dak rû-yı deryâda seyrân u cereyân ederek, temâşâ ederdik, bi-emrillâh-i Ta‘âlâ …
Bahr-i Sefîd ile Bahr-i Siyâh'ın mâbeynin beyân eder: Hikmet-i Hudâ mellâhân-ı ehl-i bihâr ve fellâhân-ı bahreyn-i ehl-i züvvâr kavl-i sahîhleri üzre Azak'dan İslâmbol Boğazı'na gelince Karadeniz ola. İslâmbol'dan Gelibolu Boğazı'na varınca ol mâbeyn Bahr-i Rûm ola. Kilidü'l-Bahreyn ki Ebü'l-feth Sultân Mehemmed binâsı kal‘ateyndir, ol boğazdan aşağısı Akdeniz ola. Ammâ bu hakîr-i kalîlü'l-bizâ‘a Akdeniz ile Karadeniz'in mâbeynin niçe ehl-i dil yârândan tekmîl-i fünûn ve tekmîl-i seyâhat-i ibret-nümûn etmiş, yârân-ı bâ-safâlar ile mu‘tedil hevâda temevvüc-i deryâ olmadan kayıklara süvâr olup İslâmbol'un Yedikulle Burnu'ndan Üsküdar tarafında Kadıköy nâm belîdenin Kalamış nâm burnuna dak rû-yı deryâda seyrân u cereyân ederek, temâşâ ederdik, bi-emrillâh-i Ta‘âlâ Yedikulle Burnu'ndan mezkûr Kalamış nâm burnuna varınca rû-yı deryâda bir hatt-ı ahmer-gûn çekilmişdir kim gûyâ hatt-ı yed-i kudretdir, bu hattın şimâl tarafı İslâmbol'a doğru siyâh deryâdır ki Karadeniz derler. Ve yine bu hattın cenûb tarafına aşağı Kızıl Adalar'a ve gayrı cezâyirlere doğru nîlgûndan beyâz deryâ olmak ile Akdeniz derler. Bi-emri Hudâ bu iki elvân bahreynin mabeyninde bir râdde-i hamrâ çekilmişdir kim aceb sun‘-ı Lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
varınca rû-yı deryâda bir hatt-ı ahmer-gûn çekilmişdir kim gûyâ hatt-ı yed-i ku …
Bahr-i Sefîd ile Bahr-i Siyâh'ın mâbeynin beyân eder: Hikmet-i Hudâ mellâhân-ı ehl-i bihâr ve fellâhân-ı bahreyn-i ehl-i züvvâr kavl-i sahîhleri üzre Azak'dan İslâmbol Boğazı'na gelince Karadeniz ola. İslâmbol'dan Gelibolu Boğazı'na varınca ol mâbeyn Bahr-i Rûm ola. Kilidü'l-Bahreyn ki Ebü'l-feth Sultân Mehemmed binâsı kal‘ateyndir, ol boğazdan aşağısı Akdeniz ola. Ammâ bu hakîr-i kalîlü'l-bizâ‘a Akdeniz ile Karadeniz'in mâbeynin niçe ehl-i dil yârândan tekmîl-i fünûn ve tekmîl-i seyâhat-i ibret-nümûn etmiş, yârân-ı bâ-safâlar ile mu‘tedil hevâda temevvüc-i deryâ olmadan kayıklara süvâr olup İslâmbol'un Yedikulle Burnu'ndan Üsküdar tarafında Kadıköy nâm belîdenin Kalamış nâm burnuna dak rû-yı deryâda seyrân u cereyân ederek, temâşâ ederdik, bi-emrillâh-i Ta‘âlâ Yedikulle Burnu'ndan mezkûr Kalamış nâm burnuna varınca rû-yı deryâda bir hatt-ı ahmer-gûn çekilmişdir kim gûyâ hatt-ı yed-i kudretdir, bu hattın şimâl tarafı İslâmbol'a doğru siyâh deryâdır ki Karadeniz derler. Ve yine bu hattın cenûb tarafına aşağı Kızıl Adalar'a ve gayrı cezâyirlere doğru nîlgûndan beyâz deryâ olmak ile Akdeniz derler. Bi-emri Hudâ bu iki elvân bahreynin mabeyninde bir râdde-i hamrâ çekilmişdir kim aceb sun‘-ı Lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… ndısı derler, gâyet şiddet üzre akar tarfetü'l-ayn içre bir gemi Kandîlli bâğçe
burnuna
sürer. Bu akındı kenârında olan yalılar da Dizdâr yalısı ve Hacı Îsâ yalısı ve …
Ve bu şehrin önünden cereyân eden bahre Şeytân akındısı derler, gâyet şiddet üzre akar tarfetü'l-ayn içre bir gemi Kandîlli bâğçe burnuna sürer. Bu akındı kenârında olan yalılar da Dizdâr yalısı ve Hacı Îsâ yalısı ve Kara Hasan yalısı ve Narkçı Hasan Efendi yalısı ve Koska furunlu Mehemmed Ağa yalısı ve (---) Efendi yalısı ve Topkapulu Mahmûd Ağa yalısı ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
… a gelüp halka hücûm etse derhâl arslancı elindeki ceyrân etiyle mülemma‘ dârûyu
burnuna
dutunca hemân şem etdüği dem, dem-beste olup mest olup bu gûne zabt ederler, yo …
Bu arslancıyân cümle pür-silâh olup ellerinde ceyrân etinden afyonlu ve dârûlu ma‘cûnlar ile her biri ellerinde Bağdâd kargısı asâlar ile her arslanın boğazında dörd zencîr kim her biri pranka kalınlığı altun ve gümüş mutallâ demir zencîrlerdir. On aded arslan ve beş aded bebr ve on iki aded kaplan ve niçe kurd ve sırtlan ve niçe tilki ve çakalları dahi birer âdem keşân-ber-keşân çeküp ubûr ederler. Kaçan kim bir arslan gazaba gelüp halka hücûm etse derhâl arslancı elindeki ceyrân etiyle mülemma‘ dârûyu burnuna dutunca hemân şem etdüği dem, dem-beste olup mest olup bu gûne zabt ederler, yohsa aslâ zabtı mümkün değildir. Bu uslûb üzre bunlar dahi ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169a ·
