üzre tekmîl edüp hâlâ İslâmbol kal‘ası olan ol a‘sârda iç kal‘a idi. Cümle pâdi …
Ve bu Vezendo nâm kıral İslâmbol'u bu tertîb üzre tekmîl edüp hâlâ İslâmbol kal‘ası olan ol a‘sârda iç kal‘a idi. Cümle pâdişâhlar edâ-yı hidmet edüp İslâmbol içre yedi kûh-ı bâlâ üzre birer deyr-i azîm ihyâ etdiler ve yetmiş mürtefi‘ püşte üzre yetmiş aded manastır-ı azîm inşâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11a ·
metinde göster ·
olunan hisâb üzre nefs-i İslâmbol'un cirmi Yedikulle'den Ayvansarıkapusu'na, an …
Ve bu terkîm olunan hisâb üzre nefs-i İslâmbol'un cirmi Yedikulle'den Ayvansarıkapusu'na, andan Sarâyburnu'na ve Yenisarây ile ve Sarâyburnu'ndan yine tâ Yedikulle'ye varınca dâ’iren-mâdar İslâmbol kal‘ası kâmil otuz bin adımdır. Ve bin adımda on kulle vâkı‘ olmuşdur. Bu hisâb üzre cümle dört yüz kulledir. Ammâ kara tarafı üç kat kal‘a dîvârı olmağile anların kulleleri ile cümle burc [u] bârû-yı İslâmbol bin iki yüz yigirmi beş kulle-i azîmlerdir kim kimi çâr-kûşe ve kimi müdevver ve kimi şeşhâne-i mevzûn ibret-nümûn kullelerdir. Ve iki kulle mabeyni (---) bedendir. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdar İslâmbol kal‘asının etrâfında (---) bedendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
rızâ vermeyüp cümle elçiye mukâbil Fransa {elçisi} meks etdirdi. Bu kerre Masko …
Fâtih-i Bağdâd Râbi‘ Murâd Hân, bu tertîbe rızâ vermeyüp cümle elçiye mukâbil Fransa {elçisi} meks etdirdi. Bu kerre Maskov elçisi şehinşâh elçisi iddi‘âsında olup Nemse elçisinin alt yanında oturmağı kabûl etmeyüp bi'z-zarûrî Acem elçisinin alt yanında oturdu. Hâlâ Fransa kıralının mu‘azzez ü mükerrem olması Bâyezîd-i Velî'nin vâlidesi takrîbiyledir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29b ·
metinde göster ·
… ilere, yetmiş sarây yetmiş vezîre ve yedi sarây yedi kubbe vezîrine, ve'l-hâsıl
bu tertîb
üzre nefs-i İslâmbol içre olan imâretleri cümle gazâda hâzır olanlara tevzî‘ ol …
Karaman semtinde üç yüz sarây-ı âlîyi ulemâya, yüz altmış iki sarây yeniçerilere, yetmiş sarây yetmiş vezîre ve yedi sarây yedi kubbe vezîrine, ve'l-hâsıl bu tertîb üzre nefs-i İslâmbol içre olan imâretleri cümle gazâda hâzır olanlara tevzî‘ olunup guzât dahi Fransa kıralının mukaddemâ zikri münâsebetiyle sebkat eden kıralın kızın pâdişâha verüp iskât-ı hak etdiler. Ve pâdişâha ve dîn-i mübîne hayr du‘â etdiler. Hemân Akşemseddîn hazretleri ayağ üzre kalkup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31a ·
metinde göster ·
bâğçesinde hâs-âhûr vardır. Anda küheylân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara süv …
Ve bu Tershâne bâğçesinde hâs-âhûr vardır. Anda küheylân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara süvâr olup bâğın cânib-i şimâlinde Okmeydânı'na çıkup ol fezâda cirid ü çevgân oynadırlar. Cânib-i erba‘ası böyle mesîregâh-ı bâğ-ı hıyâbândır. Ammerekallâhü Ta‘âlâ. Hamd-i Hudâ hakîr anda fakîrâne çok ibâdet etmişiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
üzre Kâsım Paşa şehri eyle ma‘mûr oldu kim yedi tağın dere ve depesi üzre hâlâ …
Bu tertîb üzre Kâsım Paşa şehri eyle ma‘mûr oldu kim yedi tağın dere ve depesi üzre hâlâ Murâd Hân-ı Râbi‘ tahrîri şehr-i Kâsımpaşa on bir bin altmış hânedir. Ve Süleymân Hân asrında her mahalle câmi‘i ve mesâcidleri ve tershâne gözlerinde ve her dükkânda ve her hâne kapusu önünde birer kandîl çerâğân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… karâ bir sadâdan Allâh Allâh ile âmîn dediklerinde sadâları evce peyveste olur.
