… leri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp
bu Tophâne'de
bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] be …
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… ılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler
bu Tophâne'deki
gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… rı içine koyup aşığıların yine demir sikkeler ile mu‘allakda zabt ederler. Zîrâ
bu top
kâlıbı içinde tuç dökülüp top oldukda top içinden yumurta ile mahlût mîli çıkar …
{Evsâf-ı top kâlıbı dollâbları}: Ve bu kârhâne içre niçe yerde dollâblar vardır, anlarda top kâlıbları binâ edüp âmâde ederler. Ve kâlıbın içine gülle yerine kırkar ellişer vukıyye gülle kalınlığı olmağiçün demir mîllere kırkar ellişer bin yumurta ile mahlût ma‘cûn olmuş çamuru demir mîle ipler ile sarup top kâlıbları içine koyup aşığıların yine demir sikkeler ile mu‘allakda zabt ederler. Zîrâ bu top kâlıbı içinde tuç dökülüp top oldukda top içinden yumurta ile mahlût mîli çıkarup kâmil top olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
… ana keçe esbâb geymek yolun bulmuşlar. {Nâr-ı cahîmden bir şerer görmek isteyen
bu Tophâne
âteşin görsün kim, Âye[t]: (---)(---)(---)}
Kâmil bir gün bir gece germâ-germ âteş olduğundan sonra cümle dökücüyân ve âteş-endâhtân çelebi libâsların çıkarup pabucları ve bir gûne nikâblı maskara külâhlar geyüp hemân gözleri görünür gûyâ her biri birer hayâl-i zıll-ı Karagözleri olup eyinlerinde yine keçeden bol maskara hil‘atları geyüp hidmet ederler. Zîrâ yigirmi dörd sâ‘atden sonra âteş-i Nemrûd'un ve tuç deryâsı âteşinden gayrı gûne esbâblı âdem yanına varsa bizzât benî âdem kebâb olur, değil kim çelebi esbâbları tahammül ede. Üstâdlar ana keçe esbâb geymek yolun bulmuşlar. {Nâr-ı cahîmden bir şerer görmek isteyen bu Tophâne âteşin görsün kim, Âye[t]: (---)(---)(---)}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131a ·
metinde göster ·
cümle çınâr-ı müntehâlar ve serv-i serâmedler ve şecer-i ohlamur ve bîd-i serni …
Ve bu toplar cümle çınâr-ı müntehâlar ve serv-i serâmedler ve şecer-i ohlamur ve bîd-i sernigûnlar sâyesinde ale't-tertîb dizilmiş bir mesîregâh yerdir kim her ıyd-ı şerîfin ikinci günü niçe bin âdem cem‘ olurlar}. Her biri deryâya nâzır olup âsûde yatırlar. Âl-i Osmân pâdişâhının bir hazîne-i azîmi dahi bu top-ı kûplerdir kim bir pâdişâh mâlik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
… ryâya nâzır olup âsûde yatırlar. Âl-i Osmân pâdişâhının bir hazîne-i azîmi dahi
bu top-ı
kûplerdir kim bir pâdişâh mâlik değildir.
Ve bu toplar cümle çınâr-ı müntehâlar ve serv-i serâmedler ve şecer-i ohlamur ve bîd-i sernigûnlar sâyesinde ale't-tertîb dizilmiş bir mesîregâh yerdir kim her ıyd-ı şerîfin ikinci günü niçe bin âdem cem‘ olurlar}. Her biri deryâya nâzır olup âsûde yatırlar. Âl-i Osmân pâdişâhının bir hazîne-i azîmi dahi bu top-ı kûplerdir kim bir pâdişâh mâlik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
… n vefk-ı murâdı üzre felek müsâ‘ade edüp ekmeği cihân-ârâdır kim Acem şâhlarına
bu Tophâne
somunundan götürüp Rûm'dan Isfehân'a üç ayda varup aslâ müteğayyir olmamışdır.
Ehl-i hırefinin memdûh kârlarından nâzik kirde kebâbı ve kirdesi ve lezîz hoşâbı ve levendât içün darı bozası. Ve hâs u beyâz pembe-misâl sünger gibi göz göz pişmiş Tophâne somunu, Sabanca somunundan ve Amasiyye Lâdiki ekmeğinden lezîzdir kim bu kârhâne sâhibi Îsâ Çelebi'ye bir dervîş du‘â edüp bir vefk vermiş, ol zamândan berü Îsâ Çelebi'nin vefk-ı murâdı üzre felek müsâ‘ade edüp ekmeği cihân-ârâdır kim Acem şâhlarına bu Tophâne somunundan götürüp Rûm'dan Isfehân'a üç ayda varup aslâ müteğayyir olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
Ve Gürcî ve Abaza kavmi gâyet çokdur. Hâlâ beher sene
bu Tophâne
Abazaları evlâdları bir yaşında ve ikisine bâliğ iken şehir oğlanı olmasın kul …
Ve Gürcî ve Abaza kavmi gâyet çokdur. Hâlâ beher sene bu Tophâne Abazaları evlâdları bir yaşında ve ikisine bâliğ iken şehir oğlanı olmasın kul olup satılup devlet-mend olsun içün her sene evlâdların süd analara verüp niçe beşik kundak, oğlan uşak, gemiler ile Abaza diyârına gönderüp on, on beş yaşında İslâmbol'a getirüp pâdişâh musâhiblerine pîşkeş yâhûd fürûht edüp çerâğ ederler. İşte bizim merhûm Melek Ahmed Paşa ve Siyâvuş Paşa böyle Tophâne Abazası idi. Bunun emsâli niçe bin evlâdları Tophâne'den Abaza'ya gidüp gelmededir. Ve a‘yân-ı kibârları azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… y ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar getirmişler.
