… nibi bu mertebe üç kat metânet üzre mebnî olup üç katda bin iki yüz yigirmi beş
burc-ı
azîm kulleler vardır. Ve her kulle üzre onar ruhbân dîdebân ta‘yîn edüp şeb [u] …
Ve bu dîvârların önündeki bir kat fecc-i amîk handak-ı garîkın arzı yüz zirâ‘dır. Ve bu handak içre Yedikulle'den tâ Silivri Bâbı'na gelince deryâ girirdi. Ve Eyyû[b] Ensârî Kapusu'ndan tâ Eğrikapu'ya gelince yine deryâ girüp kal‘a-i İslâmbol cezîre-misâl olmağa sehel kalmışdı. Hâlâ kara cânibi bu mertebe üç kat metânet üzre mebnî olup üç katda bin iki yüz yigirmi beş burc-ı azîm kulleler vardır. Ve her kulle üzre onar ruhbân dîdebân ta‘yîn edüp şeb [u] rûz nigehbânlık ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
… vli bu zu‘m-ı bâtıl üzredir kim ibtidâ bânîsi Zübeyde Hâtûn binâ etdükde tâli‘i
burc-ı
Akrebe düşüp sâhibi burc-ı Mirrih olmuşdur. Anınçün cemî‘î düvelde iken üzerine …
Der-hakk-ı tâli‘-i Tebrîz-i Azerbaycân: Cümle müneccimînin kavli bu zu‘m-ı bâtıl üzredir kim ibtidâ bânîsi Zübeyde Hâtûn binâ etdükde tâli‘i burc-ı Akrebe düşüp sâhibi burc-ı Mirrih olmuşdur. Anınçün cemî‘î düvelde iken üzerine niçe yüz kerre yâğî gelüp Sultân Murâd-ı Râbi‘ etdiği gibi bir kaç kerre Timur ve Cengiz Hân harâb etdiği gibi harâb olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a ·
metinde göster ·
… kim ibtidâ bânîsi Zübeyde Hâtûn binâ etdükde tâli‘i burc-ı Akrebe düşüp sâhibi
burc-ı
Mirrih olmuşdur. Anınçün cemî‘î düvelde iken üzerine niçe yüz kerre yâğî gelüp …
Der-hakk-ı tâli‘-i Tebrîz-i Azerbaycân: Cümle müneccimînin kavli bu zu‘m-ı bâtıl üzredir kim ibtidâ bânîsi Zübeyde Hâtûn binâ etdükde tâli‘i burc-ı Akrebe düşüp sâhibi burc-ı Mirrih olmuşdur. Anınçün cemî‘î düvelde iken üzerine niçe yüz kerre yâğî gelüp Sultân Murâd-ı Râbi‘ etdiği gibi bir kaç kerre Timur ve Cengiz Hân harâb etdiği gibi harâb olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Hazret-i Muhammed Şâm-ı Gazan: Zamân-ı kadîmde Âl-i Cengiziyân asrında bu mahal bâğ-ı İrem olup Şâm-ı cennet-meşâm gibi olup ve Şâm tarafı olmağıla bu mahalle Şâm derler imiş. Sene 694 târîhinde Muhammed Şâm-ı Gazan bu mahalde bir kal‘a-i metîn ve hısn-ı hasîn inşâ edüp ismine Şâm-ı Gazan dediler ve on bin ma‘dûd re‘âyâ vü berâyâyı tekâlif-i örfiyyeden mu‘âf ve müsellem 304a edüp bu kal‘ada iskân etdirdi. Ba‘dehû kendüye bu türbe-i pür-envârı inşâ etdirüp Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Dâdyân'da mühendisân [u] mi‘mârân ve berr [u] bihâr seyyâhân çeşm-i ibretler ile böyle bir ibret-nümâ-yı âlî binâ görmüş değildir. Hâlâ İslâmbol'da Galata kullesi-misâl eflâke ser çekmiş bir burc-ı Kahkahâ'dır, ammâ hakîr gördükde kapusu tarafının bir cânibi zelzeleden münhedim olup cümle seng-i cibzi pâymâl-ı rimâl olup yatardı. Vâcibü's-seyr bir binâ-yı azîm ve ziyâret-i kadîmdir. Hamd-i Hudâ, Hân ile girüp ziyâret edüp rûh-ı şerîfiyçün bir Fâtîha-i şerîf tilâvet etdik. Kabr-i münevveresinin mermer sandûkasında böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b–304a ·
metinde göster ·
… n binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---)
burc-ı
azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû niçe yüz kerre bu 316b Demirkapu kal‘ası muhâsaralar çeküp kâh harâb ve kâhî imâr olup âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis vezîrlerinden Özdemiroğlu Osmân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile deryâ-misâl cüyûş-ı muvahhidîn cem‘iyyetiyle bu kal‘a altına vardıkda derûn-ı kal‘ada olan Sünniyân şâh-ı gümrâh tarafından hâkim olan Çerâğ Halîfe'yi kayd-bend edüp cümle revâfızları dendân-ı tîğdan geçirüp cümle kızılbaşların başların ârâyiş-ı sükû[n] edüp