sene (---) târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ binâ etmişdir. Leb-i deryâda bir düz vâs …
Bunu dahi sene (---) târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ binâ etmişdir. Leb-i deryâda bir düz vâsi‘ zemînde şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîn kal‘a-i üstüvârdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
cümle atlar ile yeldirüp kenarı bir çemenzâr yer olmağıla anda meks olundu. Lâk …
Menzil-i kenar-ı Nehr-i Süd: Bunu dahi cümle atlar ile yeldirüp kenarı bir çemenzâr yer olmağıla anda meks olundu. Lâkin çatak ve batak u sazlı yatak yer olmağıla yüz mikdârı at ve elli esîr gark-ı âb oldu. Bu ehr-i Süd dahi Moskov diyârının cânib-i garbîsinde Gürleviçse nâm şehr-i azîmin ve kal‘a-i kadîmin dağlarından cem‘ olup bu mahalde Azak bahrine mahlût olur. Ammâ bakır ve gümüş ma‘denlerine uğramak ile süd gibi beyâz-levn olduğundan ismine Süd suyı derler. Kanlı sudur, bu dahi bî-nef‘ sudur ve nûş edenlerin ekseriyyâ boğazlarında urları olur. Ammâ bu nehrin tarafeyninde yetmiş pâre ma‘mûr [u] âbâdân ve metîn kal‘aları vardır. Lâkin cümlesi Tatar havfinden âcizlerdir. Kırım'dan haftada bir iki kerre beş baş çetecileri bu kal‘a altına seğirdüp şikâr alıp Kırım'a mâl-ı ganâ’imle vâsıl olurlar. Ve bu mezkûr kal‘alar cümle Moskov'a tâbi‘lerdir. Ve bu nehr-i Süd kenarından yine kalkup bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263a ·
metinde göster ·
yüz bin renc [u] anâ ile şiddet-i şitâ ile yeldirüp cümle silâhları tulumlara k …
Nehr-i Muş: Azîm sudur, bunu dahi yüz bin renc [u] anâ ile şiddet-i şitâ ile yeldirüp cümle silâhları tulumlara koyup karşu tarafında sehl meks olundu. Zîrâ asker geçmede usret çekildi. Bir âb-ı hayât sudur. Nehr-i Tün gibi ve nehr-i Turla ve nehr-i Tuna gibi bunda dahi latîf morina ve mersin balıkları olur ve çığa ve uştuka balıkları gâyet lezîz olur. Bu nehr dahi diyâr-ı Moskov'un şîmâlinde (---) dağlarından cem‘ olup bu mahalde Bahr-i Azak'a mahlût olur. Cümle asker bu nehri ubûr edüp andan kûs-i rıhletler çalınup yola revâne olduğumuz mahalde üç arşın kar yağdı ve ol gice Deşt-i Kıpçak'da kar üzre meks edüp ertesi gün ale's-sabâh dipi ve boran çekerek 16 sâ‘at yürüyüp yine Deşt-i Kıpçak'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263a ·
metinde göster ·
… âhı olmağıla gâyet ma‘mûr u âbâdân şehr-i Merend, mânend-i gülistân imiş. Lâkin
bunu dahi
Gâzî Murâd Hân, kızılbaşa rağmen harâb u yebâb, hânelerin türâb idelden berü he …
Evsâf-ı bâğ-ı İrem'e mânend şehr-i Merend Taht-ı Hân-ı Elvend : Azerbaycân şehirlerinden başka sultânlıkdır kim biri nöker-i şerefgere mâlikdir. Kadısı, kelenteri, münşîsi ve darûgası ve dizçöken ağası vardır. Tebrîz'e on dörd fersah karîbdir. Mâbeynehümâsında aslâ arz-ı hâliyesi yokdur. Serâpa gül-i gülistân [ve] bâğ [u] bostân ile müzeyyendir. Bu şehr-i Merend, şehr-i Tebrîz'in cânib-i şarkîsinde vâki‘ olmuşdur. Kadîm-i eyyâmda Azerbaycân pâdişâhlarından Şahruh ibn Tîmur'un saydgâhı olmağıla gâyet ma‘mûr u âbâdân şehr-i Merend, mânend-i gülistân imiş. Lâkin bunu dahi Gâzî Murâd Hân, kızılbaşa rağmen harâb u yebâb, hânelerin türâb idelden berü henüz imâr olup üç bin kadar hâne-i "İreme zât"ı ve yedi câmi‘i ve üç hânı ve beş hammâmı ve altı yüz ma‘dûd dekâkînleri var, ammâ bezzazistânı ve medâris [ü] mekteb-i tıflân-ı ebced-hânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 297a ·
metinde göster ·
Kend-i Esfeh: Bunu dahi güzer edüp kend-i Sa‘îd-âbâd; Şâh Tahmasb asrında Vezîr Sa‘îd imâr etdiğiyçün Sa‘îd-âbâd derler. Sene (---) târîhinde Süleymân Hân Bağdâd'a giderken harâb edüp Murâd Hân inhidâmından halâs olmuş bâğ-ı behişt hıyâbân içre iki bin hâneli ve yedi câmi‘li ve hân [u] hammâmlı ve esvâk-ı şâhlı kend-i mu‘azzamdır. Bunda bir şeb mihmân olup ertesi cânib-i kıbleye 7 sâ‘at gidüp (---),
