90 aydılar: sen mü sen yusuf aydı: men yusuf men ve
bu meniŋ
ḳarındaşım ol çın-oḳ sipas urdı taŋrı biziŋ üze ol kim saḳınsa hem serse ol taŋ …
90 aydılar: sen mü sen yusuf aydı: men yusuf men ve bu meniŋ ḳarındaşım ol çın-oḳ sipas urdı taŋrı biziŋ üze ol kim saḳınsa hem serse ol taŋrı zayiʿ ḳılmaz eḍgü işliglerniŋ yanutın
Bâyezîd Hân garîbdir. Zamân-ı saltanatlarında intikâlinden yedi sene mukaddem c …
Bu Bâyezîd Hân'ın çok menâkıbı var ammâ bu menâkıb-ı Bâyezîd Hân garîbdir. Zamân-ı saltanatlarında intikâlinden yedi sene mukaddem cânlı ve kanlı ve zî-rûh kısmı tenâvül etmemişlerdi. Bir gün tekâzâ-yı nefs edüp tabî‘atı paça istedi. Nefsi ol kadar ibrâm [ü] ilhâh edüp mümkün olup paça yemeyüp nefsi ile cihâd-ı ekber eder. Âhir huzûruna bir sahan sirkeli ve sarımsaklı paça getirdüp nefsine hitâb edüp buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99a ·
metinde göster ·
… îr edüp "Var şu varakı Timur ordusunda bir Koca Eskici vardır, ana teslîm eyle.
Bu menzilden
hareket buyursunlar" deyü bu tezkîreyi bir fukarâsına verüp der-akab dervîş tez …
Menâkıb-ı Emîr Sultân : Timur Acem diyârından hurûc 238b{idüp} Bursa üzre gelirken Hazret-i Emîr'e derler kim: "Sultânım, Bursa üzre bâğî geliyor. Ahvâl-i fukarâ neye müncer olur" derler. Emîrde eydür: "Tahta'l-kal‘a sâhibi işini bilir. Eskici Koca'ya ve Hazret-i Hızır'a ısmarlamışdır. Anlar ser-i kârda me’mûrlardır. Anlar bilür" derler. Âhir-i kâr Yıldırım Bâyezîd Hân münhezim olup âhirete intikâl etdikden sonra Emîr Sultân bir tezkire tahrîr edüp "Var şu varakı Timur ordusunda bir Koca Eskici vardır, ana teslîm eyle. Bu menzilden hareket buyursunlar" deyü bu tezkîreyi bir fukarâsına verüp der-akab dervîş tezkireyi Eskici Koca'ya teslîm edince "Azîz hazretleri eyle mi buyurdular. Nola bu mekândan kalkalım" deyü iğnesin başına sokup gayrı âletlerin tobrasına koyup kalkınca azametullah Timur ordusunda bir kurulmuş hayme ve hargâh kalmayup cümle asker-i Timur ol mahalden nakl edüp gürûh gürûh giderler. Meğer ol eskici kutbu'l-aktâb imiş. Niçe bunun gibi menâkıbları var. Bir mücelled kitâb Menâkıb-ı Emîr Sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238a–238b ·
metinde göster ·
… e yüz bin alaşa atlarımız çemenzâra cıvarup bir gice anda mihmân olup safâ edüp
bu menzilde
üç yüz at boğazlayup tenâvül olundu.
Menzil-i Burabay nâm mahalde meks etdük. Bu mahalde dahi Azak kal‘asının cânib-i garbîsi mukâbilinde Azak denizine munsab olan nehr-i Ulu Tün'ün bir fırkası dahi cereyân edüp yine bahr-i Azağ'a munsab olur. Bu nehr-i azîm Moskov vilâyetinin (---) nâm şehrinin dağlarından gelüp üç yerden Azak denizine katılır. Sazlık ve kamışlık içinden gelmek ile ol kadar lezîz değildir. Ve bu nehrin sâhilinde olan kavmin ekseriyyâ reng-i rûları zerdî-rûdır. Ve boğazlarında kuşka ta‘bîr etdükleri bir lahm-ı zâ’id yumru şiş hâsıl olur ve bu nehr kenarında cümle Tatar-ı sabâ-reftâr askeriyle meks edüp bir çemenzâr ve şükûfezâr yer olmağıla bî-bâk u bî-pervâ alacıklarımızı kurup sekiz kerre yüz bin alaşa atlarımız çemenzâra cıvarup bir gice anda mihmân olup safâ edüp bu menzilde üç yüz at boğazlayup tenâvül olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b ·
metinde göster ·
Bu hakîrin ibtidâ at eti yiyüp Tatar askeriyle sefer eşdiğimiz bu Azak senesidir. Bu hakîr gerçi Tatar Hâna müntesib idik. Ammâ kabîle-i Mansûrlu beğlerinden Kaya Beğ kovuşuyla eşüp yovar bar-keşi idik. Yarar nâmdâr ağırmak atlarımız var idi. Ve bu kabâ’il-i Mansûrlu Kırım'ın yurd ekeleridir, ya‘nî Kırım cezîresinin sâhibleridir. Gözleve kal‘ası tarafında Mankıt illeri bunların yurdlarıdır. Gâyet semîn atları olur lahm [ü] şahmları ceyran lahmından fark olunmaz. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm atlarının etleri olur. Bu menzîlde sabâh olup şems-i âteş-tâb kulle-i felekden tulû‘ edince cümle 263a kovuşlardan öt ağaları taraf taraf köslerin çalınca cümle Tatar sadaklanup savatlanup atlara süvâr olup 9 sâ‘at yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b–263a ·
