… â ol su âteşde kaynar gibi kaynayup ne‘ûzübillah âdemi pişirüp helâk eder. Ammâ
bu germ-âblara
, serm-âblar halt edüp i‘tidâl üzre olur. Ba‘dehû benî Âdem ne kadar gasl edüp n …
Anadolu'da ılıca derler, Arabistân'da (---) derler, Acem'de germ-âb derler, Rûm'da kaynarca derler, Bursa'da kaplıca derler, Moğolî'de kerense derler, Rûmeli'nde bânâ derler. Nice diyârlarda vardır. Bi-emrillahi Te‘âlâ bir mâ-i zülâl kükürd ma‘denine uğrasa bi-kavli hukemâ ol su âteşde kaynar gibi kaynayup ne‘ûzübillah âdemi pişirüp helâk eder. Ammâ bu germ-âblara, serm-âblar halt edüp i‘tidâl üzre olur. Ba‘dehû benî Âdem ne kadar gasl edüp nûş etse ol kadar nâfi‘dir. Hukemâ-yı kudemâ yetmiş hâssasın yazmışlar. Ammâ çok nûş edenin dişlerin dökmüşler, demişler ve sahîh yazmışlar. Ekseriyyâ kükürdlü ve civalı hap isti‘mâl edenlerin dişleri dökülmüşdür. Ammâ bu Bursa'da niçe yüz ılıca kaynakları vardır, kefere zamânında küffâr bu germ-âbların hâssalarından gâfil olup üzerlerine bir âsâr binâ etmemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227a ·
metinde göster ·
… dür. Ammâ bu Bursa'da niçe yüz ılıca kaynakları vardır, kefere zamânında küffâr
bu germ-âbların
hâssalarından gâfil olup üzerlerine bir âsâr binâ etmemişler.
Anadolu'da ılıca derler, Arabistân'da (---) derler, Acem'de germ-âb derler, Rûm'da kaynarca derler, Bursa'da kaplıca derler, Moğolî'de kerense derler, Rûmeli'nde bânâ derler. Nice diyârlarda vardır. Bi-emrillahi Te‘âlâ bir mâ-i zülâl kükürd ma‘denine uğrasa bi-kavli hukemâ ol su âteşde kaynar gibi kaynayup ne‘ûzübillah âdemi pişirüp helâk eder. Ammâ bu germ-âblara, serm-âblar halt edüp i‘tidâl üzre olur. Ba‘dehû benî Âdem ne kadar gasl edüp nûş etse ol kadar nâfi‘dir. Hukemâ-yı kudemâ yetmiş hâssasın yazmışlar. Ammâ çok nûş edenin dişlerin dökmüşler, demişler ve sahîh yazmışlar. Ekseriyyâ kükürdlü ve civalı hap isti‘mâl edenlerin dişleri dökülmüşdür. Ammâ bu Bursa'da niçe yüz ılıca kaynakları vardır, kefere zamânında küffâr bu germ-âbların hâssalarından gâfil olup üzerlerine bir âsâr binâ etmemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227a ·
metinde göster ·
… â vardır. Germ-âb ile sermâyı halt edüp ikisinden mu‘tedil âb peydâ olur. Gerçi
bu germ-âbın
nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı …
deyü rûy-ı dîvârda ta‘lîk hatt-ı celî ile tahrîr olunmuşdur, hakkâ ki mahallinde kayd olunmuş. Bu câmekânın ortasında mermer-i hâmdan bir havzı ve havz içre bir şâzirvânı fevvâre-vâr revân olmada bir berrâk mâ-i zülâldır. Yüzden mütecâviz na‘lin-süvâr natır-kârları vardır. Ve niçe mahbûb yatırkârları ve dellâk-i pâkları ve bî-bâkları ve âşıkân-ı sîne-çâkları vardır. Ve içeri havz-ı azîm üzre bir kubbe-i azîmi var kim ba‘zı ilm-i hendese sâhibleri yüz zirâ‘ binâ-i müdevver kubbe-i pür-nûrdur der ve cümle altı yüz aded câm-ı billûr ve necef ve moran ile müzeyyen bir kubbe-i nîl-gûn üzre ser-â-pâ rasâs-ı nîl-gûn mestûrdur. Ve havzı dâiren-mâdâr aşren fe-aşr ada-i kebîr bir havz-ı azîmdir ki gûya bir buhayredir. Cânib-i etrâfından altışar kademe mermer nerdübânlar ile inilir. Bu havzın cânib-i erba‘asında mermer-i hâmdan ejder ve arslan kelleleri tasvîrleri ağızlarından âb-ı germâ havz içre cereyân etmededir. Ve "sovukluk" ta‘bîr etdikleri mahalde bir şâzirvânı var kim âb-ı refî‘i kubbeye çıkar. Ve bu havzın cânib-i etrâfında sekiz aded tâk-i azîmler üzre kubbe-i âlî mebnîdir ve her tâk altında birer Hanefî kurnaları vardır ve (---) anlarda gasl eden mağsûller havz içre şinâverlik eden gassâlları seyr [u] temâşâ ederler bir temâşâgâhdır. Ve bu hammâm-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı zer-gerdir. 