Demirkapu hânını kellelerle Ordu-yı İslâm'da kal‘a miftâhların Osmân Paşa'ya teslîm edüp Çerâğ Hân'ın kellesin galtân edüp çerâğı sönüp şâmı ahşâm olur. Ba‘dehû cemî‘î guzât-ı müslimîn Allah Allah ile kal‘aya girüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet edüp müjde haberleri der-i devlete gidüp Osmân Paşa müstakıllen Şirvân eyâletine hâkim [ü] serdâr-ı mükerrem bu kal‘a-i Demirkapu'yu ta‘mîr u termîm edüp gûyâ bâb-ı hadîd-i cedîd-i metîn olup bu kal‘adan cemî‘î guzât-ı müslimîn diyâr-ı Şirvân'a şebhûnlar salup yetmiş pâre kılâ‘-ı metîneleri kabza-i teshîre alup eyâlet-i azîm olur ve bin aded yeniçeri ve dörd bölük sipâhîleri ağalarıyla ve on oda cebeci ve on oda topcıyân-ı dergâh-ı âlî ve altmış aded top-ı kal‘a-kûp ve beş yüz sandûka cebehâne ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtın tekmîl ve mükemmel edüp yeniden üç bin kul konup ve Revâli eyâleti on beş bin asker ile muhâfız kalup adl [ü] adâlet ederek ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân olur kim gûyâ Şâm-ı cennet-meşâm olur. Deşt-i Kıpçak tarafından ve Çerkes ve Dağıstân tarafından yollar açılup diyâr-ı Kırım'dan Tatar askeriyle mühimmât ve levâzımâtlar gelmede ve mukaddemâ feth olan Ahıska ve Revân ve Gence ve Tiflis ve Tomanis ve Şemahı câniblerinden serhad askerleri gelüp gitmeden ol kadar imâristân olur kim gûyâ adl-i Ömer ile ma‘mûr olmuş bir diyâr olur. Tâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ cülûsu senelerinde sipâh ve yeniçeri zorbaları ısyân [u] tuğyânı mahallinde şâh-ı Acem fırsat bulup sene (---) târîhinde imdâd gelmedüğü ecilden emân ile kal‘ayı Şâh (---) teslîm edüp cümle guzât-ı müslimîn Dağıstân'a, andan Çerkezistân'a, andan diyâr-ı Kırım'a dâhil olurlar. İlâ yevminâ-hâzâ bu kal‘a-i sedd-i üstüvâr dest-i Acem'de ol kadar ma‘mûrdur kim gûyâ vilâyet-i Şirvân'da imâristân-ı Enûşirvân'dır. Hâlâ dest-i Acem'de hânlıkdır ve kadılıkdır. Ve on iki hükûmetdir kim münşî ve kelenteri ve darûgası ve yasavulu ve korucu ve dizçöken ağası ve çiğyiyen akası ve iki bin dizçöken tülüngisi var. Cümle-i cümele tokuz bin şâhseven ve şâh destinden dolu içmiş nökeri vardır. Bu kal‘a hânıyla mülâkât olup leb-i deryâda burc-ı Kaytak Hân üzre deryâya nâzır bir sarây-ı âlîyi döşeyüp dâ’imâ seyr [ü] temâşâ ederdik. Revân ve Gîlân ve Bakü hânlarının mektûb-ı muhabbet-uslûblarından hazz edüp şeb [u] rûz tatyîb-i hâtırımızla mukayyed idi. Seksen sâle bâliğ bir kırçıl hân-ı nâ-bâliğ Şâhseven Şefî‘ Hân nâm bir hân-ı hâm idi kim şeb [u] rûz mest-i nevrûz idi. Lâkin nükte-şinâs ve şi‘r-âşnâ ve hattât ve hoş-sohbet hân idi. Hakîre beş tümen harc-ı ma‘ûnet verüp rûz-merre ta‘yînâtımız matbah-ı Keykâvûs'dan mihmândârlar dârımıza getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316a–316b ·
metinde göster ·
… nâzır Nevbethane kapusudır. Andan aşağı şehre nüzûl olur. Bu kal‘a cümle (---)
burc-ı
metînlerdir. Ve cümle dendân-ı bedendir ve dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve …
Eşkâl-i kal‘a-i Bâyburd: Bir yalçın püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes Şeddâdî binâ bir serâmed-i ra‘nâ iç hisârı vardır. Der-i dîvârının kaddi kırk zirâ‘-ı melikîdir. Yalçın kaya üzre olmağıla cânib-i muhammesinde handakı yokdur. Ve derûn-i iç hisârda cümle üç yüz hâne kâr-ı kadîmler vardır. Lâkin çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm yokdur. Ve iki kapusu vardır. Biri cânib-i şarka, bâğçeler tarafına küşâde üç kat cedîd kavî bâb-ı hadîdlerdir. Ve biri dahi cânib-i garba nâzır Nevbethane kapusudır. Andan aşağı şehre nüzûl olur. Bu kal‘a cümle (---) burc-ı metînlerdir. Ve cümle dendân-ı bedendir