… ar cümle ervâh-ı enbiyâdır. Ve gerü safda cümle ervâh-ı evliyâ ve asfıyâdır. Ve
bunlar
ervâh-ı Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn, Ensâr ve Erbâb-ı Soffa ve şehîdân-ı deşt-i …
"Anlar cümle ervâh-ı enbiyâdır. Ve gerü safda cümle ervâh-ı evliyâ ve asfıyâdır. Ve bunlar ervâh-ı Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn, Ensâr ve Erbâb-ı Soffa ve şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ve asdıkâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a ·
metinde göster ·
On altıncı tılısmât: Yine Atmeydânı'nda yekpâre ve çâr-kûşe ahmer-gûn seng-i zenbûrî nakş-ı bûkalemûn mîldir kim Yanko ibn Mâdyân zamânında bir üstâd-ı kâmil kehene âlim-i âmil İslâmbol içre inkırâzu'd-devrân havâdisâtdan ne zuhûr edeceğin ve her pâdişâh asrında ne alâ’imât zâhir olacağın ilm-i nücûm kuvvetiyle mezkûr seng-i hârânın çâr-kûşesine rumûz [u]17b künûz ile cemî‘i ecnâs-ı mahlûkâtın tasâvîrlerin resm edüp bir âdem başına çizme geymiş yazılmışdır, ana işâretdir kim bir devlet gele, ayakda olan pespâye âdemlere söz değüp baş ola. Ve mücevvezeli âdemler sûreti var ve bostâncı külâhlı ve yeniçeri keçeli âdemler var, bunlar mutasarrıf olalar işâretin etmiş. Ve baykuşlar sûretin edüp harâb ola, alâmetin göstermiş. Ve niçe bin alâ’imât-ı acâyibâtlar dahi vardır kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a–17b ·
metinde göster ·
… tılısmâtları var idi. Hâlâ ameli 18a te’sîr edüp râyegân olan tılısmâtlar ki
bunlardır
, ve's-selâm.
Bu merkûm tılısmâtların emsâli cânib-i berre müte‘allik üç yüz altmış altı ibret-nümâ tılısmâtları var idi. Hâlâ ameli 18a te’sîr edüp râyegân olan tılısmâtlar ki bunlardır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17b–18a ·
metinde göster ·
… rd ve el-Hudeybe ve gazâ-yı Tebûk ve gazâ-yı el-Kazâ sefer olup bâ-sulh gazâlar
bunlardır
, ammâ sefer-i seriyye oldur kim Mücâhid [ü] Ensârdan biri serdâr-ı zafer-şi‘âr …
Meselâ gazâ-yı Vüddân ve Ebevâh ve Nevât ve el-Asîr ve Benî Selîm ve es-Sevîk ve Gatafân ve Bahrân ve Beni Kaynukâ‘ ve Hamrü'l-eşedd ve en-Nasîr ve Zâtü'r-Rikâ‘ ve Bedrü'l-ahîr ve Havkatü'l-cedel ve Benî Lihyân ve Zîkard ve el-Hudeybe ve gazâ-yı Tebûk ve gazâ-yı el-Kazâ sefer olup bâ-sulh gazâlar bunlardır, ammâ sefer-i seriyye oldur kim Mücâhid [ü] Ensârdan biri serdâr-ı zafer-şi‘âr olup otuz tokuz kerre ve dahi ziyâde sefer olmuşdur derler. Siğer kitâblarında mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19b ·
metinde göster ·
"İlâhî ma‘bedgâh-ı İslâm eyle" deyü hayr du‘âlar edüp deyr-i azîmin cânib-i erba‘asın seyr [ü] temâşâ ederken papas ve kıssîslerin tahrîkiyle fursat ganîmetdir, bunlar serdâr-ı Muhammedî'dir, hemân amân vermeyüp bunları kıralım deyüp cümle küffâr yek-dil [ü] yek-cihet olup asker-i İslâm'a hâb-ı hargûş verüp ziyâfetler ederek şehr-i Kostantînimizi seyr [ü] temâşâ edün diyerek askeri Âhûrkapu'ya der-kenâr olmuş kadırkalardan ba‘îd Edirnekapusu tarafına götürürken cânib-i erba‘adan niçe bin küffâr-ı hâksâr ümmet-i Muhammed üzre hücûm etdüklerinde derhâl cümle asker-i Urbân tîğ uryân edüp şehr-i Kostantîn içre bir ceng-i azîm edüp tarfetü'l-ayn içre Tekfur-ı bî-nûrun cünd-i murdârı dendân-ı tîğdan ve rumh-ı sinândan geçdiler. Ammâ asker-i İslâm deryâda katre-misâl azacık asker yine böyle iken üç sâ‘at-i nücûmî bin mikdârı muvahhidîn şehir içre ceng-i Alî ederlerken dam u bâmlardan ve baca ve revzen ve şâhnişînlerden muğ-pîçe ve avretler asker-i İslâmı zebûn edüp âhir ceng-i germâ-germ ile Eğrikapu nâm mahalle gelüp bâbı kal‘ edüp ve bevvâbân [u] nigâhbânların bi'l-cümle katl edüp Ebâ Eyyûb Eğrikapu'dan çıkarken anda taş ile mecrûh olup ol mahalde zahîr zahmetine dahi mübtelâ idi, ol bahâne ile günden güne ishâli müşted olup şehîd olduğun kal‘ada mahsûr olan küffârlar Ebâ Eyyûb'un şehâdetin istimâ‘ edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… ahrîkiyle fursat ganîmetdir, bunlar serdâr-ı Muhammedî'dir, hemân amân vermeyüp