228a Ve iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu gâyet suhûnet üzredir. Lâkin kurbunda âb-ı sermâ vardır. Germ-âb ile sermâyı halt edüp ikisinden mu‘tedil âb peydâ olur. Gerçi bu germ-âbın nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı ibret-nümâdır. Bu ılıcalarda herkes dilberânıyla sîne-ber-sîne koç-kocâğ olup bir bucağa gitmek tâze çağlıkdır ve ayb yağılık değildir. Âşık ma‘şûka sürûr [u] şâdmânî sağlıkdır. Husûsan köhne bahârda, cümle âşıkân sâf sâf ve cavk cavk olup şeb-i yeldâlarda bu kaplıcaları gûnâ-gûn şem‘-i kâfûrîler ile çerâğân edüp herkes yârânlarıyla havz içre girüp kimi perr-i tâvûsî ve kimi kebûter taklası atup kimi gavvâs-vâr dalup bir dilberin huzuruna çıkup selâm verir. Kimi bir biri üzre çıkup el ele olup aşağı zeber-dest âdemler deverân edüp üstünde çelebiler gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp ba‘dehû mâ-i zülâle perende atarlar. Kimisi futasını habâb gibi kıbâb edüp şinâverlik eder. Kimi elleriyle şâdırvânlar eder, kimi dehânı ve dendânından fevvâreler ederler. Ba‘zısı bir sâ‘at su üzre aslâ dest [u] pâsı hareket etmeyüp yatarlar. Ba‘zı zaman cümle âşıkân-ı sâdıkan yek dil, yek cihet olup el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deverân etdikçe havz-ı azîm içre olan mâ-i tâhir girdâb-ı bahr-i Ummân gibi deverân edüp seyl-i deryâ gibi akdıkça önüne bir cân durmağa iktidârları olmayup cümle âşıkân kendi halleriyle durup su ile deverân ederler kim göz irmez bir seyrân-ı azimdir kim niçe bunun emsâli lu‘bedebâzlıklar vardır. Bursalıya mahsûs fünûn-ı garîbeler vardır; Ammâ bu kaplıcalara çok giren Bursa civânlarına şaka yüzünden "çekme su kaçırırsın" deyü latîfe ederler, ammâ Bursalılar hazz etmediklerinin bir aslı vardır kim "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ’ir" olmak var. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b–228a ·
metinde göster ·
… müjde edüp kızı görmeğe bu cây-ı şifâya gelüp kızını gördükde hamd-i Hudâ edüp
bu germ-âb
üzre altı aded kubbe-i azîmler binâ edüp niçe âsâr-ı hayrâtlar inşa eder. Hâlâ …
Sebeb-i binâ-yı germ-âb : Yanko kızı Aline nâm zimmiyye maraz-ı cerebe mübtelâ olup kaş ve kirpik dökülüp çâr-darb mutarraş ışığa dönüp cüzzâm ve miskîn olur. Âhir cemî‘î hukemâ-yı kudemâ bu duhtere ilâc etmede âciz olup âhir tebdîl-i hevâ içün ol kızı İslâmbol'dan bu dağlara bırağırlar. Ol kız dahi bu kûh-i bülendler içre serserî gezerken bu ılıca suyuna râst gelüp andan nûş eder. Bir kaç günde cerebleri kara kara yanup söner. Kıza ma‘lûm olur kim ol suda hâssa vardır deyüp her gün sudan nûş edüp suya girüp kırk günde vücûdu dürr-i beyza döner. Babası Yanko'dan âdemler gelüp kızı bu hâlde görünce İslâmbol'da Yanko'ya müjde edüp kızı görmeğe bu cây-ı şifâya gelüp kızını gördükde hamd-i Hudâ edüp bu germ-âb üzre altı aded kubbe-i azîmler binâ edüp niçe âsâr-ı hayrâtlar inşa eder. Hâlâ iki kubbesi zâhirdir. Bir kubbe içre bir havz-ı azîmi vardır. Suyu gâyet ıssıdır. Ammâ mâ-i bârid halt edüp mu‘tedil olur. Gâyet nâfi‘ ılıcadır. Her sene kiraz mevsiminde bu dağlar benî Âdem ile bu ılıcalar hâtırıyçün ma‘mûr olur. Safâgâh mahaldir. 244b Bunda kâmil bir hafta zevk u sefâ edüp yine arabalara süvâr olup 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a–244b ·
metinde göster ·
… up bu hummelerde mezkûr hayvânları gasl etseler bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur.
Bu germâbların
suyundan develer ile götürüp cereb ü cüzzâm marazına mübtelâ olanlar nûş edüp s …
Evsâf-ı germâb: Bu aşağı rıbâtın kıble cânibindeki dîvârın önünde yedi aded ılıcalar vardır. Suyu gâyet i‘tidâl üzredir. Kubbe-i muhtasarlar ile mebnî germâb-ı hummelerdir. Ve sekiz aded üstü açık kaynak ılıcalar vardır. Her biri birer gûne hayvânâtlara nâfi‘dir. Ya‘nî at ve katır ve deve ve sığır ve koyun ve sâ’ir hayvânlar marîz olup bu hummelerde mezkûr hayvânları gasl etseler bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur. Bu germâbların suyundan develer ile götürüp cereb ü cüzzâm marazına mübtelâ olanlar nûş edüp sıhhat bulurlar. Meşhûr-ı âfâk ılıcalardır. Bu şehri temâşâ edüp andan yine cânib-i şarka 3 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291a ·
metinde göster ·
… ttasıl şâzirvân-misâl pertâb eder eyle ıssıdır kim içinde baş ve paça ütülenir.
