Ve pâdişâhı zenân sohbetine dadandurup Mısır'dan gelen hazîneyi cümle Mülkî
Bula'ya ve
Şekerpâre Bula'ya ve Telli Hâsekî ve Saçbağlı hâsekîlere birer Mısır hazînesi i …
Ve pâdişâhı zenân sohbetine dadandurup Mısır'dan gelen hazîneyi cümle Mülkî Bula'ya ve Şekerpâre Bula'ya ve Telli Hâsekî ve Saçbağlı hâsekîlere birer Mısır hazînesi ihsân ve bir hazîne dahi Cinci Hoca'ya ve niçe hazâyinler dahi bî-ma‘nâ sarâylara ve sûr-ı hümâyûnlara ve semmûr döşeli köşklere itlâf-ı hazîne etdin deyü bir kerre kul gulû edüp hayli fetret oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
… sohbetine dadandurup Mısır'dan gelen hazîneyi cümle Mülkî Bula'ya ve Şekerpâre
Bula'ya ve
Telli Hâsekî ve Saçbağlı hâsekîlere birer Mısır hazînesi ihsân ve bir hazîne da …
Ve pâdişâhı zenân sohbetine dadandurup Mısır'dan gelen hazîneyi cümle Mülkî Bula'ya ve Şekerpâre Bula'ya ve Telli Hâsekî ve Saçbağlı hâsekîlere birer Mısır hazînesi ihsân ve bir hazîne dahi Cinci Hoca'ya ve niçe hazâyinler dahi bî-ma‘nâ sarâylara ve sûr-ı hümâyûnlara ve semmûr döşeli köşklere itlâf-ı hazîne etdin deyü bir kerre kul gulû edüp hayli fetret oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
Evvelâ kazâ-yı Köprü, Simere ve kazâ-yı Zeytûn ve Gümüş ve
Bulak ve
kadısına senevî yedi bin guruş olur. Ve paşasına ber-vech-i adâlet yetmiş bin g …
Evvelâ kazâ-yı Köprü, Simere ve kazâ-yı Zeytûn ve Gümüş ve Bulak ve kadısına senevî yedi bin guruş olur. Ve paşasına ber-vech-i adâlet yetmiş bin guruş olur. Paşasının hâssı altı aded subaşılıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280b ·
metinde göster ·
… i Çerâkes-i nâ-kes [ü] bî-kesden evvelâ kabîle-i Kabartay ve kabâ’il-i Bestî ve
Bulatkay ve
Hatukay ve Mamuşuh ve Bozodok ve Takaku ve Zânâ ve Şagaki ve niçe kabâ‘il-i Çer …
{Der-sitâyiş-i kûh-ı Elburz} Hikmet-i Hudâ Dağıstân'ın cânib-i kıblesinde olan kûh-ı Elburz'dan gelen cümle enhâr-ı cârî câriyeler bu nehr-i Kür'e mahlût olur. Yine kûh-ı Elburz'dan cânib-i şimâle cereyân eden nehrler Bahr-i Harez'e rîzân olur. Yine kûh-ı Elburz'un cânib-i kıblesinden cereyân eden nehr-i azîmler cümle Karadeniz'e munsab olur. Ve yine kûh-ı Elburz'un yıldız cânibinden cereyân eden nehirler nehr-i Kuban'a katılup Kuban dahi cezîre-i Taman kurbunda Karadeniz'e munsab olur. Zîrâ bu kûh-ı Elburz kadar bir kûh-ı azîm rûy-ı zemînde halk olunmamışdır kim cânib-i erba‘asında beş pâdişâh ve kıble cânibinde Abaza kabîleleri sâkindir kim tûlu seksen konak yerdir. Ve Abaza'nın cânib-i şarkîsinde kûh-ı Elburz dâmenlerinde vilâyet-i Mikrilistân ve Gürcîstân ve Açıkbaş ve Şavşat ve Kuril ve Dadyân kavmi sâkinlerdir kim bu kabîleler ile Gürcîstân ülkesinin dahi tûlu kırk menzildir. Ve yine bu Gürcîstân'ın meştâsında Acem hudûdunda vilâyet-i Tiflis ve şehr-i Serîrü'l-lân hudûdları cümle dâmen-i kûh-ı Elburz'dur kim tûlu on tokuz konakdır. Andan içeri kûh-ı Elburz'un dâmeninde ülke Dağıstân'dır kim tûlu yigirmi konakdır ve kûh-ı Elburz'un şimâl tarafına vâkı‘ olmuşdur. Andan içeri yine kûh-ı Elburz'un yıldız rûzgârı tarafında Çerkezistân memleketidir kim anda sâkin olan kabâ’il-i Çerâkes-i nâ-kes [ü] bî-kesden evvelâ kabîle-i Kabartay ve kabâ’il-i Bestî ve Bulatkay ve Hatukay ve Mamuşuh ve Bozodok ve Takaku ve Zânâ ve Şagaki ve niçe kabâ‘il-i Çerâkise sâkinlerdir kim sâkin oldukları yerler cümle kûh-ı Elburz dâmenindedir kim seksen bir konakdır. Bu hesâb üzre kûh-ı Elburz'un cânib-i erba‘ası iki yüz kırk konakdır. Tâ bu mertebe kûh-ı azîmdir kim cânib-i erba‘asında onar konak yerden nümâyândır. Cenâb-ı Bârî bu rûy-ı arzda cümle ulu dağlardan ulu yüz kırk sekiz dağ halk etmişdir. Ammâ bunlardan ulu on iki dağdır. Cümleden ulu bu kûh-ı Elburz'dur. Andan kûh-ı Bingöl'dür, andan kûh-ı Demâvend'dir, andan kûh-ı Sübhândır, andan Nîl-i mübârek başında cebelü'l-Kamerdir, andan Alman diyârında nehr-i Tuna başında Alaman dağıdır, andan Erdel diyârında nehr-i Tîse ve nehr-i Turla başı Sahansamur dağıdır. Bunlardan mâ‘adâ dağlar küçükdür. Ammâ bu kûh-ı Elburz'un nısfına çıkmış benî Âdem yokdur. Cenâb-ı Bârî'nin ecnâs-ı mahlûkâtı bu kûh üzre mevcûddır. Hatta bu seyâhatimizde Şirvân hudûdundan güzer ederken sol cânibimizde Dağıstân pâdişâhı ülkesi üzre zirve-i a‘lâsı zulumât içre zâhir ü bâhir idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312a ·
metinde göster ·
… içine koyup matra içre hıfz edüp üstüne su koyup eğer kaşında asmışdık. Anınçün
bulamadınız ve
bizleri dörd gün haps edüp ileri, Murtazâ Paşa'yı âgâh etmekiçün ulak göndermiş …