bunları
kıralım deyüp cümle küffâr yek-dil [ü] yek-cihet olup asker-i İslâm'a hâb-ı har …
"İlâhî ma‘bedgâh-ı İslâm eyle" deyü hayr du‘âlar edüp deyr-i azîmin cânib-i erba‘asın seyr [ü] temâşâ ederken papas ve kıssîslerin tahrîkiyle fursat ganîmetdir, bunlar serdâr-ı Muhammedî'dir, hemân amân vermeyüp bunları kıralım deyüp cümle küffâr yek-dil [ü] yek-cihet olup asker-i İslâm'a hâb-ı hargûş verüp ziyâfetler ederek şehr-i Kostantînimizi seyr [ü] temâşâ edün diyerek askeri Âhûrkapu'ya der-kenâr olmuş kadırkalardan ba‘îd Edirnekapusu tarafına götürürken cânib-i erba‘adan niçe bin küffâr-ı hâksâr ümmet-i Muhammed üzre hücûm etdüklerinde derhâl cümle asker-i Urbân tîğ uryân edüp şehr-i Kostantîn içre bir ceng-i azîm edüp tarfetü'l-ayn içre Tekfur-ı bî-nûrun cünd-i murdârı dendân-ı tîğdan ve rumh-ı sinândan geçdiler. Ammâ asker-i İslâm deryâda katre-misâl azacık asker yine böyle iken üç sâ‘at-i nücûmî bin mikdârı muvahhidîn şehir içre ceng-i Alî ederlerken dam u bâmlardan ve baca ve revzen ve şâhnişînlerden muğ-pîçe ve avretler asker-i İslâmı zebûn edüp âhir ceng-i germâ-germ ile Eğrikapu nâm mahalle gelüp bâbı kal‘ edüp ve bevvâbân [u] nigâhbânların bi'l-cümle katl edüp Ebâ Eyyûb Eğrikapu'dan çıkarken anda taş ile mecrûh olup ol mahalde zahîr zahmetine dahi mübtelâ idi, ol bahâne ile günden güne ishâli müşted olup şehîd olduğun kal‘ada mahsûr olan küffârlar Ebâ Eyyûb'un şehâdetin istimâ‘ edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… da meğer İşpanya küffârından İslâmbol tekuruna üç yüz pâre gemi imdâda giderken
bunlara
Kazdağı nâm mahalde râst gelüp ceng-i azîm edüp küffâr mağlûp olacak mahalde ge …
Ve Galata kal‘asının ensesinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kulle-i serâmed binâ edüp ismini Medînetü'l-kahr kodı. İslâmbol tekuruyla bilâhire ol ahd üzre sulh etdi kim İslâmbol'un Eğrikapusu ve Edirnekapusu ve Sultân Selîm dağından Zeyrekbaşı dağına andan Unkapanı'na, andan tâ Ebâ Eyyûb-ı Ensârîkapusu'na varınca ümmet-i Muhammed girüp sâkin olalar. Ve Aşağı Mustafâ Paşa çârsûsunda Gül Câmi‘i binâ edüp Sirkeci tekyesini mahkeme-i şer‘-i mübîn edüp bir mahalle dahi Yedikulle kurbünde Kocamustafâpaşa yaylasına koyup bu ahd [ü] mîsâk üzre tekur-ı bî-nûr sulhu kabûl edüp beher sene ellişer bin altun harâc vermeğe ta‘ahhüd edüp bu şart üzre akd-i sulh olup ber-vech-i pîşin üç yıllık harâcı alup Ömer ibn Abdül‘azîz bir sene Galata'da meştâ edüp muhâfazada kalan ümmet-i Muhammed'lerin cemî‘i ma‘ûnetlerin görüp Süleymân bin Abdülmelik'i Galata kal‘asında serdâr bırağup Mesleme'yi kendüye başvezîr edüp tekfurdan üç yüz pâre gemi imdâd alup kendü gemileri ile cümle beş yüz pâre gemi ile cânib-i Arabistân'a giderken Boğaz'dan taşra Akdeniz sâhilinde Kazdağı nâm mahallere vardıkda meğer İşpanya küffârından İslâmbol tekuruna üç yüz pâre gemi imdâda giderken bunlara Kazdağı nâm mahalde râst gelüp ceng-i azîm edüp küffâr mağlûp olacak mahalde gerü İslâmbol tekurundan dahi yüz pâre gemi imdâd yetişüp asker-i İslâm iki kat dinc-â-dinc küffârın ortasında kalup bir neberd-i azîm olup semâda cümle kerrûbiyânlar reşk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
… ârsız, cebbâr kavmin zulm [ü] te‘addîlerinden bu şehir içre huzûr edemez olduk.
