… îmdir. On bir minâresi nümâyân idi. Ammâ bu hakîr sehl müşevveşü'l-hâl olmağıla
bu kendi
bir hoş temâşâ edemeyüp atımıza süvâr olup,
Kend-i Sükûn: Nahşıvân hudûdunda kûh-ı Sükûn dâmeninde bir ma‘mûr ve âbâdân kurâdır kim gûyâ bir şehr-i azîmdir. On bir minâresi nümâyân idi. Ammâ bu hakîr sehl müşevveşü'l-hâl olmağıla bu kendi bir hoş temâşâ edemeyüp atımıza süvâr olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294a ·
metinde göster ·
… en bunda İslâmbol tarzı minâreli bir câmi‘-i zîbâ inşâ etmekle elsine-i Acem'de
bu kende
zâviye-i Ahmed Paşa derler. Hâlâ yine bu kend ol câmi‘-i dilküşânın evkâfıdır. …
Menzil-i zâviye-i Ahmed Beğ: Nahşıvân hâkinde beş yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kenddir. Üç câmi‘i var. Âl-i Osmân'ın Zal Paşazâde Ahmed Paşası, Nahçevân hâkimi iken bunda İslâmbol tarzı minâreli bir câmi‘-i zîbâ inşâ etmekle elsine-i Acem'de bu kende zâviye-i Ahmed Paşa derler. Hâlâ yine bu kend ol câmi‘-i dilküşânın evkâfıdır. Andan 16 sâ‘at ma‘mûr kendli özler içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
Menzil-i zâviye-i Ahmed Beğ: Nahşıvân hâkinde beş yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kenddir. Üç câmi‘i var. Âl-i Osmân'ın Zal Paşazâde Ahmed Paşası, Nahçevân hâkimi iken bunda İslâmbol tarzı minâreli bir câmi‘-i zîbâ inşâ etmekle elsine-i Acem'de bu kende zâviye-i Ahmed Paşa derler. Hâlâ yine bu kend ol câmi‘-i dilküşânın evkâfıdır. Andan 16 sâ‘at ma‘mûr kendli özler içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
… ubbe-i nüh-tâkdır. Türbedârları dahi Hüseyn-i Baykarâ'nın evlâd-ı evlâdıdır. Ve
bu kend
bu âsitânenin evkâfıdır, deyü cevâb etdiler. Andan kalkup 7 sâ‘at gidüp,
Ziyâret-i Mirzâ Rızâ ibn Hüseyn-i Baykarâ: 296b Ahâlî-i kend, Hüseyn-i Baykarâ oğludur, dediler. Ammâ kabrinin mermer sandûkasında "Nâ-murâd b. Bahâdır-ı Şağad b. Hüseyn Baykara" hattı tahrîr olunmuşdur. Eflâke ser çekmiş bir kubbe-i nüh-tâkdır. Türbedârları dahi Hüseyn-i Baykarâ'nın evlâd-ı evlâdıdır. Ve bu kend bu âsitânenin evkâfıdır, deyü cevâb etdiler. Andan kalkup 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296a–296b ·
metinde göster ·
… nigûn, çınarlar ile müzeyyen râhlı kend-i müzeyyendir kim cümle Tebrîz halkının
bu kend-i
imâristânda bâğ u bostânda kasr-ı alîleri ve teferrücgâh hâneleri vardır. Lâkin …
Menzil-i kend-i Sehlân: Tebrîz hânı hâssıdır. Bir düz sahrâda bin hâneli ve bâğ u bâğçeli ve yedi câmi‘li ve hân [u] hammâmlı ve müfîd [u] muhtasar esvâk-ı şâhîli ve cümle bîd-i ser-nigûn, çınarlar ile müzeyyen râhlı kend-i müzeyyendir kim cümle Tebrîz halkının bu kend-i imâristânda bâğ u bostânda kasr-ı alîleri ve teferrücgâh hâneleri vardır. Lâkin bu kendin dahi ahâlîsi Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinirler ammâ bunlar dahi mel‘ûn Râfizîler'dir. Ammâ âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı âlemdir. Bundan kalkup giderken sağ tarafımızda Şam-ı Gazan-ı Muhammed Şâh kubbesi eflâke ser çekmiş altı sâ‘at yerde nümâyân idi. Rûhiyçün bir Fâtihâ tilâvet edüp bir çemenzâr yerde sehl meks edüp Tebrîz'e âdem gönderdik. Üç sâ‘atden atlara süvâr olup