Bu top
şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın göstermek im …
Ve niçe sultânlar dahi cümle sûr libâsların geyinüp muhteşemâne 314a arz-ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ifelerinden ecnâs-ı mahlûkât âriyetî libâçe ve libâslar ile pür silâh olup kerrenây ve nefîr-i Efrâsiyâb'ların çalarak ve kös-i Hâkânîleri ve tablların ve tabl-bâzların döğerek balaban ve cura sûrnâ fasılları ederek bir alay-ı İrân-zemîn gösterdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hemân bu asker içinden Revân hânı at bırağup gelirken refîkımız Şemahı hânı eydür "Hey Evliyâ Aka! Mine heze Revân hânı geledir" dedikde hân gelüp ibtidâ hakîr ile at üzre görüşüp musâfaha idişüp ba‘dehû Bakü hânıyla bilişüp ve Gîlân hânıyla öpüşüp tâ Bakü kal‘asına üç sâ‘atde varınca âşnâ olduk. Andan zeyl-i Bakü'ye varınca kal‘anın burc [u] bârûlarından ve leb-i deryâda âmâde olan kullelerden ol kadar top endaht edüp şâdmânîler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup hakîre hayli cebe satdılar. Meğer bu Bahr-i Haraz'ün karşu garb cânibinde Moskov kralının Ejderhân ve Balhân ve Sarây ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar getirmişler. Bu top şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın göstermek imiş. Bu hâl üzre kal‘a-i Bakü'ye bin elli yedi senesi mâh-ı Muharrem'inin evvel cum‘a gününde dâhil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b–314a ·
metinde göster ·
Bu hakîr-i pür-taksîr Melek Ahmed Paşa efendimizle
bu Topçular
sarâyında sâkin olurken her şeb Kâğızhâne'de niçe yüz bin fişeng-i pür-reng evc …
Bu hakîr-i pür-taksîr Melek Ahmed Paşa efendimizle bu Topçular sarâyında sâkin olurken her şeb Kâğızhâne'de niçe yüz bin fişeng-i pür-reng evc-i âsumâne urûc etdüğün temâşâ edüp niçe bin top u tüfeng sadâsın istimâ‘ ederdik. Âhir bir yârân-ı safâdan bu şâdımânı su‘âl etdükde ol yâr-ı vefâdâr bu hakîrin ahvâline vâkıf-ı esrâr olup eydür: "Ey gussa vü gamda perîşân-hâtır olan bîçâre ve aklın yitirmiş âvâre! Niçün deşt-i gamda mecnûn gibi mahzûn olup bu hây-hûy-ı Kâğızhâne'den âgâh değilsin. Bu devlet-i Âl-i Osmân zuhûr edeli sâ’ir teferrücgâhlarda bile bu Kâğızhâne cem‘iyyeti gibi bir şâdmâm olmamışdır. Bu ıyd-gâhı görmeyen edîm-i arzda birşey görmüş değildir" deyü Kâğızhâne'yi eyle temdîh u tavsîf etdi kim bu tabî‘at-i meyyâl mâ-i zülâl gibi nehr-i Kâğızhâne'ye cereyân etdi. Ve bu ebyât hâtıra hutûr etdi. Kıt‘a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… ırağup meydândaki topa biri bir çevgân urup kendi taraflarındaki mili geçirmeğe
bu topa
çevgânlar ururlar. Biri dahi at ile seğirdüp ol galtân olan topa bir çevgân uru …
{Ta‘rîf-i lu‘bedebâz-ı Çevgân}: Çevgân oynamak oldur kim bu meydânın bir başında bir seng-i hârâ var ve bir başında yine bir sütûn-ı müntehâ dikilmişdir. Bir tarafda bin atlı ve bir tarafda bin atlı cem‘ olup ellerinde birer kızılcık ağacından eğri kûpâl ve çevgân ile âmâde olurlar. Mezkûr meydân-ı muhabbete âdem kellesi kadar bir ağaç-ı müdevver top korlar. Bir tarafda sekizer kat mehterhâneye tarralar urulup âvâz-ı dühl evce peyveste oldukda bir tarafdan bir âdem ve bir cânibden bir âdem at bırağup meydândaki topa biri bir çevgân urup kendi taraflarındaki mili geçirmeğe bu topa çevgânlar ururlar. Biri dahi at ile seğirdüp ol galtân olan topa bir çevgân urup kendü hudûdundaki amûda getirmek ister. Biri dahi yetişüp top hevâda 234b tayerân ederken bir çevgân urup biri dahi urup netice tarafeynin askereyni birbirlerine girüp fakîr topa eyle çevgân-ı kûpâllar ururlar kim niçesi pâre pâre olup elbette bir hâl ile bir taraf halkı gâlib gelüp topu kendü hudûdlarına getirüp karşu tarafdakiler mağlûb, topu alanlar gâlib olup mağlûblar gâliblere ba‘de'l-çevgân azîm ziyâfetler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234a–234b ·
metinde göster ·
… ân atları topu eyle gözedirler. Hakkâ ki yeğrek pehlivânlıkdır. Ammâ niçe kerre
bu top
içün ceng-i azîm olup niçe kan olmuşdur. Âhir-ı kâr kavil ile oynarlar. Meselâ …
Bir acâ’ib temâşâdır ve acâ’ib pehlivânlıkdır ve gâyetü'l-gâye fârisü'l-hayllikdir. Ammâ niçe atların ayağına çevgân rast gelüp hurd eder, yahûd fakîr mühre ve hussân leng olur. Ammâ fakîr atlar ile mu‘allem olanlar kim hirre fâreyi niçe gözedirse çevgân atları topu eyle gözedirler. Hakkâ ki yeğrek pehlivânlıkdır. Ammâ niçe kerre bu top içün ceng-i azîm olup niçe kan olmuşdur. Âhir-ı kâr kavil ile oynarlar. Meselâ beş kerre yahûd on kerre kankı taraf halkı topu kendileri tarafına kavilleri üzre millere götürürse meydân anlarda kalup ziyâfeti mağlûb olan eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
… şimâlîsinde Van kayasına muttasıl kûh-ı bî-sütûn var. Hâk-i amber-âsâ yığılmış
bu toprak
bu kal‘aya neden yığılmışdır kim bu toprakdan Allahümme âfinâ düşman bu kal‘aya …
deyü paşa-yı âkıbet-endîş ser-i kârda olmak içün pes ü perdeden bir iş görmeğe kasd edüp ale's-sabâh cümle a‘yân u kibâr ile ve yeniçeri ağası ve müftî ve nakîbü'l-eşrâf ve monlâ ile kola binüp Van kal‘asının ta‘mîr ü termîmi ve muhtâc olan rahnedâr yerlerin keşf ederken gördü kim Van'ın cânib-i şimâlîsinde Van kayasına muttasıl kûh-ı bî-sütûn var. Hâk-i amber-âsâ yığılmış bu toprak bu kal‘aya neden yığılmışdır kim bu toprakdan Allahümme âfinâ düşman bu kal‘aya zafer bulur deyü su’âl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b ·
metinde göster ·
… -sütûn var. Hâk-i amber-âsâ yığılmış bu toprak bu kal‘aya neden yığılmışdır kim
bu toprakdan
Allahümme âfinâ düşman bu kal‘aya zafer bulur deyü su’âl etdi.