ve dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve Nevbethane kapusundan aşağı şehr cümle binden mütecâviz toprak örtülü hânedânlardır. Bu şehr içre cümle on tokuz mahalle-i müslimîn ve yedi mahalle-i Ermeni, ammâ Yahûdî ve Çingâne tâ’ifeleri yokdur. Lâkin leb-i deryâ üç menzil karîb olmağıla Urum keferesi çokdur. Ahâlî-i vilâyetin çoğu Ekrâd u Türkmândır, ammâ Ebü'l-feth feth etdikden sonra Tire şehrinden üç bin âdem bu şehre nefy edüp tavattun etmişlerdir kim ekseriyyâ bu şehr halkının çoğu Tirevîlerden münteşir olmuşlardır. Hâlâ gayet ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at musallî âdemleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… eri üzre ilm-i usturlabda ve ilm-i rub‘-ı dâ’ire ile irtifâ‘-ı tâli‘-i Konya'yı
burc-ı
zührede bulmuşlardır. Anınçün cemî‘i halkı sâz u söz ve ney ü cenk ü rebâb ve s …
Der-hakk-ı tâli‘-i Konya-i Selçukıyân: Müverrihân [u] müneccimânın kavl-i sahîhleri üzre ilm-i usturlabda ve ilm-i rub‘-ı dâ’ire ile irtifâ‘-ı tâli‘-i Konya'yı burc-ı zührede bulmuşlardır. Anınçün cemî‘i halkı sâz u söz ve ney ü cenk ü rebâb ve semâ‘ ederler (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Payas: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ seng bînâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cümle sekiz aded topları vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb iskelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr iki kat dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şarka nâzır ikişer kat demir kanatlı kapuları ve handakı üzre ağaç cisri var ve iskele kullesi bir metîn ve müdevver kulledir. Şeb u rûz kal‘a neferâtları bu kulle üzre nigehbânlık ederler. Zirâ gümrük bu mahaldedir ve liman zamân-ı kadîmde gâyet latîf liman imiş. Mürûr-ı eyyâm ile hâlâ ol kadar me‘mûr değildir, bir âb-ı hayât göldür. Yine ba‘zı gemiler girer ammâ iri bârçe ve karavana ve burtun ve galyon gemiler girüp demir bırağıp yatmazlar. Cümle gemiler alarka lenger-endaht olup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı limandır ve kal‘a handakının sol tarafı kenarında bir müferrah mahkeme-i şer‘-i Resûl müntehâ dud ağacı vardır. Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapulu kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var. Kapusu üzre târîhi sene 1007 târîhidir. Bu hân kapusu kal‘a kapusuna nâzırdır. Hânı gâyet mükellef ve müzeyyen ve ma‘mûr [u] âbâdân ve müte‘addid harem odaları ve ıstabl-ı anterli ve develikli ve imâret ve dârü'z-ziyâfeli ve bir harem-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna karîb bir câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde İbrâhîm Paşa 20a câmi‘i ola. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Tûlen ve arzen seksen ayakdır ve gâyet şîrîn ü müzeyyen bir câmi‘-i mahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh yerdir. Bu şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîreli ibâdetgâhdır. Evvelâ harem-i ferâh-fezâsının ortasında bir havz-ı müşebbeki var, dâ’iren-mâdâr etrâfında âbdest muslukları var kim selsebîl-âsâ şeb [u] rûz cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ olunur ve bu havzın etrâfında gûnâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında limon ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘attar olup hoş bû kesb etdikde ibâdet-i Yezdân ederler. Ve câmi‘in iki kapusu var, biri kıbleye mekşûfdur kim harem kapusudur. Üzerinde âhir mısra‘ı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b–20a ·
metinde göster ·
… üzre eflâke ser-çekmiş seng-binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâ-yı şekl-i müseddesdir.