Bunlara
bir tedârük görmek gereksiz" deyü ilyana Kıral fermân edince ba‘zı mest [ü] med …
"Şehrimiz içre kırk elli bin Arab askeri tenâsül bulup günden güne ziyâde olup hadlerinden hâric evza‘ [u] etvâr etmeğe başladılar. Ve anların bunda sâkin olmaları sebebiyle bir kaç kerre muhâsaralar çeküp bu kadar mâl-ı hazâyinden ayrıldığımızdan mâ‘adâ her bâr bir alay ârsız, cebbâr kavmin zulm [ü] te‘addîlerinden bu şehir içre huzûr edemez olduk. Bunlara bir tedârük görmek gereksiz" deyü ilyana Kıral fermân edince ba‘zı mest [ü] medhûş-ı bâde-nûş kefere ve fecereler şarâb-ı bî-hicâb kıvâmıyla,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
Ba‘zı âkıbet-endîş munsıf keferecikler; "Gerçi biz
bunları
bunda kırarız ammâ anlar dahi Haleb ve Şâm'da rehin olan kıralzâdelerimiz ve bu …
Ba‘zı âkıbet-endîş munsıf keferecikler; "Gerçi biz bunları bunda kırarız ammâ anlar dahi Haleb ve Şâm'da rehin olan kıralzâdelerimiz ve bu kadar yüz bin üsârâlarımız kırarlar" deyü cevâb edince yine ba‘zı melâ‘în,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
… içre ümmet-i Muhammed mahsûr olup üç gün üç gece neberd-i azîm edüp âhir-i kâr
bunlar
dahi cümle hürr-i şehîd oldular. Ve ibâdullâhın niçe bini İslâmbol içre ba‘zı c …
Ve niçe bin ibâdullâhı Cübbealîkapusu kurbünde kırup şehîd edüp cesed-i latîfleri hâk-âlûd olup âsûde oldular. Ve bir fırkası dahi Yedikulle kurbünd[e] Kocamustafâpaşa mahallinde Hârûnu'r-Reşîd'in bir sığır postu dilimi cirminde binâ etdüği kal‘a içre ümmet-i Muhammed mahsûr olup üç gün üç gece neberd-i azîm edüp âhir-i kâr bunlar dahi cümle hürr-i şehîd oldular. Ve ibâdullâhın niçe bini İslâmbol içre ba‘zı câ-yı menâs zann etdükleri yere giderken küffâr-ı bed-girdâr bunları buldukları yerde şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
Ve niçe bin ibâdullâhı Cübbealîkapusu kurbünde kırup şehîd edüp cesed-i latîfleri hâk-âlûd olup âsûde oldular. Ve bir fırkası dahi Yedikulle kurbünd[e] Kocamustafâpaşa mahallinde Hârûnu'r-Reşîd'in bir sığır postu dilimi cirminde binâ etdüği kal‘a içre ümmet-i Muhammed mahsûr olup üç gün üç gece neberd-i azîm edüp âhir-i kâr bunlar dahi cümle hürr-i şehîd oldular. Ve ibâdullâhın niçe bini İslâmbol içre ba‘zı câ-yı menâs zann etdükleri yere giderken küffâr-ı bed-girdâr bunları buldukları yerde şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
bir kılıç urmuşdur kim yine küffârın tevârîhleri üzre üç kerre yüz bin küffâr s …
Muhâsara-i tasi‘-i Makdonya-yı Kostantıniyye: Bâlâda tahrîr olunan hâdise-i kübrâ[dan] bir sene ubûr edüp üçüncü senesinde yine Hârûnu'r-Reşîd hûn-ı Ashâb-ı güzîni Rûm kâfirlerinden taleb etmek içün yer götürmez deryâ-misâl asker ile Bağdâd-ı dâd-âbâddan hurûc edüp kat‘-ı menâzîl ederek kal‘a-i Malatıyye'ye gelüp Ca‘fer Gâzî kim Seyyid Battâl'dır, Hârûnu'r-Reşîd anı yüz yetmiş bin cüyûş-ı muvahhidîn ile Kostantıniyye üzre talî‘a-ı asker edüp Battâl Gâzî Rûm'a gitmede. Hârûnu'r-Reşîd dahi akîb-i