Bu tertîb
üzre anların dilenciler şeyhi alay içinde alayköşkü dibinden ubûr mahallinde du …
Tâ’ife-i fukarâ-i dilenciyân: Nefer 7000, âye[t]: Arapça nass-ı kâtı‘ına mazhar olmuş bir alay-ı azîm cerrâr [ü] kerrâr garîblerdir. Herbiri birer hırka-i peşmîneler ve ellerinde gûnâ-gûn alemleri, başlarında bûryâdân ve lîf-i hurmâdan destârları ile Yâ Fettâh esmâsıyla cümle a‘mâları birbirinin omuzlarına yapışup kimi leng ve kimi a‘rec ve kimi ık‘ansis ve kimi meflûc ve kimi masrû‘ ve kimi bî-dest ve kimi bî-pâ ve kimi uryân ü büryân ve kimi hımâr-süvâr bir hengâme du‘â ile niçe bin bayrakların mâbeynine cerrârlar şeyhini ortaya alup şeyhleri du‘â etdükce yedi bin fukarâ bir sadâdan Allâh Allâh ile âmîn dediklerinde sadâları evce peyveste olur. Bu tertîb üzre anların dilenciler şeyhi alay içinde alayköşkü dibinden ubûr mahallinde durup pâdişâha hayır du‘â edüp ihsân [ü] in‘âmlar alup ubûr ederler. Pîrleri eş-Şeyh Hâfî'dir, Selmân belin bağlamışdır. Gazâdan gelen guzât-ı müslimînden âye[t]: Arapça nassı üzre "Şey’ullâh" deyüp sadaka alırdı. Kabri Medîne-i Münevvere'de Kıbleteyn kurbünde medfûndur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
… kehhâl ve habbâzîn ve mahfil-i Resûlullâh ve habbâzlara mensûb esnâf-ı keştîbân
bu tertîb
üzre ubûr edüp en nihâyetinde esnâf-ı muzahrafât ubûr etdiğiyçün her esnâf biri …
Hakîkat ibtidâ askerin müfîd [ü] muhtasarı ubûr edüp giderek mankala ağalar ve mîrimîrânlar ve vüzerâlar ve şürefâlar ve ba‘dehu pâdişâhlar ubûr eder. Ammâ bu alay-ı orduda ibtidâ elzem-i levâzımından makbûl olan askerî ve ulemâ-yı monlâ-orduyî(?) ve hukemâ ve kehhâl ve habbâzîn ve mahfil-i Resûlullâh ve habbâzlara mensûb esnâf-ı keştîbân bu tertîb üzre ubûr edüp en nihâyetinde esnâf-ı muzahrafât ubûr etdiğiyçün her esnâf biri birinden mukaddem alay göstermeleriyçün gavgâ edüp pâdişâha arz edüp pâdişâh hatt-ı şerîfle mâbeynlerin ıslâh eder. Zîrâ âlât-ı silâha müstağrak kavm içre fesâd olmasın içün keştîbân-ı Bahr-i sefîd takaddüm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b ·
metinde göster ·
… men gülâb saçup bu gûne kâr ederler. Ammâ önlerinde peştemâlleri ile mülebbesce
bu tertîb
üzre ubûr ederler.
"Bahârlı pâlûdem, kaynar kaynar pâlûdem var cânım" diyerek ubûr eder. Her kimesne pâlûde murâd edinüp iki fincân bir akçeye alup üzerine zencebîl ve darçın eküp ve gülâbdân ile ta‘zîmen gülâb saçup bu gûne kâr ederler. Ammâ önlerinde peştemâlleri ile mülebbesce bu tertîb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
… na telleri ile geçerler. Ba‘zıları böğürlerin delüp kalın çapa sırıkların sokup
bu tertîb
üzre karcıbaşı ubûr eder. Cümle hoşâbcı ve şerbetciler karsız olmamak ile karcı …
Ba‘zı uryân karcıların ellerinde kar buz küsküleri ve külünkleri ve kulaklarının yanların delüp turna telleri ile geçerler. Ba‘zıları böğürlerin delüp kalın çapa sırıkların sokup bu tertîb üzre karcıbaşı ubûr eder. Cümle hoşâbcı ve şerbetciler karsız olmamak ile karcıbaşı dahi bu remmâ içre alay-ı azîm göstermek fermân-ı Gâzî Murâd Hân oldu. Küşâde ve mestûr karlık cümle yetmiş adeddir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… kasıyla peyrev olup râst ta‘allukâtında fasl-ı mâhûr ederek huzûr-ı pâdişâhîden
bu tertîb
üzre ubûr ederler.} {Peşrev isimleri yazıla}.
Altıncı sınıfı, kopuzcu ve hânende ve dâ’irezenin bır fırkasıyla peyrev olup râst ta‘allukâtında fasl-ı mâhûr ederek huzûr-ı pâdişâhîden bu tertîb üzre ubûr ederler.} {Peşrev isimleri yazıla}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… b kalmış câmi‘-i vâcibü's-seyrdir. Hasan Şâh bu mahallin âb [u] hevâsın beğenip
bu Tercân
sahrâsı başında bu câmi‘i inşâ eder kim bu mahalle bir şehr-i azîm edüp ismine …
Menzil-i Sultân Hasan Câmi‘i: Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı vâcibü's-seyr bir [câ]mi‘u'n-nûrdur. Ammâ bir kurâ içinde cemâ‘atden garîb kalmış câmi‘-i vâcibü's-seyrdir. Hasan Şâh bu mahallin âb [u] hevâsın beğenip bu Tercân sahrâsı başında bu câmi‘i inşâ eder kim bu mahalle bir şehr-i azîm edüp ismine Hasan-âbâd koya. Âkıbet Ebü'l-feth bu Tercân sahrâsında Hasan'ı hüsn-i nazarına komayup ne Hasan-âbâdı ma‘mûr oldu ve ne hüsn-i âbâdı kalup Hasan Şâh "hüsn-i tedbîr budur" deyüp Ebü'l-feth inhizâmından firâr edüp Azerbaycân'da cân verüp anda dârü'l-karâr etdi. Bu Tercân sahrâsı eyle bir hâmûn-ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift sürerlerken zemînden âdem üstühânları bulunur ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib olmuş mâllar ayân u beyân olur. Böyle bir ma‘reke meydânı sahrâ-yı bî-pâyândır. Bu vâdîyi ılgar ile 8 sâ‘atde ubûr idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
… r kim bu mahalle bir şehr-i azîm edüp ismine Hasan-âbâd koya. Âkıbet Ebü'l-feth
bu Tercân
sahrâsında Hasan'ı hüsn-i nazarına komayup ne Hasan-âbâdı ma‘mûr oldu ve ne hüs …
Menzil-i Sultân Hasan Câmi‘i: Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı vâcibü's-seyr bir [câ]mi‘u'n-nûrdur. Ammâ bir kurâ içinde cemâ‘atden garîb kalmış câmi‘-i vâcibü's-seyrdir. Hasan Şâh bu mahallin âb [u] hevâsın beğenip bu Tercân sahrâsı başında bu câmi‘i inşâ eder kim bu mahalle bir şehr-i azîm edüp ismine Hasan-âbâd koya. Âkıbet Ebü'l-feth bu Tercân sahrâsında Hasan'ı hüsn-i nazarına komayup ne Hasan-âbâdı ma‘mûr oldu ve ne hüsn-i âbâdı kalup Hasan Şâh "hüsn-i tedbîr budur" deyüp Ebü'l-feth inhizâmından firâr edüp Azerbaycân'da cân verüp anda dârü'l-karâr etdi. Bu Tercân sahrâsı eyle bir hâmûn-ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift sürerlerken zemînden âdem üstühânları bulunur ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib olmuş mâllar ayân u beyân olur. Böyle bir ma‘reke meydânı sahrâ-yı bî-pâyândır. Bu vâdîyi ılgar ile 8 sâ‘atde ubûr idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
… 'l-feth inhizâmından firâr edüp Azerbaycân'da cân verüp anda dârü'l-karâr etdi.
