. Ve elli dükkân tabbâğhâne ve yüz meyhâne ve üç bozahâne var. Ammâ Küpeli Yahûd …
Ve cümle altı yüz dekâkînlerdir. Gerçi bezzâzistânı yokdur ammâ cemî‘i zî-kıymet bî-kıymet firâvân bulunur. Ve elli dükkân tabbâğhâne ve yüz meyhâne ve üç bozahâne var. Ammâ Küpeli Yahûdî'nin mümessek elma suyu ve tiryandafila Rûm'un misket şarâbı, harâbâtî erenleri içre meşhûrdur. Zîrâ bâğlarında olan misket üzümü meğer Akdeniz Boğazı'nda Bozcaada'da ola. Ve Yahûdî pîçelerinin terbiye etdikleri şeftâlûları hoş-hordur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
… iki kurşum örtülü kubbe-i âlîli Ebü'l-feth Gâzî bezzâzistânı var, cân otu dahi
bulunur
. Dörd demir kapusu var, ekserî sâhib-i dükkânları kefere-i Urum ve Freng'dir. K …
Evsâf-ı dekâkîn-i şehr-i Galata: Cümle üç bin seksen dükkândır. Haffâfhânesi ve sükker çârsûsu ve yağbâzârı ve attârları müzeyyen çârsûlardır. {Ve on iki kurşum örtülü kubbe-i âlîli Ebü'l-feth Gâzî bezzâzistânı var, cân otu dahi bulunur. Dörd demir kapusu var, ekserî sâhib-i dükkânları kefere-i Urum ve Freng'dir. Kız dimisi çokdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
… az. Ve âlü'l-âl meyvenin a‘lâsı ve sâ’ir me’kûlât [ü] meşrûbâtın güzîdesi bunda
bulunur
. Âdem cânı ve rûh gıdâsı ve kuş südü dahi bu Galata'da bulunur. Ammâ Mübtecel ş …
Ammâ leb-i deryâda ve Ortahisâr'da iki yüz aded kat-ender-kat harâbâtî cânlar içün meykedeler var kim her birinde beşer altışar yüz fâsık ayş [u] ışret edüp hânende ve sâzendegân ile bir hây-hûdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bu tâ’ifenin me’kûlâtıyçün Balıkbâzârı çârşûsunda niçe yüz elvân mâhîler var kim ta‘bîr olunmaz. Ve âlü'l-âl meyvenin a‘lâsı ve sâ’ir me’kûlât [ü] meşrûbâtın güzîdesi bunda bulunur. Âdem cânı ve rûh gıdâsı ve kuş südü dahi bu Galata'da bulunur. Ammâ Mübtecel şerbeti sofîler içün lezîz şerbetdir. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
Ammâ leb-i deryâda ve Ortahisâr'da iki yüz aded kat-ender-kat harâbâtî cânlar içün meykedeler var kim her birinde beşer altışar yüz fâsık ayş [u] ışret edüp hânende ve sâzendegân ile bir hây-hûdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bu tâ’ifenin me’kûlâtıyçün Balıkbâzârı çârşûsunda niçe yüz elvân mâhîler var kim ta‘bîr olunmaz. Ve âlü'l-âl meyvenin a‘lâsı ve sâ’ir me’kûlât [ü] meşrûbâtın güzîdesi bunda bulunur. Âdem cânı ve rûh gıdâsı ve kuş südü dahi bu Galata'da bulunur. Ammâ Mübtecel şerbeti sofîler içün lezîz şerbetdir. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
… : Dükkânları yokdur, ancak Galata'da ve Kâsımpaşa'da lonca yerleri vardır, anda
bulunur
. Neferât üç yüz, bunlar ekseriyyâ Mağrib Urbânı ve Reşîd ve İskenderiyye Urbânı …
Esnâf-ı dalgıcân-ı gavvâsân: Dükkânları yokdur, ancak Galata'da ve Kâsımpaşa'da lonca yerleri vardır, anda bulunur. Neferât üç yüz, bunlar ekseriyyâ Mağrib Urbânı ve Reşîd ve İskenderiyye Urbânıdır. Ammâ Rodos cezîresi mukâbelesinde cezîre-i Sönbeki, Süleymân Hân fethi olup yine Süleymân Hân câmi‘i evkâfı re‘âyâsıdır, dörd bin aded Rûm harâcıdır. Bunlarda ola[n] gavvâs, Bahr-i Hürmüz'de inci çıkaran gavvâslar hemtâ olamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a ·
metinde göster ·
… hâricinde bir kilar-ı azîmdir kim içinde hulviyyât ü zülbiyyât ve katr-ı nebât
bulunur
, kilar-ı hâssadır. Bunlar dahi ağalarıyla pür-silâh olup ubûr ederler. Unkapanı …
On yedinci, evsâf-ı kilar emîni: Ağaları birdir, neferâtları bindir, kilar-ı hâssa Bâğçekapusu'nun hâricinde bir kilar-ı azîmdir kim içinde hulviyyât ü zülbiyyât ve katr-ı nebât bulunur, kilar-ı hâssadır. Bunlar dahi ağalarıyla pür-silâh olup ubûr ederler. Unkapanı'nın taşrasında Tekirdağı iskelesinde Sultân Bâyezîd'in buğday anbârı ve Cübbealîkapusu'nun hâricinde kal‘a dîvârına muttasıl Süleymân Hân'ın buğday anbârı dahi bu kilar emîni 177b nezâretindedir, ammâ mütevellîler hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a–177b ·
metinde göster ·
… la ne kadar eşyâ-yı 197b musanna‘-ı zî-kıymet var ise bu attârlarda bî-kıymet
bulunur
, gâyet ankâ bâzergânlardır. (---)(---)(---)
Esnâf-ı attârân-ı Yahûdân: Dükkân 200, neferât 400, pîrleri yine Hüsâm bin Abdullâh-i Basravî'dir. Bunların cümle dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Mahmûdpaşa çârşûsunda ve hânı'nda ankâ Yahûdîler'dir. Gûnâ-gûn İngilis boyalarından sülüğen ve zencifne ve lök ve isfîdâc ve lâzüverd misilli boyalar ve demir teller ve sarı pirinc tenekeler ve'l-hâsıl edîm-i arzda Hallâk-ı âlem ne kadar ma‘âdin halk edüp benî âdemin kârıyla ne kadar eşyâ-yı 197b musanna‘-ı zî-kıymet var ise bu attârlarda bî-kıymet bulunur, gâyet ankâ bâzergânlardır. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a–197b ·
metinde göster ·
… bir kârhâne-i azîmdir, cihânın cümle zî-kıymet eşyâları bu bezâstende bî-kıymet
bulunur
bâzârdır. Ve bunda biner ve ikişer bin kîseye mâlik bâzergânlar vardır.
Ve bezâsten içre şâhrâh dörd sokağın yemîn [ü] yesârı cümle altı yüz dükkândır ve kat-ender-kat cümle iki bin dollâbdır. Her dollâb sâhibi ferâğat edüp fürûht etmek dilese beşer bin guruşa tûtyâ gibi satılır. Sabâhdan kuşluk vaktine dek işler bir kârhâne-i azîmdir, cihânın cümle zî-kıymet eşyâları bu bezâstende bî-kıymet bulunur bâzârdır. Ve bunda biner ve ikişer bin kîseye mâlik bâzergânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… ketehoryası bu gûne mey-i nâb-ı la‘l-gûn-ı gûnâ-gûnlar bu Yahûdîlerde zî-kıymet
bulunur
.