askere kafâdâr dündâr olup menâzil kat‘ ederek İslâmbol'un boğazın alup gelen gemileri ahz [ü] kabz edüp cümle asker ile karşu İslâmbol tarafına geçüp cânib-i erba‘ayı nehb [ü] gâret ederek İslâmbol'u muhâsara edüp mahsûr olan küffâra zâd [ü] zevâd(a) gelmemek ile cümlesi cû‘undan amân ile taşra çıkınca Hârûn küffâra aslâ amân vermeyüp Seyyid Battâl Gâzî bunlara bir kılıç urmuşdur kim yine küffârın tevârîhleri üzre üç kerre yüz bin küffâr seyf-i âteş-tâbdan geçdi ve yetmiş bin esîr nüfûs-ı müte‘addid cân kayd [ü] bend olup guzât-ı müslimîn ol kadar mâl [u] menâl ile muğtenim olup götürmede âciz olup âhir bin pâre gemiye bu kadar mâl-ı hazâyini mâl-â-mâl edüp Haleb iskenderûnu'na gönderdiler. Ol mahalde Tekur Yağfûr-ı bî-nûr kıral-ı dâll idi, dest-ber-kafâ la‘în esîr olup der-akab emîrü'l-mü’minîn önüne getirüp ol ân halîfe amân vermeyüp kıralı Ayasofya çanlığına berdâr 23a etdiler. Ve cümle asâkir-i İslâm mâl-ı ganâyimle diyâr-ı Bağdâd'a gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22b–23a ·
metinde göster ·
zamân-ı sa‘âdetlerinde yetmiş yedi kibâr-ı evliyâullâh alem-i Resûlullâh tahtın …
Andan oğlu Orhân Gâzî müstakil beğ oldu. Bunların zamân-ı sa‘âdetlerinde yetmiş yedi kibâr-ı evliyâullâh alem-i Resûlullâh tahtında hâzır olup himmetleri ile niçe bin feth [u] fütûhâtlar etdiler. Yine bunların zamân-ı hilâfetinde cedd-i izâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed Yesevî hazretleri Horasân'dan halîfesi olan Hacı Bektaş-ı Velî'yi üç yüz fukarâsıyla sâhib-i seccâde edüp def ü kudüm ve alem ü çırâğ verüp "Var Orhân Beğ ile Rûm fâtihi ol ya Bektaş" deyü nefes edüp Hacı Bektaş-ı Velî üç yüz er ile Horasân'dan Orhân Gâzî'ye gelüp mülâkât olduğu gibi Bursa üstüne gelüp feth etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23b ·
metinde göster ·
Andan oğlu Orhân Gâzî müstakil beğ oldu. Bunların zamân-ı sa‘âdetlerinde yetmiş yedi kibâr-ı evliyâullâh alem-i Resûlullâh tahtında hâzır olup himmetleri ile niçe bin feth [u] fütûhâtlar etdiler. Yine bunların zamân-ı hilâfetinde cedd-i izâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed Yesevî hazretleri Horasân'dan halîfesi olan Hacı Bektaş-ı Velî'yi üç yüz fukarâsıyla sâhib-i seccâde edüp def ü kudüm ve alem ü çırâğ verüp "Var Orhân Beğ ile Rûm fâtihi ol ya Bektaş" deyü nefes edüp Hacı Bektaş-ı Velî üç yüz er ile Horasân'dan Orhân Gâzî'ye gelüp mülâkât olduğu gibi Bursa üstüne gelüp feth etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23b ·
metinde göster ·
bu hâlde görüp dahi ziyâde takviyet bulup içeriden taşra firâr eden keferelere …
"Bir yanından kaht [u] galâ, bir yanından âsumânî bârân-ı belâ, bir yanından Türk-i vâveylânın gelişi ve yürüyüşü bizi helâk etdi" deyü her biri birer tedârük ile nihânîce kal‘anın rahnedâr olan yerlerinden asâkir-i İslâm tarafına amân deyü firâr etmeğe başladılar. Asker-i İslâm bunları bu hâlde görüp dahi ziyâde takviyet bulup içeriden taşra firâr eden keferelere ri‘âyet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
