… lup kimesne müdâhale edemez ve Acem diyârında mum söndürürler, deyü meşhûr olan
bu kavm-i
habîsin içindedir. Yohsa gayrı diyârda görmedik ve istimâ‘ etmedik. Ammâ her di …
Ahvâl-i kabâyil-i İt-til: Lisân-ı Moğolîde İt-til demek köpek lisânlı demekdir. Ya‘nî ceng mahallinde bir gûne av‘av ve va‘va‘ eder kelb-i akûr kavm-i lecûcdur. Meselâ Mardin kal‘ası kurbunda Melek Ahmed Paşa efendimizle kırdığımız Sincar dağındaki Saçlı Kürdü gibi yigirmi bin mikdârı kavm-i nâ-pâk ve Hakdan bî-bâk bed-mezheb ve bed-meşreb ve cîfe-hâr ve har-süvâr-ı bî-dîn, murdâr kavmdirler, ammâ su’âl eylesen "Hazret-i Hamza neslindeniz" derler. Savm u salât ve hacc [u] zekât vermezler ve edâ-yı alâ mâ-farazallah nedir bilmezler. Bir avreti yedi sekiz kişi alup tezvîc ederler. Ol nisvân-ı sahib-i ussândan bir şakî veled-i zinâsı hâsıl olsa yedi sekiz babası bir yire cem‘ olup harâmzâdesinin eline sâhib-i zinâ vâlidesi bir elma verüp oğlan elmayı kankı zânîye verirse babası oldur, deyü hükm edüp ba‘dehû avret anın hükmünde olup kimesne müdâhale edemez ve Acem diyârında mum söndürürler, deyü meşhûr olan bu kavm-i habîsin içindedir. Yohsa gayrı diyârda görmedik ve istimâ‘ etmedik. Ammâ her diyârda teberrüken şâh pabucundan su içmeleri mukarrerdir kim şâhlarına ve hânlarına gâyet mutî‘ kavmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a ·
metinde göster ·
Semûd'a bir ra‘d u berk u sâ’ika azâbın verüp cümle kavm-i Semûd ol sayhadan ze …
Mu‘cize-i enbiyâ bir kaya-yı bâlâdır. Hazret-i Sâlih asrında bu kaya içre Nâka gâ’ib olunca Cenâb-ı Bârî tarafından Hazret-i Sâlih'e hâtif-i Rabbânî ile "Yâ Sâlih! Rûh ile'ş-Şâm!" emri olunca Hazret-i Sâlih Şâm tarafına gitdikde Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet bu kavm-i Semûd'a bir ra‘d u berk u sâ’ika azâbın verüp cümle kavm-i Semûd ol sayhadan zehreleri çâk ve dâr-ı karârları zîr-i hâk olup cümle kayalarda oyulmuş mağara evleri münhedim olup hâlâ cemî‘i kapularının üst eşikleri ve kayadan oyulmuş tavanları ve yükleri ve dollâbları cümle ka‘r-ı zemîne geçüp kimi baş aşağı, kimi yan bigi yatar kâ‘alar ve sarâylar var kim cümle Şâm huccâcı bu şehr-i Semûd içinden geçdikde temâşâ edüp gazabullah ne idiğün görüp Hûdâ-yı bîçûndan havf etmeleri ziyâde olur, ibret-nümâ harâbistândır. Andan Hazret-i Sâlih bu Akka şehrine gelüp sene (---) mu‘ammer olup merhûm oldukda bu hâk-i pâkde defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Gerçi bir binâ-yı azîm âsitânesi yokdur ammâ yine fukarâ-yı râ‘îden yedi sekiz nefer türbedârları ve hüddâmları vardır. Ammâ bu âsitâneyi dahi kum gark etmededir. Her sene cemî‘i şehir halkı cem‘ olup Hazret-i Sâlih'in rûh-ı şerîfinden istimdâd taleb edüp niçe kerre yüz bin arka yükü rimâli deryâya döküp kabr-i Hazret-i Sâlih'i tathîr ederler. Hakîr dahi hizmetimiz sebkat etsin içün dâmenimle niçe kerre kum taşıyup deryâya ilkâ edüp rûh-ı Sâlih Nebî içün bir Yâsîn-i Şerîf tilâvet edüp ziyâret-i vedâ‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
… dir. Biri Mısır cezîresinde on iki melik hükmünde Karalar kavmi çokdur. Biri de
bu kavm-i
Kalmak çokdur. İnşâ’allah mahalliyle bu Kalmak kavimleri dahi tahrîr olunur. He …
Bu Türkmân'ın niçe yüz gûne lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânlarını tercümân ile anlarlar, ammâ cümleden lisân-ı Etrâk-ı Çağatay fasihdir. Kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Etrâk-i Kozak ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Dağıstân ve kavm-i Lezgi ve Kumuk ve kavm-i Tatar-ı Buhârâ ve kavm-i Noğay-i Urumbat ve kavm-i Ulu Noğay ve kavm-i Kiçi Noğay ve kavm-i Şıdak Noğay ve kavm-i Haydak ve kavm-i Badrak-ı Kırım ve kavm-i (---)(---)(---) bunlar cümle lisân-ı Türk-i Tatar'dır. Türkmân ve Âl-i Osmân cümle bunlardandır. Ammâ Kalmuk Tatarı Çin ve Fağfûr ve Hıtâ ve Huten ve Moskov mâverâsında karanlık dünyâya varınca kavm-i Kalmuk başka Tatar'dır. On iki tâ’ifesi şâhları ve pâdişâh şehzâdeleri olup on iki aded lisânları var kim birbirlerinin lisânların anlamak ihtimâlleri yokdur. Cihânı dutmuş bir alay kavimdir. Moskov kralı ve Fağfûr ve Kozak tâ’ifesi bu Kalmah kavminden bîzâr olmuşdur. Rûy-ı arzda Cenâb-ı Allah iki kavmi bî-hesâb halk etmişdir. Biri Mısır cezîresinde on iki melik hükmünde Karalar kavmi çokdur. Biri de bu kavm-i Kalmak çokdur. İnşâ’allah mahalliyle bu Kalmak kavimleri dahi tahrîr olunur. Hemân Cenâb-ı Bârî sıhhât-ı beden, seyâhat-ı tâm, âhir nefesde îmân müyesser ede! Ba‘dehû bu Mar‘aş şehrin seyr [u] temâşâ etdigimizden sonra Mar‘aş'dan cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62b ·