metinde göster ·
… çıkarup omuzlarına rîh-ı şem‘ler çerâğân eder. Ve hayâların kemend ile boğar ve
burnuna
kara çalı dikeni sokar ve başına kızgın tas ve gözüne mil çeker ve niçesinin ze …
Ahvâl-ı mezemmet-i ahâlî-i İrân: Nizâm [u] intizâmları bunun üzerine cârîdir kim bir mücrim âdemi katl ve salb etmezler. Darûga ve muhtesib, mücrimleri meydân-ı siyâsete getirüp Allahümme âfinâ cellâd-ı bî-emânlar ol mücrimlere 303a amân vermeyüp üstâd-ı kâmil cellâdların üç yüz altmış aded işkence-i şeb-kencesin üç gün üç gice icrâ eder. Evvelâ üç yüz tâzyâne kırbaç ve şübend ve kîrfîl urur. Ba‘dehû dizlerine nakara zahmesi keserâtı urur. Andan tırnaklarına kamış yürüdür. Andan cümle vücûdun dağlağılar ile dağlar ve yağlı bürünceği ipiyle yutdurup ipiyle bürünceği çekdikde bağırsakları ve mi‘desin taşra çıkarırken elbette ol âdem cürmün ikrâr eder. Ve yağlı sünger yutdurur ve şakaklarına gazâl aşığı bağlar ve şakağına ve alnına at mıhları ve at na‘lları mıhlar ve dirseklerinden tüfenkci burgusuyla dizlerinden delüp burgu tabanı altından çıkar. Ba‘dehû tava içre kurşumu kızdırup burgu deliğinden döküp iliğiyle bile kurşum akar ve iki ellerinin ve iki ayağı baş pa[r]maklarının dördün bir yire bend edüp kemend ile dâra berdâr edüp altından kibrit ve eşek sidiği buhûr verir. Fakîr âdemin feryâdı evce çıkar. Ve arkasında küreklerin ve kaburka ve dalısın ve enegilerin çıkarup andan çârmıha gerüp arkasından sırımlar çıkarup omuzlarına rîh-ı şem‘ler çerâğân eder. Ve hayâların kemend ile boğar ve burnuna kara çalı dikeni sokar ve başına kızgın tas ve gözüne mil çeker ve niçesinin zekerin dübüründen çıkarır. Ve niçesinin dübürün göbeğinden çıkarup sürresinden efşân eder. Allahümme âfinâ. Ve âdemin ödün koltuğu altından çıkarır. Ve sinirlerin kesüp hırsızları leng eder. Ve yalan şâhîde damga urup burnun ve kulağın budar. Ve dûzdânların ellerin ve ayakların keserler. Ve âdemi yedi gûne çengâle urup ve yedi tür kazığa urup üç gün üç gice ibret-i âlem ıslâh-ı benî Âdem içün böyle işkence ederler. Bir gün Hân, huzûrunda bu gûne işkenceleri etdirüp bizlere {rağmen} tefâhur kesb etdiğin arz etdi. Hakîr eyitdim "Hânım! Tâ bu mertebe benî Âdeme işkence etmeden me‘âl-i murâd nedir?" dedim. Eyitdi: "Ey birâder-i mâ! Bunların vâcibü'l-izâle olduğu şâhid-i âdiller ile isbât olunup ba‘de's-sübût cümle halka rağmen bir kezden katl etmeyüp tenbîhü'l-gâfilîn içün bu gûne ezâ vü cefâ ederiz kim insândan cebbâr ve âsî yokdur kim Cenâb-ı Perverdigâra âsî olup Arapça diyen benî Âdemdir. Anınçün böyle işkence ederiz" dedi. Hakîr eyitdim: "Ammâ şer‘î değil, nâ-şer‘îdir kim te’sîri yokdur. Şer‘ile had acıdır ve şer‘ile nass-ı kâtı‘ hükmünce {sûre-i Mâ’ide'de}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b–303a ·
metinde göster ·
Niçesi ata süvâr olup çeşminin kuvvet-i basarı ve kudret-i nazarı kalmayup
burnuna
gözlüğün geçirüp bakar. Kimi dûrbîn ile Bulgurlu dağında meydân-ı ma‘rekede atı …
Niçesi ata süvâr olup çeşminin kuvvet-i basarı ve kudret-i nazarı kalmayup burnuna gözlüğün geçirüp bakar. Kimi dûrbîn ile Bulgurlu dağında meydân-ı ma‘rekede atılan çarhacı tüfenklerine bakup, "Hay kahpe oğlu, ne pek gülbânklı tüfenk atdı!" deyüp Bulgurlu dağında atılan tüfenkden Miskinler tekyesi önünde, "Bre miskîn tiryâkî! Korkarak hay urdu, hay kodu, hay düşdü, hay kaşdı. Acebâ bizden midir?" der. Birisi, "yok onlardandır" der. Birisi eydür, "Ya anlar kâfir midir?" der, birisi "Kâfirden beş beterdir kim buldu belâsın" deyüp niçe gûne şütûm-ı galîzalar eder. Kimisi "Hay şâhbâz yiğit idi, Hak rahmet eyleye!" deyü ağlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31b ·
metinde göster ·
… l-azamet[ullâh] her gülle kubbe kadar deryâ üzre keklik gibi seke seke tâ Kepez