Burc-ı
bârûları gâyet metânet üzre metîndir kim her kullesi birbirine nâzırdır. Handak …
Eşkâl-i kal‘a-i Birecik: Nehr-i azîm-i Furât'ın cânib-i şarkı ve şimâline meyyâl bir yalçın kaya üzre eflâke ser-çekmiş seng-binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâ-yı şekl-i müseddesdir. Burc-ı bârûları gâyet metânet üzre metîndir kim her kullesi birbirine nâzırdır. Handakı yokdur. Zîrâ cânib-i müseddesi çâh-ı gayyâdan nişân verir kayalardır kim şâhin ve karakuş ve devlengeçler murgına âşiyân olmuşdur. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Ve cânib-i kıblede iç kal‘aya nâzır bir kavî ve metîn demir kapusu var. Cümle üç kat kapudur, ammâ iç kal‘ası kadar sa‘b hisâr meğer kal‘a-i Mardin ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53b ·
metinde göster ·
… şt kimesneler ki ilm-i felekde kâmil ü mâhir olanları bu Ruhâ şehrinin tâli‘ini
burc-ı
kamerde bulmuşlar. Anınçün ahâlîsi mü’min ü muvahhid ve halûk u selîm âdemler.
Sitâyiş-i tâli‘-i şehr-i Urfa: Cemî‘i seyyâhân-ı berr [u] bihâr u cihân-geşt kimesneler ki ilm-i felekde kâmil ü mâhir olanları bu Ruhâ şehrinin tâli‘ini burc-ı kamerde bulmuşlar. Anınçün ahâlîsi mü’min ü muvahhid ve halûk u selîm âdemler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b ·
metinde göster ·
Der-fasl-ı tâli‘-i imâristân: Bi-kavl-i hakîm Kolon bu şehrin tâli‘-i imâreti
burc-ı
sünbüle ve beyt-i utârid-i turâbîde bulunmuşdur. Anın içün her sene mahsûlât-ı …
Der-fasl-ı tâli‘-i imâristân: Bi-kavl-i hakîm Kolon bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı sünbüle ve beyt-i utârid-i turâbîde bulunmuşdur. Anın içün her sene mahsûlât-ı sünbülâtı vefret üzre olup ganîmet olur (---)(---). Ve halkının tabî‘atları türâb gibi süflî mertebedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65b ·
metinde göster ·
… de Zindân kullesidir kim yine nehr-i Meriç sâhiline nâzır taraf-ı kıbleye nâzır
burc-ı
pür-borcdur kim cemî‘i borclu ve kâtil ve kuttâ‘u't-tarîk-i vâcibü'l-izâle olan …
Bir köşesinde Zindân kullesidir kim yine nehr-i Meriç sâhiline nâzır taraf-ı kıbleye nâzır burc-ı pür-borcdur kim cemî‘i borclu ve kâtil ve kuttâ‘u't-tarîk-i vâcibü'l-izâle olanlar bu Zindân kullesinde mescûn u mahpûs olunmuşlardır. "Tûfân-ı Nûh'dan mukaddem kalan kulle-i kadîm budur", deyü sadr-ı kullede lisân-ı Latince İdrivne Kral bu kullenin târîhin tahrir edüp ta‘mîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
… ce vâki‘ olmuşdur, ammâ şark tarafı gâyet âlî olup evc-i âsumâna ser çekmiş bir
burc-ı
âlîsi olup aşağı deresi derk-i esfelden nişân verir bir çâh-ı gayyâ olduğundan …
Evvelâ bu kal‘a-i ser-bülend kûh-ı Dehdîvân ile kûh-ı Âvîh mâbeyninde bir vâsi‘ sengistân uz içinde Âvîh deresi solunda ve İskender deresi sağında bu nehreyn-i zülâleyn bir yere mahlût olduğu mahalde evce ser çekmiş bir yalçın kaya üzre Şeddâdî binâ-misâl seng-tıraşlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı pil-i Mengurûsî cüssesi kadardır. Bu kal‘a vaz‘ olduğu püşte-i bâlâ iki nehir mâbeyninde gûyâ cezîre-misâl vâki‘ olmuşdur. Ammâ gâyet serâmed kanâre-i âlîdir kim kal‘anın dervezesine altı yüz adımda urûc olunur, sa‘b yolu vardır. Cirm-i kal‘a oldur kim şarkdan garba şekl-i murabba‘dan tulanîce vâki‘ olmuşdur, ammâ şark tarafı gâyet âlî olup evc-i âsumâna ser çekmiş bir burc-ı âlîsi olup aşağı deresi derk-i esfelden