deyü paşa-yı âkıbet-endîş ser-i kârda olmak içün pes ü perdeden bir iş görmeğe kasd edüp ale's-sabâh cümle a‘yân u kibâr ile ve yeniçeri ağası ve müftî ve nakîbü'l-eşrâf ve monlâ ile kola binüp Van kal‘asının ta‘mîr ü termîmi ve muhtâc olan rahnedâr yerlerin keşf ederken gördü kim Van'ın cânib-i şimâlîsinde Van kayasına muttasıl kûh-ı bî-sütûn var. Hâk-i amber-âsâ yığılmış bu toprak bu kal‘aya neden yığılmışdır kim bu toprakdan Allahümme âfinâ düşman bu kal‘aya zafer bulur deyü su’âl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b ·
metinde göster ·
… edi sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri Van'a gelüp hizmet-i pâdişâhîde bulunup
bu toprağı
Van deryâsına döküp bu kal‘ayı türâbdan tathîr edelim." dedikde cümle hâs u âm …
Hemân paşa-yı müdebbir eydür: "Gel e kethudâ! Benim cümle otaklarım bu mahalle kurup cümle askerim bu mahalde haymeleriyle meks eylesin ve cemî‘i eyâlet-i Van'da yigirmi yedi sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri Van'a gelüp hizmet-i pâdişâhîde bulunup bu toprağı Van deryâsına döküp bu kal‘ayı türâbdan tathîr edelim." dedikde cümle hâs u âm "Allah âsân getire, devletli vezîr!" deyüp "Bismillahirrahmânirrahîm" deyüp ibtidâ kendüleri yedi kerre eteğiyle 249a toprak taşıyınca azamet-i Allah cümle iç ağaları ve cümle Van ağaları toprak taşımağa başlayup şehirde dellâllar nidâ edüp herkes gele ve köle ve külfesi ve tobrasıyla kal‘a altındaki toprağı taşımağa başlayup deryâya dökerlerdi. Hemân paşanın serâperdesi ve cümle askerinin hayme vü hargâhları ve cümle Van askerinin bârhâne ve bâr [u] bengâhları sahrâ-yı Van'a kurulup cümle vâdî-i Van sâhil-i bahre varınca hayme-i çetr-i mülemma‘lar ile ma‘mûr u âbâdân olup der-akab pa(di)şa-yı dûrbîn-fikr destine kilk-i cevâhir-nisârın alup eyâlet-i Van'da ne kadar sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri var ise cümlesine tuğrâ-yı garrâ çeküp yarlığ-ı belîğ-i şâhî tahrîr etdirüp "Mekke ve Medîne pâdişâhına mutî‘ u münkâd iseniz elbette hizmet-i pâdişâhîye gelüp Van kal‘ası derneğine gelesiz!" deyü her sancağa birer ağa emr-i pâdişâhîler ile cemî‘i Ekrâd ümerâlarını da‘vete gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b–249a ·
metinde göster ·
… hâk-i pâk yığılmış durur. Allahümme âfinâ bu nefte bir âteş isâbet etse üzerine
bu toprağı
döküp söndürürler.
Ve niçe yüz havzlarda sirke ve bal ve peynir ve zeytun ve zeytun yağı, hatta şarâb-ı bî-hicâb dahi vardır kim müsâlaha içün yahûd mahsûr olan kefere re‘âyâ vü berâyâ içün hamr dahi vardır. Hatta bi-emrillah bir gârda neft yağı ma‘deni vardır kim kayadan cereyân edüp bir havz-ı azîmin içine rîzân olup ol havz-ı azîm mâl-â-mâl oldukda taraf-ı mîrîden Van defterdârı tüccârlara fürûht eder, bi-emrillâh bir temâşâdır. Ammâ bu gâr dahi şeb [u] rûz mesdûd durur. Hatta bu gârın bir tarafında püşte püşte hâk-i pâk yığılmış durur. Allahümme âfinâ bu nefte bir âteş isâbet etse üzerine bu toprağı döküp söndürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… gûne mühimmâtların her top-ı kûb yanına cebehâneleriyle güllelerin hâzır etmiş.