mazmûnu üzre ülü'l-emre itâ‘at edüp her ne fermân-ı şehriyârî sâdır olursa anı işleriz. Lâkin sultânımın havfinden bir hatt-ı şerîf ve emr-i şerîfleri der-i devletde kurşum zarf içine koyup matra içre hıfz edüp üstüne su koyup eğer kaşında asmışdık. Anınçün bulamadınız ve bizleri dörd gün haps edüp ileri, Murtazâ Paşa'yı âgâh etmekiçün ulak göndermişdiniz. Hikmet-i Hudâ ulağınız Nusaybin şehrinde sar‘a dutup kaldı. Bizler anı geçüp Murtazâ Paşa'ya yetişüp gerü avdet etdirüp Diyârbekir'de Bezikîoğlu evinde matra içinden hatt-ı şerîfleri çıkarup katl etdük. İşte başı mahkemededir, fermân senindir. Ammâ devletli vezîr çok ihsânını gördüm. Sen de yakın zamânda gâfil olma. Başına bir tedârik gör, ve's-selâm" deyüp zemîn bûs etdiler. Paşa, Murâd Haseki'nin hak cevâbından hazz edüp bir kîse guruş verüp "Alın merhûmun başını, başınızla elimden halâs olun, yıkılup gidin. Allah belânız versin. Şûm bedbaht mel‘ûnlar" deyü bunları reddidüp "Ay, vay Murtazâ Paşa, ay vay" deyü bükâ-âlûd oldu. Ammâ kendi hâline bükâ ederdi. Hemân ol gün etrâf vilâyetlere ağavâtların gönderüp sekbân ve sarıca askeri cem‘ etmeğe mâllar bezl etmeğe başlayup çâşnigîrbaşıyı Varvar Alî Paşa'ya muhabbetnâmelerle gönderdi. Hakîri Köprü şehrinde Köprülü Mehemmed Paşa'ya ve Hacı Yûsuf Ağa'ya gönderdi. Ol asırda Abaza Hasan Ağa Azaz ve Kilis ağası olmağıla Kilis'de idi, mektûb-ı muhabbet-üslûblar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
… ylen bana ve paşaya bed-du‘â etmen" deyü ricâ eyledim. "Seni biliriz. İmâm sana
bulamaç ve
yalamaç ve kölemeç aşı getirmiş, kabul edüp aşamışsın. Paşanı da seni de Allah …
{Tetimme-i menâkıb-ı eş-Şeyh Hazret-i Bardaklı Baba}: Mezkûr beldenin kurbunda Bardaklı Baba nâm bir azîz-i hümâm ziyâreti var. Hacı Bayrâm Velî Kuddise sırruhu hulefâlarından imiş. Niçe keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuşdur. Cümleden biri, kendiler kifâf-ı nefsleriyçün bardak yaparlarmış ve dâ’imâ tecdîd-i vudû’ içün bir bardak taşırlarmış. Cemî‘î fukarâları ol bardakdan âbdest alup yine bardak mâ’-i zülâl ile leb-ber-leb dururmuş. Hâlâ ol bardak kabr-i şerîfi âsitânesinde maslûb durur. Anınçün Bardaklı Baba derler. Hakîr türbedârın izniyle bardağı indirüp su ile pür eyleyüp teberrüken tecdîd-i vudû’ edem derken, anı gördüm ibrîk mâ’-i zülâl ile memlû. Ammâ üzerinde kırk yıllık gubâr var. Tekye-nişîn ve paşa imâmı ve niçe paşalı bu ibrîğin bu kadar seneden berü mâl-â-mâl durduğuna hayrân kalup türbedâra ve sâ’ir fukarâlara yemîn verdiler kim "Siz bu ibriğe su komadınız mı?" deyü yemîn etdirdiler. Anlar "Hâşâ ve kellâ, kırk elli seneden berü bu kubbede maslûb durur. İşte bu Evliyâ Ağa indirüp teberrüken âbdest alam derken hikmet-i Hudâ ve sırr-ı pîr ibriği dolu buldu". İmâm İbrâhîm Efendi ve gayrı ehibbâ "Evliyâ Çelebi, gel imdi, bu ibriği suyile yine yerine salb idelim" dediler. Taraf taraf ma‘kûldür, dediler. Hakîr tâzelik hasebiyle ta‘assub edüp "Elbette bu azîzin ibriğinden tecdîd-i vudû’ ederim" deyü Bismillah ile şurût [u] kuyûdıyla âdâb-ı vudû’ üzre sünnet-i Resûlullah ve alâ mâ ferazallah'ı icrâ edüp ibrîkden âbdest alup mâ’-i müsta‘meli leğen içinde burca burca âb-ı zemzem gibi kokardı. Ammâ ibrîk ke'l-evvel mâlâmâl durup hayretde kaldım. Paşa imâmı dahi cür’et edüp "Evliyâ Çelebi! Ben de teberrüken âbdest alayım" deyüp ol dahi tecdîd-i vudû’ etdi. El-hâsıl dörd kişi ol bardakdan âbdest alup yine ibrîk âb-ı tâhirle mâlâmâl durup cümlemiz mebhût [u] hayretde kalup yine du‘â ve senâ ile mezkûr ibrîği kubbede yerine salb eyleyüp leğen içre mâ’-i müsta‘meli Şeyh Bekir Dede alup hıfz eyledi. {Ammâ mezkûr ibrîk bir ahmerü'l-levn hâk-i pâkden inşâ olunup ibrîğin karnında âyet, sûre-i (---)Arapça âyeti tahrîr olunup dahi altında hurûf-ı erkâm ile 66622 ve dahi üç kâf ve iki cîm ve bir mîm ve bir kadeh tasvîri ve bir bardak tasvîri var idi}. 352a Hemân hakîr hasbeten lillah pîr-i azîzin rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Zîrâ merâkıd-ı kibâr-ı kümmelîn ziyâreti hakkında Hazret-i mefhâr-i mevcûdât buyururlar kim hadîs Arapça buyurmuşlar. Hakkâ ki bu hadîs-i şerîf mazmûnunca azîzi ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden isti‘ânet taleb edüp kalbim âyînesi jeng-i gamdan mücellâ oldu. Ânî gördüm, âsitâne-i sa‘âdetden taşra kapudan bir hâtûn zâhir olup bir ma‘sûm-ı pâki derâğûş eyleyüp kabr-i azîzin önüne koyup başın açup giysûların târmâr edüp gözün ve yüzün pâre pâre edüp "Oğul!" deyü feryâd etdi. Meğer harbendeler hâtûnun hânesine konup ma‘sûmunu kar üzre atup ol gice merhûm olur. Hâtûnun ardı sıra yine bu ziyârete niçe fukarâ ve zu‘afâlar, balta darbıyle zahmdâr ve ihtiyâr ve sâhib-i vakâr kimesneler hakîr ve hâr olup tekyeye gelüp kabr-i şerîfe girüp eyitdiler "Bak a Bardaklı Baba Sultân'ın Tanrısı! Eğer bunda yatan azîz pîr senin gerçek erin ise bunun yüzü suyuna olsun hey Çalap Allah ve âhir zamân Yalavacı Muhammedü'l-Mustafâ'nın aşkına olsun bize zulm eden bu paşalı celâlîlerini bu günde ve bu sâ‘atde bir belâya uğradup âvânlıklarından kurtulak" deyü ol kadar sağu sağılup Bardaklı Baba'nın kabr-i şerîfi üzre ağlayup tazarru‘ [u] nâlişler ile feryâd u figân eyleyüp bed-du‘âlar etdi kim hakîre bir dehşet gelüp bir bîm [ü] haşyet ârız olup vücûdum berk-i hazân gibi dir dir ditredim. Bildiği bed-du‘âları hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bir kerre âh-ı serd çeküp hemân hakîr cümle fukarâ re‘âyâların yanına varup niçesinin destlerini bûs ederek, yüzlerine gülerek yanakların öperek eyitdim "Ey Ümmet-i Muhammed! Ben dahi ol askerdenim. Vallahi paşanın zulme rızâsı yokdur. Ammâ nâçâr baş kurtarmak içün başına bu