Hemân paşa buyurdular kim "Behey Evliyâm, ben bu ciğerpâreye ağlamam. Geçen gicelerde Sultân Murâd'ı gördüğüm vâkı‘da Van'da nân-pâre verdi. İşte Van mansıbı zuhûr etdi ve vâkı‘a ekmeği Kaya'ya ver, yıkayup yesin, dedüğü, bu vâkı‘a {vâkı‘} ola, deyü havfimden ağlarım" dedükde hakîr eyitdim. "Ol vâkı‘ada kanlı ekmeği yıkasın, yesin, dedüğü bu beğceğiz idi. Kanın yıkayup yire defn edüp yine Kaya Sultân ile nân u nemek yersiz ve dâ’imâ İpşir'den hafv u haşyet çekersiz idi. İşte bununla def‘ oldu". Bu niyyete el-Fâtiha deyüp paşaya tesellî-i hâtır verdim. Ammâ hakîkatü'l-hâl Kaya Sultân-ı sâhib-i cemâl hayli derd [u] mihen çeküp kanı kesilmedi. Sa‘âdetlü pâdişâhdan Kaya Sultân'a ve bizim paşaya "el-Hükmü lillah, başlarınız sağ olsun" deyü hatt-ı şerîf ile paşaya ve sultâna birer kat hil‘at-i fâhire ve semmûr kürkler gelüp "Benim lalam, Kaya Sultân halam ifâkat buldukdan sonra bir ân durmayup diyâr-ı Van'a gidesin" deyü hatt geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184a ·
metinde göster ·
… mış çizmesi mahmîzleri var, demirden bir gûne çarhları var. Hîn-i ma‘rekede ata
bununla
mahmîz edermiş, musanna‘ demir mahmîzdir. Ve bu kapudan taşra Makla deresi üzre …
Andan Felemet kapusu bu dahi garb cânibine mekşûf iki kat kapudur ve iki kat kârgîr dîvârlı kal‘adır. Ve cümle dörd kapusu vardır ve kapusu önünde asma cisrler ile ubûr olunur metîn dervezelerdir. Ve bu Felemet kapusu üzre Kara Mahmûd Ağa'nın asılmış çizmesi mahmîzleri var, demirden bir gûne çarhları var. Hîn-i ma‘rekede ata bununla mahmîz edermiş, musanna‘ demir mahmîzdir. Ve bu kapudan taşra Makla deresi üzre niçesi ze‘âmet ve niçeleri mülk-i ibret-nümâ su değirmenleri vardır. Ve bu Felemet kapusu dibinde kemer altından Makla deresi kalın ve metîn demir pençerelerden su girüp bu varoş-ı azîmi iki bölüp şehr içre niçe su değirmenleri ve bâğ u bâğçeli hânedân-ı azîmleri var. Andan bu varoşun tâ ortasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37b ·
metinde göster ·
Niçe bin gûne anlara müte‘allık ıstılâhları var, ammâ
bununla
iktifâ etdik. Bu mezkûrlar vilâyetin nizâm [u] intizâmına pâdişâh tarafından hâ …
Niçe bin gûne anlara müte‘allık ıstılâhları var, ammâ bununla iktifâ etdik. Bu mezkûrlar vilâyetin nizâm [u] intizâmına pâdişâh tarafından hâkimlerdir. Bu mezkûr mertebe sâhibleri cümle pâk ü müsellah kavm-i askerîdir, ammâ piyâde tarabans askerîsi çokdur. Bunların cümle sancağ u bayraklarında iki kanatların açmış şâhîn kuşu tasvîri alâmeti taşırlar ve her mertebe sâhiblerinin koşlarında bir gûne tablbâzlar çalınup alay alay olup pür-silâh giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102b ·
metinde göster ·
… n Azak kal‘ası demek bu Şâhîn Paşa kullesinden ibâretdir. Hakkâ ki Azak kal‘ası
bununla
metânet bulup cânib-i erba‘ası başka handak ka‘r-ı azîmdir. Ve kapusuna ipden k …
Ve bu orta hisârın toprak kal‘a tarafına Şâhîn Paşa kullesi gâyet metîn ve kavî ve sa‘b burc-ı azîmdir kim gûyâ Sedd-i İskender'dir. Hemân Azak kal‘ası demek bu Şâhîn Paşa kullesinden ibâretdir. Hakkâ ki Azak kal‘ası bununla metânet bulup cânib-i erba‘ası başka handak ka‘r-ı azîmdir. Ve kapusuna ipden kemendler ile çıkılır. Bâlâda bir küçük demir kapudur. El-hâsıl orta hisâr içinde bu kulle-i metîn bir iç hisâr dahi olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184b ·
metinde göster ·
… ederler. Ve bir kapu dahi küçük uğrın kapudur, ammâ hâs u âmm kapusu değildir.