Bu germâbların
ancak birinde âsâr-ı binâ vardır. Gayrılar küşâde Hüdâî hummelerdir kim her bir …
Evsâf-ı germâb-ı ibret-nümâ: Nehr-i Araz ile Van deryâsı kenarında Erciş kal‘ası mâbeyninde bir humme-i vâcibü's-seyrdir kim Ziyâeddîn kal‘asına karîbdir. Sun‘-ı Hudâ budur kim bu ılıca beş altı yerde kaynakdır kim birbirine onar ve on beşer adım ba‘îd kıbâblardır. Kimisi buz pâresi âb-ı zülâldir, kimisi eyle ıssıdır kim çömlekde bulgur kaynar gibi kaynar. Bunâ muttasıl bir ayn-ı bârid vardır. İçinden râhat-ı cân ile üç taş çıkaramazsın. Şiddet-i burûdetinden dest-i âdem tahammül edemez ve yine buna muttasıl şâzirvân-misâl pertâb eder eyle ıssıdır kim içinde baş ve paça ütülenir. Bu germâbların ancak birinde âsâr-ı binâ vardır. Gayrılar küşâde Hüdâî hummelerdir kim her biri birer âsiyâb-ı mâ kadar cereyân eder. Bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp fermân-ı vezîr ile kal‘a kullarının nısfı ağalarıyla sefere me’mûr olup andan yine cânib-i garba Süncâb aynı kenarınca dağlar ve taşlar aşup 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291b ·
metinde göster ·
, hummâ-i âb-ı nâb, büyük kal‘anın cânib-i şarkîsinde hîme ve hîzemsiz yed-i kud …
Evsâf-ı Germâb-ı Tiflis: Bu germâb, hummâ-i âb-ı nâb, büyük kal‘anın cânib-i şarkîsinde hîme ve hîzemsiz yed-i kudret ile kaynar bir âb-ı sûhandır kim koyun kellesi ve pây-çesi tabh olunur âsâr-ı kıbâblı nâfi‘ germâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a ·
metinde göster ·
… î‘î nevâhîlerden araba araba ve esb ve biğâl ve hımâr-süvâr niçe bin âdem gelüp
bu germâbda
çimüp cerebden ve barasdan bi-emrillah şifâ bulur. Bu ılıcanın ayağı nehr-i Hal …
Der-sitâyiş-i germâb-ı Lâdik: Bu Lâdik'e bir buçuk sâ‘at ba‘îd garb tarafında Hallez nâm bir karyedir. Bir püşte-i âlî üzre vâkı‘ olmuş bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr karye-i müselmânlardır. Altında bir nehr-i sağîre cereyân edüp niçe âsiyâb-ı dakîkler cereyân etdirir. Ba‘dehû Kızılırmağ'a munsab olur. Zîrâ Lâdik'in dağları ardında vâkı‘ olmağıla Lâdik buhayresine karışmaz. Bu nehrin kenarında Hallez ılıcası vardır. Kubbeler ile mebnî meşhûr-ı âfâkdır. Kiraz mevsiminde cemî‘î nevâhîlerden araba araba ve esb ve biğâl ve hımâr-süvâr niçe bin âdem gelüp bu germâbda çimüp cerebden ve barasdan bi-emrillah şifâ bulur. Bu ılıcanın ayağı nehr-i Hallez'e munsab olup Kızılnehre rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b ·
metinde göster ·
… minde bunda dahi niçe bin âdem gelüp çimerler. İstirâhat edüp şifâ bulurlar. Ve
bu germâbda
Kız Gözü nâmıyla meşhûr bir beyâz mermerden bir âb-ı hayât-ı yah-pâre ayn-ı zül …
Germâb-ı diğer: Şehr-i Lâdik'in cânib-i garbında üç sâ‘at ba‘îd kaza-i Kavza'da hummâ-i Kavza, Arabistân'da hummâ derler, diyâr-ı Acem'de germâb derler, Türkistân'da ılıca derler, Rûm'da kaynarca derler, Bosna'da ve Rûmelinde bânâ derler, bu Lâdik ve Amasiyye'de kavza derler. Tataristân'da ılısı derler, lisân-ı Moğolî'de kerende derler. Amma bu Lâdik kavzası kadar nâfi‘ humma, germâb görmedim. Çifte kubbe-i azîmlerdir. Avretlerin ve erlerin başka kıbâb-ı âliyeleri vardır. Merdânelerin ılıcasında aşren fe‘aşr halîc-misâl bir havz-ı şâfi‘î var kim mürde dil girse hayât-ı câvidân bulur. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir. Cânib-i erba‘asında beyâz mermerden arslan ağızlarından âb-ı suhn cereyân edüp havz-ı azîme dâhil olur. Ammâ bir küçük havz vardır. Suyu kemâl mertebe meshûndur kim âdem girmeğe tahammül edemez. Ve büyük havzın cânib-i erba‘asındaki tâkler altında sekiz aded Hanefî kurnaları vardır. Kiraz mevsiminde bunda dahi niçe bin âdem gelüp çimerler. İstirâhat edüp şifâ bulurlar. Ve bu germâbda Kız Gözü nâmıyla meşhûr bir beyâz mermerden bir âb-ı hayât-ı yah-pâre ayn-ı zülâl cereyân eder kim nûş eden cânlar hayât-ı câvidân bulur. Hikmet-i Hudâ bu kim yah-pâre su ile mâ’-i germâbın mâbeyni bir kulaç yerdir. Sovuk ve ıssı su birbirine karîb acîb sun‘-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b ·
