… çse ve tente fora ve sök yelken edüp alarka deryâda yatalım, yâhûd orsa poça ve
buruna
ve baba finko yelken kullanup deryâda volta uralım. Olmaya illâ hayr" deyü gemi …
Melek Ahmed Paşa kalyonun kapudanı Kapudan Alî Paşa'ya "Gel kapudan filandıra kaldıralım. Top atup askeri cem‘ edüp salpa demir edüp avanta ribaçse ve tente fora ve sök yelken edüp alarka deryâda yatalım, yâhûd orsa poça ve buruna ve baba finko yelken kullanup deryâda volta uralım. Olmaya illâ hayr" deyü gemici ıstılâhâtlarıyla niçe gûne elfâz-ı keştîbân tekellüm edüp aslâ bu kelâma Kapudan Alî Paşa gûş dutmayup bu nasîhat-âmîz kelâmları gûşına menkûş etmeyüp "Bre balıkçı! Venedik küffârı ne olsa gerek?" deyü mağrûrâne niçe kelâm-ı nâ-pûhte söyler. Âhir ale's-seher "Küffârın donanması, bre geldi!" deyince cümle asker taşra, cümle gemilerin askerin cem‘ etmeğe iktidârları olmayup salpa demir etmeden niçe bin lenger hadîdlerin halat ve palamar ve gimana ve cankurtaranlarına balta urup demirler deryâda kalup deryâya çıkalım derken cümle bizim keştîler biri biri üzerine düşüp hırâş-ı cân çekmede iken küffâr gemileri bizim donanma içine girüp cenge âğâze edüp deryâda demir üzre yatan galyon ve Cezâyirli ve altı pâre mavunalarımız kâfiri ortaya alup topa tutulmış maymuna döndürüp kâfirden yedi pâre gemi gark olup elli pâre gemi bizden karaya düşüp bâkî kalan askerleri dahi karaya dökülüp beğ gemileri ve Cezâyir gemileri ve sâ’ir kalyonlar küffâr ile kal‘a-i Nakşa ve Berre altında kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî ceng ede ede vâlide kalyonu ve Melek Paşa kalyonu ve Ereğli kalyonunda Mustafâ Forsa Kapudan kalyonu içre Anadolu Vâlîsi Abaza Ahmed Paşa kâfiri ortaya alup bir ceng [ü] savaş-ı perhâş ederler kim gûyâ ceng-i Ayamavra'dır. Küffâr münhezim olmuşken Duka ve Malta ve Papa ve Mesina ve Korsika ve Sardalya ve Alakorna gemileri zede vü büve yememiş kırk pâre gemiler, Âl-i Osmân donanmasının nısfı karaya düşmüş, nısfı yedi sâ‘at ceng etmiş bî-tâb u bî-mecâl gemiler içre Malta gemileri girince Venedik küffârları taze cân bulup üç sâ‘at dahi ceng-i azîm edüp ibtidâ deryâ beğleri firâr edince ba‘dehû galyonların her biri birer taraf deyüp pârekende ve perîşân olup Varna'da binâ olunan burunsuz kalyon bir gicede cezîre-i Girid'de Hanya'ya düşer. Kimi Rodos'a, kimi Nakşa ve Berre ve Foça ve İşkatoz'a ve Hereke ve İliye ve Zacca ve Darahıyye ve İstanköy'e ve Sakız'a ve Midilli'ye düşüp her biri bu zikr olunan kal‘alara düşüp cân kurtarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b ·
metinde göster ·
… zre keklik gibi seke seke tâ Kepez burnuna ve Piyâle Paşa Bâğçesi'ne ve Kamışlı
buruna
gıjgırup pâdişâhın başdardasının kayalığından ve solundan deryâyı Galata handak …