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305a ·
metinde göster ·
… sene (---) târîhinde kayser-i Rûm binâsıdır. Ba‘dehû Hazret-i Ömer hilâfetinde
bunu dahi
Ubeyde ibn Cerrâh emân ile feth edüp yine küffâr istîlâ edüp ba‘dehû feth-i sân …
İbtidâ bânîsi ma‘lûmum değildir ammâ sene (---) târîhinde kayser-i Rûm binâsıdır. Ba‘dehû Hazret-i Ömer hilâfetinde bunu dahi Ubeyde ibn Cerrâh emân ile feth edüp yine küffâr istîlâ edüp ba‘dehû feth-i sânîsi Hazret-i Hâlid ibn Velîd'indir. Ba‘dehû Mısır halîfelerinden Sultân Gavrî destinde iken sene 922 târîhinde ahâlî-i kal‘a debdebe-i Âl-i Osmân'ı görüp Hazret-i Osmân'ın hatt-ı şerîfiyle Kelâm-ı İzzet'i ve miftâh-ı kal‘a[yı] Selîm Şâh-ı Evvel'e teslîm edüp cemî‘i tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf u müsellem oldular. {Sene 799 târîhinde Timur-ı bî-nûr dahi Şâm'ı harâb etmeğe gelirken bu Hımıs şehrin Hazret-i Osmân Kelâm-ı İzzet'i sebebiyle afv edüp harâb etmemişdi. Ba‘dehû Selîm Hân tahrîrinde bu Hımıs şehri İhtimânoğluna sancak tahrîr olunup Tarablus Şâm eyâletinde hâlâ sancak beği tahtıdır. Hâs-ı hümâyûnu 220.290 akçedir. Erbâb-ı ze‘âmeti 5 ve erbâb-ı timarı 169. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Beğinin askeriyle ve cümle erbâb-ı timarın cebelü askeriyle iki bin asker olup sefer eşerler ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Lâkin çölistânda olmağıla nevâhîlerin Urbân-ı Arabân harâb etmişdir. Sipâh kethüdâyeri yokdur. Lâkin Şâm yeniçerisi serdârı vardır ve mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı vardır. Muhtesibi ve şehir nâîbi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27a ·
metinde göster ·
… asırda bir kral-ı dâl ismiyle müsemmâ bir şehr-i zîbâ imiş. Dest-i Ceneviz'den
bunu dahi
Yıldırım Hân feth etmişdir. Ba‘dehû kal‘asın küffâr yine istîlâ etmesin içün hâ …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bir hevâdâr zemin-i mahsûldâr olmak ile Sarı Saltık Sultân, ya‘nî Muhammed Buhârî Saltık Bay hazretleri bu mahalde fukarâlarıyla zirâ‘at edüp mahsûlün bu mahalde harman edüp ismine Kara Harman deyü nefes etmişlerdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur ammâ zamân-ı keferede bender şehr-i kadîm olup Bulgarca ismine (---)(---) derlermiş. Ol asırda bir kral-ı dâl ismiyle müsemmâ bir şehr-i zîbâ imiş. Dest-i Ceneviz'den bunu dahi Yıldırım Hân feth etmişdir. Ba‘dehû kal‘asın küffâr yine istîlâ etmesin içün hâke beraber harâb [u] yebâb, hânelerin türâb etmişdir. Ba‘dehû Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında bu mahalde Kazak-ı Ak mazarratı def‘ içün bir cây-ı me’men lâzımdır, deyü fermân-ı Murâd Hân ile sene (---) târîhinde Kapudan Receb Paşa donanma-yı hümâyûn ile bu Karaharman limanına lenger atup a‘yân-ı vilâyet re’yiyle nehr-i Tuna arkı Karadeniz'e munsab olduğu mahalde du‘â vü hayr-ı sezâ ile bu kal‘a essâsına bezl-i ihtimâm-ı tâm edüp vakt-i şitâ ermeden deryâ-misâl asker ve niçe bin ummâl u bennâ ile üç ayda kal‘a itmâm bulup cemî‘i âlet-i mühimmât [u] levâzımâtın ve dizdârı ve üç yüz aded levendâtın ve yedi aded balyemez topların ve cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusuyla sûr-ı metîni itmâm edüp miftâhların ve derûn-ı kal‘ada Sultân Murâd Hân câmi‘i miftâhın Sultân Murâd Hân'a gönderüp Şeh Murâd mübârek-bâd deyüp dilşâd oldu. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i pür-nûr, derûn-ı kal‘ada ahâlîsi mesrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126a ·
metinde göster ·
… h olunmuş kâmil elli gûne hoş-âb geldi kim her birinin vasfında lisân kâsırdır.