pür-silâh Tebrîz elçisi ile at başı berâber olup 297b anın nökerleri esbâb-ı ihtişâmlarıyla önleri sıra hakîrin kırk aded tevâbi‘leri dahi önümüz sıra giderken karşudan deryâ-misâl bir asker nümâyân olup geldiler. Meğer Tebrîz hânının kethüdâsı istikbâlimize çıkup anınla rikâb rikâba 9 sâ‘atde alay-ı azîm ile şehr-i Tebrîz'e mâh-ı (---) günü dâhil olup şehrin çârsû-yı bâzârında niçe yüz bin benî Âdem deryâ-misâl temâşâya çıkup hakîr dahi onları temâşâ ederek şehrin bir ucundan Hân sarâyına kâmil iki sâ‘atde varup Hân-ı âlî-şân Kelp Alî Hân karşu çıkup dîvânhane-i âlîsinde zanû-be-zânû karâr edüp bir dîvân-ı azîm edüp kös-i hâkâniyân ve kerrenây-ı Efrâsiyâb ve nefîr ve sûrnây-ı Çemşîdî üç nevbet çalınup ber-dârât-ı azamet-ihtişâm kâlây [u] metâ‘ların arz etdiler kim başı cığalı ve serbend tâclı havârici pür-silâh, kat-ender-kat olup çâker-i gulâm-vâr dest-beste âmâde dururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 297a–297b ·
metinde göster ·
… imâristânda bâğ u bostânda kasr-ı alîleri ve teferrücgâh hâneleri vardır. Lâkin
bu kendin
dahi ahâlîsi Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinirler ammâ bunlar dahi mel‘ûn Râfizîler'di …
Menzil-i kend-i Sehlân: Tebrîz hânı hâssıdır. Bir düz sahrâda bin hâneli ve bâğ u bâğçeli ve yedi câmi‘li ve hân [u] hammâmlı ve müfîd [u] muhtasar esvâk-ı şâhîli ve cümle bîd-i ser-nigûn, çınarlar ile müzeyyen râhlı kend-i müzeyyendir kim cümle Tebrîz halkının bu kend-i imâristânda bâğ u bostânda kasr-ı alîleri ve teferrücgâh hâneleri vardır. Lâkin bu kendin dahi ahâlîsi Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinirler ammâ bunlar dahi mel‘ûn Râfizîler'dir. Ammâ âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı âlemdir. Bundan kalkup giderken sağ tarafımızda Şam-ı Gazan-ı Muhammed Şâh kubbesi eflâke ser çekmiş altı sâ‘at yerde nümâyân idi. Rûhiyçün bir Fâtihâ tilâvet edüp bir çemenzâr yerde sehl meks edüp Tebrîz'e âdem gönderdik. Üç sâ‘atden atlara süvâr olup pür-silâh Tebrîz elçisi ile at başı berâber olup 297b anın nökerleri esbâb-ı ihtişâmlarıyla önleri sıra hakîrin kırk aded tevâbi‘leri dahi önümüz sıra giderken karşudan deryâ-misâl bir asker nümâyân olup geldiler. Meğer Tebrîz hânının kethüdâsı istikbâlimize çıkup anınla rikâb rikâba 9 sâ‘atde alay-ı azîm ile şehr-i Tebrîz'e mâh-ı (---) günü dâhil olup şehrin çârsû-yı bâzârında niçe yüz bin benî Âdem deryâ-misâl temâşâya çıkup hakîr dahi onları temâşâ ederek şehrin bir ucundan Hân sarâyına kâmil iki sâ‘atde varup Hân-ı âlî-şân Kelp Alî Hân karşu çıkup dîvânhane-i âlîsinde zanû-be-zânû karâr edüp bir dîvân-ı azîm edüp kös-i hâkâniyân ve kerrenây-ı Efrâsiyâb ve nefîr ve sûrnây-ı Çemşîdî üç nevbet çalınup ber-dârât-ı azamet-ihtişâm kâlây [u] metâ‘ların arz etdiler kim başı cığalı ve serbend tâclı havârici pür-silâh, kat-ender-kat olup çâker-i gulâm-vâr dest-beste âmâde dururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 297a–297b ·
metinde göster ·
… ve imâretleri ve çârsû-yı bâzârları vardır. Ve yedi pâre ma‘mûr kılâ‘ları var.
Bu kend
kılâ‘larının her birin ta‘rîf ve tavsîf eylesek bir müccelled kitâb olur.
