Ba‘dehu Murâd Hân bu fenne mâ’il olup matrakbâz olmuşdur. Hattâ
bu Taslak
Kapudan hakkında Cevrî Çelebi Şeyhzâde hicvinde Arab ağzından bu beyti terennüm …
Ba‘dehu Murâd Hân bu fenne mâ’il olup matrakbâz olmuşdur. Hattâ bu Taslak Kapudan hakkında Cevrî Çelebi Şeyhzâde hicvinde Arab ağzından bu beyti terennüm etmişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
… d cild rû-yı dükkânına dizüp âyende ve revende gelüp tâli‘ dutup bir akçe verüp
bu tasvîrlerden
fâl açup, ceng [ü] cidâl mi gelir yâhûd Yûsuf ü Züleyhâ mı gelir ya Leylâ vü Me …
Bâlâda tahrîr olunan cümle pehlivânların ve selef pâdişâhlarının ve niçe mürsel peygamberlerin ve bî-hisâb kal‘aların ceng [ü] cidâllerin ve deryâda keştîlerin agreb ü garâyibden harb [ü] kıtâllerin evâyil-i eyyâm üstâdlarının sihr-i i‘câz ve pesendîde ketebeli kalemleriyle iri İslâmbol tabakı kâğız cermleri üzre yazılmış tasvîrleri cild cild rû-yı dükkânına dizüp âyende ve revende gelüp tâli‘ dutup bir akçe verüp bu tasvîrlerden fâl açup, ceng [ü] cidâl mi gelir yâhûd Yûsuf ü Züleyhâ mı gelir ya Leylâ vü Mecnûn ve Ferhâd ü Şîrîn ve Varka [ü] Gülşâh mı veyâ selef sâhib-kırânlarının birbiriyle muhâsemeti ve ayş [u] işretleri gelüp ana göre;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
Bu dahi bir tahtırevân üzre sûretlerin halka gösterüp alayda giderdi. Hâlâ İslâmbol mukallidleri içre bu tasvîr fâlcısının indiyyât gazelleri gûnâ-gûn evzâ‘ [u] etvârlarıyla taklîd ederler kim niçe bin gûne mudhik kelâmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… e gûnâ-gûn harbe ve kapanlar ve çarhlar peydâ etmiş kim iblîs-i pür-telbîs dahi
bu tasnîfâtları
görse hayrân kalır.
Ve varoş handakı içinden nehr-i Tasma dolaşup su içinde gûnâ-gûn harbe ve kapanlar ve çarhlar peydâ etmiş kim iblîs-i pür-telbîs dahi bu tasnîfâtları görse hayrân kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47b ·
metinde göster ·
… se bu evlerden düşmana top ve kurşum ve taşı bârân-ı la‘net gibi yağdırmak içün
bu tasavvur-ı
fikr-i fâsid ile tarh olunmuş bir kal‘a etmişler, ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâ …
Gâyet bataklı ve çataklı handak san‘atlarıdır kim her köşe başında olan evlerin ve gayrı evlerin cümle bu handaklı yollara nâzır mazgal 66b delikleri ve saçma top delikleri ile ârâste olmuş sokak başlarında sa‘b kal‘a-misâl evler var kim eğer şehre düşman girirse bu evlerden düşmana top ve kurşum ve taşı bârân-ı la‘net gibi yağdırmak içün bu tasavvur-ı fikr-i fâsid ile tarh olunmuş bir kal‘a etmişler, ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru". bu kal‘a böyle hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuşken cümle binâ etdikleri hîle vü hud‘a hebâ olup bu kal‘ada aslâ ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olunmadan Akkirmân kal‘ası feth oldukda bu kal‘anın miftâhları ve cümle mükemmel cebehânesiyle Sultân {Bâyezîd'e} bâ-sulh {kal‘ayı} teslîm edüp içine ibtidâ Gedik Ahmed Paşa girüp kabza-i tasarrufa aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a–66b ·
metinde göster ·
Ve bu deyrin kapusu tarafına rûz-ı mahşerin meydân-ı Arasât'ını tasvîr edüp bin bir ayak bir ayak üzre bir helc u melc ve vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çeza‘ etmiş şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar etmiş kim bir vech ile ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir. Tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince ma‘lûm değildir, ammâ bu hakîr im‘ân-ı nazar ile bu tasvîrât-ı ibret-nümâlara nazar edüp engüşt ber-dehen etdim, ammâ cümleden ziyâde temâşâsında haz etdiğim tasvîr oldur kim şeytân aleyhi'l-la‘ne fakîri ve iblîs-i pür-telbîs ve darrât u züll ü künnes ü vesvâs er-racîm tasvîrlerin birer gûne eşkâl-i garîbe vü acîbe ve ucube bed-lika ile yazup zebânîler bunları bir hâl-i elîm ile azâb eder yazmış kim gören âdemler safâ edüp gülmeden bî-tâb ü bî-mecâl olup hakîr dahi görüp handeler etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… a'ya gitmesi mukarrer idi, lâkin Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i aliyyesi böyle imiş.
