kal‘asına yürüyüşler edüp fethi müyesser olmayup niçe kerre yüz bin cân rûh-ı r …
Niçe kerre Hüseyin Paşa-yı Gâzi-i dilîr bu Kandiye kal‘asına yürüyüşler edüp fethi müyesser olmayup niçe kerre yüz bin cân rûh-ı revân etdiğinden âhır-ı kâr Kandiye kal‘asına bir top menzili havâle sene (---) târîhinde bâ-fermân-ı Sultân İbrâhîm Hân bu kal‘ayı be-dest-i Deli Hüseyin Paşa-yı Sâm-akrân bu kal‘ayı inşâ edüp ismine inâdiyye nâm kodular. Günden güne amâr olup bi-tamâm bir sûr-ı hümâm oldu, ammâ yüz bin asker üç ay içinde bu hısn-ı hasîni müceddeden sedd-i İskender-vâr binâ etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
kal‘ası gibi hasretü'l-mülûk altına sizin gibi niçe kerre yüz bin asker gelüp b …
"Yigirmi yedi yıldır bu Kandiye kal‘ası gibi hasretü'l-mülûk altına sizin gibi niçe kerre yüz bin asker gelüp bu kal‘anın bir taşına niçe bin başlar verüp hâ’ib [ü] hâsir gitdiler. Ve niçe bin kahramân müdebbir vüzerâlar ve mîr-i mîrânlar ve ümerâlar bu kal‘a altında cân verdiler, handakın görmeğe kâdir olmadılar. Sizler dahi birez zamân çalışup gidersiz. Bir taşına yüz bin baş vermemiz mukarrerdir, değil ki size kal‘ayı verelim, bildiğinizden kalma." deyüp elçileri kal‘adan redd edüp Sadrıa‘zama gelüp kazıyye-i marzıyye-i kelâmı bir bir nakl etdiklerinde Sadrıa‘zam cemî‘i ordu-yı İslâm içinde kol kol nâdîlere nidâ etdirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288a ·
metinde göster ·
cenginin yanında teferrücgâh-ı bâğ-ı Merâm-ı Aspuzu imiş. Ve bu Kandiye altında …
Ammâ ol gazâlar bu Kandiye cenginin yanında teferrücgâh-ı bâğ-ı Merâm-ı Aspuzu imiş. Ve bu Kandiye altında olan ceng-i azîm-i gûnâ-gûnlar hübût-ı Âdem'den berü bin yedi yüz aded mülûk devletlerinde böyle bir âlî gazâ olmamışdır ve olmaz da. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·
… gazâlar bu Kandiye cenginin yanında teferrücgâh-ı bâğ-ı Merâm-ı Aspuzu imiş. Ve
bu Kandiye
altında olan ceng-i azîm-i gûnâ-gûnlar hübût-ı Âdem'den berü bin yedi yüz aded …
Ammâ ol gazâlar bu Kandiye cenginin yanında teferrücgâh-ı bâğ-ı Merâm-ı Aspuzu imiş. Ve bu Kandiye altında olan ceng-i azîm-i gûnâ-gûnlar hübût-ı Âdem'den berü bin yedi yüz aded mülûk devletlerinde böyle bir âlî gazâ olmamışdır ve olmaz da. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·
kal‘asının iki tarafında asâkir-i İslâm muhâsarada germâ-germ ceng [ü] cidâlde …
Hikmet-i Hudâ bu Kandiye kal‘asının iki tarafında asâkir-i İslâm muhâsarada germâ-germ ceng [ü] cidâlde iken sene 1079 (---) sinde Kapudan Kaplan Paşa seksen pâre kadırga ve kırk pâre kalyon ile Hanya'ya yigirmi bin asker döküp ve bilâ-hisâb bârûd-ı siyâh ve niçe yüz bin çuval beksumât ve niçe bin gûne cebehâne ve mühimmât ve gayri sâ’ir levâzımât me’kûlât meşrûbâtlar ve top ve kumbaralar getirdi kim hisâb [u] kitâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… luk içün bizim birer balyoz ve konsoloz ve beğzâdelerimiz otururlar. Bizim dahi