Bu Tercân
sahrâsı eyle bir hâmûn-ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çi …
Menzil-i Sultân Hasan Câmi‘i: Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı vâcibü's-seyr bir [câ]mi‘u'n-nûrdur. Ammâ bir kurâ içinde cemâ‘atden garîb kalmış câmi‘-i vâcibü's-seyrdir. Hasan Şâh bu mahallin âb [u] hevâsın beğenip bu Tercân sahrâsı başında bu câmi‘i inşâ eder kim bu mahalle bir şehr-i azîm edüp ismine Hasan-âbâd koya. Âkıbet Ebü'l-feth bu Tercân sahrâsında Hasan'ı hüsn-i nazarına komayup ne Hasan-âbâdı ma‘mûr oldu ve ne hüsn-i âbâdı kalup Hasan Şâh "hüsn-i tedbîr budur" deyüp Ebü'l-feth inhizâmından firâr edüp Azerbaycân'da cân verüp anda dârü'l-karâr etdi. Bu Tercân sahrâsı eyle bir hâmûn-ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift sürerlerken zemînden âdem üstühânları bulunur ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib olmuş mâllar ayân u beyân olur. Böyle bir ma‘reke meydânı sahrâ-yı bî-pâyândır. Bu vâdîyi ılgar ile 8 sâ‘atde ubûr idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
Kal‘a-yı Tortum: Şehrine dâhil olurken cümle guzât-ı müslimînin ellerinde ikişer üçer zencirler ile bağlı Gönye'ye istîlâ eden Kazak-ı Aklar ve Mikril kâfirleri şikeste ve beste ubûr edüp cemî‘î a‘yân-ı Tortum istikbâl-i Seydî Ahmed Paşa'ya çıkup şâhrâhın yemîn [u] yesârında kat ender kat sağîr u kibâr "Gazânız mübârek ola" deyü hayr du‘â ederlerdi. Bu tertîb üzre cemî‘î guzât-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imleriyle ubûr ederek Gâzî Seydî Ahmed Paşa, Sâm u Nerimân-vâr ser-i sa‘âdetine Defterdârzâde Mehemmed Paşa'nın gönderdiği cığa telleri ve ablak otâğa sokup tapan divine atına altı pâre âlât-ı polâd-ı Nahşivânî yancığı urup bahr hotaslarıyla ol küheylân üzre süvâr olup başında kırmızı mukaddeminin sünnet üzre taylasân-ı Muhammedî'sin sarkıdup kendü vücûdu gök demire müstağrak olup budluklar ve uyluklar ile gûyâ kendüleri ejder-i heft-ser-misâl mehâbet ve salâbet üzre yemin ü yesârına selâm vererek güzer etdükçe tarafeynde olan ibâdullah "Aleyke avnullah ey gâzî, seyfullah" deyü hayr du‘alar ederlerdi. Bu mahalde kal‘adan dahi "safâ geldin" topları atılup şehr-i Tortum-ı Dağıstânı güm güm gürleyüp alay-ı azîm ile Seydî Paşa sarâyına dâhil olup sâ’ir guzât-ı müslimîn ile Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sekiz sancak beğleri askerleriyle hâricinde üç gün meks edüp ve dördüncü günü cümle cüyûş ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a ·
metinde göster ·
… r filcân ol sudan nûş edüp üç amel eder bir fincân dahi nûş edene üç amel eder.
Bu tertîb
üzre on filcân nûş eden kaviyyü'l-bünye âdeme kâmil otuz amel eder. Ba‘zı âdeme …
Sun‘-ı Hudâ-yı Müte‘âl-i diğer: Bu şehrin sahrâsında bir gûne kaynak su zâhir olur. Her sene kabak mevsimi geldikde cemî‘i ba‘îd u karîb yerlerden bây ve gedâ, garîb u miskinler gelüp bu sahrâda hayme vü hargâhlarıyla gâh gâh meks edüp ibtidâ üç gün tuzlu yemeden ve zefîr ve sakîl ta‘âm tenâvül {etmeden} perhîz edüp ale's-sabâh bir filcân ol sudan nûş edüp üç amel eder bir fincân dahi nûş edene üç amel eder. Bu tertîb üzre on filcân nûş eden kaviyyü'l-bünye âdeme kâmil otuz amel eder. Ba‘zı âdeme istifrâğ etdirüp tahammül edemeyene istiğfâr etdirüp Arapça mazmûnu üzre pâk u tâhir olup gıll [u] gışından ve cemî‘i ilel ü emrâz-ı muhtelifden ârî olur. Anın içün bu Harbût halkı tendürüst ve ahmerü'l-vech hükemâ-yı cihâna muhtâc değillerdir. İllâ Hakîm-i Mutlak'a muhtâclardır kim âyet;:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b ·
metinde göster ·
, Hazzo'ya 8 sâ‘at karîb. Bu bâlâda tahrîr olunan Dinc ve Atak ve Cıska ve Kulp …
Bu Tercîl, Hazzo'ya 8 sâ‘at karîb. Bu bâlâda tahrîr olunan Dinc ve Atak ve Cıska ve Kulp ve Tercîl ve Mihrân birbirlerine birer menzil-i dırâz karîbdir. Cânib-i (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86b ·
metinde göster ·