Bunu dahi
paşa ve hân ve sâ’ir ağavât-ı a‘yân hora geçirüp yine başka gûne leğen ve ibrik …
Andan yine gayrı libâs-ı fâhire ile mülebbes elli aded bedr-i münîr mehpâre gulâmların destlerinde elli aded kâse-i ibret-nümâ içre Şâm'ın kand-i hamevî nebâtıyla tabh olunmuş kâmil elli gûne hoş-âb geldi kim her birinin vasfında lisân kâsırdır. Bunu dahi paşa ve hân ve sâ’ir ağavât-ı a‘yân hora geçirüp yine başka gûne leğen ve ibrikler gelüp bunlar cümle zer nişânlı mücevher fağfûrîler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230b ·
metinde göster ·
… nın kifâf-ı nefsleri kârıdır. Kâfire müyesser değildir. Biri dahi ok yaydır kim
bunu dahi
kâfiristânda taklîd edüp yapamazlar ve yapsalar bi-emrillah başların dutduramaz …
Ammâ ki Engürü'de medfûn Hazret-i Hacı Bayrâm-ı Velî'nin kendi kârı te’lîfi olmağile fukarâlarının kifâf-ı nefsleri kârıdır. Kâfire müyesser değildir. Biri dahi ok yaydır kim bunu dahi kâfiristânda taklîd edüp yapamazlar ve yapsalar bi-emrillah başların dutduramazlar ve asla ok atamazlar. Zîrâ sünnet-i Resûlullah'dır. Hatta Hazret-i Alî'den menkûldür kim "Yâ Resûlullah biz cennetde nişleriz?" deyü su‘âl ederler. Resûl-i kibriyâ buyururlar kim "Ayş u nûş ederiz. Hûri ve gılmânlar ile güleş ederiz ve yay ile ok atarız." buyurmuşlar. İmdi ok yay böyle mübârek silâh-ı Resûl olduğundan kâfire müyesser olmamışdır. Ve bu Bitlîs sahtiyânının rengârengi gibi kâfire müyesser olup taklîd idememişlerdir. Zîrâ Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân Evhadullah'ın kârıdır kim Bitlîs şehrine mahsûsdur. Gayri İslâm diyârlarında dahi böyle elvân sahtiyân-ı gûnâ-gûn olmak ihtimâli yokdur. Memdûh kârından biri dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
… ne benzemez. Her biri birer tarz-ı tuhaf ve mücevher kemerler idi. Paşa-yı âdil
bunu dahi
pinhân edin, dedi. Andan sonra bir sandûka-i azîm dahi getirdiler. İçinde niçe …
Ve bir sandûkda dahi niçe aded altun ve gümüş bilezik ve halhal u tavk u sorguç ve istefan u kenkere ve tac ve arakiyye ve mengûş-i lü’lü ve gûnâ-gûn askılar ve gerden kıskılar ve tâc-ı âvîzeleri ve gûnâ-gûn mücevher heykeller ve bazûbend-i mufattallar ve kâmil doksan aded cevâhirli murassa‘ kuşaklar çıkdı kim her biri birer Rûm harâcı değer. Ammâ cümle zenâne kemerleri kim asla biri birine benzemez. Her biri birer tarz-ı tuhaf ve mücevher kemerler idi. Paşa-yı âdil bunu dahi pinhân edin, dedi. Andan sonra bir sandûka-i azîm dahi getirdiler. İçinde niçe bin münakkaş destmâl pîşkîrler ve destehânlar ve destâr örtüleri ve perde-i zenbûrîler içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278a ·
metinde göster ·
… seyin Paşa'ya sadâret-i uzmâ verildi ammâ kula verecek ulûfe ve hizmet kalmadı.
