Bu varoşda cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ Köpürlü Mehemmed Paşa câmi‘i. Fâtih-i Yanova olmağile gâyet mükellef ü müzeyyen câmi‘dir kim üstü kiremitli ve kârgîr minâre-i mevzûnlu ve cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘dir. 122b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a–122b ·
metinde göster ·
ancak amel-mânde Nûhî kefereler ve fertûte pîrezenler kalmış. Anlara şikence ed …
Ol gece bu kal‘aya ve taşra varoşuna asâkir-i İslâm hücûm edüp sarıldılar. Kal‘a dahi âteş-endâz olup azîm vezni üzre bî-hisâb toplar atup âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Hemân ol şeb guzât-ı muvahhidîn şeb-revânî esbâbların geyüp ol leyle-i muzlimde varoş-ı azîmine göz açdırmayup top-ı kûp ile döğmeden ve kal‘ası berbâd olmadan der-ceng-i evvel Allâh Allâh deyüp varoşu feth edüp tâ sabâha dek cümle mâl-ı ganâ’imlerin taşıyup guzât-ı müslimîn bay oldular, ammâ cümle kefereleri mâlların bırağup kal‘aya girdiklerinden bu varoşda ancak amel-mânde Nûhî kefereler ve fertûte pîrezenler kalmış. Anlara şikence edüp söyletdiklerinde bu varoşun zîr-i zemînlerinde 22a ol kadar mâl-ı firâvân çıkdı kim hisâb-ı kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21b–22a ·
metinde göster ·
Mustafâ Paşa câmi‘i gerçi kiremit ile mestûr câmi‘dir, ammâ cemâ‘at-i kesîreye …
Andan yine bu varoşda Mustafâ Paşa câmi‘i gerçi kiremit ile mestûr câmi‘dir, ammâ cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir, zîrâ çârsû-yı bâzârın izdihâmı yerinde bir câmi‘-i nûrdur. Bunun dahi kıble kapusu üzre celî hat ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a ·
metinde göster ·
cümle dörd aded mihrâb var. Çârsû içindeki câmi‘ kiremit örtülüdür. Bundan mâ‘a …
Ve bu varoşda cümle dörd aded mihrâb var. Çârsû içindeki câmi‘ kiremit örtülüdür. Bundan mâ‘adâ mesâcidleridir. Ve cümle yüz mikdârı dükkândır, ammâ saymadım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70b ·
metinde göster ·
… arıdır. Bu kenîselere aslâ ve kat‘â vaz‘-ı yed olmayup câmi‘ler olunmayup cümle
bu varoşda
sâkin olup re‘âyâ kayd olunan on bin aded 123b Macar küffârlarına bu kenîsele …
Cümle yedi aded binâ-yı musanna‘ ve âsâr-ı kadîm kal‘a-misâl manastırlardır, ammâ cümlesi Macar düyûrlarıdır. Bu kenîselere aslâ ve kat‘â vaz‘-ı yed olmayup câmi‘ler olunmayup cümle bu varoşda sâkin olup re‘âyâ kayd olunan on bin aded 123b Macar küffârlarına bu kenîseleri verdiler. Ve cümle küffârlar evli evlerinde oturdular. Ve cümle asâkir-i İslâma zahîre verüp harâc-güzâr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a–123b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu mahalde Kaplan Paşa kal‘a-i Novigrad muhâsarasına gelirken bu kal‘a-i Diregel kefereleri Tatar havfından kal‘a içinde olan hânelerinden çıkup kal‘ayı hâli üzre mu‘attal bırağup firâr etmişler. Ve aşağı varoşun Tatar-ı adû-şikâr mâl-ı ganâ’imlerin alup ıhrâk bi'n-nâr etmişler. Ancak bu varoşda kiliseleri ve bî-hisâb bâğ u bâğçeleri kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
… mûrdur kim bu mahalle Voranitiçse bayırı derler. Andan yukaru iç kal‘aya gider.
