dahi kârhâne-i azîmdir kim (---) başı kârhânesidir, her birinde beşer yüz nefer …
Kârhâneleri ikidir, Arslanhâne'ye muttasıl kârhânelerin Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî binâ etdi (---) başı kârhânesidir. Alayköşkü mukâbelesindeki kârhâne Sultân Süleymân Hân Gâzî binâ etdi. Bu ikisi dahi kârhâne-i azîmdir kim (---) başı kârhânesidir, her birinde beşer yüz neferât vardır. Ammâ taşra İslâmbol'un dörd mevleviyyetinde cümle terzi dükkânları üç bindir neferâtları beş bindir. Bu cümlenin pîrleri ibtidâ Hazret-i İdrîs Nebî'dir. Hâlâ Cennet-i me’vâda ehl-i cennet olacaklara hulle biçmededir. Hazret-i Îsâ dahi cennetdedir. Ölmeden cennete giren bu iki peygamberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191b ·
metinde göster ·
… Cezîre-i Musul'a vâsıl olur. Zâr-bîn-i a‘lâ ve Zâr-bîn-i esfelden müstemir olup
bu ikisi
bilâd-ı Ermen'de niçe sulara haltından sonra Zâr bir nehr-i şedîd olup dâ’imâ r …
{Bu nehr-i Furat'dan gayrı yetmiş iki aded nehr-i azîmler cümle bu Erzurûm cibâllerinden ve Diyârbekir kûhlarından tulû‘ edüp cemî‘î Rûm'a ve Irâk-ı Arab'a ve Acem'e müstevlî olur. Hatatt-ı Makrîsi eydür, "Dicle ile nehr-i Furât'ı melâ’ikeler imdâdiyle Hazret-i Danyal hafr [u] ihrâc etdi," deyü yazmış ve nehr-i Dicle Şatt'dır ve mebde’i Diyârbekir'in şarkında Tercil ve Meyyâfârikîn mâbeyninde hurûc edüp uyûn-ı bî-şümâr ictimâ‘ olup bilâd-ı Hasîn-i Keyfâ ve Cezîre-i Musul'a vâsıl olur. Zâr-bîn-i a‘lâ ve Zâr-bîn-i esfelden müstemir olup bu ikisi bilâd-ı Ermen'de niçe sulara haltından sonra Zâr bir nehr-i şedîd olup dâ’imâ ra‘d-vâr gürledüğünden Zârib-i mecnûn derler, ba‘dehû Tikrit'e ve Batâyih'de (---) munsab olur}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
… -) si cevâmi‘dir. Evvelâ Cenâbî Ahmed Paşa Câmi‘i ve Hacı Bayrâm-ı Velî Câmi‘i.
Bu ikisi
Süleymân Hân'ın Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Ve cümle yetmiş altı mihrâbdır. (---) si cevâmi‘dir. Evvelâ Cenâbî Ahmed Paşa Câmi‘i ve Hacı Bayrâm-ı Velî Câmi‘i. Bu ikisi Süleymân Hân'ın Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357a ·
metinde göster ·
bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dü …
Ammâ paşa ile bu ikisi bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dürer-bârlarından bir hurûf ve bir kelâm anlayamayup mebhût [u] mütehayyir kaldım. Anlar bir gûne sürûr [u] şâdımânda olup kâh el-hamdülillah ve kâh eş-şükrülillah ve kâh hâzâ min fazlı Rabbî dediklerin anlardım. Bu hâl üzre esnâ-yı kelâmda yine sadede gelüp Dervîş Sünnetî eydür "Bu âyet-i şerîfi size gönderdiklerinde ma‘nâ-yı sübhân üzre Melek Dede'ye beşâret eyle kim Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ ile ebşer mâbeyninde olan elifi vasl edüp mâ hâzâ ile ibşirâ okurlar. Ve mâ hâzâ mâ sî mâin (---)(---) dir, ya‘nî ibşir değildir, mün‘adimdir. Arapça ya‘nî yine sen sâbit-kadem olup hayâtda melek-i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre bu âyet-i şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ bu tefsîre râzî değillerdir, ancak meşâyihân-ı bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i ledünde cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben bu âyet-i şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her elfâz-ı dürerbâr kelimesinde ve her hurûf-ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a ·