metinde göster ·
… ister. Bu fermân ahâlî-i Ahlad'a gelince "Bid‘atdir ammâ ne çâre verelim", deyü
bu kavm-i
tâ’ife-i Büleh-i Oğuzân yüz bin yumurtayı cem‘ edüp diyâr-ı Mâhân'a götürmeğe â …
Sebeb-i harâbî-i şehr-i Ahlad: Zamânı kadîmde bu şehir Mâhân pâdişâhının hükmünde idi. Ol pâdişâh-ı bî-tedbîr Semenkân pâdişâhı üzre sefer etmeğe murâd edindikde bu şehr-i Ahlad ahâlîsinden sefer-imdâd içün yüz bin yumurta ister. Bu fermân ahâlî-i Ahlad'a gelince "Bid‘atdir ammâ ne çâre verelim", deyü bu kavm-i tâ’ife-i Büleh-i Oğuzân yüz bin yumurtayı cem‘ edüp diyâr-ı Mâhân'a götürmeğe âdem lâzım ve harcırâh lâzım ve bu beyzaları tahmîl etmeğe ester ü üştür-i devâbât lâzım. Bunlar âlem-i hayretde kalup meşveret ederler. Bu kavmin bu ahvâl-i perîşânları Mâhân şâhının mesmû‘u olup "Sizden tavuk yumurtası istemezdim, yüz bin gümüş yumurta isterdim. Çünki bir alây büleh kavimsizin. Sizi bu tekâlîfden mu‘âf etdim. Herkes beyzaların alsın, devâm-ı devletim ed‘ıyesine müdâvim olsunlar" deyü afvnâme gelince bunlar mâbeyninde cem‘ etdikleri beyzalara nişân komamışlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b ·
metinde göster ·
Ziyâret-i selâtîn-i Karakoyunlu: Bunlar memâlik-i Irâk'a ve Âzerbaycân'a ve şehr-i Ahlat'a mutasarrıf oldular. Cümle on nefer âdemlerdir. Bunlar Âl-i Yûsufî derler. Âl-i Osmân'a akrabâ olduklarından Kara Yûsuf hânları Timur-ı bî-nûr havfinden Bursa'da Yıldırım Hân'a vardığından Timur Yıldırım Hân üzre varup Yıldırım Hân'ı münhezim edüp Kara Yûsuf Mısır'a ve Mısır'dan Mekke'ye ve yine Ahlat'a geldi. Bunlar dahi Âl-i Osmân gibi diyâr-ı Mâhân'da iken Şâm halîfesi Hişâm b. Abdülmelik diyâr-ı Acem'de hakanı münhezim edüp cümle ümerâ-yı Dağıstân'ı ve kavm-i Tabserân'ı ve kavm-i Kumuğu ve kavm-i Moğol'u ve kavm-i Boğol'u ve kavm-i Kaytak'ı ve bu kavm-i Kara Koyunlu Âl-i Yûsuf'u İslâm'a getirüp Tatar cengizlikden çıkup cümle İslâm ile müşerref {oldular}. Ba‘de mevt-i Melik Hişâm bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf'u üzre Cengiz askeri "Siz Müslümân oldunuz" deyü istîlâ etdiklerinden bu Karakoyunlu dahi diyâr-ı Mâhân'dan 241b Âl-i Osmân ecdâdı Kuba Alp ve karındaşı Bayındır Hân ve Süleymân Şâh ve anın oğlu Ertuğrul Bay ile bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf diyâr-ı Mâhân'ı terk edüp diyâr-ı Ahlat'a gelüp tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a–241b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Cenâb-ı İzzet bu Âd kavmine Hazret-i Hûd ibni'l-Halûd ibn Âd'ı nebî gönderüp bu kavmi dîne da‘vet etdiğine delîl-i kat‘î âyet, sûre-i (---)Arapça âyeti nâzil olup birisi İslâm ile müşerref olmayup Hazret-i (---) ve karındaşı Hazret-i Hûd'a te’ezzîler ederlerdi. Âhir Cenâb-ı Bârî kavm-i Âd'a bir rîh-ı akîm verüp bunları gârlarında ve sahrâlarda ol rîh-ı sarsar birbirine ura ura helâk olduğuna sûre-i (---)(---) âyet, Arapça âyeti delîldir kim niçe bin kütüb-i mu‘teberelerde ve cümle tefâsîrde musarrahdır. Hatta bir âşık Türkîce bu ebyâtı Âd kavmi hakkında demişdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a ·
metinde göster ·
… üvânâ İbrâhîm Beğ'dir kim kerrât ile ceng âteş-i Nemrûd'una girüp çıkmışdır. Ve
bu kavm-i
Mahmûdî yüz yigirmi aşîret beğleri add olunur kim cümlesi İbrâhîm Beğ'den yıllı …
Hükûmet-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Bunlar Van'ın cânib-i şarkîsindeki yalçın dağlar içre sâkin olup Acem ile mâbeynlerinde ancak Şâh Gediği nâm bir dağ vardır ve müşâlarında Acem'in Kotur kal‘ası vardır. Bunlar cümle altı bin aded kılıç askerdir kim Kürdistân'da bunların atlısı gibi şecî‘ ve nâmdâr kavim yokdur. Kerrât ile Salmas ve Çorus ve Rûmiyye sahrâlarında Şâh askerine karşu koyup mansûr u muzaffer olmuşlardır. Beğleri Hoşaf kal‘asında sâkin olur bir tüvânâ İbrâhîm Beğ'dir kim kerrât ile ceng âteş-i Nemrûd'una girüp çıkmışdır. Ve bu kavm-i Mahmûdî yüz yigirmi aşîret beğleri add olunur kim cümlesi İbrâhîm Beğ'den yıllık ve donluk alırlar. Bunların da hâkinde hâs u harâc ve timâr u ze‘âmet vardır. Bunların cânib-i kıblesi Hakkarî'dir. Ve Hakkarî hânı Yezdenşîr hazretleri ile akrabâlardır. Andan şimâlleri hâk-i kal‘a-i Van'dır kim Van'dan Araytı'da Hoşaf kal‘asına gelir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
… im şütürbe kürbe bir mudhik lisândır kim mahallinde tahrîr olunur. Cenâb-ı Bârî
bu kavmi
hıfz-ı emânda ide, âmîn.