metinde göster ·
… i germâ-germ-i germâb edüp kisb-i tarâvet ederek ten-dürüst olurlar. 245b {Ve
bu germâbda}
ebniyye-i azîmler ile âsâr-ı kadîmeler vardır kim binâ-yı İskender'dir derler. …
Evsâf-ı germâb-ı kal‘a-i Ercîş: Şimâlîsi tarafında Erzurûm râhı cânibinde bir hayli mesâfede sun‘-ı Hudâ-yı azîm bir ılıca vardır kim her sene kabak mevsiminde Van'dan Bitlîs ve Ahlat ve Kürdistân'dan niçe bin âdemler çadırlarıyla ve me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla gelüp üç ay kâmil zevk [u] safâ-yı işret-i germâ-germ-i germâb edüp kisb-i tarâvet ederek ten-dürüst olurlar. 245b{Ve bu germâbda} ebniyye-i azîmler ile âsâr-ı kadîmeler vardır kim binâ-yı İskender'dir derler. Ammâ germâbı bir değirmânı deverân etdirir gâyet ıssı sudur. Buhayre-misâl havzda cümle âşıkân ma‘şûklarıyla şinâverlik edüp koç kocağ olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a–245b ·
metinde göster ·
… gün meks edüp cümle marîzleri dâ-i devâ bulup giderler ammâ garâbet andadır kim
bu germâbların
havzları içre cümle zift döşenmişdir. Aslâ mermer ve ruhâm döşeli değildir. Zif …
Hâsıl-ı kelâm her lisânda birer gûne ismi vardır. Ve Rûm u Arab u Acem'de niçe yüz ılıcalara girüp seyr [ü] temâşâ etmişiz ammâ menâfi‘ cihetinde bu mertebe hâsiyetli germâb-ı latîf görmedim. Yetmiş yedi gûne emrâz-ı muhtelifeye dâ-i devâ olduğundan mâ‘adâ Allahümme âfinâ burnu ve dudakları düşmüş fireng zahmetine mübtelâ olmuş kimesneler kırk gün girüp âb-ı germâbında aç karnına nûş etse bi-emrillah vücûdu kırk günde dürr-i beyz-âsâ olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Alî'nin nazargâhı olduğundan ve bir kubbe-i havzını Hazret-i Alî binâ etdiğinden Alî Hammâmı derler. Öbir kıbâblarını Âl-i Abbâsiyân selâtînleri binâ etmişlerdir. Her sene cânib-i etrâfında niçe bin kara çadırlı Kürd ve gûye-i Türkman u Urbân ve Acem-i uryân gelüp meks edüp her bir milel kırk gün meks edüp cümle marîzleri dâ-i devâ bulup giderler ammâ garâbet andadır kim bu germâbların havzları içre cümle zift döşenmişdir. Aslâ mermer ve ruhâm döşeli değildir. Zift ısıcak sudan eriyüp fenâ bulmak ihtimâli yokdur ve eyle suhûniyyet üzre sudur kim yumurta pişer ve koyun paçası ve kellesi ütülenir. Ve bu zemînin şehr-i Şat aşrı karşusu (---) hâkidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 404b ·
metinde göster ·
… kûm hammâmlardan musanna‘ ve hoş-binâ hammâm-ı müferrihdır kim üstâd-ı mühendis
bu germâba
var makdûrun sarf edüp eyle nezâketler ile bir tar[z u] tarh-ı hammâm etmiş kim …
Ve cümle iki aded hammâmı var, ammâ Büyük hammâm'ın bânîsi ma‘lûmum değildir, lâkin gâyet kebîr ve musanna‘dır kim diyâ[r-ı] Rûm'da nazîrin görmedim. İllâ İslâmbol'da Çukur hammâm ve şehr-i Marzifon'da Nazargâh-ı beyne'n-nâs hammâmı ve şâm'da Defterdâr Mustafâ Paşa hammâmı, Mısır'da Âbidîn hammâmı ve Cerce'de Alî Beğ hammâmı gâyet müferrih ve dil-küşâ hammâm-ı rûşinâlardır, ammâ seyyâhân-ı berr ü bihârân bu Kıratova hammâmın merkûm hammâmlardan musanna‘ ve hoş-binâ hammâm-ı müferrihdır kim üstâd-ı mühendis bu germâba var makdûrun sarf edüp eyle nezâketler ile bir tar[z u] tarh-ı hammâm etmiş kim gûyâ kâr-ı Koca Mi‘mâr Sinân'dır ve cânib-i erba‘asındaki dîvârlarında gûnâ-gûn selsebîller revân olup her halvetinde fıskıyye ve şazrevânlar pertâb edüp şâhnişînli hammâm bir diyârda yokdur. İllâ Selânik'de (---) Paşa hammâmında nerdübân ile çıkılır bir şâhnişîni vardır, ammâ bu gayrı mükerrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173a ·