Evvelâ Nâhiye-i Serâçûn, Benâçûn, Dercerût, Kârdûl, Heştrûd, Behsând, 305a Rângûrân, Kızılören, bu zikr olunan nevâhîlerin her birinde seksener ve yüzer pâre ma‘mûr [u] âbâdân kend-i masîrler vardır. Cümlesi beş yüz altmış pâre kenddir. Ammâ altmışı şehr-i azîm şekilli câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve imâretleri ve çârsû-yı bâzârları vardır. Ve yedi pâre ma‘mûr kılâ‘ları var. Bu kend kılâ‘larının her birin ta‘rîf ve tavsîf eylesek bir müccelled kitâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304b–305a ·
metinde göster ·
… üz hâne-i gülistândır ve evkâf-ı Hazret-i Şâm-ı Gazan'dır ve kabr-ı Şâm-ı Gazan
bu kendden
nümâyândır. Bunda mihmândâr aceb hizmet edüp mihmândârlık eyledi. Ale's-sabâh b …
Menzil-i kend-i Hacı Harâmî: Tebrîz hâkinde ma‘mûr [u] âbâdân kend-i hıyâbândır. Cümle üç yüz hâne-i gülistândır ve evkâf-ı Hazret-i Şâm-ı Gazan'dır ve kabr-ı Şâm-ı Gazan bu kendden nümâyândır. Bunda mihmândâr aceb hizmet edüp mihmândârlık eyledi. Ale's-sabâh bu kendden iki yüz yekkesüvâr âdem refîk olup kelenter vedâ‘ edüp avdet etdi. Andan cânib-i şimâle (---) sâ‘at kend-i imâristân içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a ·
metinde göster ·
… n nümâyândır. Bunda mihmândâr aceb hizmet edüp mihmândârlık eyledi. Ale's-sabâh
bu kendden
iki yüz yekkesüvâr âdem refîk olup kelenter vedâ‘ edüp avdet etdi. Andan cânib- …
Menzil-i kend-i Hacı Harâmî: Tebrîz hâkinde ma‘mûr [u] âbâdân kend-i hıyâbândır. Cümle üç yüz hâne-i gülistândır ve evkâf-ı Hazret-i Şâm-ı Gazan'dır ve kabr-ı Şâm-ı Gazan bu kendden nümâyândır. Bunda mihmândâr aceb hizmet edüp mihmândârlık eyledi. Ale's-sabâh bu kendden iki yüz yekkesüvâr âdem refîk olup kelenter vedâ‘ edüp avdet etdi. Andan cânib-i şimâle (---) sâ‘at kend-i imâristân içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a ·
metinde göster ·
Menzil-i kend-i Tîlfirâk: Bin hâneli ve câmi‘ ve tekye ve hân ve hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı ve bâğ u besâtîn ve pirinc mahsûllü kend-i İrem'dir. Murâd Hân Revân'ı muhâsara etdükde bu kendden yetmiş bin dıraht-ı azîm kat‘ olunup Revân kal‘asına havâle olmağiçün tabyalar binâ etmişler ammâ ol zamândan berü bu kendin bâğlarında şecere-i müntehâlar hâsıl olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Bu kendden Revân hânına âdemler gönderüp ertesi ale's-sabâh yine cânib-i şimâle gidüp bir âb-ı hayât çayını atlar ile ubûr edüp bir çemenzâr yerde sehl istirâhat edüp yine esb-süvâr olup giderken karşudan bir alay-ı azîm nümâyân olup geldiklerinde meğer Revân hânının kethüdâsı Elvend Akay imiş. Ba‘de'l-musâfaha rikâb rikâba olup bir alay-ı azîm ile Tebrîz'den (---) günde (---) konakda (---) el-mübârekde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… p Revân kal‘asına havâle olmağiçün tabyalar binâ etmişler ammâ ol zamândan berü
bu kendin
bâğlarında şecere-i müntehâlar hâsıl olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Bu kendden Revân …
Menzil-i kend-i Tîlfirâk: Bin hâneli ve câmi‘ ve tekye ve hân ve hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı ve bâğ u besâtîn ve pirinc mahsûllü kend-i İrem'dir. Murâd Hân Revân'ı muhâsara etdükde bu kendden yetmiş bin dıraht-ı azîm kat‘ olunup Revân kal‘asına havâle olmağiçün tabyalar binâ etmişler ammâ ol zamândan berü bu kendin bâğlarında şecere-i müntehâlar hâsıl olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Bu kendden Revân hânına âdemler gönderüp ertesi ale's-sabâh yine cânib-i şimâle gidüp bir âb-ı hayât çayını atlar ile ubûr edüp bir çemenzâr yerde sehl istirâhat edüp yine esb-süvâr olup giderken karşudan bir alay-ı azîm nümâyân olup geldiklerinde meğer Revân hânının kethüdâsı Elvend Akay imiş. Ba‘de'l-musâfaha rikâb rikâba olup bir alay-ı azîm ile Tebrîz'den (---) günde (---) konakda (---) el-mübârekde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… n berü bu kendin bâğlarında şecere-i müntehâlar hâsıl olmuş kim ta‘bîr olunmaz.
