Ve cümle seksen aded dükkânlardır kim bir şâhrâh üzre vâki‘ olup
bu yoldan
gayrı ulu yol yokdur. Kal‘anın Vinçaz kapusundan girüp Battâl kapu, ya‘nî Banal …
Ve cümle seksen aded dükkânlardır kim bir şâhrâh üzre vâki‘ olup bu yoldan gayrı ulu yol yokdur. Kal‘anın Vinçaz kapusundan girüp Battâl kapu, ya‘nî Banaluka kapusuna gider bir azîm yoldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
âhir kal‘a-i Tuna'ya bir rahne isâbet eder" deyü ol yolu münhedim edüp recm-i s …
"Bu yoldan âhir kal‘a-i Tuna'ya bir rahne isâbet eder" deyü ol yolu münhedim edüp recm-i sengsâr etmişler. Hâ[lâ] âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir kim beri Budin'de Ali Paşa tabyası bu yolun üstüne vâz‘-ı esâs olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
Ve bu toprak tabya kurbunda kal‘anın bir küçücük kapusu var, aşağı varoşa gider yoldur, ammâ at gidemez, benî Âdem ise bî-tâb u bî-mecâl ener ve çıkar, zîrâ kâmil beş yüz adım kademe taş nerdübândır kim kâr-ı Macar-ı füccârdır. Acele ile aşağı şehre enecek şehbâz yiğitler bu nerdübânlı kapudan enüp çıkarlar. Yohsa ihtiyâr âdemler bu yoldan enüp çıkamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
… lar hezâr-pâre olmuşlardır. Ol ecilden yolun tarafeynine korkuluk yapmışlardır.
Bu yoldan
âdem geçerken aşağı nazar etse zehresi çâk olur. Üç bin adım aşağısı gayyâ ve d …
Ve kal‘a hâricinde bir su sarnıcı var ve ancak bir yolu var, gâyet sarp yol olmağile yolun yemîn ü yesârına Şeddâdî binâ ile korkuluk binâ etmişler, zîrâ bu yolda niçe kerre atların ve âdemlerin ayakları sıyrılup niçe yüz hayvânâtlar hezâr-pâre olmuşlardır. Ol ecilden yolun tarafeynine korkuluk yapmışlardır. Bu yoldan âdem geçerken aşağı nazar etse zehresi çâk olur. Üç bin adım aşağısı gayyâ ve derk-i esfel deresinden nehr-i Yadra sâ‘ika gibi gürleyüp cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
… kal‘a altında müslimler kapusudur kim yalçın kayaları kesüp yol etmişlerdir. Ve
bu yoldan
içeri bir küffâr kenîsesi var. Kapusu üzre çâr-kûşe beyâz mermerden cesediyle b …
Ammâ bu taşra kaya kal‘anın iki aded kapusu var, biri bu çufudların küçük kapusudur kim cânib-i şimâle meftûhdur, yüklü at giremez. Andan taşra cümle dahi tabbağ dükkânlarıdır. Ve bir kapusu dahi taraf-ı şarkda iç kal‘a altında müslimler kapusudur kim yalçın kayaları kesüp yol etmişlerdir. Ve bu yoldan içeri bir küffâr kenîsesi var. Kapusu üzre çâr-kûşe beyâz mermerden cesediyle bir at üzre eli mızraklı bir âdem atının ayağı altında bir ejde[r]hâyı öldürmüş şekilli taşdan oyulmuş bir tasvîrdir kim gûyâ sihr-i i‘câzdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122a ·
metinde göster ·
… ım deyü size ve dizdârı haber etmedik. Şimdi ise bu başlar ile sizi bu kâfirler
bu yoldan
Avlonya paşasına selâmet götürmezler, ileride bir dar boğaz vardır anda sizi el …
"Vallâhi sultânım, dünkü gün siz(in) ceng edüp birkaç kâfirin başların alup niçesini dahi mecrûh etmişsiz, mel‘ûnların akrabâları bu gece şehre gelüp sizi bassalar gerek idi. Kal‘a içinde dizdâr hânesinde yatdığınızdan bir çâre edemediler. Ba‘dehu atlarınızı uğurlamağa çalışdılar, bizler vâkıf-ı esrâr olup sabâha dek sizi ve atlarınızı muhâfaza etdik ve cenâbınızı huzûrunuz uçurmayalım deyü size ve dizdârı haber etmedik. Şimdi ise bu başlar ile sizi bu kâfirler bu yoldan Avlonya paşasına selâmet götürmezler, ileride bir dar boğaz vardır anda sizi elbette beklerler. Biz bugün sizlerden ayrılmayup refîk oluruz" deyü 357a iki yüz aded pâk müsellah ve mükemmel yiğitler önümüze düşdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356b–357a ·
metinde göster ·
… up Misis ağasına mektûbları ibrâz ederler. Hâlâ kânûnları budur. Ve mâ-tekaddem
bu yoldan
kırk elli atlı selâmetle ubûr etmek muhâl idi. Hamd-i Hudâ latîf hayrât oldu. İ …
Ve bir latîf küçük hammâmı ve mu‘âf [u] müsellem üç yüz kulu ve dizdârı ve mütevellîsi Y 157a vardır. Ve her gelüp giden tüccâr ve huccâca birer bayrak yüz yiğit koşup kankı cânibe azîmet murâdları ise maksûdlarına vâsıl edüp yanlarından bir ân münfek olmayup avdetde huccâc [u] tüccârdan selâmet kâğıdları alup Misis ağasına mektûbları ibrâz ederler. Hâlâ kânûnları budur. Ve mâ-tekaddem bu yoldan kırk elli atlı selâmetle ubûr etmek muhâl idi. Hamd-i Hudâ latîf hayrât oldu. İlâhi inkırâzü'd-devrân mü’ebbed ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y156b–Y157a ·
metinde göster ·
… üzâr ederim. Böyle sarp derbend-i çalender bî-emân yer görmedim. Hudâ hıfz ede.
Bu yoldan
deve ile gitmek müyesser etmeye. {Zîrâ etdiğin hayr ürkütdüğün kurbağaya değmez …
Hâsıl-ı merâm hakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ otuz üç senedir ekâlîm-i seb‘ada on sekiz pâdişâhlık yeri geşt [ü] güzâr ederim. Böyle sarp derbend-i çalender bî-emân yer görmedim. Hudâ hıfz ede. Bu yoldan deve ile gitmek müyesser etmeye. {Zîrâ etdiğin hayr ürkütdüğün kurbağaya değmez.} Zîrâ hukûk-ı ibâd müşkil derddir. Meğer Cenâb-ı Kibriyâ'nın ihsânı ola. Ammâ at ile ve katır ile gitmek a‘lâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379b ·
metinde göster ·