Bunu dahi
(---) günde itlâf-ı hazîne etdi deyü mühürden ma‘zûl edüp mührü Lefkeli Mustafâ …
Ba‘dehû Süleymân Hân Irâk'dan Dârü's-sa‘âdetleri tarafına azm-i râh etdiler. Andan kal‘a-i Bağdâd dest-i Âl-i Osmân'da âbâdân iken sene 1031 târîhinde cülûs-ı Sultân Mustafâ Hânî'de kul mâbeyninde gûnâ-gûn ihtilâller vâki‘ oldu ve dünyâ fassâdla doldu ve Karamazak re’yiyle Dâvûd Paşa sadrıa‘zam oldu. Ve mesned-i sadâretde ber-karâr olam deyü herkese murâd edindiklerin verdi. Ve hazîne-i pâdişâhîde mâl kalmayup İslâmbol içre mün‘im âdemlerin hânelerin basup mâlların almağa başladılar. Âhir-ı kâr ulemâ-yı âkıbet-kârlar ile meşveret edüp Dâvûd Paşa'yı mühürden ma‘zûl edüp Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya sadâret-i uzmâ verildi ammâ kula verecek ulûfe ve hizmet kalmadı. Bunu dahi (---) günde itlâf-ı hazîne etdi deyü mühürden ma‘zûl edüp mührü Lefkeli Mustafâ Paşa'ya verdiler ve kırk günde anı da ma‘zûl edüp vezâreti Tavâşî Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdiler. Mukaddemâ üç kerre kâ’immakâm olmuş müdebbir âdem iken Merre Hüseyin Paşa kul eşkıyâlarıyla yek-dil [ü] yek-cihet olup def‘an Merre Hüseyin Paşa'yı vezîr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b ·
metinde göster ·
ibtidâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Gâzî iki aded kulle-i azîm binâ edüp ismine k …
Sene 856 târîhinde bunu dahi ibtidâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Gâzî iki aded kulle-i azîm binâ edüp ismine kal‘a-i Burceyn dediler. Ba‘de'l-feth-i İslâmbol dahi tevsî‘ edüp bu üslûb üzre amâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 93b ·
metinde göster ·
Menzil-i taht-ı Eflâk bender-i azîm Tirkoviş: Bunu dahi vakt-i şâfi‘îde muhâsara edüp vakt-i Hanefîde "Allâh Allâh" deyüp hücûm edüp içinde aslâ karşu gelir eli dutar kâfir bulunmayup cümle tabura gidüp ancak yigirmi üç bin aded avrat ve oğlan ve bintân esîrler ve yetmiş aded kilisalardan bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı hazâ’inler alınup bu mahalde Gâzî Batır Ağa'yı mâl-ı menâl üsârâlar üzre on bin yiğit dündâr kalup cümle asker salt kalup bu kerre cânib-i kıbleye ılgar edüp dokuz sâ‘at yeri bir sâ‘atde alup yine vakt-i seherde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
Karye-i Çarpa: Bunu dahi harâb edüp ubûr etdik. Andan nehr-i Prahova'yı geçüp karye-i Sirimba'yı geçüp ılgar ile nehr-i Yaloniçse batağın atlar ile geçüp niçe köyler ıhrâk olunup mâl-ı ganâ’imler alındı, ammâ isimleri ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
Bu dahi bir seng-i tırâş ile mebnî bir küçük kal‘acıkdır. Mukaddemâ
bunu dahi
Kilis ile küffâr almışdır. Bunun dahi etrâfları nehb u gâret olup cümle bâğları …
Bu dahi bir seng-i tırâş ile mebnî bir küçük kal‘acıkdır. Mukaddemâ bunu dahi Kilis ile küffâr almışdır. Bunun dahi etrâfları nehb u gâret olup cümle bâğları ve eşcârâtları dest-i teberdârânlardan geçdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a ·
metinde göster ·
… Bu kal‘a dahi Kırka sancağında (---) dır, ammâ Girid fethinin ibtidâ senesinde
bunu dahi
Venedik kâfiri harâb etdi. (---)(---)(---)(---)(---)
Zirinoğlu ismiyle müsemmâ bir seng binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Fâtihi sene 941 Gâzî Murâd Beğ'dir kim şehr-i Sarây içre Hüsrev Paşa türbesine muttasıl bir kubbe-i pür-envârda medfûndur. Bu kal‘a dahi Kırka sancağında (---) dır, ammâ Girid fethinin ibtidâ senesinde bunu dahi Venedik kâfiri harâb etdi. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140a ·
metinde göster ·
… aşağı atılur kim gören âdemi dehşet alup aklı çâk {olur}. Ve bu felek-i atlasda
bunu dahi
görmeyen "Dünyâda çok ibret-nümâ gördüm" demesin. Hattâ bu nehr-i Pileve aşağı …
Bu kapunun eşiği dibinden nehr-i azîm Pileve akup hemân bu mahalde mezkûr yalçın kayalardan üç Süleymâniyye minâresi kaddi aşağı nehr-i Pileve deryâ gibi talattumla aşağı atılur kim gören âdemi dehşet alup aklı çâk {olur}. Ve bu felek-i atlasda bunu dahi görmeyen "Dünyâda çok ibret-nümâ gördüm" demesin. Hattâ bu nehr-i Pileve aşağı nehr-i Virbaz'a üç minâre kaddi aşağı pertâb etdikde kehkeşân gibi kemerlenüp indikde iki nehr-i azîm birbirine mahlût oldukda nehr-i Virbaz irkilüp deryâ gibi olup ikisi birbirine urdukda evc-i âsumâna iki nehr-i azîmden dumanlar çıkup bu kal‘a-i bâlâ içindeki evler üzre ol dumanlardan çiğ yağar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… bir hammâm-ı sağîri ve dörd aded dükkâncıkları var kasaba-misâl ma‘mûr köydür.