Bu kendden
Revân hânına âdemler gönderüp ertesi ale's-sabâh yine cânib-i şimâle gidüp bir …
Menzil-i kend-i Tîlfirâk: Bin hâneli ve câmi‘ ve tekye ve hân ve hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı ve bâğ u besâtîn ve pirinc mahsûllü kend-i İrem'dir. Murâd Hân Revân'ı muhâsara etdükde bu kendden yetmiş bin dıraht-ı azîm kat‘ olunup Revân kal‘asına havâle olmağiçün tabyalar binâ etmişler ammâ ol zamândan berü bu kendin bâğlarında şecere-i müntehâlar hâsıl olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Bu kendden Revân hânına âdemler gönderüp ertesi ale's-sabâh yine cânib-i şimâle gidüp bir âb-ı hayât çayını atlar ile ubûr edüp bir çemenzâr yerde sehl istirâhat edüp yine esb-süvâr olup giderken karşudan bir alay-ı azîm nümâyân olup geldiklerinde meğer Revân hânının kethüdâsı Elvend Akay imiş. Ba‘de'l-musâfaha rikâb rikâba olup bir alay-ı azîm ile Tebrîz'den (---) günde (---) konakda (---) el-mübârekde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
Kend-i Meküçüvür: Kür kenarında yedi yüz hâneli ve câmi‘ ve hân ve hammâmlı hadîka-i İremli müselmân kendidir. Aslâ kefere yokdur. Bunın dahi ipeği memdûhdur. Kür’ün karşu tarafında Kendere nâm bir azîm kend, cümle keferelerdir. Kayıklarla beri Meküçü[vü]r kendine geçüp hafta bâzârı ederler. Bu kendler Gence hudûdudur. Andan kalkup Kuşlunca 310b belin aşup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 310a–310b ·
metinde göster ·
… ostları cebeleyüp hakîr dahi ana üç aded münakkaş Kaya Sultân makramesi verdik.
Bu kend
içre
Ülke-i kend-i Zahor: Bu dahi yüz elli pâre, kasaba-misâl bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve hân [u] hammâmlı kend-i azîmlerdir kim Dağıstân pâdişâhının boybeğlerinden Emîr Yûsuf Beğ hükmündedir. Lâkin bir kaç kerre Acem'e tâbi‘ olmışlardı. Hâlâ sünnî Şâfi‘iyyü'l-mezheb yedi bin cengâver ü dilâver ü server-i hünerver âdemleri vardır. Beğiyle bir gice hüsn-i ülfet edüp bize elli aded zerdeva postu ve beyâbân kedisi postları cebeleyüp hakîr dahi ana üç aded münakkaş Kaya Sultân makramesi verdik. Bu kend içre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318b ·
metinde göster ·
… endin dâmeninde yüz hâneli ma‘mûr [u] âbâdân bâğ u bâğçesiz kend-i müzeyyendir.