bu Kandiye
kal‘ası içinde bir beğimiz otursun ve liman kurbunda bir mahalle beğimizin tevâ …
"Vallâhi evvellerde size bir elçimiz gönderüp, Tamaş dağından ötesi Hanya tarafları sizin olsun, Tamaş dağından beri Kandiye tarafları bizim olsun, demişdik. Geçen sene elçimizi kovup hâlâ Hanya kal‘anız içre elçimiz mahpûsdur. Ammâ şimdi Kandiye'yi size verelim, ammâ sizden ricâ ve temennâmız oldur kim Şibenik'de ve İspilet'de ve Zadra ve Marina ve Ribniçse ve Mandalina ve Kamin nâmân kal‘alarımızda sizin Bosna vezîri tarafından birer gümrük emînleriniz oturup gümrük mâlı tahsîl ederler. Ve sizin dahi cemî‘i bender iskelelerinizde meselâ Mısır İskenderiyyesi'nde ve Akye ve Sayda ve Berut ve Şâm-ı Tarabulus ve Haleb ve İskenderûn, Alanya ve İzmir ve'l-hâsıl cemî‘i iskelelerinizde dostluk içün bizim birer balyoz ve konsoloz ve beğzâdelerimiz otururlar. Bizim dahi bu Kandiye kal‘ası içinde bir beğimiz otursun ve liman kurbunda bir mahalle beğimizin tevâbi‘ât [u] levâhıkâtları sâkin olsunlar. Ve bir ricâmız dahi oldur kim bizim Suda kal‘amız bir cezîre taşlık yerdedir. Aslâ bir zirâ‘at edecek yeri yokdur. Ve ispirlonka adamız Karambusa cezîresimizde dahi eyle zirâ‘at edecek yerler yokdur üçü dahi bî-hâsıl yerlerdir. Sizden ricâmız oldur kim bu zikr etdiğimiz üç pâre adalarımıza Girid adasından anlara karşu yerlerde altışar mîl tûlen ve arzen topraklar verin, zirâ‘at etsinler, sizin dostluğunuzdan kesilmesinler. İşte bir ricâ ve temennâmız budur" deyüp hâmûş-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302a ·
metinde göster ·
… pa gemileri anlara râst gelüp bunlar kaça kaça Istandiye adasında karâr etmeyüp
bu Kandiye
limanına dar düşdüler. Biz dahi Barbariyye Cezâyirliden havf edüp karşudaki mâl …
Ve sizin kal‘a içre rehin paşa ve ağalarınızı karşu adaya gönderdiğimizin aslı oldur kim bizim cümle emvâl [ü] erzâklarımız şimdi karşu adada dağlar gibi yığılmışdır. Bu gelen on pâre imdâd papa kadırgaların sizin Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu yüz pâre kalyonlar ile henüz size imdâda gelirken bu papa gemileri anlara râst gelüp bunlar kaça kaça Istandiye adasında karâr etmeyüp bu Kandiye limanına dar düşdüler. Biz dahi Barbariyye Cezâyirliden havf edüp karşudaki mâlımız Cezâyirli urmasın deyü rehin paşaları ve cümle ağavâtları yasakçı gibi ale'l-acele karşu cezîreye gönderdik. Yohsa kal‘ayı size Allâh mübârek eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303b ·
metinde göster ·
kal‘asının bârûd hazînesi bir yerde değildir. Küffâr-ı âkıbet-kâr-ı dûrbîn-efkâ …