Bunu dahi
ubûr edüp 6 sâ‘atde,
Karye-i Yassıören: Bir câmi‘i ve bir mescidi ve bir hammâm-ı sağîri ve dörd aded dükkâncıkları var kasaba-misâl ma‘mûr köydür. Bunu dahi ubûr edüp 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51b ·
metinde göster ·
Süleymân Hân fermânıyla kal‘a-i Şimatorna beği Hamza Beğ nâm benâm-ı hümâm sene …
Bunu dahi Süleymân Hân fermânıyla kal‘a-i Şimatorna beği Hamza Beğ nâm benâm-ı hümâm sene 936 târîhinde binâ etmek ile Hamza Beğ nâmıyla müsemmâ bir palanka-i ra‘nâcıkdır. Bu dahi nehr-i Tuna kenârında gâyet ma‘mûr imiş, lâkin bunu dahi tahrîr olunan sene-i mezbûrelerde Zirinoğlu ıhrâk bi'n-nâr edüp ahâlîleri gemilere binüp firâr eder. Bunun dahi cümle hâneleri ve topların alup dâr-ı menhûslarına gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73a ·
metinde göster ·
Bunu dahi Süleymân Hân fermânıyla kal‘a-i Şimatorna beği Hamza Beğ nâm benâm-ı hümâm sene 936 târîhinde binâ etmek ile Hamza Beğ nâmıyla müsemmâ bir palanka-i ra‘nâcıkdır. Bu dahi nehr-i Tuna kenârında gâyet ma‘mûr imiş, lâkin bunu dahi tahrîr olunan sene-i mezbûrelerde Zirinoğlu ıhrâk bi'n-nâr edüp ahâlîleri gemilere binüp firâr eder. Bunun dahi cümle hâneleri ve topların alup dâr-ı menhûslarına gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73a ·
metinde göster ·
Bu kulle olduğu yere Nerîmân boğazından galat Norîman'dan Norin Kullesi derler.
Bunu dahi
Üsküplü Koca Mustafâ Paşa sene (---) târîhinde asr-ı Mehemmed Hân-ı Sânî'de bin …
Bu kulle olduğu yere Nerîmân boğazından galat Norîman'dan Norin Kullesi derler. Bunu dahi Üsküplü Koca Mustafâ Paşa sene (---) târîhinde asr-ı Mehemmed Hân-ı Sânî'de binâ etmişdir. Evc-i semâya kehkeşân-âsâ zirve-i eflâke ser çekmiş bir kulle-i ser-bülenddir kim gûyâ Akkirmân kullesi ve İslâmbol'da Galata kullesi gibi yedi kat Şeddâdî binâ bir kulle-i müntehâdır kim kal‘a dahi denilse sezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163b ·
metinde göster ·
"Süleymân Hân sene-i mezbûrda feth etmişdir" dediler. Hâlâ Beganoğlu hükmünde m …
Bunu dahi "Süleymân Hân sene-i mezbûrda feth etmişdir" dediler. Hâlâ Beganoğlu hükmünde metîn kal‘a olmağile bundan dahi hâib ü hâsir güzer etdik. Bu kal‘anın garbında iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2a ·
metinde göster ·
Bu dahi sene-i minhde feth olup hâlâ Nemse çâsârı hükmünde bu dahi çit palankadır ve bir düz vâsi‘ yere vâki‘ olup hâlâ Zirinoğlu hâssı imiş. Bunu dahi asker-i İslâm Yenikal‘a altından gelüp mâl-ı ganâ’imin alup kal‘asın nâr-ı melât mühmelât çepelât puhlât etmişler ve külünü göğe savurmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b ·
metinde göster ·
… cümle hayvânâtların kal‘a altına çeküp kendileri dahi kal‘aya kapanmışlar idi.
Bunu dahi
ubûr edüp,
Süleymân Hân zamânında Budin kralı Yanoş Kral'a tâbi‘ olup yine küffâr istîlâ etmişdir. 3a Bu dahi metîn kal‘adır, ammâ Yeleşke kal‘ası altında eylediğimiz cengden haberdâr olup cümle hayvânâtların kal‘a altına çeküp kendileri dahi kal‘aya kapanmışlar idi. Bunu dahi ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b–3a ·
metinde göster ·
… atana kâfirleri vardır. Bir hayli top atup bizi aslâ kal‘a altına uğratmadılar.
Bunu dahi
ubûr [edüp] iki sâ‘at gidüp,
Bu dahi Süleymâ[n] Hân'da feth olup yine Zirin küffârı hükmünde bir küçük kal‘adır, ammâ yarar yunak katana kâfirleri vardır. Bir hayli top atup bizi aslâ kal‘a altına uğratmadılar. Bunu dahi ubûr [edüp] iki sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3a ·
metinde göster ·
… varmak muhâl, zîr[â] niçe yüz bin küffârı kal‘a altında cenge âmâde dururlardı.