Bu kend
nehr-i Furât'ın mahreci başında vâkı‘ olmuşdur. Mukaddemâ Erzurûm evsâfında tah …
Karye-i Umudum Sultân: Bir kûh-ı bülendin dâmeninde yüz hâneli ma‘mûr [u] âbâdân bâğ u bâğçesiz kend-i müzeyyendir. Bu kend nehr-i Furât'ın mahreci başında vâkı‘ olmuşdur. Mukaddemâ Erzurûm evsâfında tahrîr olunan Kur‘ân-ı Azîm ile sâbit "mâ-i Furât" bu karye-i Dumlu Sultân cebelinde bir gâr-ı azîmden tulû‘ eder. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı hayvândır kim gûyâ sûre-i Arapça bu nehr-i cân-perverin hakkında nâzil olmuşdur. Birer zirâ‘-ı melikî alabalıkları olur kim gûyâ her biri birer mâ’ide-i cennet-i me’vâdır. Cemî‘î vücûdları la‘l-ı Bedahşân ve zümürrüd-i İsvân ile müzeyyen, murassa‘-endâm mâhî-i cinânlardır. Ammâ bu mahalde Umudum Sultân medfûn olup ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olmağıla bir kes cür’et edüp bu mâhîleri sayd etmeğe cür’et edemezler, ammâ bir fersah aşağıda sayyâdlar sayd edüp tenâvül etdiklerinde âdemin dimâğı abîr u anber râyihasından mu‘attar olur. Ne kadar tenâvül olunsa hara[r]et [u] sıkleti yokdur,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a ·
metinde göster ·
… 'nin güzîde askeri bundadır ve cümle Evliyâ Beğ'e tâbi‘lerdir. Hatta Evliyâ Beğ
bu kende
bir ayn-ı zülâlin başında İremezâtdan nişân verir bir bâğ-ı İrem inşâ etmiş kim …
Menzil-i Mellahan: Evc-i semâya ser çekmiş kayalar mâbeyninde bir vâsi‘ dere içre bin hâneli bâğlı u bâğçeli Ekrâd Müselmanlardır kim cümle Şâfi‘îyyü'l-mezheb kimesnelerdir. Ekseriyyâ Mahmûdî'nin güzîde askeri bundadır ve cümle Evliyâ Beğ'e tâbi‘lerdir. Hatta Evliyâ Beğ bu kende bir ayn-ı zülâlin başında İremezâtdan nişân verir bir bâğ-ı İrem inşâ etmiş kim gûyâ Konya'nın bâğ-ı Merâm'ıdır. Kethudâsı gelüp bu bâğçede bir ziyâfet etmişdir kim ta‘bîr olunmaz. Bunda dahi yine Evliyâ Beğ tarafından kaplan postları pîşkeş hedâyâlar alup beş yüz aded koyunlar ile cümlesin Van'a fürûht etmeğe gönderdim. Andan üç sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a ·
metinde göster ·
Kend-i İmâm Rızâ: Mukaddemâ Rûmiyye ve Tebrîz Osmânlı elinde iken
bu kend
Tebrîz'de Ca‘fer Paşa câmi‘i vakfı imiş. Ba‘dehû bu diyâra Acem istîlâ etdikde …
Kend-i İmâm Rızâ: Mukaddemâ Rûmiyye ve Tebrîz Osmânlı elinde iken bu kend Tebrîz'de Ca‘fer Paşa câmi‘i vakfı imiş. Ba‘dehû bu diyâra Acem istîlâ etdikde yine İmâm Rızâ'ya vakf ederler. Bir vâsi‘ fezâda bâğ-ı İremli ve üç bin 300a hâneli ve kelenterli ve mihmândârlı ve mütevellîli ve müte‘addid câmi‘li ve kifâyet mikdârı dükkânlı kend-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b–300a ·
metinde göster ·
âb u hevâsından hazz edüp üç sene sâkin olup ibâdet eder. Hâlâ cemî‘i şâhlar ve …
Makâm-ı ziyâretgâh-ı Hazret-i İmâm Rızâ radıyallahu anh: Bağdâd-ı behişt-âbâddan diyâr-ı Horasân'a giderken bu kendin âb u hevâsından hazz edüp üç sene sâkin olup ibâdet eder. Hâlâ cemî‘i şâhlar ve cemî‘i hânlar imâr ide ide binâ-yı azîmler ile inşâ olunmuş bir tekye-i Bektaşiyân'dır kim vasfında lisân kâsırdır. Eğer bu tekye-i pür-envârı mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek "İmâm Rızâ evkâfın tahrîr etdirmeğe rızâsı olmaya." deyü tahrîr olunmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a ·
metinde göster ·
Kend-i Semâdühün: Bu dahi iki bin hâneli ve câmi‘ ve hân u hammâmlı kenddir. Bu kendler şehr-i Kazvîn'e ve şehr-i Karakan derbendine gâyet karîb kendlerdir. Andan cânib-i cenûba 5 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304b ·
metinde göster ·
… vend cenginde Hazret-i Sa‘d-ı Vakkâs kendi âleti olan düşman okuyla mecrûh olup
bu kendde
sıhhat bulunca sâkin olup, "İmâr ola." deyü du‘â eder. Hâlâ makâm-ı Sa‘d-ı Vakk …