Bu toplardan
aşağı bir kat dahi olan kehfleri yine delüp birer kat âdem sığar ve taş gülle a …
El-hâsıl bu Van kayası içre altı yüz aded gârın birisi dahi tehî değildir. Cümle cebehâne ve âlât-ı mühimmât ve levâzımât ile pür olmuş kehflerdir. Hatta Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân çok feth [ü] fütûhâtda bulunup kal‘alar feth etmeğile vukûf tahsîl eyleyüp taşradan kal‘aya ve kal‘adan taşra düşman üzre top atılup niçe kal‘a döğüleceğin ve kal‘adan atılan toplar düşmana ne yüzden zarar isâbet ideceğin bilüp Van kal‘asının ta zirve-i a‘lâsına yigirmişer karış ve otuzar kırkar karış balyemez toplar komuş kim ta dörd sâ‘at mesâfe-i ba‘îdede Erdemit bâğlarında düşman görünce mezkûr toplar Van sahrâsında âdem ve kırk mil deryâsında gemi gezdirmez. Bu kerre düşman bir lu‘bla kal‘a altına girse bu bâlâdaki uzun topların gülleleri mesâfe-i ba‘îdeye gidüp zîr-i kal‘ada olan düşmana zarar etmez mülâhazasıyla koca Süleymân Hân mezkûr mağaraların niçesi kalyon karnındaki top deliklerine mânend delikler delüp her bir gârda birer gûne san‘at-ı usret ile toplar çıkarmış kim âdem gördükde engüşt ber-dehen edüp dem-beste ve hayrân olur. Bir sıra böyle balyemez topları kürsi gibi düşman ve cümle gûne mühimmâtların her top-ı kûb yanına cebehâneleriyle güllelerin hâzır etmiş. Bu toplardan aşağı bir kat dahi olan kehfleri yine delüp birer kat âdem sığar ve taş gülle atar şayka toplar dizmiş. Anların dahi mühimmâtların imâr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
… ve Tebrîz kapusu kullesine varınca kirpi gibi birer kat top dahi dizmişdir kim
bu toplar
alçakda olmağile kal‘ayı muhâsara edüp meterise giren düşmanı gezdirmez. Bu his …
Andan sonra aşağı varoş kal‘a sengdir. Dîvârları ve burc-ı bârûları üzre Yalı kapusundan paşa kullesine ve Rüstem Paşa kullesine ve Hüsrev Paşa kullesine ve Ortakapu kullesine ve Veled kullesine ve Tebrîz kapusu kullesine varınca kirpi gibi birer kat top dahi dizmişdir kim bu toplar alçakda olmağile kal‘ayı muhâsara edüp meterise giren düşmanı gezdirmez. Bu hisâb üzre kal‘a-i Van'ın dörd kat toplar dizilmişdir kim gûyâ yükün almış bir kalyon gibi yemîn ü yesârında dörd kat topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
sadâsı nedir?" derler, "Pâdişâhım evvel bizim idi, şimdi Acem'in destinde Kotur …
Murâd Hân eydür: "Bu top sadâsı nedir?" derler, "Pâdişâhım evvel bizim idi, şimdi Acem'in destinde Kotur kal‘ası askere top atar." derler. Murâd Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân, der-ân Nogay eline süvâr olup bu kal‘a-i serbülendi temâşâ edüp "Hak belâ versin, ne turfe sa‘b-hisâr imiş. Şimdi bunu muhâsara etsek vakt-i şitâ garîbdir. Belki muhâsarası gün-be-gün müştedd ola. Buna mübâşeret etmeden, etmemesi makbûldür. Olmaya, illâ hayr." deyü serâperdesine gelüp sene 1048 târîhinde Bağdâd'ı feth edüp akd-i sulh mahallinde Murâd Hân Kara Mustafâ Paşa'ya der kim: "Mustafâ. Bu sulhda Acem, Revân kal‘ası kurbünde Mekü kal‘asın münhedim etsin ve Van eyâletinde Kotur kal‘asın münhedim etsinler." der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288a ·
metinde göster ·
… 694 târîhinde Âl-i Cengiziyân'dan İslâm ile müşerref olan Muhammed Şâm-ı Gazan
bu Toprak
kal‘ayı binâ etmişdir. Ba‘dehû yine mülûkdan mülûk destine girmişdir. Ba‘dehû s …
Sene 694 târîhinde Âl-i Cengiziyân'dan İslâm ile müşerref olan Muhammed Şâm-ı Gazan bu Toprak kal‘ayı binâ etmişdir. Ba‘dehû yine mülûkdan mülûk destine girmişdir. Ba‘dehû sene 932 târîhinde Şâh Tahmasb tevsî‘ edüp dahi ziyâdesiyle imâr eyledi. Ba‘dehû sene 992 târîhinde Kumla Çemeni kal‘asın Ferhâd Paşa binâ ederken bu Toprak kal‘ayı dahi imâr etdi. Ve Süleymân Hân'ın Tavaşî Süleymân Paşa'sı ve Hadım Ca‘fer Paşa'sı cümle der-i dîvârların metânet üzre bünyâd etdikleri ba‘dehû tavsîf ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290a ·
metinde göster ·
… ledi. Ba‘dehû sene 992 târîhinde Kumla Çemeni kal‘asın Ferhâd Paşa binâ ederken
bu Toprak
kal‘ayı dahi imâr etdi. Ve Süleymân Hân'ın Tavaşî Süleymân Paşa'sı ve Hadım Ca‘ …
Sene 694 târîhinde Âl-i Cengiziyân'dan İslâm ile müşerref olan Muhammed Şâm-ı Gazan bu Toprak kal‘ayı binâ etmişdir. Ba‘dehû yine mülûkdan mülûk destine girmişdir. Ba‘dehû sene 932 târîhinde Şâh Tahmasb tevsî‘ edüp dahi ziyâdesiyle imâr eyledi. Ba‘dehû sene 992 târîhinde Kumla Çemeni kal‘asın Ferhâd Paşa binâ ederken bu Toprak kal‘ayı dahi imâr etdi. Ve Süleymân Hân'ın Tavaşî Süleymân Paşa'sı ve Hadım Ca‘fer Paşa'sı cümle der-i dîvârların metânet üzre bünyâd etdikleri ba‘dehû tavsîf ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290a ·
metinde göster ·
… eğer nazîri kal‘a-i Rodos'da yâhûd Akdeniz'in Boğazhisârları'nda ola, ammâ hâlâ
bu top-ı
kûpun biri doludur.