kadar âdem cem‘ edüp kışda kıyâmetde ne konacak ve ne duracak ve ne yatacak yer vardır. Beddu‘â ana gerekdir kim bu kış ve kıyâmetde bu kadar askeri sizin üstünüze kondurmağa sebeb olan İslâmbol vezîri Ahmed Paşa'dır" deyince cümlesi "Bre gerçek eyitdi" deyü feryâdlar edüp hemân aralarından yüz yaşında bir pîr-i nâtüvân, tâbı ve tüvânı kalmamış ol pîr-i fânî baş açup "İslâmbol vezîri, Çalap Allah kılıcına dûş gele, râhatlığının ve kızanlarının ve kendinin devri döne. Bu yatan gerçek er demine hû diyelim hû" deyü kabir kurbunda sâkin oldular. Ol ihtiyârın hakîr, hakîrânice dest-i şerîfin bûs edüp eyitdim "Sultânım! Ben imâm efendinizin evine kondum. Âdemlerim ve atlarım kar üzre yatup ben bir hayat altında yatarım. Lütf eylen bana ve paşaya bed-du‘â etmen" deyü ricâ eyledim. "Seni biliriz. İmâm sana bulamaç ve yalamaç ve kölemeç aşı getirmiş, kabul edüp aşamışsın. Paşanı da seni de Allah kurudan kadadan ve yavunculu düşden ve aşup yordduğun yirde yaramaz işden sizi Allah saklasın. Ammâ ağaları ve sarıcaları ve sekbânları ve karakullukçulara hemân Çalap Allah belâların vire. Ne deyelim, kor giresi boğazları doydukdan sonra ıssı dama girüp şarâb hörpüldederler ve o kızıl kekremsi başlarına birer çanak çeküp ‘bre ev ıssı, bize kasık mancası getir’ deyü baltalar ile urup avret ve oğlan isterler. Cümle ehl [ü] evlâdlarımızı bir dama dıkdık. Giceyle damım kurdalayup bir yanından delüp avret ve oğlan çıkarmışlar. Hemân anları Allah'a saldık" deyü beddu‘â edüp gitdiler. Hakîr bu hâl-i diger-gûnu görüp "Yâ Rabbî! Sana sığınırım. Benim bu işlerden haber [u] âgâhım yokdur" deyü kabr-i şerîf üzre yine gelüp bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî kırâ‘at edüp ziyâret-i vedâ‘ edüp doğru Mehemmed Paşa efendimize gelüp bu vâkı‘ât-ı pür-melâli bir bir takrîr etdükde kethüdâsı Alî Ağa'yı çağırup eyitdi "Ne kadar bâr-ı bî-ma‘nî var ise onları bu kurâ halkına yediğimiz zehâ’ir mukâbelesine verüp tesellî-i hâtır eylen" deyü tenbîh ve te’kîd eyledi. Hakîkatü'l-hâl paşanın akrabâlarından Hazînedâr Alî Ağa, re‘âyâların maslahat-güzâr âdemlerin çağırup otak sokakları ve ba‘zı yağ deyyeleri ve niçe eme seme yaramaz taşra kilâr sandukları şekilli şeyler verüp tesellî-i hâtır olur şekilli oldular, ammâ mukaddemâ bed-du‘âları hedef-i icâbete te’sîr eyleyüp netîce-i kelâm Kızılırmak'da bu kadar mâl [u] menâl ve bu kadar halkullah [u] ibâdullah gark olmasının aslı Allahu a‘lem ol fukarâların Bardaklı Baba Sultân'da etdikleri bed-du‘ânın te’sîridir kim Kızılırmak geçidinde ol kadar hasâre ve ol kadar cân-ı azîz-i bî-çâre gark olmamışdır. Kulûb-ı ibâdullaha dokunup bed-du‘â almanın âkıbeti eyle olur, ne‘ûzü billah. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b–352a ·
metinde göster ·
… a bu şehirde sâkin olanların evlâdları ve sâ’ir hayvânâtları ekiz doğup tenâsül
bulalar ve
evlâdları sıkıt doğmayalar. Ve dâ’imâ âfât-ı semâvî ve âfât-ı arazîden ecel-i m …
Ba‘dehû Hazret-i Nûh du‘â edüp "İlâhî bana bin yıl ömür verdin. Bu evlâdım dünyâya gelmeden merhûm oldu. Bu evlâdım bu amber-pâkde yatdıkça bu şehirde sâkin olanların evlâdları ve sâ’ir hayvânâtları ekiz doğup tenâsül bulalar ve evlâdları sıkıt doğmayalar. Ve dâ’imâ âfât-ı semâvî ve âfât-ı arazîden ecel-i müsemmâlarına dek mu‘ammer ü mesrûr ve şehirleri ma‘mûr olalar." deyü Nûh Necî bu Cezîre-i İbn Ömer'e hayr du‘â etdiğinden bu şehrin ekseriyyâ havâtînleri ve ba‘zı devâbâtları ekiz doğarlar ve halkı ekseriyyâ altmışdan yetmişden yüz yetmişe yetmiş olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 384a ·
metinde göster ·
… bda pinhân olmuşken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse
Bula ve
Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded ce …
Âhir meydân-ı şecâ‘at ve zafer-i me’ser bi-emr-i Hayy-i Kadîr Hasan Paşa'ya kalup Murtazâ Paşa ve Gürcî Mustafâ Paşa'lıdan niçe bin aded bî-günâh âdemler hâke güm olup Murtazâ Paşa'nın ol zer-ender-zere gark olmuş pençe-i âfitâb-ı duhter-i pâkîze ahterler kim her biri cemî‘i zamân âfitâb-ı âteş-tâbda pinhân olmuşken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her biri birer Rûm harâcı {değer} hûrî-misâl bintânların cümlesi sekbân ve sarıca haşerâtlarının destlerine {mezkûr câriyelerin} girîbânları girüp baş kabak ve yalın ayak başlarından tâc ve eyinlerinden hulle ve pâlarından halhalları ve gûşlarından mengûşeleri gidüp gûyâ cennetden uryân çıkan Havvâ anamıza döndüler kim her bir duhterin girîbânları çâk, ammâ rahim yakaları cak olmayup her biri izz u vakâr ile mezkûr kızları huzûr-ı Hasan Paşa'ya sekbân ve sarıcalar getirince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… ken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh
Bula ve
Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her …