burnuna
ve Piyâle Paşa Bâğçesi'ne ve Kamışlı buruna gıjgırup pâdişâhın başdardasının ka …
Ve bu şehirden sa‘âdetlü pâdişâh başdarda-i hümâyûna süvâr olup aşağı Boğazhisârlar henüz tamâm olmadan anların seyr [ü] temâşâsına giderken Rûmeli ve Anadolu kal‘alarından iki yüz aded balyemez ve şayka ve pranka toplar atıldı kim el-azamet[ullâh] her gülle kubbe kadar deryâ üzre keklik gibi seke seke tâ Kepez burnuna ve Piyâle Paşa Bâğçesi'ne ve Kamışlı buruna gıjgırup pâdişâhın başdardasının kayalığından ve solundan deryâyı Galata handakı gibi açarak talattum-ı deryâ ederek gülleler geçüp karaya çıkup dağları ve bâğları âlân u tâlân ederdi ve ba‘zı keklik gibi seken sekdirme gülleler deryâ içinde birbirlerine râst gelüp bir mehîb sadâ zâhir olurdu. Bu dahi bir acâ’ib ü garâ’ib temâşâ idi. Bizler dahi bu seyri Anadolu tarafında atlar üzre karada seyr [ü] temâşâ edüp cânib-i cenûba (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a ·
metinde göster ·
mâbeyni iki yüz altmış mîldir. Hattâ hevâ-yı küşâdede kuvvet-i basarı ziyâde ol …
İşbu Karadeniz'in tûlu mellâhân-ı Rûm ve keştîbân-ı zevi'l-mefhûmların der-miyâ[n]ları hisâbınca Karadeniz Boğa[zı] ki cânib-i cenûbdadır, tâ cânib-i şimâle Azak denizi nihâyetine varınca bu Bahr-i Siyâh'ın tûlu bin d[örd] yüz altmış mîldir kâmil ve orta yerinde arz-ı Anadolu tarafında kal‘a-i Sinop, ya‘nî Sınap burnundan karşu Rûmeli'nde Keliğra Sultân kayaları burnuna mâbeyni iki yüz altmış mîldir. Hattâ hevâ-yı küşâdede kuvvet-i basarı ziyâde olan mücerred âdemler Karadeniz'in vasatında iken Anadolu ve Rûmeli cânibinde olan mezkûr burun dağların alâ melei görürler. Dûrbîn-i dırâz ile hod evlâ bi't-tarîk görünür, bir bahr-i amîk ve semm-i helâhildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51a ·
metinde göster ·
… r. Beç kapusu tarafı kadırganın başında karinası gibidir. Ve Ulama Paşa kullesi
burnuna
doğru kadırganın kayalığı gibidir.
Bu kal‘aya Gül Baba bayırından nazar olunsa şekl-i bâdemî görünür, ammâ Gerz İlyâs Baba dağından bakılsa gûyâ Âl-i Osmân'ın başdarda kadırgası gibi görünür. Meselâ Kızılsarây tarafı kadırganın mürtefi‘ kıçıdır ve kal‘anın ortasında olan çârsûnun iki tarafındaki dükkânlar kadırganın yemîn ü yesârında mankalarıdır. Ortasındaki ulu yolu kadırganın orta güvertesidir. Hünkâr câmi‘i minâresi orta direk gibidir. Mustafâ Paşa minâresi trinketa direğidir. Beç kapusu tarafı kadırganın başında karinası gibidir. Ve Ulama Paşa kullesi burnuna doğru kadırganın kayalığı gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
… bilmeseler, bâkire mi ve yâhûd bikri izâle olup meftûha mı, hemân bu germâbdan
burnuna
iki üç kerre çekerse eğer be-dürüstî bâkire ise iki üç kerre aşk ile aksırır. E …
Diğer hâssa-i garîbe: Bir duhter-i pâkîze ahteri bilmeseler, bâkire mi ve yâhûd bikri izâle olup meftûha mı, hemân bu germâbdan burnuna iki üç kerre çekerse eğer be-dürüstî bâkire ise iki üç kerre aşk ile aksırır. Eğer meftûha ise aslâ aksırmayup belki edebde osurur, aceb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
… rısı bir azîm adadır kim bir ucu tâ Komaran kal‘asında nihâyet bulur. Bu ada tâ
burnuna
varınca iki konak yerdir. Ol adaya Uyvar tarafından geçüp bu kal‘ayı adadan döğ …
Bu alçak toprak tabyaların gerçi havâleleri yokdur, ammâ beş cânibine 48a toplar komak âsândır. Ammâ bu kal‘anın Tuna aşırısı bir azîm adadır kim bir ucu tâ Komaran kal‘asında nihâyet bulur. Bu ada tâ burnuna varınca iki konak yerdir. Ol adaya Uyvar tarafından geçüp bu kal‘ayı adadan döğmek âsândır, zîrâ ol tarafdan havf u haşyeti olmamak ile hıyel ü şeytanatları yokdur. Ve bu mahalde nehr-i Tuna azdır ve sığdır, cisirler yapmak dahi mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47b–48a ·
metinde göster ·
… rîfin cümle vücûduna sürdü, ammâ çamur kibrît gibi kokardı ve herîfin ağzına ve
burnuna
sabr-ı sukutru suyu sürüp dübürüne bir kâlıb sâbûnu sivri edüp sokdu.