Andan cümle erbâb-ı dîvâna beşâret-i azîmeler ve cümle ehl-i hizmete meserret beşâşet-i amîmeler râygân olup pîr [u] cüvân ve fakîr [u] a‘yân ol kadar şâd [u] handân oldular kim zühre-i felek raksa girüp paşa efendimiz serîr-i sa‘âdetde ve dîvân-ı adâletde revnak ve nev tarâvet bulup Ramazânın 14 erba‘a gün kânûn-ı sadrıa‘zam üzre kola binüp İslâmbol mollası öni sıra dahi talî‘a ayak nâ’ibi dahi muKuddem muhtesib ağası bu tertîb üzre alay-ı azîm ile Unkapanı mahzeni cenbinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân'ın dîvânhânesinde cemî‘i Karadeniz re’îslerin ve cemî‘i habbâzânları ve cümle uncuları ve cemî‘i mühtekir navluncuları cem‘ edüp Karadeniz sâhilinde Varna ve Palçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankalya ve Karahırmen ve Köstence ve Toluca ve Beşdepe ve İsmâ‘îl ve Kili ve Akkirmân nâm kal‘a ve iskelelerde gılâl niçeye alındığın su‘âl edüp ana göre çaşni dutup fi'l-hâl ekmek pişirüp ba'de‘l-harc ve'l-masârıf üç yüz dirhem beyâz nân-pâre bir akçeye el verüp eyle narh verüp lahm-ı semîne yedi akçe narh verüp andan Yemiş İskelesi'nde Ebü'l-feth'in sebzehâne dîvânına gelüp cümle me’kûlât [u] meşrûbat [u] müsmirrâta narh verüp andan Ebü'l-feth'in yeniçeri ve muhtesib dîvânı çârdağına gelüp anda hubûbâtdan pirinç ve bakla ve nohud ve mercimek ve kettân ve hınnâ ve şeker ve kahveye ve gayri eşyâlara narh-ı sultânî vererek gelüp sarâyında karâr edüp gicelerimiz kadar rûzlarımız rûz-ı ıyd olup şeb [ü] rûz umûr-ı mu‘azzamayı seyr [u] temâşâsın ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b ·
metinde göster ·
… i muhâl iken ta‘mîr ü termîm edüp gûyâ sedd-i Van-ı sed-i imân-ı müstakîm oldu.
Bu termîmine
târîhi mezkûr teferrücgâh kubbesinde müzehheb celî hat ile mastûr olmuş, târîh- …
deyü merkûmdur. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri tuğyân-ı nehr-i selâseden rahnedâr olup sene (---) târîhinde saltanat-ı İbrâhîm Hân tâbe serâhu ve ce‘ale'l-cennetü masvâhu merhûmun fermân-ı şerîfiyle âsaf-ı Berhıyâsı olan Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa Hıdırlık tekyesin harâb edüp anın bakır âvânî sahûn u tencere u kazganlar bahâsıyla ve dahi niçe yüz kise kendi mâlıyla bu sırât-ı Mihal'i muhâl iken ta‘mîr ü termîm edüp gûyâ sedd-i Van-ı sed-i imân-ı müstakîm oldu. Bu termîmine târîhi mezkûr teferrücgâh kubbesinde müzehheb celî hat ile mastûr olmuş, târîh-i musanna‘dır, mısra‘-ı âhiri:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
olunan mîr-i aşâ’irlerinden hân murâd edinse yedi bin paçile ve likânlı ve guya …
Bâlâda tahrîr olunan (---) eyâleti içre bu terkîm olunan mîr-i aşâ’irlerinden hân murâd edinse yedi bin paçile ve likânlı ve guyallı ve şal ve şapikli ve cânlı ve tüfeng-endâz asker-i pür-silâh âmâde olur. Gâyet şecî‘ ve bahâdır ve nâmdâr asker-i kerrârlardır ammâ şehr-i Bitlîs içre kırk bin âdem olur, kavm-i Rujikî derler, ya‘nî ruzikî bir günlük dost demek olur. Şehir halkının başka lisân Ruzikîleri dahi mahallinde tahrîr olunur. Sâ’ir Ekrâd gibi şecî‘ ve bahâdırân değillerdir ancak elleri ve sakalları kınalı ve gözleri sürmeli pâk u pâkîze erbâb-ı ma‘ârif hoş-sohbet âdemlerdir. Eyâlet-i Bitlîs'de hân tahrîri üzre kırk üç bin Ermenî re‘âyâlar vardır. Nısfı diyâr-ı Muş'da Van kulu aklâmıdır ve nısfı Abdâl Hân'ındır. Ve eyâlet içre cümle 13 aded ze‘âmetdir ve cümle 214 aded erbâb-ı timârdır. Alâybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Kânûn üzre cebelüleriyle cümle üç bin asker olup hân livâsı altında Van paşası ordusunda sefer eşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223b ·
metinde göster ·
Bu minvâl üzre Melek Ahmed Paşa'nın yemîn ü yesârın cenâhayn asker-i deryâ-misâl kat-ender-kat dutup âheste reviş ile kırk sekiz aded yerde cemî‘i ümerâların tablları döğülüp sıyt u sadâ-yı dühül ü kös ve nakkâre ü nefîr [ü] surnâ sadâsı kubbe-i âsumân-ı nîlgûnu pür etdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ın nîzeleri yalmanları ve raht u baht u yancığ u tuğ u alemlerin müzehheb ü mutallâ şa‘şa‘aları âfitâb-ı âlem-tâbın pertevi te’sîriyle çeşm-i benî Âdemi hîrelendirir idi. 264a Bu tertîb üzre paşa-yı âlî-vakâr sahrâ-yı Rahova'yı asker-i deryâ-misâl ile pür edüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b–264a ·
metinde göster ·
üzre giderek hânın meterisleri nümâyân olunca derûn-ı askerde hemân Paşa cengî …
deyüp cümle halkı cenge kalındırırlardı. Bu tertîb üzre giderek hânın meterisleri nümâyân olunca derûn-ı askerde hemân Paşa cengî harbîler ısmarlayup ibtidâ üç kerre derûn-ı dilden 268b gülbâng-ı Muhammedî çekilüp zemîn u âsumân lerzenâk olup ale'l-akîb paşanın dokuz kat mehterhâne ve Van eyâletinin yigirmi yedi sancak ümerâları ve Erzurûm'un imdâda gelen sancak ümerâlarının tabl [u] kudümleriyle cümle otuz sekiz yerde talb [ü] kudüm sadâsından zemîn ü âsumân güm güm gürleyüp âvâz-ı dühl Irâk'a çıkup şukka-i alemler ve yalmân-ı nîzeler şa‘şa‘asından ayn-ı benî Âdem hîrelenirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268a–268b ·
