… akdonya içinde aslâ zehir-nâk ve mûhiş hayvânâtlar yoğ idi. Hâlâ kaddi on zirâ‘
burma bir
ejder sûretidir. Ve on zirâ‘ dahi zemînde Sultân Ahmed câmi‘i binâ etdükde tîn- …
On yedinci tılısmât-ı ibret-nümâ: Yine Atmeydânı'nda Pozantin Kıral'ın zamân-ı dalâletinde Sürende nâm hekîm şehrin yılan ve çıyan ve akreb haşerâtları misilli zehir-nâk hayvânât helâkiyçün tuçdan üç başlı bir ejdehâ timsâli binâ etdi kim Makdonya içinde aslâ zehir-nâk ve mûhiş hayvânâtlar yoğ idi. Hâlâ kaddi on zirâ‘ burma bir ejder sûretidir. Ve on zirâ‘ dahi zemînde Sultân Ahmed câmi‘i binâ etdükde tîn-i türâb içinde kalmışdır. Hattâ Selîm-i Sânî ve mest-i fânî at üzre ubûr ederken eğer hânesinden bozdağan mücevher topuz ile mezkûr ejder sûretine bir topuz urunca ejderin garb cânibine nâzır kellesinin alt çenesine isâbet edüp ol ân İslâmbol'un garb cânibinde yılan zâhir olup ol asırdan berü yılan İslâmbol içre şâyi‘ oldu derler. Allâhümme afvenâ ejder eğer öbür kellelerine bir zarar olursa İslâmbol'u mâr [u] mûr berbâd eder. Hâsıl-ı kelâm tılısmı hâlâ müte’essir bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17b ·
metinde göster ·
… nde taş var imiş yârânımızın gözü çıkdı" deyü nazar etdik meğer zâlim dîvânenin
burnunda bir
aydan berü kaskatı olmuş sümük ile urunca yârânımız balgamı gözünün akı karası …
"Hay gidi dîvâne elinde taş var imiş yârânımızın gözü çıkdı" deyü nazar etdik meğer zâlim dîvânenin burnunda bir aydan berü kaskatı olmuş sümük ile urunca yârânımız balgamı gözünün akı karası zan edüp feryâd ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
… ef sarây-ı âlî olmadadır. Ve ziyâretleri ma‘lûmum değildir, ammâ istinye limanı
burnunda bir
kasr-ı âlî teferrücgâh kasr-ı zîbâsı var, âyende ve revendeye mihmânhânedir.
A‘yândan Müftî Yahyâ Efendi yalısı ve Yeniçeri efendisi Koyunzâde yalısı ve Hâdım Alî Ağa yalısı ve Beğ yalısı bunlar meşhûr yalılardır. Ve nev binâ Kelemser Boşnak {İsmâ‘îl} Efendi yalısı cümleden mükellef sarây-ı âlî olmadadır. Ve ziyâretleri ma‘lûmum değildir, ammâ istinye limanı burnunda bir kasr-ı âlî teferrücgâh kasr-ı zîbâsı var, âyende ve revendeye mihmânhânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b ·
metinde göster ·
… var kim her biri eflâke ser çeküp sâyesinde cemî‘î cemâ‘at kesb-i safâ ederler.