Âhir meydân-ı şecâ‘at ve zafer-i me’ser bi-emr-i Hayy-i Kadîr Hasan Paşa'ya kalup Murtazâ Paşa ve Gürcî Mustafâ Paşa'lıdan niçe bin aded bî-günâh âdemler hâke güm olup Murtazâ Paşa'nın ol zer-ender-zere gark olmuş pençe-i âfitâb-ı duhter-i pâkîze ahterler kim her biri cemî‘i zamân âfitâb-ı âteş-tâbda pinhân olmuşken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her biri birer Rûm harâcı {değer} hûrî-misâl bintânların cümlesi sekbân ve sarıca haşerâtlarının destlerine {mezkûr câriyelerin} girîbânları girüp baş kabak ve yalın ayak başlarından tâc ve eyinlerinden hulle ve pâlarından halhalları ve gûşlarından mengûşeleri gidüp gûyâ cennetden uryân çıkan Havvâ anamıza döndüler kim her bir duhterin girîbânları çâk, ammâ rahim yakaları cak olmayup her biri izz u vakâr ile mezkûr kızları huzûr-ı Hasan Paşa'ya sekbân ve sarıcalar getirince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… m ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh
Bula ve
Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her biri birer Rûm ha …
Âhir meydân-ı şecâ‘at ve zafer-i me’ser bi-emr-i Hayy-i Kadîr Hasan Paşa'ya kalup Murtazâ Paşa ve Gürcî Mustafâ Paşa'lıdan niçe bin aded bî-günâh âdemler hâke güm olup Murtazâ Paşa'nın ol zer-ender-zere gark olmuş pençe-i âfitâb-ı duhter-i pâkîze ahterler kim her biri cemî‘i zamân âfitâb-ı âteş-tâbda pinhân olmuşken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her biri birer Rûm harâcı {değer} hûrî-misâl bintânların cümlesi sekbân ve sarıca haşerâtlarının destlerine {mezkûr câriyelerin} girîbânları girüp baş kabak ve yalın ayak başlarından tâc ve eyinlerinden hulle ve pâlarından halhalları ve gûşlarından mengûşeleri gidüp gûyâ cennetden uryân çıkan Havvâ anamıza döndüler kim her bir duhterin girîbânları çâk, ammâ rahim yakaları cak olmayup her biri izz u vakâr ile mezkûr kızları huzûr-ı Hasan Paşa'ya sekbân ve sarıcalar getirince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… efîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân
Bula ve
Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her biri birer Rûm harâcı {değer} hû …
Âhir meydân-ı şecâ‘at ve zafer-i me’ser bi-emr-i Hayy-i Kadîr Hasan Paşa'ya kalup Murtazâ Paşa ve Gürcî Mustafâ Paşa'lıdan niçe bin aded bî-günâh âdemler hâke güm olup Murtazâ Paşa'nın ol zer-ender-zere gark olmuş pençe-i âfitâb-ı duhter-i pâkîze ahterler kim her biri cemî‘i zamân âfitâb-ı âteş-tâbda pinhân olmuşken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her biri birer Rûm harâcı {değer} hûrî-misâl bintânların cümlesi sekbân ve sarıca haşerâtlarının destlerine {mezkûr câriyelerin} girîbânları girüp baş kabak ve yalın ayak başlarından tâc ve eyinlerinden hulle ve pâlarından halhalları ve gûşlarından mengûşeleri gidüp gûyâ cennetden uryân çıkan Havvâ anamıza döndüler kim her bir duhterin girîbânları çâk, ammâ rahim yakaları cak olmayup her biri izz u vakâr ile mezkûr kızları huzûr-ı Hasan Paşa'ya sekbân ve sarıcalar getirince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… allinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş
bulalar ve
hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kı …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… ği olur kim Erdel diyârının sipov ekmeğinden lezîz nânı olur ve üzüm turşusu ve
bulaması ve
şıra köfteri memdûhdur.
Cümle halkı Etrâk'dir, ammâ gâyet sâlih rencber âdemlerdir. Beher sene bunların eliyle İslâmbol'a kırk elli bin seklem, ya‘nî çuval beyâz ve hâs ve rakîk un gelir kim dakîk-i gendümü şâm'ın Havran buğdayından memdûh özlü ve lezîz unu olur. Dahi memdûhâtından Amasiyye Lâdik'i kadar ve Sabanca somunu kadar beyâz ve hâs ekmeği olur kim Erdel diyârının sipov ekmeğinden lezîz nânı olur ve üzüm turşusu ve bulaması ve şıra köfteri memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88a ·
metinde göster ·
… ı âfâk bir karpuz-ı ahmer-gûndur kim gûyâ "şarâben tahûr"dur ve üzüm turşusu ve
bulaması ve
müsellesi ve şırası dahi gâyet şöhre-i şehir olmuşdur. Andan yine cânib-i cenûb …
Leb-i deryâda (---) sancağı hâkinde (---) tarafından hâkimi ve yüz elli akçe pâyesiyle kadısı ve yeniçeri serdârı ve kethüdâyeri ve subaşı ve bâcdârı ve muhtesibi var, ammâ a‘yânı azdır ve re‘âyâsı Urûm ve Ermeni ve evleri sazdır, lâkin müselmân evleri cümle bin üç yüz aded bâğlı ve bâğçeli ekseriyyâ kiremit örtülü câ-be-câ fevkânî hâneler vardır. Bir câmi‘i ve hânları ve bir kesîf hammâmı vardır, ammâ çârsûsu gâyet azdır, lâkin bâğı ve bâğçesi çokdur. Memdûhâtından Rûm u Arab u Acem'de Lapseki karpuzu meşhûr-ı âfâk bir karpuz-ı ahmer-gûndur kim gûyâ "şarâben tahûr"dur ve üzüm turşusu ve bulaması ve müsellesi ve şırası dahi gâyet şöhre-i şehir olmuşdur. Andan yine cânib-i cenûba leb-i deryâ ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90a ·
metinde göster ·
… . Memdûhâtından gûnâ-gûn engürü ve datlı şırası ve müsellesi ve üzüm turşusu ve
bulaması ve
köfteri ve pasdığı ve bekmezi meşhûr.
Bâğları ve bâğçeleri çokdur. Memdûhâtından gûnâ-gûn engürü ve datlı şırası ve müsellesi ve üzüm turşusu ve bulaması ve köfteri ve pasdığı ve bekmezi meşhûr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a ·
metinde göster ·
… -ı hâksâr alup bu kal‘a altmış sene kâmil küffâr içinde kalup küffâr aslâ zafer
bulamamışlardır ve
niçe kerre bunun gâzîleri kâfire şebhûnlar edüp bozmuşlardır.