metinde göster ·
üzre ceng tablına tarralar urulup mahall-i ma‘rekeye bir top menzili kaldıkda c …
Bu tertîb üzre ceng tablına tarralar urulup mahall-i ma‘rekeye bir top menzili kaldıkda cümle iş erleriyle ve cemî‘i ümerâlar ile mukaddem ma‘hûd oldukları yerlere ve dağlara ve taşlara İspir keçisi tırmaşır gibi ve mûr-ı mâr sarılır gibi yalçın kayalara cümle piyâde olup ve atlılar tırmaşup Malazgird beği ibtidâ hânın vezîri olan Çâker Ağa'nın olduğu Dehdîvân dağına havâle olup âmâde durdu ve sol tarafda Âvîh dağı üzre meterisde olan hânın Arab Halîl Ağası üzre Şervi beği ve Karni beği havâle olup durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268b ·
metinde göster ·
… ın ser-nigûn ederek kal‘a-i Akkirmân altında Paşa otağında otururken huzûrundan
bu tertîb
üzre cümle esîr ve mâl-ı ganâ’imler geçince Paşa safâsından hakîre ve Hüseyin B …
Andan Akkirmân kal‘ası kulu, andan pür-silâh Paşalı kimi yaralı ve kimi bereli ve kimi mecrûh hele anlar da ubûr edüp andan sekbân bayrakları, andan bin iki yüz at arabaları üzre mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetleri ve cümle altı bin yetmiş aded tüfenglerin cümlesi arabalar üzre zeyn olup ve arabalar üzre gûnâ-gûn üç yüz altmış aded haçlı {ser-nigûn} bayraklar ve her arabada ellişer aded kâfir kellelerinden {cümle 6.000 kelle} ve nice bini tuzlu yüzülmüş kelle ile arabalar geçüp andan yigirmi altı pâre şâhâne topları arabalarıyla ubûr edüp andan on bir bin altmış aded piyâde zincirlerin sekbân ve sarıca cellâdları pür-silâh olup esîrleri keşân ber-keşân çeküp geçmede, andan yetmiş nefer hatmanları, andan Krakov kralı oğlu Holandiye nâm mel‘ûn at üzre elleri bağlı ve ciğeri dağlı ve gerdânı zincir tavklı kâfirin önü sıra cümle tabıl ve nefîr ve erganon ve nâkûs ve tulumların çalarak ubûr edüp dahi ardları sıra bir hayli Özü kulları ardları sıra Özü ağaları ve başbölükbaşı hakîr ile atbaşı berâber bir alay-ı azîm ile kâfirin haçlı bayrakların ser-nigûn ederek kal‘a-i Akkirmân altında Paşa otağında otururken huzûrundan bu tertîb üzre cümle esîr ve mâl-ı ganâ’imler geçince Paşa safâsından hakîre ve Hüseyin Bölükbaşı'ya birer hil‘at-i fâhire ve birer çelenk dahi kendü eliyle başımıza sokup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63a ·
metinde göster ·
üzre böyle üsârâ ve mâl-ı ganâ’im gelmemişdir. Pâdişâh görünce hazzından ayak ü …
Netîce-i kelâm asrımızda bu tertîb üzre böyle üsârâ ve mâl-ı ganâ’im gelmemişdir. Pâdişâh görünce hazzından ayak üzre kalkup "Dahi tabıl çalsınlar" deyü fermân etdiklerinde dahi ziyâde tabıllar çalınup tâ Bâb-ı Hümâyûn önüne varup fermân üzre cümle kelleleri Bâb-ı Hümâyûn önünde döküp cebeciler cebehâneleri ve topçular topları ve imrahorlar atları ve kapudanlar esîrleri Tershâne'de San Pavla zindânına ve kral oğlunu Yedikulle'ye cümle götürüp andan kelle getiren Halîl Ağa'ya ve hakîre ve Zühdü Efendi'ye birer hil‘at geydirüp andan üsârâları yine alay ile Bâğçekapusu'ndan bostâncıbaşı kayıklarıyla kasden Galata {kâfirleri} önünden ve Unkapanı ve Fener ve Balat {kapuları} önünden tabıllarıyla geçirüp Tershâne'de küreğe götürdüler. 65a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64b–65a ·
metinde göster ·
… âlâ cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız
bu terkîb
ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükd …
Kıssîs eydir: "Bunların ibtidâ ma‘denleri diyâr-ı Acem'de Nahçuvan'dan gelüp hâlâ bunlar polad-ı Nahşivânî'dirler. Tuç ise iki şeyden mürekkebdir. Nısfı kalay ve nısfı bakır ola, hâlis tuç olur ve tuç-ı esferü'l-levn olsun deyü içine tutiya korsan sarı altun-misâl tuç olur. Ve hâlâ cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu terkîb ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükde germâ-germ otuz altı sâ‘at göyner çam ile âteş edüp kaynar kal olur. Ba‘dehû top dökerler. Yine hîn-i mahalde âteşde ol top kırıkların eritmek kabildir, ammâ bu bizim Vârat'da Alî Ağa'nın kılıç ile urduğu sûretler polad-ı Nahşivânî tucu olmağile ne âteşden ve ne eğeden ve ne çürümeden bâk [u] pervâsı yokdur, ammâ bu Alî Ağa niçe çalım ile bu putları kılıç ile çaldı" deyü bu ahvâl-i timsâlleri nakl eden ruhbân engüşt ber-dehen edüp nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
… n ve müşrikînlerdir, ammâ Orta Macar'ın hisâblarında onar onar add etdiklerinde