Ve bu tâ’ifenin asılları ecnâs-ı mütenevvi‘adan tenâsül bulmağile bunların mâbeyninde bir gûne lehce-i mahsûsa lisânları var kim şütürbe kürbe bir mudhik lisândır kim mahallinde tahrîr olunur. Cenâb-ı Bârî bu kavmi hıfz-ı emânda ide, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256a ·
metinde göster ·
… müneccim ve kallâb u kezzâbdır kim kırk seneden berü anın katli geçmişdi." deyü
bu kavm-i
gaddâr hân-ı bî-haberin hakkına ol kadar hümeze ve lümezelik etdiler kim ⟦Arapç …
Hemân ol gün paşa alâ tarîkı's-seyr Van'ın içkal‘asında Yeniçeri Ağası Abdî Ağa ziyâfete varup anda cemî‘i Van ağaları ve cümle Ekrâd beğleri ile müşâvere olup cümle a‘yân-ı Van ve cümle ümerâ-yı Kürdistân hân-ı âlîşândan şikâyet edüp, "Ber-vâcibü'l-izâle Mülhid ü Şî‘î ve Hurûfî ve Cebrî ve Kaderî-mezheb fâsık ü fâcir velev sallî ve sehhâr ü müneccim ve kallâb u kezzâbdır kim kırk seneden berü anın katli geçmişdi." deyü bu kavm-i gaddâr hân-ı bî-haberin hakkına ol kadar hümeze ve lümezelik etdiler kim Arapça öte tarafa geçdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259b ·
metinde göster ·
… yeri ve serdârı yokdur. Ammâ Âsitâne tarafından yüz elli akçe kadısı vardır. Ve
bu kavm-i
Mahmûdî cümle sekiz bin asker olur. Ammâ kerrât ile Acem şâhına karşu komuşlard …
Ahvâl-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Sene 955 târîhinde Sultân Süleymân'a itâ‘at edüp Tebrîz ve Nahşevân ve Revân seferlerinde hizmet-i vâfireleri sebkat etmeğile ülkeleri kendülere ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık deyü hükûmet verilmişdir. Hâlâ Van eyâletinde tabl [u] alem sâhibi ocak beğidir. Hâlâ hâkimü'l-vakti İbrâhîm Beğ'dir. Ülkesi tahrîr olunup kânûn-ı Süleymân {Hân} üzre timâr u ze‘âmetleri vardır. Beğinin hâssı kendi diyârının ebvâb-ı mahsûlâtıdır. Ol takrîb ile Van vâlîsiyle sefer eşerler, ammâ alâybeği, çeribaşı ve dizdârı ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ Âsitâne tarafından yüz elli akçe kadısı vardır. Ve bu kavm-i Mahmûdî cümle sekiz bin asker olur. Ammâ kerrât ile Acem şâhına karşu komuşlardır. Gâyet şecî‘ ve yarar ve bahâdır şehbâz gâzîlerdir. Cümle al ve yeşil ve sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ü muvahhid âdemlerdir. Mâbeynlerinde bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi nefy-i beled, azl-i ebed ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… e medfûnlardır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı Moğol deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde
bu kavm-i
Moğol lisânı üzre bu şehre Kışvân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Keşân derler, lisân- …
Ba‘dehû bu şehr-i Kâşân bu vakf-ı dünyâ içre niçe bin mülûkdan mülûka intikâl edüp kâh imâr ve kâh harâb olup sene (---) târîhinde Bağdâd Halîfesi El-Mustansır Billah üzre Moğol kavmi gelüp Bağdâd'ı kabza-i tasarrufa alup bu Kâşân'da Aka Bây nâm vezîri hâkim olup eyle imâr eder kim gûyâ Dımışk-ı Şâm-ı cennet-meşâm eder. Âhir Moğol Pâdişâhı İnçul Şâh Bağdâd'dan bu Kâşân'a gelüp pây-i taht-ı İnçoliyân olup dahi âbâdân olur. Kavm-i Moğolî'de şâhlara İnçoliyân derler ammâ cümle Moğol-ı İnçuliyân üç neferdir. Üçü de bu Kâşân'dan İnçul olup üçünü de bu Kâşân'da katl eylemişlerdir. Hâlâ hâric-i Kâşân'da bir kıbâb-ı serâmed içre medfûnlardır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı Moğol deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde bu kavm-i Moğol lisânı üzre bu şehre Kışvân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Keşân derler, lisân-ı Hindî'de Kejdimân ya‘nî akreb diyârı, lisân-ı Arab'da Kâsibân ya‘nî kâr idiciler derler. Lisân-ı Çağatay'da Keşân-bür derler. Lisân-ı Pârsîde Kâşân ve Kaşân derler. Zirâ kaf ve kâfın birbirlerine kurb-ı mahreci vardır. Ammâ niçe efvâh-ı nâsda Kâşiyân ve Kasıyân {derler}. Ammâ lûgat-i sahîhi Kâşân'dır. Zîrâ ism-i kadîmi şehr-i Kılmân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
Bağdâd'ın tekellümleri ekseriyyâ Fârisî ve Arabî ve Kürdî ve Türkmanî lehcesi ü …
Der-beyân-ı ahâlî-i lisân-ı ıstılâhât: Bu kavm-i Bağdâd'ın tekellümleri ekseriyyâ Fârisî ve Arabî ve Kürdî ve Türkmanî lehcesi üzre fesâhat u belâğat ile mülemma‘ bir hoş kelimâtları vardır. Kavm-i avânı lisân-ı Ermenî ve Hindce dahi bilirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
Bağdâd bir girdâbda kalmış kişi gibidir. Bu şehr-i Bağdâd'a Acem şâhı istîlâ et …