Bânîsi ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Sene 959'da Süleymân Hân asrında be-dest-i Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa fethi olup içinde olan küffârları kılıçdan geçmişdir. Hâlâ Yanova hâki hudûdunda vâki‘ olmuşdur kim evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kırmızı kaya üzre şahin yuvası gibi bir küçük seng-tırâş kal‘a-i sâhib-i savaşdır. Hattâ bu kal‘a-i bâlânın garb tarafında üç konak yer nehr-i Tuna ve kal‘a-i Göle ve şimâlinde kal‘a-i Yanova görünür. Bu kal‘anın cânib-i erba‘asın niçe kerre küffâr-ı hâksâr alup bu kal‘a altmış sene kâmil küffâr içinde kalup küffâr aslâ zafer bulamamışlardır ve niçe kerre bunun gâzîleri kâfire şebhûnlar edüp bozmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121b ·
metinde göster ·
… üzre bârân-ı la‘net gibi yağdırdıklarında hemân küffâr-ı hâksâr yerlere alak ve
bulak ve
domuz topu olup "Sâbit-kadem 157a olam" deyü zann edüp sehel hareketcik ederk …
Anı gördük küffâr mevc ü mevc ve sâf u sâf olup bu kadar esîr ve avret ve oğlanı ve bu kadar mâl-ı ganâ’imi ve bî-hisâb koyun ve kuzu ve sığır ve at ve katır hayvânâtları cümle önüne katup "Artık kal‘alarımız altına geldik" deyü sancağ ve haçlı peykerin açarak ve tabl u torompete boruların çalarak ve birer yaylım tüfeng şâdumânları edüp geçdiklerinde hemân tüfengleri boşanmış iken Sührâb Paşa kethudâsı ve Hersek gâzîleri hemân bir ağızdan sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup cümle guzât-ı muvahhidîn ejdehâlar garından çıkar gibi gâzîler pusudan dal uryân kılıç olup küffâr üzre çıkdıklarında ve bir yaylım kurşum küffâr üzre bârân-ı la‘net gibi yağdırdıklarında hemân küffâr-ı hâksâr yerlere alak ve bulak ve domuz topu olup "Sâbit-kadem 157a olam" deyü zann edüp sehel hareketcik ederken içlerine kılıç girince hemân karârları firâra mübeddel olup kimisi Perast kal‘asına ve kimisi Kotur kal‘asına cân atdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156b–157a ·
metinde göster ·
… ] meşrûbâtdan bir şey isteyecek kadar bilmek elbette seyyâhlara lâzımdır, necât
bula. Ve
her şey’in cehlinden ilmi yeğdir.
Bunun emsâli niçe kerre yüz bin elfâz-ı mâlâya‘nî mühmeleleri vardır. Tahrîr etmedik, ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî âdem olup cihângeşt olan kimselere her lisândan bilmek lâzımdır kim senden hazz etmeyüp aleyhine bir söz söylediklerin anlayup âgâh olasın. Ve yol sormağa ve me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey isteyecek kadar bilmek elbette seyyâhlara lâzımdır, necât bula. Ve her şey’in cehlinden ilmi yeğdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
… ler atılup bizim asker karış katış olup bir takrîb ile tabura karîb varup zafer
bulamadık ve
sehel gerü durduk.
Hemân ol ân Kırım'dan Hân'a istikbâle gelen beş altı bin âdemlere cümle mâl-ı ganâ’imlerimiz tapşırup anlar Kırım'a revâne oldukda cümlemiz salt u sebük-bâr kalup ale's-sabâh ceng tablına turreler urulup Kırım'dan gelen dinç atlı askeri ileri koyup cümle asker-i Tatar at başları berâber olup ellerine yayların alup her çileye ikişer üçer aded tabur okları gezleyüp bir ağızdan Allâh Allâh'a rehâ buldurup tabur üzre hamle edüp bir yaylım ok tabur içre bârân-ı la‘net gibi sihâm-ı kazâ yağup kâfirden dahi toplar ve niçe bin tüfengler atılup bizim asker karış katış olup bir takrîb ile tabura karîb varup zafer bulamadık ve sehel gerü durduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117a ·
metinde göster ·
… müşâvere olup el-azametullâh Kırım askeri deryâ-misâl olup çalkandı otadı(?) ve
bulandı ve
deryâ gibi cümle karaçı halkı cûş-ı hurûşa gelüp taraf taraf mevc mevc olup cüm …
"Sâbıkan Kırım hânı Mehemmed Geray, sa‘âdetlü Mekke ve Medîne pâdişâhı seni Kırım hânlığından ma‘zûl edüp hânlığı Çoban Geray oğlu (---) Geray Hân'a ihsân edüp merhûm sa‘îd ü şehîd Sefer Gâzî oğlu İslâm Ağa vezîri ve Mübârek Geray Sultân nûreddîni ve Kırım Geray Sultân kalgası olup Özü eyâleti askeri ve Eflak ve Boğdan askerleriyle Kırım'a varmak üzerelerdir. İmdi mektûb-ı mahabbet-uslûbum varup vusûl buldukda emr-i pâdişâhîye itâ‘at edüp cemî‘i sultânlarınla Âsitâne-i sa‘âdete gelesin. Cümle sultânlarına ve sana kânûnlarınızdan ziyâde ihsân [u] in‘âmlar olunur. Elbette der-i devlete gelesin. Ve illâ cezîre-i Girid'e donanma-i hümâyûn gitmeden bir şâfî haber gönderesin, ve's-selâm" deyü bu mektûb-ı mûhiş dîvânda tilâvet olunca cümle Kırım halkına car salınup Hân görünüşünde ken[g]eş-i azîm, ya‘nî müşâvere olup el-azametullâh Kırım askeri deryâ-misâl olup çalkandı otadı(?) ve bulandı ve deryâ gibi cümle karaçı halkı cûş-ı hurûşa gelüp taraf taraf mevc mevc olup cümle kapu kulları müşâvereye başlayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143b ·
metinde göster ·
Ve Cebel-i Elheme'nin bir oğlu Dukadin bu dağlarda sâkin olmağile hâlâ Dukat dağı derler. Bu Cebel-i Elheme kavmi tenâsül bularak ve İşpanya kefereleriyle ihtilât ederek lisân-ı Arab-ı Kureyş'i unudup Arnavud lisânın peydâ edüp kavm-i Arnavud kavm-i Arab-ı Kureyş'den mürted olup Ârnâbûd'dan galat Arnavud olmuşlar, ya‘nî âr u nâmûsların terk edüp kefere olduklarından Ârnâbûd derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
… larım ve askerlerim Beç'e varırlar ise peç olalar ve pîç olup pûç olalar ve hiç
bulalar. Ve
Fir‘avn ve Yezîd-i Mervân ve Kârûn'un la‘netin alalar. Ve Yanığ'a varanlar yana …