Ve bu şehirden sa‘âdetlü pâdişâh başdarda-i hümâyûna süvâr olup aşağı Boğazhisârlar henüz tamâm olmadan anların seyr [ü] temâşâsına giderken Rûmeli ve Anadolu kal‘alarından iki yüz aded balyemez ve şayka ve pranka toplar atıldı kim el-azamet[ullâh] her gülle kubbe kadar deryâ üzre keklik gibi seke seke tâ Kepez burnuna ve Piyâle Paşa Bâğçesi'ne ve Kamışlı buruna gıjgırup pâdişâhın başdardasının kayalığından ve solundan deryâyı Galata handakı gibi açarak talattum-ı deryâ ederek gülleler geçüp karaya çıkup dağları ve bâğları âlân u tâlân ederdi ve ba‘zı keklik gibi seken sekdirme gülleler deryâ içinde birbirlerine râst gelüp bir mehîb sadâ zâhir olurdu. Bu dahi bir acâ’ib ü garâ’ib temâşâ idi. Bizler dahi bu seyri Anadolu tarafında atlar üzre karada seyr [ü] temâşâ edüp cânib-i cenûba (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a ·
metinde göster ·
… -i Raça: Nehr-i Sava kenârında bir alçak topraklı düz çemenzâr yerde bir köşeye
buruna
vâkı‘ olmuş şekl-i müselles bir Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i zîbâ imiş. Bu kal …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Raça: Nehr-i Sava kenârında bir alçak topraklı düz çemenzâr yerde bir köşeye buruna vâkı‘ olmuş şekl-i müselles bir Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i zîbâ imiş. Bu kal‘a vaz‘ olunduğu burunun mukâbelesinde nehr-i Drin-i azîm zor ile İzvornik'den berü gelüp nehr-i Sava gibi kuvvetli suya Drin urup bu kal‘a-i Raça'yı nehr-i Drin ve nehr-i Sava bir olup ittifâk üzre bu kal‘ayı harâb edüp ancak nehr-i Sava kenârında bir kullesi kalmış. Anıniçün bu kal‘anın dizdârı ve merdüm-i hisârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
… e üzre dizilmiş dendân-ı bedenli ve her bedende mazgal delikli kal‘adır kim bir
buruna
vâki‘ olup kıble cânibi ve maşrık tarafı ve poyraz tarafı deryâ fırtınasından c …
Der-vasf-ı şehrengîz-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Gözlev: Evvelâ bu kal‘a sâ’ir kılâ‘lar gibi ikişer üçer kat dîvârlı değildir, ancak yalın kat dîvârdır. Ammâ kırk arşın enli âlî ve dörder arşın enli dîvârlı ve hendese üzre dizilmiş dendân-ı bedenli ve her bedende mazgal delikli kal‘adır kim bir buruna vâki‘ olup kıble cânibi ve maşrık tarafı ve poyraz tarafı deryâ fırtınasından cem‘ bir gölün burnundadır. Ve Odun kapusundan taşra çıkup deryâ ile halîc ortasında üç sâ‘atlik yer karadır. Gölünde gûnâ-gûn mâhîleri çıkar başka emînlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
… rbunda Suda limanıdır. Ammâ bu Sarkirmân kal‘ası iki liman-ı azîm ortasında bir
buruna
vâki‘ olup bu kal‘a limanlarının karşu tarafında bir mîl karşı,
Zamân-ı kadîmde Leh kralları binâsıdır. Andan Ciniviz Frengi Kırım'a mâlik olmak ile Ciniviz bu kal‘aya istîlâ edüp yetmiş yıldan sonra yine Leh kralı ile Akkirmân sâhibi Salsaloğlu yek-dil [ü] yek-cihet olup bu kal‘ayı dest-i Ciniviz'den ele alup kabza-i tasarrufunda kalup içindeki Leh beğzâdenin birisi karındaşıyla hüsn-i zindegânî edemeyüp Mikal nâm Leh beğzâdesi Maskov kralına firâr edüp Özü suyu ile üç bin pâre kayık ile bu Sarkirmân üzre asker-i bî-pâyân çeküp gelür. Niçe zamân karındaşıyla harb [ü] kıtâl edüp âhır-ı kâr karındaşı bir gece kal‘adan gemilere binüp firâr etdikde Maskov'dan gelen karındaşı bu 121a kal‘a-i Sarkirmân'ı "Karındaşıma