Bu kavm-i Bağdâd bir girdâbda kalmış kişi gibidir. Bu şehr-i Bağdâd'a Acem şâhı istîlâ etse ehl-i Bağdâd'a, "Ey Nu‘mân-ı A‘zamî-i Sünnî!" ve Âl-i Osmân mutasarrıf olsa bu ehl-i Bağdâd'a, "Ey Şâhseven Şî‘î vü Râfızî vü Hâricî!" derler. Bu hâl üzre ehl-i Bağdâd arada kalmışdır. Ammâ cümlesi yârândan âlüfte vü âşüfte ve yârân-ı ehl-i dilân sebük-rûh ve halîm ü selîm ve halûk u merd-i meydândır kim ni‘metleri bây u gedâya ve fukarâ vü zu‘afâya mebzûldur. Ve cümle muhibb-i garîbü'd-diyârlardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… ahmet saçılup yetmiş aded âfât-ı semâvî ve âfât-ı arızîden halâs oldunuz." deyü
bu kavm-i
Ubbâdân'a tebşîr etmişdir.
Ba‘dehû Bağdâd'da Tâk-i Kisrâ münhedim olup Urfa'da âteşgede-i Nemrûd sönüp niçe bin alâmetler zuhûr edüp Hazret-i Resûl vücûda geldiği gice cümle kavm-i Ubbâdân tecdîd-i îmân etdiler. Anınıçün bu kavme kavm-i Ubbâdân deyü tesmiye olunmuşdur. Ba‘dehû Hazret-i Resûl'e kırk yaşında nübüvvet geldikde bu kavim cümle Hazret'e varup tecdîd-i İslâm etdiklerinde Hazret buyurdular kim "Yâ kavm-i ibâdullah-i âbidân-ı Ubbâdân! Size müjde olsun kim Cenâb-ı Allah sizin üzerinize ve şehriniz üzre cennetden bir kapu açdı kim subh u mesâ size ve hayvânlarınıza ve türâb-ı pâkinize ve cümle mevtânıza ol rahmet kapusundan rahmet saçılup yetmiş aded âfât-ı semâvî ve âfât-ı arızîden halâs oldunuz." deyü bu kavm-i Ubbâdân'a tebşîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b ·
metinde göster ·
Ba‘de Hicreti'n-Nebeviyye sene 36 târîhinde Hazret-i Alî bu kavm-i Humeydiyye'yi dîn-i Muhammediyye'ye da‘vet edüp da‘vete icâbet etmediklerinden Hazret-i Alî leşker-i firâvân ile gelince cümlesi hâk-i pây-ı Alî'yi rûmâlîde edüp şeref-i İslâm ile müşerref oldular. İlâ hâze'l-ân kavm-i Akra gâyet mü’min ü muvahhid ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb Sünnî kavmdirler. Hâssu'l-hâs Ekrâd-ı hâlisdirler. Hazret-i Alî bu kavme hayr du‘â etdiğinden evlâd-ı ensâbları bî-hisâbdırlar. Ve hayr-ı berekâtları vâfir ve enhâr-ı uyûnları mütekâsir olduğundan mâ‘adâ cânib-i şarkîsinde olan kûh-ı Akra kim hudûd-ı Acem'de vâki‘ olmuşdur, ol kûh-ı bülend üzre yedi gûne ma‘âdin-i hâlis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374b ·
metinde göster ·
… m'u berâber dutup aslâ sevmezler ve kelb olan yere ve millet-i Nasârâ olan yere
bu kavm-i
İmâdiyye girmezler. Ve küffâr ile ve Kızılbaş ile asla bey‘ [ü] şirâ etmezler. …
Bî-medh-i kenîse-i râhibân-ı Mıkdısiyân: Cümle (---) aded deyr-i bıtrîk u kıssîs u derdergân-ı ruhbânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin kendileri ticâret ile gelüp giderler, sâkin olamazlar. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi ve Urum'u berâber dutup aslâ sevmezler ve kelb olan yere ve millet-i Nasârâ olan yere bu kavm-i İmâdiyye girmezler. Ve küffâr ile ve Kızılbaş ile asla bey‘ [ü] şirâ etmezler. Cümle re‘âyâları Ya‘kûbî ve Celüvî Ermenîlerdir. Harâc-güzâr olduklarından şehirlerde kadîm a‘sârlardan berü deyrleri vardır. Ve yaylak dağlarında Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî kavmi Kürdleri vardır. Anlar köpeğe meyl-i muhabbet edüp kelb-perest olduklarıyçün İmâdiyye kavmi ol Yezîdîleri şehirde görseler katl ederler. Hâsıl-ı kelâm gâyetü'l-gâye mü’min ü muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a Şâfi‘îyyü'l-mezheb pâk ü pâkîze dâmen mücâhid fî-sebîlillah kimesnelerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… ğlar içre sâkin olup bir alây dağî ü bâğî ü zâğî âdemler olup cemî‘i müverrihân
bu kavm-i
Ekrâdı yedi bin gûne kavim addetmişler ammâ bu abd-i ahkar-ı kalîlü'l-bızâyenin …
Der-beyân-ı ahâlî-i lehce-i mahsûs-ı ıstılâhât: Bu diyâr-ı Kürdistân vilâyet-i azîm olmağile cümlesi dağlar içre sâkin olup bir alây dağî ü bâğî ü zâğî âdemler olup cemî‘i müverrihân bu kavm-i Ekrâdı yedi bin gûne kavim addetmişler ammâ bu abd-i ahkar-ı kalîlü'l-bızâyenin anladığına göre yigirmi dörd bin kadar ülkelerdir kim her bir bini birbirinden onar konak fâsıla ülkelerdir ve her ülke kavminin bir gûne ıstılâhât-ı ibârât kelâmları vardır kim birbirlerinin lehcesin müşâsında olan kimesneler anlar. Yohsa bir ülke-i ba‘îd olan kimesneler iki ülke aşrı olan kavmin kelimâtların bir tercümân ile anlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380b ·
metinde göster ·
… hek ve Cezîre kavimlerine cümle Humeydiyye kavmi derler kim Hazret-i Yûnus Nebî
bu kavm-i
Humeydiyye'ye ba‘s olunmuşdur.