Kend-i Hazret-i Sa‘d-ı Vakkâs: Nihâvend hâkinde bin hâneli şehir-misâl câmi‘ ve hân u hammâm ve çârsû-yı şâhîli bir kend-i İrem'dir. Kaçan kim Nihâvend cenginde Hazret-i Sa‘d-ı Vakkâs kendi âleti olan düşman okuyla mecrûh olup bu kendde sıhhat bulunca sâkin olup, "İmâr ola." deyü du‘â eder. Hâlâ makâm-ı Sa‘d-ı Vakkâs ulu âsitânedir. Birkaç Sünnî tekye-nişînleri vardır, ammâ kendüleri niçe yirde medfûn olduğun biliriz. Evvelâ Medîne-i Münevvere Bakî‘inde ve Mısır İskenderiyyesi kal‘asının Bâb-ı Ahdar'ı dâhilinde ve Şâm'a karîb Cisr-i Ya‘kûb ile Cübb-i Yûsuf mâbeyninde azîm âsitânelerin ziyâret etmişiz. Kuddise sırrahû
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 308b ·
metinde göster ·
Irâk-ı Acem'de hâk-i Gazvîn'de hâlâ sultânlıkdır kim bin nökere mâlik Pîr Yâr Sultân'dır. Bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan el-Müstekfî Billah'dır. Gazûb pâdişâh olmağile oğlu el-Müstemsik Billah'ı bu kende nefy-i beled edüp bu kal‘ayı evlâdı haps olmağiçün binâ edüp ismine anınçün Deylem dediler. Hâlâ Deylem-i Irâk derler, ya‘nî Irâk zindânıdır. Irâk-ı Arab deylemi Kudüs kurbünde kal‘a-i Kerek'dir. Rûm'da mahbeshâne kal‘a-i Rodos'dur. Diyâr-ı Acem'de deylem kal‘a-i Kahkahâ'dır, diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup'dur, diyâr-ı Leh'de kal‘a-i Kamaniçse'dir, diyâr-ı Budin'de Usturgon kal‘asıdır ve diyâr-ı Alman'da kal‘a-i Pojon'dur. Bu mezkûr kal‘alar cümle zikr olunan diyârların esfeli gibi sicin deylemleridir. Ammâ bu Deylem-i Irâk cümleden eşeddir. Gerçi sarp kayalı değildir ammâ binâ cihetinde Deylem-i Müstekfî deyü nâm-ı bed-nâm vermişdir. Lâkin cirimde Sorhbîd kal‘asına mânenddir. Kûh-ı Deylem dâmeninde bir pest-pâye püşte üzre nümâyişli bir kal‘a-i sicn-i Irâk'dır. Aşağı varoşu ancak iki bin hânedir ammâ binâları gâyet atîkdir. Halkı ulemâ olmağile her mülûka itâ‘at edüp şehri gâret olunmadığından köhne binâ hâne-i zîbâları vardır ve câmi‘ ü hân u hammâm u çârsû-yı şâhîsi vardır. Hevâsı gâyet latîf olduğundan necîb ü reşîd püserleri ve ders-i Aristo Şâfi‘îyyü'l-mezheb âdemleri vardır. Hatta Tefsîr-i Deylemî sâhibi (---)(---) hazretlerinin maskat-ı re’sleri bu şehr-i imâr olduğiçün Tefsîr-i Deylemî derler. Bâğ u bâğçesi ve meyvesi firâvândır. Andan gendümü danedâr sorh-endâmdır. Lâkin nânı gâyet lezîzdir kim gûyâ nân-ı Hemedân'dır. En a‘lâ ve matîf gendümü Kal‘atü'l-Mut binâ olduğu Rudbâr nâhiyesinden gelir ammâ terbiye ile hûb nânı olur. Bu şehir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317a ·
metinde göster ·
karîbdir. Ba‘zı âdemlerimiz karye-i Kirâm'a kondular ammâ üç küheylân at ve beş …
Karye-i Kirâm: Dahi bu kende karîbdir. Ba‘zı âdemlerimiz karye-i Kirâm'a kondular ammâ üç küheylân at ve beş âdemimiz ol gice arslanlar helâk edüp ale's-seher bir sürü arslanlara râst gelüp ceng-i azîm ederek bizden bir âdem atından tekerlenüp atı arslanlar pâre pâre edüp herîf-i zarîf piyâde firâr edüp askere geldikde arslanlar lâşe-i esbi yerlerken her tarafdan dirhemli tüfengler ile arslanları kurşuma dutup yedisini ol sâ‘atde katl edüp birisinin postu burnundan tâ kuyruğu ucuna varınca otuz üç karış bir gazanfer idi, Allahümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357b ·
metinde göster ·
… et hammâmı vardır kim gûyâ Erzurûm'un Hasan kal‘ası banaları olduğundan anınçün
bu kende
Banaköy derler. Bunlar dahi Acem'den Âl-i Osmân'a tâbi‘ olmuşlardır. Mîr-i aşîr …
Menzil-i kend-i Bana: Dağlar içinde bin hâneli ma‘mûr köydür. Hân u câmi‘i vardır ammâ çârsû-yı bâzârı yokdur. Lâkin hammâm yerine bunda bir germâb-ı kudret hammâmı vardır kim gûyâ Erzurûm'un Hasan kal‘ası banaları olduğundan anınçün bu kende Banaköy derler. Bunlar dahi Acem'den Âl-i Osmân'a tâbi‘ olmuşlardır. Mîr-i aşîretlerine Bana beği derler. Üç bin güzîde Ekrâd'a mâlikdir. Beğlerine Hevân Beğ derler. Andan kalkup yine şimâle dağlar ve beller ve sa‘b yollar aşup 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a ·
metinde göster ·
Menzil-i hudûd-ı Börüce kendi: Sâfî Kürd-i bî-amândır kim dağ âdemleridir.