Bursa'nın bir
teferrücgâh yerinde vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i selâtîndir kim niçe şehzâdeler bund …
Evsâf-ı Câmi‘-i Murâdiyye ibn Çelebi Mehemmed Hân : Bursa'nın cânib-i garbında şehirden taşra başka bir kasabadır kim hân ve câmi‘ ve imâret ve mesâcid ve tekye ve medârisleriyle ma‘mûr ve müzeyyen bâğ u bâğçeli rabta-i âbâdândır. Bir ma‘mûr ve şîrîn ve rûşen-âbâd ibâdetgâh-ı kadîmdir kim bânîsi Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân pederi Koca Sultân Murâd Hân-ı Sânî'dir kim iki kerre Rûm'a pâdişâh olmuşdur. Edirne'de merhûm olup na‘ş-ı şerîfin Bursa'ya getirüp bu câmi‘in sâhasında medfûndur, ammâ câmi‘-i pür-envârı eyle rûhâniyyetli câmi‘-i dilküşâdır kim âdem oğlanı şeb [u] rûz i‘tikâf niyyeti ile yatup kalkup taşra çıkacağı gelmez. Tâ bu mertebe câmi‘-i münevverdir ve iki kubbe ve kıble kapusundan mihrâba tûlu yüz elli ayakdır ve arzı altmış ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili sade güzeli tarz-ı kadîmdir ve bir kıble kapusu var. Ve bu câmi‘in târîhi "Zîde ammere men ammerehu" sene 850, bir tabaka bir minâre-i âlîsi vardır. Taşra harem-i kebîrinde azîm çınar-ı müntehâlar var kim her biri eflâke ser çeküp sâyesinde cemî‘î cemâ‘at kesb-i safâ ederler. Bursa'nın bir teferrücgâh yerinde vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i selâtîndir kim niçe şehzâdeler bunda medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
yıl muhâsara etdikde bu yaylada guzât-ı müslimîn muhâfaza edüp sâkin olduklarıç …
Menzil-i Gâzî yaylası: Orhân Gâzî Bursa'yı bir yıl muhâsara etdikde bu yaylada guzât-ı müslimîn muhâfaza edüp sâkin olduklarıçün Gâzî yaylası derler. Çemenzâr ve kestâne dırahtlarıyla şâdmân bir ferah-fezâdır. Bursa şehri serâpâ nümâyândır. Bir küçük halîci vardır, içinde gûnâ-gûn alabalıkları vardır. Andan yine baş yukaru beş sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… iller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Görmeğe muhtâc zîh zîh ve yiv yiv [ve] burma
burma bir
gûne destâr-ı diyâr-ı Mâhân'dır kim görmeğe muhtâcdır. 237b Bu destârları sar …
Bu bâlâda tahrîr olunan Osmâncık'dan berü altı aded pâdişâhlar, cümle evlâd [u] ensâblarıyla Bursa'da medfûnlardır kim taht-ı evveldir ve bu altı aded pâdişâhların başlarında birer gûne destârları vardır kim asla diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Görmeğe muhtâc zîh zîh ve yiv yiv [ve] burma burma bir gûne destâr-ı diyâr-ı Mâhân'dır kim görmeğe muhtâcdır. 237b Bu destârları sarmağa niçe kimesneler ta‘lîm edüp etmeğe kâdir olamayup destârî vasîfesine mutasarrıf olamadılar. Tâ Âl-i Selçukiyyan'dan berü silsile ile birer âdeme münhasır bir kâr-ı ibret-nümâdır. Aslâ bir kimseye göstermezler, biri fevt oldukda oğlu destârî olur, du‘âya mazhar olmuş kimesnelerdir. Bu destâr Ebü'l-feth pederinde kalup Ebü'l-feth örf-i izâfet sarardı. Tâ fâtîh-i {Mısır} Selîm'e gelince, Fâtih Selîm, Mısır'ı feth etdiği gibi Selîmî destâr sardı. Hâlâ tâc-ı Âl-i Osmân, Selîmî destâr-ı Muhammedî'dir. [Ta] Inkırâzu'd-devrân, mü’ebbed olup bozulmaya. Hakkâ ki latîf devlet-i Osmâniyân destârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237a–237b ·
metinde göster ·
… leri cümle murassa‘ ve mücevher idi. Ve amel-i el-Hac Şaşı Mustafâ, içi ve dışı
burmalı bir
gûne tüfeng yapar kim {diyâr-ı} Hersek'de, Taşlıca'da ve Bâzârcık'da ve İslâmbo …
