümûn ruhâm-ı ma‘kûk-ı ile ma‘kûd kılınmışdır. Ve mehâfil-i mü’ezzinân-ı eczâhân kürsîleri köşe be-köşe umk-ı mencûklar ile ve beyâz ve siyâh, ahmer-gûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile ârâste ve seng-i aynu'l-hûr ve aynu'l-hirre mânendi hurda taşlar ile münakkaş-ı pîrâste olmuş makâm-ı meşâyihân-ı hümâm kürsîleridir. Ve bu câmi‘in sol tarafında olan kürsî üzre bir kelâm-ı kadîm vardır. Zamânemiz hattâtları ol gûne kalem-i kelâm-ı kudreti yazmağa iktidârları 152b yokdur. Ve eyle kelâmullah-ı kebîrdir kim bu kürsî ancak anın içün binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a–152b ·
metinde göster ·
Derûn-ı kal‘ada ol kadar mağaralar ve muzlim kemîngâhlar ve su sarnıçları var kim onar sene muhâsara olsa kifâyet eder su sarnıçları vardır ve cemî‘i püştelerin yalçın kayaları üzre bârân-ı rahmet nüzûl etdikde bir katre mâ-i rahmet hebâya gitmeyüp cümle kayalar yoluyla su sarnıçlarına gider, mîrî sarnıçlar vardır. Ve niçe yüz aded gâr-ı yetîmânlarda yedi sekiz yüz yıldan berü kızıl darı ve kara sûret darısı ve çeltikli pirinç mâl-â-mâldir kim gûyâ henüz harmandan der-anbar olmuş hubûbâtlardır. Ve niçe yüz aded gârlarda ve şömne ve mahzenlerde ve hâsıllarda danedâr buğday ve şa‘îr ve gayrı hubûbâtlar der-mahzen olup âmâdedir, ammâ her bu gendümleri re‘âyâ vü berâyâlar üzre taraf-ı şehriyârîden tevzî‘ edüp ba‘dehû yine cedîd gılâl ve hınta alup der-anbar ederler. Ve bu kal‘ada olan mühimmât ü levâzımât ve bî-hadd [ü] bilâ-gâyât cebehâne-i gûnâ-gûnlar var kim hesâbın Feyyâz-ı Mutlak bilür. Ve ol kadar şedde barûd-ı siyâh ve gülle ve kumbara ve top-ı kal‘a-kûplar var kim başka bir mücelled kitâb-ı cebehâne vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 211a ·
metinde göster ·
Acemler eyitdi: "Buna Kel Rüstem Hân'ın kiçi oğlu Alî Takî Hân derler.
Bu Genç
Alî Hân'ın yerine Rûmiyye hânı oldu ve şimdi hânın cümle mâlın kabz edüp şâha g …
Acemler eyitdi: "Buna Kel Rüstem Hân'ın kiçi oğlu Alî Takî Hân derler. Bu Genç Alî Hân'ın yerine Rûmiyye hânı oldu ve şimdi hânın cümle mâlın kabz edüp şâha gönderir." dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
kâğızları Acem'den gelir. Bir gûne münakkaş revganî kâğızlardır.
Andan Ziyâeddîn Hân'ın kendü halvethânesine varup gülâb ve ûd ve amberler dütünüp cân sohbetleri edüp gâh saz ve gâh sûz ederek tâ nısfu'l-leyl olunca Gencefe nâm bir oyun vardır Kâfiristânda ana Hartiye derler, yetmiş seksen aded çâr-kûşe münakkaş kâğızlardır, ammâ bu Gencefe kâğızları Acem'den gelir. Bir gûne münakkaş revganî kâğızlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·