şerefiyyetine Unkapanı'nın iç yüzünde bir câmi‘ inşâ etmişdir kim hâlâ Sağrıcıl …
"Kum yâ gâfilûn" deyü guzât-ı müslimîni âgâh etdüğiyçün Horos Dede derlermiş. Merhûm dedemiz {Yavuz Er} gâyet mu‘tekidi olmağile bunların şerefiyyetine Unkapanı'nın iç yüzünde bir câmi‘ inşâ etmişdir kim hâlâ Sağrıcılar {çârsûsu} içinde Yavuz Er câmi‘i ve mahallesi derler. Ba‘dehu Horosî Dede tâ ömrü âhir olunca Horoskapusu dibinde merhûm olup merhûm dedemiz Unkapanıkapusu hâricinde şâhrâh üzre bir soffada defn edüp cenbinde bir âbdesthâne muslukları edüp hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
Hemân beriden iki yüz pâre firkate ve kayıklar içre Okmeydânı'ndan gelen guzât-ı müslimîn gemilere girüp salpa demir, avanta kürek, ribaça gemir edüp bir baş on pâre kalyonlara ve on pâre balkarmata kadırgalara cümle guzât-ı müslimîn zenbûr-ı asel, kovana üşer gibi üşüp kıçdan ve başdan ankebût-vâr resenbâzlık edüp kâfir keştîlerine mâl-â-mâl olurlar. Küffâr ise emn [ü] emâna dâhil olduk, bunlar istikbâlimize geldi zan edüp aslâ dest-dırâzlık etmeyüp âsûde dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27b ·
metinde göster ·
lisânında sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olup keştî içre olan küffârları dest-ber-ka …
Görseler kim bunların lisânında sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olup keştî içre olan küffârları dest-ber-kafâ kayd [u] bend etmeğe başlayup cemî‘i mâl [u] erzâkların gâret etmeğe başlarlar. Hemân küffâr lisânlarınca "ki parlari" der, ya‘nî "nişleyüp ne söylersiz" der. Guzât dahi "parlamazız bütün alırız" derler. Kâfir gördü kim bunlar Türk askeri bir tâ‘ûndur kim gemileri içre girmişler, âlat-ı silâha el kaldırmağa iktidârları yok. Ve limana girdikde şâdumân içün cemî‘i top u tüfenglerin atmış bulundular. Âhir "zanca Türk" deyüp cümle giriftâr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27b ·
metinde göster ·
… ne söylersiz" der. Guzât dahi "parlamazız bütün alırız" derler. Kâfir gördü kim
bunlar
Türk askeri bir tâ‘ûndur kim gemileri içre girmişler, âlat-ı silâha el kaldırma …
Görseler kim bunların lisânında sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olup keştî içre olan küffârları dest-ber-kafâ kayd [u] bend etmeğe başlayup cemî‘i mâl [u] erzâkların gâret etmeğe başlarlar. Hemân küffâr lisânlarınca "ki parlari" der, ya‘nî "nişleyüp ne söylersiz" der. Guzât dahi "parlamazız bütün alırız" derler. Kâfir gördü kim bunlar Türk askeri bir tâ‘ûndur kim gemileri içre girmişler, âlat-ı silâha el kaldırmağa iktidârları yok. Ve limana girdikde şâdumân içün cemî‘i top u tüfenglerin atmış bulundular. Âhir "zanca Türk" deyüp cümle giriftâr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27b ·
metinde göster ·
… ca Mustafâ Çelebi'yi getirdüp müşâvere-i tâm ederlerdi. Ve ne cânibe sefer olsa
bunlar
tahtırevânlar ile gazâya giderlerdi.