Bu varoşda
re‘âyâ ve ba‘zı kimseler sâkinlerdir kim cümle (---) aded evlerdir. Ve Râmoğlu …
Der-sitâyiş-i varoş-ı bîrûn-ı büldân: Yukaru kal‘a ile Aşağı kal‘a mâbeyninde Sinorina çayırı tarafında nehr-i Topla suyu kenârında bir varoş-ı mu‘azzam [u] ma‘mûrdur kim bu mahalle Voranitiçse bayırı derler. Andan yukaru iç kal‘aya gider. Bu varoşda re‘âyâ ve ba‘zı kimseler sâkinlerdir kim cümle (---) aded evlerdir. Ve Râmoğlu mescidi bundadır ve mezkûr hân bundadır ve mezkûr hurma ağacının biri dahi bundadır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b ·
metinde göster ·
… dur. Yanık kal‘asına üç Macar keferesinden ziyâde giremez. Cümle Macar-ı füccâr
bu varoşda
olur. Uzunluğu iki bin adım gelir varoş-ı tavîldir. Ve cümle iki bin aded tahtâ …
Sitâyiş-i varoş-ı Yanık: Bir azîm Macar küffârı varoşudur. Yanık kal‘asına üç Macar keferesinden ziyâde giremez. Cümle Macar-ı füccâr bu varoşda olur. Uzunluğu iki bin adım gelir varoş-ı tavîldir. Ve cümle iki bin aded tahtânî ve fevkânî serâpâ haşeb binâ ve şindire tahta örtülü bâğ-ı İremden nişân verir vâsi‘ dâr-ı menhûslardır kim cümle revzenleri nehr-i Raba'ya ve nehr-i Rabçe'ye bakar hânelerdir ve ortası vâsi‘ şâhrâhın yemîn [ü] yesârı sâfî müzeyyen dükkânlardır kim cümlesinde avretler oturup metâ‘ların fürûht ederler. Ve birkaç müfîd [ü] muhtasar kenîseleri var. Bunun dahi etrâfında handakında Raba ve Rabçe cereyân edüp dahi hâricinde bâğları ve bâğçeleri bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47b ·
metinde göster ·
Türk siperlenüp bu kal‘ayı döğer" deyü havflerinden biz anda iken deryâ-misâl k …
"Gânim târîhinde Türk askeri bu kal‘aya gelüp bu varoşda Türk siperlenüp bu kal‘ayı döğer" deyü havflerinden biz anda iken deryâ-misâl küffâr-ı hâksâr yedi kraldan gelüp mezkûr varoş-ı azîmde olan hânedân sâhiblerine akçelerin verüp cümle imârâtı "Yajuj Yajuj" deyerek eyle yakdılar kim külünü hâk-i nâpâkini Hemedânî sürme edüp üç ayda yere berâber edüp zemînine lağımlar ve niçe bin hıyel ü şeytanatlar etmeğe başladılar ve yedi aded metîn tabyalar ve handaklar ve şarampavlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
bir vâcibü's-seyr bâğçesi vardır kim eğer bunu dahi başka ta‘rîf ü tavsîf etsek …
Ve kral-ı dâllın bu varoşda bir vâcibü's-seyr bâğçesi vardır kim eğer bunu dahi başka ta‘rîf ü tavsîf etsek felâhatnâme-misâl bir kitâb olur. Ancak ma‘mûr ve müzeyyenliği şundan ma‘lûm ola kim üç bin bâğbân keferesi ve yetmiş yedi bin ma‘dûd şeceresi ve yetmiş yerde her biri bir kral âsârları kasr-ı âlîleri var kim gören âdem vâlih ü hayrân olup cemî‘i nahlistân-ı gül-i gülistânın sâyesinden zemîne âfitâb-ı âlemtâbın şu‘lesi te’sîr etmez, gûyâ bir çârbâğ-ı hıyâbân-ı Acem'dir. Ve her â‘yân-ı kefere bâğlarının etrâfı kal‘a dîvârı gibi sûr çekilmiş bâğçeleri var kim her biri birer gûne tarh olunmuşdur. Ve cümle câme-şûy, ya‘nî esbâb yaykayıcı kefereler bu varoşda olurlar. Başka beş yüz hâneli mahalle-i ma‘mûredir. Şehr-i Beç içinde aslâ bir evde esbâb yaykanup çerkâb dökülmez. Cümle keferelerin esbâbları bunda gasl olur üstâd gassâllar vardır ve mahbûbe gassâl kızları meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… birer gûne tarh olunmuşdur. Ve cümle câme-şûy, ya‘nî esbâb yaykayıcı kefereler
bu varoşda
olurlar. Başka beş yüz hâneli mahalle-i ma‘mûredir. Şehr-i Beç içinde aslâ bir …
Ve kral-ı dâllın bu varoşda bir vâcibü's-seyr bâğçesi vardır kim eğer bunu dahi başka ta‘rîf ü tavsîf etsek felâhatnâme-misâl bir kitâb olur. Ancak ma‘mûr ve müzeyyenliği şundan ma‘lûm ola kim üç bin bâğbân keferesi ve yetmiş yedi bin ma‘dûd şeceresi ve yetmiş yerde her biri bir kral âsârları kasr-ı âlîleri var kim gören âdem vâlih ü hayrân olup cemî‘i nahlistân-ı gül-i gülistânın sâyesinden zemîne âfitâb-ı âlemtâbın şu‘lesi te’sîr etmez, gûyâ bir çârbâğ-ı hıyâbân-ı Acem'dir. Ve her â‘yân-ı kefere bâğlarının etrâfı kal‘a dîvârı gibi sûr çekilmiş bâğçeleri var kim her biri birer gûne tarh olunmuşdur. Ve cümle câme-şûy, ya‘nî esbâb yaykayıcı kefereler bu varoşda olurlar. Başka beş yüz hâneli mahalle-i ma‘mûredir. Şehr-i Beç içinde aslâ bir evde esbâb yaykanup çerkâb dökülmez. Cümle keferelerin esbâbları bunda gasl olur üstâd gassâllar vardır ve mahbûbe gassâl kızları meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… riciler ve kirişçiler ve boyacılar ve koyun ve sığır ve hınzîr kassâbları cümle
bu varoşda
sâkin olup şehirde aslâ zî-rûh kısmı boğazlanmayup kan dökülmez pâk şehirdir.