"Sultânım, Beç'i ne sorar[sız], Beç bir menhûs kal‘adır kim cemî‘i Ungurus ve Alman ve yedi kralın kilidi ve Nemse çâsârının tahtgâhıdır kim cemî‘i yedi kral anın uğuruna kırılmağa ta‘ahhüd etmişlerdir. Sultân Süleymân Beç altında kâfir bozup bârgâh-ı Süleymânîsini ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inlerin bırağup iç ağaları top-keşân câmûslarına binüp ol şiddet-i şitâda Cânkurtaran'a düşüp cân kurtardılar. Ba‘dehu Süleymân Hân bed-du‘â edüp ‘İlâhî benim ırk-ı tâhirimden olan evlâdlarım ve askerlerim Beç'e varırlar ise peç olalar ve pîç olup pûç olalar ve hiç bulalar. Ve Fir‘avn ve Yezîd-i Mervân ve Kârûn'un la‘netin alalar. Ve Yanığ'a varanlar yanalar, bir yana gideler’ deyü bed-du‘â etmişlerdir. Niçe tevârîh-i mu‘teberelerde Süleymân Hân'ın Beç'de münhezim olduğu mufassalan tahrîr olunmuşdur, manzûr-ı şerîfiniz olsun" dedim. Kâ’immakâm Mustafâ Paşa eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203a ·
metinde göster ·
Der-nâmhâ-yı sâliha-i nisvân: Evvelâ Gülmise Kadu ve Gülcemâl
Bula ve
Rabişe Kadın ve Zilfikâr Kadın ve Ümiyehân Kadın ve Hundi Kadın ve Âlem Kadın v …
Der-nâmhâ-yı sâliha-i nisvân: Evvelâ Gülmise Kadu ve Gülcemâl Bula ve Rabişe Kadın ve Zilfikâr Kadın ve Ümiyehân Kadın ve Hundi Kadın ve Âlem Kadın ve Safiyye Kadu ve Mihrimâh Bula ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
… adın ve Ümiyehân Kadın ve Hundi Kadın ve Âlem Kadın ve Safiyye Kadu ve Mihrimâh
Bula ve
(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Der-nâmhâ-yı sâliha-i nisvân: Evvelâ Gülmise Kadu ve Gülcemâl Bula ve Rabişe Kadın ve Zilfikâr Kadın ve Ümiyehân Kadın ve Hundi Kadın ve Âlem Kadın ve Safiyye Kadu ve Mihrimâh Bula ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
… e nâm mahalle karîb oldukda dağı ve taşı Urbânın sırık ormanı dutmuş. Bir hayli
bulandılar ve
çalkandılar. Ammâ gördüler kim bu geliş sâ’ir huccâc gelişi gibi değil. Bilâhir …
"Vallâhi sizi Benî Zühd ve Benî Âl-i Umûr ursa gerekdir, gâfil olman" deyü evvelki dillerin diline bu dil dahi muvâfık gelüp derhâl paşa cebehâneyi meydân-ı mahabbete döküp cümle asker-i İslâm pür-silâh olup on iki katâr yan yana huccâcı koyup taht-ı revânlar iki tarafda üç kat Türkmân huccâcın ve Acem huccâcın ortaya, şâm askeri sol cânibe, paşa askeri sağ cânibe zü'l-cenâheyn-vâr, sekbân ileri çarka ile sarıca gerüde dündâr ile huccâc içinde salt atlı olan pür-silâh askeri dahi yemîn ü yesâra ale't-tertîb âmâde edüp kendüleri iç ağaları ile kalb-i askerde rikâb rikâba bu minvâl üzre gök demire müstağrak asker mevc ü mevc ve fevc ü fevc cümle huccâc huzûr-ı kalb ile gidüp sekiz sâ‘at mehterhâne-i Osmâniyân güm güm ötüp tağ u taşlar ra‘d-vâr gürleyerek Aneze nâm mahalle karîb oldukda dağı ve taşı Urbânın sırık ormanı dutmuş. Bir hayli bulandılar ve çalkandılar. Ammâ gördüler kim bu geliş sâ’ir huccâc gelişi gibi değil. Bilâhire karârları firâra mübeddel olup târumâr misâl-i mûr-ı mâr olup 19 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
… irüp sayd [u] şikâr ederek bir hây hû ile ubûr edüp yine [deve]kuşu yumurtaları
bularak ve
levzünnebî yiyerek çölün nihâyetinde sol cânibimizde gücile nümâyân,
Ziyâret-i şeyh (---) cenbinde bir câmi‘i var ve bir âb-ı hayât kuyusu var. Bunda karâr etmeyüp yine çöl [ü] çölistân içre deve kuşları ve tavşan ve ceyrânlar huccâc içine girüp sayd [u] şikâr ederek bir hây hû ile ubûr edüp yine [deve]kuşu yumurtaları bularak ve levzünnebî yiyerek çölün nihâyetinde sol cânibimizde gücile nümâyân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307b ·
metinde göster ·
… isü'l-hımârdırlar Q 183aP 181a kim Özbekiyye ve Salîbiyye ve Eski Mısır ve
Bulak'a ve
Kayıtbay'a varınca avretler zahrek hüşşek diyerek cirid oynayarak gümüş rahtlı …
Ve şehir içinde Mısır'ın evvel temcîdi segâh makâmı eşek anırmasıdır. Bir kerre ki bir eşek âye[t]: Arapça fehvâsınca nısfu'l-leylde bir âhûrda hımâr ede, el-azametüllâh, şehr-i Mısır içre kâmil iki sâ‘at-i nücûmî hımâr anırmasından âdem mebhût olup gûyâ yevm-i eşrât-ı sâ‘atde Deccâl hurûc etdi zann olunur. Zîrâ Mısır'ın a‘yân [u] eşrâfı ve cümle nisvân-ı sâhib-isyânları har-süvârdırlar. Eyle fârisü'l-hımârdırlar Q 183aP 181a kim Özbekiyye ve Salîbiyye ve Eski Mısır ve Bulak'a ve Kayıtbay'a varınca avretler zahrek hüşşek diyerek cirid oynayarak gümüş rahtlı ve katîfe abâyili alaca hınnâlı eşeklerle gezmek ayıb değildir. Zîrâ Mısır'ın kayığı ve peremeleri cümle eşekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y64a ·
metinde göster ·
Evvelâ, cümleden mükellef mahkeme-i Bâb-ı Hark ve mahkeme-i Meşhed-i Hüseyin ve mahkeme-i Bâb-ı Nâsır ve mahkeme-i Bâb-ı (---) ve mahkeme-i Kaysûniyye ve mahkeme-i cedîd P 182b meydân-ı Rûmeli ve mahkeme-i Taylûniyye ve mahkeme-i Bâb-ı Şa‘riyye ve mahkeme-i Derb-i Cemâmîz ve mahkeme-i kadîm Q 184b Süveykatü'd-dellâlîn ve mahkeme-i Bâbü'l-hadîd ve mahkeme-i Hâricü's-sûr ve mahkeme-i Bulak ve mahkeme-i Mısr-ı Atîk {ve mahkeme-i câmi‘-i Sâlihiyye ve mahkeme-i Bâbü'l-hadîd ve mahkeme-i kazâ-i Şark Atfîh.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y68a ·
metinde göster ·
… âyûnum olup makbûl-ı mülûkânem olmuşdur. Ber-hordâr-ı ömr olup sa‘âdet-i dâreyn
bulasın ve
ni‘am-ı celiyye-i husrevânem sana helâl olsun. Ve arz eyledüğin üzre ba‘zı fevâ …