Ba‘dehû Hazret-i Yûnus Musul kavmin dîne da‘vet etdikde hamd ü senâ ile İslâma geldiklerinden ahâlî-i Musul'a kavm-i Humeydiyye derler. Şehr-i Akra ve İmâdiyye ve Hakkarî ve Dühek ve Cezîre kavimlerine cümle Humeydiyye kavmi derler kim Hazret-i Yûnus Nebî bu kavm-i Humeydiyye'ye ba‘s olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 404a ·
metinde göster ·
… arâb etmişdir. Hâlâ âbâdânî Benî Sehvân Urbânı kara haymeleriyle sâkin olurlar.
Bu kavm-i
kabîle dahi kabâ’il-i Mavâl'dan add olunur. Yedi bin aded güzîde fârisü'l-hayl- …
Menzil-i Toprakkal‘a: (---) hâkinde nehr-i Şatt kenârında bir toprak yığılı bayır üzre bir harâb kal‘a olduğundan Toprak hisâr derler. Bânîsi Me’mûn Halîfe'dir. Şehrezûl hâkinden beri tarafa geçenlere ârâmgâh olmağiçün binâ olunup ol asırda âbâdân imiş, Timur Hân harâb etmişdir. Hâlâ âbâdânî Benî Sehvân Urbânı kara haymeleriyle sâkin olurlar. Bu kavm-i kabîle dahi kabâ’il-i Mavâl'dan add olunur. Yedi bin aded güzîde fârisü'l-hayl-i Fârisî, fesâhat u belâğat sâhibî Urbân-ı uryânlardır. Ammâ bunlarda olan devâbât makûlesi câmûs u cemel ve bakar u ganem ve teys ü küheylân atlar bir Urbân'da yokdur ve mahbûb u mahbûbeleri gâyet çokdur. Ve zirâ‘atları cümle darıdır ve bükler içre çemenzâr ve alefzâr yeri gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
Bir kesin hânesinde hûn-ı Hüseyin kalmasa deşt-i Kerbelâ'da İmâm Hüseyin'in şehîd olduğu mahalden hâk-i Kerbelâ getirdüp elbette bir müslim şehîd etdiklerinde türâb-ı Kerbelâ'yı ol hûn ile mülemma‘ edüp mahall-i iktizâda buhûr edüp yakarlar. Tâ bu mertebe mel‘ûn Yezîdî-i Dâsnî'dir. Lisân-ı Kürd'de Dâsnî (---) demekdir, ya‘nî müntehâ kavm-i gâzîyândır, ammâ hikmet-i Hudâ bu kavm-i melâ‘înin içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2b ·
metinde göster ·
… lis Hânı Abdâl Hân'a bunlar dilgîr olmağile hânın askerini münhezim eden ibtidâ
bu kavm-i
Malazcird{dır} ve ba‘dehû kavm-i Mahmûdî idi.
