… nden çıkup Bâyezîd'e [ve] Süleymân'a, birer top urup ikisin de zîr-i zeber olup
burunları
kanamasının esrârı ol imiş kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ sene 1035 târîhinde fet …
İşâret-i sâlis; Şehzâde Bâyezîd ile Şehzâde Süleymân'a, Şehzâde Murâd kara selvi kemîninden çıkup Bâyezîd'e [ve] Süleymân'a, birer top urup ikisin de zîr-i zeber olup burunları kanamasının esrârı ol imiş kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ sene 1035 târîhinde feth-i Revân'a gidüp Revân altından Beşîr Ağa ile Kapucılar Kethüdâsı (---) Ağa Revân müjdesine geldikde Şehzâde Bâyezîd'i ve Şehzâde Süleymân'ı {Murâd'ın top ile urup burunları kanadığı kara selvi altında iki şehzâdenin burunlarından kanları akarak} ma‘nûkân şehîd edüp pederleri Sultân Ahmed'in türbe-i pür-envârlarına defn etdiler. Ol gice Sultân Mustafâ dahi merhûm olunmuş bulundu. Ve mezkûr şehzâdegânları ma‘nûkan şehîd ederlerken ikisinin dahi burunlarından kanları cereyân ederek defn olundular kim babaları huzûrunda Murâd'ın urduğu top darbından akan kan yigirmi bir yıl sonra zuhûr etdi, Rahmetullahi âleyhimâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 275b ·
metinde göster ·
… jdesine geldikde Şehzâde Bâyezîd'i ve Şehzâde Süleymân'ı {Murâd'ın top ile urup
burunları
kanadığı kara selvi altında iki şehzâdenin burunlarından kanları akarak} ma‘nûk …
İşâret-i sâlis; Şehzâde Bâyezîd ile Şehzâde Süleymân'a, Şehzâde Murâd kara selvi kemîninden çıkup Bâyezîd'e [ve] Süleymân'a, birer top urup ikisin de zîr-i zeber olup burunları kanamasının esrârı ol imiş kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ sene 1035 târîhinde feth-i Revân'a gidüp Revân altından Beşîr Ağa ile Kapucılar Kethüdâsı (---) Ağa Revân müjdesine geldikde Şehzâde Bâyezîd'i ve Şehzâde Süleymân'ı {Murâd'ın top ile urup burunları kanadığı kara selvi altında iki şehzâdenin burunlarından kanları akarak} ma‘nûkân şehîd edüp pederleri Sultân Ahmed'in türbe-i pür-envârlarına defn etdiler. Ol gice Sultân Mustafâ dahi merhûm olunmuş bulundu. Ve mezkûr şehzâdegânları ma‘nûkan şehîd ederlerken ikisinin dahi burunlarından kanları cereyân ederek defn olundular kim babaları huzûrunda Murâd'ın urduğu top darbından akan kan yigirmi bir yıl sonra zuhûr etdi, Rahmetullahi âleyhimâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 275b ·
metinde göster ·
İşâret-i sâlis; Şehzâde Bâyezîd ile Şehzâde Süleymân'a, Şehzâde Murâd kara selvi kemîninden çıkup Bâyezîd'e [ve] Süleymân'a, birer top urup ikisin de zîr-i zeber olup burunları kanamasının esrârı ol imiş kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ sene 1035 târîhinde feth-i Revân'a gidüp Revân altından Beşîr Ağa ile Kapucılar Kethüdâsı (---) Ağa Revân müjdesine geldikde Şehzâde Bâyezîd'i ve Şehzâde Süleymân'ı {Murâd'ın top ile urup burunları kanadığı kara selvi altında iki şehzâdenin burunlarından kanları akarak} ma‘nûkân şehîd edüp pederleri Sultân Ahmed'in türbe-i pür-envârlarına defn etdiler. Ol gice Sultân Mustafâ dahi merhûm olunmuş bulundu. Ve mezkûr şehzâdegânları ma‘nûkan şehîd ederlerken ikisinin dahi burunlarından kanları cereyân ederek defn olundular kim babaları huzûrunda Murâd'ın urduğu top darbından akan kan yigirmi bir yıl sonra zuhûr etdi, Rahmetullahi âleyhimâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 275b ·