metinde göster ·
çâker efkende gulâmlarımdan Yezden Şîr mi ve Mirza Şâh'ı mı ve Fîrûz mı ve Perv …
deyü katresin harâm etmişdir. Ol Cenâb-ı Kahhâr'dan korkarım kim cemî‘î mevcûdât-ı ademden vücûda getirdi. Anın emrin sımayup bâde içmenem" dedikde hemân Hân "Vallah yahşi mü’min ve muta‘assıbsın" dedi. Hakîr eyitdim "Vallah hânım muta‘assıb değilim, illâ Nu‘mân ibn Sâbit mezhebinde pâk-i‘tikâd seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî Âdem [ü] muhibb-i hânedân-ı merd-i Hudâyım" dedikde cümle huzzâr-ı meclis nüdemâları dembeste ve mest [ü] medhûş-i bî-hûş sarhoş kaldılar. Hemân musırr olup cümle dilberânlarıyla ayağa kalkup yanıma gelüp eydür "Gel gözümin nûrı! Çığı çığı Evliyâ ağam! Bu menim çâker efkende gulâmlarımdan Yezden Şîr mi ve Mirza Şâh'ı mı ve Fîrûz mı ve Pervîz mi ve Alî-yi Yâr'ı mı ve Zevâlîzen mi ve Şehland mı ve Seyf Kulu mı ve Hâl Hân'ı mı bu gulâmlarımın kangısını dilersen sana cabalarım. Kırmızı Murtazâ Alî ve Düvâzde imâmları seversin, gel mü’minim! Püserlerimin destinden bir câm çakır nûş et. Gelen kim kelleler germ ve sîneler nerm olup şu fezâ bezmgâhında bir kâm alalı ve bir dem süreli" deyü cümle pençe-i âfitâb [u] nûr-ı mahz gulâmlarıyla sarılup anlar beni, ben anları şarp şarp öperim, ammâ yine Feyyâz-ı Mutlak'dan isti‘ânet taleb ederim. Hemân hakîr eyitdim: "Ey Hânım! Cân sohbeti bu mıdır kim imdi Hoca Nağdî bir ayak çakır çeküp mest [ü] medhûş olup huzûrunda Hoca Nağdî 302a nakd-i rîhiyle bâd'efeşânlık edüp yüzüne karşu zartazârlık eder. Keyfiyyet [u] germiyyet-i ıyş [u] nûş-ı İrân-zemîn bu mıdır?" dediğimde hemân Hân depme urarak Hoca Nağdî'yi kaldırdıp başına tomlar urarak ser-i meclisde hâzır etdiler. Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b–302a ·
metinde göster ·
… e andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a,
bu menzilde
Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
… ] bihâr bu yol ile cezîre-i Kıbrıs'a giderlerdi. Ol mahalde sihr ile nehr-i Nîl
bu Menzile
şehrinden geçerken {ol sehhâr şîşenin birin yere uruncu bi-emrillah yerden Nîl …
İbtidâ bu nehrin sebeb-i tulû‘ı bi-kavl-i müverrihîn sâhib-i Tuhfe oldur kim Hazret-i Risâlet-penâh asrında Hamâ şehri gâyet susuz olup tâ’ife-i Yahûd'dan İzâ’îl nâm bir Yahûdî bir su dollâbı yapup âmâde eder, ammâ sudan bir katre nâm [u] nişân yok idi. Su‘âl edenlere, "Nîl'i bu şehre getirüp bu çöller içre cereyân etdirüp imâr etsem gerek" der idi. Âhir Mısır'a varup şehr-i Mansûre dibinde Nîl'den dörd şişe su alup bir efsûn-ı ibret-füsûn okuyup "Azm-i râh-ı Hamâ deyüp gitdikçe nehr-i Nîl'in bir fırkası hemân bu Yahûdî'nin ardı sıra yeri yarup tâ Menzile şehrine gelüp andan Yafa şehri hâmûnu içre gelürken ol fezâda bilâd-ı Askalân'dan Cezîre-i Kıbrıs'a varılır deryâ içre bir incecik yol var idi, cemî‘i kârbân halkı şehr-i Askalân ve Arz-ı Hâsân ve şehr-i Arîş ve şehr-i Taberistân ve şehr-i Filistîn ve şehr-i Kefirnâhûn'dan ya‘nî Sıfıt şehrinden cümle tüccâr-ı berr [u] bihâr bu yol ile cezîre-i Kıbrıs'a giderlerdi. Ol mahalde sihr ile nehr-i Nîl bu Menzile şehrinden geçerken {ol sehhâr şîşenin birin yere uruncu bi-emrillah yerden Nîl kaynayup bir buhayre-i azîm olup} Kıbrıs yolun gark edüp Arîş ve Gazze ve Askalân ve Yafa ve Teyme kal‘ası şehirlerine varınca hâlâ başka bir buhayre-i azîmdir. Şâm'dan Mısır'a giderken Arîş tarafların geçerken bu buhayre nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23b ·
metinde göster ·
… ümle guzât-ı müslimîn Akdeniz kenarına hayme vü hargâhların kurup meks etdiler.