bu tertîb
üzre sayarlar. Evvelâ,
Saz ve Macar kenîselerinde haçdan gayri bir şey yokdur, mezhebleri Luturyan'dır. Papişte mezhebi, ya‘nî Rim Papa mezhebinden değillerdir. (---)(---) ammâ Orta Macar Nemse kavmine mağlûb olmağile gâh Papişte ve gâh Luturyan mezhebinde olur bir alay bî-mezheb ve bî-dîn kefere vü fecere ve mülhidîn ve müşrikînlerdir, ammâ Orta Macar'ın hisâblarında onar onar add etdiklerinde bu tertîb üzre sayarlar. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
Ertesi bir alay-ı azîm tenbîh olunup ale's-sabâh cümle asâkir-i İslâm pür-silâh cebe vü cevşen ve zırh [u] zereh-külâh katlavi ve tuğulka-yı ser-penâha müstağrak olup cümle küheylân esb-i tâzî ve sabâ-sür‘atleri zer-ender-zere müstağrak olup cümle kemer sîm raht u bahtlar ve sîm ü mebrûm katîfe eğerler ve altı pâre polad-ı Nahşevânî yancıklar ve bahrî hotaslar ile cümle sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara cümle gâzîler süvâr olup tîrkeş tîrkeşe ve rikâb rikâba cemî‘i asâkir-i kerrârların enselerinde bebr kaplan kağan arslan kat-ender-kat mahbûb köçekler at başları berâber âdâb üzre gidüp cemî‘i vüzerâ ve vükelâ ve mîr-i mîrânlar ve mîr-i livâlar ve cümle alaybeğleri ve birbirinden yeğleri kanûn-ı teşrîfât-ı Âl-i Osmânî üzre yerlü yerlerinde ve kollu kollarında mevc ü mecv ve fevc ü fevc ve sâf sâf alay alay ve bölük bölük ve ser ü ser ve her biri küme küme dârât ve azamet ve şevketleriyle ubûr edüp kal‘a-i Sibin nümâyân oldukda serdâr-ı Kerrâr Ali Paşa kim Düldül-süvâr Ali ve esedullâhi velî gibi esb-i sabâ-peymânı sürüp cümle yemîn ü yesâr ve mataracıyân ve şâtırân-ı köçek-i Amr-ı Ayyârânlar zer-ender-zere müstağrak olup birer mutallâ taslar ile her biri tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi hırâmânî reftâr ederek ubûr edüp önlerinde tokuz aded yedekler dahi la‘l [ü] yâkût ve cevâhir murassa‘âta müstağrak olup ubûr edüp bizzât Serdâr Ali-i şîr hakkâ ki şîrâne ve dilberâne Sâm-ı süvâr-vâr esb-i eşhebi üzre menkâle pehlivân gibi altında semmûr kapaniçe ve Selemî(?) üzre sorguc-ı serdârîsi ile Âsaf-ı Berhayâ-vâr hulû‘ [u] huşû‘ ile mâdiyâne ubûr edüp ardı sıra kâmil beş yüz aded pür-silâh âteş-pâre gılmân-ı hâssa-i enderûnlar cebe vü cevşene müstağrak olup bunlar dahi rikâb rikâba at başı berâber ubûr edüp dahi akîblerince tokuzar kat mehterhâne-i Cemşîdi segâh faslını üstâdân-ı mehterân çalarak ubûr edüp Serdâ[r]-ı mu‘azzam kal‘a-i Sibin altına vardıkda azamet-i Hudâ kal‘a-i Sibin'den bin pâre balyemez toplara bir fitilden âteş edince gûyâ rûz-ı mahşerden bir gün olup edîm-i arz dir dir ditreyüp Serdâr-ı zafer-şi‘âr bu tertîb üzre serâperdesinde karâr edüp de'b-i şerîfleri üzre summât-ı Muhammedîsi tenâvül olunup herkes haymelerine gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
bâğçesini bilir misin? İslâmbol'u binâ eden Yanko ibn Madyan'dan berü cemî‘i mü …
"Evliyâm, bu Tersâhâne bâğçesini bilir misin? İslâmbol'u binâ eden Yanko ibn Madyan'dan berü cemî‘i mülûke bâğ-ı İrem olmuş bir hadîka-i ravza-i rıdvân-ı cinân-ı kadîmdir ve nazargâh-ı azîmdir. Bu nev İrem içre Sultân Mustafâ ve Sultân Osmân ve Sultân Murâd Hân ile ne sohbetler edüp ne tâ‘at u ibâdâtlar etmişdir. Hamd-i Hudâ yine bu müstecâbü'd-da‘ve yerde du‘âmız hedef-i icâbetde bulundu" deyü sehel celâli gidüp cemâl-i nûrun gösterdikde hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43b ·
metinde göster ·
Karadeniz sâhilindedir. Ve kal‘a-i Silivri Akdeniz cenbindedir. Bu kal‘ateyn mâ …
Ve bu Terkoz Karadeniz sâhilindedir. Ve kal‘a-i Silivri Akdeniz cenbindedir. Bu kal‘ateyn mâbeynleri Karadeniz'den Akdeniz'e gelince sekiz sâ‘at yerdir. Hâlâ Terkoz'dan Silivri'ye gelince şarkdan garba dağlar ve bayırlar üzre yedi kat germe kal‘a dîvârı ve her katında birer kat germe handakları râygân nümâyân durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49b ·
metinde göster ·
kal‘asından Karadeniz kenârıyla tâ Karadeniz boğazı olan Yoroz kal‘asına andan …
Ve bu Terkoz kal‘asından Karadeniz kenârıyla tâ Karadeniz boğazı olan Yoroz kal‘asına andan Yeniköy ve Hisâr ve Beşiktaş ve Tophâne ve Galata kal‘asına gelince cümle leb-i deryâ tâ Terkoz kal‘asına gelince serâpâ kal‘a idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49b ·
metinde göster ·
… bâlâda tahrîr olan leb-i deryâ kal‘aları cümle Ciniviz kralı hükmünde idi, ammâ
bu Terkoz
kal‘ası Rûm tekrûrunun idi.