Şarâb dedikleri mel‘ûnu bile kimseden alup içmezler. Gayrı meyhânecileri olmasının aslı oldur. Zîrâ azîm kâr ederler. Cümle şarâbın gûnâ-gûnu ve yigirmi otuz yıllık la‘l-gûn ve sarı yâkût ve kehribâr-misilli şarâb-ı Ankona ve şarâb-ı Paris ve şarâb-ı Gingöş-i Budin ve şarâb-ı Alman ve şarâb-ı Sarakuza ve şarâb-ı Mora Arhuza ve şarâb-ı İngilis ve şarâb-ı Sakız ve şarâb-ı Kıbrıs ve şarâb-ı Bozcaada'nın misketi ve şarâb-ı Ayazmend ve şarâb-ı İslâmbol'un ketehoryası bu gûne mey-i nâb-ı la‘l-gûn-ı gûnâ-gûnlar bu Yahûdîlerde zî-kıymet bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215b ·
metinde göster ·
… -emrillahi Te‘âlâ âb-ı zülâl dedikleri mahluk, niçe bin yıllık kar içinde bunda
bulunur
. Mülûk-i âlem murâd edinse bu kadar bin âdem Ferhâdî külünkleri ve tîşeleriyle …
{Der-vasf-ı âb-ı zülâl} : Ve Cenâb-ı Bârî yed-i kudretiyle bu cebeli halk idelden berü kar vardır. Bi-emrillahi Te‘âlâ âb-ı zülâl dedikleri mahluk, niçe bin yıllık kar içinde bunda bulunur. Mülûk-i âlem murâd edinse bu kadar bin âdem Ferhâdî külünkleri ve tîşeleriyle atîk karları kesüp bulurlar, ammâ gâyet belâ-yı azîm ile bulunur. Bi-emrillahi Te‘âlâ esbâb güvesi ta‘bîr etdikleri gibi kurddur kim kar içinde karı yiye yiye girdiği yollardan bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b ·
metinde göster ·
… ünkleri ve tîşeleriyle atîk karları kesüp bulurlar, ammâ gâyet belâ-yı azîm ile
bulunur
. Bi-emrillahi Te‘âlâ esbâb güvesi ta‘bîr etdikleri gibi kurddur kim kar içinde …
{Der-vasf-ı âb-ı zülâl} : Ve Cenâb-ı Bârî yed-i kudretiyle bu cebeli halk idelden berü kar vardır. Bi-emrillahi Te‘âlâ âb-ı zülâl dedikleri mahluk, niçe bin yıllık kar içinde bunda bulunur. Mülûk-i âlem murâd edinse bu kadar bin âdem Ferhâdî külünkleri ve tîşeleriyle atîk karları kesüp bulurlar, ammâ gâyet belâ-yı azîm ile bulunur. Bi-emrillahi Te‘âlâ esbâb güvesi ta‘bîr etdikleri gibi kurddur kim kar içinde karı yiye yiye girdiği yollardan bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b ·
metinde göster ·
… i ta‘bîr etdikleri gibi kurddur kim kar içinde karı yiye yiye girdiği yollardan
bulunur
.
{Der-vasf-ı âb-ı zülâl} : Ve Cenâb-ı Bârî yed-i kudretiyle bu cebeli halk idelden berü kar vardır. Bi-emrillahi Te‘âlâ âb-ı zülâl dedikleri mahluk, niçe bin yıllık kar içinde bunda bulunur. Mülûk-i âlem murâd edinse bu kadar bin âdem Ferhâdî külünkleri ve tîşeleriyle atîk karları kesüp bulurlar, ammâ gâyet belâ-yı azîm ile bulunur. Bi-emrillahi Te‘âlâ esbâb güvesi ta‘bîr etdikleri gibi kurddur kim kar içinde karı yiye yiye girdiği yollardan bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b ·
metinde göster ·
. Ve Hünkâr Sarâyı kurbunda Tershâne-i âmiresi vardır. Bu şehrin cemî‘î hâneleri …
Bunlar tâbî civânlarıyla meşhûr kahâvîlerdir. Ammâ bu şehrin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. Lâkin tüccâr hânlarında cümle zî-kıymet girân-bahâ şeyler bî-bahâ bulunur. Ve Hünkâr Sarâyı kurbunda Tershâne-i âmiresi vardır. Bu şehrin cemî‘î hâneleri mürtefi‘ bayırlar üzre vâkı‘ olup pencereleri kıble cânibinde deryâya nâzırdır. Ve cümle esvâkları serâpâ beyâz taş ile kaldırım döşelidir. Cümle hânelerinin enseleri dağlardır ve dağlar üzre bâğlardır ve âb [u] hevâsının letâfetinden halkı sağlardır ve reng-i rûyları ağlar[dır].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 243a ·
metinde göster ·
… muhteşem bâzargânları vardır. Ve Orta Hisâr'da Küçük Bâzâr derler her esnâfdan
bulunur
, yetmiş seksen mikdârı dükkânlardır. Bunlardan gayrı câ-be-câ dükkânlar dahi ço …
Cümle (---) dükkânlardır. Cemî‘î çârsû-yı bâzârlarının güzîdesi Mumhâne Kapusu'ndan taşra esnâf-ı gûnâ-gûnu andadır. Ve bu Şem‘ahâne kapusu'nun mahâzisinde ve leb-i deryâda kat-ender-kat izdihâm bâzâr-ı muhabbet dekâkînleridir. Ve bir kârgîr binâ bezzâzistânı vardır kim cümle Arab u Acem 252a hâcegîleri sâkindir. Gâyet mâldâr ve mün‘im-i ehl-i vakâr ve muhteşem bâzargânları vardır. Ve Orta Hisâr'da Küçük Bâzâr derler her esnâfdan bulunur, yetmiş seksen mikdârı dükkânlardır. Bunlardan gayrı câ-be-câ dükkânlar dahi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251b–252a ·
metinde göster ·
ammâ hapsi bulunmaz" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğum …
Mâhîlerinin memdûhâtların beyân eder: Evvelâ cümleden levrek balığı ve kefâl balığı gâyet kalaklı balıkdır ve kalkan balığının kalağı yokdur. Ammâ âh cânım kalkan balığı gâyet lezîzdir. Nisâ tâ’ifesi yiseler elbette hâmile kalır. Devr-i Âdem'den beri nef‘i tecrübe olunmadadır. Ve birer karışdan ziyâde kırmızı başlı kızılca tekir balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı ve erba‘înde uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan zikr olunan balıklardır. Bunlardan ziyâde muhabbet edüp üzerine bin cân ile kurbân olup bey‘ [u] şirâsı mahallinde ceng [ü] cidâl edüp kan etdikleri mâhî cânım hapsi balığıdır. Rûz-ı hamsînde zâhir olduğiyçün hamsi balığı derler ve hamsîn gününde çıkmasının sebebi İskender-i Kübrâ asrında bir üstâd-ı kâmil gelüp ruhbân ve bıtrîklere gıda olsun içün Moloz kapusundan taşra derya içinde bir amûd üzre bir hamsi balığı sıfatında bir tuç balık tılsım edüp rûz-ı hamsînde ol mâhîden bir sadâ zâhir olunca Karadeniz'de olan cümle hamsi balıkları Tarabefzûn limanına gelüp sâhil-i bahre düşerler. