yedi yerden cenk tablına tarralar urulup tabl u nefîr u sûrnâ ve nakkâre sît u …
Tâ ki vakt-i çâşt çastî ki oldu, Bulgurlu ve Çamlıca dağından ve Âl-i Bahâdır bâğından ve'l-hâsıl yedi yerden Celâlî askeri görünüp çitâ-çit top top olup yanar âteş gelir gibi gelüp cümle piyadesin ileri döküp geldüğü zâhir olunca hemân sadrıa‘zam tarafındaki Hazret-i Risâlet sancağın açınca bi-emri Hudâ bir rîh-ı tayyib zâhir olup Alem-i Resûl Celâlîler üzre efil efil esüp cümle guzât-ı müslimîn bu hâli gördükde İzid-i Müte‘âl'e hamd [u] senâ edüp tâze cân bulunca yedi yerden cenk tablına tarralar urulup tabl u nefîr u sûrnâ ve nakkâre sît u sadâsı ve at süheylîvâr süheyli evce peyveste olup sâdâ-yı Allah Allah sahrâ-yı Üsküdar'ı teng ü dar edüp velvele-nâk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32a ·
metinde göster ·
… r ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz şehr-i Edirne'de yigirmi gün meks edüp ifâkat
bulunca
ancak tahrîr olunan kibâr-ı evliyâ ve sulehâ ü meşâyihân ziyâret etmişizdir, ve …
Bu dergâh-ı kibâr-ı evliyâlardan mâ‘adâ niçe bin merâkıd-ı pür-envâr-ı mahbûb-ı Hudâ vardır ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz şehr-i Edirne'de yigirmi gün meks edüp ifâkat bulunca ancak tahrîr olunan kibâr-ı evliyâ ve sulehâ ü meşâyihân ziyâret etmişizdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169a ·
metinde göster ·
… ret-i Sa‘d-ı Vakkâs kendi âleti olan düşman okuyla mecrûh olup bu kendde sıhhat
bulunca
sâkin olup, "İmâr ola." deyü du‘â eder. Hâlâ makâm-ı Sa‘d-ı Vakkâs ulu âsitâned …
Kend-i Hazret-i Sa‘d-ı Vakkâs: Nihâvend hâkinde bin hâneli şehir-misâl câmi‘ ve hân u hammâm ve çârsû-yı şâhîli bir kend-i İrem'dir. Kaçan kim Nihâvend cenginde Hazret-i Sa‘d-ı Vakkâs kendi âleti olan düşman okuyla mecrûh olup bu kendde sıhhat bulunca sâkin olup, "İmâr ola." deyü du‘â eder. Hâlâ makâm-ı Sa‘d-ı Vakkâs ulu âsitânedir. Birkaç Sünnî tekye-nişînleri vardır, ammâ kendüleri niçe yirde medfûn olduğun biliriz. Evvelâ Medîne-i Münevvere Bakî‘inde ve Mısır İskenderiyyesi kal‘asının Bâb-ı Ahdar'ı dâhilinde ve Şâm'a karîb Cisr-i Ya‘kûb ile Cübb-i Yûsuf mâbeyninde azîm âsitânelerin ziyâret etmişiz. Kuddise sırrahû
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 308b ·
metinde göster ·
… evrakıyla talattum-ı deryâda bu mahalle râst gelüp zevrakı hâk-i pâk üzre karâr
bulunca
Arapça buyururlar.
Be-kavl-i müverrihân-ı Hind-i dükend ve müverrihân-ı Arab u Acem ve Külkend ü müverrih Deylemî ve müverrih Mıkdısî-i Yarmenî cümle müttefekun aleyh olup bu şehr-i Sâve'yi ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûh zevrakıyla talattum-ı deryâda bu mahalle râst gelüp zevrakı hâk-i pâk üzre karâr bulunca Arapça buyururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
… ol dahi Alî evlâdı İmâm Hüseyin ile ceng etdi. Anınçün Âl-i Benî Ümeyye inkırâz
bulunca
Âl-i Hasan ve Âl-i Hüseyin ile adâvet üzre idiler.