Ve kâmil bin aded tüfeng-i îcâd-ı Fireng-i pür-reng-i bed-ceng tüfeng-i cevherdâr-ı murassa‘lardı kim her biri birer diyâr üstâdlarının kârhâneleri kârı olup gûyâ kâr-ı Dâvûd'dur kim her tarafdan hedâyâ gelmişdir. Evvelâ diyâr-ı Mâzenderân'dan kâr-ı Karçığa-yı Haddâdî 277b ve kâr-ı Satî-i Belhî ve kâr-ı Lâçin-i Yetîm-şâh-ı Isfahânî ve Muzaffer Bay-ı Horasânî ve kâr-ı Sevindik Hân-ı Belhî ve kâr-ı Usta Oruç-ı Mısrî ve amel-i Uzun Ömer-i İslâmbolî ve Usta Memi ve Usta Küçük Ömer ve Usta Uzun Mehemmed ve amel-i Kara Mehemmed ketebeli, bunlar cümle İslâmbol üstâdlarının tüfengleri cümle murassa‘ ve mücevher idi. Ve amel-i el-Hac Şaşı Mustafâ, içi ve dışı burmalı bir gûne tüfeng yapar kim {diyâr-ı} Hersek'de, Taşlıca'da ve Bâzârcık'da ve İslâmbol'da dahi nazîri yokdur. Nigebolu şehrinde sâkin olup cevâhirsiz cevherdâr tüfenglerin kâmil beş yüz guruşdan bir nakra eksiğe vermek ihtimâli yokdur, ammâ yılda iki tüfeng ancak hâsıl eder. Ve amel-i Usta Receb Kırımî, Bağçesarây'da Mehemmed Giray Hân kârhânesinde işler. Bu dahi bî-bedel üstâd-ı küldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a–277b ·
metinde göster ·
… Furât birbirine mahlût olup Şattu'l-Arab olduğu mahalde bir vâsi‘ cezîre-i azîm
burnunda bir
çemenzâr u nahlistân içre hâk-i amber-pâk çim ve rıhtım ile mebnî şekl-i murabb …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Kurna: Nehr-i Şatt ve nehr-i Furât birbirine mahlût olup Şattu'l-Arab olduğu mahalde bir vâsi‘ cezîre-i azîm burnunda bir çemenzâr u nahlistân içre hâk-i amber-pâk çim ve rıhtım ile mebnî şekl-i murabba‘ bir gûne toprak musanna‘ kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Ve der-i dîvârları üzeri ol kadar vâsi‘dir kim atlılar harbe oynamak mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359a ·
metinde göster ·
… Sava'ya mahlût olur. şehr-i Belgrad'ın kal‘ası ve varoşu bu nehreyn-i azîmeynin
burnunda bir
püşte-i âlî üzre vâki‘ olmuş kal‘a-i zîbâdır.
Eyle bir arz-ı âlîye vâki‘ olmuş kim nehr-i Tuna ile nehr-i Sava bir yere cem‘ olduğu mahalde bir kayalı burun ucunda vâki‘dir. Nehr-i Sava cânib-i cenûbunda tâ Bosna ve {Hırvadistân ve Islovin} serhadlerinde Kırka sancağı ve Bihke sancağı ve Korpa sancağı ve Kosdaniçse ve Odvina ve Lika ve Çerniçse kal‘aları ve kâfirin Galya ve Dodoşka dağlarından ve Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu kefereleri vilâyetlerinin dağlarından nehr-i Sava cem‘ olup kal‘a-i Raça önünde {nehr-i Drin'e karışır, ammâ nehr-i Drin} yine Bosna serhadlerinde {Hersek sancağı dağlarında Çemerne dağından ve Zagor'dan ve Oluk dağlarından cem‘ olup şehr-i Foça içinde nehr-i Tihotine ile bir olup andan kasaba-i Ustikolona'ya ve Bosna Vişegrad'ı ve kasaba-i Sirebreniçse ve kasaba-i Valiva'ya ve niçe kurâ vü kasabâtlara uğrayup andan} kal‘a-i İzvornik önünden ve şehr-i Beline önünden cereyân eden nehr-i Drin bu nehr-i Sava'ya mahlût olup deryâ olarak kal‘a-i Böğürdelen'den ubûr edüp Belgrad'ın aşağı kal‘ası burnunda Sultân Süleymân kullesin döğerek nehr-i azîm Tuna'ya karışup mecma‘ü'l-bahreyn olup ikisi deryâ olur. Ve nehr-i Tuna dahi kal‘a-i Belgrad'ın cânib-i garbından cereyân edüp ibtidâ tulû‘ı Alman diyârında Alman dağlarından çıkup niçe kılâ‘lardan sonra pây-ı taht Ungurus-ı menhûs olan kal‘a-i Peç'e andan kal‘a-i Pojon ve Yanık ve Komran ve bizim Üstürgon Vişegrad ve Vaç ve Peşte ve Budin ve Ösek ve Varadin ve Islankamin ve Zümon nâmân kal‘aları önünden güzer edüp nehr-i Tuna mezkûr Belgrad dibinde nehr-i Sava'ya mahlût olur. şehr-i Belgrad'ın kal‘ası ve varoşu bu nehreyn-i azîmeynin burnunda bir püşte-i âlî üzre vâki‘ olmuş kal‘a-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112a ·