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden rûy-ı dünyâya kadem basdıkda niçe bin mutalsamât u âteş-gede-i Nemrûd sönüp mutalsamlar münhedim olup bu hamsi tılsımı dahi yıkılup deryâya düşer. Lâkin deryâya müte‘allık tılsımât olmağıla hâlâ ameli nâfiz olup her sene yevm-i hamsînde hapsi mâhîleri karaya düşdükde yâhûd meneksile nâm kayıklarla mâl-â-mâl iskeleye geldikde balık dellâlları vardır, bu lisân ile nidâ eder: "Ey muhterûn, ey muhterûn. Esi çıfata zûn, den hurdesin, samur bâdâ taraşa, ey lefte karûn, ahnı kulup ipsarya, ala pamun, ey ümmet-i Muhammet ala pamun" deyüp bir gûne mürver ağacından boruları var. Bir kere sûr urunca azamet-i Hudâ eğer cemâ‘atle namâzı kılar istimâ‘ ederse ol ân namâzı bırağup hamsi balığına segirdirler. "Namâz bulunur ammâ hapsi bulunmaz" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğumla bir makrama hapsi var" deyü ol nâzik sırmalı makramalara balığı koyup reftâr ederek balığın suyun akıdup giderken ba‘zılar balığın suyu akdığına acıyup "Bre palığın suyın ya ne akıdırsın, suyına bir pilavcık salsana" deyü birbirlerine 253a latîfe ederler. Yine murâd olan latîfedir. Bir kerre Çiço Hüseyin nâm bir kimesne ehliyle halet-i muhammışda ala-vere safâsında iken {balık dellâlının boru çalduğun istimâ‘ edüp} ehlinden balığın çeküp alıp uçkurun bağlayarak iskele başına gelüp hapsi balığı aldığı meşhûrdur, ammâ hakîr görmedim. Lâkin bir kerre balık meneksile borusu çalınınca (---)(---) hammâmından beş dâne uryân âdemler arak-âlûd olup har har soluyarak balık kayığına cân atup bellerindeki peştemâllarına balığı doldurup avret yerleri zâhir olur. Balıkçı bunlardan akçe isteyüp uryân âdemde akçe olmamağla balıkçıya kefîl vermiş. Balıkçı "Balık emîni kefîl ve yemîn almaz, hemân akçedür" deyince "Bre âdem, işte şu âdemler şâhid olsun imanım sana verdim" dermiş. Balıkçı da "Ben, kendim namâzlı îmânımdan bezdim, al benimki de senin olsun" demiş. Bu gûne hapsi balığı latîfeleri Tarabefzûn şehir oğlanları zurefâsı mâbeyninde darb-ı mesel olmuş latîfeler vardır. Ve yine Tarabuzun zurefâları Çiço re‘âyâlarına ulaşup derler kim, Tekerleme:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b–253a ·
metinde göster ·
Bu gice bir ihrâk-ı azîm oldu. Bunlardan mâ‘adâ mesâcid [u] me‘âbidlerdir. Ve yedi hân ve (---) hammâmları var. Ve cümle üç yüz kırk dükkânları ve kahvehâneleri ve bir demir kapular ile mebnî bir kârgîr binâ bezzâzistânı vardır. Her gûne metâ‘ bulunur. Ammâ cümle halkının kârları muhayyer dokumakdır. Anınçün bezzastânda muhayyer bey‘ [u] şirâ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279a ·
metinde göster ·
… yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift sürerlerken zemînden âdem üstühânları
bulunur
ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib olmuş mâllar ayân u beyân olur. B …
Menzil-i Sultân Hasan Câmi‘i: Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı vâcibü's-seyr bir [câ]mi‘u'n-nûrdur. Ammâ bir kurâ içinde cemâ‘atden garîb kalmış câmi‘-i vâcibü's-seyrdir. Hasan Şâh bu mahallin âb [u] hevâsın beğenip bu Tercân sahrâsı başında bu câmi‘i inşâ eder kim bu mahalle bir şehr-i azîm edüp ismine Hasan-âbâd koya. Âkıbet Ebü'l-feth bu Tercân sahrâsında Hasan'ı hüsn-i nazarına komayup ne Hasan-âbâdı ma‘mûr oldu ve ne hüsn-i âbâdı kalup Hasan Şâh "hüsn-i tedbîr budur" deyüp Ebü'l-feth inhizâmından firâr edüp Azerbaycân'da cân verüp anda dârü'l-karâr etdi. Bu Tercân sahrâsı eyle bir hâmûn-ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift sürerlerken zemînden âdem üstühânları bulunur ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib olmuş mâllar ayân u beyân olur. Böyle bir ma‘reke meydânı sahrâ-yı bî-pâyândır. Bu vâdîyi ılgar ile 8 sâ‘atde ubûr idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
… -yı bâzâr dekâkînleri olup cümle Hind ü Sind ü Acem tefârûk-ı Mısr-ı Fârûk'ları
bulunur
. Ve iklîm-i hâmisin vasatında olmağıla şiddet-i şitâsı kesretinden bâğ u bâğçes …
Bu şehirde darü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-it‘âm yokdur. Ammâ her hânedânda ni‘metleri âyende vü revende ve garîb ve gurebâya mebzûldur. Zîrâ gâyet mahsûldâr bir dâr-ı diyârdır. Ve kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur, ammâ cümle iki yüz aded çârsû-yı bâzâr dekâkînleri olup cümle Hind ü Sind ü Acem tefârûk-ı Mısr-ı Fârûk'ları bulunur. Ve iklîm-i hâmisin vasatında olmağıla şiddet-i şitâsı kesretinden bâğ u bâğçesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b ·
metinde göster ·
… â ki haftada bir gün güzel müzeyyen bâzârı durup cemî‘î zî-kıymet [ü] bî-kıymet
bulunur
. Ammâ cümle halkının kâr [u] kesbleri tiftik keçisi olmağıla sûf ipliği çok für …
Ahvâl-i pür-me’âl-i Bebekbâzârı: İbtidâ bânisi ma‘lûmum değildir. Lâkin ibtidâ fâtihi Kütâhiyye pâdişâhlarından Germiyânoğlu Ya‘kûb Şâh'ın vezîri Dinar Hezâr feth etmeğile Germiyân Hezârı derler. Ammâ şehrinin ulemâ ve zurefâları şehr-i Bebekbâzârı derler. Amma lisân-ı Etrâk'da Beğbâzarı derler. Hakkâ ki haftada bir gün güzel müzeyyen bâzârı durup cemî‘î zî-kıymet [ü] bî-kıymet bulunur. Ammâ cümle halkının kâr [u] kesbleri tiftik keçisi olmağıla sûf ipliği çok füruht olunur. Ammâ meterisi var deresinde niçe bin kantar sûf ipliği bey‘ ve şirâ olunur. Lâkin sofî olmaz. Ammâ lâtif muhayyeri olur. Bâzâr-ı azîmde her hafta etrâf kurâlardan on bin âdem cem‘ olur. Hâlâ bu şehr Anadolu eyâleti hâkinde Engürü sancağı hudûdunda Âsitâne-i sa‘âdetde her kim şeyhülislâm ise anların hâssıdır kim hâss-ı hümâyûndan ifrâz olunup müftî tarafından subaşısı hâkimdir ve yüz elli akçe ile sadaka olunur kazâdır. Senevî kadısına yedi kîse hâsıl olur şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded kurâları vardır. Ve damga emîni ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Lâkin dizdârı ve kal‘a neferâtları yokdur. Zirâ kal‘ası bir kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî ilhaf taş dîvârlı bir ince kal‘a olmak ile ma‘mûr olmayup neferâtı yokdur. Kal‘a kayası bir dere içine vâkı‘ olmuş kal‘anın iki cânibi balık arkası gibi bir sırtlı kaya üzre kal‘acıkdır. Cirmi ne mikdâr olduğu ma‘lûmum değildir. Aşağıda şehri iki dere-i vâsi‘ içinde cümle yigirmi mahalle ve kırk bir mihrâbdır. Lâkin selâtîn câmi‘leri gibi mükellef câmi‘leri yokdur. Evvelâ çârsû içinde (---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a ·
metinde göster ·
… hr nisvân-ı sâhib-isyânlar girer. Ve (---) mikdârı dekâkinleri var ammâ her şey
bulunur
. Lâkin bezzâzistânı yokdur.