Bu Yezîd Âl-i Emeviyyûn'un ikincisidir ammâ babası Mu‘âviye ibn Ebî Süfyân Âl-i Emeviyyûn'un evvelidir kim Çâr-yâr-ı güzînden sonra Şâm'da emîrü'l-mü’minîn olmuşdur. Ve Hazret-i Alî ile hüsn-i zindegânesi olmayup Furât {nehri} kenârında 350b Ca‘ber kal‘ası dibinde Mu‘âviye Hazret-i Alî ile Sıffîn cengi olup Âyişe-i Sıddîka Hazret-i Alî tarafında bulunup ceng-i azîm olup Hazret-i Alî hilâfetinde Mu‘âviye Şâm'da hilâfet iddi‘âsında idi. Âkıbet adâvet-i ezelîleri Mu‘âviye oğlu Yezîd'e intikâl edüp ol dahi Alî evlâdı İmâm Hüseyin ile ceng etdi. Anınçün Âl-i Benî Ümeyye inkırâz bulunca Âl-i Hasan ve Âl-i Hüseyin ile adâvet üzre idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a–350b ·
metinde göster ·
hûş-ı tuyûrdan ve rîh-i gubârdan huddâmları hıfz ederler. Hevâda bir kesâfet ol …
El-hâsıl bu Sultânhisârı incîrinin letâfeti ve ta‘mı gayri diyârın incîrlerine tercîh olur tîn-i mübîndir. Ve bunun kuru incîri dahi pâk ve lezîzdir, zîrâ sâ’ir diyârlarda incîrleri gird-i gubâr içre mülâmma‘ olmuş rimâl-âlûd bûriyâlar üzre kurudurlar. Ammâ bu Sultânhisârı'nda pâk sergiler üzre beyâz çârşefler üzre dâne dâne ale't-tertîb serüp şiddet-i hârda kemâlin bulunca hûş-ı tuyûrdan ve rîh-i gubârdan huddâmları hıfz ederler. Hevâda bir kesâfet olsa yine beyâz çarşaflar ile setr ederler. Anıniçün bu Nâzlı incîrinin kurusu makbûl-i hâs [u] âmdır ve gâyet latîf ve nerm tâmdır. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i şarka Q 46b Nâzlı sahrâsı içre iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90b ·
metinde göster ·
… ana fermân edüp Selîm Şâh Mısır fethinden sonra Şâm'a gelüp kal‘a-i Şâm'ı tamâm
bulunca
bânîsinin ismiyle Şâm kal‘asına Sarı Arslan dedi. Hâlâ Şâm'ın iç kal‘ası Selîm- …
Bunda dellâllar nidâ edüp meştâ fermân olundu. Ve Şâm'a iç kal‘a binâ olunmak fermân olunup kaçan Selîm Şâh şehzâde iken Tarabefzûn'da tâc u taht ve raht u bahtın terk edüp seyâhate müteveccih olduğu mahalde Tarabefzûn kâyimmakâm[ı] nasb eyledüği Sarı Arslan nâm mirlivâya kal‘a-i Şâm'ı metânet üzre binâ etmeği ana fermân edüp Selîm Şâh Mısır fethinden sonra Şâm'a gelüp kal‘a-i Şâm'ı tamâm bulunca bânîsinin ismiyle Şâm kal‘asına Sarı Arslan dedi. Hâlâ Şâm'ın iç kal‘ası Selîm-i Evvel'indir kim Sarı Arslan derler, ammâ taşra kal‘ası Mu‘âviye ibn Ebî Sufyân'ındır ki âl-i Ümeyye binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y49a ·
metinde göster ·
… n sökünce el-azametullâh niçe bin yılan-ı bî-emân semm-i helâhil nîş-i cân rehâ
bulunca
hakîr gerçi mürtefi‘ mahalden temâşâ ederim, ammâ aklım başımdan gitdi.