Hemân koca üstâd sıska herîfi uryân edüp bir çömlek içre bir sarı çamuru herîfin cümle vücûduna sürdü, ammâ çamur kibrît gibi kokardı ve herîfin ağzına ve burnuna sabr-ı sukutru suyu sürüp dübürüne bir kâlıb sâbûnu sivri edüp sokdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… . Ve Terkoz'dan Karadeniz kenârıyla Karadeniz Boğazı yerinden tâ Kurşumlumahzen
burnuna
andan Galata ve Kâsımpaşa ve Hâsköy'den Kâğızhâne deresi üzre cisirler ile Ebû …
"Babam Hazret-i Süleymân Kudüs-i Şerîf'de Mescid-i Aksâ'yı ve Sahrâtullâh'ı ve Kudüs-i Şerîf'i eyle amâr eyledi" deyü Melik Rac‘îm Kudüs-i Şerîf imâretlerin ta‘rîf ü tavsîf edince hemân Yanvan Kral'ın Kudüs-i Şerîf'i ziyâret etmeğe gitmesi ârzûları hareket edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek İslâmbol zemîninde olan Makedonya şehrine gelüp karındaşı Yanko ibn Madyan'a buluşup görse kim İslâmbol kal‘asın etmeğe mübâşeret edüp bir ucu Sarâyburnu'nda bir ucu taraf-ı cenûbda iki konak yer tâ Silivri şehrinde andan bir ucu cânib-i şimâlde Terkoz kal‘asından Karadeniz'i kesüp Silivri kal‘ası dibinde Akdeniz'e mahlût etmeğe dörd kat handaklar kesmişler. Ve Terkoz'dan Karadeniz kenârıyla Karadeniz Boğazı yerinden tâ Kurşumlumahzen burnuna andan Galata ve Kâsımpaşa ve Hâsköy'den Kâğızhâne deresi üzre cisirler ile Ebû Ensârî kapusu olan yerde kal‘a dâ’iren-mâdâr tamâm ola deyü bu on konak yeri ihâta eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
… arında tâ Tat elleri içinden Basdak kal‘asına ve Tat kal‘asına ve Anapa kal‘ası
burnuna
ve Balıklava kal‘asına ve bu İnkirmân kal‘asın geçüp 120a tâ Sarkirmân kal‘al …
Lisân-ı Frenk'de ismi (---) dir. Lâkin kayalarında inleri, ya‘nî mağâraları çok olmak ile kavm-i Tatar bu kal‘aya İnkirmân derler. Zamân-ı kadîmde bu cezîre-i Kırım Ciniviz Frengi elinde iken bu kal‘ayı Onanfarav nâm bir kral karısı binâ etmişdir. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Sânî vezîri Sencüvân Paşa Ciniviz Frengi elinden dest-i kahr ile alup hâlâ Kefe eyâleti hükmünde voyvadalıkdır. Bu Kabarta nehrinden berisi tâ kal‘a-i Kefe’ye ve kal‘a-i Kerş'e varınca ve maşrık ve kıble taraflarında tâ Tat elleri içinden Basdak kal‘asına ve Tat kal‘asına ve Anapa kal‘ası burnuna ve Balıklava kal‘asına ve bu İnkirmân kal‘asın geçüp 120a tâ Sarkirmân kal‘alarına varınca cümle deryâ kenârlı ve Çadır dağları ve Menkup kal‘ası cümle Kefe eyâletidir kim Âl-i Osmân hükmündedir. Hânların zerre kadar dağlarda hükmü yokdur. Ancak leb-i deryâda Gözlev kal‘ası ve Kırım'ın ortasında çöl yerleri hânların hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b–120a ·
metinde göster ·
… adar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu Arbat
burnuna
Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle alan u tâ …
"İşde biz Arbat burnundan Azak denizi sığ imiş, andan kaçup size gelüp haber etdik. Hemân durman, varalım Kırım adasın uralım ve Tatar'dan çok mâl alalım ve bu kadar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu Arbat burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle alan u tâlân edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr-i firâv[â]nlar alup tâ Güleçli Ahmed Efendi gölü câmi‘in ve Kerç kal‘ası etrâfların Kalmık urup yine bu Arbat burnundan Kalmık bu kadar mâl-ı ganâ’imle üç gün olur gideli, hemân Gâzî Mehemmed Geray Hân kırk yedi bin aded Tatar gâzîleriyle tarfetü'l-ayn içre atlanup Kırım'ın Or kal‘asından taşra çıkup gideli üç gün olmuş, Kalmığ'ın ardlarına düşüp bir gün bir gece yortup Heyhât içinde Kalmığ'a sataşup cümle Kalmıh'ı dendân-ı seyf-i Muhammedî'den geçirüp kırk yedi bin Kalmık atları ve Kırım'dan bile firâr eden Kazakları yine cümle esîr edüp Kırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer eşedd-i ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu Arbat kal‘asın inşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143a ·
metinde göster ·
… rlerdir. Eğer mülûk murâd edinse ol Taman tarafındaki bir mîl sığ yerleri Çoçka
burnuna
kal‘a binâ etseler bu boğaz bir mîlden yakın olup kuş geçmez olurdu.