metinde göster ·
tabya-i azîm dahi var, cemî‘i tabyalardan âlîdir. Ve bunda olan toplar cümle De …
Bu burunda bir tabya-i azîm dahi var, cemî‘i tabyalardan âlîdir. Ve bunda olan toplar cümle Depedelen'i ve Süleymân Hân Depesin döğüp kuş kondurmaz kırkar karış serâmed topları var. Nehr-i Tuna aşrı Ciğerdelen sahrâsında ve Lak dağlarında ve Lara bayırlarında benî Âdem değil hayvânât gezdirmez top-ı kûplar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
yalçın kaya üzre vâkı‘ olmuş. Hattâ Matyaş Kral bu Üstürgon'a mâlik oldukda bu …
Bu hisâb üzre kal‘a-i Üstürgon hemân bir burunda bir yalçın kaya üzre vâkı‘ olmuş. Hattâ Matyaş Kral bu Üstürgon'a mâlik oldukda bu mezkûr yalın kat palanka dîvâr önünde alçak dereden bir Tuna'dan bir Tuna'ya varınca kesmeğe mübâşeret etmiş, ammâ Matyaş Kral mürd-i mât olup vücûdundan ve eser-i binâsından bir şey kalmamış, ammâ eğer eyle olsa kal‘a-i Üstürgon nehr-i Tuna içinde bir cezîrede kalup hısn-ı hasîn ve sedd-i İskender olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
Ve bir hâl ile bu kal‘aya lağım ve toprak sürmek kâr eylemez. Gerçi şimdiki zamânımızın savaş-ı perhâşına göre sademât-ı topa dayanmaz, tîz münhedim olur, ammâ bir vech ile yürüyüş edüp yanına varılmaz, zîrâ bu hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir burunda bir yalçın kanara püşte üzre vâkı‘ olup cânib-i selâsın nehr-i Diçina ihâta etmişdir kim ol su gûyâ gayyâ deresinden cereyân edüp kal‘adan bir taş atsan aşağı dereye ol taş hayli zamândan sonra ener.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140a ·
metinde göster ·
Ve bu kulle-i ser-bülend nehr-i Neretva Venedik körfezine mahlût olduğu
burunda bir
pespâye kaya üzre şekl-i müdevver yedi kat kirpi gibi toplu ve bir câmi‘li ve c …
Ve bu kulle-i ser-bülend nehr-i Neretva Venedik körfezine mahlût olduğu burunda bir pespâye kaya üzre şekl-i müdevver yedi kat kirpi gibi toplu ve bir câmi‘li ve cebehânesi ve zahîreleri mevcûd bir kal‘a-i metîndir kim bu kal‘a dibinden tâ karşu boğaza varınca nehr-i Neretva on sekiz yerde boğaz boğaz olup deryâya karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163b ·
metinde göster ·
… lki(?) gibi uzun çehreli ve kulakları oğlancıklar pabucu kadar büyük kulaklı ve
burnu bir
koruk kadar kırık yarım akçe tahtası gibi yâhûd Mora batlıcanı kadar büyük kırm …
Evvelâ Nemse çâsârı inpirator kralın ismi (---) ve babası (---) dır. Henüz yigirmi ikisine bâliğ olup sene (---) târîhinde Ungurus kralı olmuşdur, ammâ Cenâb-ı Bârî bunu gerçi insân deyü halk etmişdir, ammâ orta boylu ince miyânlu ol kadar mülahham ve mücessem değil ve ol kadar kadîd-i mahz dahi değil bir fedâyî kad sakalsız gulâmdır, ammâ evvelâ başı bi-emrillâh Mevlevî külâhı gibi yâhûd bal kabağı gibi surâhî kellesi var ve alnı tahta gibi yassı ve kaşları kalın siyâh kaş, ammâ mâbeyni gâyet açık olup ügü kuşları gözü gibi müdevver aları gözlü ve kirpikleri uzun siyâh kirpikler ve yüzü Hacı Tilki(?) gibi uzun çehreli ve kulakları oğlancıklar pabucu kadar büyük kulaklı ve burnu bir koruk kadar kırık yarım akçe tahtası gibi yâhûd Mora batlıcanı kadar büyük kırmızı burunlu ve burnunun deliklerine üçer parmak sığar vâsi‘ burnu deliklerinin içinden otuz yaşında yiğidin bıyığı kılları gibi burnu deliklerinden bıyıkları çıkup dudağı bıyığına karışmış karış morış olmuş siyâh fos bıyığı var kim tâ kulaklarına varmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz kayanın