nişân verir bir çâh-ı gayyâ olduğundan mezkûr kulle-i bülendden hânlar ba‘zı vâcibü'l-izâle olan âdemleri ol kulle-i bâlâdan aşağı endâht edüp pâre pâre olur. Anınçün ol şark tarafında kulle-i âlîye "Kanlı kulle" derler. Bir kulle dahi cânib-i garbda hân sarâyı köşesinde kulle-i azîmdir kim içinde cebehâne-i gûnâ-gûnlar vardır ve cümle altı yüz yetmiş aded dendân-ı bedendir ve her bedende birer mazgal deliği vardır ve anlardan aşağı birer kat mazgal delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu bilâd-ı harâbeler gibi niçe yüz harâb kalmış şehr-i mu‘azzamların biri dahi bu şehr-i Ahlat'dır, ammâ keyfiyyet-i âleme vâkıf olan bu kîl u kâlden ferâğat eder. Lâkin dildir, duramaz. Mezkûr şehr-i harâblar burc-ı evliyâ vü enbiyâ olduğundan âdemin yazığı gelüp hayfâ dirîğ der, yohsa hâl-i dünyâ hemîşe böyledir. Bir cânibi imâr, bir cânibi harâb olmadadır. Merhûm ve mağfûrun leh Veysî Efendi Vâkı‘anâmesi'nde tahrîr etdüği gibi "Kankı zamân bedürüstî-i cihân ma‘mûr u âbâdân olmuşdur?!..." deyü tahrîr etmiş. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
Andan sonra aşağı varoş kal‘a sengdir. Dîvârları ve
burc-ı
bârûları üzre Yalı kapusundan paşa kullesine ve Rüstem Paşa kullesine ve Hüsrev …
Andan sonra aşağı varoş kal‘a sengdir. Dîvârları ve burc-ı bârûları üzre Yalı kapusundan paşa kullesine ve Rüstem Paşa kullesine ve Hüsrev Paşa kullesine ve Ortakapu kullesine ve Veled kullesine ve Tebrîz kapusu kullesine varınca kirpi gibi birer kat top dahi dizmişdir kim bu toplar alçakda olmağile kal‘ayı muhâsara edüp meterise giren düşmanı gezdirmez. Bu hisâb üzre kal‘a-i Van'ın dörd kat toplar dizilmişdir kim gûyâ yükün almış bir kalyon gibi yemîn ü yesârında dörd kat topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
… yalar içre nüzûl olunur su yolu vardır. Bu su yoluna nâzır Bâlâburç nâmıyla bir
burc-ı
Kahkahâ vardır kim bu su yolunu korudur, kirpi yünü gibi dizilmiş balyemez topl …
Van kal‘ası altından cümle (---) aded uyûn-ı âb-ı zülâller cereyân edüp Horhor nâm mahalde değirmân yürüdür enhâr-ı âb-ı hayâtdır. Ve Tebrîz kapusunun iç yüzünde kezâlik bir kaynağ-ı azîm mücellâ kırk bir âb-ı zülâldir kim nûş eden bir kuzu tenâvül edüp hazm eder. Ve bir kaynak dahi Suluk kal‘asındadır kim Bâlâburç'undan aşağı kayalar içre nüzûl olunur su yolu vardır. Bu su yoluna nâzır Bâlâburç nâmıyla bir burc-ı Kahkahâ vardır kim bu su yolunu korudur, kirpi yünü gibi dizilmiş balyemez topları vardır. Ve bir konak dahi Van kal‘asının şimâlinde yine su kullesi vardır. Anda dahi kayadan aşağı iner su yolu vardır. Bâlâburç Sultân Türbesi'nden aşağı nüzûl eder, kayalar içre su yolları vardır ve bu yollara nâzır hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kulle-i gevher-nigînler var kim balyemez toplar kat-ender-kat dizilmişdir kim aşağı su kullesin muhafaza eder. Bu kayanın aşağısı sazlı bataklı yerdir. Hergiz yanına âdem varamaz. Zîrâ Van topları bu mahalde âdem değil kuş kondurmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 257b ·
metinde göster ·
Bu şehr-i Salmas bâlâda tahrîr olunan yedi pâre şehir vasatında vâki‘ olmuş bir şehr-i mutavassıtadır. Ammâ bu Salmas şehri Hoy şehrinin taraf-ı garbîsindedir ammâ cânib-i şimâle sehel meyyâlcedir. Mâbeynehümâları yedi fersah yerdir. Tebrîz on fersah yerdir ve cânib-i şarkîsindedir. Ve Salmas iklîm-i örfiyyenin 17 bulunmuşdur. Tâli‘-i imâreti burc-ı esedde ve beyti şems-i nârîde bulunmuşdur. Anınçün esed-salâbetdir. Şiddet-i hârları şems tesîrindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300b ·
