… rı olup niçe gûne 179a tarafdârlıklar ederdi. Âhir-i kâr İpşir Paşa "Birâder!
Bu mudur
mührü benim üzerimden iki bin kîseye almak isteyen, gider şu hayyizi!" deyüp bi …
Yedinci vezîr Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa nümâyân olunca İpşir Paşa bilâ rikâb esb-peymâsına süvâr olunca bizim Melek Ahmed Paşa, Deferdârın hüsn-i ta‘bîrinde oldukça İpşir istimâ‘ etmeyüp Defterdâr İpşir'in rikâbın bûs etdi. İpşir aslâ nazar etmeyüp su’âl bile etmedi ve hayli tahkîrâne nazar edüp niçe ıtâb-âmîz kelimâtlar etdikçe Melek Ahmed Paşa tarafdârı olup niçe gûne 179a tarafdârlıklar ederdi. Âhir-i kâr İpşir Paşa "Birâder! Bu mudur mührü benim üzerimden iki bin kîseye almak isteyen, gider şu hayyizi!" deyüp bir hayli meydâna at sıçradup fakir Defterdâr hayli piyâde yürüdü. Andan cemî‘i İslâmbol a‘yânları gürûh gürûh ve esnâf esnâf gelüp niçesine paşa efendimiz ve niçe binine Çavuşbaşı kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsif ederlerdi. Bu keyfiyyet-i hâl üzre alay-ı azîm ile İpşir Paşa Üsküdar'da Salacak nâm iskele hâ’ilinde Ayşe Sultân sarâyına nüzûl edüp kurbânlar kesildi. Ve cümle İpşir askeri Üsküdar şehri içre kırk bin asker sepişüp kırk elli bin mikdârı asker-i bî-pâyân dahi hayme ü hargâhlarıyla sahrâ-yı Üsküdar'da meks edüp cümle İpşir askeri İpşir'in meks etdüğü sarâyı kat-ender-kat ihâta etdiler. Ba‘dehû İpşir Paşa'ya ve cümle istikbâle çıkan vüzerâ vü vükelâya ve sâ’ir erbâb-ı devlete Ayşe Sultân tarafından İpşir Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Hâtem-i Tâyy idi. Ba‘dehû sa‘âdetlü pâdişâh tarafından Bostâncıbaşı kayığıyla Dârüssa‘âde Ağası (---)(---) Ağa ve Şeyhülislâm Ebû Sa‘îd Efendi gelüp İpşir Paşa'yı huzûr-ı pâdişâhîye da‘vet etdikde "İnşâallah yarın alay-ı azîm ile pâdişâhımın pây-ı serîrine yüzüm sürerim" deyü gitmemek sadedinde olunca cümle huzzâr-ı meclis "Ne mümkindir, elbette da‘vete icâbet edersiz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Âhir-i kâr İpşir Paşa âbdest almak bahânesiyle mâbeyn hücresine girüp Kara Abaza Hasan Paşa ve Cân Mirza Paşa ve Kürd Mehemmed Ağa ve (---)(---)(---)(---) bu gûne haşerât ile meşveret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 178b–179a ·
metinde göster ·
… bir pencereden taşra bir sadâ ile "Ey Evliyâ, ey Evliyâ! Nân u nemek hakkı bes
bu mudur
kim benden bî-habersin?" dedi. Hakîr istimâ‘ etdükde bildim ki bizim paşanın ke …
Dîvân savulup ortalık izdihâmdan sehel hâlî olup âlem-i ağyârdan bî-haber oldukda bu hakîr makâm-ı segâhda bir âğâze edüp fasl tamâm oldukda bir pencereden taşra bir sadâ ile "Ey Evliyâ, ey Evliyâ! Nân u nemek hakkı bes bu mudur kim benden bî-habersin?" dedi. Hakîr istimâ‘ etdükde bildim ki bizim paşanın kethüdâsı Kudde Kethüdâ'yı İpşir Paşa "Seni silâhdâr ağası ederim" deyü paşadan ayırup mukaddemâ haps etmişdi. Hemân İpşir Paşa kethüdâsı Sâlih Ağa eydür "Evliyâ sizin Kudde Kethüdâ, senin murabba‘ okuduğun işidüp seni çağırır" dedi. Ben de eyitdim: "Ya sultânım anı da huzûrunuza da‘vet edüp dâhil-i meclis eyleseniz lûft idi" dedim. "Evliyâ, ol hapisdir, bu mahalle gelemez" dedi. Hemân ol mahalde bir iç mehteri gelüp kethüdâya "Sultânım, paşa sizi ister" dedikde kethüdâ eydür "Evliyâm, sen otur, şimdi seni paşa, huzûruna kığırır, gitme" dedi. Anı gördüm, bir mehter dahi gelüp "Evliyâ Efendi derlermiş, bir kadı var imiş, paşa ister" dedi. Fakîr gulâm beni mutarraş görüp kadı ve gâzî zan eylemedi. Hakîr eyitdim: "Oğul, bu hakîri istemiş" dedim. "Yok yiğit, bir ihtiyâr Evliyâ Efendi derlermiş, anı ister" dedi. Hele hakîr İpşir Paşa huzûruna hayr du‘â ile varup dest-bûs etdükde "Hâfız Evliyâm, hoş geldin. Bildim ki zî-akıl imişsin. Zîrâ ol hâ’in Melek ile bu kışda Van'a gitmedin" dedi. Hakîr eyitdim: "Hamd-i Hudâ kırk bir yılda sultânımı bu devletde güc ile gördüm. Varvar Alî Paşa Celâlî gazâsında bile sultânımla bu kadar derd çekdik. Şükür Hudâ'ya kim bu günleri gördüm. Ben kande gitsem?" dedim. Hemân İpşir Paşa eyitdi "Evliyâ şimdi sana Kudde Kethüdâ feryâd edüp ne dedi?"? Ben eyitdim "Sultânım Kürd lisânı üzre ‘Hey Evliyâcıh, hey Evliyâcıh, menim hâlime pes kim vâkıf-ı esrâr değil misin. Kanı hukûk-ı ni‘met-i sâbıka’, deyü feryâd etdi, meğer hapis imiş" dedim. Hemân İpşir eyitdi "Var imdi Evliyâ, benim iznimle Kudde'ye ve defterdâra ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'ye buluş. Sizin paşanın {Kudde} yigirmi yıl kethüdâsıdır, mâl-ı Kârûn'a mâliklerdir. Eğer kuş cânın halâs etmek dilerse ak akçe kara gün içündür, beytü'l-mâl-i müslimîne üç bin kîse Kudde ve beş bin kîse defterdâr ve bin kîse mevkûfâtî verüp halâs olsunlar, var söyle" dedikde İpşir kethüdâsıyla varup bir kapu açdılar. Meğer hammâm câmekânı imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184b ·
metinde göster ·
… kim zamân-ı hükûmetinizde ünâs-ı merd ü zen âsûde-hâl olalar. Re‘âyâ-perverlik
bu mudur
kim bu kadar askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kand …
"Evvelâ hamd idelim Hâlık-ı Bîçûn'a kim benî Âdeme akl-ı küll verüp cümle hayvânâtdan evvel eşref-i mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve mekkârların hiyel ü şeytanatına aldanmayup bî-garaz Müselmanlara taşra umûrun su‘âl edüp hâkimü'l-vakt olan adâlet ide. Yürü ümîddir kim bu zerre-i nâçîzin zerre kadar hatâsın sütür etmeyüp sû-i zan 261b ile deryâ-misâl askeri ser-i sa‘âdetinize cem‘ eyleyüp tarafeynde ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ola da rûz-ı mahşerde sizden su‘âl olunmaz mı ve memâlik-i Âl-i Osmân'ın Bitlîs şehri nehb ü gâret olunursa ve bu kadar evlâd [u] ıyâl haşerât-ı Ekrâd tuğyânıyla pâymâl-i rimâl olursa sa‘âdetlü pâdişâhıma ne cevâb verirsin ve sa‘âdetle bu şehrimize gelüp hânemizde mihmân oldukda bu kadar va‘de-i kerîmeler etdiğinizi ne aceb ferâmûş etdiniz Elkerîmü izâ ahede vefâ" değil midir? Ve bir gün yine bu dâ‘î-i muhlisinizin külbe-i ahzânında buyurdunuz kim "İnşâallah hân karındaşım sana Muş sancağın