Zamân-ı kadîmde Gürcîstân meliklerinden Mamrol Melîk binâsıdır. Ba‘dehû sene 871 târîhinde Uzun Hasan Şâh tasarrufunda idi. Andan Ebü'l-feth feth edüp yine Gürcîstân keferesi istilâ etdi. Andan Selîm Hân-ı Evvel, şehzâdeliği âleminde Tarabefzûn hâkimiyken feth edüp Süleymân Hân asrında yine Gürcîstân keferesinin ısyân [u] tuğyânı zâhir olup niçe kılâ‘ları ve bu Tortum kal‘asına istîlâ etdüğü mesmû‘-ı Süleymân Hân olunca vezîr-i sânî Ahmed Paşa'ya seksen bin asker verüp sene (---) târîhinde serdâr-ı mu‘azzam olup kat‘-ı menâzil ederek kal‘a-i Tortum üzre gelüp rûz-ı rûşende emân vermeyüp meterise girerler. Bi-inâyetillahi Te‘âla yedi günde ve yedi sâ‘atde ceng-i azîm ile yürüyüş edüp içinde mütehassın olan Gürcî Aznavuru küffârın dendân-ı tîğdan geçirüp feth olundukda ta‘mîr [u] termîm edüp içine kifâyet mikdârı asâkir-i İslâm müstahfızân ve cebehâne ve top-ı kal‘a-i kûpân ve müstevfâ zahâ’ir ve gayrı ma‘ûnet-i firâvân 328b koyup yine asker-i deryâ-misâl ile Gürcîstân vilâyeti içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328a–328b ·
metinde göster ·
… mâ hâlâ sefere me’mûr etmeğe geldiğimiz Gâzî Seydî Ahmed Paşa sehl ta‘addî edüp
bu Tortum
sancağına yigirmi bin guruş dutdururdu. Hattâ bu hakîr, kendülere emr-i şerîf i …
Andan kal‘a-i Tikhiz ve Akçakal‘a ve Yuvâne deresi cümle feth olup kal‘a-i Tortum'a gelüp Erzurûm eyâletinde sancak beği tahtı olmak üzre tahrîr edüp hâlâ Erzurûm hâkinde Tortum başka sancak paşası tahtıdır. Beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnı (---) akçedir. Sancağında (---) ze‘âmetdir ve (---) timardır ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Hîn-i seferde cebelüleriyle beğinin askeriyle cümle bin altmış beş güzîde askerdir. Ve senevî paşasına on iki, on üç bin guruş ber-vech-i adâlet hâsıl olur. Ammâ hâlâ sefere me’mûr etmeğe geldiğimiz Gâzî Seydî Ahmed Paşa sehl ta‘addî edüp bu Tortum sancağına yigirmi bin guruş dutdururdu. Hattâ bu hakîr, kendülere emr-i şerîf ile gelüp Revân derneğine me‘mûr olduğunda sancâğında olan erbâb-ı ze‘âmet ve erbâb-ı timardan ve gayrı eli berâtlı e’imme ve hutabâlardan bile sefere me‘mûrsuz deyü bu mâdde içün on bin guruş alup cümle asâkir-i İslâm'ı âmâde edüp hakîr kendü sarâyına konup şeb [u] rûz sohbet-i hâs edüp şehri seyr [ü] temâşâ ederdik. Yüz elli akçe kazâdır ve tokuz nâhiye-i ma‘mûrdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328b ·
metinde göster ·
Ol eyitdi: "Hân dedikleri pis, bir at vermedi, ben dahi eyle etdim. Vallahi billahi sarâyî firâşî bâğıd u kâfire tebessüm gerek idi. Ammâ Osmânlı alâyı geldi, meni lâğlarlar deyü bu tormuğa binmişem." deyü aslâ inkâr etmedi. "Munlar kimdir?" deyü hakîr içün çâşnigîrbaşıdan su‘âl etdi. Ol dahi henüz ülfet etmişdi. Hâfız-ı Kelâmullah ve paşanın nedîm-i hem-celîsidir." dedikde vâfir hazz edüp bizimle yârân oldu. İnşâallah mahalliyle dahi niçe ibret-nümâ ma‘rifetlerin beyân ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·