metinde göster ·
… mükellef ü mükemmel Kapudan Murâd Paşa ve Kâ‘im-i makâm Vezîr Melek Ahmed Paşa,
bu ikisi
sadâret-i uzmâdan ma‘zûl olmak ile gâyet muhteşem tayy etdiler kim gûyâ her bir …
Ammâ bu vüzerâlardan mükellef ü mükemmel Kapudan Murâd Paşa ve Kâ‘im-i makâm Vezîr Melek Ahmed Paşa, bu ikisi sadâret-i uzmâdan ma‘zûl olmak ile gâyet muhteşem tayy etdiler kim gûyâ her biri İskender-i Kübrâlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 180b ·
metinde göster ·
… irbirlerine vâsıl olurlar. Ve Zarbeyn-i Alî ve Zarbeyn-i Esfeleyn müstemed olup
bu ikisi
bilâd-ı Ermenî'de olan uyûnlardan sonra Zarbeyn bir nehr-i şedîd ve kaviyyü'l-c …
Çârsû-yı bâzârı azdır. Bu kal‘anın cânib-i erba‘asında uyûn-ı câriyeler cereyân edüp en uluca aynına Ayn-ı havz derler. İskender-i Kübrâ nûş edüp bir havz-ı azîm binâ etdiğiyçün Ayn-ı havz derler, hakkâ ki âb-ı hayâtdan nişân verir billûr-misâl mâ-i zülâldir. Bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i ravza-i Rıdvânları reyy edüp iner, nehr-i Şatt'a dâhil olur. Ve bu kal‘a-i Mefârikîn hâkinde nehr-i azîm Basinka'dır. Gerçi kal‘aya ba‘îddir ammâ bu hâkden tulû‘ edüp niçe kurâ vü kasabâtların mezâri‘âtların saky ederek İbn Ömer cezîresi üstünde cânib-i şarkîsinde beş fersah mesâfe-i ba‘îdede nehr-i Dicle'ye ya‘nî nehr-i Şatt'a dâhil olan âb-ı hayâtın biri dahi bu nehirdir. Ve bu Mefârikîn dağlarından niçe uyûn-ı câriyeler hurûc edüp ve uyûn-ı bî-şumârlar ictimâ‘ olup kal‘a-i Hısînkeyfâ'da Cezîre ve Musul'da birbirlerine vâsıl olurlar. Ve Zarbeyn-i Alî ve Zarbeyn-i Esfeleyn müstemed olup bu ikisi bilâd-ı Ermenî'de olan uyûnlardan sonra Zarbeyn bir nehr-i şedîd ve kaviyyü'l-cereyân olup dâ’imâ ra‘d-âsâ gürleyerek cereyân etdüğinden müverrihân-ı Irâk zârib-i mahbût (?) derler, kal‘a-i Tikrit'e ve Bağdâd ve Vâsıt ve Batâyıh'da dahi niçe enhârlar Şatt'a mahlût olduğu bâlâda re’s-i Şat mahallinde tahrîr olunmuşdur. Ve kal‘a-i Mefârikîn'in âb u hevâsının letâfetinden Kürd mahbûbları meşhûrdur. Ve engürü dahi memdûhdur. Ve kal‘anın cânib-i şimâli dağlardır ve dağlar üzre bâğlardır. Anınçün halkı kaviyyü'l-bünye olup sağlardır. Ve kal‘anın kıble tarafı sahrâlardır kim (---) menzilde kal‘a-i Hısînkeyfâ'ya varır ve cânib-i şarkîsinde cisr-i Batmân'ı ubûr edüp bir günde kal‘a-i Hazzo'ya varır. Cânib-i şimâle dağları aşup kal‘a-i (---) varır ve cânib-i kıblesinde bir günde sür‘at ile Cizre'ye varılır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a ·
metinde göster ·
… aşîret beğleridir. Evvelâ aşîret-i Sindî ve aşîret-i Selvâne ulu aşîretlerdir.