metinde göster ·
… unmuş bulundu. Ve mezkûr şehzâdegânları ma‘nûkan şehîd ederlerken ikisinin dahi
burunlarından
kanları cereyân ederek defn olundular kim babaları huzûrunda Murâd'ın urduğu to …
İşâret-i sâlis; Şehzâde Bâyezîd ile Şehzâde Süleymân'a, Şehzâde Murâd kara selvi kemîninden çıkup Bâyezîd'e [ve] Süleymân'a, birer top urup ikisin de zîr-i zeber olup burunları kanamasının esrârı ol imiş kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ sene 1035 târîhinde feth-i Revân'a gidüp Revân altından Beşîr Ağa ile Kapucılar Kethüdâsı (---) Ağa Revân müjdesine geldikde Şehzâde Bâyezîd'i ve Şehzâde Süleymân'ı {Murâd'ın top ile urup burunları kanadığı kara selvi altında iki şehzâdenin burunlarından kanları akarak} ma‘nûkân şehîd edüp pederleri Sultân Ahmed'in türbe-i pür-envârlarına defn etdiler. Ol gice Sultân Mustafâ dahi merhûm olunmuş bulundu. Ve mezkûr şehzâdegânları ma‘nûkan şehîd ederlerken ikisinin dahi burunlarından kanları cereyân ederek defn olundular kim babaları huzûrunda Murâd'ın urduğu top darbından akan kan yigirmi bir yıl sonra zuhûr etdi, Rahmetullahi âleyhimâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 275b ·
metinde göster ·
… şâsına meşgûl iken bir bed râyiha hakîri ve gulâmlarımı sermest edüp çâkerlerim
burunlarını
dutdular. Kabri üzre nazar etdim, ancak kabri üzre olan türâb tencerede bulkur …
Menâkıb-ı Bel‘am ibn Bâ‘ûr: Hikmet-i Hudâ bir gün bir cebelin dâmeninde cirid oynarken hakîr atdan tekerlenüp at başın alup "Kandesin Eğerlidağ?" deyüp urûc etdi. Hemân hakîrin cân başına gelüp bir gayrı ata süvâr olup esb-i firârîyi birkaç gulâmımızla kovarak tâ Eğerlidağ'ın zirve-i a‘lâsına çıkup atı anda dutup süvâr oldum. Ol mahâlde bir kabr-i tavîl görüp "Allahu a‘lem bir ulu ziyâretdir" deyü rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edüp piyâdece adımlayup kaddi kâmil seksen adım geldi. Başı ayağı ucunda birer serâmed amûd-ı zenbûrîler dikilmiş, ammâ bunun ziyâret [u] temâşâsına meşgûl iken bir bed râyiha hakîri ve gulâmlarımı sermest edüp çâkerlerim burunlarını dutdular. Kabri üzre nazar etdim, ancak kabri üzre olan türâb tencerede bulkur gibi kaynar ve siyâh zift ve katran gibi yağlı toprakdır. Âhir bed râyihasından tahammül edemeyüp bu türâbın yağıyla kaynaduğuna ta‘accüb ederek yine atlarımıza süvâr olup vakt-i gurûbda Tebrîz kapusundan içeri dâhil olup ba‘de'l-mağrib Paşa huzûruna vardığımızda "Şükür sağlığa, hele atını cümle bisâtıyla buldun mu", dediler. "Belî buldum ve Eğerlidağ'da bir kabr-i tavîl-i evliyâullahı ziyâret etdim" deyü kabri gördüğüm üzre paşaya hikâyet edince hemân Erzurûmlu Ca‘fer Efendi, musannif ve mü’ellif ve sulehâ-yı ümmetden azîz kimesne idi, ol eyitdi: "Sakın Evliyâ Çelebi! Ol maşadı bir dahi ziyâret etme. Ol Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla imânsız gitmişdir, anâ Bel‘am ibn Bâ‘ûr derler. Niçe yüz yıl mu‘ammer olup âhir Hazret-i Mûsâ'dan sonra dâğ-ı derûnundan diyâr-ı Mısr'ı terk edüp bu dağda olup hâlâ kabri sayf u şitâda leş gibi kokup türâbı yağıyla cehennem azâbı çeküp kaynar" dedikde bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i hayretde kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289a ·