Ve üç hânı var ve bir hammâmı var, suyu Âsî nehrinden dollâb ile cereyân eder bir hammâm-ı müfîd ü muhtasardır, ba‘de'z-zuhr nisvân-ı sâhib-isyânlar girer. Ve (---) mikdârı dekâkinleri var ammâ her şey bulunur. Lâkin bezzâzistânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27a ·
metinde göster ·
… yyen ü şirîn değildür. Lâkin yine cemî‘i zî-kıymet esbâbı bî-kıymet ü bî-minnet
bulunur
. Ammâ sarrâchânesi İbrâhîm Halil nehri kenarında vâki‘ olmağıla pâk u pâkîze se …
Der-beyân-ı dekâkîn-i esvâk-ı sultânî : Cümle dört yüz dükkândır. Şehrine göre çârsû-yı bâzârı ma‘mûr u müzeyyen ü şirîn değildür. Lâkin yine cemî‘i zî-kıymet esbâbı bî-kıymet ü bî-minnet bulunur. Ammâ sarrâchânesi İbrâhîm Halil nehri kenarında vâki‘ olmağıla pâk u pâkîze serdâb-ı Bağdâd şekilli bir sovuk sulanmış şâhrâhın tarafeyninde ma’mûr u müzeyyen, mevsim-i gülde ve mevsim-i zanbak u gûnâ-gûn şükûfeler mevsiminde bu sûk-ı müferreci zeyn edüp âyende vü revendelerin dimâğları mu‘attar olur. Cemî‘i erbâb-ı ma‘ârifin ve nice bin âşıkânın mecmau'l-irfânı ve ârâmgâhları sarrâchâne-i üstâdândır. Ammâ bu şehrin iki bezzâzistânı var. Biri kâr-ı kadîm kârgîr kubbeli binâ-yı kavîdir. Ve biri, Tayyâroğlu Ahmed Paşa binâ etmişdir, serâpâ kârgîr toloz binâdır ve tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Üç aded demir kapuları var. Cemî‘i zî-kıymet la‘l u yâ‘kût ve zümürrüd ü elmas-ı bî-kıyas mevcuddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b ·
metinde göster ·
… â'allah harîf ü şitâda selci ve yek-pâre billûru eksik değildir ve âb-ı zülâlde
bulunur
derler, ammâ manzûrumuz olmadı.}
Bu şehrin hâ’ilinde olan cebel-i Ercîs'de aslâ yılan ve çıyan ve akreb ve mûr [u] mâr ve gayrı mesmûm cânavar haşarâtları yokdur. Bir rivâyetde bu kûh-ı bülend ricâlü'l-gayb makâmı olduğundan yırtıcı cânavar ve mesmûm hayvânâtlar olmaz derler. Rivâyet-i uhrâda Hazret-i Ömer asrındaki fethinde sekiz yüz sene mu‘amer olan Baba Rüten-i Hindî hazretleri, ashâb-ı güzînin güzîdesi idi, bu cebelde sâkin olup anların hayr du‘âsı berekâtiyle bu cebelde zehirnâk hayvânâtlar olmaz derler. Hâlâ bu cebel-i bülend üzre bâğ-ı Baba-yı Rüten derler. Kendi biter ve kendi yeter eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûndur. Zîrâ Baba Rüten bâğbânların pîridir. İsm-i şerîfi Ebû Zeyd-i Hindî Baba Rüten'dir. Ashâb-ı güzînden bu kadar müsinn kimesne olmamışdır, ammâ kemâl-i riyâzât ile mu‘ammer olmuşdur derler. Kabri yine Hindistân'dadır. Hazret huzûrunda Selmân-ı Fâris belin bağladı. Hâlâ Baba Rüten Bâğı Ercîs dağında ma‘lûmdur. Bunların nutk-ı dürer-bârlarıyla bu dağda zehirli hayvân olmaz. Rivâyet-i aharında Hazret-i Yahyâ asrında Kayser Ercîs bu şehri binâ etdikde hükemâ-yı kudemâdan Falaska nâm hakîm bu kûh-ı bülende çıkup yetmiş aded muzırr haşarâtlar eşkâlin birer amûd üzre edüp her birin birer mutalsam edüp anın içün bu dağda aslâ zehirli hayvânât yokdur derler. {Ve bu kûh-ı Ercîs'de ilâ mâşâ'allah harîf ü şitâda selci ve yek-pâre billûru eksik değildir ve âb-ı zülâlde bulunur derler, ammâ manzûrumuz olmadı.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67a ·
metinde göster ·
… stimâ‘ edince anlar dahi "Yâ ahad" derler. İzdihâm-ı seferde her kavim oranıyla
bulunur
. Sivas'a "Rûm Rûm" çağırılır, Diyârbekir'e Âmid Âmid oran çağırılır, ammâ bu Ha …
Bi-kavl-i Târîh-i Mığdîsî Hazret-i Zekeriyyâ asrında Buhtu'n-nasr binâsıdır. Ba‘dehû Hazret-i isâ âsumâna urûc edince himâr-ı İsâ kalup havâriyyûnları ve ümmetleri himâr-ı İsâ'yı bu Harput çerâgâhına koyup tâ Hazret-i Risâlet-penâhın zamân-ı sa‘âdetlerinde himâr hayâtda olup cümle millet-i Mesîhe ol himâra tapdıklarından lisân-ı Acemde bu şehre dâr-ı Har-pût dediler. Bir kavlde yine lisân-ı Acem üzre havâriyyûna sâyedâr olmuş bir dikenli söğüd dırahtı var idi. Anın içün Hâr-bîd dediler. Bir rivâyetde Hârberîd derler, ya‘nî diken getirci derler. Niçesi Har-bürd derler (---) . Niçeler Har-bûd ya‘nî (---)(---) derler. (---)(---)(---)(---)(---) Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelife lehçesi üzre birer gûne sebeb-i tesmiyyesi var. Ammâ Âl-i Osmân'ın defterhâne-i kadîminde ülke-i Hüsn-i ziyâd tahrîr olundukda sefer-i hümâyûnlar oldukda her vilâyetin birer gûne esmâsı olup alaylarda ve cemî‘i kübrâlarda bir şehir halkı bulunmak murâd olunsa Haleb şehri halkında "Yâ ahad" derler, buna oran derler. Bu "Yâ ahad" sedâsın Haleb halkı istimâ‘ edince anlar dahi "Yâ ahad" derler. İzdihâm-ı seferde her kavim oranıyla bulunur. Sivas'a "Rûm Rûm" çağırılır, Diyârbekir'e Âmid Âmid oran çağırılır, ammâ bu Harput'a Hüsn-i ziyâd çağırılır. Hakkâ ki mahbûb [u] mahhûbesi çok olduğundan Hüsn-i ziyâd derler. Hakk dahi ziyâde eyleye! Bu kal‘a niçe yüz mülûkden mülûke nasîb olup âhir sene (---) târîhinde Selîm-i Evvel Çıldır fethinden sonra vezîr-i mükerremi Bıyıklı Vezîr Mehemmed Paşa'yı serdâr ta‘yîn edüp Diyârbekir' (---)(---) destinden emân ile feth etdikde bu kal‘a-i Harput dahi itâ‘at edüp emân ile kal‘a teslîm edüp hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) yük akçedir. Timarı (---) ve ze‘âmeti vardır. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i seferde beğinin askeriyle cümle bin iki yüz müsellah asker olur ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Bu nevâhîlerde kadıya senevî altı kîse hâsıl olur. Sancak beğine livâsında yigirmi kazâ yerden on sekiz bin gurûş hâsıl olur. Müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir subaşısı ve muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82b ·
metinde göster ·
… Harput'da buhayre olmuşdur" derler, zîrâ Van deryâsının balıkları bu gölde dahi
bulunur
. Arapça