Bu varoşdan mâ‘adâ Beç kal‘asının etrâfında beş aded varoş-ı azîmi dahi var, altı varoş idi, birini henüz yıkup beş kaldı. Bizim oturduğumuz varoş ile altı varoşdur. Lâkin Beç kal‘asının cânib-i şarkîsinde Beç suyu aşırı Tabahâne varoşu cümle debbâğlar ve güdericiler ve kirişçiler ve boyacılar ve koyun ve sığır ve hınzîr kassâbları cümle bu varoşda sâkin olup şehirde aslâ zî-rûh kısmı boğazlanmayup kan dökülmez pâk şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… taşra varoşa açılır. Ve bir kapusu yıldız cânibinde bâğ u bâğçelere açılır. Ve
bu varoşda
cümle iki yüz aded fevkânî ve tahtânî tahta havlılı vâsi‘ kiremit örtülü hâne-i …
Cümle dolma çit palanka dîvârdır, ammâ gâyet metîn ü kavî binâ olunmuşdur. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri rahnedâr olmuş iç eldir deyü hâkimler amâr etmemişler. Bu varoşun gird-â-gird cirmi üç bin altmış hatvedir. Bunun dahi cânib-i etrâfı iç kal‘anın sazlığı ve bataklığı gölüdür. Ancak bir tarafında yolu vardır. Ancak iki aded kapusu var; biri kıble cânibine taşra varoşa açılır. Ve bir kapusu yıldız cânibinde bâğ u bâğçelere açılır. Ve bu varoşda cümle iki yüz aded fevkânî ve tahtânî tahta havlılı vâsi‘ kiremit örtülü hâne-i zîbâlardır kim ekseriyyâ kerpiç ve taş dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
aslâ dükkân ve hân ve hammâm ve imâret ve medrese yokdur, ammâ dahi taşra büyük …
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Çârsû kapusunun iç yüzünde Mütedeyyin Paşa câmi‘i kurbunda mahkeme-i hâkimü'ş-şer‘ andadır. Ammâ bu varoşda aslâ dükkân ve hân ve hammâm ve imâret ve medrese yokdur, ammâ dahi taşra büyük varoşda iki halvetli bir küçük hammâm var ve eski çârsûsunda cümle yüz aded dükkânçe-i tüccârândır. Ve yeni çârsûsunda cümle yüz kırk dükkândır. Cümle metâ‘-ı zî-kıymet bî-kıymet bulunur, ammâ bezzâzistânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
cümle sekiz mihrâbdır. Cümleden büyük Eski câmi‘dir kim mâ-tekaddem bir deyr-i …
Andan bu varoşda cümle sekiz mihrâbdır. Cümleden büyük Eski câmi‘dir kim mâ-tekaddem bir deyr-i azîm imiş. Ba‘de'l-feth Süleymân Hân câmi‘ etmiş. Tûlı kâmil kırk adımdır ve arzı kâmil otuz adımdır. Zamân-ı kadîmde çanlığı olan hâlâ bânghâne-i Muhammedîdir, ammâ tâ bu minârenin zirve-i a‘lâsında külâhı İslâmbol'da bostâncı külâhı gibi bir turfe musanna‘ kurşumlu külâhdır. Mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
iki yüz aded bâğlı ve bâğçeli tahtânî ve fevkânî vâsi‘ büyût-ı zîbâlardır kim c …
Ve cümle bu varoşda iki yüz aded bâğlı ve bâğçeli tahtânî ve fevkânî vâsi‘ büyût-ı zîbâlardır kim cümlesi kiremit ile mestûrdur ve beğ sarâyı bu varoşda hânedân-ı ma‘mûrdur. Lâkin bu varoş palanka hisâr içinde değildir, zîrâ intihâ-i serhad olmamak ile etrâfına sûr-ı üstüvâr çekmemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
… evkânî vâsi‘ büyût-ı zîbâlardır kim cümlesi kiremit ile mestûrdur ve beğ sarâyı
bu varoşda
hânedân-ı ma‘mûrdur. Lâkin bu varoş palanka hisâr içinde değildir, zîrâ intihâ- …
Ve cümle bu varoşda iki yüz aded bâğlı ve bâğçeli tahtânî ve fevkânî vâsi‘ büyût-ı zîbâlardır kim cümlesi kiremit ile mestûrdur ve beğ sarâyı bu varoşda hânedân-ı ma‘mûrdur. Lâkin bu varoş palanka hisâr içinde değildir, zîrâ intihâ-i serhad olmamak ile etrâfına sûr-ı üstüvâr çekmemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