Ve üç kapusu var. İkisi nehr-i Turla'ya nâzır küçük kapulardır. Biri maşrık tarafına varoşa mekşûf gâyet işlek üç kat metîn demir kapulardır. Bu büyük kapu arasında kal‘ayı feth eden içine iki âdem sığar kırkar karış serâmed toplar var kim Âl-i Osmâniyân'ın bir serhaddinde misli yokdur. Meğer nazîri kal‘a-i Rodos'da yâhûd Akdeniz'in Boğazhisârları'nda ola, ammâ hâlâ bu top-ı kûpun biri doludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36a ·
metinde göster ·
… kapulardır. Özü ve Karadeniz temevvüc etdiği yer olmak ile iki bahrin fırtınası
bu top
deliklerinden içeri su girir. Ve her kulleleri ejder-i heft-ser-misâl metîn ve …
Bu kal‘a içre ancak beş hâne ve Murâd Hân'ın bir câmi‘i ve buğday anbârı ve cebehânesi var. Gayrı imâretden bir nişân yokdur. Dizdârı ve yüz aded âmâde ve hâzır-bâş neferâtları vardır. Kal‘ası leb-i Özü'de sekiz köşe bir küçük kal‘acıkdır kim cirmi üç yüz germe adımdır, ammâ dîvârı elli arşın bâlâdır ve aslâ handakı yokdur, zîrâ kumsal bir alçak yerde binâ olunmuşdur. Ve karşu Kılburun'a ve nehr-i Özü boğazına ve kara câniblerine on iki köşeye bakar on iki pâre balyemez top-ı serâmedleri var kim nazîrleri meğer Rodos kal‘asında ola. Ve her topların delikleri Özü nehrine berâber demir kapaklı kapulardır. Özü ve Karadeniz temevvüc etdiği yer olmak ile iki bahrin fırtınası bu top deliklerinden içeri su girir. Ve her kulleleri ejder-i heft-ser-misâl metîn ve müstahkem kullelerin depeleri cümle tahta örtülü kubbelerdir. El-hâsıl "Kilidü'l-bahreyn" nâm denilse sezâ bir kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56a ·
metinde göster ·
… iska {vilâyeti} atları kim her {atın} ayaklarında ikişer okka na‘lları var idi.
Bu topları
cümle topçular askeri ve çorbacıları keşân ber-keşân getirdiler. Anlardan sonra …
İbtidâ cümle Paşalı askeri andan asesbaşı ve subaşı askeri ikişer ikişer geçüp gitdiler. Andan kelle ve esîrleri getiren Akkirmân askeri andan Özü kal‘ası askeri çifte çifte küheylân atlar üzre ubûr etdiler. Andan cümle bin üç yüz aded arabalar içre gûnâ-gûn âlet-i silâh ve cebehâneler ile mâl-â-mâl altı bin yetmiş aded musaykal ve mücellâ dirhemli Kazak tüfenglerin mezkûr arabalar üzre zeyn edüp ve cümle üç yüz altmış aded haçlı bayrakları baş aşağı arabalar üzre edüp bu cebehâneleri cümle cebeciler çorbacıları ikişer ikişer dizilüp mükellef alayı ile cebehâne arabaların ortaya alup geçdiler. Andan cümle yigirmi altı pâre münakkaş ve musaykal ve mücellâ altun gibi şâhâne topları cümle at arabaları çeküp her atlar kim fîl kadar Krakov ve Daniska {vilâyeti} atları kim her {atın} ayaklarında ikişer okka na‘lları var idi. Bu topları cümle topçular askeri ve çorbacıları keşân ber-keşân getirdiler. Anlardan sonra iki bin aded yine kefere atların bakkal kefereleri çeküp küçük imrahor askeri getirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64b ·
metinde göster ·
… top ve servi top ve nakışlı top ve burmalı top acâ’ib ü garâ’ibdir. Hakîr 90b
bu topun
içine girüp diz çeküp oturdum. Başım topun üst dudağına dokunmağa bir karış kal …
Bu kal‘a-i sedd-i İskender'de olan toplar Âl-i Osmân'da değil rûy-ı arzda bir pâdişâh böyle toplara mâlik olmamışdır. Cümle sağîr ü kebîr (---) aded ejder-misâl toplardır. Hattâ bir topun içinde bir eskici işleyüp kulacın açup pabuç diker ve halkalı top ve küpeli top ve süglün top ve servi top ve nakışlı top ve burmalı top acâ’ib ü garâ’ibdir. Hakîr 90b bu topun içine girüp diz çeküp oturdum. Başım topun üst dudağına dokunmağa bir karış kalmışdı ve Ayas Paşa topu ve Süleymân Hân'ın on iki pâre topları ellişer karış ve ellişer ve kırkar vukıyye demir gülle atar. Tâ Akdeniz boğazında yigirmi mîl ba‘îd yerden kuş uçurmaz toplardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90a–90b ·
metinde göster ·
… oplarımız bu terkîb ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ
bu toplar
döküldükde germâ-germ otuz altı sâ‘at göyner çam ile âteş edüp kaynar kal olur. …
Kıssîs eydir: "Bunların ibtidâ ma‘denleri diyâr-ı Acem'de Nahçuvan'dan gelüp hâlâ bunlar polad-ı Nahşivânî'dirler. Tuç ise iki şeyden mürekkebdir. Nısfı kalay ve nısfı bakır ola, hâlis tuç olur ve tuç-ı esferü'l-levn olsun deyü içine tutiya korsan sarı altun-misâl tuç olur. Ve hâlâ cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu terkîb ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükde germâ-germ otuz altı sâ‘at göyner çam ile âteş edüp kaynar kal olur. Ba‘dehû top dökerler. Yine hîn-i mahalde âteşde ol top kırıkların eritmek kabildir, ammâ bu bizim Vârat'da Alî Ağa'nın kılıç ile urduğu sûretler polad-ı Nahşivânî tucu olmağile ne âteşden ve ne eğeden ve ne çürümeden bâk [u] pervâsı yokdur, ammâ bu Alî Ağa niçe çalım ile bu putları kılıç ile çaldı" deyü bu ahvâl-i timsâlleri nakl eden ruhbân engüşt ber-dehen edüp nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
… ‘a-kûpdur. Üstünde manzûm ebyât ile Süleymân Hân târîhi var. Hattâ Süleymân Hân
bu topun
ikisin Alaman diyârında Beç kal‘ası muhâsarasına giderken bir topu bu mahalde n …
