… tar'dan aslâ bâk-i pervâsı yokdur, ammâ kış günü gölü dondukda niçe kerre Tatar
bu varoşu
urup beş altı bin esîr almışdır ve zirâ‘at yerleri cümle cezîreden taşradadır. …
Evsâf-ı Palanka-i (---)(---): Bânîsi (---)(---) ve sebeb-i tesmiyesi (---)(---). Bu dahi bir bataklık göl içinde bir cezîre-i azîmde bir sevâd-ı mu‘azzam palanka-i azîmdir. Göl kenârından Aynasu üzre tâ kal‘aya gelince ağaç cisrin tûlu kâmil iki sâ‘atdir. Niçe yerden cisrleri zemberek ile kaldurup kal‘a cezîrede kalır. Yaz günleri Tatar'dan aslâ bâk-i pervâsı yokdur, ammâ kış günü gölü dondukda niçe kerre Tatar bu varoşu urup beş altı bin esîr almışdır ve zirâ‘at yerleri cümle cezîreden taşradadır. Derûn-ı kal‘ada ancak bin evdir, ammâ bunlardan Leh kralı fermânıyla gelen hedâyâ ve zahîre yenmeyüp yine yerinde kaldı. Tâ bu mertebe ganîmet şehirdir. Cümle altı bin kula mâlikdir. Hatmanı Leh kralı tarafındandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40b ·
metinde göster ·
… cânib-i şimâle tûlânîce yukaru kal‘ayı ihâta etmiş ve yukaru kal‘a kayası dahi
bu varoşu
göğsüne almış durur bir varoş-ı ma‘mûr u müzeyyendir kim aslâ bir karış arz-ı h …
Evvelâ aşağı kal‘a yukaru hisârın cânib-i garbîsi zeylinde 96a nehr-i Tuna kenârında kıbleden cânib-i şimâle tûlânîce yukaru kal‘ayı ihâta etmiş ve yukaru kal‘a kayası dahi bu varoşu göğsüne almış durur bir varoş-ı ma‘mûr u müzeyyendir kim aslâ bir karış arz-ı hâliyesi yokdur. Nehr-i Tuna kenârındaki dîvârı bir alçak hâ’it-i üstüvârdır, ammâ gâyet metîn ü müstahkem ve enli ve Şeddâdî dîvâr-ı arîzdir ve bu dîvâr-ı kavînin tûlu Öziçeli Hacı İbrâhîm câmi‘i yanındaki burun bedenden bu Tuna kenârı dîvârıyla yürüyüp cânib-i kıblede tâ handak ılıcası kullesine varınca bu Tuna dîvârının tûlu kâmil altı yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95b–96a ·
metinde göster ·
Bunun dahi varoşu ve kurâların Uyvar gâzîleri nehb ü gâret edüp geçmişler, ammâ ıhrâk etmemişler. Bu varoşu vakt-i Şâfi‘îde basup cânib-i erba‘asın âteş-i Tatar ile çerâğân edüp cümle küffârları hâb-ı râhatda iken cümlesin bî-râhat edüp bin beş yüz mikdârı esîr alup cümlesin pây-beste ve dil-haste ve şikeste beste edüp hattâ Mitrepolid-i anîd-i pelîdi olan kelem baş ve nâ-tırâş la‘înin ser-i bî-devletin seyf-i miczem ile tırâş edüp cân-ı habîsin cân ber-cehennem ısmarladı. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130a ·
metinde göster ·
… pları [v]ar, ammâ topa muhtâc değildir, zîrâ aşağı kal‘a kullenin topları cümle
bu varoşu
korudur.