Evsâf-ı ibret-nümâ-yı buheyre-i Harbûd: Bu şehrin cânib-i garbında bâğ u bâğçeler ile müşâ‘ şehirden iki sâ‘at ba‘îd bir buhayre vardır. Bir günde sür‘aten iki âdem devr edebilür. Zehr-i mâr-ı semm-i helâhil bir buhayredir. Ba‘zı müverrihler 83b "Bu buhayrenin menba‘ı Van deryâsıdır kim zîr-i zemînden menfez bulup bu Harput'da buhayre olmuşdur" derler, zîrâ Van deryâsının balıkları bu gölde dahi bulunur. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a–83b ·
metinde göster ·
… hrâ-yı vâdî-i Hâmûndur kim vasatında cereyân eden nehr-i Murâd'da nûn-ı gûnâgûn
bulunur
kim gûyâ her biri mâ’ide-i Mûsâ'dır. Bu sahrânın çemenistânı üzre Çemâpûr asker …
Van eyâleti hükmünde Bitlis hânı ve Atak ve Tercîl hânları hudûduyla müşâ‘ bir sahrâ-yı vâdî-i Hâmûndur kim vasatında cereyân eden nehr-i Murâd'da nûn-ı gûnâgûn bulunur kim gûyâ her biri mâ’ide-i Mûsâ'dır. Bu sahrânın çemenistânı üzre Çemâpûr askeri meks etse devvâbâtına ve sâ’ir hayvânâtına yedirse yine ke'l-evvel cemî‘i kiyâhâtı sâbit u nâbite olmadadır kim Cenâb-ı Bârî bu sahrâya nazar etmişdir. Şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup tûlı kâmil üç menzildir. Arzı iki konakdır ve dahi akalldır. Bu sahrânın cânib-i kıblesinde kal‘a-i Meyyâfârikîn'dir. Mâbeyninde iki merhale-i dırâzdır. Bu sahrâ-yı ferah-fezânın evsâfın manzûrumuz olduğu üzre nemene aşâ’ir [u] kabâ’il meks eder anları tahrîr eylesek ve ne kadar ma‘mûr ve âbâdân kurâları var, terkîm etsek, bir mücelled-i tomar-ı dırâz olur. Ancak bu vâdîden cânib-i şimâle giderken nehr-i Murâd'ı at ayağıyla ubûr etdik, zîrâ menba‘-ı tulû‘ı kûh-ı Bingöl'de karîbdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a ·
metinde göster ·
. Ve bu şehirde mevsim-i gülnârda panayır bâzârı durur. Rûm u Arab u Acem'de Bur …
Ve cümle üç yüz aded çârsû-yı bâzârdır ammâ bezzazistânı yokdur. Lâkin her zî-kıymet bî-minnet bulunur. Ve bu şehirde mevsim-i gülnârda panayır bâzârı durur. Rûm u Arab u Acem'de Burgaz'ın sığır bâzârı meşhûrdur kim kırk gün kırk gice germ-â-germ bâzâr-ı muhabbet olup eyle bey‘ [u] şirâ olur kim yük bozulup düzülüp sürûr [u] şâdumân, ayş [u] işret olur. Nehr-i Ergene kenarında tâ Sokollu Mehemmed Paşa cisrinde varınca şehir tarafında bin adedden mütecâviz müfîd [ü] muhtasar çalaşdan ve külbe-i ahzândan dükkânlardır. Ankâ bâzergânlar içün kârgîr dekâkînler dahi vardır ammâ azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… i ma‘mûr bezzâzistânı vardır. Cemî‘i diyârın zî-kıymet tuhefleri anda bî-kıymet
bulunur
. Ve bir çârsû dahi karşu varoşda üç yüz dükkândır ammâ anda bezzâzistân yokdur. …
Ve cümle sekiz yüz seksen dükkân-ı sûk-ı sultânîdir. Cisr başında tâ Ulucâmi‘e varınca bin altmış adım tûllu bir şâhrâh-ı azîmdir kim serâpâ seng-i kebîrler ile tarz-ı kadîm kaldırım döşelidir. Bu tarîk-i âmmın tarafeyninde kat-ender-kat dekâkîn-i müte‘addideler ile müzeyyen bir sûk-ı tavîldir. Ve Tahtalkal‘a çârsûsu dahi ma‘mûrdur. Ve Balık bâzârı ve Bezzâzlar bâzârı ve Gazzâzlar bâzârı ve attârlar gâyet ma‘mûrdur. Ve bir kârgîr binâ-yı kavî kapuları silsileli ma‘mûr bezzâzistânı vardır. Cemî‘i diyârın zî-kıymet tuhefleri anda bî-kıymet bulunur. Ve bir çârsû dahi karşu varoşda üç yüz dükkândır ammâ anda bezzâzistân yokdur.(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a ·
metinde göster ·
… müzeyyenler ile kavî bezzâzistânı vardır. Cümle zî-kıymet metâ‘ anda bî-kıymet
bulunur
. Sarrâclar çârsûsu ve haffâflar bâzârı ve kuyumcular bâzârı ve sabbâğları ve at …
Ve cümle 1086 aded dekâkîn-i sûk-ı sultânîdir. Ammâ bir metîn kârgîr binâ kıbâb-ı müzeyyenler ile kavî bezzâzistânı vardır. Cümle zî-kıymet metâ‘ anda bî-kıymet bulunur. Sarrâclar çârsûsu ve haffâflar bâzârı ve kuyumcular bâzârı ve sabbâğları ve attârları gâyet çokdur. (---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 139b ·
metinde göster ·
… n. Bu bizim korumuzda kırdığı ağaçdan Sigetvâr gölüne ağaç doldursun. Feth eder
bulunur
. Kalbin anda bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın …
Mesîregâh-ı mastaba-i Süleymân Hân: Bizzât Süleymân Hân sene (---) târîhinde diyâr-ı Alaman serhaddinde kal‘a-i Sigetvâr gazâsına teveccüh etdiklerinde Balı Efendi hazretleri hayâtda olmak ile azîz-i merkûma buluşmak içün korusuna gelüp bu kadar bin asker ile cây-ı emân olan korusuna konup askeri koruyu kırup haymelerin kurup meks ederler. Balı Efendi azîz bu hâli istimâ‘ edüp eydür: "Süleymân garîb, kırk sekiz yıldır cihâd-ı gazâ edüp cihâd-ı ekber etmedi. Niçe yüz bin mahlûk-ı Hudâ'yı kırarak şimdi bizim himâyemizde olan korumuzu âhir senesinde kırmağa mı geldi?" deyüp seccâdesin alup dağlar içine firâr eder. Süleymân Hân mümkün olup azîze buluşmak müyesser olmayup Süleymân Hân Şeyhülislâm Ebussu‘ûd Efendi tebdîl-i kıyâfet edüp azîzden istimdâd taleb etmeğe niçe hedâyâlar ile Ebussu‘ûd'u azîze gönderüp vardıkda hemân azîz hazretleri keşf edüp "Hoca-i zâhir Ebussu‘ûd (---) safâ geldin. Şer‘-i Resûl'e pek hizmet eyle. Tarîk-i bâtını da elden komayup beraber terâzû dut" dedükde hemân Ebussu‘ûd azîzin dâmenin bûs etdükde "Molla! Berhurdâr-ı dâreyn olasın. İnkırâzu'd-deverân te’lîfinle ve evlâd [u] ensâbınla ecel-i müsemmânda mü’ebbed olasın. Süleymân âhiret pâdişâhlığı ister, hele varsın, Sigetvâr'ı görsün. Bu bizim korumuzda kırdığı ağaçdan Sigetvâr gölüne ağaç doldursun. Feth eder bulunur. Kalbin anda bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın. Yohsa bizim koruda anınla görüşmezik. İşin Allah âsâr ide. Bizden selâm eyle" deyü böyle niçe rümûz-ı künûz kelimâtlar ile Ebussu‘ûd'u Süleymân Hân'a gönderir. Süleymân Hân-ı Gâzî-i nüktedân eydür: "Hay molla! Allahu a‘lem, biz Sigetvâr'a emek çeküp gölüne ağaç doludup feth eder bulunur, dediğinde, ayâ feth edemeyüz yâhûd kalbin anda bıraksın dedüğü, biz anda merhûm oluruz ve azîz ile âhiretde görüşürüz" deyü vâfir endîşe-i hâma düşer. Hemân ol sâ‘at Balı Efendi korusu kendüye temlîk olup bir ferd-i âferîde koruyu kırmamak içün hatt-ı şerîf-i hudûdnâmeler tahrîr edüp andan Sigetvâr'a kat‘-ı menâzil ederek varup ol ân muhâsara edüp dağ ve taşın, dıraht-ı azîmlerin kırup Balı Efendi korusundan getürdüğü ağaçlardan Sigetvâr halîçine döküp gölü leb ber-leb, edüp kal‘ayı feth etme sadedinde iken maraz-ı zahîrden merhûm olup karnın Âsaf-ı Berhiya'sı 142a olan (---) paşa, kalb-i Süleymân Hân'ı zemîne alâ tarîki'l-emâne defn edüp na‘ş-ı şerîfin tuzlayup pinhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141b–142a ·