İllâ kapusu önünde Süleymân Hân câmi‘i var ve nehr-i Dırava kenârında tahtadan çatma buğday anbârları var ve bu anbâr önünde bir azîm tophânesi var. Bunda kırk karış bir serâmed Süleymân Hân topu var, altmış vukiyye demir (demir) gülleleri var. Un kapanında güllelerinden niçesin kantara koyup anınla bal ve yağ ve dakîk vezn ederler, azîm mefret top-ı kal‘a-kûpdur. Üstünde manzûm ebyât ile Süleymân Hân târîhi var. Hattâ Süleymân Hân bu topun ikisin Alaman diyârında Beç kal‘ası muhâsarasına giderken bir topu bu mahalde nehr-i Dırava'ya cisir ile bile uçurup gark olur. İlâ hâze'l-ân ihtiyârlar "Ol top su içinde köprü başında durur" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
suya gark olmasında hikmet vardır, belki bu toplar ile kal‘a-i Beç döğülmeyüp b …
Hulâsa-i kelâm ukalâ-yı asâkirden niçe kimesneler "Bu topun suya gark olmasında hikmet vardır, belki bu toplar ile kal‘a-i Beç döğülmeyüp bî-feth avdet oluna" deyü efvâh-ı nâsda güft [u] gû olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm ukalâ-yı asâkirden niçe kimesneler "Bu topun suya gark olmasında hikmet vardır, belki bu toplar ile kal‘a-i Beç döğülmeyüp bî-feth avdet oluna" deyü efvâh-ı nâsda güft [u] gû olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… da keşân-ber-keşân sürüyüp Cânkurtaran nâm mahalle gelüp cân kurtarırlar. Andan
bu topu
getirüp Ösek'de koyup durur.
Hikmet-i Hudâ Süleymân Hân on yedi gün Beç kal‘asını bu Ösek'deki toplar ile döğüp şiddet-i şitâ gelüp eller ayaklar dutmadan kalup hikmet-i Hudâ bir gece ol kadar selc-i rahmet yağar kim bir âdem çadırından taşra çıkmağa iktidârları olmayup hemân Süleymân Hân bâr [u] büngâh ve serâperde-i Süleymânîsin ve kâr-ı hazâ’inin bırağup bu Ösek'deki topu ve gayri dörd aded balyemez topları ol zemistânda keşân-ber-keşân sürüyüp Cânkurtaran nâm mahalle gelüp cân kurtarırlar. Andan bu topu getirüp Ösek'de koyup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
ol şiddet-i şitâda yigirmi konak yerde diyâr-ı Alaman'ın Beç kal‘asından selâme …
Me’âl-i kelâm oldur kim Süleymân Hân bu topu ol şiddet-i şitâda yigirmi konak yerde diyâr-ı Alaman'ın Beç kal‘asından selâmete çıkardı. Hüner oldur kim eyyâm-ı Temmûz'da şimdi zamânımız serdârları ve Âl-i Osmân pâdişâhları böyle top-ı ejderi bir konak yere götüreler ha hüner diyeler, ammâ aceb hikmetdir. Kaçan kim bu topun bir eşi nehr-i Dırava'ya gark oldukda efvâh-ı nâsda söylenir kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… jderi bir konak yere götüreler ha hüner diyeler, ammâ aceb hikmetdir. Kaçan kim
bu topun
bir eşi nehr-i Dırava'ya gark oldukda efvâh-ı nâsda söylenir kim:
Me’âl-i kelâm oldur kim Süleymân Hân bu topu ol şiddet-i şitâda yigirmi konak yerde diyâr-ı Alaman'ın Beç kal‘asından selâmete çıkardı. Hüner oldur kim eyyâm-ı Temmûz'da şimdi zamânımız serdârları ve Âl-i Osmân pâdişâhları böyle top-ı ejderi bir konak yere götüreler ha hüner diyeler, ammâ aceb hikmetdir. Kaçan kim bu topun bir eşi nehr-i Dırava'ya gark oldukda efvâh-ı nâsda söylenir kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
gark olmasında meymenet yokdur, tâli‘-i menhûsdur. Allâhu a‘lem bu sene feth ve …
"Bu top gark olmasında meymenet yokdur, tâli‘-i menhûsdur. Allâhu a‘lem bu sene feth ve nusret yokdur" deyü söylenir. Hakkâ ki Arapça dır. Yine eyle bî-feth avdet olunup Ösek'e gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
kebîr yanında dörd aded balyemez toplar dahi var kim her biri birer kal‘a değer …
Bu top-ı kebîr yanında dörd aded balyemez toplar dahi var kim her biri birer kal‘a değer. Bu cümle toplar Dırava nehri aşırı Ösek köprüsü üzre iki sâ‘at yer köprü başında tâ Darda kal‘asına nâzır top-ı gırrendelerdir kim seyyâhân-ı berr [ü] bihârlar mâbeynlerinde bu Ösek topları ve Karadeniz ile nehr-i Turla kenârında Akkirmân topları ve Semendire topları ve Boğazhisâr topları ve Rodos topları ve Erzurûm kurbunda Kemah kal‘ası topları Rûm ve Arab ve Acem'de meşhûr toplardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… -azametullâh hemân bu kapular arasında çet-a-çet olan ve taşrada duran kâfirler
bu 80b top-ı
kûpdan çıkan bârûd-ı siyâhın nâr-ı Nemrûd'u nîlgûn dûdu ve gülle-i hadîdi ve ni …
Hikmet-i Hudâ bu mezkûr Beç kapusunun iç yüzünde hâlâ durur kâfir zamânından kalmış, içine âdem sığar bir sıkılı top var. Hemân ki küffâr-ı hâksâr bu Beç kapusundan içeri çet-a-çet kat-ender-kat yürüyüş edüp gelirken hemân bir Yahûdî karısı mezkûr topa âteş edince el-azametullâh hemân bu kapular arasında çet-a-çet olan ve taşrada duran kâfirler bu 80b top-ı kûpdan çıkan bârûd-ı siyâhın nâr-ı Nemrûd'u nîlgûn dûdu ve gülle-i hadîdi ve niçe serâmed zincîrleri ve na‘l pâreleri ve çakıl makıl taşları cümle küffârlara isâbet edüp cümle küffâr cân ber-cehennem zebânîlerine cân teslîm etdiklerinde küffârın gerisi işlemeyüp sâ’ir guzât-ı müslimîn küffârların bakıyyelerine sataşup kıra kıra kal‘ayı küffârdan halâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a–80b ·
metinde göster ·
… yâhûd bir müdevverce taş bulsa sevâbına kasd edüp karı topu içine atar. Ve hâlâ
bu top
yanında dörd aded balyemez toplar dahi vardır. Her biri birer kal‘a değer.