Sitâyiş-i taşra varoş: Bu aşağı kal‘anın taşrasında cânib-i şarkîsinde bir kat şehir varoşu var. Bunun dahi etrâfı bir kat handaklı ve şarampav dîvârlı palanka hisârdır, ammâ gâyet metîn ve dolma rıhtım olup câ-be-câ kulleleri var, lâkin çit dolma tabyalardır. Ve niçe yerde mazgallar dirsekleri vardır ve niçe yerde şâhî topları [v]ar, ammâ topa muhtâc değildir, zîrâ aşağı kal‘a kullenin topları cümle bu varoşu korudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a ·
metinde göster ·
… cümlesi bin yüz aded mükellef hânedân-ı ra‘nâlardır, ammâ Sührâb Mehemmed Paşa
bu varoşu
palanka ile ihâta edeli günden güne amâr olmada, bir varoş-ı mu‘azzam olmadadır …
Ve bu taşra varoş içre bâğ u bâğçe ve vâsi‘ havlılı çoğu kırmızı kiremit örtülü ve niçe yüzü şindire tahta örtülü ve tahta havlılı tahtânî ve fevkânî cümle tahta haşeb binâ hânedânlardır kim cümlesi bin yüz aded mükellef hânedân-ı ra‘nâlardır, ammâ Sührâb Mehemmed Paşa bu varoşu palanka ile ihâta edeli günden güne amâr olmada, bir varoş-ı mu‘azzam olmadadır, ammâ bu taşra varoşda çârsû-yı bâzâr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
yaya teşbîh etdiğimizin cânib-i garbîsinde ancak Beç kapusu var, iki kat demir …
Ve bu varoşu yaya teşbîh etdiğimizin cânib-i garbîsinde ancak Beç kapusu var, iki kat demir metîn ve kavî kapulardır kim gûyâ yayın kabza yerinde sa‘b kapulardır. Tâ bu kapudan cânib-i garba yine buheyre gölü üzre üç cisr-i azîm ile beş yüz adım batak ve çataklı yerleri geçüp ba‘dehu çayırlı ve çemenzârlı ve orman korulu karaya çıkar, ammâ kâfirin mahalleleridir kim küffâr kal‘alarının horosları istimâ‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… kazan kumbarası atup bu şehri topraklığı harâb edüp ve bataklığı hayli doldurup
bu varoşu
almak sadedinde iken Köpürlüzâde Vezîria‘zam Fâzıl Ahmed Paşa Hızır gibi yetişü …
Ve bu Kanije Sührâb Mehemmed Paşa asrında ıhrâk oldukda bu ölesi Topraklık varoşu yanmayup halâs olup hâlâ kat-ender-kat ma‘mûr kal‘adır, ammâ bu sene 1074 târîhinde yedi kral bu kal‘a üzre gelüp kâmil kırk gün kırk gece bu kal‘ayı döğüp niçe kerre yüz bin top güllesi ve niçe bin kazan kumbarası atup bu şehri topraklığı harâb edüp ve bataklığı hayli doldurup bu varoşu almak sadedinde iken Köpürlüzâde Vezîria‘zam Fâzıl Ahmed Paşa Hızır gibi yetişüp Kanije kal‘asını dest-i küffârdan halâs edüp henüz bu Topraklık kal‘asın Sadrıa‘zam himmetiyle eyle ma‘mûr etdiler kim evvelkiden bin kat ziyâde metîn etdi, zîrâ Kanije kal‘asının ölümü bu varoşdan olacağın bilüp cümle dîvârı kazıkların yenileyüp dîvârının enniliği otuzar ayak rıhtım dîvâr oldu, ammâ iç Kanije kal‘ası dîvârından alçak ve metîn oldu, zîrâ hîn-i muhâsarada bu varoşun dîvârını küffâr döğerken iç kal‘a Kanije'den dahi bu kal‘ayı döğen küffârı döğmek içün bu varoşun dîvârın yigirmi arşın kaddi kadar alçak etdiler, ammâ hakkâ ki eyi hüsn-i tedbîr etdiler. Eğer bu varoşun dîvârları iç kal‘a dîvârı gibi yüksek olsa iç kal‘anın toplarının bu varoşa menfa‘ati olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
ma‘mûr etmemek içün la‘net edüp hâlâ bu varoş harâb u yebâb kalup zemîninde bâğ …
Ba‘dehu küffâr bu varoşu ma‘mûr etmemek içün la‘net edüp hâlâ bu varoş harâb u yebâb kalup zemîninde bâğ u bâğçe ve gül-i gülistân ve müşebbek bostânlar içre yigirmi aded deyr-i azîmleri kârgîr binâ olmak ile bâğçeler içre ma‘mûr kenîselerdir, ammâ kal‘ası nehr-i Tuna kenârında gâyet Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim nazîri olmayup üstâdân-ı selef bu kal‘ayı mühr-i Süleymân gibi tabya-i azîmleriyle şekl-i müseddes ve altı kapusu var, altı vilâyetden gelen kârbân halkından bu kapularda bâc alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
… ibi ma‘mûr idi, ammâ Varat kal‘ası fethinden sonra yine küffâr şebhûn ile gelüp
bu varoşu
ihrâk bi'n-nâr eyleyüp henüz 87b yine ma‘mûr olmadadır. Ancak iki kahvehânesi …