burnunda bir
kal‘a-i bâlâdır kim bu kal‘a olduğu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi yigirmi bin ad …
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz kayanın burnunda bir kal‘a-i bâlâdır kim bu kal‘a olduğu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi yigirmi bin adım ihâta eder bir düz çemenzâr ve lâle‘ızâr sahrâdır. Ve bu kayanın cânib-i etrâfı biner arşın çâh-ı cahîm dereleridir. Ve her tarafı altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boşdur. Gûyâ bir mantar gibi beli ince yukarusu vâsi‘ halk olunmuş kaya üzre sahrâdır. Bir tarafından bu kal‘aya varılmak muhaldir, illâ kapusu yolundan tarafa varılsa mümkindir. Ammâ yedi kat burûc-ı akabeleri var kapulardan geçmeğe muhtâcdır kim her bir kapusu derbend-i calenderden nişân verir kapulardır. Hemân düşman oturduğu yerlerden aşağı taş yuvarlasa kifâyet eder, gayri top ve tüfeng atmak lâzım değildir. Hattâ bu kayadan yüksek cânib-i erba‘asında bâlâ kayalar yok iken hikmet-i Hudâ bu kaya üzre üç yerde âb-ı hayât çeşmesârlar ve su kaynakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b ·
metinde göster ·
… ı kudretden handaklı çâh-ı gayyâ-misâl hafrli bir topraklı bayır üzre bir sivri
burunda bir
sûr-ı ra‘nâsı var, Şeddâdî taş binâ bir küçük ve bir ince kal‘acıkdır. Ba‘de'l- …
Ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi (---) aded ma‘mûr kurâdır. Gayri hâkimleri yokdur. Kal‘ası şehrin aşağı cenûbîsi tarafında iki yanı kudretden handaklı çâh-ı gayyâ-misâl hafrli bir topraklı bayır üzre bir sivri burunda bir sûr-ı ra‘nâsı var, Şeddâdî taş binâ bir küçük ve bir ince kal‘acıkdır. Ba‘de'l-feth münhedim olduğundan dizdârı ve merdüm-hisârı yokdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218b ·
metinde göster ·
… nu derler. Mağribden gelen gemiler ol burnu seçüp Kefalonya'dır derler, ammâ bu
burunda bir
taş vardır, gemilere andan ihtirâz lâzımdır.
Ve mezkûr Kefalonya adası dağlı ve taşlı ve bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât sulu ve ni‘metleri vâfir ve berekâtları mütekâsir bir vâsi‘ adadır. Hattâ deryâdan biz gelirken bu adanın alâmeti oldur kim günbatısı tarafları gâyet yüksek dağlardır. Ve lodosa mukâbil olan yerinde bir yumru burun vardır, gâyet âlî burund[ur] kim Kav Sansi burnu derler. Mağribden gelen gemiler ol burnu seçüp Kefalonya'dır derler, ammâ bu burunda bir taş vardır, gemilere andan ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… leb-i deryâdan bir top menz[il]i içeri şark cânibinde karada Cum‘a köyü(?) dağı
burnunda bir
mürtefi‘ havâlesiz şekl-i bâdemî bir seng-i tırâş ve bir kârgîr ve metîn kal‘a- …
Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve mi‘mârı ve harâc ağası ve şehir kethudâsı ve Rûmlar üzre portoyorozi vardır. Kal‘a dizdârı ve toksan aded gâzî merdüm-hisârı cümle Cezâyir levendleri gibidir. Kal‘ası leb-i deryâdan bir top menz[il]i içeri şark cânibinde karada Cum‘a köyü(?) dağı burnunda bir mürtefi‘ havâlesiz şekl-i bâdemî bir seng-i tırâş ve bir kârgîr ve metîn kal‘a-i savaş muhkem hisâr-ı üstüvâr-ı hâzır-bâşdır kim ejder-i heft-ser gibi cânib-i erba‘aya ve deryâya nâzır bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn rabât-ı müzeyyen ve şehr-i medîndir kim bir refî‘u'l-bünyân ve halkı azîmü'ş-şân gâzî fetâlardır. Ammâ bu kal‘anın etrâflarında aslâ handak ve hafirden bir nişân yokdur, zîrâ sâfî yalçın kayalar üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
kırmızı kaya üzre bir minâre-i pespâye kaddi kadar yüksek yerde kıbleye ve maşr …
Akdeniz sâhilinde Koron burnunda bir kırmızı kaya üzre bir minâre-i pespâye kaddi kadar yüksek yerde kıbleye ve maşrıka mukâbil iki kal‘adır, ammâ biri biri üzre hâ’ildir. Biri Koron kal‘asıdır ve biri Livadye kal‘asıdır, ammâ şimdiki hâlde Livadye kal‘ası münhedim olmuş durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271a ·
metinde göster ·
kulle-i azîm vardır. Kapusuna taş nerdübân ile çıkılır, Kâsım Paşa kullesi derl …
Ve bu iç kal‘anın şark tarafında bir burunda bir kulle-i azîm vardır. Kapusuna taş nerdübân ile çıkılır, Kâsım Paşa kullesi derler. Mâl-â-mâl cebehâne-i mühimmât levâzımât memlûdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a ·
metinde göster ·
kenîse vardır. İsmine Frengler Kav (San) Sanangelo derler. Biz dahi cümle gemil …
Ana kefereler lisânınca Kav Maloya derler. Bu burunda bir kenîse vardır. İsmine Frengler Kav (San) Sanangelo derler. Biz dahi cümle gemilerle ol burunu geçüp gün doğusu rûzgârıyla orsa orsa giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283a ·
metinde göster ·
menzil başı yerdir. Niçe kerre yüz bin yük tuz çıkar. Gâyet lezîz milhi olup hâ …
Tuzla limanı: Girid cezîresinde Mısır'dan buraya bir menzil başı yerdir. Niçe kerre yüz bin yük tuz çıkar. Gâyet lezîz milhi olup hâlâ mukâta‘a tahrîr olundu. Mîr[î] tarafında başka emânet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘ası: Rûmeli tarafında leb-i deryâda (---) dağı
burnunda bir
topraklı ve kayalı bir kûh-ı müntehâ üzre şekl-i müselles bir Şeddâdî mutarraş …
Eşkâl-i kal‘ası: Rûmeli tarafında leb-i deryâda (---) dağı burnunda bir topraklı ve kayalı bir kûh-ı müntehâ üzre şekl-i müselles bir Şeddâdî mutarraş taş binâ-yı hâzır-bâş li-ecl-i savaş-ı perhâş bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı üstüvâr-ı kadîm ve bir sûr-ı azîmdir kim refî‘u'l-bünyân ve halkı azîmü’ş-şân kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338a ·
metinde göster ·
cânibi Sönbeki adası kıyılarıdır. Ve bir cânibi Gökova körfezidir. Ancak bir bu …
Ve bu mahal garbdan şarka seksen mîl bir burundur. Bir cânibi Sönbeki adası kıyılarıdır. Ve bir cânibi Gökova körfezidir. Ancak bir burun üzre bu kazâ kurâları âsî tüfeng-endâz kavimdir. Ammâ bizden üç gün evvel Malta gemileri bu kenâre asker döküp kurâları gâret edüp zahâyir ve esîr almak murâd edinüp asker döker. Mezkûr âsî Türkler fi'l-hâl yedi sekiz bini bir yere cem‘ olup hemân leb-i deryâya seğirdüp kâfir gemilerin kayalar mâbeyninden kurşum ile döğe döğe alarka ederler. Beri cânibde küffâr karada kalup aslâ birisi halâs olmayup dendân-ı tiğden geçirüp bakıyyetü's-seyfi Y 110a esîr edüp dağlarında keçi güderler idi. Gerçi mel‘ûn kavimdir, ammâ gâyet bahâdır ve pehlivân ve tüvânâ kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y109b–Y110a ·