Bunu dahi
ubûr edüp giderken ileride çarhacı giden âdemlerimizden altı nefer yiğitlerimiz …
Ammâ Süleymân [Hân] dahi bunda gelüp bir âlî toprakdan hunka depe yığmış, kal‘ası bir batak kenârında bir alçak yerde sa‘b bir hisâr-ı üstüvârı var, yanına varmak muhâl, zîr[â] niçe yüz bin küffârı kal‘a altında cenge âmâde dururlardı. Bunu dahi ubûr edüp giderken ileride çarhacı giden âdemlerimizden altı nefer yiğitlerimiz at boynuna düşüp seğirderek gelüp "Muşduluk kâfirden kırk aded esîr dil aldık" deyüp dilleri meydâna getirdiklerinde diller eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
sene 939 târîhinde Süleymân Hân asrında Kâsım Voyvada feth ederken ceng-i azîm …
Bunu dahi sene 939 târîhinde Süleymân Hân asrında Kâsım Voyvada feth ederken ceng-i azîm olup hâlâ mezâristân-ı şühedâlar şehrin taraf-ı kıblesinde püşte püşte yatup "Hayvânât mevtâları çiğnemesin" deyü küffâr şühedâların etrâflarına handaklar kesmişler. Bir seng-i mezârda "Mihaloğlu Mehemmed Beğ rûhiyçün el-fâtiha" deyü tahrîr olunmuş mezâristândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
Ösekli Kâsım Voyvada harâb etmiş. Hâlâ dest-i çârsârda olmağile bir şehr-i ma‘m …
Süleymân Hân asrında bunu dahi Ösekli Kâsım Voyvada harâb etmiş. Hâlâ dest-i çârsârda olmağile bir şehr-i ma‘mûr olmuş, ammâ gâyetü'l-gâye ma‘mûr u müzeyyen şehr-i azîm nümâyân idi, ammâ bu şehre karîb bir bataklık var. Karşu cânibine yedi sâ‘atde dolaşılup varılırmış, ammâ köy köy üstüne gâyet ma‘mûr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5a ·
metinde göster ·
… na benzer karakuş tasvîri, ammâ bunun dahi iki başlarında demir dilleri vardır.
Bunu dahi
hukemâ-yı kudemâ timsâl-i rumûz etmişler kim bu Egre kal‘ası iki kal‘adır ve ik …
Ve yine arslan yanında bu kapu üzre yine beyâz mermerden üstâd-ı mermer-bür iki başlı bir Macar kuşu, ya‘nî küffârın zolta nâm guruşlarında 37b iki başlı ve iki kanatların ve iki pençelerin açmış karakuş tasvîri vardır, hemân bu Egre kapusu üstündeki kuş tasvîri dahi ana benzer karakuş tasvîri, ammâ bunun dahi iki başlarında demir dilleri vardır. Bunu dahi hukemâ-yı kudemâ timsâl-i rumûz etmişler kim bu Egre kal‘ası iki kal‘adır ve iki başlı demir dilli kuşların pâdişâhı karakuş gibidir, elinden kaçırmayasız ve bu kal‘ayı düşmana uçurmayasız ve iki başlı ve iki dilli hâkim olmayasız, işâretin etmişdir, ammâ hakkâ ki üstâd-ı kâmil bu kuş tasvîri kalemin mermerde kazmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a–37b ·
metinde göster ·
… is fethi olup ba‘dehu küffâr Filek kal‘asına mutasarrıf olduğu sene-i mezbûrede
bunu dahi
alup hamd-i Hudâ şimdi sene 1074 târîhinde küffâr gulgule-i Rûm askeri havfinde …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Yine bânîsi Orta Macar banlarıdır. Bu dahi mâ-tekaddem Murâd Hân-ı Sâlis fethi olup ba‘dehu küffâr Filek kal‘asına mutasarrıf olduğu sene-i mezbûrede bunu dahi alup hamd-i Hudâ şimdi sene 1074 târîhinde küffâr gulgule-i Rûm askeri havfinden bu kal‘adan el çeküp hâli üzre mu‘attal bırağup içine Hatvan kal‘amız kulundan fermânsız yüz on yiğit girüp bu kal‘ayı zabt etmişlerdi. Şimdi Eğre vezîri Mehemmed Paşa'ya hakîr ricâ edüp, "Bu kal‘aya bu yiğitlerin mukaddem târîhiyle hidmetleri sebkat etmişdir, bunları yine kal‘a ağalıklarıyla ve kethudâlıkları ve neferâtlıklarıyla çerâğ-ı efrûhte edersiz" deyü ricâ etdiğimde ricâmız hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup cümle gâzîleri Hollok kal‘asına ağavât ve neferâtlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 41a ·