metinde göster ·
fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Pa …
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
… e bin za‘îf ü nahîf ve bîçâre, çekirge bacaklı eli kalemtraş bıçaklı tiryâkîler
burunlarının
sümüğün akıdup maslûbun min-indillah şeklinde kec-gerdân ve kec-dehân ve şütür- …
Niçe bin za‘îf ü nahîf ve bîçâre, çekirge bacaklı eli kalemtraş bıçaklı tiryâkîler burunlarının sümüğün akıdup maslûbun min-indillah şeklinde kec-gerdân ve kec-dehân ve şütür-leb olup salyaları göğsüne akmış, dili bir karış dehânından taşra çıkmış, menhûslar sürünür ve birer yire haşr olup o şiddet-i hârda nâzük sûf ferrâce ve beyâz Ahmedâbâd'ın Hind bezi sâdeleri geyüp destârların kec kılup ellerinde birer yelpâze ve birer arka 31b kaşıyacakları ile cenk seyrine gelmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31a–31b ·
metinde göster ·
… l etmeğe kâdir değillerdir, zîrâ sayyâdlarının bir kaçı meflûc olup ağızları ve
burunları
eğilmişdir. Âl-i Osmân'ın ve şâh-ı İrân'ın bir tarafda ceng [ü] cidâlları ve ha …
Ve ayn-ı Balıklı: Derûn-ı şehirde bir kaynak-ı azîmdir. Bir havz-ı kebîre rîzân olup içinde niçe bin elvân mâhîler şinâverlik ederler. Ammâ kimse sayd [u] şikâr edüp tenâvül etmeğe kâdir değillerdir, zîrâ sayyâdlarının bir kaçı meflûc olup ağızları ve burunları eğilmişdir. Âl-i Osmân'ın ve şâh-ı İrân'ın bir tarafda ceng [ü] cidâlları ve harb [ü] kıtâli olsa bu havzda mâhîlerden bir eser kalmayup ba‘de'l-gavgâ bu semekeler gelüp kimi mecrûh ve kimi maktûl rûy-ı havza çıkar. Garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202a ·
metinde göster ·
… 'dan hil‘at giyerlerken dördine de birer sille-i pehlivânî urup ağızlarından ve
burunlarından
kan Van'da revâne olup "Bir dahi pâdişâh vekîlinin fermânların tutun, yohsa siz …
Ba‘dehû Van ağaları ve yeniçeri ağası ve hapisde olan Zerikî beği ve Espa‘ird beği ve Karni beği ve Kesân beği içün paşaya kırkar kise guruş ve birer katır yükü kaplan ve vaşak postları ve beşer katar-ı katırlar ve birer tula küheylân atlar verüp Paşa'dan hil‘at giyerlerken dördine de birer sille-i pehlivânî urup ağızlarından ve burunlarından kan Van'da revâne olup "Bir dahi pâdişâh vekîlinin fermânların tutun, yohsa sizi hayâsızlar kelle paça ederim. Tiz Evliyâ Beğ üzre sefere hâzır olun!" deyü bunları reddetdi ve her biri dâr-ı diyârlarına gitdi. Ertesi gün ne kendiler ve ne imdâdları gelmeyen Van beğlerinden Ağakis beği tarafından ve Ekrâd tarafından ve Benî Kutur tarafından ve Berda‘ beği tarafından ve Erecik beğindan ve Şureger'den ve Çobanlu tarafından ve Alagird tarafından ve Körladik beğinden bu merkûm dokuz aded Ekrâd beğlerinden