Eyâlet-i Erzurûm'da başka sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 100.000 akçe eder. Livâsında 14 ze‘âmetdir ve 282 tîmârdır. Alaybeği ve çeribaşısı vardır. Kanûn üzre cebelüleriyle bin beş yüz asker olur, ammâ Kürdistân olmağile bizimle Bitlis Hânı cenginde bile olduklarından ma‘lûmumuzdur kim sekiz bin aded müsellâh ü müzeyyen ve müretteb asker idiler. Bitlis Hânı Abdâl Hân'a bunlar dilgîr olmağile hânın askerini münhezim eden ibtidâ bu kavm-i Malazcird{dır} ve ba‘dehû kavm-i Mahmûdî idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15a ·
metinde göster ·
Ammâ bu kavm-i Leh kavm-i Çeh'e müşâ olmağile ba‘zı ıstılâhât [u] ibârâtlarında Çeh lisânı isti‘mâl olunur. İnşâ’llâh ol dahi bir mahallinde tahrîr olunur. Ez-în-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Kırılov: Uruslar Kürilov dahi derler. Nehr-i Özü kenârınca bir sarp taş kal‘adır. Aşağı varoşu kesme handaklar içinde {5000 evdir}, şehr-i azîmdir. Hâkimi Sarıkamış hatmanıdır. Ne Leh'e ve ne Maskov'a ve ne Kırım'a tâbi‘ değil, bir alay ipden kazıkdan kurtulmuş dalâlet-âyîn müşrikîndir. Birkaç müfîd u muhtasar deyrleri ve çârsûları vardır. Bu kavm-i Kazaklar nehr-i Özü'ye Vodenipir derler. Bâğları yokdur, ammâ bâğçeleri azdır. Andan yine cânib-i kıbleye bir konakda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48b ·
metinde göster ·
Kazak dahi Maskov ve Leh gibi Rûm keferesi mezhebinde olup salîbe-perest ve per …
Bu kavm-i Kazak dahi Maskov ve Leh gibi Rûm keferesi mezhebinde olup salîbe-perest ve perhîz ve ıyd-ı bednâmları cümle Rûm keferesi gibi millet-i Mesîhiyyeden geçinüp Kitâb-ı İncîl okurlar. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 49a ·
metinde göster ·
… kmündedir, ammâ Saz Macarı irşeklerinin tahtgâhlarıdır kim cemî‘i 28a zamânda
bu kavm-i
Saz Macarı'ndan Âl-i Osmân'a isyânları zâhir olmamışdır. Bir alay âkıl ve müdeb …
Lisân-ı Saz Macarınca (---)(---) demekdir. "Bânîsi Adom nâm kral-ı Saz binâsıdır" deyü esîrlerim nakl etdi. Erdel krallarının hükmündedir, ammâ Saz Macarı irşeklerinin tahtgâhlarıdır kim cemî‘i 28a zamânda bu kavm-i Saz Macarı'ndan Âl-i Osmân'a isyânları zâhir olmamışdır. Bir alay âkıl ve müdebbir ve munsıf ve ehl-i ırz ve âkıbet-endîş ankâ bâzergân keferelerdir. Bu kal‘a-i Praşo kapudanları ve şagları ve birovları ve jodojları ve birovları cümle pür-silâh atlar üzre ellerinde gümüş asâlarıyla alay edüp bizim askere istikbâle çıkup bizi şehir varoşuna kondurup meks etdik. Gayri asâkirimize şehrin cânib-i garbîsinde yer gösterüp hayme vü hargâhlarıyla anlar dahi konup dörd bin askerimiz der-ân defter edüp âdem başına nîm vukiyye et ve birer vukiyye sipov beyâz ekmek ve buna göre sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât envâ‘larından bal ve yağ ve pirinç ve şeker ve kahve ve büber ve darçın ve karanfile varınca her gün bir bir ve araba araba ta‘yînâtları getirüp teslîm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b–28a ·
metinde göster ·
… d lisânında ba‘zı Arab elfâzları vardır kim hâlâ aralarında isti‘mâl olunur. Ve
bu kavm-i
Arnavud bu İskender ve Avlonya dağlarından tulû‘ edüp lisân-ı Talyan-ı Fireng i …
Cümlenin lisânları Arnavudcadır kim bir lisâna benzemez, zîrâ bu Arnavud kavminin ibtidâ asl [u] fer‘leri Mekke-i Mükerreme Kureyşîlerinden kavm-i Arab'dır. Anıniçün Arnavud lisânında ba‘zı Arab elfâzları vardır kim hâlâ aralarında isti‘mâl olunur. Ve bu kavm-i Arnavud bu İskender ve Avlonya dağlarından tulû‘ edüp lisân-ı Talyan-ı Fireng ile ihtilât ederek lisân-ı Arab ile lisân-ı Fireng arasında lisân-ı Arnavud'u Hazret-i Ömer hilâfetinde peydâ etdiklerinin sebebin ve kavm-i Arnavud'un asl [u] fer‘leri inşâallâh mahalliyle tahrîr olunur, ammâ şimdi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34b ·
metinde göster ·
Meğer bu kal‘a Nemse kâfirinin Tata kal‘ası imiş. Küffâr mazgal deliklerinden
bu kavmi
görüp kimi handak kenârında yatır kimi durur ve kimi oturur ve kimi yoğurd iste …
Meğer bu kal‘a Nemse kâfirinin Tata kal‘ası imiş. Küffâr mazgal deliklerinden bu kavmi görüp kimi handak kenârında yatır kimi durur ve kimi oturur ve kimi yoğurd ister. Hemân küffâr müşâvere edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98b ·
metinde göster ·
Âdil Noğay ve Şıdak Noğay ve Urumbet Noğay ve Kör Yûsuf Mirza Noğay elleri Kırı …
Mukaddemâ bu kavm-i Âdil Noğay ve Şıdak Noğay ve Urumbet Noğay ve Kör Yûsuf Mirza Noğay elleri Kırım cezîresi vilâyeti hâricinde Or kal‘asından taşra Heyhât sahrâsı nihâyetinde Kırım'a muttasıl yerlerde konup göçüp zevk u safâ edüp hânlara otlak hakkı verüp Kırım diyârın ve Osmânlı vilâyetlerin yağ u bal ve sığır ve koyun ve kuzu ile ve Kazak-ı âk vilâyetleri ve Maskov ve Leh ve Krakov vilâyetlerinden aldıkları esîr-i mâl-ı ganâ’imle diyâr-ı İslâmı ganîmet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b ·
metinde göster ·
Tatar mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden bir alay gâzîyân-ı müc …
Hulâsa-i kelâm kavm-i Sol‘ât-ı Tatar bu rûy-ı arzı dutmuşdur, ammâ li'llâhi'l-hamd bu cezîre-i Kırım Tatarı üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın nazarı ta‘alluk edüp her ne cânibe teveccüh ederlerse her bâr mansûr u muzaffer gelüp cemî‘i kâfiristâna bî-rahmlikleri velvele salup kavm-i Tatar'ın havf [ü] haşyetlerinden cemî‘i kâfiristân kâfirlerinin amânları kesilüp bî-îmân kalmışlardır. Hamd-i Hudâ bu kavm-i Tatar mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden bir alay gâzîyân-ı mücâhidânlar olup mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafa'nın du‘âsı berekâtıyla cezîre-i Kırım'da ve gayri bilâdlarda sâkin olup cânib-i erba‘ada olan küffâr-ı dûzah-karârların karârgâhları olan memleketlerin alan u tâlân ve keferelerin esîr-i nâlân edüp sığâr [u] kibâr evlâd nisvân bintânlarını esîr-i pây-beste ve dil-haste şikeste beste edüp niçe bin gûne şikence edüp at derisi ve at şikenbesi ve at bağırsakların esîrlere yedirerek cümle keferelerin evlâd [u] ensâbların diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Hattâ bu kavm-i Tatar-ı adû-şikâr hakkında hadîs-i sahîh vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… evlâd [u] ensâbların diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Hattâ
bu kavm-i
Tatar-ı adû-şikâr hakkında hadîs-i sahîh vardır.