ihsân etdirüp yarlığ-ı belîğlerin getirdirim." buyurduğunuzdan memnûn olup cihân cihân sürûr-ı şâdân olup bu kadar ahd-i mîsâk emrine bünyâd-ı îmân u gılâz-ı şiddâd olunmuşdu kim zamân-ı hükûmetinizde ünâs-ı merd ü zen âsûde-hâl olalar. Re‘âyâ-perverlik bu mudur kim bu kadar askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kande cây-ı menâs bulunur ve bir kerre dahi buyurdunuz kim "Hân karındaşım sen benim velîni‘am efendim Sultân Murâd Hân Gâzî'nin çerâğ-ı efrûhtesi idin, Revân senesinde çok ni‘metin yedik ve hâlâ şimdi bî-hadd ü bî-hisâb ni‘met-i uzmânı tenâvül eyledik, sen dahi ehl [ü] ıyâlinle du‘â-yı hayrımızda olup devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân ed‘iyyesine müdâvim olup zevk u safâda ol." deyü du‘â-yı hayrınızla behremend olduk mülâhazasıyla âsûde-hâl olup kavm-i Ekrâd Malazgird yaylağına çıkarken kânûn-ı pâdişâhî üzre aded-i ağnâm hakkın alalım derken hudûdumuzda olan Mehemmed Beğ Malazgird'den bu kadar asker çeküp Ekrâd'ı himâyete alup Ekrâd'ın koyun hakkın almağa mâni‘ olup biz dahi öşr-i ağnâm almak murâd etdiğimizde anlar bizi dûz eylediler, biz de anları hor eyleyüp mâbeynden bir kaç âdem düşüp demleri heder olduklarına biz dahi mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler almışızdır ve yeniçeriler dahi bâc-ı sultânî vermediklerinden mâ‘adâ sâ’ir tüccârın şütür-bârlarına bir zibidi ve zübeydî ve Zeydî ve Zeynî-mezheb yeniçeri bâc-ı sultânîmize mâni‘ olup cebren kânûn üzre bâcımız alup gulüvv-i âm ile bâğımıza silâh ile gelüp niçe âdemlerimiz mecrûh etdikleri sicill-i şer‘-i Resûl'de kayd olunup huccetleri huzûr-ı izzete gönderilir. Yine böyle iken ol zalemeler mukaddem târîh ile sultânıma varup tasdî‘ edüp anların dürûğ kelâmlarıyla yine niçe iftirâ-gûne ta‘n-âmîz kelimâtlar tahrîr etmişsüz. Mu‘ammer olun, eğer bu abd-i kemter Abdâl za‘îf-i ahkar sultânım ile hukûk-ı sâbıkamıza mağrûr olup bir bed evzâ‘ [u] etvâr bu bendelerinden sâdır oldu ise " Arapça âyeti üzre tevbeler olsun. Arapça mazmûnu üzre cemî‘i cürmümüzü afv edin kim bizim üzerimize hüsn-i nazarınız olmuşken ahd [ü] emânınızdan rücû‘ etmen. Zirâ siz halîfe-i rûy-ı zemin vüzerâlarısuz kim ve hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn min ba‘dihî ve vüzerâ’i fî ahdih'dir. Bu âlem-i kevn-i fesâdda nizâm-ı intizâm cemî‘i hükkâmın ahde vefâ eylemesiyle bu dünyâ âsûde-hâl olmuşdur. Lutf edüp Hazret-i Risâlet-penâh ve Çâr-yâr-ı güzîn ervâhları içün ve sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh başıyçün olsun beyne'l-akrân bu hakîri şermsâr edüp münkesir-i hâtır ile huzûr-ı şerîfe küstâhâne mektûbumuz ile Zeynel Ağa'mız gönderüp hilâf-ı inhâ eyle şikâyet eyleyenlerimizi tatyîb-i hâtır edüp mâbeynimiz ıslâh edüp bu hakîri pâymâl etmeyesiz, ve's-selâm.. Bâkî olasız, bâkî."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a–261b ·
metinde göster ·
kim böyle bir vezîr-i a‘zam huzûrunda bu kadarca küffâr sancağ-ı Resûlullâh'a k …