metinde göster ·
… ndeki buruna Elbesu burnu derler. Bu dahi Mekri kazâsı hudûdudur. Bu mezkûr iki
burun bir
boğaz ağzı vâki‘ olup bundan içeri şarka yüz elli mîl tâ Mekri kal‘asına varınc …
Kurdoğlu burnu: Menteşe hâkinde Mekri kazâsı hudûdudur. Bu burnun karşu mukâbelesindeki buruna Elbesu burnu derler. Bu dahi Mekri kazâsı hudûdudur. Bu mezkûr iki burun bir boğaz ağzı vâki‘ olup bundan içeri şarka yüz elli mîl tâ Mekri kal‘asına varınca bir körfesdir. Yine Kurdoğlu burnu kıyıları ile on mîl batı eyyâm ile gidüp Göben limanı yüz pâre gemi alur a‘lâ yatakdır. Ve bu kıyılara Farki kıyıları derler, çamlı dağlardır. Andan yigirmi mîl gûnâ-gûn burunlar dolaşarak bir yalçın püşte üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126b ·
metinde göster ·
dere içre vâki‘ olmuş iki yüz fellâh evli ve bir câmi‘li bir ma‘mûr belîdedir. …
Karye-i Burter: Bir dere içre vâki‘ olmuş iki yüz fellâh evli ve bir câmi‘li bir ma‘mûr belîdedir. Beyrût hâkiminin hâssıdır. Voyvadası hükûmet eder nâhiyedir. Âb [u] hevâsı lâtif olduğundan mevz-i Veys el-Karanî bunda hâsıl olur. Niçe bin âdemlerinin kâr [u] kisbleri bu mevzdir. On bir yük akçe senevî hâsıl olur, gâyet mahsûldar köydür. Ammâ bi-emrillâh Yemen'den sonra bu mertebede olan mevz bir diyârda olmaz. şâm ve Haleb ve Mısır'a bundan Y 191b niçe bin deve yükü gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191a–Y191b ·
metinde göster ·
… t edüp imâmı hücresinden kaçırdılar. Bir gün imâmın bir küheylân atı yem yerken
burnundan bir
yılan atı sokup öldü, leşi fîl kadar olup bir tarafa götürmek mümkin değil, âhi …
Sene 1085 târîhinde Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa efendimizin imâmı Ahmed Efendi var idi, anın odasında yılanlar cem‘iyyet edüp imâmı hücresinden kaçırdılar. Bir gün imâmın bir küheylân atı yem yerken burnundan bir yılan atı sokup öldü, leşi fîl kadar olup bir tarafa götürmek mümkin değil, âhir ol mahalde bir hafir kazup defn etdiler. Ammâ aslâ imâmın hânesine varılmadan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y126a ·
metinde göster ·
… rsilaveş nâm bir melik bir kasr-ı âlî binâ etmişdi kim her ay başında güneş bir
burcdan bir
burca intikâl etmelü olsa ol gece ol kasrın üzerinde âteş yakarlardı. Andan şem …
Ba‘zılar kavlince bu şehr-i Fustât yerinde ibn Ersilaveş nâm bir melik bir kasr-ı âlî binâ etmişdi kim her ay başında güneş bir burcdan bir burca intikâl etmelü olsa ol gece ol kasrın üzerinde âteş yakarlardı. Andan şems-i âteş-tâb bir burcdan bir burca intikâl etdiğin bilirlerdi. Anıniçün bu şehrin ismi Ersilaveş idi. Lisân-ı İbrîde "Şems Evi" demekdir. Ba‘dehu bu şehri Fîrûzâd el-Kidânî oğlu Buhtunnasr harâb edüp kâmil beş yüz yıl berbâd yatdı. Andan bir şehir dahi zamîme olup 6. ismine şehr-i Yeşkikod(?) derler (---), bâzârı olan yerdir. Ve buna karîb bir şehr-i azîm dahi binâ olunup 7. ismine Hamrâ-yı Kusvâ dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y141b ·
metinde göster ·
… melü olsa ol gece ol kasrın üzerinde âteş yakarlardı. Andan şems-i âteş-tâb bir
burcdan bir
burca intikâl etdiğin bilirlerdi. Anıniçün bu şehrin ismi Ersilaveş idi. Lisân- …