orta varoşdan ziyâde hânedân sâhibleri çokdur. Ve bu varoşdan taşra dahi evler …
Ve cümle bir hammâm-ı muhtasardır. Ve cümle üç aded hân-ı tüccârândır, ammâ kârbânsarây hânları yokdur, zîrâ her a‘yânın müsâfirîne kapuları küşâde olup garîbü'd-diyâr kimesneleri hâna kondurmağa muhtâc etmezler, zîrâ bu varoşda orta varoşdan ziyâde hânedân sâhibleri çokdur. Ve bu varoşdan taşra dahi evler gâyet çokdur, ammâ ne kadar idiği ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
cümle yüz mikdârı şindire tahta örtülü hâneler vardır. Ve bu kat kal‘a kapusunu …
Ve bu varoşda cümle yüz mikdârı şindire tahta örtülü hâneler vardır. Ve bu kat kal‘a kapusunun üstünde sâ‘at kullesi var kim nâkûsunun sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur kârgîr kulle ve şimâle nâzır kârgîr binâ kemerli demir kapudur. Bu kapunun önünde taşra büyük varoşa geçecek kapu üzre bir kârgîr-binâ kulle-i semender var kim âteş-feşân kirpi tüğü gibi dizilmiş topları hâzır u müheyyâdır. Bu mezkûr kulle ve kapu önünde taşra mezkûr büyük varoşa geçecek nehr-i Kiriş üzre yüz adım enli bir haşeb cisr ile mezkûr taşra büyük varoşa geçilir cisr-i kavîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83b ·
metinde göster ·
… ozahâne ve gayri me’kûlât [u] meşrûbât satıcı her esnâf mevcûd dükkânlardır. Ve
bu varoşda
cümle beş dâne küçük hammâmlar vardır. Biri Ulesi kapusunun iç yüzündedir. Mâ‘a …
Bu meydânın kal‘aya nâzır tarafı serâpâ kahvehâne ve bozahâne ve gayri me’kûlât [u] meşrûbât satıcı her esnâf mevcûd dükkânlardır. Ve bu varoşda cümle beş dâne küçük hammâmlar vardır. Biri Ulesi kapusunun iç yüzündedir. Mâ‘adâ dördü büyük çârsû içinde mükellef ü mükemmel hammâmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… mutâbık olup sütûhu kiremitlidir, ammâ henüz minâresi yokdur. Bunlardan mâ‘adâ
bu varoşda
mahalle mesâcidleridir.
Andan bir câmi‘ dahi taş kapusu dibinde Küçük Mehemmed Paşa câmi‘i hakkâ kim küçükdür kim ism-i müsemmâsına mutâbık olup sütûhu kiremitlidir, ammâ henüz minâresi yokdur. Bunlardan mâ‘adâ bu varoşda mahalle mesâcidleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… ‘mûr hânedânlardır. Panço Hüseyin Ağa bunda sâkin olur. Mukaddemâ kefere zamânı
bu varoşda
bâğ-ı Aspuzu gibi ma‘mûr idi, ammâ Varat kal‘ası fethinden sonra yine küffâr şe …
Ve bu varoş içre üç yüz aded şindire tahta örtülü kârgîr binâ ikişer kat ma‘mûr hânedânlardır. Panço Hüseyin Ağa bunda sâkin olur. Mukaddemâ kefere zamânı bu varoşda bâğ-ı Aspuzu gibi ma‘mûr idi, ammâ Varat kal‘ası fethinden sonra yine küffâr şebhûn ile gelüp bu varoşu ihrâk bi'n-nâr eyleyüp henüz 87b yine ma‘mûr olmadadır. Ancak iki kahvehânesi ve beş dükkânı ve bir hânı ve iki mektebi ve bir câmi‘i ve üç mahalle mescidi var. Ve dahi bu Varat'ın mukaddemâ kefere zamânı hânelerinin sütûhları serâpâ kiremit ile mestûr idi, ammâ şimdi ekseriyyâ şindire tahta örtülüdür. Ve bu Ulesi varoşunun ensesindeki dağlar serâpâ bâğlar ve müşebbek bostânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a–87b ·
metinde göster ·
… pusu önünde handak aşırı varoşda bir tahta minâreli ve tahta örtülü câmi‘i var.