Ammâ bu mezkûr Çoçka burnu boğazı Azak denizi ile Karadeniz'in mâbeyninde iki mîlden eksik bir boğazdır kim iki tarafda kal‘alar olsa nehr-i Ten Kazağı Azak kal‘ası dibinden geçüp Karadeniz'e çıkamazdı. Ve Taman cezîresi tarafı kâmil bir mîl birer âdem kaddi ve birer arşın kadar sığ ve kumsal yerlerdir. Eğer mülûk murâd edinse ol Taman tarafındaki bir mîl sığ yerleri Çoçka burnuna kal‘a binâ etseler bu boğaz bir mîlden yakın olup kuş geçmez olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a ·
metinde göster ·
Bu Gâzîler kullesi burnundan maşrık tarafına tâ Yedikulle'ye varınca iki kat sa‘b u metîn kal‘a dîvârıdır. Mezkûr Yenikapu'dan tâ Yedikulle'ye gelince handak yokdur. Cümle üç bin yedi yüz germe adım dîvârdır, ammâ bin yüz adım yerin dîvârı yalın kat sa‘b u metîn hâ’it-i üstüvârdır. Mâ‘adâ bin sekiz yüz elli adımı Yedikulle'ye gelince iki kat kavî dîvârdır. Andan Yedikulle'den yokuş aşağı taşradan kulle kapusuna varnca beş yüz adımdır ve bu kapu cânib-i şarka meftûhtur. Andan yine semt-i cenûba yokuş aşağı gidüp Kelemerye kapusuna varınca iki bin üç yüz adımdır. Bu kapu dahi cânib-i şarka mekşûfdur. Andan aşağı yine cenûb cânibine teveccüh edüp düzce zemînde gidüp leb-i deryâda sedd-i metîn Kelemerye kullesi burnuna varınca bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224a ·
metinde göster ·
Ve tâ Yedikulle'den yokuş aşağı bu Kelemerye kullesi
burnuna
gelince dahi handak yokdur ve yalın kat Şeddâdî binâ-yı âlî dîvâr-ı üstüvârdır. …
Ve tâ Yedikulle'den yokuş aşağı bu Kelemerye kullesi burnuna gelince dahi handak yokdur ve yalın kat Şeddâdî binâ-yı âlî dîvâr-ı üstüvârdır. Ammâ bu Kelemerye kullesinden taşra deryâ kenârınca adımlamak müşkildir, zîrâ ol tarafı deryâ döğer. Ol ecilden Kelemerye kapusundan içeri girüp Kelemerye kal‘ası dîvânhânesi kapusuna dek andan tâ iskele kapusuna dek kal‘a dîvârının iç yüzünden iki bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224a ·
metinde göster ·
Ve bu Kızılhisâr burnundan Atina şehri tarafında Ropoz
burnuna
varınca elli mîldir. Ammâ şimâl tarafına izdin burnu otuz mîldir, lâkin şimâl i …
Ve bu Kızılhisâr burnundan Atina şehri tarafında Ropoz burnuna varınca elli mîldir. Ammâ şimâl tarafına izdin burnu otuz mîldir, lâkin şimâl ile batının kerte kara yelden cânibine teveccüh olunup izdin burnun üzleyüp gidilir. İşte bu mahalde dahi deryâ kapudan mellâh rübbânlarına fâ’ide olsun içün Ağrıboz ve Kızılhisâr limanların dahi manzûrûmuz olduğu üzre tahrîr eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
… e olup Kifse kazâsı ile Mesoya kazâsı mâbeyninde cezîre-i Ağrıboz'da Kızılhisâr
burnuna
mukâbil deryâya havâle eflâke ser çekmiş bir yüce dağlı ve kayalı yerde bu kaya …
Atina kazâsı hâkinde olup Kifse kazâsı ile Mesoya kazâsı mâbeyninde cezîre-i Ağrıboz'da Kızılhisâr burnuna mukâbil deryâya havâle eflâke ser çekmiş bir yüce dağlı ve kayalı yerde bu kayanın tâ zirve-i a‘lâsında at meydânı-misâl bir meydânda ilm-i hendes[e] üzre çırpı ile hemvâr dizilmiş niçe yüz aded sâbit-kadem gûnâ-gûn amûd-ı müntehâlar var kim ol sütûn-ı müntehâların üstleri ebr-i semâya çıkınca kat-ender-kat sarây-ı azîmler ve kasr-ı Havarnaklar ve kâh-ı nüzhet-âbâdlar var imiş kim zamân-ı Hazret-i Süleymân'da Belkîs Ana'nın tahtgâhı imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
Ve bu cezîre bir ulu yaylalı dağdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi seksen mîldir kim Mora cezîresine on mîl karîbdir. Ve Mora ile adaya karîb mâbeynde bir 263b ulu kaya vardır kim de[r]yâ içindedir. Gemiler ol kayaya karîb varmağa ihtirâz ederler. Ve Holumiç burnu bu kayacığın cânib-i şarkında Mor[a] kıyısında bir âlî burundur, ammâ etrâfı ifrât ile sığlıkdır ve ormanlar ile sıklıkdır. Mezkûr Holumiç burnuna karîb gemiler varmayalar. Mellâh keştîbânlar ihtirâz edeler. Hattâ küffâr zamânı bu Holumiç burnunda fânûs yakarlarmış. Cümle rübbân-ı mellâhân gece ile ol fânûsu görüp ol buruna yakın varmazlarmış. Hâlâ fânûs kullesi eseri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a–263b ·
metinde göster ·
… a‘lâ liman olup büyük gemiler yatmak kâbildir. Ammâ bu Harâmî limanı Aya Mavra
burnuna
on mîl yer karîbdir kim Lefkada adacığı ve Aya Mavra kal‘ası ve Pireveze {kal‘a …
Ve bir liman dahi bu cezîrenin kıblesi tarafında Harâmî limanı derler, a‘lâ liman olup büyük gemiler yatmak kâbildir. Ammâ bu Harâmî limanı Aya Mavra burnuna on mîl yer karîbdir kim Lefkada adacığı ve Aya Mavra kal‘ası ve Pireveze {kal‘ası} ve Anatolkoz kıyıları cümle görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… bir küçücük adacıkdır kim mağribden maşrıka tûlânî vâki‘ olup bundan Aya Mavra
burnuna
üç mîl karîb olup bu cezîrecikde bir küçük kal‘acık vardır. Kapudanı ve yüz kef …
Venedik hükmünde bir küçücük adacıkdır kim mağribden maşrıka tûlânî vâki‘ olup bundan Aya Mavra burnuna üç mîl karîb olup bu cezîrecikde bir küçük kal‘acık vardır. Kapudanı ve yüz kefere neferâtları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
varınca yigirmi aded vîrânca olmuş kal‘alar vardır. Her biri manzûrûmuz oldu, a …
Ve bu Eloz sahrâsı kenârından Benefşe kal‘ası burnuna varınca yigirmi aded vîrânca olmuş kal‘alar vardır. Her biri manzûrûmuz oldu, ammâ esmâları ve harâb-âbâd evsâfları tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276a ·
metinde göster ·
… ölüp tâ deryâya varınca ve leb-i deryâ ile tâ iç kal‘a kayasının deryâ içindeki
burnuna
varınca bir hisâr-ı şekl-i müselles etmişlerdir kim henüz kal‘a-i Benefşe tâze …
Sebeb-i binâsı oldur kim sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân asrında bu kal‘a-i Benefşe'nin varoşu etrâfında rabât-ı ma‘mûresi olmadığı ecilden Venedik kâfiri donanma-i menhûsuyla yüz pâre keştî deryâdan ve Manya ve Malta küffârları karadan gelüp bu varoşu üç ay on gün muhâsara edüp yüz bin aded top gülleleri urup bir taş koparamayup hâ’ib ü hâsir olup kal‘a fethinden me’yûs oldukları mahalde karadan kırk bin aded güzîde asker-i İslâm imdâd yetişüp küffâr-ı bed-girdâr-ı murdârı ale'l-gafle basup küffârı kıra kıra deryâya döküp niçe bin 277b aded kefere [vü] fecereler gark-ı bahr-i Sefîd olup niçesi şinâverlik ederek gemilerine varup karârları firâra mübeddel olup cân ber-cehennem gitdiklerinde ahâlî-i vilâyet hâl-i diyer-gûnların der-i devlet-medâra arz etdiklerinde donanma-i hümâyûn ile sene (---) târîhinde Kapudan Fazlı Paşa ve on iki eyâlet askeri ve yetmiş bin re‘âyâ vü berâyâ ve ummâl ve bennâlar cem‘ olup mezkû[r] iç kal‘a kayasının nısfından üstâd-ı bennâ bölüp tâ deryâya varınca ve leb-i deryâ ile tâ iç kal‘a kayasının deryâ içindeki burnuna varınca bir hisâr-ı şekl-i müselles etmişlerdir kim henüz kal‘a-i Benefşe tâze cân bulup bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a–277b ·
metinde göster ·
… a varoş kapusundan deryâ kenârından şark tarafı kapusundan yine iç kal‘a kayası
burnuna
muttasıl varınca cümle girdâ-gird cirmi iki bin yüz aded germe adımdır.