metinde göster ·
… ay molla! Allahu a‘lem, biz Sigetvâr'a emek çeküp gölüne ağaç doludup feth eder
bulunur
, dediğinde, ayâ feth edemeyüz yâhûd kalbin anda bıraksın dedüğü, biz anda merhû …
Mesîregâh-ı mastaba-i Süleymân Hân: Bizzât Süleymân Hân sene (---) târîhinde diyâr-ı Alaman serhaddinde kal‘a-i Sigetvâr gazâsına teveccüh etdiklerinde Balı Efendi hazretleri hayâtda olmak ile azîz-i merkûma buluşmak içün korusuna gelüp bu kadar bin asker ile cây-ı emân olan korusuna konup askeri koruyu kırup haymelerin kurup meks ederler. Balı Efendi azîz bu hâli istimâ‘ edüp eydür: "Süleymân garîb, kırk sekiz yıldır cihâd-ı gazâ edüp cihâd-ı ekber etmedi. Niçe yüz bin mahlûk-ı Hudâ'yı kırarak şimdi bizim himâyemizde olan korumuzu âhir senesinde kırmağa mı geldi?" deyüp seccâdesin alup dağlar içine firâr eder. Süleymân Hân mümkün olup azîze buluşmak müyesser olmayup Süleymân Hân Şeyhülislâm Ebussu‘ûd Efendi tebdîl-i kıyâfet edüp azîzden istimdâd taleb etmeğe niçe hedâyâlar ile Ebussu‘ûd'u azîze gönderüp vardıkda hemân azîz hazretleri keşf edüp "Hoca-i zâhir Ebussu‘ûd (---) safâ geldin. Şer‘-i Resûl'e pek hizmet eyle. Tarîk-i bâtını da elden komayup beraber terâzû dut" dedükde hemân Ebussu‘ûd azîzin dâmenin bûs etdükde "Molla! Berhurdâr-ı dâreyn olasın. İnkırâzu'd-deverân te’lîfinle ve evlâd [u] ensâbınla ecel-i müsemmânda mü’ebbed olasın. Süleymân âhiret pâdişâhlığı ister, hele varsın, Sigetvâr'ı görsün. Bu bizim korumuzda kırdığı ağaçdan Sigetvâr gölüne ağaç doldursun. Feth eder bulunur. Kalbin anda bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın. Yohsa bizim koruda anınla görüşmezik. İşin Allah âsâr ide. Bizden selâm eyle" deyü böyle niçe rümûz-ı künûz kelimâtlar ile Ebussu‘ûd'u Süleymân Hân'a gönderir. Süleymân Hân-ı Gâzî-i nüktedân eydür: "Hay molla! Allahu a‘lem, biz Sigetvâr'a emek çeküp gölüne ağaç doludup feth eder bulunur, dediğinde, ayâ feth edemeyüz yâhûd kalbin anda bıraksın dedüğü, biz anda merhûm oluruz ve azîz ile âhiretde görüşürüz" deyü vâfir endîşe-i hâma düşer. Hemân ol sâ‘at Balı Efendi korusu kendüye temlîk olup bir ferd-i âferîde koruyu kırmamak içün hatt-ı şerîf-i hudûdnâmeler tahrîr edüp andan Sigetvâr'a kat‘-ı menâzil ederek varup ol ân muhâsara edüp dağ ve taşın, dıraht-ı azîmlerin kırup Balı Efendi korusundan getürdüğü ağaçlardan Sigetvâr halîçine döküp gölü leb ber-leb, edüp kal‘ayı feth etme sadedinde iken maraz-ı zahîrden merhûm olup karnın Âsaf-ı Berhiya'sı 142a olan (---) paşa, kalb-i Süleymân Hân'ı zemîne alâ tarîki'l-emâne defn edüp na‘ş-ı şerîfin tuzlayup pinhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141b–142a ·
metinde göster ·
. Müşk ü mâ-i gülâb ve mâ-i verd ü mâ-i buhûr u mâ-i asel-bend u ûd u amber ve s …
Cemî‘i zî-kıymet eşya bunda bî-kıymet bulunur. Müşk ü mâ-i gülâb ve mâ-i verd ü mâ-i buhûr u mâ-i asel-bend u ûd u amber ve sâ’ir itriyyât râyihasından erbâb-ı hâcâtın demâğları mu‘attar olup bir gûne 162b temâşâgâh-ı bâzâr-ı hüsndür. Edirne ve İslâmbol ve Bursa'da misli yokdur. İllâ meğer Şâm-ı Şerîf'de Sinâniyye çârşûsu ola. İnkırâzu'd-deverân âfât-ı dehrden masûn ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162a–162b ·
metinde göster ·
… askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kande cây-ı menâs
bulunur
ve bir kerre dahi buyurdunuz kim "Hân karındaşım sen benim velîni‘am efendim Su …
"Evvelâ hamd idelim Hâlık-ı Bîçûn'a kim benî Âdeme akl-ı küll verüp cümle hayvânâtdan evvel eşref-i mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve mekkârların hiyel ü şeytanatına aldanmayup bî-garaz Müselmanlara taşra umûrun su‘âl edüp hâkimü'l-vakt olan adâlet ide. Yürü ümîddir kim bu zerre-i nâçîzin zerre kadar hatâsın sütür etmeyüp sû-i zan 261b ile deryâ-misâl askeri ser-i sa‘âdetinize cem‘ eyleyüp tarafeynde ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ola da rûz-ı mahşerde sizden su‘âl olunmaz mı ve memâlik-i Âl-i Osmân'ın Bitlîs şehri nehb ü gâret olunursa ve bu kadar evlâd [u] ıyâl haşerât-ı Ekrâd tuğyânıyla pâymâl-i rimâl olursa sa‘âdetlü pâdişâhıma ne cevâb verirsin ve sa‘âdetle bu şehrimize gelüp hânemizde mihmân oldukda bu kadar va‘de-i kerîmeler etdiğinizi ne aceb ferâmûş etdiniz Elkerîmü izâ ahede vefâ" değil midir? Ve bir gün yine bu dâ‘î-i muhlisinizin külbe-i ahzânında buyurdunuz kim "İnşâallah hân karındaşım sana Muş sancağın ihsân etdirüp yarlığ-ı belîğlerin getirdirim." buyurduğunuzdan memnûn olup cihân cihân sürûr-ı şâdân olup bu kadar ahd-i mîsâk emrine bünyâd-ı îmân u gılâz-ı şiddâd olunmuşdu kim zamân-ı hükûmetinizde ünâs-ı merd ü zen âsûde-hâl olalar. Re‘âyâ-perverlik bu mudur kim bu kadar askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kande cây-ı menâs bulunur ve bir kerre dahi buyurdunuz kim "Hân karındaşım sen benim velîni‘am efendim Sultân Murâd Hân Gâzî'nin çerâğ-ı efrûhtesi idin, Revân senesinde çok ni‘metin yedik ve hâlâ şimdi bî-hadd ü bî-hisâb ni‘met-i uzmânı tenâvül eyledik, sen dahi ehl [ü] ıyâlinle du‘â-yı hayrımızda olup devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân ed‘iyyesine müdâvim olup zevk u safâda ol." deyü du‘â-yı hayrınızla behremend olduk mülâhazasıyla âsûde-hâl olup kavm-i Ekrâd Malazgird yaylağına çıkarken kânûn-ı pâdişâhî üzre aded-i ağnâm hakkın alalım derken hudûdumuzda olan Mehemmed Beğ Malazgird'den bu kadar asker çeküp Ekrâd'ı himâyete alup Ekrâd'ın koyun hakkın almağa mâni‘ olup biz dahi öşr-i ağnâm almak murâd etdiğimizde anlar bizi dûz eylediler, biz de anları hor eyleyüp mâbeynden bir kaç âdem düşüp demleri heder olduklarına biz dahi mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler almışızdır ve yeniçeriler dahi bâc-ı sultânî vermediklerinden mâ‘adâ sâ’ir tüccârın şütür-bârlarına bir zibidi ve zübeydî ve Zeydî ve Zeynî-mezheb yeniçeri bâc-ı sultânîmize mâni‘ olup cebren kânûn üzre bâcımız alup gulüvv-i âm ile bâğımıza silâh ile gelüp niçe âdemlerimiz mecrûh etdikleri sicill-i şer‘-i Resûl'de kayd olunup huccetleri huzûr-ı izzete gönderilir. Yine böyle iken ol zalemeler mukaddem târîh ile sultânıma varup tasdî‘ edüp anların dürûğ kelâmlarıyla yine niçe iftirâ-gûne ta‘n-âmîz kelimâtlar tahrîr etmişsüz. Mu‘ammer olun, eğer bu abd-i kemter Abdâl za‘îf-i ahkar sultânım ile hukûk-ı sâbıkamıza mağrûr olup bir bed evzâ‘ [u] etvâr bu bendelerinden sâdır oldu ise " Arapça âyeti üzre tevbeler olsun. Arapça mazmûnu üzre cemî‘i cürmümüzü afv edin kim bizim üzerimize hüsn-i nazarınız olmuşken ahd [ü] emânınızdan rücû‘ etmen. Zirâ siz halîfe-i rûy-ı zemin vüzerâlarısuz kim ve hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn min ba‘dihî ve vüzerâ’i fî ahdih'dir. Bu âlem-i kevn-i fesâdda nizâm-ı intizâm cemî‘i hükkâmın ahde vefâ eylemesiyle bu dünyâ âsûde-hâl olmuşdur. Lutf edüp Hazret-i Risâlet-penâh ve Çâr-yâr-ı güzîn ervâhları içün ve sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh başıyçün olsun beyne'l-akrân bu hakîri şermsâr edüp münkesir-i hâtır ile huzûr-ı şerîfe küstâhâne mektûbumuz ile Zeynel Ağa'mız gönderüp hilâf-ı inhâ eyle şikâyet eyleyenlerimizi tatyîb-i hâtır edüp mâbeynimiz ıslâh edüp bu hakîri pâymâl etmeyesiz, ve's-selâm.. Bâkî olasız, bâkî."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a–261b ·
metinde göster ·
… nlere ol kadar i‘zâz u ikrâm ederler kim ni‘metlerinde kuş südü ve kutr-ı nebât
bulunur
. Ve dîbâ vü şîb ü zerbâf câme-i hâbları vardır kim her müsâfirîne hizmet ederle …
İki yüzden mütecâviz ruhbân ve kıssîsleri var kim riyâzat-ı perhîz ile siyâh alıfı kopmuş bakla yemeden kadîd-i mahz olmuşlar, ammâ mahbûb marâlî ve gazâlî mûğ-peçe gulâmları var kim 281b her hizmete cân baş ile müsta‘cellerdir. Ve bu cezîre-i teferrüce gelenlere ol kadar i‘zâz u ikrâm ederler kim ni‘metlerinde kuş südü ve kutr-ı nebât bulunur. Ve dîbâ vü şîb ü zerbâf câme-i hâbları vardır kim her müsâfirîne hizmet ederler. Ve kal‘alarının cümle altı mağaralardır ve me’kûlât u meşrûbâtlarıyla mâl-â-mâldir. Ve ahâlîsi cümle küffâr-ı dûzah-karârdır. Anda Müslümân bir ân karâr idemez, hemân temâşâ edüp giderler. Terk-i dünyâ şeklinde üç yüz mikdârı terzi kâfirleri vardır. Cümle kâfiristândan nezerâtlar gelüp anınla geçinirler ve cümle suları sarnıçlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281a–281b ·
metinde göster ·
… hammâmları yokdur. Ammâ her ne murâd idinsen cümle zî-kıymet eşyâlar bî-kıymet
bulunur
. Zîrâ Acem diyârıyla müşâdır ve Acem içindedir. Ve kal‘anın cenûbî taşrasında n …
Eşkâl-i kal‘a-i Berdük: Bir bayır üzre müfîd [u] muhtasar bir küçük kal‘acıkdır. Handakı yokdur. Cânib-i şarka bir ağaç kapusu vardır. Dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. İçinde iki yüz mikdârı odaları vardır. Neferâtları yine kavm-i Pinyanişî kavmidir. Üç topcağızı var ve bir câmi‘i dükkânları ve hânları ve hammâmları yokdur. Ammâ her ne murâd idinsen cümle zî-kıymet eşyâlar bî-kıymet bulunur. Zîrâ Acem diyârıyla müşâdır ve Acem içindedir. Ve kal‘anın cenûbî taşrasında nehr-i Davdan kenârında üç yüz aded bâğlı u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabât-ı ma‘mûredir kim cümle hâk-i amber-pâk ile mestûr bir kasaba-i sağîredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289a ·
metinde göster ·
… er (müdevver) {Akdeniz'de cezîre-i İlimni'nin} tîn-ı mahtûmı gibi bir yağlı tîn
bulunur
. Ol tînden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye sürseler ve suya ilkâ edüp âbından marîz …
Mutalsam-ı ibret-nümâ-yı diğer: Nehr-i Nihâvend kûh-ı Elvend'den tulû‘ edüp şehr-i Nihâvend'in mezâri‘âtların saky edüp iner. Cânib-i şimâlde niçe yüz {aded} kendleri rüşş edüp Rûmiyye buhayresine rîzân olur. Nihâvend'e karîb bu nehir kenârında bir gûne ahmerü'l-levn müdevver (müdevver) {Akdeniz'de cezîre-i İlimni'nin} tîn-ı mahtûmı gibi bir yağlı tîn bulunur. Ol tînden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye sürseler ve suya ilkâ edüp âbından marîz olan merd ü zen nûş etseler bi-emrillahi Ta‘âlâ şifâ bulur. Ammâ kavm-i Acem bu kerâmet-i Hazret-i Ömer'le hâsıl olmuşdur, deyü nef‘ini inkâr ederler. Hâlâ ki cümle Sünniyânlar şehir şehir götürüp şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… ceviz kabuğu kadar sahanlar ve tancereler ve niçe yüz bin hurde ecinne eşyâları
bulunur
. Âteşe bıraksan yanmaz ve suya bıraksan batmaz bir gûne ma‘âdîn-i ibret-temâşâ …
Hâlâ ol Kamerü'l-Kum'da hurde yaylar ve oklar ve ceviz kabuğu kadar sahanlar ve tancereler ve niçe yüz bin hurde ecinne eşyâları bulunur. Âteşe bıraksan yanmaz ve suya bıraksan batmaz bir gûne ma‘âdîn-i ibret-temâşâ şeylerdir. İnşâallah mahalliyle ol Kamerü'l-Kum-ı Rûm mahalliyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 320b ·
metinde göster ·
… lunmaz. Diğer vâcibü'l-iber; hâlâ her sene genc-i Kârûnlar ve kenz-i bâdâverler
bulunur
.