"Ya gayret-i İslâm-ı Muhammedî bu mudur kim böyle bir vezîr-i a‘zam huzûrunda bu kadarca küffâr sancağ-ı Resûlullâh'a karşu at sıçradup giderek karşudaki yeniçerileri kıralar. Sonra pâdişâha ne cevâb verirsin" deyü unf ile gûnâ-gûn cevâblar dedikde hemân Sadrıa‘zam babalığı Kazancızâde Süleymân Ağa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18b ·
metinde göster ·
ki gayret-i dîni gözetmeyüp kefere kadar gayret etmeyüp ol güzelim ma‘bedhânele …
"Bu hakîr-i cihân-keşt im’ân-ı nazâr ile ekâlîm-i seb‘ayı temâşâ etdiğim yerlerde kâfiristândan ma‘mûr bir dâr [u] diyâr görmedim. Ve İslâm diyârı kadar harâbâbâd görmedim. Kefere ve fecere-i müşrikîn bâtıl dinleri Y 61a üzre cân verüp kenîselerin ma‘mûr ederler. Ve mâlından bir fülüs-i ahmer ekl etmeğe İsvet Nikola'dan ve Meryem ve Îsâ Peygamber'den havf ederler. Ammâ bizim ulemâ ve sulehâ ve hâkim ve mütevellîlerimiz vakfullâhları ‘Vakfiyyesi vardır, ye demişler’ deyü mâl-ı vakfı yeyüp giderler. Ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz Q 31b diyârlarda niçe niçe kerre yüz bin mâl-ı hazâyin sarf olunmuş beytullâhlar ve mesâcid-i vakfullâhlar harâb [ü] yebâb der-i dîvârları türâb olup yatırlar. Lâyık-ı Muhammedî bu mudur ki gayret-i dîni gözetmeyüp kefere kadar gayret etmeyüp ol güzelim ma‘bedhâneleri harâb etdikleriyçün ‘Kanı gayret-i İslâm?’ deyü zâlimlere menkûş-ı pend-i hûş olsun içün bu kenîseleri bu gûne tahrîr etdik. Yohsa müşrikînin midhati içün tahrîr olunmamışdır" ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60b–Y61a ·
metinde göster ·
"Âyâ Hazret-i Risâlet'in şehîd olan mübârek sinn-i şerîfleri
bu mudur
, yohsa bu mudur?" deyü mübârek dişlerin çeke çeke biri kalmayup mübârek ağzı ya …
"Âyâ Hazret-i Risâlet'in şehîd olan mübârek sinn-i şerîfleri bu mudur, yohsa bu mudur?" deyü mübârek dişlerin çeke çeke biri kalmayup mübârek ağzı yarı ile kanın yere tükürdüke bi-emrillâh ol kandan der-akab mevz ağacı zâhir olup ol sâ‘at meyve verüp ilhâm-ı Rabbanî ile Veys hazretleri tenâvül edüp def‘-i cû‘ eder. Hakkâ ki ihtiyâr kimesnelerin zülbiyyât-ı katr-ı nebâtıdır. Hikmet-i hilkat budur. Yef‘alullâhu mâ yeşâ'ü bi-kudretihi yahkümü mâ yürîdü bi-izzetihî?
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b ·
metinde göster ·
"Âyâ Hazret-i Risâlet'in şehîd olan mübârek sinn-i şerîfleri bu mudur, yohsa
bu mudur
?" deyü mübârek dişlerin çeke çeke biri kalmayup mübârek ağzı yarı ile kanın yer …
"Âyâ Hazret-i Risâlet'in şehîd olan mübârek sinn-i şerîfleri bu mudur, yohsa bu mudur?" deyü mübârek dişlerin çeke çeke biri kalmayup mübârek ağzı yarı ile kanın yere tükürdüke bi-emrillâh ol kandan der-akab mevz ağacı zâhir olup ol sâ‘at meyve verüp ilhâm-ı Rabbanî ile Veys hazretleri tenâvül edüp def‘-i cû‘ eder. Hakkâ ki ihtiyâr kimesnelerin zülbiyyât-ı katr-ı nebâtıdır. Hikmet-i hilkat budur. Yef‘alullâhu mâ yeşâ'ü bi-kudretihi yahkümü mâ yürîdü bi-izzetihî?
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b ·
metinde göster ·