Ve bu varoş içre üç yüz aded şindire tahta örtülü kârgîr binâ ikişer kat ma‘mûr hânedânlardır. Panço Hüseyin Ağa bunda sâkin olur. Mukaddemâ kefere zamânı bu varoşda bâğ-ı Aspuzu gibi ma‘mûr idi, ammâ Varat kal‘ası fethinden sonra yine küffâr şebhûn ile gelüp bu varoşu ihrâk bi'n-nâr eyleyüp henüz 87b yine ma‘mûr olmadadır. Ancak iki kahvehânesi ve beş dükkânı ve bir hânı ve iki mektebi ve bir câmi‘i ve üç mahalle mescidi var. Ve dahi bu Varat'ın mukaddemâ kefere zamânı hânelerinin sütûhları serâpâ kiremit ile mestûr idi, ammâ şimdi ekseriyyâ şindire tahta örtülüdür. Ve bu Ulesi varoşunun ensesindeki dağlar serâpâ bâğlar ve müşebbek bostânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a–87b ·
metinde göster ·
… aklı Karatayak nâmıyla ma‘rû[f] kal‘asız bir varoş-ı ma‘mûr imiş. Maskov Kazağı
bu varoşu
nehb ü gâret ede ede kâbil-i süknâ olmayup âhır-ı kâr sene 1025 târîhinde Sultâ …
Der-fasl-ı toprak kal‘a: Mâ-tekaddem bu kal‘a hâricinde etrâfı handaklı Karatayak nâmıyla ma‘rû[f] kal‘asız bir varoş-ı ma‘mûr imiş. Maskov Kazağı bu varoşu nehb ü gâret ede ede kâbil-i süknâ olmayup âhır-ı kâr sene 1025 târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında Sencüvân Paşa nâm bir müdebbir-i benâm orta hisâra muttasıl bir metîn ve sa‘b ve taş dîvârlı ve çâr-kûşe bir metîn ve müstahkem kal‘a edüp iki cânibine 185a handak-ı azîm kesüp nehr-i Ten cânibine handak kesmeyüp kalır, zîrâ Ten cânibinde kal‘a dîvârların ba‘zı zamân nehr-i Ten dolup handak kesecek yeri yokdur, su gark eder. Bu hisâb üzre Azak kal‘ası üç bölük kal‘a-i acâ’ibdir. Ve üçünün dahi dîvârları birbirlerine muttasıldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184b–185a ·
metinde göster ·
… i menhûsuyla yüz pâre keştî deryâdan ve Manya ve Malta küffârları karadan gelüp
bu varoşu
üç ay on gün muhâsara edüp yüz bin aded top gülleleri urup bir taş koparamayup …
Sebeb-i binâsı oldur kim sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân asrında bu kal‘a-i Benefşe'nin varoşu etrâfında rabât-ı ma‘mûresi olmadığı ecilden Venedik kâfiri donanma-i menhûsuyla yüz pâre keştî deryâdan ve Manya ve Malta küffârları karadan gelüp bu varoşu üç ay on gün muhâsara edüp yüz bin aded top gülleleri urup bir taş koparamayup hâ’ib ü hâsir olup kal‘a fethinden me’yûs oldukları mahalde karadan kırk bin aded güzîde asker-i İslâm imdâd yetişüp küffâr-ı bed-girdâr-ı murdârı ale'l-gafle basup küffârı kıra kıra deryâya döküp niçe bin 277b aded kefere [vü] fecereler gark-ı bahr-i Sefîd olup niçesi şinâverlik ederek gemilerine varup karârları firâra mübeddel olup cân ber-cehennem gitdiklerinde ahâlî-i vilâyet hâl-i diyer-gûnların der-i devlet-medâra arz etdiklerinde donanma-i hümâyûn ile sene (---) târîhinde Kapudan Fazlı Paşa ve on iki eyâlet askeri ve yetmiş bin re‘âyâ vü berâyâ ve ummâl ve bennâlar cem‘ olup mezkû[r] iç kal‘a kayasının nısfından üstâd-ı bennâ bölüp tâ deryâya varınca ve leb-i deryâ ile tâ iç kal‘a kayasının deryâ içindeki burnuna varınca bir hisâr-ı şekl-i müselles etmişlerdir kim henüz kal‘a-i Benefşe tâze cân bulup bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a–277b ·
metinde göster ·
… vâki‘ olup gâyet cengâver ve dilâver Rûm kefereleri olur. Hattâ Venedik kâfiri
bu varoşu
muhâsara etdikde dahi kal‘aları yok iken küffâr buna üç kerre yürüyüş edüp dara …
Müselmân mahalleleri kal‘anın kayası altına vâki‘ olup gâyet cengâver ve dilâver Rûm kefereleri olur. Hattâ Venedik kâfiri bu varoşu muhâsara etdikde dahi kal‘aları yok iken küffâr buna üç kerre yürüyüş edüp daracık sokakl[ar]ına Freng girince varoş Urûmları kıra kıra gerüye döndermüşlerdir. Hâlâ cemî‘i Venedik kâfirleri bu Benefşe keferelerinin ol kadar adû-yı cânlarıdır kim Benefşeliyi bulsalar kebâb ederler. Gâyet bahâdır Rûm kefereleri olur. Şimdi ise varoşları kal‘a içine alındı. Her bir Rûmları ejder-i heft-ser-misâl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277b ·
metinde göster ·
alırsa "Kârgîr binâlı evlerin içine düşman girüp kal‘ayı meterise alup zebûn et …
Ammâ cümle tahta binâlı olup aslâ kârgîr binâ evler yokdur. İntihâ-i serhad olmak ile ahâlî-i kal‘a bu varoşda kârgîr binâ evler yapmağa mâni‘ olurlar, zîrâ ihtimâldir, düşman gelüp bu varoşu alırsa "Kârgîr binâlı evlerin içine düşman girüp kal‘ayı meterise alup zebûn etmeyeler" deyü ol mülâhaza ile bu varoşda kârgîr binâ evler yapdırmazlar. Ancak çârsû içinde bir tahtadan mebnî câmi‘ vardır. Minâresi dahi tahtadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·