"Sen kim hâlâ bâbü'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn olan Mısır-ı nâdiretü'l-asr muhâfazasında olan vezîrim Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa'sın, hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnum vusûlünde şöyle ma‘lûmun olsun kim mukaddemâ hazîne-i Mısır'ın defterleri ve kâtibleri Dergâh-ı Mu‘allâm'a ihzâr olunup salâh-ı dîn ü devlet, nizâm-ı ahvâl-i memleket lâyık ve münâsib olan vech-i meşrûh üzre hazîne-i mezbûrenin îrâdı ve masârîfi tertîb olunup ve ol âna dek müşâhede olunan teşvîş ü ihtilâli tashîh olunup müceddeden tahrîr ve rikâb-ı hümâyûnuma irsâl olunan icmâlleri ve telhîsin Y 70b manzûr-ı hümâyûnum olup makbûl-ı mülûkânem olmuşdur. Ber-hordâr-ı ömr olup sa‘âdet-i dâreyn bulasın ve ni‘am-ı celiyye-i husrevânem sana helâl olsun. Ve arz eyledüğin üzre ba‘zı fevâd içün tenbîh-i hümâyûnum iktizâ etmeğile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y70a–Y70b ·
metinde göster ·
Eski Mısır'da iki kerre yüz bin ve yetmiş dörd bin kuyu tahrîr edüp "Cümlesi ac …
deyüp Mısır içinde ve Bulak'da ve Eski Mısır'da iki kerre yüz bin ve yetmiş dörd bin kuyu tahrîr edüp "Cümlesi acıdır ve cümle hammâmlarımız dahi acıdır, illâ aşağı şehirde Kaysûnî hammâmı kuyusu ve yedi kuyu dahi âb-ı hayâtdır", deyü arz etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y86a ·
metinde göster ·
… tahrîr olunan iç kal‘alar ve paşa kal‘ası bölmeleri ma‘an hisâbdadır kim şehr-i
Bulak ve
şehr-i Mısır-ı atîk ve yaylağ-ı Sultân Kayıtbay ve mahalle-i İmâm Şâfi‘î ve mah …
Ammâ bâlâda tahrîr olunan iç kal‘alar ve paşa kal‘ası bölmeleri ma‘an hisâbdadır kim şehr-i Bulak ve şehr-i Mısır-ı atîk ve yaylağ-ı Sultân Kayıtbay ve mahalle-i İmâm Şâfi‘î ve mahalle-i İmâm Ebü'l-Leys ve mahalle-i Ömerü'l-Fârız ve mahalle-i Ebussu‘ûd-ı Cârihî, bu zikr olunan mahallâtlar hisâbdan hâricdir. Zîrâ Mısır'dan birer mesâfe-i ba‘îde mahallâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y87b ·
metinde göster ·
… ısır içre cümle mahallât tedribe kapuları yigirmi altı bin kapudur. Ammâ şehr-i
Bulak ve
şehr-i Eski Mısır kapuları dahi hisâbda dâhildir. Bu cümle kapular her gece ba‘ …
Ve her köşesinde birer kapu mukarrerdir. Cümle kapuların bevvâbları subaşı hükmündedir. Anın defteri mu‘cebince şehr-i Mısır içre cümle mahallât tedribe kapuları yigirmi altı bin kapudur. Ammâ şehr-i Bulak ve şehr-i Eski Mısır kapuları dahi hisâbda dâhildir. Bu cümle kapular her gece ba‘de'l-ışâ sed olup bir âdem kapusundan taşra çıkmağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y87b ·
metinde göster ·
… evvel Eski Mısır'da yüz, iki yüz, beş yüz guruşa kirâ ile hâneler dutarlar. Ve
Bulak ve
Reşîd ve Circe'den niçe bin pâre gemilere mukaddem târîh ile yüzer ikişer yüz g …
"İnşâallâh seksen dörd günden sonra Nîl kesimi ederiz. Cümle a‘yân-ı Mısır kânûn-ı kadîm üzre hâzır olsunlar. Bir azîm şâdumânlı Nîl kesimi olsun" deyü paşa tenbîh edince azametullâh Mısır halkına sürûr [u] şâdumân etmeğe bahâne gerek. Der ceng-i evvel Eski Mısır'da yüz, iki yüz, beş yüz guruşa kirâ ile hâneler dutarlar. Ve Bulak ve Reşîd ve Circe'den niçe bin pâre gemilere mukaddem târîh ile yüzer ikişer yüz guruş büyük cerimlere kirâ verirler. Herkes gemileri ve hânelerini niçe bin bî-hisâb kanâdîller ile ziynet etmeğe başlayup şâhnişîn ve revzenleri münakkaş edüp der-i dîvârların beyâz kirec sıvayup Eski Mısır Ümmü Dünyâ'sın nev-arûs-ı dünyâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150a ·
metinde göster ·
… cenge âmâdedirler. Ol gün ol kadar gemi müzeyyen olur kim Sebtiyye kasrından ve
Bulak'dan ve
kasr-ı Ayn'dan ve Eski Mısır'dan tâ Kadem-i Nebî'ye varıncaya dak üç sâ‘at yerd …
Ve şehr-i Bulak Sebtiyye'sinde paşa kethudâsının ve şehir havâlesi ve dîvân efendisi ve kapucular kethudâsının ve risâle ağası ve gümrük emîninin ve anbâr emîni ve nâzırın gûnâ-gûn müzeyyen akabeleri ve Mısır'ın yigirmi aded ümerâların ve yedi bölük ağalarının ve Çerkes beğlerinin ve kadıasker ve nakîbü'l-eşrâfın ve rûznâmeci ve defterdâr ve kapudanın ve'l-hâsıl Mısır a‘yân [u] eşrâfının bin bin iki yüz pâre akabe ve firkate ve kayıklar ve cerimler ve kayasalar ve sandalları atlas [u] dîbâ ve şîb P 211b ü zerbâft ve kâmhâ ve dârâyî vâlây kâlây ile cümle gemiler zer-ender-zer zerbâflara müstağrak edüp elvân elvân zerdûz bayraklar ve filandıra ve sancağ u tuğlar zeyn ederler. Ve'l-hâsıl geminin Y 151a bir alat reseni tehî değildir, cümle tezyîn olunmuşdur. Ve cümle gemilerin enderûn [u] bîrûnu âlât-ı silâh-ı mütenevvi‘a ile müzeyyen ederler kim gûyâ cenge âmâdedirler. Ol gün ol kadar gemi müzeyyen olur kim Sebtiyye kasrından ve Bulak'dan ve kasr-ı Ayn'dan ve Eski Mısır'dan tâ Kadem-i Nebî'ye varıncaya dak üç sâ‘at yerdir, Nîl'in yüzü keştî ile mâl-â-mâl olup gûyâ bir lâlezâr hıyâbân gemi ormanıdır. Beri tarafdan bir âdem karşu tarafa gemiden gemiye pertâb ederek ubûr etmek mümkündür, tâ bu mertebe izdihâm olur. Ve cemî‘i ahâlî-i Mısır Nîl kesimine âmâde oldukların paşa istimâ‘ edüp alaylar yürümeğe başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150b–Y151a ·
metinde göster ·
Eski Mısır'da ve Kayıtbay yaylasında ve Mısır içinde cümle altı yüz kırk üç kah …
Esnâf-ı kahveciyân: Bulak'da ve Eski Mısır'da ve Kayıtbay yaylasında ve Mısır içinde cümle altı yüz kırk üç kahvehâne vardır. Mu‘azzam kahvehâneler vardır kim biner âdem alup dörder maksûre üzre hânende ve sâzende ve bir kasırda meddâhân ve bir kasırda mahbûb cüvânân ve bir kasırda şu‘arâ-yı üstâdân-ı bedâyi‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisân şu‘arâlar cem‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167b ·