metinde göster ·
akrebde ve beyt-i Mirrîh-i mâîde vâki‘ olmağile içinden harb [ü] kıtâl eksik de …
Tâli‘-i binâsı burc-ı akrebde ve beyt-i Mirrîh-i mâîde vâki‘ olmağile içinden harb [ü] kıtâl eksik değildir. Hatta sene 962 târîhinde Sultân Süleymân Hân fermânıyla İmâdiyye Hâkimi Sultân Hüseyin bu şehr-i Sehend kendi müşâsında olmağile ale'l-gafle bu şehr-i Sehend'i basup eyle nehb ü gâret ve harâb u yebâb edüp taş taş üzre komayup eyle mâl-ı ganâ’im almışdır kim ‘Hâlâ İmâdiyye kavmi Ekrâdları ol mâl-ı ganâ’imle muğtenimdir.’ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306b ·
metinde göster ·
mîzândır ve beyti zühre ve hevâîdir. Anınçün halkı ehl-i hevâ ve i‘tidâl üzre g …
Ve tâli‘-i imâreti burc-ı mîzândır ve beyti zühre ve hevâîdir. Anınçün halkı ehl-i hevâ ve i‘tidâl üzre geçinirler. Ve ekâlîm-i büldânı on sekizinci iklîm-i örfiyyede olup arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘atdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… e târîhinde adâlet-i şâhânlar ile bu aşağı varoş imâr olmuşdur. Tâli‘-i imâreti
burc-ı
sünbülede vâki‘ 312b olup beyti Utarid-i türâbîdır. Anınçün türâb-ı pâkinde b …
Ve şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘ar bir diyâr-ı deyyârdır kim deyyâr bir merd-i âferîde hubûbât u nebâtât makûlesine muhtâc değillerdir. Cümle halkı dihkânîler olduklarından kendileri gendümlerin zirâ‘at edüp kût edinirler. Hattâ bir kilesinden seksen kile gendüm ü cevv hâsıl olur. Fezâlarında cümle buk‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-emredân merğûb ve mezra‘aları firâvân ve hâmûnlarında enhârları revân şehr-i âbâdândır. Kendleri ma‘mûr ve cümle halkı mesrûr, gûnâ-gûn ni‘metleri vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir şehr-i kebîrdir. Ammâ zamân-ı kadîmde bir kend-i asğar imiş. Yezdecürd Şâh imâr etdikden sonra sene erba‘în seb‘a mie târîhinde adâlet-i şâhânlar ile bu aşağı varoş imâr olmuşdur. Tâli‘-i imâreti burc-ı sünbülede vâki‘ 312b olup beyti Utarid-i türâbîdır. Anınçün türâb-ı pâkinde bir sünbüleden yüz dane-i gendüm hâsıl olur. Ve ekâlîm-i örfiyyenin on dokuzuncu hissesinde bulunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a–312b ·
metinde göster ·
Ve tâli‘-i binâ-yı imâristân: Bu şehr-i Kâşân'ın tâli‘-i
burc-ı
imâreti be-kavl-i Monlâ Kulga Şâh üzre burc-ı akrebde bu şehir vâki‘ olup beyti …
Ve tâli‘-i binâ-yı imâristân: Bu şehr-i Kâşân'ın tâli‘-i burc-ı imâreti be-kavl-i Monlâ Kulga Şâh üzre burc-ı akrebde bu şehir vâki‘ olup beyti Mirrîh-i mâî olduğundan akrebi çokdur ve Mirrîh-sıfat halkı hûnîdir ve cengâverlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a ·
metinde göster ·
akrebde bu şehir vâki‘ olup beyti Mirrîh-i mâî olduğundan akrebi çokdur ve Mirr …
Ve tâli‘-i binâ-yı imâristân: Bu şehr-i Kâşân'ın tâli‘-i burc-ı imâreti be-kavl-i Monlâ Kulga Şâh üzre burc-ı akrebde bu şehir vâki‘ olup beyti Mirrîh-i mâî olduğundan akrebi çokdur ve Mirrîh-sıfat halkı hûnîdir ve cengâverlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a ·
metinde göster ·
… ---) (---)(---) ve atvel-i nehârı (---) sâ‘at ve derecedir. Ve tâli‘-i imâreti
burc-ı
