Der-sitâyiş-i buhayre-i Sabanca: Devri yigirmi mil ihâta eder. Cânib-i erba‘asında kasaba-misâl yetmiş altı pâre kurâları vardır. Cümle halkı bu halîcin âbından nûş etmeğile reng-i rûları humret üzredir. Ve mahsûlleri gâyet çokdur, ammâ bâğları yokdur, lâkin bâğçeleri çokdur. Ve bu gölün kenarında kavun ve karpuz olur kim ikisin bir hımâr ancak götürür. Lezîz zerdesi olur kavunları vardır. Ve bu buhayre içre yetmiş seksen pâre kayıklar ve çırnıklar vardır. Köyden köye âdemler ve kerâste ve sâ’ir eşyâlar götürürler ve yetmiş seksen 277b gûne balıkların sayd edüp kâr ederler. Mâhîlerinde alabalığı ve sazanı ve turna balığı ve livne balığının ta‘amı misk [u] anber hamıyla pişmiş gibi lezzeti olur ve gâyet müferrah ve mukavvîdir. Ve bu buhayrenin umkı yigirmi kulaçdır. Ve gâyet sâf ve berrâk âb-ı revândır. Sâhilinde olan ahâlî-i kurâ nisvânları esbâb gasl etdüklerinde aslâ sabun sürmeyüp üçer kerre yıkasalar pâk ve beyâz dülbend gibi olur. Mezkûr somunu dahi bu su ile yoğurup ekmek etdüklerinden pembe-misâl ekmeği olur. Ve bu halîcin cânib-i şarkîsinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a–277b ·
metinde göster ·
… r somunu dahi bu su ile yoğurup ekmek etdüklerinden pembe-misâl ekmeği olur. Ve
bu halîcin
cânib-i şarkîsinde,
Der-sitâyiş-i buhayre-i Sabanca: Devri yigirmi mil ihâta eder. Cânib-i erba‘asında kasaba-misâl yetmiş altı pâre kurâları vardır. Cümle halkı bu halîcin âbından nûş etmeğile reng-i rûları humret üzredir. Ve mahsûlleri gâyet çokdur, ammâ bâğları yokdur, lâkin bâğçeleri çokdur. Ve bu gölün kenarında kavun ve karpuz olur kim ikisin bir hımâr ancak götürür. Lezîz zerdesi olur kavunları vardır. Ve bu buhayre içre yetmiş seksen pâre kayıklar ve çırnıklar vardır. Köyden köye âdemler ve kerâste ve sâ’ir eşyâlar götürürler ve yetmiş seksen 277b gûne balıkların sayd edüp kâr ederler. Mâhîlerinde alabalığı ve sazanı ve turna balığı ve livne balığının ta‘amı misk [u] anber hamıyla pişmiş gibi lezzeti olur ve gâyet müferrah ve mukavvîdir. Ve bu buhayrenin umkı yigirmi kulaçdır. Ve gâyet sâf ve berrâk âb-ı revândır. Sâhilinde olan ahâlî-i kurâ nisvânları esbâb gasl etdüklerinde aslâ sabun sürmeyüp üçer kerre yıkasalar pâk ve beyâz dülbend gibi olur. Mezkûr somunu dahi bu su ile yoğurup ekmek etdüklerinden pembe-misâl ekmeği olur. Ve bu halîcin cânib-i şarkîsinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a–277b ·
metinde göster ·
… âhîlerinden turna balığı Mâ’ide-i Mûsâ'dan lezîz bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir.