Bu kendin
mukâbelesinde bir yalçın kaya üzre şekl-i müselles bir seng-binâ kal‘a-i sağîre …
Menzil-i hudûd-ı Börüce kendi: Sâfî Kürd-i bî-amândır kim dağ âdemleridir. Bu kendin mukâbelesinde bir yalçın kaya üzre şekl-i müselles bir seng-binâ kal‘a-i sağîre nümâyân idi ammâ varup derûn-ı hisâra dâhil olup hakka'l-yakîn hâsıl etmedik ammâ ayne'l-yakîn hâsıl etdik ve ihtiyârlarından eyle istimâ‘ etdik kim Süleymân Hân asrında bu kal‘a emân ile Budak Hân Beğ Serdâr-ı mu‘azzam Baltacı Paşa'ya kal‘a miftâhların teslîm edüp yine ülkeyi ber-vech-i ocaklık Budak Beğ'e ihsân etmişler. Andan kalkup yine taraf-ı şimâle niçe kend-i ma‘mûrlar ve mahsûldâr fezâlar ve dıraht-ı müntehâlı ormanları 10 sâ‘atde geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a ·
metinde göster ·
… n u hammâmlı çârsûsuz bir ma‘mûr u âbâdân bin beş yüz hâneli belde-i ma‘mûrdur.
Bu kendin
hâyilindeki kûh-ı bülend üzre kal‘a-i Cihân Şâh nâm bir kal‘a-i tamâm vardır ki …
Menzil-i ülke-i Oraman: Bir dere kenârında hakkâ ki orman hıyâbânlı bâğ u bâğçeli ve câmi‘ ü hân u hammâmlı çârsûsuz bir ma‘mûr u âbâdân bin beş yüz hâneli belde-i ma‘mûrdur. Bu kendin hâyilindeki kûh-ı bülend üzre kal‘a-i Cihân Şâh nâm bir kal‘a-i tamâm vardır kim Âzerbaycân şâhlarından Cihân Şâh binâ etmeğile anın ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ma‘mûr u âbâdândır ammâ bu mahalde sayd-ı şikâre taraş ve tola ve çapar ve araş zağarlar ile ve Bağdâd ve Urfa küçüğü tazılarımızla şikâra gidüp kal‘a-i Cihân Şâh'ı temâşâ edemedik ammâ mesâfe-i ba‘îdeden seng-binâ bir kal‘a-i metîn-i ra‘nâ nümâyân idi. Ahâlî-i vilâyetin takrîri üzre bunu da Süleymân Hân asrında Cihân Beğ nâm bir mîr-i hümâm bu kal‘ayı yine Baltacı Mehemmed Paşa'ya teslîm-i miftâh edüp mutî‘ olur. Ammâ ahâlîsi cümle Ekrâd-ı Şâfi‘îdir. Mîr-i aşîretlerinin ismi Şems-i Alî'dir. Ellerinde hatt-ı şerîfleri var kim, "Eğer Acem ve eğer Osmânlı gâlib olup Şehrezûr zor-ı bâzû ile her kimde ola bu kavim ana tâbi‘ ola." deyü ellerinde yarlığ-ı belîğleri var ve ülkenin cânib-i şarkîsinde Hemedân ve Dergezîn-i Acem beş konak yakındır. Cânib-i kıblesinde dahi kal‘a-i Musul beş menzil yerdir. Ve cânib-i şimâlinde kal‘a-i İmâdiyye dahi beş menzil zemîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a ·
metinde göster ·
Mu‘cize-i Yûnus Nebî: Bu kal‘a-i Akra kurbünde medîne-i Nenîvâ ki Hazret-i Yûnus anda meb‘ûs olmuşdur. Ana karîb dağlar içre üç sâ‘atde Beled-i Betra nâm bir kend-i sağîr vardır. Bu kend halkından Hazret-i Yûnus asrında imân getiren Humeydiyye kavminden idiler. Çünki Hazret-i Yûnus balık karnından çıkup şiddet-i hârda aç u zâc ve bir nâna muhtâc kalınca bu mezkûr Betra halkı şehr-i Musul bâzârına gelmişlerdi. Hazret-i Yûnus'u bu hâlde görüp bir hayli i‘zâz u ikrâm edüp bir nânpâre verüp Hazret-i Yûnus'u toylayup kal‘a-i Akra'ya andan Beled-i Betra'larına getirüp ta‘zîm ü tekrîm ederler. Hazret-i Yûnus bunlardan mahzûz olup hayr du‘â edüp bu kavme bir âsiyâb-ı dakîk binâ edüp "İnkırâzu'-devrân mü’ebbed ola!" deyü du‘â eder. Hâlâ ol değirmân Beled-i Betra hâricinde zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375a ·