Ol pîr, yeniçeriyân dergâh-ı âlîsinin baş kâtibi idi. İsmine Sukemerli Koca Mustafâ Çelebi derlerdi. Anlar mezkûr Fransa kıralı kızının akrabâlarından olduğu muhakkak idi kim her bâr anlara Fransa kıralından hedâyâ gelüp âlem-i sabâvetimizde hakîre ba‘zı eşkâl-i garîbe tasâvîrler bağışlardı. Anlar bir pîr-i fânî olmuşlar 28b idi. Hattâ bir müşâvere olsa huzûr-ı pâdişâha cümle vüzerâ ve vükelâ vardıkda "kocalar gelsin" deyü ibtidâ Seğitvar altında Süleymân Hân merhûm olup asâkir-i İslâmın haberi yok iken vezîr-i a‘zam olan Sokullu Mehemmed Paşa'nın re’yiyle Süleymân Hân'ın na‘şın taht üzre koyup bol hil‘atın ardından ellerini hareket etdiren Silâhdâr Kuzu Alî Ağa'yı müşâvereye da‘vet ederlerdi. Andan Rikâbdâr Gülâbî Ağa'yı, andan Zeyrekbaşı'nda sâkin Matbah Emîni Abdî Efendi'yi, andan hakîrin pederini, andan mezkû[r] Sukemerli Koca Mustafâ Çelebi'yi getirdüp müşâvere-i tâm ederlerdi. Ve ne cânibe sefer olsa bunlar tahtırevânlar ile gazâya giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a–28b ·
metinde göster ·
"İşte pâdişâhım İslâmbol'un elli günde feth olmasına bâ‘is
bunlar
idi kim hikmetullâh ile İslâmbol'un fethini ellinci günde ricâ edüp ol gün rûh …
"İşte pâdişâhım İslâmbol'un elli günde feth olmasına bâ‘is bunlar idi kim hikmetullâh ile İslâmbol'un fethini ellinci günde ricâ edüp ol gün rûh teslîm eden bu mecâzibûndur kim mukaddemâ pâdişâhımı âgâh etmişdik" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
cellâdlar ve kırbac ve tâziyâneler vardır ammâ falaka deyenekleri yokdur. Lâkin …
Onuncu hâkim: Subaşıdır. Gerçi bunlarda cellâdlar ve kırbac ve tâziyâneler vardır ammâ falaka deyenekleri yokdur. Lâkin mazannaları olduğu kimesneleri kayd [u] bend etmeğe ve mahkeme nâ’ibiyle ba‘zı hânedânları basmağa me’mûrlardır. Ve her katl etdüklerin izn-i şer‘ile salb [u] siyâset ederler. Mısra‘-ı münâsib:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
şer‘-i Resûl-i mübînin tarafından İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde kırk mah …
Ve On dördüncü hâkim: Erba‘în'dir. Bunlar şer‘-i Resûl-i mübînin tarafından İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde kırk mahkeme vardır. Anlar hâkim-i erba‘îndirler. Bunlar dahi ta‘zîr ve hapishâne sâhibleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
… l'un dörd mevleviyyet yerinde kırk mahkeme vardır. Anlar hâkim-i erba‘îndirler.
Bunlar
dahi ta‘zîr ve hapishâne sâhibleridir.
Ve On dördüncü hâkim: Erba‘în'dir. Bunlar şer‘-i Resûl-i mübînin tarafından İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde kırk mahkeme vardır. Anlar hâkim-i erba‘îndirler. Bunlar dahi ta‘zîr ve hapishâne sâhibleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
… r‘ile salb [u] siyâset hâkimleri değildir. Ancak tarîkat hâkimleridir. Seyecî’ü
bunlar
dahi mufassalen tahrîr olunur, ve's-selâm.