âdemler gelüp Van a‘yânlarına daşınup her birinden beşer kise ve beşer katar-ı katır ve birer tola küheylân atlar hedâyâ gelüp gelen âdemleri hil‘atler giyüp cürümleri afv olunup ertesi gün dokuz aded beğler i‘timâd edüp paşaya birer el hedâyâlarıyla gelüp müşerref olup hil‘atler giyüp her birine yine birer sille urdu kim Çobanlu beği sadme-i pehlivânîden teker meker oldu. Meğer fakîrin fıtıkı var imiş. Şehrine varup merhûm olıcak yerini Murâd Hân'a verüp yigirmi kise dahi andan geldi. Melek Paşa efendimizin de'bi ol idi kim, kendü fermânın dutmayana deyenek ururdu. Fermân-ı pâdişâhîye itâ‘at etmeyeni ya katl ederdi ya muşt ve sille ile çehresine urup elbette kanın akıdırdı. Ve ceng mahallinde Allahümme âfinâ ejder-i heft-ser olurdu. Ammâ gayrı zamân halûk u halîm ü selîm olup pek gazab-âlûd olsa, "Bre âdem", "Hey hayâsız" ve "Hey nâmerd" deyü ıtâb etmeden gayrı bir şetm etmezdi. Ammâ hırsız ve harâmîye asla amân u zamân vermezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283b ·
metinde göster ·
Ve ba‘zı küffâr "şinâverlik edem" deyü karşu geçüp Kılburun halkı kâfirlerin
burunları
kılından çeküp Kılburun kal‘asına götürürler ve mukaddem nerdübânlar ile su kul …
Ve ba‘zı küffâr "şinâverlik edem" deyü karşu geçüp Kılburun halkı kâfirlerin burunları kılından çeküp Kılburun kal‘asına götürürler ve mukaddem nerdübânlar ile su kullesin alup haçlı bayraklar diken küffârlardan yüz aded pür-silâh küffâr-ı mellâh bir karanlık yerde kalup anları da dipdiri silâhlarıyla kayd [u] bend edüp kal‘ayı halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a ·
metinde göster ·
Bunda bir çâh-ı cahîm-i hamîm-vâr kesme kayadan bir zindânı var kim Allâhümme âfinâ görenin aklı gider. İçine girüp mahpûs olanın aklı ve cânı gider. Hattâ vezîr-i dilîr Gâzî Hüseyin Paşa bu zindânı açup kemendleri dollâblar ile çeküp bu sicn-i derk-i esfelden kâmil bin altmış aded ümmet-i Muhammed çıkup Allâhümme âfinâ her biri riyâzât u cû‘ ile za‘îf ve nahîf ve zerd-rû olmuşlar kim gûyâ her biri birer gûl-beyâbânîye dönmüşler. Kaşları ve bıyıkları ve sakalları biribirine mergûle mergûle olup gözlerini ve kulakları ve burunları deliklerini kehleler yaralayup sakallarında kevâhileler âşiyân etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… fâtdan çıkarup tahsîl-i mâl etmeğiçün ve hazz-ı nefisleriyçün askerî tâifesinin
burunları
sefer etmek ile kırılsun içün, böyle bir bî-ma‘nâlar edüp Yenikal‘ayı fukarâ ri …
Bu hâl üzre küffâr mazlûm olmuş idi. Beri tarafda bizim vüzerâlarımız asker-i İslâmı ve re‘âyâ vü berâyâları müte’ezzî edüp cemî‘i mevâcibât mesârıfâtları bâd-ı hevâdan bedel ve iştirâ ve nüzûlât ve sâ’ir tekâlifâtdan çıkarup tahsîl-i mâl etmeğiçün ve hazz-ı nefisleriyçün askerî tâifesinin burunları sefer etmek ile kırılsun içün, böyle bir bî-ma‘nâlar edüp Yenikal‘ayı fukarâ ricâsıyla feth edince bu kadar cân helâk olup bu kadar mâl-ı hazâ’in beytü'l-mâl-ı müslimîn hebâya gidüp bir kara mankır fâ’idesi olmayup yine yere berâber münhedim edüp cümle hükkâmlarımız dimâğ u gurûr hâsıl etdiler ve hodbînlik ve hodre’ylik ve hodfürûşluk ve hodpesendlik etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24a ·