Ve mezkûr karı topu hâlâ Beç kal‘asının iç yüzünde araba üzre ejder-i heft-ser-i gırrende gibi Beç kapusunun şâhrâhına doğru bakup sıkılı durur. Ve her kim sokaklarda bir demir parçası veyâhûd bir müdevverce taş bulsa sevâbına kasd edüp karı topu içine atar. Ve hâlâ bu top yanında dörd aded balyemez toplar dahi vardır. Her biri birer kal‘a değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b ·
metinde göster ·
… e makas ve mekik ve muşkat ve kazan kumbaraların niçe bin envâ‘ları dağlar gibi
bu Tophâne
meydânında yığılıdır kim bu meydânı görmeyen ve bu tophâneye im‘ân-ı nazar ile …
Ve bu meydân etrâfında olan demir ve taş top güllelerinin ve domuz ayağı ve makas ve mekik ve muşkat ve kazan kumbaraların niçe bin envâ‘ları dağlar gibi bu Tophâne meydânında yığılıdır kim bu meydânı görmeyen ve bu tophâneye im‘ân-ı nazar ile nazar etmeyen cihânda bir şey görmüş değildir. Hattâ bu Tophâne meydânı önünde iç kal‘a handakı üzre iç kal‘adan bu meydâna nâzır top mazgallarında âmâde toplar var kim her biri ejder-i heft-ser-misâl 81b başların kaldırup dur[ur].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a–81b ·
metinde göster ·
… nvâ‘ları dağlar gibi bu Tophâne meydânında yığılıdır kim bu meydânı görmeyen ve
bu tophâneye
im‘ân-ı nazar ile nazar etmeyen cihânda bir şey görmüş değildir. Hattâ bu Tophâ …
Ve bu meydân etrâfında olan demir ve taş top güllelerinin ve domuz ayağı ve makas ve mekik ve muşkat ve kazan kumbaraların niçe bin envâ‘ları dağlar gibi bu Tophâne meydânında yığılıdır kim bu meydânı görmeyen ve bu tophâneye im‘ân-ı nazar ile nazar etmeyen cihânda bir şey görmüş değildir. Hattâ bu Tophâne meydânı önünde iç kal‘a handakı üzre iç kal‘adan bu meydâna nâzır top mazgallarında âmâde toplar var kim her biri ejder-i heft-ser-misâl 81b başların kaldırup dur[ur].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a–81b ·
metinde göster ·
… ophâneye im‘ân-ı nazar ile nazar etmeyen cihânda bir şey görmüş değildir. Hattâ
bu Tophâne
meydânı önünde iç kal‘a handakı üzre iç kal‘adan bu meydâna nâzır top mazgallar …
Ve bu meydân etrâfında olan demir ve taş top güllelerinin ve domuz ayağı ve makas ve mekik ve muşkat ve kazan kumbaraların niçe bin envâ‘ları dağlar gibi bu Tophâne meydânında yığılıdır kim bu meydânı görmeyen ve bu tophâneye im‘ân-ı nazar ile nazar etmeyen cihânda bir şey görmüş değildir. Hattâ bu Tophâne meydânı önünde iç kal‘a handakı üzre iç kal‘adan bu meydâna nâzır top mazgallarında âmâde toplar var kim her biri ejder-i heft-ser-misâl 81b başların kaldırup dur[ur].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a–81b ·
metinde göster ·
âkıbet-endîş ve umûr-dîde cengâver ve dilâver ve serv[er]ler anıniçün bu meydân …
Bu topları âkıbet-endîş ve umûr-dîde cengâver ve dilâver ve serv[er]ler anıniçün bu meydâna nâzır bu topları komuşlar kim Allâhümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup bu tophâneye ve bu iç kal‘aya gelirse bu Tophâne meydânına nâzır olan toplara âteş edüp düşmanı târumâr tu‘me-i mûr [u] mâr etdirmek mülâhazasıyla bu topları bu meydâna nâzır komuşlar. Hakkâ ki isâbet etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… endîş ve umûr-dîde cengâver ve dilâver ve serv[er]ler anıniçün bu meydâna nâzır
bu topları
komuşlar kim Allâhümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup bu tophâneye ve bu i …
Bu topları âkıbet-endîş ve umûr-dîde cengâver ve dilâver ve serv[er]ler anıniçün bu meydâna nâzır bu topları komuşlar kim Allâhümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup bu tophâneye ve bu iç kal‘aya gelirse bu Tophâne meydânına nâzır olan toplara âteş edüp düşmanı târumâr tu‘me-i mûr [u] mâr etdirmek mülâhazasıyla bu topları bu meydâna nâzır komuşlar. Hakkâ ki isâbet etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… âna nâzır bu topları komuşlar kim Allâhümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup
bu tophâneye
ve bu iç kal‘aya gelirse bu Tophâne meydânına nâzır olan toplara âteş edüp düşm …
Bu topları âkıbet-endîş ve umûr-dîde cengâver ve dilâver ve serv[er]ler anıniçün bu meydâna nâzır bu topları komuşlar kim Allâhümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup bu tophâneye ve bu iç kal‘aya gelirse bu Tophâne meydânına nâzır olan toplara âteş edüp düşmanı târumâr tu‘me-i mûr [u] mâr etdirmek mülâhazasıyla bu topları bu meydâna nâzır komuşlar. Hakkâ ki isâbet etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… hümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup bu tophâneye ve bu iç kal‘aya gelirse
bu Tophâne
meydânına nâzır olan toplara âteş edüp düşmanı târumâr tu‘me-i mûr [u] mâr etdi …
Bu topları âkıbet-endîş ve umûr-dîde cengâver ve dilâver ve serv[er]ler anıniçün bu meydâna nâzır bu topları komuşlar kim Allâhümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup bu tophâneye ve bu iç kal‘aya gelirse bu Tophâne meydânına nâzır olan toplara âteş edüp düşmanı târumâr tu‘me-i mûr [u] mâr etdirmek mülâhazasıyla bu topları bu meydâna nâzır komuşlar. Hakkâ ki isâbet etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
bu meydâna nâzır komuşlar. Hakkâ ki isâbet etmişler.