Ve elli mikdârı enderûn [u] bîrûnu sırçalı azîm su küpleri gibi, ammâ dibleri vâsi‘, ağızlarına bir âdem kellesi sığar. Cümle bu gûne nuhâs ve türâb âvânî eşyâları hâzır edüp du‘âcı kıyâma gelince cümle huzzâr-ı meclis dahi ayağa kalkup ibtidâ besmele ve hamdele ve tarziye ve tasliyeden sonra ibtidâ âl-i Osmân'a ve sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Sultân Kalavân'a ve Lokmân Hekîm'e ve Fisagores-i Tevhîdî'ye ve Sultân-ı hukemâ Ebû Alî Sinâ'ya ve sâ’ir Y 121b hukemâ ervâhların ale't-tertîb yâd edüp hâzırûn selâmetliğiyçün ve hekîmbaşı ve nâzır ağa ve kâtib aşçıbaşı ve cümle halîfeler ve sâ’ir huddâmların selâmetlerin yâd edüp ba‘de'd-du‘â tekbîr edüp Fâtiha-i şerîf tilâvet olup el yüze sürüldükden sonra koca sayyâdbaşı ve üç yılan kassâbları haremin ortasında duran on iki zenbîlin birinin ağzın sökünce el-azametullâh niçe bin yılan-ı bî-emân semm-i helâhil nîş-i cân rehâ bulunca hakîr gerçi mürtefi‘ mahalden temâşâ ederim, ammâ aklım başımdan gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121a–Y121b ·
metinde göster ·
… huddâmlarına mağlûb olup ale'l-gasıb zevk u safâ ve şakaya mâyillerdir, fırsat
bulunca
azîm şâdumânîler ederler. Hattâ Kethudâ İbrâhîm Paşa Kamaniçse donanmasıyçün Ka …
Ve azîz-i Mısır hâtûnu Züleyhâ'ya nice mağlûb idiyse hâlâ Mısır halkı ol zamândan berü avretleri ve huddâmlarına mağlûb olup ale'l-gasıb zevk u safâ ve şakaya mâyillerdir, fırsat bulunca azîm şâdumânîler ederler. Hattâ Kethudâ İbrâhîm Paşa Kamaniçse donanmasıyçün Kara Meydân'da etdüği şâdumânî devr-i Âdem'den berü ne olmuşdur, ne olacakdır. Cemî‘i bâzbâzâna ve âteş-feşânlara ve Mısır'ın arz-ı ma‘rifet eden erbâb-ı ma‘ârifine yigirmi Mısrî kîse masraf edüp Kara Meydân'ı yüz bin kanâdîller ile müzeyyen edüp nûr meydânı etdi. Hafizakellâhu ta‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y213b ·
metinde göster ·
… dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin
bulunca
sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildi …
Evvelâ mevz: bir turfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır. Ve yaprakları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yapraklar mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildir. Gerçi sûretde patlıcan-misâl mevzûndur, ammâ içinde patlıcan gibi tohumu yokdur, hemân leb-ber-leb bir ma‘cûn-ı mukavvîdir. Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene kuvvet verüp menîyi ziyâde edüp kuvvet-i basarı dahi ziyâde eder ve tabî‘atı i‘tidâl üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b–Y238a ·
metinde göster ·
… bir humûzetli âbdâr meyvedir, ishâl marazına dâ‘-ı devâdır. Ay başında kemâlin
bulunca
yağmâ ederler. Erbâb-ı hâcât alup giderler. Bir ay bekler mülâzımları çokdur. İ …
Meselâ bu şecere-i tayyibe zemînden beş âdem kaddi bâlâ ve üç âdem derâgûş eder cüssedâr dıraht-ı azîmdir. Ve şecerin vücûdunun cânib-i erba‘ası dilim dilim pâre pâredir. Öte cânibinden teferrüce gezen âdemler görünür. Berg [ü] bârı dünyâ ağaçları yaprağına ve meyvesine müşâbeheti yokdur. Yaprağın sar‘ dutan marîzlere buhûr ederler, bi-emrillâh halâs olur. Ve ayda birer kerre hurde pelîd gibi kabuklu ve içi çekirdekli bir humûzetli âbdâr meyvedir, ishâl marazına dâ‘-ı devâdır. Ay başında kemâlin bulunca yağmâ ederler. Erbâb-ı hâcât alup giderler. Bir ay bekler mülâzımları çokdur. İshâli ve zahîri seyf-i miczem gibi kat‘ edüp âdemin reng-i rûyine humret verir. Böyle bir mücerreb şifâ şeceridir kim Hakîm-i Mutlak kullarıyçün halk etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363a ·
metinde göster ·