Hulâsa-i kelâm kavm-i Sol‘ât-ı Tatar bu rûy-ı arzı dutmuşdur, ammâ li'llâhi'l-hamd bu cezîre-i Kırım Tatarı üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın nazarı ta‘alluk edüp her ne cânibe teveccüh ederlerse her bâr mansûr u muzaffer gelüp cemî‘i kâfiristâna bî-rahmlikleri velvele salup kavm-i Tatar'ın havf [ü] haşyetlerinden cemî‘i kâfiristân kâfirlerinin amânları kesilüp bî-îmân kalmışlardır. Hamd-i Hudâ bu kavm-i Tatar mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden bir alay gâzîyân-ı mücâhidânlar olup mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafa'nın du‘âsı berekâtıyla cezîre-i Kırım'da ve gayri bilâdlarda sâkin olup cânib-i erba‘ada olan küffâr-ı dûzah-karârların karârgâhları olan memleketlerin alan u tâlân ve keferelerin esîr-i nâlân edüp sığâr [u] kibâr evlâd nisvân bintânlarını esîr-i pây-beste ve dil-haste şikeste beste edüp niçe bin gûne şikence edüp at derisi ve at şikenbesi ve at bağırsakların esîrlere yedirerek cümle keferelerin evlâd [u] ensâbların diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Hattâ bu kavm-i Tatar-ı adû-şikâr hakkında hadîs-i sahîh vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
Tatar hergiz gıybet ve mesâvî ve sû-i zan ve kîn ü kibr ve buğz [u] adâvet ve r …
Ve bu kavm-i Tatar hergiz gıybet ve mesâvî ve sû-i zan ve kîn ü kibr ve buğz [u] adâvet ve remm ü nemm etmek yokdur. Biri birleri içinde gâyet ayıbdır. Bir kişi gıybet ve mesâvî kelecisi işitğe andan gayri kişiler nefret eder. Ancak buğz u adâvetleri gayri kavm ve gayri düşman üzre gidüp nehb ü gâret etme adâvetin ederler kim el-buğzullâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
Tatar-ı sebükbârın bârhâneleri olmayup seferlere aslâ zahîreden bir şey götürme …
İmdi bu kavm-i Tatar-ı sebükbârın bârhâneleri olmayup seferlere aslâ zahîreden bir şey götürmezler. İllâ talkan ve kurut ve at kaburkası kazısı götürürler. Ol dahi kifâyet etmeyüp hemân yollarda lengpâ olan atları ve sehel hastalığa yüz dutup yorgun ve argın ve du[r]gun atlar kâfire kalmış deyü hemân ol ân ol atı Hak yoluna kurbân edüp derisiyle pâreleyüp paylaşırlar, kimi pişirüp kimi çirki nâm tegeltisi altına koyup üstüne binüp at ile yorta yorta at etinin suyu çekilüp pişdi deyü tegeltisi altındaki at etin yeyüp def‘-i cû‘ edüp kâfiristâna akınlar ve çapullar civerüp cemî‘i düşmanlarına şemşîr-i sitîz-i tîğ-ı sertîzi bî-dirîğ urup bakıyyetü's-süyûf olan kefereleri evlâd [u] ıyâlleriyle keşân ber-keşân sürüyüp diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Min-indillâh bir alay gâziyân-ı ser-bâzân-ı âşıkân-ı Âl-i Cingiziyândır. Hafizakallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
… bin atlı dahi gelüp yetişdi, ammâ atların izi on iki kat tapkır olup yol oldu.
Bu kavm-i
Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr eyle yortarlar kim bunlara kuş yetişmez, ammâ A …
Evvelâ Or'dan taşra meks olundukda ol gün kırk yedi bin asker-i Tatar cem‘ olup iki kerre yüz bin esb-i tâzî ile Heyhât sahrâsına düşüp şimâl cânibine kâmil on beş sâ‘at yer yortup anda tohtayup durduk. Ol gece Kırım'dan yigirmi bin atlı dahi gelüp yetişdi, ammâ atların izi on iki kat tapkır olup yol oldu. Bu kavm-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr eyle yortarlar kim bunlara kuş yetişmez, ammâ Allâhümme âfinâ bu seğirdimde bir âdem {atdan} tekerlense eger atı ve eger kendi davranmayup gerüden gelenlerin atları ayağı altında pâymâl-i rimâl olup âdem herîse olup 110a atı keşkek olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109b–110a ·
metinde göster ·
… mân ol âdem at ayakları altında pâymâl-i rimâl olup şehîd olur, zîrâ ol mahalde
bu kavm-i
Tatar ardlarına ve izlerine bakmak de’bleri değillerdir, zîrâ onar ve on beşer …
Bu kavim ol kavm-i sâ‘ıka-i ra‘d-vârdır kim tahmînen küffâr bir iki merhale yerlerde kalınca cemî‘i Tatar'a çapul bırakmak, ya‘nî ılgar ile gitmek fermân olundukda cümle kavm-i Tatar mukaddemâ arpaya bağlanmış ve yaranmış ve kızaklanmış ağırmak küheylân atlarına ol gün süvâr olup seğirdirler. Allâh ırağ eylesün ol mahalde bir âdem atdan tekerlense aslâ halâs mümkin değildir. Hemân ol âdem at ayakları altında pâymâl-i rimâl olup şehîd olur, zîrâ ol mahalde bu kavm-i Tatar ardlarına ve izlerine bakmak de’bleri değillerdir, zîrâ onar ve on beşer kadar atlar birbirlerinin kuyruklarına arkanlarla bağlı olup cümle atlar birbirlerin keşân ber-keşân çekerler. Eyle ana baba gününde bir at dahi yıkılsa ol at bir dahi davranmayup atların ayakları altlarında helâk olur, değil ki benî âdem atdan yıkılup halâs ola. Ol at dahi zîr-i pây-i semendde ve benî âdem dahi atların ayakları altlarında herse ve ma‘cûn ve lahm-ı acîn gibi olur Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112a ·
metinde göster ·
… e ve tarlalara ekin ekmeğe ve köylerinde oturmağa râhatları yokdur. Gûyâ kâfire
bu kavm-i
Tatar tâ‘ûn askeridir.
