İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

bu hey*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
29
isabet
24 cümle/beyitte
10,7
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
11
farklı biçim
39 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi2911,8

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–29 / 29

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“bu hey*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 217b … kesb ederdi. Ammâ İslâmbol halkı bundan bir metâ‘ almasına bahâne edüp bî-bahâ bu hey’et-i mecmû‘a-i ahmerluyu seyr [ü] temâşâ ederlerdi. Ve ol kadar bâzâr ederdi kim akç …
EÇS V 8a "Lâ vallâh u billâh işte bunlardır. Ve bu heybede donumuz ve gömleklerimizdir" dedim.
EÇS VI 83a … akmasınlar, müslim olanlar tanımasınlar" deyü gerdeninden keşmîrî şâlın çıkarup bu hey’etlerin üzerine örtdürüp kırmadan halâs eder. Hâlâ vâcibü'l-iber sûretlerdir, lâkin bu …
EÇS VI 159b … rdır. Ve âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir, âdem safâsından ten-dürüst olur, ammâ bu heyhâtın cânib-i erba‘ası yine beyâz kayalı dağlardır kim ol seng-i hârâlardan niçe bin …
EÇS VII 107a Ammâ bu Heyhât bu çöl-i Heyhât'dır kim şarkdan garba tûlı toksan yedi konakdır kim şark tarafı …
EÇS VII 107a … tamâm olur. Garb tarafında mezkûr Kılburun'da nihâyet bulur. Müverrihân-ı Acem bu Heyhât'a deşt-i Kıpçak deyü tahrîr ederler. Ammâ bu Heyhât'a muttasıl tâ Maskov vilâyeti …
EÇS VII 107a … et bulur. Müverrihân-ı Acem bu Heyhât'a deşt-i Kıpçak deyü tahrîr ederler. Ammâ bu Heyhât'a muttasıl tâ Maskov vilâyeti içinden bir yıllık yol Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Koz …
EÇS VII 107a Bu Heyhât'da dahi gulbeyâbân ve yaban atları ve develeri ve niçe bin envâ‘î haşerât-ı mahlûk …
EÇS VII 171b … getirüp keştî-i Nûh'a süvâr olup Tûfân-ı Nûh'dan halâs olanlardır. Andan sonra bu Heyhât sahrâsında Tûr tenâsül bulup niçe yüz yıl mu‘ammer olup pâdişâh-ı Îrân [u] Tûrâ …
EÇS VII 174a … skov vilâyetine sefere gitdiğimiz sene Maskov lisânı mufassal yazılmışdır, ammâ bu Heyhât sahrâsı semtinin Maskov lisânı bu tahrîr olunan elfâz-ı mühmeleleri böyledir. G …
EÇS VII 175a Hattâ bu Kalmık kavmi yigirmi sene mukaddem bu Heyhât sahrâsında vücûdları olmayup cümle Noğay kavminin yüz kırk aded kabîleleri Heyh …
EÇS VII 175b … ar hayvânâtların yerler kim deryâda katre ve güneşde zerre kadar eksilmez, zîrâ bu Heyhât sahrâsı eyle otlu yerlerdir kim at ve deve ve sığır çayır içinde gâ’ib olur, am …
EÇS VII 179a … bası Taysı Şâh nehr-i azîm Edil'in öte tarafında Büyük Heyhât'da sâkin olur kim bu Heyhât tâ Çîn ü Mâçîn'e ve Hıtâ vü Hoten ve Karanlık Dünyâya varup nihâyet bulur bir s …
EÇS VII 180b–181a Bu Heyhât sahrâsında donan buz deryâsı üzre at ve âdem ve hayvânât gitmek muhâl-ender-muh …
EÇS VII 182a "Bu atların sâhibleri bu Heyhât sahrâsında kanda gider, biz bunları buluruz" deyü hakîrden izin alup Halhâlî De …
EÇS VII 185a … rdır. Bu handakların hâricinde Heyhât sahrâsıdır kim cümle Azak kavminin atları bu Heyhât sahrâsı üzre olan nebâtât [u] giyâhâtda otlayup gezerler. Ammâ cânib-i erba‘ası …
EÇS VIII 188b … erden güneş doğduğun görmedik, dediler. Sebebi oldur kim gâyet şiddet-i şitâdan bu Heyhât sahrâsı üzre güneş te’sîr etmeyüp sâ’ir sevâhil olan vilâyetler üzre zulumâtlar …
EÇS VIII 189b … kilden murâd oldur kim Hudâ'ya ayândır, âlem-i sabâvetimde vâkı‘amda görürüm ki bu Heyhât sahrâsı gibi bir çemenzâr fezâda tazılar ve zağar kelbler ile sayd [u] şikâr ed …
EÇS VIII 189b … çerlerdi ve konup göçerlerdi. Ammâ şimdi Kalmık derdinden nehr-i Kuban'dan beri bu Heyhât sahrâsına geçmeyüp gayri çerâgâhlar edinmişlerdir, zîrâ bu edîm-i Arapça dır.
EÇS VIII 189b–190a Ve bu Heyhât sahrâsının otları ve otlukları ve sazlığı ve kamışlıkları kazlar ve ördekler ve …
EÇS VIII 190a … yet-i Funcistân vilâyet-i Irâk-ı Bağdâd'a sevâhillenen turnalar bahâr eyyâmında bu Heyhât sahrâsı sazlığ ve kamışlıklarına gelüp bunda yumurtlayup yavru çıkarır. Arabist …
EÇS VIII 190a … ları pişüp yavru çıkarmazlar. Hemân evvelbahârda sevâhil diyârlardan sökün edüp bu Heyhât-ı Sağîr'e ve nehr-i Edil'den öte Heyhât-ı Kebîr'e gelüp yavrularlar. Hattâ bu hak …
EÇS VIII 190a Bu Heyhât arslanı Bağdâd gazanferi gibi yünü mücellâ değildir. Hemân Engürü vilâyetinin s …
EÇS VIII 190a–190b Ve yine bu Heyhât sahrâsı içre olan yaban koyunu ve kuzusu ve geyiği ve yağmurcası ve tablalısı v …
EÇS VIII 190a–190b … t kemiklerinden geçilmez. Ve Azak nâfesi dedikleri kırmızı tilki kürkleri cümle bu Heyhât'dan gelir.
EÇS VIII 190b … ile elli dörd sâ‘atdir. Yohsa âheste-reviş gidilse yigirmi konak yer olur, ammâ bu Heyhât'ın tûlu cânib-i şarkda Bahr-i Harez kenârından cânib-i garba nehr-i Özü kenârında …
EÇS IX Y383b–Y384a … -i şarkındadır. Cânib-i garbında Karadeniz'den müteferrik Azak denizine gelince bu Heyhât sahrâsının şarkdan garba tûlu beş aylık yoldur. Ve cenûbda şehr-i Kuban suyu ki …
EÇS IX Y383b–Y384a … stân'dır. Andan şimâl cânibinde nehr-i Ten ki Maskov'dan gelir. Cenûbdan şimâle bu Heyhât'ın arzı iki aylık ba‘zı yeri bir aylık yoldur. Ammâ nebâtât [u] giyâhâtı ve niçe k …
EÇS X Y390a … e hâl ise zî-akıldır, havf ederse de vücûd vermeyüp temâşâ eder, ammâ atlarımız bu hey’etleri gördükde kendülerin pâre pâre etdiler.