Bununla
üç aded kapuları var ammâ ikisi şâhrâhdır.
Ve cümle üç aded kapuları vardır. Evvelâ kal‘anın şarkında göl tarafında Şehîd[lik] varoşundan kal‘aya girirken handak üzre asma makaralı cisirden içeri iç kal‘adır kim tâ binâ-yı Freng'den kalmış bir kapudur kim şimâle nâzırdır, ammâ iki kat metîn {üçer kat} demir kapulardır. Taşra kal‘a dîvârı Selîm Hân-ı Sânî'nin binâsı olup iki kat metîn dîvârlı kal‘adır. Bunun dahi bir kapusu cânib-i kıbleye mekşûfdur, ammâ dörder kat metîn kapular olup mâbeynlerindeki dîvârlarda cümle âlât-ı silâh âlât-ı harb ile memlû olup cümle bevvâbân nigâhbânlar pür-silâh bu kapular mâbeynlerinde dîdebânlık ederler. Ve bir kapu dahi küçük uğrın kapudur, ammâ hâs u âmm kapusu değildir. Bununla üç aded kapuları var ammâ ikisi şâhrâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343a ·
metinde göster ·
… . Gerçi bu Nîmî meflûcdur ammâ Cenâb-ı Bârî buna bir talâkat-i lisân vermiş kim
bununla
akrânı şu‘arâlar değil belki gayri ulemâlar dahi bununla mubâhese-i ilmiyye ede …
Ve Nîmî Çelebi dahi Lâlî Çelebi'ye hem-pâdır. Nîmî tahallus etmesinin aslı meflûcdur. Kemerinden aşağı pâylerine Q 20bP 20b varınca pâydâr olmadığından Nîmî tahallus edüp Lâlî ile Nîmî birbirleriyle hempâ olmaları o cihetdendir. Ammâ hakkâ ki ikisi dahi fâzıl ve üstâd-ı kâmillerdir. Gerçi bu Nîmî meflûcdur ammâ Cenâb-ı Bârî buna bir talâkat-i lisân vermiş kim bununla akrânı şu‘arâlar değil belki gayri ulemâlar dahi bununla mubâhese-i ilmiyye edemezler, zîrâ gâyet akl-ı Arasto çelebidir. Ammâ şeb [u] rûz halkı mezemmet [ü] kadh edüp kuduz it gibi dalamadadır. Ammâ her hicvi Sihâm-ı Kazâ-i Nef‘î'ye mânenddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38b ·
metinde göster ·
Ve Nîmî Çelebi dahi Lâlî Çelebi'ye hem-pâdır. Nîmî tahallus etmesinin aslı meflûcdur. Kemerinden aşağı pâylerine Q 20bP 20b varınca pâydâr olmadığından Nîmî tahallus edüp Lâlî ile Nîmî birbirleriyle hempâ olmaları o cihetdendir. Ammâ hakkâ ki ikisi dahi fâzıl ve üstâd-ı kâmillerdir. Gerçi bu Nîmî meflûcdur ammâ Cenâb-ı Bârî buna bir talâkat-i lisân vermiş kim bununla akrânı şu‘arâlar değil belki gayri ulemâlar dahi bununla mubâhese-i ilmiyye edemezler, zîrâ gâyet akl-ı Arasto çelebidir. Ammâ şeb [u] rûz halkı mezemmet [ü] kadh edüp kuduz it gibi dalamadadır. Ammâ her hicvi Sihâm-ı Kazâ-i Nef‘î'ye mânenddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38b ·
metinde göster ·
amel edüp medreseler minârelerinde ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunur. Mescid-i …
Anda dahi du‘â ve senâ edüp bu mahalde Sahra hareminin ziyâretleri tamâm olup yine Sahra haremi içre Bâb-ı Mîzân'a vardıkda bir seng-i kebîr üzre Fisagores-i Tevhidî'nin sihr-i i‘câz güneş mîkâtı rub‘-ı meskûnda nazîri [yokdur]. Sahra ve mescid-i Aksâ mü’ezzinleri bununla amel edüp medreseler minârelerinde ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunur. Mescid-i Sahra'da minâre yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b ·
metinde göster ·
… ır. Ve bu Mîne bâzârında niçe ziyâretler etdik, ammâ tahrîr tatvîl-i kelâm olup
bununla
iktifâ etdik.