Bu varoşda
yüz mikdârı bâğ u bâğçeli müselmân evleri ve yüz kadar kefere evleri cümle şind …
Osmânlı binâsıdır. Nehr-i Tuna kenârında Tımışvar eyâletinde Modava beğinin hâssı olup subaşısı hâkimdir ve niyâbetdir. Dizdârı ve altmış neferi var, ammâ kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur. Kal‘ası nehr-i Tuna'dan iki yüz 95a adım ba‘îdce bir düz vâsi‘ çemenzâr ve hıyâbân-ı Acem-misâl bir ağaçlık içinde şekl-i murabba‘ bir küçücük palankacıkdır. İçinde beş hânesi var. Dizdâr ve kal‘a mehteri ve kethudâsı olur, gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Ve iki kat handakı var. Küffâr zamânı gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ beş aded topları ve kapusu önünde handak aşırı varoşda bir tahta minâreli ve tahta örtülü câmi‘i var. Bu varoşda yüz mikdârı bâğ u bâğçeli müselmân evleri ve yüz kadar kefere evleri cümle şindire tahta örtülü ve tahta havlılı fukarâ hâneleridir. Hammâmı ve hânı ve çârsû-yı bâzârı aslâ yokdur, ammâ bâğ u bâğçeleri gâyet çokdur. Ve bu kal‘anın karşusuna seyr [ü] temâşâ içün gemiyle geçüp ân-ı vâhidde karşu geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b–95a ·
metinde göster ·
yüz aded müfîd ü muhtasar fukarâ dükkânları vardır, ammâ bu varoşun etrâfında h …
Ve cümle bu varoşda yüz aded müfîd ü muhtasar fukarâ dükkânları vardır, ammâ bu varoşun etrâfında handakı ve palankası yokdur. Hemân deryâdan girme bir göl kenârında emn [ü] emân mahallâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a ·
metinde göster ·
cümle iki yüz elli mikdârı toprak örtülü kârgîr binâlı müselmân hâneleri vardır …
Ve bu varoşda cümle iki yüz elli mikdârı toprak örtülü kârgîr binâlı müselmân hâneleri vardır. Ve cümle iki yüz Urûm keferelerinin dâr-ı menhûsları ve bir deyrleri var. Ammâ mâ-tekaddem bu aşağı varoş bu Kazıklı Özek deresi kenârında kırk bin aded ma‘mûr u müzeyyen evler imiş. Tohtamış Geray Hân ma‘rekeleri mahallinde küffâr-ı dûzah-karâr fürce bulup yüz pâre gemiyle bu İnkirmân limanına Kazak küffârı gelüp bu şehri harâb u yebâb edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imler dahi alup gider. Hâlâ ol harâbistânın âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b ·
metinde göster ·
iskele başında paşa tarafından gümrük emîni çâşnigîrbaşılar oturup cümle âyende …
Ve bu varoşda iskele başında paşa tarafından gümrük emîni çâşnigîrbaşılar oturup cümle âyende vü revende keştîlerden gümrük alınır. Ve cümle keştîler bu gümrük önüne yanaşır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
câmi‘ ve hân u hammâm ve dükkânlar yokdur. Lâkin nehr-i Ten kenârında buz mahze …
Bu varoşda câmi‘ ve hân u hammâm ve dükkânlar yokdur. Lâkin nehr-i Ten kenârında buz mahzenleri çokdur. Şiddet-i şitâda nehr-i Ten'den beyâz billûr gibi buzları kesüp bu mahzenlere doldurup mâh-ı Temmûz'da safâsın ederler. Ve bu buzhâne mahzenleri kurbunda kırk aded donanma firkateleri var. Hîn-i mahalde bu gemileri karadan nehr-i Ten'e endirüp guzât-ı müslimînler süvâr olup kâfiristânı nehb ü gâret etmeğe giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
… Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yân-ı eşrâfı taşra varoşda olurlar.
Bu varoşda
bir câmi‘ ve bir mahalle mescidi ve [bir] tekye mescidi var.