Bu menzilde
Sayda-i Berût hâkimi beş bin asker ile imdâda gelüp meks etdi. {Mukaddemâ ulakl …
Sene (---) târîhinde güzelce Kâsım Paşa binâ etdüğü ve leb-i deryâdan bir top menzili ba‘îd bir püşte üzre nehr-i Rıtân ve nehr-i Tennûr kenarında Sayda eyâleti hükmünde subaşılık ve nihâyet olduğu kal‘a içinde beş on hâne olup şekl-i murabba‘ bir küçücük dizdârsız kal‘a olduğu, hacca 38b müteveccih olduğumuz sene cild-i (---) mizde mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu mahalde cümle guzât-ı müslimîn Akdeniz kenarına hayme vü hargâhların kurup meks etdiler. Bu menzilde Sayda-i Berût hâkimi beş bin asker ile imdâda gelüp meks etdi. {Mukaddemâ ulaklığla Âsitâne'den geldiğimizde paşa efendimiz Sayda-i Berût kal‘aları teftîşin ihsân edüp bu mahalde Sayda hâkiminden iki bin esedî hizmet aldık}. Ve bir gün yine Sıfet hâkimi Na‘lbend Alî Ağa üç bin asker ile gelüp leb-i Deryâ-yı Sefîd'de meks edüp çarhacı ta‘yîn olundu. Andan leb-i deryâ ile iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38a–38b ·
metinde göster ·
… iyyân-misâl bir kubbecik vardır, ammâ gâyet mevzûndur. Üstâd-ı şîrînkâr-ı bennâ
bu menfez
olan kubbe-i sağîrenin tâ zirve-i a‘lâsına zeheb-i hâlis ile mutallâ bir gûne d …
Eşkâl-i bîmârhâne ya‘nî bî-mâr-hâne: Mezkûr bâğ-ı Merâm'ın tâ vasatında eflâke ser çekmiş bir kârgîr kubbe-i bâlâdır kim gûyâ hammâm-ı rûşenâ câmekânı gibi zirve-i a‘lâsı küşâde olup bu mekşûf olan mahalde altı aded rakîk mermer sütûnlar üzre tâc-ı Geyâniyyân-misâl bir kubbecik vardır, ammâ gâyet mevzûndur. Üstâd-ı şîrînkâr-ı bennâ bu menfez olan kubbe-i sağîrenin tâ zirve-i a‘lâsına zeheb-i hâlis ile mutallâ bir gûne demir mil üzre bir bayrak etmiş. Ne cânibden rüzgâr eserse ol bayrak alem ol cânibe meyl eder, temâşâgâhdır. Ammâ aşağı kubbe-i kebîr sekiz köşedir. Bu kubbe-i nüh-tâkın içerisinde dahi sekiz kenar vardır. Her kemer altında birer kış odaları vardır. Bu hücrelerin her birinde ikişer pencereleri vardır. Bir penceresi hücrenin taşrasında olan hıyâbân-ı gülistân [u] sünbülistânlı olan bâğ-ı bahâristâna nâzırdır. Bir penceresi kubbe-i azîmin ortasındaki aşren fe-aşr havz-ı azîm fevvâre ve şadırvana nâzırdır. Ve bu sekiz aded kış hücrelerinin önünde yine kubbe-i kebîr içinde sekiz aded yazlık hücreler vardır. Cânîb-i selâsları müşebbek mermer-i hâmlar ile mebnîdir. Bu kubbe-i azîm altında olan havz-ı kebîrin cânib-i erba‘ası beyâz mücellâ mermer-i hâm-ı ruhâm döşenmişdir kim gûyâ bir nakş-ı bukalemûn-vârdır. Havz-ı azîmine cânib-i erba‘asındaki selsebîllerden mâ-i berrâk çağlayup seylâb-vâr havza dâhil oldukda fıskiyyelerden mâ-i zülâl kubbe-i nüh-tâkın tâklarında nihâyet bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 165b ·
metinde göster ·
Evvelâ bu şehrin cânib-i erba‘asında üç günlük yol karîb olan büldânları beyân eder : Evvelâ cânib-i garbîsi tarafında Ulaş ve Kankal yoluyla şehr-i Sivas üç günlük yoldur. Cânib-i şarkîsiyle kıblesi mâbeyninde kasaba-i Albostân'dır ve şimâlinde kal‘a-i Divriği {Divriği'den Gîlân cisrin ubûr edüp karye-i (---) Alacahân'dan gelen uyûn-ı câriyeleri geçüp andan Sarıçiçek'de cisri geçüp andan kal‘a-i Eğin nehr-i Furât kenârındadır. Bu dahi Malatıyye'ye kâmil üç konakdır. Ammâ Malatıyye'nin cenûbunda kal‘a-i Hısn-ı Mansûr üç konakdır. Mâbeynehümâda ancak Kömürlü kûhu vardır}. ve kıblesinde cezîre-i Dicle, kavm-i Irâk dalın zammesiyle "Dücle" deyüp cümle arklarına Düceylân arkları derler ammâ kavm-i Rûm dalın kesriyle ve cimin sükûnuyla Dicle nehri ve Dicle cezîresi derler ve cânib-i şimâliyye şarkı mâbeyninde nehr-i Furât aşrı kal‘a-i Harput dahi üç günlükdür, ammâ hakîr iki günde müstevfâ vardır. Bu menâziller yürümeğe bâğlıdır. Ve taraf-ı cenûbunda kal‘a-i Darende, ammâ Kal‘atü'r-Rûm cenûbunda dörd menzildir. Ve kal‘a-i Birecik dahi cenûbundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196b ·