Ammâ bu Kandiye kal‘asının bârûd hazînesi bir yerde değildir. Küffâr-ı âkıbet-kâr-ı dûrbîn-efkâr eyle mülâhaza etmişler kim belki bârûd hazînesine bir ra‘d u berk zararı isâbet ede deyü on yedi yerde bârûd hazînesi etmişler. Ve kal‘a azîm olmağile bir yerden bir mesâfe-i ba‘îde yere bârûd taşımak emr-i asîr olmağile on yedi yerde lâzımlı mahallere bârûd hazînesi binâ etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 306b ·
metinde göster ·
… ir hisâr-ı üstüvâr-ı nîlgûn tâk ve lem-yekün mislühâ fi'l-bilâdi ve'l-âfâk olan
bu Kandiye
kal‘ası yigirmi yedi yıldan berü feth [u] teshîre gelmemiş idi. Niçe sipehsâlâr …
Bu kal‘a eyle bir hisâr-ı üstüvâr-ı nîlgûn tâk ve lem-yekün mislühâ fi'l-bilâdi ve'l-âfâk olan bu Kandiye kal‘ası yigirmi yedi yıldan berü feth [u] teshîre gelmemiş idi. Niçe sipehsâlârân-ı mu‘azzamlar ile niçe kerre yüz bin asâkir-i İslâmlar gelüp bu zîr-i kal‘ada cümle şehd-i şehâdet câmların nûş edüp sarhoş-ı vâdî-i hâmûşân olup ve niçe kerre yüz bin ibâdullâh-ı müslimîn bu kal‘anın feth [u] teshîriyçün esîr-i bend-i zencîr olup niçe bin pâre keştîler pâre pâre olup ve niçe kerre yüz bin aded re‘âyâ vü berâyâlar pârekende ve perîşân olup ve niçe bin kurâ ve kasabâtları vîrân ve alan u tâlân ve harâb [u] yebâb ahâlîleri esîr [ü] kebâb ve eser-i binâları türâb olup niçe kerre yüz bin gûne zulm [ü] ta‘addî olduğu ma‘lûm-ı âlem ve mefhûm-ı kâffe-i benî ümem olup lâkin ol bî-nihâye müttesi‘a deryâ-yı Sefîd'in ortasında vâki‘ olmuş yedi yüz yetmiş mîl Girid adasının şimâlîsine nâzır tarafında bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenger ve dilgîn kilîdi olmağile ve dâru'l-küfrün rükn-i rekîni ve metânetde sedd-i metîni olup felek-vâr üstüvâr ve enderûn [u]308a bîrûnunda esbâb-ı âlât-ı cidâl ile pür ve hiyel ü şeytânatlar ile içi ve taşrası memlû idi. Ve ka‘r-ı handakı ka‘r-ı zemînde ve fark-ı cevsakı çarh-ı berînde Moton tılâl-ı ke'l-cibâl Koron geçirmek ile sedd-i Ye’cûc-misâl ve Kahkahâ-vâr âhenden kavî ve metîn bir kal‘a olmuş idi. Ve derûnu ehrimen küffâr ile kûh-ı Kâf-misâl dolmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307b–308a ·
metinde göster ·
… arın dahi fethinde bu hakîre ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser ola. Lâkin
bu Kandiye
Yanık'dan ve Beç'den büyük olup bunda olan mekr ü hîlebâzlığı bir kal‘ada yokdu …
Ammâ anda dahi çok analar ve çok babalar ağlayup çok serdâr-ı mu‘azzamlar helâk olalar. Anların dahi fethinde bu hakîre ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser ola. Lâkin bu Kandiye Yanık'dan ve Beç'den büyük olup bunda olan mekr ü hîlebâzlığı bir kal‘ada yokdur. Ve bu kal‘anın keyfiyyet-i hâlin ibret ü im‘ân-ı nazar ile nazar eden kimesneleri hafî değildir, ammâ herkes mâ-vaka‘ı üzre ahvâline vâkıf olamaz, zîrâ ba‘zı âdem sûre-i (---)Arapça mefhûmu kabîlesindendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308a ·
metinde göster ·