yine kalmasın" deyü Maskov askeriyle bir yıl kal‘ada oturup gücile bir [yıl]da harâb eder. Hâlâ kal‘asının câ-be-câ yerleri vîrândır. Ol zamân bu kal‘a içinde yetmiş bin aded ma‘mûr hânedânları var imiş. Bu kal‘anın zemîni bir liman ağzına vâki‘ olup kıble tarafı liman-ı azîmdir kim içine on bin pâre gemi sığar gûyâ cezîre-i Girid'de Hanya kal‘ası kurbunda Suda limanıdır. Ammâ bu Sarkirmân kal‘ası iki liman-ı azîm ortasında bir buruna vâki‘ olup bu kal‘a limanlarının karşu tarafında bir mîl karşı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b–121a ·
metinde göster ·
… ‘a taşra büyük hisârın cânib-i şarkîsi köşesinde bir sarp kayalı püşte üzre bir
buruna
vâki‘ olup deryâya havâle kaya-yı mehîb üzre bir Sedd-i Sikender nârin kal‘adır …
Sitâyiş-i Nârin Hisâr: Bu kal‘a taşra büyük hisârın cânib-i şarkîsi köşesinde bir sarp kayalı püşte üzre bir buruna vâki‘ olup deryâya havâle kaya-yı mehîb üzre bir Sedd-i Sikender nârin kal‘adır kim cümle şehre havâle olmağın şehrin her hânedân âsâr-ı binâları bu kal‘a-i âlîden nümâyândır. Selîm Hân ve Süleymân Hân ve gayri şehzâdegânlar bunda hâkimler iken sarâyları ve darbhâneleri ve türbe-i pür-envârları cümle bundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… içinde cümle Kırım halkının hayvânâtları otlayup gezerlerken Kalmık küffârı bu
buruna
Azak denizi sığlarından yol bulup bu burunda olan cümle Kırım halkı hayvânâtlar …
Ve bu kulleden 9 sâ‘at cânib-i şimâle gidüp bir ince burundur. Azak deryâsın bulmuş(?) sebzezâr çemenzâr bir vâdî-i lâlezârdır kim iki tarafı Azak deryâsıdır. Bu burun içinde cümle Kırım halkının hayvânâtları otlayup gezerlerken Kalmık küffârı bu buruna Azak denizi sığlarından yol bulup bu burunda olan cümle Kırım halkı hayvânâtların sürüp götürdükde yine Mehemmed Geray Hân Or kal‘ası kapusundan Kalmığ'a yetişüp cümle hayvânâtları Kalmığa bırakdırup halâs etdi, ammâ Kalmık sihr edüp halâs olup kırılmadı. Ba‘dehu bu mezkûr burunun tâ ucuna bir kal‘a yasadup ismine Çikişke deyü nâm verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143a ·
metinde göster ·
varınca yigirmi beş mîldir. Ve bu burundan kıbleye üç mîl mikdârı bir dere vard …
Ve bu liman ağzında Ropoz köyü tarafına nâzır bir küçücük adacık vardır. Kal‘aya gâyet yakındır. İsmine Paşa adası derler. Anda Ebü'l-feth Sultân Mehemmed gemiyle geçüp üstünde çadır kurup oturmuşdur. Hâlâ nişîmen yeri zâhir ü bâhirdir. Bu adacıkdan gemilerle kal‘aya varınca köprü edüp Rûmeli tarafından kal‘aya asâkir-i İslâm dökülüp yürüyüş edüp kal‘a feth olmuşdur. Ve bu cezîrecikden keşişleme rûzgârı cânibine Tuzla burnu beş mîldir. Andan Rûmeli tarafına Burgazlı buruna varınca yigirmi beş mîldir. Ve bu burundan kıbleye üç mîl mikdârı bir dere vardır. İsmine (---) derler, âb-ı hayâtdır. Ve bu mahalden Kızılhisâr kırk beş mîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
… burnunda fânûs yakarlarmış. Cümle rübbân-ı mellâhân gece ile ol fânûsu görüp ol
buruna
yakın varmazlarmış. Hâlâ fânûs kullesi eseri nümâyândır.