Der-cirm-i varoş: Bu varoş iç kal‘a kayası nısfından garb tarafında varoş kapusundan deryâ kenârından şark tarafı kapusundan yine iç kal‘a kayası burnuna muttasıl varınca cümle girdâ-gird cirmi iki bin yüz aded germe adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277b ·
metinde göster ·
Ve Fethiyye burnundan kal‘a içre mahalleler içinden tâ Göllük
burnuna
varınca bu kal‘anın tûlu altı bin adımdır. Ve dahi Yüksek tabya burnundan yine …
Ve Fethiyye burnundan kal‘a içre mahalleler içinden tâ Göllük burnuna varınca bu kal‘anın tûlu altı bin adımdır. Ve dahi Yüksek tabya burnundan yine mahallâtlar içre tâ Su kullesine varınca bu Kandiye'nin enniliği dör[d] bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
Andan yine cânib-i garba bir sâ‘at gidüp Firişkiye
burnuna
varılır. Kandiye burnu ile bu Firişkiye burnu karşu karşuyadır kim Acısu tarafı …
Andan yine cânib-i garba bir sâ‘at gidüp Firişkiye burnuna varılır. Kandiye burnu ile bu Firişkiye burnu karşu karşuyadır kim Acısu tarafı körfez gibidir. Ve Firişkiye burnundan cânib-i Lodos'a bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
… îm iskeledir. Limanının ağzı lodos rûzgârına bizim Koron kal‘ası kenârında Deve
burnuna
nâzır on iki mîl mâbeyne-hümâları olup bir menzilgâh limanı vardır. Bu hakîr ab …
Ve bu Vitiloz azîm iskeledir. Limanının ağzı lodos rûzgârına bizim Koron kal‘ası kenârında Deve burnuna nâzır on iki mîl mâbeyne-hümâları olup bir menzilgâh limanı vardır. Bu hakîr abd-i fakîr bu liman ağzına bir kal‘a binâ olunmasın münâsib ve elyak görüp Serdâr Alî Paşa'ya arz etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335b ·
metinde göster ·
… â bunlarda dıraht-ı müntehâlar vardır. Ba‘dehu Mustafâ Paşa sarâyından iç kal‘a
burnuna
varınca iki yüz adımdır.
Ve cümle 347a sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâlı bâğçesiz serâpâ kiremit ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Cümlesi elbette kârgîr kemer kapulu büyût-ı ra‘nâlardır. Bu kal‘anın cânib-i selâsında evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre cümle cihân-nümâ göle nâzır hânedân-ı musanna‘-ı azîmlerdir kim her biri birer tarz [u] tavr üzre mebnî olup mesîregâh evlerdir. Cümleden Koca Mustafâ Paşa sarâyı ve Ako sarâyı ve Paşo sarâyı vâsi‘dir. Câ-be-câ bunlarda dıraht-ı müntehâlar vardır. Ba‘dehu Mustafâ Paşa sarâyından iç kal‘a burnuna varınca iki yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 346b–347a ·
metinde göster ·
… olmuşdur. Anın şark cânibinde bir kumsal burunda Menteşe cânibine Isbat kal‘ası
burnuna
altı mîl karîb horos sadâsı istimâ‘ olunur yakın bir burunda şekl-i murabba‘ Ci …
Ve bu İstanköy kal‘ası yüz yigirmi mîl şarkdan garba tûlânî bir cezîreye vâki‘ olmuşdur. Anın şark cânibinde bir kumsal burunda Menteşe cânibine Isbat kal‘ası burnuna altı mîl karîb horos sadâsı istimâ‘ olunur yakın bir burunda şekl-i murabba‘ Ciniviz binâsıdır. Ammâ niçe elden geçmiş bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i kâr-ı insân bir kerb-i metîn kal‘adır. Ve cânib-i erba‘ası deryâdır. Ammâ karada varoş tarafı elli adım enli karadır ve elli adım derin handakdır. Küffâr zamânı ol handakdan deryâ dolaşır imiş. Ammâ şimdi karadır. Tathîr olunsa deryâ dolaşup kal‘a ada gibi olur. Ve bu handak içre ba‘zı kayık ve firkateler bağlanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y104b ·
metinde göster ·
on sekiz mîl karîb Rodos cezîresinin şimâlinde bir burunda leb-i deryâda bir kü …
Ve kal‘ası: İslâmbol'dan Mısır'a huccâc-ı müslimînin ve tüccâr-ı sâlikînin ma‘beri üzre mezkûr 52 mîl cezîrenin Anatolu cânibinde Menteşe sancağı hâkinde Marmaris boğazında Kadırga burnuna on sekiz mîl karîb Rodos cezîresinin şimâlinde bir burunda leb-i deryâda bir küfeke taşlı yere vâki‘ olmuş şekl-i muhammesden mugâyir bir sedd-i İskender, şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i metîndir. Ve cirmi gûnâ-gûn ad olunmuşdur. Ammâ ana kal‘a dîvârı üzre dâ’iren-mâdâr beş bin yedi yüz adımdır. Ammâ tokuz tabya-i azîmi dolaşmadan hemân ana dîvârı üzre beş bin yedi yüz adımdır. Ve tokuz tabya ve yigirmi kulleler bu tabyalar mâbeyninde vâki‘ olmuşdur. Bu tabya ve kulle dîvârları üzre devr edüp tokuz bin yedi yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y113b ·