Ve Bedir gazâsında Ebû Cehl la‘în yetmiş nefer ta‘allûkâtının katl olunup ve niçe bin müşrikîn-i pür-kîn dendân-ı tîğden geçüp ammi-i Resûlullâh Abbâs yetmiş nefer tevâbi‘iyle esîr-i yesîr olup huzûr-ı Risâlet-penâh'a geldükde İslâm ile cümlesi müşerref olup anlar dahi bu mescid-i Bî‘at'de bî‘at edüp ismi Hazret-i Abbâs oldu. Anıniçün bu mescide mescid-i Bî‘at derler. Niçe bin Sahâbe-i kirâmın İslâm ile müşerref olduğu P 136a mahaldir. Ve du‘â müstecâbdır. Ve bu Mîne bâzârında niçe ziyâretler etdik, ammâ tahrîr tatvîl-i kelâm olup bununla iktifâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y326b ·
metinde göster ·
… ârdır. Hâlâ âl-i Osmân ile sulh etmişdir. İslâmbol'da yedi kral balyozu variken
bununla
sekiz balyoz oldu. Andan,
Krallarına "Cinvan" derler. Eli vilâyeti azdır. Ticâret ile geçinirler küffârdır. Hâlâ âl-i Osmân ile sulh etmişdir. İslâmbol'da yedi kral balyozu variken bununla sekiz balyoz oldu. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y36a ·
metinde göster ·
… üvân-bâhtdır. Ümîzdir ki tahta cülûs edince cümlemizin girîbânın değşire. Hemân
bununla
ceng eylemek evlâdır" deyü cenge âheng etdiler. Beri tarafda Selîm ma‘hûddur, c …
"Bir hûnhâr şehzâde-i cüvân-bâhtdır. Ümîzdir ki tahta cülûs edince cümlemizin girîbânın değşire. Hemân bununla ceng eylemek evlâdır" deyü cenge âheng etdiler. Beri tarafda Selîm ma‘hûddur, ceng yokdur, mülâhazasıyla âsûde dururken Selîm askeri üzre bir yaylım top ve bir yaylım tüfengler atılup Uğraş deresinde iki asker birbirine uğrayup karılup katılınca niçe kerre yüz bin tîr kemânından atılınca Şehzâde Selîm'in askeri münhezim olup Tuna cânibine firâr edüp Şehzâde Selîm ârifâne yan verüp Karadeniz sâhiline sınup Varna nâm mahalde ârâste bir gemiye süvâr olup yine taht-ı kadîmi olan Tarabefzûn'a varup gayret [ü] hamiyyetinden baş göstermeyüp hâmûş-bâş oldu. Ammâ kâ’immakâmı olan Sarı Kaya Beğ Tarabefzûn'da hükm [ü] hükûmât etmede ve Canha'da Mallı Alî Beğ dahi hıfz [u] hırâset etmede, Şehzâde Süleymân Kefe'i zabt etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41b ·
metinde göster ·
… erine vakfullâh karışmışdır. Ve Nîl'in niçe hâssası var, ammâ Q 218aP 215a
bununla
iktifâ etdik.
Ve âb-ı Nîl ata ve avrete gâyet nâfi‘dir. Lâkin Ferâ‘ine memleketi olmak ile âb [u] hevâsının hükmü halkı cebbâr ve mütekebbir olur ve sehel zamânda hâlleri mükedder olur. Devletleri ber-devâm değildir, zîrâ ma‘îşetlerine vakfullâh karışmışdır. Ve Nîl'in niçe hâssası var, ammâ Q 218aP 215a bununla iktifâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y160b ·
metinde göster ·
geçindim. Cümle şellâl'de olan aşîretim bilirlerdi. Bir gün ben varmasam beni a …
"Üç sene kâmil bununla geçindim. Cümle şellâl'de olan aşîretim bilirlerdi. Bir gün ben varmasam beni arardı, ammâ sâ’ir timsâhlar havfinden Nîl kenârına varamaz oldum. Her bâr bu benim timsâhım Nîl kenârına gelse zebât gibi bir râyiha-i tayyibeli bir yağ Y 162b Nîl kenârına yayılırdı. Alup bir saksıya doldurup onar guruşa üç yıla dak satardım", der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162a–Y162b ·
metinde göster ·
… rı olmayan nesnelerin tahrîr [ü] tatvîlinde melâlet vardır, deyü tahrîr etmeyüp
bununla
iktifâ etdik, ve's-selâm.