Ve dahi gayri karaçı halkı mâbeynlerinde bir ankâ mirza baş olup iki üç bin batır yiğitler ile bir top olup beşbaşa giderler. Bunlar niçe olursa giderler, tapkır hisâbları yokdur, hemân cemapur askeri gibi giderler. Ammâ küffâr bu askerden ziyâde havf eder, zîrâ bunlar düşmana amân u zamân vermeyüp ve sefere gitmeleri zamânında olmayup biri biri ardları sıra araları kesilmeyüp kâfiristâna bir beşbaşı gider. Biri dahi bir gayri yoldan gider. Anıniçün küffâr bu kavimden gâyet havf eder, zîrâ küffâr ne dağlara ve ormanlara odun kesmeğe ve tarlalara ekin ekmeğe ve köylerinde oturmağa râhatları yokdur. Gûyâ kâfire bu kavm-i Tatar tâ‘ûn askeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
… bu Şîrîn beği eli altında üç yüz aded hasîbü'n-nesîb mirzalar vardır. Hakkâ ki
bu kavm-i
kabîle büyük oymaklardır kim Çadır dağı 125b altında Nakşevân elinde sâkin ol …
Andan kânûn üzre Şîrîn beği yigirmi bin cürd atlı Tatar'a mâlikdir. Hân kızlarından hâsıl olurlar. Yine hasîbü’n-nesîb Âl-i Cingiziyândandır, zîrâ bu Şîrî[n] beği mâ-tekaddemden hânlar (...) dan evvel Kırım eyeleri idi, zîrâ Cuci Hân Kırım'a mâlik olurken ibtidâ Kırım'a girüp kılıç urup Kırım'ı mutalayan(?) bu Şîr[în] beğlerinin ecdâdlarıdır kim Cuci Geray Hân bu gâzîlere ibtidâ duhter-i pâkîze-ahterin verdiklerinden ilâ hâze'l-ân kânûn-ı Cuci Hân'dır kim cemî‘i hânlar kızların bu Şîrîn beğlerine verirler. Anıniçün hânlara bunlar akrabâdırlar. Ve bu Şîrîn beği eli altında üç yüz aded hasîbü'n-nesîb mirzalar vardır. Hakkâ ki bu kavm-i kabîle büyük oymaklardır kim Çadır dağı 125b altında Nakşevân elinde sâkin olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a–125b ·
metinde göster ·
… erçi her hânda hasta ve sâhib-firâş olanları hânedân sâhibleri gözedirler, ammâ
bu kavm-i
Tatar tâ‘ûndan havf edüp firâr ederler. Ol ecilden Sâhib Geray Hân câmi‘i kurbu …
Der-makâm-ı dâru’ş-şifâ-yı bîmâristân: Gerçi her hânda hasta ve sâhib-firâş olanları hânedân sâhibleri gözedirler, ammâ bu kavm-i Tatar tâ‘ûndan havf edüp firâr ederler. Ol ecilden Sâhib Geray Hân câmi‘i kurbunda bir iki hücre bîmârhâne vardır, {hasta} gözedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
Noğay'ın araba çeken ve ekin eken çatal örgüçlü buğur develeri deşt-i Kerbelâ h …
Me’âl-i kelâm oldur kim bu kavm-i Noğay'ın araba çeken ve ekin eken çatal örgüçlü buğur develeri deşt-i Kerbelâ hâdisesinde halk olunmuş çatal örgüçlü develerdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
Çerâkese Âdemî demesinin aslı oldur kim mezkûr u mevsûf olan dıraht-ı azîmin kı …
Bu kavm-i Çerâkese Âdemî demesinin aslı oldur kim mezkûr u mevsûf olan dıraht-ı azîmin kıblesi karşusundaki kayaların dâmeninde mezkûr Kızlar Kitgen ve Kızlar Algan nâm suyun başında bir mağâra-yı azîm var. Kızlar Algan suyu bu gâr-ı yetîmândan taşra çıkar. Bu mağâranın iç yüzünde tuçdan bir âdem sûreti var. Kaddi iki kad bizim benî âdem kaddi kadar vardır. Ve anın sağ elinde kubbe kadar bir tuçdan gürz-i girânı var, dâ’imâ gürzü ol tuç âdem sallayup kâhîce omuzuna kor, ammâ yine gürz omuzunda hareket etmededir. Her kim ol gâra girmek murâd edinse ol kehfden çıkan Kızlar Algan sunun kenârıyla yürüyüp ol tuç âdemin önünden geçüp mağâraya girmek isteyen kişi tuç âdemin iç yüzünde bir kapu dahi var. Cümle bu kapudan içeri ne var ise taşra kapudan içeri girince ikinci kapudan içeri yığınlar dahme-i Efrâsiyâb mâl-ı Kârûnlar cümle nümâ[yâ]ndır, ammâ bu abd-i hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153b ·
metinde göster ·
Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar a …
Ve aslâ bu kavm-i Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza ve bal suyu içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·