metinde göster ·
hakîr efendimiz Melek Ahmed Paşa'dan istimâ‘ edüp tahrîr etmişiz. Zîrâ ol asırd …
Bu menâkıbı hakîr efendimiz Melek Ahmed Paşa'dan istimâ‘ edüp tahrîr etmişiz. Zîrâ ol asırda Melek Ahmed Paşa Murâd Hân'ın 209b silâhdârı ve ba‘de'l-feth-i Bağdâd Diyârbekir vâlîsi olup azîzün mu‘takidi olmağile her bâr azîzi ziyâret ederdi. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 209a–209b ·
metinde göster ·
Menzil-i (---): Hazzo beği hükmündedir. Hamd-i Hudâ Melek Ahmed Paşa efendimize
bu menzilde
buluşup dest-bûs edüp Diyârbekir Vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'nın ve Diyârbekir a …
Menzil-i (---): Hazzo beği hükmündedir. Hamd-i Hudâ Melek Ahmed Paşa efendimize bu menzilde buluşup dest-bûs edüp Diyârbekir Vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'nın ve Diyârbekir a‘yânının mekâtiblerin verüp mektûb-ı merğûbda tahrîr olunan üzre cümle emânetleri paşaya teslîm eyleyüp hayme vü hargâhlardan ve deve ve katırlardan ve otuz yedi kiseden vâfir hazz edüp cümle haymeleri tevâbi‘ ü levâhıka bezl eyleyüp ol sâ‘at otuz yedi kiseyi asâkirîne ulûfe verdi. Eş-şükrü lillah kim bu abd-i hakîr kayddan berî olup huddâmlarımıza vâsıl olduk. Ertesi asker-i bî-pâyân ile yine cânib-i şarka sarp sengistân içre renc [ü] anâ çekerek (---)(---)(---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220b ·
metinde göster ·
… en Ser-âh derler ve tâli‘-i imâreti akrebdir ve beyti Mirrîh-i mâ’idir. Anınçün
bu menhûs
şehirde niçe kerre Âl-i Osmân askeri münhezim olmuşdur. Evvelâ sene 993 târîhin …
Lisân-ı Moğolî'de "Serâf" derler. Lisân-ı Ekrâd'da "Serâv" derler, ya‘nî "Baş-su" derler, ammâ asıl lûgatı "Serâh"'dır. Cümle halkı "Yâ Kahhâr" ismine mazhar olduklarından başdan ayağa varınca sağîr ü kebîri âh-ı ser çekdiklerinden Ser-âh derler ve tâli‘-i imâreti akrebdir ve beyti Mirrîh-i mâ’idir. Anınçün bu menhûs şehirde niçe kerre Âl-i Osmân askeri münhezim olmuşdur. Evvelâ sene 993 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis vezîri Cığalazâde Sinân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile Tebrîz deryâsı kenârıyla bu sahrâ-yı Serâv'da deryâ-misâl asker-i kerrâr ile meks eder. Arapça hadîsine i‘tibâr etmeyüp müşâvere olmadan niçe vüzerâların mansıbların pespâye âdemlere verir. Tekelü Paşa'ya Van'ı ve Râziye Kadınzâde'ye Sivas'ı verüp cümle Anadolu eyâletlerin tevcîh-i âhar eder. Bu hâl ile şâh üzre asker çeküp gider. Meğer bizzât şâh bunları dağ başından seyr eder. Kâmil vakt-i asr olunca şâh şahin gibi dağdan süzülüp şâh askeriyle İslâm askeri birbirlerine karılup katılup mâbeynde toplar ve tüfengler atılup neberd-i şâhî ve savaş-ı pâdişâhî olur kim kanlar tarafeynden seyl-i revân olur. Âhir nesîm-i nusret Acem şâhı tarafına esüp anlar gâlib Osmânlı mağlûb olup "gaynın te’sîridir" deyü cây-ı emne cân atup Âzerbaycân'da cânların halâs ederler. Ancak Tekyelü Paşa ve Karakaş Paşa ve Kacar Mehemmed Paşa Kızılbaş'ın elinden kaçup ordu-yı İslâma cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305a ·
metinde göster ·
… ve hammâm ve çârsûlu büleyde-i ma‘mûredir. Hâyilindeki kûh üzre karı dâ’imdir.