Ve cümle beş aded mihrâbdır. Cümleden kal‘ada Yıldırım Hân câmi‘ tarz-ı kadîmdir. Dizdârı ve kal‘a neferâtları bu kal‘ada sâkinlerdir. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yân-ı eşrâfı taşra varoşda olurlar. Bu varoşda bir câmi‘ ve bir mahalle mescidi ve [bir] tekye mescidi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
bir Freng kuyusu var, Korteni nâmıyla meşhûr bir mâ-i şarâb-ı tahûrdur. Cânib-i …
Ammâ cümleden bu varoşda bir Freng kuyusu var, Korteni nâmıyla meşhûr bir mâ-i şarâb-ı tahûrdur. Cânib-i vakıfdan su sığırları kuyudan dollâblar ile su çeküp varoşda ve kal‘a içinde olan çeşme-sârlara cümle sular bu Korteni kuyusundan gidüp her çeşmeye taksîm olur hayrât-ı azîmedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a ·
metinde göster ·
Perî Kethudâ câmi‘i, kubâbları kurşum örtülü ve altun ile yaldızlı serâmed alem …
Andan bu varoşda Perî Kethudâ câmi‘i, kubâbları kurşum örtülü ve altun ile yaldızlı serâmed alemli ve bir nâzük ve musanna‘ zîbâ minâreli câmi‘-i hurrem harem-âbâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 261a ·
metinde göster ·
Ve cümle derûn-ı kal‘ada ve yukaru varoşda ve aşağı
bu varoşda
cümle on bir mahalledir. Cümleden Beşikler(?) mahallesi, Kethudâ mahallesi (--- …
Ve cümle derûn-ı kal‘ada ve yukaru varoşda ve aşağı bu varoşda cümle on bir mahalledir. Cümleden Beşikler(?) mahallesi, Kethudâ mahallesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 279a ·
metinde göster ·
… -dîn kavm-i la‘în olduklarından kal‘a tamâm olunca dörd ay kâmil asâkir-i İslâm
bu varoşda
evler ve çârsû-yı bâzârlar ve hayme [vü] hargâhdan bâzâr yerleri kurup bir azîm …
Bu varoşun bin aded tüfeng-endâz kefereleri çıkar. Bu kefereler kendü papasların katl eylediler kim "Sizin re’y [ü] tedbîriniz ile ‘kal‘ayı Türk'e verüp yine ellerinden alırız’ dediniz, şimdi Türk işte kal‘ayı sengi-i Kahkahâ edüp içine on bin asker koyup bir dahi bu kal‘ayı Türk elinden almak muhâl ender-muhâldir ve hâlâ kal‘a altında elli bin Türk askeri getirdiler" deyü dahi niçe söz sâhibi kefere ihtiyârların bu kâfirler katl eylediler kim aceb mel‘ûn ve bî-dîn kavm-i la‘în olduklarından kal‘a tamâm olunca dörd ay kâmil asâkir-i İslâm bu varoşda evler ve çârsû-yı bâzârlar ve hayme [vü] hargâhdan bâzâr yerleri kurup bir azîm ordu-yı İslâm oldu kim cemî‘i zî-kıymet eşyâlar bî-kıymet bulunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334a ·
metinde göster ·
… âlı olup aslâ kârgîr binâ evler yokdur. İntihâ-i serhad olmak ile ahâlî-i kal‘a
bu varoşda
kârgîr binâ evler yapmağa mâni‘ olurlar, zîrâ ihtimâldir, düşman gelüp bu varoş …
Ammâ cümle tahta binâlı olup aslâ kârgîr binâ evler yokdur. İntihâ-i serhad olmak ile ahâlî-i kal‘a bu varoşda kârgîr binâ evler yapmağa mâni‘ olurlar, zîrâ ihtimâldir, düşman gelüp bu varoşu alırsa "Kârgîr binâlı evlerin içine düşman girüp kal‘ayı meterise alup zebûn etmeyeler" deyü ol mülâhaza ile bu varoşda kârgîr binâ evler yapdırmazlar. Ancak çârsû içinde bir tahtadan mebnî câmi‘ vardır. Minâresi dahi tahtadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… içine düşman girüp kal‘ayı meterise alup zebûn etmeyeler" deyü ol mülâhaza ile
bu varoşda
kârgîr binâ evler yapdırmazlar. Ancak çârsû içinde bir tahtadan mebnî câmi‘ var …
Ammâ cümle tahta binâlı olup aslâ kârgîr binâ evler yokdur. İntihâ-i serhad olmak ile ahâlî-i kal‘a bu varoşda kârgîr binâ evler yapmağa mâni‘ olurlar, zîrâ ihtimâldir, düşman gelüp bu varoşu alırsa "Kârgîr binâlı evlerin içine düşman girüp kal‘ayı meterise alup zebûn etmeyeler" deyü ol mülâhaza ile bu varoşda kârgîr binâ evler yapdırmazlar. Ancak çârsû içinde bir tahtadan mebnî câmi‘ vardır. Minâresi dahi tahtadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
cümle bir câmi‘ var. Yukaru kal‘ada dahi bir vîrân câmi‘i var. Bu şehirde aslâ …
Bu varoşda cümle bir câmi‘ var. Yukaru kal‘ada dahi bir vîrân câmi‘i var. Bu şehirde aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve tekye ve mekteb yokdur, ammâ câ-be-câ bâğları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353b ·
metinde göster ·
… r. Ve ba‘zı berber ve na‘lbend ve derzî gibi müslim ehl-i hırefler vardır, ammâ
bu varoşda
sâkin olmayup kuyunun karşu tarafında olurlar.