metinde göster ·
… uyuzları gidüp tüğler[i] semmûr gibi berk urup ol devâblar mahbûb ve benî âdem
bu germâların
suyundan içseler yedi günde cereb ve harâretleri ve behak ve beras marazları gi …
İki aded ılıcalar dahi vardır. Anların üzerleri açıkdır, ammâ yine havzları aşren fe-aşrendir. Bunlara kefereler girir ve eğer kadîd olmuş at ve katır ve sığırları bu açık germâ suyuyla yaykayup ol kadar lahm u şahmlı hayvânlar olur kim uyuzları gidüp tüğler[i] semmûr gibi berk urup ol devâblar mahbûb ve benî âdem bu germâların suyundan içseler yedi günde cereb ve harâretleri ve behak ve beras marazları gidüp ten-dürüst olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
… n âdem hayme vü hargâhlarıyla gelüp meks edüp on gün on gece ayş [ü] işret edüp
bu germâlara
girüp âb-ı nâblarından nûş edüp semîn ve cesîm olur. Bu germâlar Düşeniçse şehr …
Ve kiraz mevsiminde kırk elli bin âdem hayme vü hargâhlarıyla gelüp meks edüp on gün on gece ayş [ü] işret edüp bu germâlara girüp âb-ı nâblarından nûş edüp semîn ve cesîm olur. Bu germâlar Düşeniçse şehrine karîb olmağile cümle ehl-i sanâyi‘-i Düşeniçse haymeleriyle bu cây-ı ma‘hûda gelüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
Ve kiraz mevsiminde kırk elli bin âdem hayme vü hargâhlarıyla gelüp meks edüp on gün on gece ayş [ü] işret edüp bu germâlara girüp âb-ı nâblarından nûş edüp semîn ve cesîm olur. Bu germâlar Düşeniçse şehrine karîb olmağile cümle ehl-i sanâyi‘-i Düşeniçse haymeleriyle bu cây-ı ma‘hûda gelüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
… u‘tedil ve hoşnûş edecek âb-ı germâdır kim sâhibü'l-hayrât Gâzî Lala şâhin Paşa
bu germâb-ı
latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp bu germ …
Bu karye Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr binâ ile mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu vardır, ammâ ol kadar şiddet-i hâr üzre su değildir. Sermâ su idhâl etmeden gasl olunur. Mu‘tedil ve hoşnûş edecek âb-ı germâdır kim sâhibü'l-hayrât Gâzî Lala şâhin Paşa bu germâb-ı latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp bu germâbı amâr etmiş. Bunda dahi mâh-ı Temmûz'da ve re's-i sâl-i mâh-ı nevrûzda niçe bin ünâs-ı mahlûk-ı Hudâ cem‘iyyet-i kübrâ edüp germâb faslı eder, ammâ menâfi‘-i kesîresi zenânelere mahsûsdur. Husûsan vaz‘-ı hamlde bir hâtûn usret çekse bu hummaya girüp âb-ı suhnundan nûş etse belki havzdan çıkmadan vaz‘-ı haml eder. Tâ bu mertebe havâtînlere nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
… ermâb-ı latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp
bu germâbı
amâr etmiş. Bunda dahi mâh-ı Temmûz'da ve re's-i sâl-i mâh-ı nevrûzda niçe bin …
Bu karye Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr binâ ile mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu vardır, ammâ ol kadar şiddet-i hâr üzre su değildir. Sermâ su idhâl etmeden gasl olunur. Mu‘tedil ve hoşnûş edecek âb-ı germâdır kim sâhibü'l-hayrât Gâzî Lala şâhin Paşa bu germâb-ı latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp bu germâbı amâr etmiş. Bunda dahi mâh-ı Temmûz'da ve re's-i sâl-i mâh-ı nevrûzda niçe bin ünâs-ı mahlûk-ı Hudâ cem‘iyyet-i kübrâ edüp germâb faslı eder, ammâ menâfi‘-i kesîresi zenânelere mahsûsdur. Husûsan vaz‘-ı hamlde bir hâtûn usret çekse bu hummaya girüp âb-ı suhnundan nûş etse belki havzdan çıkmadan vaz‘-ı haml eder. Tâ bu mertebe havâtînlere nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i ılıca-i Eski Zağra: Her sene Zağra kavmi kiraz mevsiminde iki sâ‘atde