Bu Mencil'den
üç konakda şehr-i Kazvîn'e varmak mümkindir. Andan yine taraf-ı cenûba,
Evsâf-ı kasaba-i Mencîl-i Harezbil: Yine Erdebil hâkinde bir kûh-ı bülend dâmeninde üç bin hâneli zeytûnu dünyâyı zeyn etmiş câmi‘ ve hân ve hammâm ve çârsûlu büleyde-i ma‘mûredir. Hâyilindeki kûh üzre karı dâ’imdir. Bu Mencil'den üç konakda şehr-i Kazvîn'e varmak mümkindir. Andan yine taraf-ı cenûba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306a ·
metinde göster ·
Paşa hakîri ılgar ile Köpürlü Mehemmed Paşa'ya ba‘zı ahvâl içün gönderüp yine Ç …
Bu menzilden Paşa hakîri ılgar ile Köpürlü Mehemmed Paşa'ya ba‘zı ahvâl içün gönderüp yine Çekmece'de Paşa'ya gelüp Köpürlü'nün mektûb-ı mahabbet-uslûbun verüp Paşa vâfir hazz etdikde hakîre bir semmûr kafâsı kürk ihsân edüp Büyük Hân'da konağımıza gelüp sâ’ir ağavâtlar ile cilve ve zevk u safâ ederken Paşa'nın ser-i kârda olan birkaç ağaları gelüp hemân hakîr ile çekişmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 79a ·
metinde göster ·
fermân-ı şehriyârî sâdır olup "Serâperde-i hümâyûn önünde her dîvânda dîn-i müb …
Bu menzilde fermân-ı şehriyârî sâdır olup "Serâperde-i hümâyûn önünde her dîvânda dîn-i mübîn âsîlerinin kelleleri eksik olmasın" denildi. Hikmet-i Hudâ ol gün dîvân-ı asrda Kıbleli Paşa cânibinden iki yüz aded mazlûm ve gayrı mazlûm âdemler kayd [u] bend ile gelüp otağ-ı âlî ve sâyebân-ı vâlî serâperdeleri ref‘ olunup sa‘âdetlü pâdişâh-ı cem-cenâb devlet ve sa‘âdet birle kasr-ı adâlet üzre câlis ve nedîmler ile hem-enîs serîr-i devlet-masîr olup mezkûr mücrimleri kanûn üzre kösler önünde cümle tertîb üzre dizüp cellâdlar iki başından kılıç ururlarken hemân bî-günâhın biri dest beste iken huzûr-ı pâdişâhîde yerinden pertâb kılup cellâdın birine eyle bir püşt-i pâ urdu kim cellâdın bağırsakları pâybend-misâl ayağına dolaşup gûyâ cellâd bî-dâd bî-feryâd bıldırdan ölmüşe dönüp cellâdın cânı dârü'l-bevâra firâr edüp yollandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80b ·
metinde göster ·
… kayığı ve Kapudan Köse Alî Paşa ile başdarda-i hümâyûn geldiği haberi geldi ve
bu menzilde
altı bölük halkının hâtırların yapup ele almağiçün in‘âm-ı âm firâvân olunup âl …
Bu mahalle sa‘âdetlü pâdişâhın bostâncıbaşı kayığı ve Kapudan Köse Alî Paşa ile başdarda-i hümâyûn geldiği haberi geldi ve bu menzilde altı bölük halkının hâtırların yapup ele almağiçün in‘âm-ı âm firâvân olunup âlet-i silâhların tezyîn etmek ve alayların müretteb etmek ve cümle yek-dil 81a yek-cihet mevcûd gitmek fermân olunup vüzerâ ve vükelâlar da pâdişâh dirliğinde olan iç ağaları dahi cümle bölüklerinde haymeleriyle meks edüp sancakları altında sefer eşmek fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80b–81a ·
metinde göster ·
… serâperde-i cem-azamet dâ’iresi sığup sâ’ir cünd-i İslâm dağ ve taşda meks edüp
bu menzilde
cümle kubbe-nişîn vüzerâlara ve sâ’ir ümerâ ve mîr-i mîrânlara tertîb üzre alay …
Bu mahalle ancak serâperde-i cem-azamet dâ’iresi sığup sâ’ir cünd-i İslâm dağ ve taşda meks edüp bu menzilde cümle kubbe-nişîn vüzerâlara ve sâ’ir ümerâ ve mîr-i mîrânlara tertîb üzre alay ile müzeyyen olmak fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a ·
metinde göster ·
… a cümle kirec bundan gelir. Bu mahallin cümle dağları ve taşları kirec taşıdır.
Bu menzilde
dahi elli nefer celâlîler katl olundu ve ellisi İzmit şehrine alıkondu.
Bu mahal bostâncıbaşı hükmünde kireccibaşı zabtında olmak ile bostâncıbaşı sa‘âdetlü pâdişâha bir ziyâfet-i azîm etmişdir. Cümle asâkir-i Âl-i Osmân def‘-i cî‘ân edüp batınları melân olup pâdişâha iki at ve on kîse pîşkeş çeküp Köpürlü'ye dahi bir at ve üç kîse harc-ı râh verdi, zîrâ bu iskele, bostâncıbaşılara mahsûs bir kirechâne-i mahsûldârdır kim İslâmbol'a cümle kirec bundan gelir. Bu mahallin cümle dağları ve taşları kirec taşıdır. Bu menzilde dahi elli nefer celâlîler katl olundu ve ellisi İzmit şehrine alıkondu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a ·
metinde göster ·
… rıca ve bî-ârice kelplerinin şûr-ı şerrinden re‘âyâ vü berâyâlar âsûde hâl olup
bu menzilde
Hasan Paşalı katliyçün ve gayrı zorba ve zâlimlerin zulmü def‘ [u] ref‘ içün İs …
Bu uslûb üzre Anadolu memleketi ve gayrı eyâletler seg-i sekbânlar ve sarıca ve bî-ârice kelplerinin şûr-ı şerrinden re‘âyâ vü berâyâlar âsûde hâl olup bu menzilde Hasan Paşalı katliyçün ve gayrı zorba ve zâlimlerin zulmü def‘ [u] ref‘ içün İsmâ‘îl Paşa teftîşci olup 82b on bin asker ile celâlî katline revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82a–82b ·
metinde göster ·
nâ-mübârekde celâlî cânibinden vâcibü'l-katl bir âdem gelmemek ile pâdişâh-ı hû …
Menzil-i Topyeri: Bu menzil-i nâ-mübârekde celâlî cânibinden vâcibü'l-katl bir âdem gelmemek ile pâdişâh-ı hûnhârın tabî‘atına bu cây-ı bed-havâ hoş gelmeyüp otakdan nihânîce çıkup niçe gûne ahvâlâta vâkıf olmağiçün ordu-yı İslâm için tecessüs ederek ordu-yı hümâyûnu seyerân u deverân ederek dağlara çıkup bir orman içre üç aded mefret sığınlara râst gelüp anları şikâr edüp otak önünde anları kurbân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82b ·
metinde göster ·
… : Bunun dahi re‘âyâsı tabura imdâda gitmek ile köyü ıhrâk bi'n-nâr olundu, ammâ
bu menzilde
Boğdan'ın on aded iş eri boyarları ve porkalabları ve vâmoş ve vistiyar ve logo …
Menzil-i karye-i Tabeçin: Bunun dahi re‘âyâsı tabura imdâda gitmek ile köyü ıhrâk bi'n-nâr olundu, ammâ bu menzilde Boğdan'ın on aded iş eri boyarları ve porkalabları ve vâmoş ve vistiyar ve logofetleri ve hatmanları haçlı bayrakların kaldırup on bin güzîde Boğdan askeri cünübüyle bizim beğe gelüp tâbi‘ olduklarında bizim asker tâze cân buldular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… nib-i erba‘ası dıraht-ı azîmler ile hıyâbân-ı bî-amân ve çengelistân yerlerdir.
