… re çam ağacından künkler ile gelir. Nehr-i (---) derler bir âb-ı hayâtdır, ammâ
bu varoşa
muttasıl Ca‘fer Beğzâde nâmıyla müte‘ârif bir zâ‘im hânedân sâhibi bir merd-i m …
Âb [u] havâsı latîfdir. Suları şehre çam ağacından künkler ile gelir. Nehr-i (---) derler bir âb-ı hayâtdır, ammâ bu varoşa muttasıl Ca‘fer Beğzâde nâmıyla müte‘ârif bir zâ‘im hânedân sâhibi bir merd-i meydândır kim her şeb hânesinde üç dörd yüz ata müsâfir yemi asılup ni‘met-i firâvânı mebzûldür ve bir bâğ-ı hadîka-i ravza-i rıdvâna mâlik olmuşdur kim içinde bir âdem gâ’ib olur. Gûnâ-gûn meyve-i âbdâr fevâkiheleri olur kim diyâr-ı Bosna'da meğer Mosdar'da ve Foça'da ola, ammâ bunun emrûdu ve gûnâ-gûn tüffâhı olur kim "Ve râhin râhı râhın misle tüffâh" dedüği bu Akhisâr elması hakkında ola. Ve bu şehrin oğul balı ve bal suyu memdûh serhadd-i Bosna'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… . Kal‘ası kâfirleri itâ‘at etmedikleri ecilden Eğre ve Budin ve Kanije gâzîleri
bu varoşa
şergil olup hâh-nâhâh bî-bâk u bî-pervâ şehre girüp cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üsâ …
Nemse çâsârı tarafından beş bin tüfeng-endâz kâfir kal‘ada aslâ amân dilemedi. Ve bu sûr hâricinde bir müzeyyen varoşu var idi. Kal‘ası kâfirleri itâ‘at etmedikleri ecilden Eğre ve Budin ve Kanije gâzîleri bu varoşa şergil olup hâh-nâhâh bî-bâk u bî-pervâ şehre girüp cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üsârâların alup şehrin âteşe urup ancak kal‘ası bir sahrâ-yı vâsi‘de sögele kaldı. Ve yine asker-i İslâm'a kırkar ellişer vukiyye top gülleleri urdu. Gâyet metîn ü müstahkem şekl-i muhammes bir kal‘a-i Şeddâdî beş tabyalı ve beş aded kenîseli bir kal‘a-i beyâz idi, yanına varılmaz. Ancak bu kadar temâşâ etdik, zîrâ top serpindisinden yakın varmağa âdem cür’et edemezdi, ammâ sahrâları gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 4 sâ‘at sahrâlarda gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a dest-i İslâm'da iken bir küçücük hammâmı var imiş, mu‘attal dururdu. Hammâmı ve câmi‘i ve kal‘ayı ve cümle büyûtları asker-i İslâm amâra başlayup kal‘anın aşağısındaki fezâ-yı vâsi‘de tâ nehr-i İpol'a varınca bir varoş-ı azîmi var imiş, Kaplan Paşa câ-be-câ harâb etmiş. Bu varoşun beş bin kadar re‘âyâsı gelüp mutî‘ u münkâd olup bir hafta içinde asâkir-i Âl-i Osmân bu varoşa üşüp eyle amâr etdiler kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ cümle handakın gayyâ-misâl kazup iki yerden cisirli kapular edüp dâ’iren-mâdâr on bin adım bir varoş-ı azîm çevirdiler kim palanka dîvârları üzre arabalar gezmek mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b ·
metinde göster ·
… e iki yüz aded şindire örtülü ve tahta havlılı mükellef ü mükemmel evlerdir. Ve
bu varoşa
kal‘adan iki aded haşeb cisir ile geçilir ve cisir başında cümle bir hânı var v …
Sitâyiş-i varoş-ı kal‘a-i Moravik: Cümle iki mahalle ve cümle iki yüz aded şindire örtülü ve tahta havlılı mükellef ü mükemmel evlerdir. Ve bu varoşa kal‘adan iki aded haşeb cisir ile geçilir ve cisir başında cümle bir hânı var ve cümle iki aded mahalle mesâcidleri var. Gayri hayrâtlar yokdur. Ve cümle halkı Boşnak'dır. Çârsû-yı bâzârı olmamak ile hafta bâzârı durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170b ·
metinde göster ·
… er bu varoşun dîvârları iç kal‘a dîvârı gibi yüksek olsa iç kal‘anın toplarının
bu varoşa
menfa‘ati olmazdı.