mîzânda ve beyt-i zührede ve hâne-i hevâyîde bulunmuşdur. Anınçün halkı mîzân ü …
Ve ilm-i usturlâba mâlik olan Monlâ Hudâdâd-ı Kirmânî kavli üzre bu şehr-i Cerbân Kan 19'uncu iklîm-i örfiyyede bulunup arz-ı beledi (---)(---)(---) ve atvel-i nehârı (---) sâ‘at ve derecedir. Ve tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zührede ve hâne-i hevâyîde bulunmuşdur. Anınçün halkı mîzân üzre i‘tidâlâne hareket ederler kim burc-ı mîzân gibi beyne beyne geçinirler. Ve beyt-i zühre olduğundan cümle halkı rakkâs u hânende vü sâzende ve cümle sağîr ü kebîri hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
… i hevâyîde bulunmuşdur. Anınçün halkı mîzân üzre i‘tidâlâne hareket ederler kim
burc-ı
mîzân gibi beyne beyne geçinirler. Ve beyt-i zühre olduğundan cümle halkı rakkâ …
Ve ilm-i usturlâba mâlik olan Monlâ Hudâdâd-ı Kirmânî kavli üzre bu şehr-i Cerbân Kan 19'uncu iklîm-i örfiyyede bulunup arz-ı beledi (---)(---)(---) ve atvel-i nehârı (---) sâ‘at ve derecedir. Ve tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zührede ve hâne-i hevâyîde bulunmuşdur. Anınçün halkı mîzân üzre i‘tidâlâne hareket ederler kim burc-ı mîzân gibi beyne beyne geçinirler. Ve beyt-i zühre olduğundan cümle halkı rakkâs u hânende vü sâzende ve cümle sağîr ü kebîri hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
Ve tâli‘-i binâ-yı imâristân: Bu şehri ibtidâ Keyûmers Şâh binâ etdikde
burc-ı
esedde esâsın vaz‘ eder. Anınçün halkı esed-heybet ve gazanfer-salâbetlerdir ve …
Ve tâli‘-i binâ-yı imâristân: Bu şehri ibtidâ Keyûmers Şâh binâ etdikde burc-ı esedde esâsın vaz‘ eder. Anınçün halkı esed-heybet ve gazanfer-salâbetlerdir ve burc-ı esed beyt-i şems-i nârîdir. Anınçün şemsinde te’sîr vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326a ·
metinde göster ·
… esedde esâsın vaz‘ eder. Anınçün halkı esed-heybet ve gazanfer-salâbetlerdir ve
burc-ı
esed beyt-i şems-i nârîdir. Anınçün şemsinde te’sîr vardır.
Ve tâli‘-i binâ-yı imâristân: Bu şehri ibtidâ Keyûmers Şâh binâ etdikde burc-ı esedde esâsın vaz‘ eder. Anınçün halkı esed-heybet ve gazanfer-salâbetlerdir ve burc-ı esed beyt-i şems-i nârîdir. Anınçün şemsinde te’sîr vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326a ·
metinde göster ·
… serî balyemez toplardır. Husûsan Akkapu'da ve Karanlık Kapu'da ve İçkal‘a'da ve
Burc-ı
Acem'de ve Küçük Hüseyin Paşa Tabyası'nda ve Mûsâ Paşa Tabyası'nda serâmed güzî …
Ve hâkim-i sâbi‘ topçubaşı altı oda topçu beş bin askerle kaldı. Ve Fransa kâfirinden beş yüz aded Fireng topçu kalup hâlâ hizmet-i Bağdâd'da mukayyidlerdir. Ve cümle ze‘âmetleri Şâm'dadır. Cümle topçıyân ve sağîr ü kebîr bin altmış pâre top-ı kal‘a-kûb balyemez kolomborna ve şâhî ve saçma ve havan ve şayka ve darbzen ve müşkat misilli top-ı ibret-nümâlar hizmet ederler. Bu kal‘a-i Bağdâd'da olan toplar bir diyârda yokdur. İllâ İslâmbol'da ve Budin'de ve Akdeniz Boğaz hisârlarında ve kal‘a-i Rodos'da var, yoksa gayrı diyâr serhadlerinde yokdur. Gerçi vardır ammâ birer ikişer altışar top-ı güzîdeler vardır. Ammâ bu kal‘a-i Bağdâd'ın ekserî balyemez toplardır. Husûsan Akkapu'da ve Karanlık Kapu'da ve İçkal‘a'da ve Burc-ı Acem'de ve Küçük Hüseyin Paşa Tabyası'nda ve Mûsâ Paşa Tabyası'nda serâmed güzîde toplar var kim her biri birer kal‘a değer ve Hasan Paşa Zülfikâr Depesi'ndeki toplar {gâyet mefret balyemezlerdir}..