metinde göster ·
… in yumup tevekkülli tüfeng atarlar. Ve siyâh şapkaları büyükdür ve pabuçlarının
burunları
uzundur ve ökçeleri yüksekdir. Ve yaz u kış ellerinden eldivanları çıkmak ihtim …
Ba‘dehu Nemse Macar üzre musallat olup re‘âyâ etdi, ammâ Macar kavmi yanında Nemse çufud gibidir, aslâ yürekleri yokdur ve kılıç urup ata binüp fârisü'l-hayl değildir, ammâ yayan tüfenglisi Nemse'nin hakkâ ki âteş-feşândır, ammâ ancak belinde bir şişi var, kaçan tüfeng atsa bir çatal ağaç üzre koyup tüfeng atar, Osmânlı gibi koldan tüfeng atamaz, gözlerin yumup tevekkülli tüfeng atarlar. Ve siyâh şapkaları büyükdür ve pabuçlarının burunları uzundur ve ökçeleri yüksekdir. Ve yaz u kış ellerinden eldivanları çıkmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49b ·
metinde göster ·
… eri insân gibi açılup kapanmayup yanına açılup kapanır müdevver gözleri var. Ve
burunlarının
orta direkleri yok, yüz kerre yüz bin gûne eşkâl ile görünmüş kavm-i ecinneler …
Andan ecinne askeri yürüdü kim ne 69a gûne nümâyân oldukların birbir tahrîr etsem tûl-ı dırâz-ı kelâm olur. Ancak cümlesi Mısır alacaları esbâb geyüp ellerinde birer kamış ve hasır pâreleri olup gözleri müdevver kimi sıçan kulaklı ve kimi kedi kulaklı ve kimi âdem başlı ve kuş başlı ve balık başlı ve arslan ayaklı ve'l-hâsıl Cenâb-ı Allâh bu edîm-i arzda ne kadar mahlûk halk etdiyse bu ecinne kavminde her mahlûk uzvundan birer eşkâl mukarrer idi, ammâ bedenleri cümle vücûd-ı insân gibi ve niçe bininin başları yine insân başı gibi olup gözleri insân gibi açılup kapanmayup yanına açılup kapanır müdevver gözleri var. Ve burunlarının orta direkleri yok, yüz kerre yüz bin gûne eşkâl ile görünmüş kavm-i ecinneler birbirleriyle boğuşarak ve kovuşarak ve gûnâ-gûn mashariyyât ederek bunlar dahi bir tarafa ubûr etdiler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b–69a ·
metinde göster ·
… yüz aded saçların dağıtmış fîl dişleri gibi dişleri taşra çıkmış gözlerinden ve
burunlarından
ve kulakları ve ağızlarından gemi direkleri gibi âteşler hevâya saçılup her bir …
Anı gördük, hemân Obur dağı ardından Abaza sehereleri köklerinden kopmuş dıraht-ı azîmler üzre ve küpler ve tekneler ve hasîrlar ve araba tekerlekleri ve fırın söykeleri ve niçe bin gûne eşyâlara binüp ber-hevâ uçarak Obur dağı üzre geldiler. Hemân biri bizim Çerkezin Habeş dağı içinden niçe yüz aded saçların dağıtmış fîl dişleri gibi dişleri taşra çıkmış gözlerinden ve burunlarından ve kulakları ve ağızlarından gemi direkleri gibi âteşler hevâya saçılup her biri birer ağaçdan oyulmuş balık çırnıklarına ve at leşleri ve sığır leşleri ve gemi direklerine deve ölülerine binüp ellerinde yılan ve evrenler ve ipler ve âdem ve at ve deve kelleleri ile hevâda uçarak Abaza seherel[er]i ve bu Çerkez oburları gök yüzünde birbirlerine girüp ol gece bu iki kavmin câdûları ber-hevâ eyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