Ba‘zılar kavlince bu şehr-i Fustât yerinde ibn Ersilaveş nâm bir melik bir kasr-ı âlî binâ etmişdi kim her ay başında güneş bir burcdan bir burca intikâl etmelü olsa ol gece ol kasrın üzerinde âteş yakarlardı. Andan şems-i âteş-tâb bir burcdan bir burca intikâl etdiğin bilirlerdi. Anıniçün bu şehrin ismi Ersilaveş idi. Lisân-ı İbrîde "Şems Evi" demekdir. Ba‘dehu bu şehri Fîrûzâd el-Kidânî oğlu Buhtunnasr harâb edüp kâmil beş yüz yıl berbâd yatdı. Andan bir şehir dahi zamîme olup 6. ismine şehr-i Yeşkikod(?) derler (---), bâzârı olan yerdir. Ve buna karîb bir şehr-i azîm dahi binâ olunup 7. ismine Hamrâ-yı Kusvâ dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y141b ·
metinde göster ·
mahaldir kim Nîl-i mübârek bu mahalde iki fırka olur, cezîre nihâyetidir. Zîrâ …
Andan bir mîl yukaruya Batnü'l-bakar nâm bir burunda bir mahaldir kim Nîl-i mübârek bu mahalde iki fırka olur, cezîre nihâyetidir. Zîrâ Menûf hâki ve Garbiyye hâki iki Nîl'in ortasında vâki‘ olmuş bir cezîre-i azîmdir kim iki kâşiflik hükûmeti ve bin altmış pâre kurâ ve kasabât ve şehr-i azîmli bir cezîre-i kübrâdır, bu Batnü'l-bakar nâm mahalde tamâm olur. Sağ tarafındaki cereyân eden Nîl vilâyet-i Dimyât'a gider. Sol cânibindeki Nîl bizim geldiğimiz cânibdir kim vilâyet-i Reşîd'e gider. Bizim geldiğimiz Nîl cânibeyninde ma‘mûr [u] âbâdân altı yüz kırk mahallât kurâ ve kasabâtlar vardır, lâkin hakîr eşbehlerin tahrîr etdim ki cümle bâğ u bâğçeli hadîka-i ravza-i cinânlı ve nahlistân gülistân bostânlı mahsûldâr şehir kurâ ve kasabâtlardır. Reşîd'den bu Batnü'l-bakar'a gelince kâmil beş yüz mîl yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y340b ·
metinde göster ·
… aslâ eser kalmamışdır, Ammâ hâlâ bu kal‘a Akdeniz ile nehr-i Nîl mahlût olduğu
burunda bir
kumsal yerde şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Dâyiren-mâdâr cirmi beş yüz …
Sene (---) târîhinde bizzât fâtih-i Mısır Selîm Hân-ı Evvel'in binâsıdır, be-dest-i Hayra Beğ vâlî-i ibtidâ feth-i Mısır. Mâ-tekaddem Amr ibnü'l-Âs asrında Esved ibn Mikdâd'ın feth etdüği kal‘adan aslâ eser kalmamışdır, Ammâ hâlâ bu kal‘a Akdeniz ile nehr-i Nîl mahlût olduğu burunda bir kumsal yerde şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Dâyiren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ve çâr köşesinde çâr burcu var. Ve cenûba nâzır bir kapusu var. İçinde havlısız seksen neferât hânecikleri vardır. Selîm Hân câmi‘i var. Ve Mısır müteferrikalarından kânûn üzre dizdârı ve seksen neferâtı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348b ·
metinde göster ·
… um kendü köküm ṣımaġum yoḳ oġuz erenleri ṭurur-iken seni ögmegüm yoḳ didi ḳazan
burada bir
daḫı ṣoylamış
öldür meni yitür meni ṣal ḳılıcuŋ kes başum ḳılıcuŋdan ṣaparum yoḳ kendü aṣlum kendü köküm ṣımaġum yoḳ oġuz erenleri ṭurur-iken seni ögmegüm yoḳ didi ḳazan burada bir daḫı ṣoylamış
… yitür meni kendü aṣlum kendü köküm ṣımaġum yoḳ seni ögmegüm yoḳ didi ḳazan big
burada bir
daḫı ṣoylamış aydur aḳ ḳayanuŋ ḳaplanınuŋ irkeginde bir köküm var
meni yitür meni kendü aṣlum kendü köküm ṣımaġum yoḳ seni ögmegüm yoḳ didi ḳazan big burada bir daḫı ṣoylamış aydur aḳ ḳayanuŋ ḳaplanınuŋ irkeginde bir köküm var
daḫı ṣoylamış aydur mere yigit öŋinçe bu çerinüŋ bir aḳ sancaḳlu alay çıḳdı çad …
dögişelüm didi ḳazan burada bir daḫı ṣoylamış aydur mere yigit öŋinçe bu çerinüŋ bir aḳ sancaḳlu alay çıḳdı çadırın ilden öŋdin dikdi aġ boz ata binen ol yigit ne yigitdür