metinde göster ·
Eski Mısır'da ve dâhil-i Mısır'da kâmil iki bin mahzenleri vardır, ankâ bâzergâ …
Esnâf-ı tüccâr-ı gılâl: Bunların Bulak'da ve Eski Mısır'da ve dâhil-i Mısır'da kâmil iki bin mahzenleri vardır, ankâ bâzergânlardır. Cümle üç bin sekiz yüz âdemdir. Anbâr Y 170a emîni ve anbâr nâzırı defterinde bunlar ismi ve resmiyle mektûblardır. Zîrâ hîn-i mahalde gılâl lâzım olsa anlardan alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y169b–Y170a ·
metinde göster ·
… i meydânı ve Kara Meydânı ve İmrahor Mahallesi meydânı ve Eski Mısır meydânı ve
Bulak'da ve
Bâb-ı Nâsır'dan taşra ve mahalle-i Âbidîn'de ve Mısır'ın niçe yüz meydânlarında …
Ve bu ıyd-ı şerîfde üç gün üç gece eyle şâdumânîler olur kim geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd olduğu bu günlerdir. Rûmeli meydânı ve Kara Meydânı ve İmrahor Mahallesi meydânı ve Eski Mısır meydânı ve Bulak'da ve Bâb-ı Nâsır'dan taşra ve mahalle-i Âbidîn'de ve Mısır'ın niçe yüz meydânlarında niçe bin salıncak ve dollâb ve beşik ve atlı karaca ve çıkrık ta‘bîr etdikleri sıbyân-ı cüvânân muhibbân binüp iki üç kolan ile bir cânibe salınırlar, bir temâşâgâhdır. Beyit:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b ·
metinde göster ·
… e birer kîse iltizâma verdi. Ve Dimyât benderi senevî yüz kırk kîseye verdi. Ve
Bulağ'ı ve
Bâb-ı Nâsır'ı ve Eski Mısır'ı ve Besâtîn mukâbelesinde Ma‘diyye'yi dahi bunları …
Kethudâ İbrâhîm Paşa Reşîd'i ve İskenderiyye'yi yevmiyye birer kîse iltizâma verdi. Ve Dimyât benderi senevî yüz kırk kîseye verdi. Ve Bulağ'ı ve Bâb-ı Nâsır'ı ve Eski Mısır'ı ve Besâtîn mukâbelesinde Ma‘diyye'yi dahi bunları Bahreyn emînine yüz elli kîseye verdi. Ve üç yüz kîseye dahi bender-i Süveys'i verdi ki ana Y 216b bahâr emâneti derler, ba‘zı senede beş yüz kîse hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216a–Y216b ·
metinde göster ·
Netîce-i merâm ve hâsıl-ı kelâm eyle dünyâyı ilim kuvvetiyle
bulan ve
kesret-i seyâhat ile bu dünyâyı geşt [ü] güzâr edüp deverân eden Padre ve Kolon …
Netîce-i merâm ve hâsıl-ı kelâm eyle dünyâyı ilim kuvvetiyle bulan ve kesret-i seyâhat ile bu dünyâyı geşt [ü] güzâr edüp deverân eden Padre ve Kolon nâm ruhbânlar ifnâ-yı vücûd edüp niçe bin tevârihât tetebbu‘ edüp kitâb-ı hey’etlerden Atlas ve Minor ve Coğrafiyye tevârihlerine mürâca‘at edüp ömr-i dırâzı seyâhatde geçirüp hey’et-i dünyâyı mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etdiler, ve zamân-ı kadîmde Feylekos ve Batlîmûs hakîmleri(n) şiddet-i şitâdan ve şiddet-i hârdan ve mahûf u muhâtara olup varılmayan yerlere mezkûr Padre ve Kolon berren ve bahren birer tarîk ile dünyânın şimâl [ve] cenûbuna şarkan ve garban birkaç kerre deverân ederek varup cirm-i dünyâyı seksen yedi bin mîl tahrîr etmişlerdir. Ammâ Akdeniz ve Karadeniz kenârınca değildir, hemân bu dünyâyı Bahr-i Muhît ihâta etmişdir, anın kenârınca geşt [ü] güzâr edüp tahrîr etmişlerdir. Hâlâ Bahr-i Okyûnûs ve Bahr-i Hind ve Donkarkız ve Danimarka ve Yeni Dünyâ ve Portakal mellâhları bu Padre ve Kolon râhiblerin tahrîrleri üzre hartalarına amel edüp deryâda şinâverlik ederler. Gâyet mu‘temed hartaları vardır. Zîrâ niçe bin kerre tecrübe edüp anların tahrîri üzre Bahr-i Ummân'da gemiler halâs olmuşdur. Cemî‘i dünyâ deryâsında liman liman dökündü taşları ve sığ yerleri ve demir dutar âb [u] havâsı latîf limanları tahrîr etmişlerdir. Ve berren kezâlik rûy-ı arzı dağı ve taşı ve âb [u] havâsıyla ve her nehrin menba‘-ı tulû‘iyle tahrîr etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b ·
metinde göster ·
… cânib-i erba‘asında ya‘nî şehr-i kadîm Fustât ki Eski Mısır'dır, anda ve şehr-i
Bulak'da ve
İmâm şâfi‘î kurbunda ve Kayıtbay yaylasında ve enderûn [u] bîrûn-ı Mısır'da on …
İhvân-ı bâ-safâya ve erbâb-ı vefâya hafî olmaya kim Mısır-ı Kâhire-i Mu‘izziyye'nin cânib-i erba‘asında ya‘nî şehr-i kadîm Fustât ki Eski Mısır'dır, anda ve şehr-i Bulak'da ve İmâm şâfi‘î kurbunda ve Kayıtbay yaylasında ve enderûn [u] bîrûn-ı Mısır'da on iki karâfe ki vâdî-i hâmuşânda niçe Y 262b kerre yüz bin enbiyâzâdeler ve belki enbiyâlar ve evliyâ-yı izâm ve kibâr-ı kümmelîn ve e’imme-i müctehidîn ve Sahâbe-i kirâm ve mülûk-i selef pâdişâhları medfûndur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y262a–Y262b ·
metinde göster ·
koyu sudur, akmaz, şöyle hâli üzre durur, andan bizim refîkımız Y 449b gerger …
Hikmet-i Hudâ: Bir gûne bulanık ve koyu sudur, akmaz, şöyle hâli üzre durur, andan bizim refîkımız Y 449b gergerdân-süvâr Dervîş Ni‘metullâh âbdest alup elin yüzün silerken hakîr yüzüne bakdım, bir vakâr sâhibi ak sakallı ihtiyâr âdem-i edîm olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a–Y449b ·
metinde göster ·
"Bu kemik ne mümkin ki sûr-ı İsrâfîl nefh olundukda hayât
bula. Ve
haşrı neşri görüp eğer Cehennem'e, eğer Cennet'e gire" deyü bu fikr-i fâside il …
"Bu kemik ne mümkin ki sûr-ı İsrâfîl nefh olundukda hayât bula. Ve haşrı neşri görüp eğer Cehennem'e, eğer Cennet'e gire" deyü bu fikr-i fâside ile elinde kemik kalup tâ savma‘asına gelince hâtırına gelir kim bu uzvu ben bu mahalle dek niçün getirdim, deyüp kendüye levm ederek elinden kemiği savma‘ası önüne yeri kazup gömer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·