Bu halîcin
kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile müzeyyen bir buhayre-i zülâldir. Cânib- …
Der-vasf-ı buhayre-i Lâdik: Şehr-i Lâdik'in cânib-i şarkîsinde nümâyân bir buhayre-i azîmdir. Bir günde devr olunur buhayre-i âb-ı hayâtdır. On bir gûne mâhîleri var kim her birin lezzeti ve hâssa ve haysiyyetiyle ve eşkâl-i reng-i gûnâ-gûniyle medh eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ammâ cümle mâhîlerinden turna balığı Mâ’ide-i Mûsâ'dan lezîz bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile müzeyyen bir buhayre-i zülâldir. Cânib-i erba‘asında Zuday ve Sonisa ve kazâ-yı Kavza ve kazâ-yı Zeytun dağlarından yigirmi altı aded uyûn-ı câriyeler bu nehre munsab olup yine leb-ber-leb bir buhayredir. Bir cânibe ayağı yokdur. Evvelâ kenarında Boğazköy, gâyet latîf ve ma‘mûr ü müzeyyen köydür. Ve karye-i Otuz, bu buhayre kenarındadır. Bi-emrillah bu karyede olan kaymak bir diyârda yokdur. Küleğinin içinde iken keçi oğlağı, kaymağı üzerine 346a bassa teyesün nâhunları kışata-yı beyâza te’sîr etmez ve kaymağın bıçağile keserler, sakız gibi çiğnenir bir gûne lezîz ve kudretden mümessek râyiha-i tayyibesi vardır. Bu kaymağın misli meğer Erzurûm hâkinde Bingöl yaylası kaymağı ola (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b–346a ·
metinde göster ·
… -i Lût 46b "Bu buhayre balığı Lûtîlerin etin yerler" deyü ehl-i sülûk olanlar
bu halîcin
balığından tenâvül etmezler. Ve ne‘ûzübillah bir gûne arslan pençeli siyâh balı …
Ammâ Emeviyyûn'dan sonra bu ısır ümmet-i Muhammed'e olmamışdır. Ammâ kasaba-i Lût'da câmi‘-i (---) İmâmı Zeynüddîn hazretleri ve Şeyh Necîbüddîn ve Şeyh Alliyü'l-vâhî ve Hatîb Muhammed Şinâvî hazretleri yemîn etdiler kim, "Niçe kerre bizim manzûrumuz olmuşdur kim yakîn zamânda niçe yüz Lûtî kavmi bu buhayre üzre gezüp kenara gelince fellâhîn beyâz miskâlî pembe kefenlerin alınca ibtidâ zekeri ve hayâların buhayre balıkları harp harp koparup yerler" deyü şehâdet etdiler. Anınçün ahâlî-i şehr-i Lût 46b "Bu buhayre balığı Lûtîlerin etin yerler" deyü ehl-i sülûk olanlar bu halîcin balığından tenâvül etmezler. Ve ne‘ûzübillah bir gûne arslan pençeli siyâh balığı olur, âdem etinden gayri bir şey yemez derler, garâ’ib ve acâ’ib bahr-i Lût'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 46a–46b ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'ın kadre ermişlerinden bir kimesne "Er gerçek"den galat Erçek derlermiş. Kadr mâlıyla binâ olunmuş bir yalçın püşte başında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ etmedim. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol kadar imâr değildir, ammâ yine Van eyâletinde sancak beği hükmündedir. İki bin askere mâlikdir. Mahmûdî atlarının güzîdesi bu Erçek'de olur. Hükûmetinde timâr u ze‘âmet tahrîr olmayup ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâs kayd olunmuşdur. Beği kal‘ada olur Aşağı Rabâtı bir dere küncinde beş yüz hâneli câ-be-câ bâğ u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabâtdır. Bir câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on mikdârı dükkânı var ammâ buhayre-i Erçek kal‘anın kurbünde bir halîc-i sağîresi var, on vukiyye gelir yahşı alabalığı olur kim Kürdistân'da Ereçek balığı meşhûrdur. Bu semek-i mümessekden sayyâdlar sayd edüp a‘yân [u] kibâra hedâyâ götürürler. Aslâ balık râyihası yokdur. Bu halîcin kenârında Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek idiği gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır. Ol râh-ı câdde ile Van'a beş sâ‘atde varır tarîk-ı seheldir. Murâd Hân Van'a ol râhdan revâne olmuşdur. Bu Ereçek beğinin ziyâfetin tenâvül edüp ve hedâyâsın ve kulağuzların alup andan yolumuza hilâfcadır ammâ "Da‘vete icâbet" deyü cânib-i şimâle meyyâlce dağlar ve dereler aşup kâmil sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
… kuşu ve balıkçıl ve martı ve yelve ve yelkovan ve niçe bunun emsâli su kuşları
bu halîcin
yüzünü zeyn edüp bu buheyre etrâfında olan kurâ vü kasabât ahâlîleri tüfeng-i p …