Bu tasvîrât-ı
melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû’-i tedbîr etdiler. Emr-i …
Hadd-i zâtında evsâfdan ve mersiyeden müberrâ bir Seydî Ahmed Paşa idi kim zamânın Rüstem-i Restân'ı ve Sâm-ı Nerîmân'ı idi ve cemî‘i düşmanın gûş-ı hûşlarına mengûş idi. Her diyârın düşmanları ru‘b u bîmlerinden cemî‘i küffârlar hâne-berdûş olmuşlardı, ammâ takdîr-i Lem-yezel'in ezelü'l-âzâli böyle idi kim dest-i İslâm'da hürr-i şehîd ola. Eğer bu kârhâne-i kadîm içre birkaç sene dahi şemşîrbâzlık etmesi mukadder olmuş olsa sene-i âtîde ne Erdel ve ne Nemse ve ne Orta Macar ve ne Leh ve ne Çeh ve ne İsfaç diyârlarını vücûd-ı sahîfe-i rûzâr-ı zorkâr-ı dehr-i denîde komayup seyf-i Muhammedî ile keferelerinin vücûdların hakk edüp dâr [u] diyârların küfr [u] dalâletden kurtarup memâlik-i İslâmiyye'ye zamm olunup tâ Kızıl Elma'ya gitmesi mukarrer idi, lâkin Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i aliyyesi böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû’-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Çün bu dehr-i denî ganî ve fakîre ve cüvân u pîre ve emîn ü vezîre cây-ı karâr değildir. Beyt-i müstezâd:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû’-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş.
Bu tasvîrât-ı
melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû-i tedbîr etdiler. Emr-i H …
Hadd-i zâtında evsâfdan ve mersiyeden müberrâ bir Seydî Ahmed Paşa idi kim zamânın Rüstem-i Restân'ı ve Sâm-ı Nerîmân'ı idi ve cemî‘i düşmanın gûş-ı hûşlarına mengûş idi. Her diyârın düşmanları ru‘b u bîmlerinden cemî‘i küffârlar hâne-berdûş olmuşlardı, ammâ takdîr-i Lem-yezel'in ezelü'l-âzâli böyle idi kim dest-i İslâm'da hürr-i şehîd ola. Eğer bu kârhâne-i kadîm içre birkaç sene dahi şemşîrbâzlık etmesi mukadder olmuş olsa sene-i âtîde ne Erdel ve ne Nemse ve ne Orta Macar ve ne Leh ve ne Çeh ve ne İsfaç diyârlarını vücûd-ı sahîfe-i rûzâr-ı zorkâr-ı dehr-i denîde komayup seyf-i Muhammedî ile keferelerinin vücûdların hakk edüp dâr [u] diyârların küfr [u] dalâletden kurtarup memâlik-i İslâmiyye'ye zamm olunup tâ Kızıl Elma'ya gitmesi mukarrer idi, lâkin Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i aliyyesi böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû’-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Çün bu dehr-i denî ganî ve fakîre ve cüvân u pîre ve emîn ü vezîre cây-ı karâr değildir. Beyt-i müstezâd:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
Mevsûf olan taşra kal‘anın cânib-i garbîsinde olan köşede Peçoy'un iç kal‘asıdır kim Şeddâdî gâyet metîn ü müstahkem hisâr-ı üstüvârdır kim cemî‘i Peçoy halkının cümle zî-kıymet metâ‘ları bunda mahfûzdur, zîrâ iki kat vâsi‘ ve âlî ve arîz sedd-i kavî refî‘u'l-bünyân cümle hisârlardan sâhibü-şân bir iç kal‘a-i cây-ı amândır ve metîn handak-ı amîki var. Ancak semt-i kıbleye nâzır bir kapusu var. Bu kapu çâr-kûşe bir kulle-i bâlânın zeylinde bir tarz-ı âhar vâkı‘ olmuş bir bâb-ı musanna‘dır kim atebe-i ulyâsı üzre zolta nâm guruşda olan iki başlı ve iki kanatların açmış ve iki ayaklarında pençelerin germiş bir beyâz mermer üzre bir kuş tasvîri var kim gören anı ânsız zî-rûh zann eder. Ammâ cânsız bir kâr-ı îmânsızdır. Ve bu tasvîr-i murg-ı bî-rûha muttasıl bir beyâz mermer üzre Eflâtûn-ı İlâhî'nin kendü hattıyla bir gûne 67b hatt-ı Latin ile bu kal‘anın târîhin eyle tahrîr etmiş kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a–67b ·
metinde göster ·
… asvîrlere bir san‘at-ı nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn eylemişler kim değme âdem
bu tasvîrâtlardan
haberdâr olamaz, ammâ ilm-i resimden haberdâr olan im‘ân-ı nazar ile nazar edüp …