Andan yine sâhil-i Karadeniz'de Özü kirmân ve Dentere kirmân ve Hocabay kirmân ve Akkirmân ve Kili kirmen ve Beşdepe kirmen ve Karahırmen ve Köstence ve Mankalya ve Keliğra ve Kavarna ve Balçık ve Varna ve Galatya ve Emene ve Musura ve Aydos ve Ahyolı ve Yoroz ve cezîre-i Aya Anastanısya ve Suzebolı ve Eskikoz ve Ahtapolı ve Eyneada ve Ayavola ve Midye ve Terkoz kal‘asına varınca bâlâda tahrîr olan leb-i deryâ kal‘aları cümle Ciniviz kralı hükmünde idi, ammâ bu Terkoz kal‘ası Rûm tekrûrunun idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49b ·
metinde göster ·
… l‘ası önündeki Kamerü'l-kum gibi bir bî-câr yerdir. Cümle Karad[eniz] keştîleri
bu Terkoz
kal‘asının burnundaki Yedikumlarda vakt-i şitâda helâk olurlar. Allâhümme âfinâ …
Ve mezkûr kara tarafında iki kat dîvârları ve iki kat kapuları ve azîm handakı var, mâ‘adâ yerleri deryâ ve yalın kat dîvâr ve deryâ ve göl ihâta etmişdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi on bin altı yüz adımdır. Ve Karadeniz kenârında bir latîf liman-ı azîmi var ve buheyresine dahi hurde gemiler girüp lenger-endâz olup yatırlar. Ve bu gölden taşrası Karadeniz'in Yedikumlar ve Karataşlar dedikleri mahûf u muhâtara olan beyâz kumlu ve kara taşlı kumsal-ı bî-amân yerlerdir kim gûyâ Karadeniz kenârında Akkirmân kal‘ası önündeki Kamerü'l-kum gibi bir bî-câr yerdir. Cümle Karad[eniz] keştîleri bu Terkoz kal‘asının burnundaki Yedikumlarda vakt-i şitâda helâk olurlar. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50a ·
metinde göster ·
İbrâhîm Paşa efendimiz dahi bu re’y-i ahsen ile cânib-i erba‘asın
bu tertîb
üzre karavulları berk edüp kendü askeriyle Lara dağı ve Lak bayırları zeylinde …
İbrâhîm Paşa efendimiz dahi bu re’y-i ahsen ile cânib-i erba‘asın bu tertîb üzre karavulları berk edüp kendü askeriyle Lara dağı ve Lak bayırları zeylinde atından enüp bir seccâde üzre oturup cümle gâziyâna alay çavuşları tenbîh etdiler kim "Kimse âteş yakmaya ve hây hûy ve feza‘ u çeza‘ etmeye ve tüfeng atmayup tütün âteşi ve fitil nârı göstermeyüp herkes yerinde sâbit kadem olup askerden taşra gezişmeye, her kes atlarının dizginleri elinde pür-silâh âmâde duralar" deyü İbrâhîm Paşa askerine bu yüzden alay çavuşlarla tenbîh ü te’kîdler edüp vakt-i ışâ dahi oldukda edâ-yı salât olup herkes küme küme cavk cavk olup yârânlarıyla zevk u şevke meşgûl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100b ·
metinde göster ·
Ammâ Hudâ berhordâr eyleye, bu hakîrin iş görmüş hüddâmları bu hâl-i melâli görüp ol ân âteş yakup tancereler içre karı eridüp kaynar su olunca niçe yerlere kaynar suyu döküp yer yumşak olunca hemân ol mahalle kazıkları kakup andan atları bağlayup her atın başına tobralarıyla samanların asup çulların atlar üzre urup atlar ditremeden halâs olup derhâl bu tertîb üzre issi sular dökerek çadırın kazıkların kakup çadırımıza girüp gûyâ a‘râfa girmiş olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138a ·
metinde göster ·
… vecih ile battâl edemez kim Tiryâkî Hasan Paşa bu kal‘a topların ve siperlerin
bu tertîb
üzre bir gûne tarz-ı acîb ü garîb tasnî‘ eylemiş kim bir kal‘ada bu tertîb yokd …
Ve sekiz kerre bu kal‘a muhâsara çeküp bu büyük topları küffâra atmağa aslâ tenezzül etmemişlerdir, zîrâ bu topları düşman bir vecih ile battâl edemez kim Tiryâkî Hasan Paşa bu kal‘a topların ve siperlerin bu tertîb üzre bir gûne tarz-ı acîb ü garîb tasnî‘ eylemiş kim bir kal‘ada bu tertîb yokdur. Ve sekiz kerre küffâr bu kal‘ayı muhâsara edüp hâ’ib [ü] hâsir firâr etdikde bu kal‘a altında bırakdığı toplar cümle bu kal‘ada kaldığıyçün bu rabât-ı azîmin topları kirpi gibi kat-ender-kat durup her biri bir ejder-i heft-ser gibi arabaları ve kızak kundakları üzre durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a ·
metinde göster ·
… erin bu tertîb üzre bir gûne tarz-ı acîb ü garîb tasnî‘ eylemiş kim bir kal‘ada
bu tertîb
yokdur. Ve sekiz kerre küffâr bu kal‘ayı muhâsara edüp hâ’ib [ü] hâsir firâr et …
Ve sekiz kerre bu kal‘a muhâsara çeküp bu büyük topları küffâra atmağa aslâ tenezzül etmemişlerdir, zîrâ bu topları düşman bir vecih ile battâl edemez kim Tiryâkî Hasan Paşa bu kal‘a topların ve siperlerin bu tertîb üzre bir gûne tarz-ı acîb ü garîb tasnî‘ eylemiş kim bir kal‘ada bu tertîb yokdur. Ve sekiz kerre küffâr bu kal‘ayı muhâsara edüp hâ’ib [ü] hâsir firâr etdikde bu kal‘a altında bırakdığı toplar cümle bu kal‘ada kaldığıyçün bu rabât-ı azîmin topları kirpi gibi kat-ender-kat durup her biri bir ejder-i heft-ser gibi arabaları ve kızak kundakları üzre durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm bu kal‘ayı yedi koldan yetmiş kat meterisden
bu tertîb
üzre küffâra şeb [ü] rûz göz açdırmayup döğerlerdi, ammâ kal‘aya zerre kadar ra …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘ayı yedi koldan yetmiş kat meterisden bu tertîb üzre küffâra şeb [ü] rûz göz açdırmayup döğerlerdi, ammâ kal‘aya zerre kadar rahne isâbet etmezdi. Bu hâl üzre on birinci günde handak kenârına varılduğu gün Kıbleli Paşa şehîd olup civâr-ı rahmete vâsıl olup na‘şını (---)(---) defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