Bu menzîl-i
mahûfda nehr-i Kiriş kenârında Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa efendimiz deryâ- …
Bu mahalde dahi kal‘a dibinden nehr-i Kiriş cereyân edüp cânib-i erba‘ası dıraht-ı azîmler ile hıyâbân-ı bî-amân ve çengelistân yerlerdir. Bu menzîl-i mahûfda nehr-i Kiriş kenârında Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa efendimiz deryâ-misâl asker ile tınâb tınâba niçe bin aded hayme vü hargâh ile meks edüp cânib-i erba‘alarına ve dıraht-ı müntehâlar başlarına mesâfe-i ba‘îde ordu-yı İslâm'dan taşra karavullar koyup "Tatar Hân ve gayrı asâkir-i Âl-i Osmân cem‘ ola" deyü müterakkıblar iken bu hakîr ol menzilde Serdâr-ı mu‘azzam Alî Paşa efendimizin otağ-ı nüh-tâk-ı gerdûn vakârına 123a varup hâk-i pâyına yüzüm sürdükde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122b–123a ·
metinde göster ·
paşa efendimiz gelirken ol sengistân ve çengelistânlardan topları çekdirirken o …
Menzil-i kenâr-ı nehr-i Çetine: Kemâkân cümle mîr-i mîrân ve ümerâ-yı a‘yân ve gayrı asâkir-i bî-pâyân yerlü yerlerinde karâr-dâde oldular, ammâ bu menzile paşa efendimiz gelirken ol sengistân ve çengelistânlardan topları çekdirirken orta kuşak ile kürksüz hareket etdiklerinden gâyet dil-saht olup müte’ellimâne hareket ederek bî-tâb ü bî-mecâl otak-ı nüh-tâkında nüzûl edüp sehel istirâhat ile hâb-âlûd olup yatdıkda cümle iç ağaları dahi "Es-seferu kıt‘atün mine's-sakar velev kâne fersahen" mazmûnu üzre meşakkat-ı âlâm-ı râh-ı şedâ'idlerin çekdiklerinden cümle iç ağaları dahi Ashâb-ı Kehf hâbına dalmışlardı ve her biri birer gûne nefîr-i hâb çalmışlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143a ·
metinde göster ·
Atlıbeğzâde ve Yenge Kırığı ve Gırbo Bölükbaşı nâm gâzîler sekiz yüz aded pür-s …
Ve bu menzilde Atlıbeğzâde ve Yenge Kırığı ve Gırbo Bölükbaşı nâm gâzîler sekiz yüz aded pür-silâh dilâver-i cülâver ve server ü hünerver yiğitler ile İspilet bâğlarından ve gayrı kılâ‘ların dağlarından bin altı yüz re’s mugân pîçe pençe-i âfitâblar kim her biri birer maralî ve gazâlî ve nergis gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü mahbûb u mahbûbe gılmân u bintânlar getirdiler kim kâkülleri perîşân ve çîm-ender-çîm ve ham-ender-ham kadd-i âşıkânı ham kılıcı gâzîlerin kılıçların meyânlarına bend kılıcı hüsndâr gulâmlar kim her biri birer ban ve kapudanzâdeler ve evc-i melâhetde bedr-i tamâm mehpâreler ve yüzden mütecâvizi dûşîze ve nâ-şüküfte sîm-endâm gül-fâm peri-peyker ve melek-manzar duhter-i pâkîze-ahterler ordu-yı İslâm'da ubûr etdirerek otağ önüne cem‘ edüp cümle guzât-ı müslimîn bu ciğer-kûşelerin şem‘-i ruhsârlarına pervâne-vâr cem‘ {olup} cümle uşşâkân sadâ-yı Hû'ya rehâ buldurup her tarafdan sadâ-yı "Yâ men Hû" gelüp gönlünde olan fetâ yiğitler kol kol olup kâfiristân vilâyetlerine çete ve poturalara revâne olurlardı. Andan Musik bayırından kalkılup yine sarp dere ve kayalar arasında ubûr edüp 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143b ·
metinde göster ·
Siyâvuş Paşa birâderi Sarı Hüseyin Paşa dahi İsmâ‘îl Paşa ile çarkacı ta‘yîn ol …
Menzil-i sahrâ-yı Jebel: Re‘âyâsı cümle Eflak'dır. Bu menzilde Siyâvuş Paşa birâderi Sarı Hüseyin Paşa dahi İsmâ‘îl Paşa ile çarkacı ta‘yîn olundu, zîrâ küffâr Seydî'nin şehîd olduğun istimâ‘ edüp küffâr tarafından mûhîş haberler geldi. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
… r âdemleri katl edüp sabâhısı ol mel‘ûneyi gâzîler âteş-i Nemrûd'a yakdılar. Ve
bu menzilde
niçe yüz aded at arabaları kırıldı, zîrâ sa‘b yol idi. Ve bunda müşâvere olup o …