Bunun emsâli niçe bin mahallât esvâk-ı sultânîler vardır. Eğer cümlesin tahrîr etsek başka bir mücelled kitâb olur. Ammâ meşhûr-ı âfâk ve tarîk-ı âm olan bu tahrîr olunan râh-ı izdihâmlardır kim zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi elbette vardır, anıniçün terkîm eyledik. Ammâ gayrı meşhûrun zikrinde fâ’ide ve beyânında i‘tibârı olmayan nesnelerin tahrîr [ü] tatvîlinde melâlet vardır, deyü tahrîr etmeyüp bununla iktifâ etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y277b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu derisine saman doldurup akrabâları cümle esbâbların ve âlât-ı harblerin getirüp na‘ş-ı murdâr postun geydirüp kuşadup atlar üzre lâşe-i murdârların bindirüp ellerine mızrakların, bellerine seyf-i miczem akvelerin takup ellerine dizginlerin verüp akrabâları yanları sıra seyis ü kavvâs-vâr hizmet edüp atların yederek Menûf'dan böyle kaç aşkıyâ buğ olduysa alay-ı azîm ile kâşif talî‘a-i asker olup köslerin çalarak bu kadar baş ve dil ve buğlar ile dîvân-ı Mısır'da paşa huzûruna varup kâşif ağa ve sâ’ir gâzîler hil‘at-ı pâdişâhî ve terakkî ve ihsânlar ile behremend olup ba‘dehu lâşelerin Rûmeli meydânına bırağup sâ’ir kelleler zemînde galtân olur. Buğ ta‘bîr etdüklerinin aslı budur. Bununla tefâhür kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283a ·
metinde göster ·
… ri zamân gayrı âsî hûrmâ direklerinden mancınıkları vardır, develer ile götürüp
bununla
dahi ceng ederler. Garîb temâşâdır.
Alatları ve halatları acâyibdir. Meselâ kal‘anın tâ zirvesinde iki amelî pâye var kim semâyâ ser çekmiş. İki pâyenin üstüne azîm hûrmâ dırahtları komuşlar ve fîl derisinden üç dâne urganlar urmuşlar. Bu üç urganın yukaru ucları mezkûr hûrmâ ağaçlarında bağlıdır. Aşağı ucunda yine fîl derilerinden örülmüş bir sofra-misâl şeydir, anın içine seng-i hârâları koyup Rûm ıydlerinde sıbyânlar içün salıncak binâ ederler, gûyâ eyledir. Fîl derisi kolanlarla taşı sallaya sallaya murâd [u] maksûdları merkezine taş vardıkda üçüncü ipin birin halâs edince ol müdevver taş tayerân ederek murâd edindikleri yere varup düşmeni helâk eder. Ammâ saded anda kim evvelden düşmen geleceği mahalle atup tecrübe etmişler. Ve mancınık amûdları üzre müte‘addid ipler komuşlar, mahall-i merâma geldikde ipin birine rehâ verüp atarlar. Ammâ bu dâ’imâ kal‘ada dâyimdir, cânib-i erba‘aya atılır, gayrı yere gitmez. Ammâ taşra sefere gitdikleri zamân gayrı âsî hûrmâ direklerinden mancınıkları vardır, develer ile götürüp bununla dahi ceng ederler. Garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396a ·
metinde göster ·
… mız böyle dırâz olduğunun aslı biz mücâhidün fî-sebîlillâhız. Şehîd olduğumuzda
bununla
sarup defn ederler. Alâmet-i Muhammedîdir ve ırz [u] vakâr-ı Ahmedîdir. Bunu âd …
"Bizim başımızda destârımız böyle dırâz olduğunun aslı biz mücâhidün fî-sebîlillâhız. Şehîd olduğumuzda bununla sarup defn ederler. Alâmet-i Muhammedîdir ve ırz [u] vakâr-ı Ahmedîdir. Bunu âdemin başından bozan ırzın bozmakdır. Hâlâ başımızda böyle alâmetdir" deyü destârımız bozmayup böyle cevâb verdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y410b ·
metinde göster ·