Ve bu cezîre bir ulu yaylalı dağdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi seksen mîldir kim Mora cezîresine on mîl karîbdir. Ve Mora ile adaya karîb mâbeynde bir 263b ulu kaya vardır kim de[r]yâ içindedir. Gemiler ol kayaya karîb varmağa ihtirâz ederler. Ve Holumiç burnu bu kayacığın cânib-i şarkında Mor[a] kıyısında bir âlî burundur, ammâ etrâfı ifrât ile sığlıkdır ve ormanlar ile sıklıkdır. Mezkûr Holumiç burnuna karîb gemiler varmayalar. Mellâh keştîbânlar ihtirâz edeler. Hattâ küffâr zamânı bu Holumiç burnunda fânûs yakarlarmış. Cümle rübbân-ı mellâhân gece ile ol fânûsu görüp ol buruna yakın varmazlarmış. Hâlâ fânûs kullesi eseri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a–263b ·
metinde göster ·
… kim hîn-i muhâsarada kal‘a-kûp top tokunup kal‘aya zarar isâbet etmeye, deyü bu
buruna
var makdûrun sarf edüp bu havâleye karşu bir tabya-i azîm sedd-i metîn edüp min …
Ve kal‘aya sehel havâle olan yere bu iç kal‘a havâle olmuşdur. Ve iç kal‘anın mağrib tarafında olan köşeye vâki‘ olmuş sehel havâleli kayalardır, zîrâ bu kal‘a-i Koron'un ekseriyyâ havfi bu havâle köşesi burnundandır. Ammâ bu köşe ol kadar metîn şedîddir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Hattâ üstâd-ı bennâ-yı mühendis bu havâleye karşu kal‘ayı gemi burnu gibi bir sivri ve kaykı burun etmiş kim hîn-i muhâsarada kal‘a-kûp top tokunup kal‘aya zarar isâbet etmeye, deyü bu buruna var makdûrun sarf edüp bu havâleye karşu bir tabya-i azîm sedd-i metîn edüp minâre kaddi kesme kaya üzre binâ olunup üstüne bin âdem sığar meydân-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271a ·
metinde göster ·
… müte‘addid limanları ve bir sedd-i metîn kal‘ası var. İzmir cânibinde Çeşme nâm
buruna
sekiz mîl karîbdir. Mâ-tekaddem ale't-tafsîl evsâfı tavsîf olunmuşdur. Ve,
Cezîre-i bağ-ı Merâm-ı Sakız-ı gülfâm: Yüz yigirmi mîldir. Mâ-tekaddem Ciniviz destinden dest-i Piyale Paşa aldı. Her köşesinde müte‘addid limanları ve bir sedd-i metîn kal‘ası var. İzmir cânibinde Çeşme nâm buruna sekiz mîl karîbdir. Mâ-tekaddem ale't-tafsîl evsâfı tavsîf olunmuşdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125b ·
metinde göster ·
Elbesu burnu derler. Bu dahi Mekri kazâsı hudûdudur. Bu mezkûr iki burun bir bo …
Kurdoğlu burnu: Menteşe hâkinde Mekri kazâsı hudûdudur. Bu burnun karşu mukâbelesindeki buruna Elbesu burnu derler. Bu dahi Mekri kazâsı hudûdudur. Bu mezkûr iki burun bir boğaz ağzı vâki‘ olup bundan içeri şarka yüz elli mîl tâ Mekri kal‘asına varınca bir körfesdir. Yine Kurdoğlu burnu kıyıları ile on mîl batı eyyâm ile gidüp Göben limanı yüz pâre gemi alur a‘lâ yatakdır. Ve bu kıyılara Farki kıyıları derler, çamlı dağlardır. Andan yigirmi mîl gûnâ-gûn burunlar dolaşarak bir yalçın püşte üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126b ·
metinde göster ·
iki yüz adım gidüp bir burc-ı azîmdir, kalyon limanı tarafındadır. Andan yine c …
Andan yıldız cânibine bir kumsal dolaşık buruna iki yüz adım gidüp bir burc-ı azîmdir, kalyon limanı tarafındadır. Andan yine cânib-i şarka kâmil bin dörd yüz adım gidüp bir köşede bir burc-ı azîmdir kim cümle kalyon Q 282b limanında olan kalyon ve şayka ve karamürsel ve burtunları muhâfaza eder bir burc-ı kebîrdir. Ve bu cânibleri kalyon limanı P 279b deryâsı döğer. Kal‘anın cümle temel taşları deryâ içinde yanyana döşenmiş amûd-ı müntehâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y321a ·
metinde göster ·