Bu ikisi
Zaho sancağı beğine tâbi‘lerdir. Sindî ve Selvâne nâm câmi‘ ve hân ve hammâm ve …
Ülke-i İmâdiyye'nin mîr-i aşîretlerin beyân eder: Evvelâ cümle (---) aded tabl [u] alemsiz aşîret beğleridir. Evvelâ aşîret-i Sindî ve aşîret-i Selvâne ulu aşîretlerdir. Bu ikisi Zaho sancağı beğine tâbi‘lerdir. Sindî ve Selvâne nâm câmi‘ ve hân ve hammâm ve medrese ve çârsû-yı bâzârlı kasabaları var biner hâneli ve bâğ-ı İremle ma‘mûr u müzeyyen rabtaları vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377b ·
metinde göster ·
… kim bu 56b kal‘anın lodos cânibi Karadeniz'dir ve poyraz cânibi Özü suyudur.
Bu ikisi
mâbeyninde kıl gibi bir incecik kumsal on iki sâ‘at uzun dil gibi tâ şarkdan ga …
Bu kal‘adan taşra garb tarafında elli ve altmış mikdârı saz örtülü ahurları var ve şark tarafında mahsûldâr bostânları var kim Kırım vilâyetine bu bostânlar içinden gidilir ve buna Kılburun kal‘ası denmesinin aslı oldur kim bu 56b kal‘anın lodos cânibi Karadeniz'dir ve poyraz cânibi Özü suyudur. Bu ikisi mâbeyninde kıl gibi bir incecik kumsal on iki sâ‘at uzun dil gibi tâ şarkdan garba gelince bu ince burunun garbî ucunda bir kal‘acık olduğundan Kılburun derler ve eyle dil gibi bir Kılburun'dur kim her bâr Karadeniz fırtınası ince burnu atlayup nehr-i Özü'ye Özü dahi gâhice Karadeniz'e atlar bir ince kıl gibi burun nihâyetinde olmağile Kılburun derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56a–56b ·
metinde göster ·
beğlerin kadehkârlarıdır kim beğler bu ikisinin meşveretleriyle ellerinden şarâ …
Andan behranik ve kopar, ya‘nî bu ikisi beğlerin kadehkârlarıdır kim beğler bu ikisinin meşveretleriyle ellerinden şarâb içüp gayrıdan içmez, zîrâ niçe yüz kerre şarâb ile beğleri zehirlemişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
… [ü] muhtasar kiremit örtülü câmekânlar ve vâsi‘ havzlar ile mebnî kavzalardır.
Bu ikisi
gâyet issi sululardır. Âb-ı sermâ koyup mu‘tedil olur.
Bu rabta-i ma‘mûre kurbunda dörd aded ılıcası var kim eğer bir şehr-i azîm kurbunda olsalar sâhibü'l-hayrâtlar âsâr-ı garîbeler ile amâr ederlerdi, ammâ el-hâletü hâzihî ikisi binâ-yı müfîd [ü] muhtasar kiremit örtülü câmekânlar ve vâsi‘ havzlar ile mebnî kavzalardır. Bu ikisi gâyet issi sululardır. Âb-ı sermâ koyup mu‘tedil olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
… rd inâs dahi Hadîce-i Kübrâ'dandır. Evvelâ Sitti Rukıyye ve Sitti Ümmü Külsûme.
Bu ikisi
Hazret-i Osmân'ın ehl-i beyti olduğundan Osmân-ı Zü'n-nûreyn dediler. Ve Hazret …
Ve dörd inâs dahi Hadîce-i Kübrâ'dandır. Evvelâ Sitti Rukıyye ve Sitti Ümmü Külsûme. Bu ikisi Hazret-i Osmân'ın ehl-i beyti olduğundan Osmân-ı Zü'n-nûreyn dediler. Ve Hazret-i Fâtıma dahi Hadîce'dendir. Hazret-i Alî'ye verdi. Ve Sitti Zeyneb dahi Hadîce Ana'dandır. Hazret anı dahi nikâh ile Ebü'l-Âs bin Rebî‘ bin Abdüluzzâ hibâlesinde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y362a ·
metinde göster ·