Ve bu Kanije Sührâb Mehemmed Paşa asrında ıhrâk oldukda bu ölesi Topraklık varoşu yanmayup halâs olup hâlâ kat-ender-kat ma‘mûr kal‘adır, ammâ bu sene 1074 târîhinde yedi kral bu kal‘a üzre gelüp kâmil kırk gün kırk gece bu kal‘ayı döğüp niçe kerre yüz bin top güllesi ve niçe bin kazan kumbarası atup bu şehri topraklığı harâb edüp ve bataklığı hayli doldurup bu varoşu almak sadedinde iken Köpürlüzâde Vezîria‘zam Fâzıl Ahmed Paşa Hızır gibi yetişüp Kanije kal‘asını dest-i küffârdan halâs edüp henüz bu Topraklık kal‘asın Sadrıa‘zam himmetiyle eyle ma‘mûr etdiler kim evvelkiden bin kat ziyâde metîn etdi, zîrâ Kanije kal‘asının ölümü bu varoşdan olacağın bilüp cümle dîvârı kazıkların yenileyüp dîvârının enniliği otuzar ayak rıhtım dîvâr oldu, ammâ iç Kanije kal‘ası dîvârından alçak ve metîn oldu, zîrâ hîn-i muhâsarada bu varoşun dîvârını küffâr döğerken iç kal‘a Kanije'den dahi bu kal‘ayı döğen küffârı döğmek içün bu varoşun dîvârın yigirmi arşın kaddi kadar alçak etdiler, ammâ hakkâ ki eyi hüsn-i tedbîr etdiler. Eğer bu varoşun dîvârları iç kal‘a dîvârı gibi yüksek olsa iç kal‘anın toplarının bu varoşa menfa‘ati olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
Bir ma‘mûr Macar keferesi varoşudur. Cümle Hatvan re‘âyâsı
bu varoşa
doldular ve kal‘aya martolos kul oldular. Cümle beş yüz aded mükellef ve ma‘mû[ …
Bir ma‘mûr Macar keferesi varoşudur. Cümle Hatvan re‘âyâsı bu varoşa doldular ve kal‘aya martolos kul oldular. Cümle beş yüz aded mükellef ve ma‘mû[r] tahtalar ile mestûr ve dahi ziyâde ma‘mûr olmada bir varoşdur, zîrâ Hatvan'a varınca gâyet mahsûllü vâsi‘atü'l-aktâr sahrâlardır. Bu kal‘a-i Buyak kal‘a-i Seçan ve kal‘a-i Germat ve kal‘a-i Hatvan mâbeynlerine düşmüşdür. Hakkâ ki henüz eyi kal‘a-i metîn ve bâlâ feth olmuşdur, zîrâ bu kal‘a Hatvan ovası ortasında bir yumurta gibi bir yumru ve sivri kaya üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42a ·
metinde göster ·
… ridir kim elinde gümüş deyeneği vardır. Lâkin bir eyi hüsn-i hâlleri var. 78b
Bu varoşa
bir müselmân müsâfir gelse Macar katanasına demezler ve müselmâna Macar katanas …
Budin vezîri hâssıdır kim bir çölistân-ı bî-amânda binden mütecâviz saz ve kamış örtülü Macar hâneleri ve üç aded kenîseleri ve câ-be-câ dükkânçeleri var, cümle Orta Macar katanası kâfirleri bunda yatup yemlenüp yiyeceklenüp taşra vilâyetlerd[e] şikâr alırlar, ammâ Keçkemet Macarının kızları ve sarâyı ve bâğları meşhûrdur. Hâkimleri birov kefereleridir kim elinde gümüş deyeneği vardır. Lâkin bir eyi hüsn-i hâlleri var. 78b Bu varoşa bir müselmân müsâfir gelse Macar katanasına demezler ve müselmâna Macar katanası var demeyüp birbirlerinden ikisini de hıfz edüp müselmânın yanına refîkler koşup elbette bir selâmete vâsıl ederler, zîrâ Budin vezîrinden eyle fermân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a–78b ·
metinde göster ·
… kenârında aşağı varoş-ı azîmi var. Lâkin etrâfında kal‘a dîvârları yokdur, ammâ
bu varoşa
Kızıldeli suyu aşırı cenûb tarafı dağları aşağı varoşa havâledir, ammâ iç kal‘a …
Ve bu Kızıldeli nehri kenârında aşağı varoş-ı azîmi var. Lâkin etrâfında kal‘a dîvârları yokdur, ammâ bu varoşa Kızıldeli suyu aşırı cenûb tarafı dağları aşağı varoşa havâledir, ammâ iç kal‘a da ana havâledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 205a ·
metinde göster ·
gelince kâmil üç bin adımdır. Bu şehir cümle sekiz yüz aded hâne-i kebîrlerdir …
Yukaru varoşdan yokuş aşağı bu varoşa gelince kâmil üç bin adımdır. Bu şehir cümle sekiz yüz aded hâne-i kebîrlerdir kim iki ev bir yerde değillerdir. Cümle başka başka binâ olunmuşdur. Hemân sahrâda herkes beğendüğü yerde bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât sulu kal‘a-misâl vâsi‘ ve metîn ü ma‘mûr hâneler düzmüşler kim cümle cümle kiremitli ve porta sarây kapulu büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 279a ·
metinde göster ·
… üyût-ı bîtâr değildir. Her birinde birer bâğçe mukarrerdir. Ve Paşa sarâyı dahi
bu varoşa
vâki‘ olmuşdur. Ammâ sûr içinde değildir ve mümkin dahi değildir. Zîrâ bu varoş …
Ve bu şâm kal‘ası cânib-i kıblesinde ve cenûbunda ve garbîsinde ve şimâlîsinde olan varoş-ı azîmde cümle on bin sarây-ı âlîler ve gayri hâne-i azîmlerdir ki her birinde birer hadîka ve birer uyûn-ı câriye mukarrerdir. Cümlesi sengîn-bünyâd ve metîn-âbâd hânelerdir. Cümle sütûhları beyâz kireç ile mestûrdur. Kal‘a içindeki gibi kat-ender-kat teng ü târ büyût-ı bîtâr değildir. Her birinde birer bâğçe mukarrerdir. Ve Paşa sarâyı dahi bu varoşa vâki‘ olmuşdur. Ammâ sûr içinde değildir ve mümkin dahi değildir. Zîrâ bu varoş tûlen ve arzen ikişer buçuk sâ‘atlik yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247a ·
metinde göster ·