bu germâba
gelüp çimerler ve harâretden halâs olurlar. Gâyet nâfi‘ suyu vardır, ammâ havzı …
Sitâyiş-i ılıca-i Eski Zağra: Her sene Zağra kavmi kiraz mevsiminde iki sâ‘atde bu germâba gelüp çimerler ve harâretden halâs olurlar. Gâyet nâfi‘ suyu vardır, ammâ havzı dardır. Ol kadar mükellef binâ-yı şâhânî değildir, ancak bir küçük kubbeli ılıcadır. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir, ne sermâ ve ne germâ bir mu‘tedil sudur. Bu ılıca hemân nehr-i Tunca kurbunda bir çemenzâr yerde olmak ile hakîr ol çemenzârdan at ile ubûr edem derken hemân hakîrin atı kulağına dak gark olup at çabaladıkça gark olduğun görüp hamd-i Hudâ fakîr cüst ü çapük davranup atdan kendümü bir tarafa atup piyâde bile güçile cân halâs etdim. Meğer cumbul ve batlak imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53a ·
metinde göster ·
… tâ Dib Firengistân ve Macaristân'dan araba araba niçe bin küffâr vere ile gelüp
bu germâbe
çimüp cemî‘i ilel ve illetden arı olup vücûdunda olan cereb ve bahak ve cüzâm g …
Ta‘rîf-i Açık ılıca: Boşnaklar Üstü Açık ılıca derler. Cemî‘i krallar bu ılıca üzre kubâblar ve tâk-ı Kisrâlar yapup tamâm olunca hemân yere geçer. Ol ecilden hâlâ küşâde bir ılıcadır, ammâ gâyet nâfi‘ olduğundan tâ Dib Firengistân ve Macaristân'dan araba araba niçe bin küffâr vere ile gelüp bu germâbe çimüp cemî‘i ilel ve illetden arı olup vücûdunda olan cereb ve bahak ve cüzâm gidüp vücûdu bir dürr-i yetîm-misâl pâk olur. Hattâ kırk gün bu germâba girüp âb-ı hummasından nûş eden bera[s] zahmeti ve Fireng zahmetinin yedi gûne emrâz-ı muhtelifelerinden halâs olur, ammâ gâyetü'l-gâye perhîz ve kendüyi ısıcak dutmak lâzımdır, zîrâ bu germâb ol kadar issidir kim tavuk yumurtasın pişirir. Belki âdemin hayâsın yumurtasın bile pişir[ir]. Tâ şol mertebe issi germâbdır, ammâ bu ılıcaya avretler girse anların bir şey’i pişmez, zîrâ anlar hayâsızdır. Hakkâ anların dahi bu Üstü Açık Ilıca'da avretlere mahsûs ılıcaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… ve bahak ve cüzâm gidüp vücûdu bir dürr-i yetîm-misâl pâk olur. Hattâ kırk gün
bu germâba
girüp âb-ı hummasından nûş eden bera[s] zahmeti ve Fireng zahmetinin yedi gûne …
Ta‘rîf-i Açık ılıca: Boşnaklar Üstü Açık ılıca derler. Cemî‘i krallar bu ılıca üzre kubâblar ve tâk-ı Kisrâlar yapup tamâm olunca hemân yere geçer. Ol ecilden hâlâ küşâde bir ılıcadır, ammâ gâyet nâfi‘ olduğundan tâ Dib Firengistân ve Macaristân'dan araba araba niçe bin küffâr vere ile gelüp bu germâbe çimüp cemî‘i ilel ve illetden arı olup vücûdunda olan cereb ve bahak ve cüzâm gidüp vücûdu bir dürr-i yetîm-misâl pâk olur. Hattâ kırk gün bu germâba girüp âb-ı hummasından nûş eden bera[s] zahmeti ve Fireng zahmetinin yedi gûne emrâz-ı muhtelifelerinden halâs olur, ammâ gâyetü'l-gâye perhîz ve kendüyi ısıcak dutmak lâzımdır, zîrâ bu germâb ol kadar issidir kim tavuk yumurtasın pişirir. Belki âdemin hayâsın yumurtasın bile pişir[ir]. Tâ şol mertebe issi germâbdır, ammâ bu ılıcaya avretler girse anların bir şey’i pişmez, zîrâ anlar hayâsızdır. Hakkâ anların dahi bu Üstü Açık Ilıca'da avretlere mahsûs ılıcaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… n halâs olur, ammâ gâyetü'l-gâye perhîz ve kendüyi ısıcak dutmak lâzımdır, zîrâ
bu germâb
ol kadar issidir kim tavuk yumurtasın pişirir. Belki âdemin hayâsın yumurtasın …