Netîce-i kelâm eyâlet-i İslâmbol'un dörd mevleviyyetinde kadı ve subaşılar cümlesi hatt-ı şerîf ile bin iki yüz hâkimdir kim kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Anlardan gayrı dörd mevleviyyet yerde yüz elli esnâfın dahi zâbit ü hâkimleri vardır ammâ emr-i hâkim ile ve izn-i şer‘ile salb [u] siyâset hâkimleri değildir. Ancak tarîkat hâkimleridir. Seyecî’ü bunlar dahi mufassalen tahrîr olunur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b ·
metinde göster ·
… başın mecrûh edüp semmûr kürkün pâre pâre eder. Cemâ‘at-i kebîrenin bir haylisi
bunların
mâbeynlerin fasl edüp giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından bir hatve …
"Bire var âdem, bizi kendi hâlimize koy. Biz senin dediğin âdem değiliz" deyü niçe gûne elfâz-ı yâve ve niçe kerre şütûm-ı dilâzârlıklar eder, yine Gülâbî Ağa sipâhın eteğin elinden komayınca sipâh Gülâbî Ağa'ya bir pergâr çevirüp bir kaç yerde başın mecrûh edüp semmûr kürkün pâre pâre eder. Cemâ‘at-i kebîrenin bir haylisi bunların mâbeynlerin fasl edüp giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından bir hatve ba‘îd olmayup ricâ ve minnet etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
ikisi lecc [ü] cidâl ederek Ayasofya'nın hâcethânelerine gelince sipâh bir kazâ …
Bunlar ikisi lecc [ü] cidâl ederek Ayasofya'nın hâcethânelerine gelince sipâh bir kazâhâneye girirken Gülâbî Ağa'ya sehel te’hîr eyle deyüp sipâh hâcethâneye girince Gülâbî Ağa kapuyu alup bekler. Ân-ı sâ‘atden taşra bir siyâh meşinli, çuka dolamalı, beli bıçaklı ve gümüş zencîrli ve burma sarıklı bir yeniçeri maryolu kıyâfet bir yeniçeri âşcısı çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
… de olup içeriden bir zengî-sıfat şütür-leb bir abûsü'l-vech bir Arab zâhir olup
bunlar
kapudan içeri girince hemân zengî Arab Gülâbî Ağa'yı bâzûsundan berk yapışup hâ …
deyü ol tenhâ mahalde bir künc-i muzlimde bir mülevves sidikli kapuya gelüp yeniçeri dakk-ı bâb edince bâb küşâde olup içeriden bir zengî-sıfat şütür-leb bir abûsü'l-vech bir Arab zâhir olup bunlar kapudan içeri girince hemân zengî Arab Gülâbî Ağa'yı bâzûsundan berk yapışup hâne içine nîm elma-misâl atar. Hemân Gülâbî Ağa'nın aklı başına gelüp cümle hâzırûna,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
… lma demedim mi?" deyü cevâb eder. Hemân yine karşu tarafdan iki âdem zâhir olup
bunları
bir arslan kovarak meydâna getirüp âdemin biri şeyhin ardında pinhân olup halâs …
"Refîk, mukayyed olma demedim mi?" deyü cevâb eder. Hemân yine karşu tarafdan iki âdem zâhir olup bunları bir arslan kovarak meydâna getirüp âdemin biri şeyhin ardında pinhân olup halâs olur. Birisini arslan paralayup tenâvül eder. Yine Gülâbî Ağa su’âl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
dahi ana kıyâs edüp üç gün[den] berü aç âdem meyhâne ta‘âmına girüp def‘-i cû‘ …
Fakîr Gülâbî bunları dahi ana kıyâs edüp üç gün[den] berü aç âdem meyhâne ta‘âmına girüp def‘-i cû‘ eder. Ammâ yine bu harâbâtî erenlerine hüsn-i zan edüp bunlardan istimdâd taleb eder. Âhir vakt-i gurûb karîb olup Galata'dan bir kayığa süvâr olup Unkapanı cânibine ubûr edüp Gülâbî Ağa'ya bir desti şarâb verüp yükledirler. Bu dahi beni imtihândır deyü i‘tikâd ile bir desti şarâb ile vakt-i gurûbdan sonra bir tenhâ sokakda Gülâbî Ağa'nın başından destârın, eyninden semmûr lepâçesin alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38b ·
metinde göster ·
… a‘âmına girüp def‘-i cû‘ eder. Ammâ yine bu harâbâtî erenlerine hüsn-i zan edüp
bunlardan
istimdâd taleb eder. Âhir vakt-i gurûb karîb olup Galata'dan bir kayığa süvâr o …
Fakîr Gülâbî bunları dahi ana kıyâs edüp üç gün[den] berü aç âdem meyhâne ta‘âmına girüp def‘-i cû‘ eder. Ammâ yine bu harâbâtî erenlerine hüsn-i zan edüp bunlardan istimdâd taleb eder. Âhir vakt-i gurûb karîb olup Galata'dan bir kayığa süvâr olup Unkapanı cânibine ubûr edüp Gülâbî Ağa'ya bir desti şarâb verüp yükledirler. Bu dahi beni imtihândır deyü i‘tikâd ile bir desti şarâb ile vakt-i gurûbdan sonra bir tenhâ sokakda Gülâbî Ağa'nın başından destârın, eyninden semmûr lepâçesin alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38b ·
metinde göster ·
… tabaka vardır. Ve niçe bin âsâr-ı maslûbât âvîzeler ile müzeyyen bir câmi‘dir.
Bunlardan
gayrı câmi‘ içre bir alâmet yokdur.