Bu topları âkıbet-endîş ve umûr-dîde cengâver ve dilâver ve serv[er]ler anıniçün bu meydâna nâzır bu topları komuşlar kim Allâhümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup bu tophâneye ve bu iç kal‘aya gelirse bu Tophâne meydânına nâzır olan toplara âteş edüp düşmanı târumâr tu‘me-i mûr [u] mâr etdirmek mülâhazasıyla bu topları bu meydâna nâzır komuşlar. Hakkâ ki isâbet etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
meydânından iç kal‘a handakı üzre taş köprü ile iç kal‘a kapusu iki kat metîn ü …
Ve bu Tophâne meydânından iç kal‘a handakı üzre taş köprü ile iç kal‘a kapusu iki kat metîn ü müstahkem demir kapulardır kim taşra kapunun atebe-i ulyâsı kemeri üstünde iki aded arslan-ı gırrende tasvîri var kim üstâd-ı mermer-bür bir esed timsâli eylemiş kim bi'l-mehâbe görenler ol sebû‘ları zî-rûh zann eder. Tâ bu mertebe musanna‘ gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… üzre kırkar ve ellişer pâre serâmed topları var kim Gerzellez dağı havâlesinde
bu toplar
kuş kondurmaz, değil ki düşman gelüp ol havâleye top çeküp Budin'i döğe, ol muh …
Ammâ bu sarâya Gerz İlyâs dağı pek havâledir, lâkin ol havâleleri def‘ içün bu sarâyın kıble cânibi önünde iki kat metîn kal‘a dîvârları var kim yüzer ayak enli Şeddâdî kalın dîvârlardır. Ve bu tarafda azîm tabyalar üzre kırkar ve ellişer pâre serâmed topları var kim Gerzellez dağı havâlesinde bu toplar kuş kondurmaz, değil ki düşman gelüp ol havâleye top çeküp Budin'i döğe, ol muhâldir. Budin kal‘ası andan bâki pervâsı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
muttasıl bir çâh-ı mâsı var, kâmil yüz kulaçdır, suyu tâ nehr-i Tuna'dan lağıml …
Ve bu tophâneye muttasıl bir çâh-ı mâsı var, kâmil yüz kulaçdır, suyu tâ nehr-i Tuna'dan lağımlar ile gelir bir müdevver kuyudur kim suyunu dollâblar ile atlar çeküp paşa sarâyına ve ba‘zı hânedânlara ve kapu yanında olan kubbe su hazînesine âb-ı nâbı dolup ol kubbe çeşmesinden bay u gedâ su alup def‘-i atşân ederler bir kâr-ı küffâr vâcibü's-seyr bir çâh-ı nâmdârdır. Ve bu kuyu etrâfı ve mezkûr tophâne altı ve paşa sarâyı altı ve gayri hânedânların altları cümle zîr-i zemînler ve su sarnıçları ve mehâzinler ve cebehâne ve bârûdhâne ve gayri mühimmât [u] levâzımât duracak mahzenlerdir kim niçe yerde (yerde) Tuna'ya nâzır pençereleri cümle demir kafesli ve demir kapaklı manzaralardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… içeri tâ mağrib cânibindeki toprak tabyaya varınca kâmil beş yüz hatvedir, ammâ
bu toprak
tabya dahi iki kat Şeddâdî taşdan nev binâ bir tabya-i ra‘nâdır kim her katında …
Ve bu kapudan içeri tâ mağrib cânibindeki toprak tabyaya varınca kâmil beş yüz hatvedir, ammâ bu toprak tabya dahi iki kat Şeddâdî taşdan nev binâ bir tabya-i ra‘nâdır kim her katında onar pâre balyemez topları var kim Tuna aşrı Ciğerdelen sahrâsına gelen düşmanların ciğerin deler. Serâmed topları tâ Murâdovası'nda meks eden küffârı nâr-nûr murâdına ergirir top-ı tavîlleri var. Hattâ bu tabya-i bâlâdan aşağı varoşa bakmağa âdem cür’et edemeyüp aklı çâk olur. Tâ bu mertebe tabya-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
tabya kurbunda kal‘anın bir küçücük kapusu var, aşağı varoşa gider yoldur, ammâ …
Ve bu toprak tabya kurbunda kal‘anın bir küçücük kapusu var, aşağı varoşa gider yoldur, ammâ at gidemez, benî Âdem ise bî-tâb u bî-mecâl ener ve çıkar, zîrâ kâmil beş yüz adım kademe taş nerdübândır kim kâr-ı Macar-ı füccârdır. Acele ile aşağı şehre enecek şehbâz yiğitler bu nerdübânlı kapudan enüp çıkarlar. Yohsa ihtiyâr âdemler bu yoldan enüp çıkamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·