metinde göster ·
Ve kral-ı dâllın bu varoşda bir vâcibü's-seyr bâğçesi vardır kim eğer
bunu dahi
başka ta‘rîf ü tavsîf etsek felâhatnâme-misâl bir kitâb olur. Ancak ma‘mûr ve m …
Ve kral-ı dâllın bu varoşda bir vâcibü's-seyr bâğçesi vardır kim eğer bunu dahi başka ta‘rîf ü tavsîf etsek felâhatnâme-misâl bir kitâb olur. Ancak ma‘mûr ve müzeyyenliği şundan ma‘lûm ola kim üç bin bâğbân keferesi ve yetmiş yedi bin ma‘dûd şeceresi ve yetmiş yerde her biri bir kral âsârları kasr-ı âlîleri var kim gören âdem vâlih ü hayrân olup cemî‘i nahlistân-ı gül-i gülistânın sâyesinden zemîne âfitâb-ı âlemtâbın şu‘lesi te’sîr etmez, gûyâ bir çârbâğ-ı hıyâbân-ı Acem'dir. Ve her â‘yân-ı kefere bâğlarının etrâfı kal‘a dîvârı gibi sûr çekilmiş bâğçeleri var kim her biri birer gûne tarh olunmuşdur. Ve cümle câme-şûy, ya‘nî esbâb yaykayıcı kefereler bu varoşda olurlar. Başka beş yüz hâneli mahalle-i ma‘mûredir. Şehr-i Beç içinde aslâ bir evde esbâb yaykanup çerkâb dökülmez. Cümle keferelerin esbâbları bunda gasl olur üstâd gassâllar vardır ve mahbûbe gassâl kızları meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… kuş konamaz, rûzgâr-ı zorkârdan dahi fırlak gibi döner bir gûne haçlı çarhdır.
Bunu dahi
Süleymân Hân gibi top üstünden endirir bir cerî pâdişâh-ı cem-azamet elbette bu …
"Altun top üzre kuş konmasın deyü ol haç şekilli çarhı koduk" deyü cevâb verdiler, ammâ hakkâ ki kuş konamaz, rûzgâr-ı zorkârdan dahi fırlak gibi döner bir gûne haçlı çarhdır. Bunu dahi Süleymân Hân gibi top üstünden endirir bir cerî pâdişâh-ı cem-azamet elbette bulunur ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61b ·
metinde göster ·
… roşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yerdir. Hattâ
bunu dahi
Erdel seferi senesinde Zirinoğlu taşra varoşın âteşe urup orta hisâr olan çâr-k …
Bu dahi Budin eyâletinde subaşılıkdır. Bu kal‘a aslâ manzûrumuz olmamışdı. Bir kızlık ve bir kıtlık amânsız yerde ve bir dere içre bir câmi‘li ve bir kârgîr kulle-i bâlâsı etrâfı gâyet metîn palanka-i şekl-i murabba‘dır. Ve cümle yüz elli neferi vardır. Varoşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yerdir. Hattâ bunu dahi Erdel seferi senesinde Zirinoğlu taşra varoşın âteşe urup orta hisâr olan çâr-kûşe kullesi dahi varoş âteşinden ihrâk olup içinde üç yüz aded mahlûk-ı Hudâ ümmet-i Muhammed ihrâk olmuş. Ba‘dehu İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ayı dahi müceddeden metânet üzre evvelkiden 77b a‘lâ ta‘mîr ü termîm edüp müstevfâ cebehâneler kor, ammâ hâlâ bâğ u bostânları ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a–77b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Latin'de bânîsinin ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i köhne-âbâddır.