Bir öz içinde bir ormanlı çemenzârda sehel güneşler olup pür rahmet olur. Ve cümle esbâblarımız ve hayme vü hargâhlarımız yâbis oldular. Bu mahalde bir Macar avreti bir çadır içre yedi nefer âdemleri katl edüp sabâhısı ol mel‘ûneyi gâzîler âteş-i Nemrûd'a yakdılar. Ve bu menzilde niçe yüz aded at arabaları kırıldı, zîrâ sa‘b yol idi. Ve bunda müşâvere olup ol gece Demirkapu'ya beş bin tüfeng-endâz yiğitler gönderilüp pusuya girdiler. Bu askerin akîblerince Tımışvar eyâleti ile Abaza Sarı Hüseyin Paşa talî‘a-i asker ta‘yîn olundu. Ve andan Çarkacı İsmâ‘îl Paşa kalkup Demirkapu'yu gitdi ve Demirkapu'yı mülk etdiği haberi gelüp asker tâze cân buldu. Andan 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2a ·
metinde göster ·
Bu menzilde vâfir cebehâne arabaları ve toplar gelemeyüp cemî‘i bârhâne gelmesiyçün Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa'yı me’mûr eyleyüp ol sarp dağlardan niçe bin arabalar aşınca bu mahalde iki gün meks olundu, ammâ bu mahalde gelen esîrlerin hisâbın Hudâ bilür. Hattâ beş yaşında bir esîr yüz akçeye ve bir at elli akçeye bey‘ olunup ordu-yı İslâm eyle ganîmet oldu kim herkes ganîmetden bîzâr olup yurd yerlerinde ba‘zı partal u sartal makûlesi kelepür eşyâları bırağırlardı. Hattâ bazı avret ve oğlan yurd yerlerinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiyesi derler, gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
Hülâsa-i kelâm bu diyârları nehb ü gâret edüp esir [ü] mâl-ı firâvân alup ıhrâk bi'n-nâr etmek içün nehr-i Şamos kenârında on gün meks edüp niçe yüz kurâ ve kasabât ve kılâ‘ ve palankaları yakup yıkup harâb [u] yebâb edüp bu menzilde ale'l-umûm asâkir-i İslâm-ı nusret-me’ser nehr-i Şamos'u karşu tarafa âsân vech ile ubûr edüp artık cânib-i şimâle gitmeyüp taraf-ı maşrıka azîmet olunup 5 sâ‘atde dağlar ve beller aşup ismi ma‘lûmum değil bir sahrâda meks olunup cümle asâkir-i İslâm'a tenbîh [ü] te’kîd olunup herkes hayme vü hargâhında olan esîrleri zabt etdiler. Andan 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8a ·
metinde göster ·
… ve Orta Macarı ve Hayduşak ve Saz ve Seykel Macarlarının silsile-i nihâyetleri
bu Menûçehrzâde
Nagban Ejder'e müntehîdir. Kendisi (---) medfûndur.
Ba‘dehu bu şehri cây-ı vatan edinüp anın ismiyle müsemmâ bir şehr-i Mînâ olup Nagban Ejder nâmıyla şöhret bulmuşdur. Cümle Erdel Macarı ve Orta Macarı ve Hayduşak ve Saz ve Seykel Macarlarının silsile-i nihâyetleri bu Menûçehrzâde Nagban Ejder'e müntehîdir. Kendisi (---) medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu ale's-sabâh müşâvere olup nâdîler nidâ etdiler kim "
Bu menzilde
üç gün üç gece oturakdır. Herkes cânib-i etrâfa kol kol olup basîret üzre cümle …
Ba‘dehu ale's-sabâh müşâvere olup nâdîler nidâ etdiler kim "Bu menzilde üç gün üç gece oturakdır. Herkes cânib-i etrâfa kol kol olup basîret üzre cümle çeteciler gitsün, ammâ be-şart-ı ân(?) dördüncü günü bu kurâda bulunmak şartdır" dediklerinde hakîr-i pür-taksîr ol gün Melek Ahmed Paşalıdan elli pür-silâh yiğit ve iki yüz elli âdem Tımışvarlı ve Eğreli Kanije gâzîlerinden çatal atlı yiğitler ve beş yüz Tatar gâzîlerinden cümlemiz sekiz yüz yiğitler çatal atlı olup Tevekkülen-alallâh deyüp Seykel sahrâsından cânib-i şimâle bir gün bir gece seğirdüp Seykel diyârı hudûdundan çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
üç gün meks olunup Seykel kâfirleri câ-be-câ kal‘aları ve kurâlarına gelüp şehi …
Ve yine bu menzilde üç gün meks olunup Seykel kâfirleri câ-be-câ kal‘aları ve kurâlarına gelüp şehirlerin amâr etmeğe başladıkları haberi gelince hemân serdâr-ı müdebbir Tatar'ın hâtırın ele almak içün ale'l-umûm cümle Tatar'ı Seykel vilâyetine yine gönderüp bi-Rabbi Ka‘be iki gün iki gecede on bin altı yüz esîr ve bu kadar mâl-ı firâvân ile ordu-yı İslâma bay geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24b ·
metinde göster ·
… ri iki yüz kîse mâl-ı pâdişâhîyi krala getirüp teslîm edüp temessük aldılar. Ve
bu menzilde
krala bir otak ihsân olunup kral başka konup göçmeğe başladı.