metinde göster ·
Ve bu Rodos'un şarkında Alçak tabya önünden tâ Kemerli kulle
burnuna
dak İstiridye limanı derler bir Hudâyî limandır, hurde kayıklar anda yatırlar. …
Ve bu Rodos'un şarkında Alçak tabya önünden tâ Kemerli kulle burnuna dak İstiridye limanı derler bir Hudâyî limandır, hurde kayıklar anda yatırlar. Sekiz rûzgârdan masûndur. Ammâ dîdebânları yokdur. Ve bunda yatan liman hakkı virmez ve ağzı poyraza nâzırdır. Ve gûnâ-gûn balığı olur ve istiridye ve midye ve kerevit ve teke ve pağurya ve yengeç ve ıstakoz bu gûne deryâ me’kûlâtları gâyet çok çıkar. Anıniçün İstiridye limanı derler. Ammâ Poyraz limanı gibi derin değil.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116a ·
metinde göster ·
… üz adımdır. Andan cenûba bin adım ve on sekiz kulledir. Andan garba Kız kullesi
burnuna
varınca bin adım ve on beş kulledir. Ve bu taraflar kara tarafları olmak ile ik …
Ve bu taraf kırk kulle ve bin üç yüz adımdır. Andan cenûba bin adım ve on sekiz kulledir. Andan garba Kız kullesi burnuna varınca bin adım ve on beş kulledir. Ve bu taraflar kara tarafları olmak ile ikişer kat kal‘a dîvârı yigirmi arşın umku Şeddâdi binâ ve on arşın umku ve yigirmi arşın arzı vâsi‘ kesme kaya handakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y134b ·
metinde göster ·
… yı hüsn içre bir dükkânçede oturup âyende vü revende dilberâna nazar etmek içün
burnuna
gözlüğün geçirüp,
Ve kelimâtları lisân-ı Türkîdir. Ve ekseriyyâ halkı Türkmândır. Pâk çuka esvâblar ve katîfe kavuk külâh üzre beyâz destâr-ı Muhammedî sararlar. Ve kışı şedîd olup halkı levendâne olmak ile kırmızı boyalı kuzu derisinden Okçuoğlu harvânîleri geyerler. Ve ba‘zı ricâl makûlesi ol kadar mu‘ammer ve müsinn olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş musâhabet [ü] melâ’ibden kalmış olur. Yine böyle iken çârsû-yı hüsn içre bir dükkânçede oturup âyende vü revende dilberâna nazar etmek içün burnuna gözlüğün geçirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160b ·
metinde göster ·
ve kulaklarına sarmısak sürmek gerek. Ve siyâh harîr poşu veyâhûd kalın pamuk b …
Bu mahalde âsâr-ı binâdan ve sudan bir şey yokdur. Ammâ bi'z-zarûrî meks edüp develere alîk verecek yerdir. Ammâ bu mahalde sarmısak yeyüp burnuna ve kulaklarına sarmısak sürmek gerek. Ve siyâh harîr poşu veyâhûd kalın pamuk bezi ile ağzın ve burnun sarup taht-ı revândan ve mahâfeden çıkmamak gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·
gelince deryâsı dolsa gelişde ve gidişde Mısır huccâcı altışar konak yakın olup …
Eğer bu körfezin boğazı Zahr-ı hımâr burnuna gelince deryâsı dolsa gelişde ve gidişde Mısır huccâcı altışar konak yakın olup meşhûr-ı âfâk olan berzah-ı musîbet-i Akabe'ye uğramayup ve kal‘a-i Akabe'ye dahi uğramayup doğru Zahrü'l-hımâr burnuna gelüp anda dahi konulmayup tokuz sâ‘atde şeref-i Benî Atıyye'de meks olunurdu. Bu minvâl üzre on üç konak Mekke yolu Mısırlıya yakin olup Medîne-i münevverede iki gün oturmakdan on iki gün şâmlı gibi oturmak mümkin idi ve Akabe konağı azâb-ı elîminden halâs olmak mümkin olurdu. Allâhü Ta‘âlâ bu hayrât-ı azîmi Âl-i Osmân'a müyesser ede. Âmîn yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378b ·
metinde göster ·
… bet-i Akabe'ye uğramayup ve kal‘a-i Akabe'ye dahi uğramayup doğru Zahrü'l-hımâr
burnuna
gelüp anda dahi konulmayup tokuz sâ‘atde şeref-i Benî Atıyye'de meks olunurdu. …
Eğer bu körfezin boğazı Zahr-ı hımâr burnuna gelince deryâsı dolsa gelişde ve gidişde Mısır huccâcı altışar konak yakın olup meşhûr-ı âfâk olan berzah-ı musîbet-i Akabe'ye uğramayup ve kal‘a-i Akabe'ye dahi uğramayup doğru Zahrü'l-hımâr burnuna gelüp anda dahi konulmayup tokuz sâ‘atde şeref-i Benî Atıyye'de meks olunurdu. Bu minvâl üzre on üç konak Mekke yolu Mısırlıya yakin olup Medîne-i münevverede iki gün oturmakdan on iki gün şâmlı gibi oturmak mümkin idi ve Akabe konağı azâb-ı elîminden halâs olmak mümkin olurdu. Allâhü Ta‘âlâ bu hayrât-ı azîmi Âl-i Osmân'a müyesser ede. Âmîn yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378b ·