Bunu dahi
sene 932 Segedin kal‘asıyla bir günde Süleymân Hân almışdır. Bu dahi Segedin sa …
Lisân-ı Latin'de bânîsinin ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i köhne-âbâddır. Bunu dahi sene 932 Segedin kal‘asıyla bir günde Süleymân Hân almışdır. Bu dahi Segedin sancağı hâkinde Eğre kulu aklâmı emînlikdir. Kal‘a dizdârı ve on beş aded kal‘a neferi ve Segedin kadısı nâ’ibi vardır gayri hâkimleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80b ·
metinde göster ·
sene 959 târîhinde Süleymân Hân fermânıyla Vezîr-i Sânî Serdâr Ahmed Paşa Erdel …
Bunu dahi sene 959 târîhinde Süleymân Hân fermânıyla Vezîr-i Sânî Serdâr Ahmed Paşa Erdel elinden feth edüp nehr-i Moriş kenârında evc-i âsumâna berâber bir küçük kal‘a-i âlî olduğu yine bâlâda cild-i kürrâslarda mufassal mevs[ûf]dur. Tekrâra hâcet yok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82b ·
metinde göster ·
sene 959 târîhinde Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa Erdel elinden kabza-i teshîre aldığı …
Bunu dahi sene 959 târîhinde Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa Erdel elinden kabza-i teshîre aldığı ve Yanık hâkinde evce berâber bir küçük kârgîr binâ olduğu bâlâda cild-i kitâbda mufassal kifâyet olunmuşdur, nazar oluna. Andan yine şimâle 4 sâ‘atde Ciğer deresin geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82b ·
metinde göster ·
sene (---) târîhinde Alî Paşa asrında harâb u yebâb edüp mutî‘ etmişdik. Şimdi …
Ma‘mûr nevâhîlerdir, ammâ hâlâ Erdel hükmündedir. Bunu dahi sene (---) târîhinde Alî Paşa asrında harâb u yebâb edüp mutî‘ etmişdik. Şimdi hâlâ yine rûy-i itâ‘at gösterüp kapudanı hedâyâlar getirüp azîm ziyâfetler mahallinde top şenlikleri etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89a ·
metinde göster ·
… e şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Mukaddemâ Alî Paşa asrında
bunu dahi
görmemişdik. Erdel hükmünde kavm-i Hayduşak kolunda bir küçük kal‘adır. Bunlar …
Nehr-i Tise kenârında bir kûh-ı serbülend üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Mukaddemâ Alî Paşa asrında bunu dahi görmemişdik. Erdel hükmünde kavm-i Hayduşak kolunda bir küçük kal‘adır. Bunlar dahi serdâra itâ‘at etdiler ve serdâra hedâyâlar ve ziyâfetler getirdiler ve top şâdımânları etdiler. Ammâ nâhiyesi gâyet ma‘mûrdur. Ahâlîsi ve kapudanları cümle Seykelhit kal‘asını yıkdığımıza ağlaşdılar. "Kâşki dest-i Âl-i Osmân'da olaydı" dediler. Hattâ bu Pulgar kal‘asından yukaru nehr-i Tise karşusunda dağlar eteğinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89b ·
metinde göster ·
sene (---) târîhinde Seydî Ahmed Paşa ile berbâd etmişdik, hâlâ ma‘mûr olup kal …
Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ lisân-ı Macar'da Halmaş (---) demekdir. Bunu dahi sene (---) târîhinde Seydî Ahmed Paşa ile berbâd etmişdik, hâlâ ma‘mûr olup kal‘a-i Varat'a tâbi‘dir. İçinde Erdel küffârı vardır. Bir azîm nâhiyesi var, cümle Varat'a tahrîr olunmuşdur, ammâ kal‘ası şekl-i müselles havâleli bir Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Halmaş yaylağı dibine vâki‘ olmağile havâleli yerleri cümle bâğlardır. Ve garb tarafı Çehikad nâhiyesidir kim azîm nevâhîdir. Hayduşak kâfirine tâbi‘lerdir. Seykelhit kal‘asın münhedim edeli mezkûr Çehikad re‘âyâsı Varat'a gelmez oldular. Ve Hayduşak kâfiri de hâzır-mânde olup Nemse çâsârına tâbi‘ oldular. Andan maşrık tarafına 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
Alî Paşa asrında berbâd etmişdik. Hâlâ ma‘mûr olmuş. Şehri nehr-i Şamos kenârın …
Bunu dahi Alî Paşa asrında berbâd etmişdik. Hâlâ ma‘mûr olmuş. Şehri nehr-i Şamos kenârında temâşâgâh bir bâğ-ı Merâm'dır. Bu mezkûr Şamos nehri tâ Senyal dağlarından tulû‘ edüp nehr-i Tise'ye karîb cereyân ederek yigirmi pâre kılâ‘lardan kal‘a-i Sakmar ve kal‘a-i Karol ve kal‘a-i Eçetvar ve kal‘a-i Namin ve kal‘a-i Kalo sahrâlarında niçe varoşlara ve niçe nâhiyelerin kurâlarını bu nehr-i Şamos saky edüp kal‘a-i Kalo nâhiyesinde nehr-i Tise'ye mahlût olduğu bâlâda musarrahdır. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91b ·
metinde göster ·
… dü[z]lük fezâda kârgîr ve seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir varoş-ı zîbâ idi.
Bunu dahi
Alî Paşa ihrâk bi'n-nâr etdi idi. Şimdi ke'l-evvel amâr olmuş, zîrâ gâyet mahsû …
Kal‘ası bir su kenârında ve bir dağ eteğinde ve bir dü[z]lük fezâda kârgîr ve seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir varoş-ı zîbâ idi. Bunu dahi Alî Paşa ihrâk bi'n-nâr etdi idi. Şimdi ke'l-evvel amâr olmuş, zîrâ gâyet mahsûllü ve ganîmet sahrâlı ve bâğ u bâğçeli yerdir. Andan garb tarafına 7 sâ‘atde nehr-i Moriş-i azîm kenârıyla ma‘mûr u âbâdân kurâlar içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92b ·
metinde göster ·