metinde göster ·
… lı bir câmi‘ ve hânlı ma‘mûr kurâdır kim Gâzî Durhan Beğ evkâfıdır. Mütevellîsi
bu kend-i
ra‘nâya hâkim ve zâbitdir ve,
Hakkâ ki kırk aded kavak-ı müntehâlar bir yere vâki‘ olup sâyesi gûyâ hıyâbân-ı Acem olmuş bu çemenzâr ve mesîregâha muttasıl iki yüz hâne-i zîbâlı bir câmi‘ ve hânlı ma‘mûr kurâdır kim Gâzî Durhan Beğ evkâfıdır. Mütevellîsi bu kend-i ra‘nâya hâkim ve zâbitdir ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 99b ·
metinde göster ·
… âmında bir bodur kara vezîr Kemen Yanoş kralı katl edeceğin yazmış. Kemen Yanoş
bu kendi
katli tasvîrin görüp bozmuş ve bu mahalde bizim Serasker Ali Paşa'yı kır at üzr …
Ve Mehemmed Paşa nâmında bir bodur kara vezîr Kemen Yanoş kralı katl edeceğin yazmış. Kemen Yanoş bu kendi katli tasvîrin görüp bozmuş ve bu mahalde bizim Serasker Ali Paşa'yı kır at üzre Mısır sarığı ile kahverengi kürkü ve köse sakalıyla bu vilâyete gelüp harâb edeceğin ve Apopi Mihal otuz yıl kral olacağın şekl-i murdâriyle karşu karşuya Ali Paşa ile tasvîr eylemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a ·
metinde göster ·
… âmetdir. Yedi manastırı ve birkaç dükkânları var gûyâ bir kasaba-i mu‘azzamdır.
Bu kend-i
kebîr kurbunda bir hıyâbân dağlar içre,
Menzil-i karye-i Banya: Bin hâneli Bulgar keferesi köyüdür ve ze‘âmetdir. Yedi manastırı ve birkaç dükkânları var gûyâ bir kasaba-i mu‘azzamdır. Bu kend-i kebîr kurbunda bir hıyâbân dağlar içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32b ·
metinde göster ·
… â cezîre-i Kırım'da ravza-i Rıdvân misilli bâğ u bâğçe bu köyde peydâ olmuşdur.
Bu kend-i
ma‘mûr içinden nehr-i Elma cereyân edüp Balıklağa ve Corguna ve İnkirmân {ve Ça …
Bir dere içine vâki‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve âb [u] hevâsı latîf mesîregâh teferrücgâh bir vâdîde vâki‘ olmuşdur. İbtidâ cezîre-i Kırım'da ravza-i Rıdvân misilli bâğ u bâğçe bu köyde peydâ olmuşdur. Bu kend-i ma‘mûr içinden nehr-i Elma cereyân edüp Balıklağa ve Corguna ve İnkirmân {ve Çadır} dağlarından gelüp bu mahalde Karadeniz’e mahlût olur. Bu nehr-i Elma kenârında bâğ-ı İremden nişân verir nûreddîn sultân sarâyında bir gece mihmân olup hakkâ ki pâdişâhâne zevk u safâlar edüp niçe bin bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edüp rûh-efzâ demler etdik. Diyâr-ı Kırım'da bu bâğın misli yokdur, meğer Bâğçesarây kurbunda Aşlama Bâğı ola. Bu bâğ-ı Elma'da Nûru'd-dehr Sultân bir kasr-ı müşeyyed binâ ederken hakîr râst gelüp bi'l-bedâhe bu târîh kasrın kitâbelerine tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·