üzre kal‘ayı darabât-ı top-ı kûp ile câ-be-câ rahnedâr ede ede handak zabt olup …
El-hâsıl bu tertîb üzre kal‘ayı darabât-ı top-ı kûp ile câ-be-câ rahnedâr ede ede handak zabt olup kal‘anın vücûduna el uruldu, ammâ kal‘adan küffâr guzât-ı müslimîn üzre el kumbaraların bârân-ı la‘net gibi yağdırır ve ol gün küffâr taşra çıkup meterisleri basmak murâd etdikde bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ küffârdan üç yüz kelle ve üç yüz yedi aded esîr alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
… a ve Samsoncubaşı Abdî Ağa'ya ve gayri dostlara kifâyet mikdârı birer yem verüp
bu tertîb
üzre iki cak yükü şa‘îrleri cemî‘i velî-ni‘amlarıma bezl edüp anlar da,
Anda Gedüslü Efendi'ye on yem ve Hacızâde Efendi'ye beş yem ve Sadrıa‘zam Kethudâsı İbrâhîm Ağa'ya on yem ve kâtibi Selîm Efendi'ye bir yem ve Cebecibaşı Alî Ağa'ya ve Samsoncubaşı Abdî Ağa'ya ve gayri dostlara kifâyet mikdârı birer yem verüp bu tertîb üzre iki cak yükü şa‘îrleri cemî‘i velî-ni‘amlarıma bezl edüp anlar da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26b ·
metinde göster ·
… bal şerbetlerin iki cânibinde olan temâşâcı küffârlara bezl ederek ubûr ederek
bu tertîb-i
alay-ı pâdişâhî üzre Süleymân Hân otağı bâğçesi önüne varıldıkda başvezîri olan …
Andan sakâlar meşklerin ve atların gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn edüp kendüleri siyâh meşin dolama esbâbları ile ubûr ederken kırbalarında mümessek bal şerbetlerin iki cânibinde olan temâşâcı küffârlara bezl ederek ubûr ederek bu tertîb-i alay-ı pâdişâhî üzre Süleymân Hân otağı bâğçesi önüne varıldıkda başvezîri olan Rudolfoş nâm kraldan paşaya bir cevâhir eğerli küheylân at getirüp paşanın göğsün öpüp ve gayri sultânzâdeler ve vezîrzâdeler ve gayriler cümle atlarından enüp paşanın dâmenin bûs edüp paşa dahi yüz bin nâz u istiğnâ ile kralın gönderdiği ata süvâr olup sehel gidüp yine atdan nüzûl etdi, zîrâ mel‘ûn küffârlar bed hûy at getirmişler. Yine paşa kendü atına binüp cümle gelen kâfirler bizim alayımızdan ileri gidüp vezîr dahi çâsâra gidüp ancak bizim alayımızda paşa yedekleri önünde altı vezîr ile altı aded kâfir borusu çalınup hâh nâ-hâh paşa iç ağaları içine vezîr oğulları ve sultân oğulları kim her biri birer pençe-i âfitâb u mehtâb gulâmlar iç ağaları içinde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
ile şehr-i Enderey'e girecek mahalde şehr-i Enderey hânı Ulubeğ Hân dahi karşud …
Andan bu tertîb ile şehr-i Enderey'e girecek mahalde şehr-i Enderey hânı Ulubeğ Hân dahi karşudan azîm leşker ile iki pâdişâhın istikbâline çıkdıkda ol dahi yigirmi bin cebeli ve cevşenli ve kübeli ve zırh ü zereh-külâhlı ve serpenâhlı ve Dağıstân'ın kerevke nâm zırh ve tuğulkalarına müstağrak olmuş piyâde tüfeng-endâzlar ve niçe bin piyâde kemendârlar ve gûnâ-gûn âlât-ı silâhlar ile mülebbes küheylân es-sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara süvâr olmuş ve niçe bin aded alaca karaçubuk(?) atlarına binmiş askerle bezenüp Ulubeğ Hân'ın ensesinde nefîr ü sûrnây ve kös-i hâkânî ve kerrenây-ı Efrâsiyâbî ve dühül-ü İskenderî ve tabl [u] kudûm (---) ların çalarak Ulubeğ alay-ı azametle geldikde atından piyâde olup iki pâdişâhın pây-i semendlerine yüz sürüp yine karaçubuk atına bilâ-rikâb süvâr olup iki pâdişâhı selâmlayup anlar yine talî‘a-i asker olup cümle leşker saf saf ve mevc ü mevc alay ile şehr-i Enderey'e dâhil olup ziyâfet-i azîmler oldu. Ve bizim Hân hazretlerine bir sarây-ı azîm döşenüp zevk u safâya meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a-i Terek Acem'in Bakü kal‘asının cânib-i garbında üç yüz mîl deryâ ile
bu Terek
kal‘asıdır. Bir iki ay mukaddem Mehemmed Geray Hân efendimizle Tavustân ülkesin …
Bu kal‘a-i Terek Acem'in Bakü kal‘asının cânib-i garbında üç yüz mîl deryâ ile bu Terek kal‘asıdır. Bir iki ay mukaddem Mehemmed Geray Hân efendimizle Tavustân ülkesinden giderken ve nehr-i Terek'i ubûr ederken bu kal‘a-i Terek solumuzda leb-i deryâda nümâyân idi. Hamd-i Hudâ şimdi sıhhatle gelüp görmek müyesser olup altı gün zevk [u] safâlar eyledik. Zamân-ı kadîmde Kumuk elinde bir küçük kal‘acık imiş kim Enûşirvân binâsıdır. Ba‘dehu Maskov gemilerle gelüp kazba-i teshîre alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·
İşte bu Maskov Kazağı gâyet şecî‘ kefereler olup Bahr-i Harez etrâfında olan Acem kal‘aları hânlıklarının ödlerin sınıkdırmışdır. En güzîde kâfirleri bu Terek kal‘asına gelirler, zîrâ gâyet ma‘mûr u âbâdân olmada şikârgâhlı Terek kal‘asıdır kim tâ Fağfûr ve Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Özbekistân ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî vilâyetlerinden şikâr alup gâret ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·