… yüz pâre yelkenler ile gelüp bu cezîre-i Girid'i ve cezîre-i Mora'yı feth edüp
bu Kandiye
kal‘asın dahi feth eder, ammâ ol zamân kal‘a ancak Su kullesi olup Hazret-i Îsâ …
Ammâ mâ-tekaddem Hazret-i Yahyâ aleyhi's-selâm asrında ibtidâ Su kullesi binâ olunmuşdur. Ba‘dehu Hazret-i Ömer radıyallâhu te‘âlâ anh hilâfetinde Afrika pâdişâhlarından Fes ü Merankuş askeriyle Sultân Mansûr bin yedi yüz pâre yelkenler ile gelüp bu cezîre-i Girid'i ve cezîre-i Mora'yı feth edüp bu Kandiye kal‘asın dahi feth eder, ammâ ol zamân kal‘a ancak Su kullesi olup Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından içinde bir halîfe-i Mesîh sâkin olduğu Rûm tevârîhlerinde musarrahdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308b ·
metinde göster ·
El-hâsıl âdem cânı ırmak gibi akdı, ammâ gayri gazâlarda kan akardı, ammâ
bu Kandiye
altında kan üzre cân akardı. Ammâ kal‘a içinde bizim ümmet-i Muhammed'den esîr …
El-hâsıl âdem cânı ırmak gibi akdı, ammâ gayri gazâlarda kan akardı, ammâ bu Kandiye altında kan üzre cân akardı. Ammâ kal‘a içinde bizim ümmet-i Muhammed'den esîr olmuşlardı. Anlardan bin iki yüz nefer kimesneleri halâs oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309a ·
metinde göster ·
kal‘ası dîvârları üzre nev-peydâ cümle on iki bin yedi yüz yetmiş aded dendân-ı …
Mezkûr olan cümle tokuz aded kal‘a dîvârında olan tabyalar ve makaslar ve dahi dirsekler üzre elzem-i levâzımından olan mahal köşe başlarında cümle yüz elli aded yerde kârgîr binâ küçücük kullecikler var kim anlara karavulhâneler derler. Her birinin birer gûne nâmları vardır. Cümle kârgîr kubâblar ile ârâste olmuş şîrîn ve serâmed ve musanna‘ kulleciklerdir. Her birinde beşer altışar âdem sığup ahşamdan tâ sabâha dek hâlâ üç bin aded nigâhbânlar bu karavulhânelerde "Allâh yeğdir yeğ" deyüp feryâd ederek gülbâng-ı Muhammedî çeküp nevbet beklerler. Hattâ ba‘de'l-feth Sadrıa‘zam hazretleri bu Kandiye kal‘ası dîvârları üzre nev-peydâ cümle on iki bin yedi yüz yetmiş aded dendân-ı bedenler ve mazgallar ve top delikleri binâ etdirüp kal‘anın cümle rûy-ı dîvârların beyâz kuğu gibi ağardup hamd-i Hudâ henüz kal‘a-i Kandiye dürr-i beyz-âsâ olup mânend-i gevher oldu. Târîh-i münâsib:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b ·
metinde göster ·
içinde değil belki memâlik-i mahrûse-i islâmiyyede böyle bir câmi‘ yokdur kim s …
İmdi ey ihvân-ı vefâ bu Kandiye içinde değil belki memâlik-i mahrûse-i islâmiyyede böyle bir câmi‘ yokdur kim sâfî kârgîr toloz kubbeli bir Urûm kenîsesi idi. İçinde hâlâ ağaçdan bir eser olmayup cümle der-i dîvârı altun ile halkârî nakş-ı bûkalemûn iken şimdi bin kat ol kadar dahi ziyâde nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn olup serâpâ rûy-ı dîvârı altun hal ile zer-ender-zer olup nûrun alâ nûr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·