Ba‘zılar Kihalom yazmışlar, ammâ lisân-ı Macar'da Kıhalom (---)(---) demekdir. Bânîsi Yejder bandır kim kal‘a-i atîkdir. Bu dahi Erdel krallarına tâbi‘ Saz Macarı kal‘asıdır. Cümle kapudanları ve birovları ve cümle iş erleriyle a‘yân-ı kefereleri iki yüz kîse mâl-ı pâdişâhîyi krala getirüp teslîm edüp temessük aldılar. Ve bu menzilde krala bir otak ihsân olunup kral başka konup göçmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
… ni‘metleri bay u gedâya ve pîr u cüvâna ve gebr ü tersâya mebzûldur. Bunlar da
bu menzilde
olmasalar bu dereden kuş uçmazdı. Andan Kâsım Ağa bu hakîre yigirmi yiğit tüfen …
Bu rabta içre bir kiremit örtülü bir câmi‘ ve bir mescid ve bir hân ve on beş dükkân var, gayri imâret yokdur. Ancak cümle on o kadar Müselmân hâneleridir, mâ‘adâ Bulgar ve Sırf kefereleri evleridir. A‘yândan Kâsım Ağa ve karındaşı Mehemmed Ağaların hâneleri âyende vü revendegâna mihmân-sarây olup ni‘metleri bay u gedâya ve pîr u cüvâna ve gebr ü tersâya mebzûldur. Bunlar da bu menzilde olmasalar bu dereden kuş uçmazdı. Andan Kâsım Ağa bu hakîre yigirmi yiğit tüfeng-endâz refîkler verüp ale's-sabâh cânib-i şarka dağlar ve ormanlar ve niçe bin sürü koyunlar geçüp 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
Anıniçün bu mahalle Halkalıbınar derler. Bir âb [u] hevâsı latîf yerdir.
Bu menâkıbı
pederimiz görüp anların nakli üzre tahrîre cür’et olundu, ve's-selâm.
Anıniçün bu mahalle Halkalıbınar derler. Bir âb [u] hevâsı latîf yerdir. Bu menâkıbı pederimiz görüp anların nakli üzre tahrîre cür’et olundu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43a ·
metinde göster ·
kuyular kazdırmış, ammâ zamân mürûr etmek ile cümleden 59b kuyular hâr [u] hâ …
Karye-i Koniçe: Bu dahi Sirem sahrâsına vâkı‘ olmuş bir Sırf keferesi köyüdür. Cümle Sirem arabacı kâfirleri bu Sirem köylerinde sâkin olduklarından Sirem arabaları meşhûrdur. Cümle keferelerinin kârları koçyaş arabacılarıdır. Bu köy bir susuz sahrâda olmak ile taraf-ı pâdişâhîden niçe bin re‘âyâlara ücretleri verilüp asâkir-i İslâm def‘-i atşân içün beş yüz aded kuyular kazılup her biri gûyâ Hediyye eşmeleri-misâl âb-ı hayâtdan nişân verir çâh-ı mâlardır. Her birinde gemi serenlerinden çıkrıklar yapılup kovalarıyla sular çekilüp isti‘mâl olundu, ammâ mâ-tekaddem Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Eğre gazâsına giderken yine bu menzilde kuyular kazdırmış, ammâ zamân mürûr etmek ile cümleden 59b kuyular hâr [u] hâşâk, rimâl [ü] türâb ile leb-ber-leb olup mu‘attal kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59a–59b ·
metinde göster ·
… deyü haber geldikde hemân Vezîr-i dilîr Fâzıl Ahmed Paşa gazab-âlûd olup hemân
bu menzilden
nefîr-i rıhletler ve kös-i hareketlere turralar urulup Serasker Ali Paşa ile Ta …
Bu kal‘a kurbunda Serdâr Ali Paşa'dan haber geldi kim küffâr "Leve kal‘asın vermem, ırzım vardır ve iki el bir baş içündür ve cebehânemiz ve asker zahîremiz çokdur. Cümlemiz kral uğuruna 133a kırılırız" dediler, deyü haber geldikde hemân Vezîr-i dilîr Fâzıl Ahmed Paşa gazab-âlûd olup hemân bu menzilden nefîr-i rıhletler ve kös-i hareketlere turralar urulup Serasker Ali Paşa ile Tatar askerine fermânlar gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132b–133a ·
metinde göster ·