Ve ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu şehrin etrâfında niçe yerleri hafr ederken zî-kıymet la‘l-i Bedahşân ve yâkût ve seylân-ı Erdebilî çıkar kim ta‘bîr olunmaz. Diğer vâcibü'l-iber; hâlâ her sene genc-i Kârûnlar ve kenz-i bâdâverler bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326a ·
metinde göster ·
… ikdârı dükkânları vardır. Cümle zî-kıymet eşyâlar bu çârsû-yı hüsünde bî-kıymet
bulunur
. Zîrâ bu kasaba Bağdâd'ın ve Basra'nın Mekke-i Mükerreme'ye gider şâhrâhı üzre …
Andan mâ‘adâ zevâvîlerdir ve müte‘addid hânları ve imâret [ü] medrese ve mekteb-i sıbyânı ve hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânları vardır. Cümle zî-kıymet eşyâlar bu çârsû-yı hüsünde bî-kıymet bulunur. Zîrâ bu kasaba Bağdâd'ın ve Basra'nın Mekke-i Mükerreme'ye gider şâhrâhı üzre vâki‘ olmuş kasaba-i ma‘mûrdur. Ve rûhâniyyet-i İmâm Alî ile ahâlî-i beledi mesrûrdur ve imâret ü dârü'z-ziyâfesinde cemî‘i bây u gedâ-yı âyende vü revendegâna ni‘meti mebzûldur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)354a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 353b–354a ·
metinde göster ·
… lâ yine bu sahrâ-yı Erbîl'de Ashâb-ı Fîl'in niçe üstühânları ve niçe dendânları
bulunur
. Bu kal‘a-i Erbîl Âl-i Benî Ziyâd'dan Erbîl ibn Behsitvân ibn Kâbus ibn Menûçeh …
Ve Lur hâkimi tahtı olan Sine kal‘ası derecesi üzre altışar vukıyye âdem dişleri vardır. Ashâb-ı Fîl dişidir, derler. Lûgat-i Arabî'de ve İbrî'de dişe sîn derler. Ol dişler Sîn şehrinde maslûb olduğiyçün kal‘a-i Sîn derler, deyü tahrîr etmişler. Hâlâ yine bu sahrâ-yı Erbîl'de Ashâb-ı Fîl'in niçe üstühânları ve niçe dendânları bulunur. Bu kal‘a-i Erbîl Âl-i Benî Ziyâd'dan Erbîl ibn Behsitvân ibn Kâbus ibn Menûçehr binâ edüp Hazret-i Yahyâ'ya îmân getirmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
… mak isteyen oran çağırdıkda teşrîfât üzre "Dâr-ı Sa‘îd" deyü oran çağırup andan
bulunur
.
Ba‘dehû sene 921 târîhinde Diyârbekir Vâlîsi Selîm Hân-ı Evvel Vezîri Bıyıklı Mehemmed Paşa Monla İdrîs (---) re’y [ü] tedbîriyle bu Si‘îrd hânı itâ‘at edüp memâliki kendüye mü’ebbed verilmişdi. İnkırâz bulup hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 223.772 akçedir. Ze‘âmeti 7 ve tîmârı 123, alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kanûn üzre cebelüleri ile cümle sekiz yüz asker olur. Beş yüz asker de beğinin olur. Diyârbekir vâlîsiyle me’mûr oldukları sefere eşerler, ammâ güzîde pür-silâh askerdir. Kürdistân askeri içre bu Si‘îrd kavminin nısfu'l-leylde haymelerin bulmak isteyen oran çağırdıkda teşrîfât üzre "Dâr-ı Sa‘îd" deyü oran çağırup andan bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3b ·
metinde göster ·
… bahârda suların tuğyânları mahâlinde yedi gölcük olur. Câ-be-câ mâhîcikleri de
bulunur
. Ve çemenzâr ve murgzâr ve hayâbân olmuş dıraht-ı müntehâlar sâyesinde aşren-fe …
Mesîregâh-ı Haft: Lisân-ı Acem üzre heft, ya‘nî yedi mesîre demekdir ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağın elsine-i nâsda Haft derler. Hakkâ ki vakt-i bahârda suların tuğyânları mahâlinde yedi gölcük olur. Câ-be-câ mâhîcikleri de bulunur. Ve çemenzâr ve murgzâr ve hayâbân olmuş dıraht-ı müntehâlar sâyesinde aşren-fe-aşr havuzları içinde cân kuzuları sîne bülbülleri, gümüş balıkları gibi bu havuzlar içre şinâverlik edüp havuzda bülbül-âsâ nevâhânlık ederler, bir mesîregâh-ı bî-minnetdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
Ve cümle iki yüz aded dükkânları var kim her esnâfdan
bulunur
lâkin bezzâzistânı yokdur, ammâ bâğları ve tuzlaları çokdur. Ve limanı gâyet la …
Ve cümle iki yüz aded dükkânları var kim her esnâfdan bulunur lâkin bezzâzistânı yokdur, ammâ bâğları ve tuzlaları çokdur. Ve limanı gâyet latîfdir. 28b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28a–28b ·
metinde göster ·
… in aded müzeyyen dükkânlardır kim cemî‘i zî-kıymet akmişe-i fâhireler bî-kıymet
bulunur
, lâkin her elvân mebrûm ibrişim gâyet zî-kıymetdir. Bâzâr günü olmak ile bu kap …
Ve cümle bin aded müzeyyen dükkânlardır kim cemî‘i zî-kıymet akmişe-i fâhireler bî-kıymet bulunur, lâkin her elvân mebrûm ibrişim gâyet zî-kıymetdir. Bâzâr günü olmak ile bu kapudan kal‘ayı bayraklar ile cümle müzeyyen edüp ol kadar toplar atdı kim her kadeh horilka içdikde bir top atardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47a ·
metinde göster ·