Ta‘rîf-i Açık ılıca: Boşnaklar Üstü Açık ılıca derler. Cemî‘i krallar bu ılıca üzre kubâblar ve tâk-ı Kisrâlar yapup tamâm olunca hemân yere geçer. Ol ecilden hâlâ küşâde bir ılıcadır, ammâ gâyet nâfi‘ olduğundan tâ Dib Firengistân ve Macaristân'dan araba araba niçe bin küffâr vere ile gelüp bu germâbe çimüp cemî‘i ilel ve illetden arı olup vücûdunda olan cereb ve bahak ve cüzâm gidüp vücûdu bir dürr-i yetîm-misâl pâk olur. Hattâ kırk gün bu germâba girüp âb-ı hummasından nûş eden bera[s] zahmeti ve Fireng zahmetinin yedi gûne emrâz-ı muhtelifelerinden halâs olur, ammâ gâyetü'l-gâye perhîz ve kendüyi ısıcak dutmak lâzımdır, zîrâ bu germâb ol kadar issidir kim tavuk yumurtasın pişirir. Belki âdemin hayâsın yumurtasın bile pişir[ir]. Tâ şol mertebe issi germâbdır, ammâ bu ılıcaya avretler girse anların bir şey’i pişmez, zîrâ anlar hayâsızdır. Hakkâ anların dahi bu Üstü Açık Ilıca'da avretlere mahsûs ılıcaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
suyu i‘tidâl üzredir. Hattâ bu âb-ı nâbı sovudu[p] nûş etsen aslâ kibrit râyiha …
Bu havz-ı azîmin etrâfındaki sekiz aded kemerlerin altında sekiz aded Hanefî kurnaları vardır. Ve pâk ü pâkîze nîlgûn futalara beyâz tenlerin sarmış mahbûb dellâkleri var. Ba‘zı halvetlerde gâsillerin murâd [u] merâmları üzre hidmet edüp âdemi pâk ederler. Ammâ bu germânın suyu i‘tidâl üzredir. Hattâ bu âb-ı nâbı sovudu[p] nûş etsen aslâ kibrit râyihasından bir şey yokdur. Kaşı kirpiği dökmüş âdem nûş etse bi-emrillâh pâk olup saçı sakalı ve bıyığı gelmeğe başlar. Ve tabî‘ati müleyyen ve i‘tidâl üzre dutar bir mâ-i müfîdi's-sühûndur. Ve taşra câmekânı çâr-kûşe dîvâr üzre şindire tahta örtülü bir hayli vâsi‘ kubâb-ı azîmdir kim içine asâkir-i İslâmdan bin âdem sığardı. Bir yeşil direği olmakla Yeşil {Direkli ılıcası derler}. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… pâkîze ahteri bilmeseler, bâkire mi ve yâhûd bikri izâle olup meftûha mı, hemân
bu germâbdan
burnuna iki üç kerre çekerse eğer be-dürüstî bâkire ise iki üç kerre aşk ile ak …
Diğer hâssa-i garîbe: Bir duhter-i pâkîze ahteri bilmeseler, bâkire mi ve yâhûd bikri izâle olup meftûha mı, hemân bu germâbdan burnuna iki üç kerre çekerse eğer be-dürüstî bâkire ise iki üç kerre aşk ile aksırır. Eğer meftûha ise aslâ aksırmayup belki edebde osurur, aceb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
kaynağı mahallinden aşağı bir gûne balçık cem‘ olur. Ol balçıkdan bizim vâlidel …
Havâss-ı âhar: Bu germâbın kaynağı mahallinden aşağı bir gûne balçık cem‘ olur. Ol balçıkdan bizim vâlideler ve hemşîreler avret yerlerine ve sîm-endâmlarına dürtseler nûre, ya‘nî hırızamdan a‘lâ bâb-ı rahm-i masdar yerlerin pâk ü pâkîze edüp bir ser-i mûdan eser komayup aşağı kapuları pâk billûr gibi olup kulak şahmesi-misâl germ ü nerm olup ehl [ü] iyâlile kisb-i safâ etmeğe müsta‘id olur, bir nâfi‘ debbâğhâne ılıcasıdır. Ve bu mahalde niçe hânelerde dahi ılıcalar vardır. Bu ılıcalar cihetinde Tabahâne varoşu ahâlîsinin zevk u safâları vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
… mmed o sultân-ı bâ-safâ, / İz‘ân-ı pâkine tahsîn ü sad-hezâr / Kim bu arada idi
bu germâbe-yi
binâ, / Gördükde resm-i tarhını der ehl-i sun‘ olan, / Peh bârek[allâh] özge ma …
Hân ibn-i hân ibn-i Selâmet Geray Hân,Ya‘nî ki Hân Mehemmed o sultân-ı bâ-safâ,İz‘ân-ı pâkine tahsîn ü sad-hezârKim bu arada idi bu germâbe-yi binâ,Gördükde resm-i tarhını der ehl-i sun‘ olan,Peh bârek[allâh] özge makâm-ı ferah-fezâ,Fazlî-i kemter eyledi târîhini beyân,Cây-ı sürûr-ı zât-ı musaffâ-yı dilküşâ.Sene 1070.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
… r ammâ Bursa kaplıcaları gibi tekellüflü kubâb-ı azîmli âsâr-ı binâları yokdur.