Ammâ bu şehir iki aded varoşdur. Biri cereyân eden nehrin kal‘a tarafında vîrân kal‘a dibine dek varmışdır. Cümle üç yüz aded bâğlı ve cinînli ve serâpâ kiremit örtülü vâsi‘ havlılı serâpâ kefereler sâkin olur, aslâ müselmân yok bir büyük kasaba-i ra‘nâdır. Cümle yüz mikdârı dükkânları var, her gûne esnâf bulunur. Ve ba‘zı berber ve na‘lbend ve derzî gibi müslim ehl-i hırefler vardır, ammâ bu varoşda sâkin olmayup kuyunun karşu tarafında olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 377b ·
metinde göster ·
… n eden nehr-i Istanimaka donup bu kuyu ol zamân ıssı olup andan nûş ederler. Ve
bu varoşda
üç aded kefere kenîseleri vardır, ammâ biri mükellefdir.
Ve cümle iki hânı var kim ebnâ-yı sebîl içün kârbânsarây-ı hasbîdir. Ve hânlar önündeki meydânda tâ kâfir zamânından kalmış bir âb-ı hayâtdan nişân verir kuyusu var kim çıkrıkında zencîrler ile suyu çekilüp cümle ahâlî-i vilâyet andan nûş edüp def‘-i atşân ederler, zîrâ kış günleri bu şehir içre cereyân eden nehr-i Istanimaka donup bu kuyu ol zamân ıssı olup andan nûş ederler. Ve bu varoşda üç aded kefere kenîseleri vardır, ammâ biri mükellefdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 377b ·
metinde göster ·
… vâki‘ olmuşdur. Ve bir minâresi ve kârgîr kubbeleri cümle kurşum örtülüdür. Ve
bu varoşda
tahrîr olunan câmi‘ler ve hammâmlardan gayri ibâdethâneler yokdur.
Kılıç Kapudan Alî paşa câmi‘i: Y 59b Frengü'l-asıl uluç tâ’ifesinden olmağile Uluç'dan galat Kılıç Alî Paşa derler. Zamân-ı kapudanlıklarında leb-i deryâda olan kâfiristânları harâb u yebâb etmişdi. Ekser evkâtda bu Sakız'da sâkin olup liman kapusu önünde bu câmi‘-i zîbâyı binâ etmişdir. Gâyetü'l-gâye cemâ‘ati çokdur, zîrâ iskele başında vâki‘ olmuşdur. Ve bir minâresi ve kârgîr kubbeleri cümle kurşum örtülüdür. Ve bu varoşda tahrîr olunan câmi‘ler ve hammâmlardan gayri ibâdethâneler yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y59a–Y59b ·
metinde göster ·
olan hadîkalardan mâ‘adâ şehrin hârici [cânib-i] erba‘asında kapulardan taşra b …
Ve bu varoşda olan hadîkalardan mâ‘adâ şehrin hârici [cânib-i] erba‘asında kapulardan taşra bâğ u bâğçeler içre müsâfir ve garîbü'd-diyâr âdem gitse gâyib olur, zîrâ yetmiş yedi bin bâğ dölüm hakkı verir ve beş bin kulleli bâğçe ve bâğı a‘yân-ı kibârın ravza-ı hadîkalarıdır. Her birinde birer ve ikişer bâğbân mukarrerdir. Ve her bâğ kullesi birer kal‘a kulle gibi beşer altışar tabaka demir kapulu serâmed kulle-i bâlâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y61b ·
metinde göster ·
… cânib-i erba‘ası kal‘a-i azîm imiş. Hâlâ burc [u] bârûları zâhir ü bâhirdir. Ve
bu varoşda
bir ulu câmi‘ vardır. Kıble kapusu üzre târîhi böyle tahrîr olunmuşdur. Târîh:
Bu şehrin cânib-i erba‘ası kal‘a-i azîm imiş. Hâlâ burc [u] bârûları zâhir ü bâhirdir. Ve bu varoşda bir ulu câmi‘ vardır. Kıble kapusu üzre târîhi böyle tahrîr olunmuşdur. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y102a ·
metinde göster ·
… su ve biri kuyu dibinde yan kapudur. Ve gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir, zîrâ
bu varoşda
bundan gayri câmi‘ ve mescid yokdur.