Ba‘dehu ol zamândan berü bu sarâyda olan tasvîrlere bir san‘at-ı nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn eylemişler kim değme âdem bu tasvîrâtlardan haberdâr olamaz, ammâ ilm-i resimden haberdâr olan im‘ân-ı nazar ile nazar edüp mezâyâ-yı suverâna nâil olup temâşâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153a ·
metinde göster ·
kitâblar yokdur. Anıniçün bu Beç manastırında kitâb çokdur. Hele bu hakîr başpa …
Bir diyârda böyle kitâb-ı müstetâb cem‘iyyeti yokdur. İllâ Mısır'da Sultân Berkuk ve Sultân Ferec câmi‘inde ve İslâmbol'da Ebü'l-feth câmi‘inde ve Süleymâniyye'de ve Bâyezîd-i Velî'de ve Yenicâmi‘de dahi hisâbın Allâhu Rabbü'l-âlemîn bilir kitâblar vardır, ammâ bu Beç'de İstifan manastırında kitâb dahi ziyâdedir, zîrâ her lisânın kefere hatları musavver kitâbları ve teşrîh kitâbları ve Atlas ve Minor ve coğrafiyye ve Papamonta nâm hey’et kitâbları gâyet çokdur, ammâ bizde "Sûret harâmdır" deyü bu tasvîrli kitâblar yokdur. Anıniçün bu Beç manastırında kitâb çokdur. Hele bu hakîr başpapasın izniyle bu kitâbhâneye girüp seyr-i temâşâ etdiğimde âlem-i hayretde kalup misk ü amber-i hâm râyihası dimâğım mu‘attar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… abîha-i şütür-lebiyle bir kral tasvîri etmişlerdir. Gören anı zî-rûh zann eder.
Bu tasvîri
üstâd-ı nakkâş mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etdiğiyçün kral bu âdemi nakkâş başı edüp …
Hakkâ ki cemî‘i tevârîhlerinde cümle bozmak ve bozulmaların mâ-vaka‘ üzre sıhhati ile tahrîr ederler. Hattâ yine bu dîvârda kralın kadd [ü] kâmetiyle eşkâl-i kabîha-i şütür-lebiyle bir kral tasvîri etmişlerdir. Gören anı zî-rûh zann eder. Bu tasvîri üstâd-ı nakkâş mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etdiğiyçün kral bu âdemi nakkâş başı edüp birer kralıçka guruş ulûfe ta‘yîn etmişdir. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71b ·
metinde göster ·
… başlı bir tasvîr vardır kim küffârın ilm-i nücûmda yed-i tûlâ sâhibleri olanlar
bu tasvîr-i
rümûz [u] künûz etmişlerdir kim "Bir zamân bu vilâyete kuş gibi uçup seğirdir T …
Ve bu târîhe muttasıl sol cânibinde çâr-kûşe beyâz mermer üzre dörd ayaklı ve kanatlı ve deve başlı bir tasvîr vardır kim küffârın ilm-i nücûmda yed-i tûlâ sâhibleri olanlar bu tasvîr-i rümûz [u] künûz etmişlerdir kim "Bir zamân bu vilâyete kuş gibi uçup seğirdir Tatar kavmi develeriyle gele" işâretin etmişdir, ammâ hakîkatü'l-hâl acîb ü garîb deve sûretidir. Ve bu kapu iki katdır. Ve deryâ kenârı olmak ile bu tarafda aslâ handak yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142a ·
metinde göster ·
… sı ve serinde külâhı ve belindeki pâlhengi üzre "Allâhlı" lafzı yazılmışdır. Ve
bu tasvîrin
başı ucunda yine ol mermer üzre üç satır Yûnân lisânınca evsâfın tahrîr etmişle …
Ve limanın orta kapusu şarka nâzırdır. Ve bu kapunun kemeri üzre bir beyâz mermer üzre be-dürüstî âdem kaddînce Freng-pesend bir dervîş tasvîri etmişler gûyâ zîrûhdur. Elinde asâsı ve serinde külâhı ve belindeki pâlhengi üzre "Allâhlı" lafzı yazılmışdır. Ve bu tasvîrin başı ucunda yine ol mermer üzre üç satır Yûnân lisânınca evsâfın tahrîr etmişler. Ve ol hattın tercemesi oldur ki:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y135a ·
metinde göster ·
sihr-i‘câz bir kuş timsâl eylemiş kim cihân mermerbürleri bir yere gelse bir tî …
Bir kerre hücremi ta‘mîr ü termîm ederken pencereden taşra çıkup iskele üzre turup temâşâ etdim. Üstâd-ı mermerbür bu tasvîri sihr-i‘câz bir kuş timsâl eylemiş kim cihân mermerbürleri bir yere gelse bir tîşe urmağa âcizlerdir. Bin yıldan berü henüz üstâd elinden çıkmış zan olunur. Ammâ taşı dahi beyâz sengîn taşdır. Ve üstâd nakkâş buna elvân boyalar ile bir hüsün vermiş kim gûyâ zî-rûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y79b ·
metinde göster ·