Bu germâbı
dahi manzûrûmuz olup andan Beşik buhayresi kurbunda nehr-i Lojnik'e karîb,
Bu rabtanın mukâbelesinde yine Sidirkapsi hâkinde buhayre-i Beşik sâhilinde bir çemenzâr yerde germâb âb-ı hayâtdır, ammâ sehel kibrît râyihalıdır. Hattâ gümüş hâtemleri zeheb-i mutallâ gibi asfer-levn eder, ammâ altun hâtemleri eyle mücellâ ve zeheb-i hâlis eder kim gûyâ za‘fran sarusu olur. Lâkin gâyetü'l-gâye şiddet-i suhûniyyet üzre olduğundan herkes girmeğe tahammül edemediğinden sehel âb-ı sermâ idhâl edüp mu‘tedilü's-sühûn hummadır ve gâyet nâfi‘dir kim behaka ve cüzâma ve freng zahmetine bi-emrillâh nâfi‘dir. Lâkin eyyâm-ı şitâda temevvüc-i deryâ ılıcası suyuna mahlût olur. Gerçi havzı üzre kubbesi vardır ammâ Bursa kaplıcaları gibi tekellüflü kubâb-ı azîmli âsâr-ı binâları yokdur. Bu germâbı dahi manzûrûmuz olup andan Beşik buhayresi kurbunda nehr-i Lojnik'e karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b ·
metinde göster ·
cem‘iyyet-i kübrânın kırk gün kırk gecede olan sürûr, şâdımân-ı hây hûyu evsâfl …
El-hâsıl bu germâ-germ cem‘iyyet-i kübrânın kırk gün kırk gecede olan sürûr, şâdımân-ı hây hûyu evsâfların mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek midhatinde lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir. Ve tatvîl-i kelâm olur deyü ale'l-ihtisâr tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
… mevsiminde niçe bin âdem hayme vü hargâhları ile gelüp beşer onar gün meks edüp
bu germâba
girüp tendürüst olurlar. Yetmiş gûne hâsıyyeti vardır. Hattâ cüzâm ve beras ve …
Evsâf-ı germâb-ı Kütâhiyye: Yoncalı ılıcası derler bir mu‘tedilü's-sühûn âb-ı latîfi vardır. Cemî‘i ahâlî-i Kütâhiyye kiraz mevsiminde niçe bin âdem hayme vü hargâhları ile gelüp beşer onar gün meks edüp bu germâba girüp tendürüst olurlar. Yetmiş gûne hâsıyyeti vardır. Hattâ cüzâm ve beras ve dâ‘ü's-sa‘leb emrâzlarına dahi nâfi‘ ılıcadır. Sultân Keyhusrev üzerine bir kubbe-i âlî ve câ-be-câ halvetler inşâ etmiş serâpâ kârgîr binâlardır. Ve cânib-i erba‘ası dağıstân hıyâbânistân olmak ile kûşe kûşe dıraht-ı müntehâlar içre uyûn-ı câriyeler kenârında herkes câriyeleri ile zevk [u] safâ edüp kesb-i tarâvet edüp bah bahlanırlar. Ve cevânib-i erba‘asındaki kurâlardan ol kadar me’kûlât [u] meşrûbât müsmirât makûlesi şeyler gelüp ol kadar ordu-yı bâzâr ganîmet olur kim ta‘bîr olunmaz. Hakkâ ki zevk [u] safâ edecek teferrücgâh yerdir. Anı dahi temâşâ edüp cümle yârân-ı bâ-safâ Y 14b ile vedâlaşup cânib-i şarka ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ubûr ederek on sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y14a–Y14b ·
metinde göster ·
ve Aydın ve Sarhan ve Sığla ve Bursa ve Teke sancakları ahâlîleri mabeyinlerind …
Bu Germiyan ve Aydın ve Sarhan ve Sığla ve Bursa ve Teke sancakları ahâlîleri mabeyinlerinde bir söz olsa yâhûd bir mîrlivâ tabılları bir hoş sadâ ve âheng vermese "Melemen davulu gibi öter" deyü darb-ı mesel olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
… nde altı yüz hasır evli ve bir cânibi kurâdır. Hammâmı ılıcadır. Fir‘avn dâ’imâ
bu germâba
girirmiş. Ba‘dehu Kabâbıta meliklerinden bir melik cüzâm marazına mübtelâ olup …
Nîl kenârında İsne hâkinde altı yüz hasır evli ve bir cânibi kurâdır. Hammâmı ılıcadır. Fir‘avn dâ’imâ bu germâba girirmiş. Ba‘dehu Kabâbıta meliklerinden bir melik cüzâm marazına mübtelâ olup bu germâba gire gire halâs olup vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup bu germâb üzre tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kubbeler binâ etmiş kim meşhûr-ı âfâkdır. Hâlâ der-i dîvârların şem etsen müşk [ü] amber-i hâmın râyihası şem edenin cânına gıdâ verüp rûha safâ verir. Andan sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y444a ·
metinde göster ·
… girirmiş. Ba‘dehu Kabâbıta meliklerinden bir melik cüzâm marazına mübtelâ olup
bu germâba
gire gire halâs olup vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup bu germâb üzre tâk-ı Kisrâ'dan …
Nîl kenârında İsne hâkinde altı yüz hasır evli ve bir cânibi kurâdır. Hammâmı ılıcadır. Fir‘avn dâ’imâ bu germâba girirmiş. Ba‘dehu Kabâbıta meliklerinden bir melik cüzâm marazına mübtelâ olup bu germâba gire gire halâs olup vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup bu germâb üzre tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kubbeler binâ etmiş kim meşhûr-ı âfâkdır. Hâlâ der-i dîvârların şem etsen müşk [ü] amber-i hâmın râyihası şem edenin cânına gıdâ verüp rûha safâ verir. Andan sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y444a ·
metinde göster ·
… razına mübtelâ olup bu germâba gire gire halâs olup vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup
bu germâb
üzre tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kubbeler binâ etmiş kim meşhûr-ı âfâkdır. Hâlâ …
Nîl kenârında İsne hâkinde altı yüz hasır evli ve bir cânibi kurâdır. Hammâmı ılıcadır. Fir‘avn dâ’imâ bu germâba girirmiş. Ba‘dehu Kabâbıta meliklerinden bir melik cüzâm marazına mübtelâ olup bu germâba gire gire halâs olup vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup bu germâb üzre tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kubbeler binâ etmiş kim meşhûr-ı âfâkdır. Hâlâ der-i dîvârların şem etsen müşk [ü] amber-i hâmın râyihası şem edenin cânına gıdâ verüp rûha safâ verir. Andan sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y444a ·
metinde göster ·