Ve kubbe etrâfında leyle-i mübârekelerde kanâdîller çerâğân edecek bir kat tabaka vardır. Ve niçe bin âsâr-ı maslûbât âvîzeler ile müzeyyen bir câmi‘dir. Bunlardan gayrı câmi‘ içre bir alâmet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… emmed Hân'a dâmâd olup Eski Sarây'dan bir köşesin bulup Sultân Bâyezîd kurbünde
bunlara
bir Sarây-ı cedîd binâ olundu. Hattât olmağile mushaf-ı şerîf kitâbet edüp anın …
Vezîr Dâmâd Ferhâd Paşa: Şehzâde Mehemmed Hân'a dâmâd olup Eski Sarây'dan bir köşesin bulup Sultân Bâyezîd kurbünde bunlara bir Sarây-ı cedîd binâ olundu. Hattât olmağile mushaf-ı şerîf kitâbet edüp anın ile kifâf-ı nefs edinüp bir mushafı Bâyezîd Hân türbesindedir hâlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47b ·
metinde göster ·
Cemâlîzâde Mustafâ Çelebi: Ebyât [u] eş‘ârında ve sâ’ir te’lîfâtlarında
bunlar
"Nişâncı" tahallüs eder. Tosya'da Celâl nâm bir kadının oğludur. Defterdâr idi. …
Cemâlîzâde Mustafâ Çelebi: Ebyât [u] eş‘ârında ve sâ’ir te’lîfâtlarında bunlar "Nişâncı" tahallüs eder. Tosya'da Celâl nâm bir kadının oğludur. Defterdâr idi. Fenn-i tevârîhde Tabakâtü'l-Memâlik ve Kânûnnâme bunlarındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 48b ·
metinde göster ·
… adının oğludur. Defterdâr idi. Fenn-i tevârîhde Tabakâtü'l-Memâlik ve Kânûnnâme
bunlarındır
.
Cemâlîzâde Mustafâ Çelebi: Ebyât [u] eş‘ârında ve sâ’ir te’lîfâtlarında bunlar "Nişâncı" tahallüs eder. Tosya'da Celâl nâm bir kadının oğludur. Defterdâr idi. Fenn-i tevârîhde Tabakâtü'l-Memâlik ve Kânûnnâme bunlarındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 48b ·
metinde göster ·
kim zikr olunur: Sancağ-ı Sofya paşanın tahtıdır. Livâ-i Köstendil, livâ-i İske …
Sancakları bunlardır kim zikr olunur: Sancağ-ı Sofya paşanın tahtıdır. Livâ-i Köstendil, livâ-i İskenderiyye, livâ-i Tırhala, livâ-i Ohri, livâ-i Avlonya, livâ-i Delvinye, livâ-i Yanya, livâ-i Elbasan, livâ-i Çirmen, livâ-i Selânik, livâ-i Üsküb, livâ-i Dukagin, livâ-i Vidin, livâ-i Alacahisâr, livâ-i Prizrin, livâ-i Vuçitrin, livâ-i Sağ-kol, livâ-i Sol-kol. {Ammâ} livâ-i Silisre ve Nigebolı ve Kırk Kilise ve Bender ve Akkirman ve Özi ve Kılburun sancakları Rûmeli'nden ifrâz olup Karadeniz sâhilindeki kurâ ve kasabâtlar muhâfazasıyçün Silisre eyâlet olup başka vezâret olmuşdur. 50b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50a–50b ·
metinde göster ·
kim zikr olunur: Livâ-i Sarhan, livâ-i Aydın, Kastamonu, Hudâvendigâr, Bolu, Me …
Sancakları bunlardır kim zikr olunur: Livâ-i Sarhan, livâ-i Aydın, Kastamonu, Hudâvendigâr, Bolu, Menteşa ve Ankara ve Karahisâr-ı Sâhib, Tekeeli, Kânkırı, Hamîd, Sultânönü, Karesi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50b ·
metinde göster ·
: Livâ-i Misistre ve livâ-i Manya ve livâ-i Koron beği bir pâre kadırgaya mâlikd …
[Sancakları bunlardır]: Livâ-i Misistre ve livâ-i Manya ve livâ-i Koron beği bir pâre kadırgaya mâlikdir ve livâ-i Ayamavra beği bir pâre kadırgaya mâlikdir [ve] livâ-i Anapolya beği iki pâre kadırga ile sefer eşerler. Ba‘zı cezîrelerde re‘âyâları vardır, kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Ammâ cezîre-i Sakız sancağı ve Nakşe sancağı ve Mehdiyye sancağı bu üç sancak sâlyâne ile zabt olup kapudan paşa hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50b ·
metinde göster ·