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 338b ·
metinde göster ·
… lâ cümle ebrâclardan metîn u muhkem kal‘anın Akkapu semtinde ve Cenâb cânibinde
burc-ı
azîm gâyet metîn kulle-i azîmdir ve İmâm-ı A‘zam kapusu kurbünde Hasan Paşa kul …
Evvelâ kal‘a-i Bağdâd'ın dâ’iren-mâdârında cümle (---)(---) aded kulle-i derbend-i meşâlardır kim her biri gûyâ birer Kahkahâ kal‘asıdır. Bu diyârda kullelere burc derler. Evvelâ cümle ebrâclardan metîn u muhkem kal‘anın Akkapu semtinde ve Cenâb cânibinde burc-ı azîm gâyet metîn kulle-i azîmdir ve İmâm-ı A‘zam kapusu kurbünde Hasan Paşa kullesi ve Yassı kulle ve Muzlim Kapu kullesi ve Şehâbeddîn kurbünde Küçük Hasan Paşa tabyası ve Melek Ahmed Paşa tabyası ve Zülfikâr depesi üzre tabya-i Azîm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340b ·
metinde göster ·
cedîde esâsı vaz‘ olunmuşdur. Ve beyt-i Zühal'i türâbîde bulunmuşdur. Anınçün h …
Der-baht-ı tâli‘-i imâristân: Bu şehr-i Bağdâd burc-ı cedîde esâsı vaz‘ olunmuşdur. Ve beyt-i Zühal'i türâbîde bulunmuşdur. Anınçün hâk-i Bağdâd'da fitne vü fesâd eksik olmayup türâbı kan ile mülemma‘ olmuş bir deşt-i Kerbelâ'da vâki‘ olmuş kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342a ·
metinde göster ·
… k zamân-ı kadîmden berü mecma‘-ı ulemâ vü menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i sulehâ vü
burc-ı
evliyâdır. Ve ıklîm-i acîbe ve garîbedendir kim cemî‘i ulemâsı ulûm-ı garîbeye …
Evvelâ bu kal‘a-i Bağdâd-ı pür-dâd, dâr-ı İremezâtü'l-imâdı lem-yuhlak mislehâ fi'l-bilâd kim beyne'l-müverrihîn Irâk-ı behişt-âbâd nâmıyla meşhûr-ı âfâk olan kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve hisâr-ı kadîm ü bender-i azîm ve rabât-ı müzeyyen ü şehr-i Medâyin-i Medyen olan taht-gâh-ı dârü'l-hulefâ-yı Bağdâd kim refî‘u'l-bünyân ve halkı Azîmü'ş-şân derler. Zîrâ bu şehr-i atîk zamân-ı kadîmden berü mecma‘-ı ulemâ vü menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i sulehâ vü burc-ı evliyâdır. Ve ıklîm-i acîbe ve garîbedendir kim cemî‘i ulemâsı ulûm-ı garîbeye ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Ve cemî‘i sıbyânları hemçünân tabî‘atları tîz-fehim olup gâyetü'l-gâye necîb ü reşîd ve zekiyyü't-tab‘ püserân-ı ciğer-kûşe âdemiyânları olur ve eyle zekiyyü't-tab‘ olduklarından ekseriyyâ ma‘sûmları niçe kütüb-i mu‘tebereleri hıfzen tekmîl etmişlerdir. Ammâ selîkaları Fârisî ve ilm-i inşâ ve ilm-i arûzda ebyât-ı eş‘âr semtine gitmişlerdir. Anınçün şu‘arâ vü mü’ellifîn ü musannifîni bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… ânibde niçe yüz ziyâretler vardır ammâ ziyâret etdiğimiz bunlardır ve bu Bağdâd
burc-ı
evliyâdır ancak Aşere-i Mübeşşere'den gayrı bu hâkde niçe kerre sadlek kibâr-ı …
Evvelâ Hazret-i Selmân-ı Pâk, berberlerin pîridir. Yılda bir kerre yüz bin âdem cem‘ olup azîm teferrücler olur, azîm âsitânedir. Andan Hazret-i Meryem binti Umrân radî, andan makâm-ı Ûc. Ve bu cânibde niçe yüz ziyâretler vardır ammâ ziyâret etdiğimiz bunlardır ve bu Bağdâd burc-ı evliyâdır ancak Aşere-i Mübeşşere'den gayrı bu hâkde niçe kerre sadlek kibâr-ı evliyâullah vardır. Ba‘zısı çöl ü çölistânda ve arslan u kaplan u bülbülistânda medfûn olduklarından ziyâretleri mümkin değildir, ammâ hâmûn-ı Kerbelâ ve deşt-i Necef pür melâmetler ile müzeyyendir, hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir, ammâ ziyâret edüp bu âsî yüzümüz sürüp bir hatm-i şerîf yâhûd bir Yâsîn-i şerîf yahûd Fâtiha-i şerîf hedâyâ ile varup Arapça hadîs-i şerîfine imtisâlen ziyâret edüp ervâh-ı şerîflerinden istimdâd taleb etdiğimiz bu tahrîr etdiğimiz ziyâretlerdir. Himmetleri hâzır u nâzır ola. Rahmetullahi aleyhim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 347a ·
metinde göster ·