Ve çınâr altında bir câmi‘dir. Gayri mesâcid ve tekye yokdur. Ve mezkûr câmi‘ tûlen ve arzan altmış ayakdır. Ve içinde amelî altı sütûn üzre tavandır, kubbe değildir. Q 54aP 54a Ve bir taş minâre-i mevzûnu var. Ve iki kapusu var, biri kıble kapusu ve biri kuyu dibinde yan kapudur. Ve gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir, zîrâ bu varoşda bundan gayri câmi‘ ve mescid yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106b ·
metinde göster ·
Ve bunda cümle yüz on dükkândır. Ve bezzâzistânı yokdur. Ve bu varoşda kırk satranc nakşı daracık sokaklardır. Ve cümle evleri havlısız daracık evlerdir. Ve cümle Urum avretleri evlerinde şarâb ve rakı satarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106b ·
metinde göster ·
Ve bunda Yûsuf Paşa bâğçesi kurbunda bir küçük hammâm nev-binâ oldu. Ve
bu varoşda
kal‘a dibinde fevkânî mahkeme köşesinden tâ Yeni câmi‘e varınca üç sokak içi mâ …
Ve bunda Yûsuf Paşa bâğçesi kurbunda bir küçük hammâm nev-binâ oldu. Ve bu varoşda kal‘a dibinde fevkânî mahkeme köşesinden tâ Yeni câmi‘e varınca üç sokak içi mâl-â-mâl iki yüz ma‘mûr u müzeyyen dekâkînlerdir. Gerçi bedasteni yokdur ammâ cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106b ·
metinde göster ·
… r ve şarâbı memdûhdur. Ve her eşyâ bulunur, lâkin yine Rodos'a muhtâclardır. Ve
bu varoşda
hünkâr kapucıbaşılarından Papas kapucıbaşı ki millet-i Mesîhiyye üzre bıtrîk ik …
Ve hân u hammâm ve bedestânı yokdur, ancak otuz yedi kefere dükkânları vardır. Balık ve havyar ve peynir ve soğan ve sarmısak [ve] etmek ve et bey‘ olunur. Ammâ meyhâneleri çokdur, her ev birer meyhânedir ve şarâbı memdûhdur. Ve her eşyâ bulunur, lâkin yine Rodos'a muhtâclardır. Ve bu varoşda hünkâr kapucıbaşılarından Papas kapucıbaşı ki millet-i Mesîhiyye üzre bıtrîk iken Sultân İbrâhîm Hân huzûrunda İslâm ile müşerref olup Kâsımpaşa'da Piyale Paşa merhûmun ehlin alup başkapucıbaşılık sadaka olunup fermân-ı şehriyârî ile Rodos kal‘alarının ta‘mîr [ü] termîmine me’mûr olup bu Lindos kal‘asının aşağı varoşunda mezkûr İsmâ‘îl Ağa bir hayrât-ı azîm etmişdir kim selef vüzerâlarından bir ferde nasîb olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122b ·
metinde göster ·
bir hammâmdır. Biri Hazret-i Risâlet câmi‘inin kurbu mukâbelesinde yol aşırı Dâ …
Ve bu varoşda bir hammâmdır. Biri Hazret-i Risâlet câmi‘inin kurbu mukâbelesinde yol aşırı Dâvûd Paşa hammâmı, gâyet latîf pâk hammâmdır. Ve âb [u] hevâsı hûb ve huddâmları mahbûb hammâm-ı musanna‘dır. Ve (---)(---) ammâ her bâr küşâde değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294a ·
metinde göster ·
dörd imâret-i azîm vardır. Cümleden Süleymân Hân'ın ve Murâd Hân-ı Sâlis'in, ha …
Ve bu varoşda dörd imâret-i azîm vardır. Cümleden Süleymân Hân'ın ve Murâd Hân-ı Sâlis'in, hammâm kurbundadır. Ve Hâsekî Sultân'ın üçer kazgan çorbaları şeb [u] rûz tabh olunup merreteyn huccâca ve garîb gurebâya ve sâ’ir mesâkînlere sofra-yı bî-imtinânları ile birer nân ve birer tâs buğday çorbaları mebzûldür kim âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294a ·
metinde göster ·