Sitâyiş-i buheyre-i Terkoz: Dâ’iren-mâdâr cirmi on bir mîl sehel şorca âb-ı berrâkı var. Ol kadar amîk değildir. Buheyre-i mâlih olmasına sebeb vakt-i şitâda Karadeniz'in talattumu bu halîce girüp acı eder. Bu gölde kış günleri gökde uçan ve yerde gezen ve deryâda yüzen hûş u tuyûr bu gölde kışlar. Bâ-husûs kaz ve ördek ve angıt ve karabatak ve sürhâb ve vezneboşaldan ve kuğu ve saka kuşu ve balıkçıl ve martı ve yelve ve yelkovan ve niçe bunun emsâli su kuşları bu halîcin yüzünü zeyn edüp bu buheyre etrâfında olan kurâ vü kasabât ahâlîleri tüfeng-i pür-reng ile ve doğan ve şâhin ve balaban ve zağanos ve çakır ve taştülek bâzlar ile niçe kerre yüz bin kazları sayd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu kurâ halkı haber alup hâkime haber edüp cümle ahâlî-i vilâyet bu halîcin dibindeki dahme kapusuna enüp kurbânlar kesüp kapu önündeki dervîşin aldığı mâldan mâl-ı hazâyin alup mağâra kapusunun miftâhı deliğinden içeri nazar ederler. Mâl-ı hazâyin ve cevâhir ve la‘l yâkût ile mâl-â-mâl bir kenz-i azîm görürler. Hemân küskülerle kapuyu kal‘ etmeğe başlarlar. El-azametü lillâh ol gâr-ı azîmin içinden gıjgırup bir su çıkar kim kenz-küşâ halkın kimi gark-ı âb kimi halâs olup mezkûr dervîşi defîne buldu deyü mâl-ı firâvâniyle Sultân Ahmed'e götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y64a ·
metinde göster ·
boğazın yedişer sekizer sene çalışup deryâyı toldurmuşlar kim huccâc-ı Mısır bu …
Cânib-i şarka kâmil bir menzil yer acele ile gidüp öyle radası oldu. Ve iki günden sonra varacağımız yollar bu körfezin karşu cânibinde dağları görünürdü. Ammâ Mısır'ın selef pâdişâhlarından Sultân Ferec ve Sultân Barkûk bu halîcin boğazın yedişer sekizer sene çalışup deryâyı toldurmuşlar kim huccâc-ı Mısır bu körfezi altı konak deverân etmede elem [ü] ıztırâb çekmesinler içün var kuvveti bâzûya getirüp himmet etmişler. Ammâ ol zamânda kârın âsân vechin bilmezlermiş. Ve ömr-i nâzenînleri vefâ etmeyüp mu‘attal kalmış. Ve boğazın iki tarafından biner arşın kadar sığ kumsal yerleri doldurmuşlar. Ortada yüz arşın tûlu ve on zirâ‘ umku yer kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378a ·
metinde göster ·
… r-kat kâ‘alar ve müte‘addid hücreler ve havz u şâzrevânlı sarây-ı âlîlerdir, ve
bu halîcin
sâhilinde bâğ-ı İremli maksûrelerde herkes yârân-ı bâ-safâları ile ayş u işret …
Evvelâ her sene âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim mâh-ı Temmûz'da cemî‘i dünyâda sular tenezzülde olur, ammâ bu Mısır'da Nîl-i mübârek mâh-ı Temmûz'un (---)Q 206b gününde Kıbtî senesi başında Tût ta‘bîr etdikleri günde Nîl cûş [u] hurûşa gelüp deryâ-misâl temevvüc ederek gelüp Tût'dan yetmiş gün sonra Ümmü'l-kıyâs'da yigirmi (---) arşın mîle Nîl berâber oldukda cemî‘i Mısır'ın a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı ve vüzerâsı ve mîrimîrânları Sultân Gavrî sâkıyesi dibinde Ebü'l-mencâ nâm bir göz cisir başında kırk elli bin âdem cem‘ olup du‘â ve senâ ile Kıbtî meliklerinden Melik Mukavkıs'ın binâ etdüği halîcin sedd olan toprağın kaldırup azametullâh Nîl-i mübârek deryâ gibi cûş [u] hurûşa gelüp katı yaydan ok çıkar gibi çıkup şehir subaşısının kayığın şehir içine götürüp şehir içinden cereyân edüp üç sâ‘atlik yer tâ Gavriyye köşküne varınca P 204b Mısır şehri içre bu cereyân eden halîcin iki tarafı kat-ender-kat kâ‘alar ve müte‘addid hücreler ve havz u şâzrevânlı sarây-ı âlîlerdir, ve bu halîcin sâhilinde bâğ-ı İremli maksûrelerde herkes yârân-ı bâ-safâları ile ayş u işret edüp şeb [ü] rûz hânende ve sâzendegân ile sohbet perçîn edüp Hüseyin Baykara meclisleri olup bu halîc kâmil üç ay cereyân edüp Mısır halkı sudan müstağnî olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129b ·
metinde göster ·
Bu halîcin cânib-i erba‘asında mezkûr Koz kavmi sâkinlerdir. Hakîr Koz hâkimine bir makrama hedâyâ verüp bize üç deve ve bir gulâm verdi ve yüz âdem refîk verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y432b ·
metinde göster ·