metinde göster ·
karîbdir. Ammâ Tîh sahrâsı bu Kârân şehrinden cânib-i garba iki konakdır. Ammâ …
Tîh sahrâsına bir konak karîb ve Bahr-i Kulzüm'e gâyet yakın bir şehr-i azîm harâbistânında niçe yüz bin gârlar var kim her bir kehfin içlerinde nice kerre yüz bin benî âdem kemikleri yığılmışdır. Fir‘avn'un Bahr-i Kulzüm'de gark olmayup (---)(---)(---)(---) edenlerin kemikleridir. Her bir üstühânları kara kara üçer ve dörder ve beşer arşın incik ve kol kemikleri ve kazgan kadar, ve Adana kabağı kadar ve Van şehri lahanası kadar âdem kelleleri var. Hakkâ ki Fir‘avn cebbârlarının izâmlarıdır. Zîrâ Fir‘avn'un gark olduğu Bahr-i Kulzüm kenârında Kolundur boğazı burnuna karîbdir. Ammâ Tîh sahrâsı bu Kârân şehrinden cânib-i garba iki konakdır. Ammâ şehr-i Kârân harâbdır. Âhir zamâna karîb İsne şehri ve İsvân şehri ve bu Kârân şehri amâr ola, deyü hadîs-i sahîh vardır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382b ·
metinde göster ·
ve Bundukanî Venedik ve Dodoşka ve Alaman deryâsında nihâyet bulur. Mukâbili ye …
İklîm-i hâmis ibtidâsı bilâd-ı Ye’cûc'dan geçüp Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve bilâd-ı Horâsân'dan ba‘zı şehirlere uğrayup Harşani'ye uğrayup Anatolu içinde uğrayup Karaman'dan Adalya'ya andan Akdeniz'i ubûr edüp Kalavra burnuna ve Bundukanî Venedik ve Dodoşka ve Alaman deryâsında nihâyet bulur. Mukâbili yedi bîn mîl yine Yeni Dünyâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254b ·
metinde göster ·
Ve bu yılanbâzın bir gûne fârûku var, her kankı yılanın
burnuna
değerse ol ân ol yılan bî-cân u bî-hûş olur. Cümle halk bu fârûkdan alup yılanb …
Ve bu yılanbâzın bir gûne fârûku var, her kankı yılanın burnuna değerse ol ân ol yılan bî-cân u bî-hûş olur. Cümle halk bu fârûkdan alup yılanbâz aceb kâr eder. Netîce bu yılanbâzlık kerâmet mertebesi şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291b ·
metinde göster ·
… e karayel cânibine beş yüz adım gidüp leb-i deryâ tarafı tamâm olup Sa‘d Vakkâs
burnuna
gelir. Bu dahi kal‘anın bir köşesidir. Y 320b Burc-ı Ahzar derler. Bundan öte …
Andan yine leb-i deryâ ile kumsal üzre karayel cânibine beş yüz adım gidüp leb-i deryâ tarafı tamâm olup Sa‘d Vakkâs burnuna gelir. Bu dahi kal‘anın bir köşesidir. Y 320b Burc-ı Ahzar derler. Bundan öte karayel cânibine kal‘a yokdur, cümle varoşdur. Kadırga limanıdır ve kalyon limanıdır, bu iki limanın ortasına varoş-ı İskenderiyye vâki‘ olmuşdur. Günden güne ma‘mûr âbâdân olmadadır. Ammâ kal‘a-i kadîm içi harâb olup ahâlîsi taşra varoşda binâ-yı cedîd sarây-ı âlîler ve sûk-ı sultânîler binâ etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a–Y320b ·
metinde göster ·
… u sehl müdevverdir, kaddi beş karışdır. Gözlerinin yanlarında bınar yerinden tâ
burnuna
gelince yarıkdır, beri tarafından öte tarafı görünür.
Rûm'da vüzerâların dâbbetü'l-arz-misâl dîvân atları var kim gâyetü'l-gâye lahm-ı şahmı yerinde cesîm ü semîn atlar vardır, gûyâ eyle bir esb-i kebîrdir. Cildi sığın mûyludur, lâkin kulağı dibinden ve zahrından dümmüne dek bir siyâh râdde serâmed mûyları vardır. Başı yine at başı gibidir. Gözleri elma gibi taşrada, müdevver ü mükahhal gözleri vardır. Ve at gibi iki kulakları var, ammâ kamışı mevzûn gûş-ı hûşlardır. Ve alnında bir karnı vardır, dibi gâyet kalındır ve ucu sehl müdevverdir, kaddi beş karışdır. Gözlerinin yanlarında bınar yerinden tâ burnuna gelince yarıkdır, beri tarafından öte tarafı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411a ·
metinde göster ·
… ân" deyüp melik huzûrunda dal zeker-i müzekker olup meyyitin üzerine ağzına ve
burnuna
ve cemî‘i endâmına ol kadar teşelşül eyledi kim ol meydânı sidik seyli seylâb e …
"Amân yâ sultân amân, sabr eyle bir ân" deyüp melik huzûrunda dal zeker-i müzekker olup meyyitin üzerine ağzına ve burnuna ve cemî‘i endâmına ol kadar teşelşül eyledi kim ol meydânı sidik seyli seylâb etdi. Ve bir âdeme leşin ağzın açdırup evvel nûş etdüği beş tulum suyu zekerinden merhûmun ağzına işedikçe leşin karnı tulum gibi şişüp merhûmun karnı kur kur ötmeğe başladı. Derhâl pehlivân-ı sânî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421b ·
metinde göster ·