bağlıdır. Atlarına süvâr olduklarında dizginleri üzengilerinde bağlı olmak ile …
Temâşâ-yı garîbe: Bunlar at üzre dizgini eliyle dutmazlar. Ağaçdan bir gûne Çîn vilâyeti avuzlukları, vardır. Dizgininin iki uçları üzengilerde bağlıdır. Ve dizginin iki uçları dahi atının iki burnu delikleri kulağına demir halkalar ile geçmişdir. Değmesinin atları ağızlarında üzengileri, ya‘nî gemleri yokdur. Cümle dizginleri atların iki burunlarında bağlıdır. Atlarına süvâr olduklarında dizginleri üzengilerinde bağlı olmak ile ayaklarıyla dizgin kullanup iki elleri âlât-ı silâha hizmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177a ·
metinde göster ·
… ağızlarına ol dişlerd[en] gem uramayup gem yerine dizginleri demir halkalar ile
burunlarına
geçirüp atları burunlarından zabt olup dizginlerinin birer uçları dahi iki üzen …
Ve ağızlarının iki yanlarında birer azu dişleri gibi ağzından taşra çıkmış dişleri vardır. Atlar birbirleriyle ceng etseler ol dişleriyle birbirlerini helâk ederler. Anıniçün bu Kalmıklar atlarının ağızlarına ol dişlerd[en] gem uramayup gem yerine dizginleri demir halkalar ile burunlarına geçirüp atları burunlarından zabt olup dizginlerinin birer uçları dahi iki üzengilerine bağlı olup dizginleri cümle Kalmık ayaklarıyla kullanup iki elleriyle silâhların icrâ etmeğe mukayyed olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
… em uramayup gem yerine dizginleri demir halkalar ile burunlarına geçirüp atları
burunlarından
zabt olup dizginlerinin birer uçları dahi iki üzengilerine bağlı olup dizginler …
Ve ağızlarının iki yanlarında birer azu dişleri gibi ağzından taşra çıkmış dişleri vardır. Atlar birbirleriyle ceng etseler ol dişleriyle birbirlerini helâk ederler. Anıniçün bu Kalmıklar atlarının ağızlarına ol dişlerd[en] gem uramayup gem yerine dizginleri demir halkalar ile burunlarına geçirüp atları burunlarından zabt olup dizginlerinin birer uçları dahi iki üzengilerine bağlı olup dizginleri cümle Kalmık ayaklarıyla kullanup iki elleriyle silâhların icrâ etmeğe mukayyed olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
… meden yortup seğirdir atlardır. Onar onar birbirlerinin kuyruklarına bağlı olup
burunlarının
kalakları cümle bıçağ ile yarılmışdır kim hîn-ı yortumda atlar solukların alup …
İşde atlarının eşkâlleri dahi böyledir, ammâ üç gün üç gece yemeden içmeden yortup seğirdir atlardır. Onar onar birbirlerinin kuyruklarına bağlı olup burunlarının kalakları cümle bıçağ ile yarılmışdır kim hîn-ı yortumda atlar solukların alup râhat seğirdüp burunları hırıldayup düşmanları dahi at fışırdısın işitmezler. Anıniçün cümle atların burunları yarıkdır. Hakkâ ki kavm-i benî asfer atlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
… e bıçağ ile yarılmışdır kim hîn-ı yortumda atlar solukların alup râhat seğirdüp
burunları
hırıldayup düşmanları dahi at fışırdısın işitmezler. Anıniçün cümle atların bur …
İşde atlarının eşkâlleri dahi böyledir, ammâ üç gün üç gece yemeden içmeden yortup seğirdir atlardır. Onar onar birbirlerinin kuyruklarına bağlı olup burunlarının kalakları cümle bıçağ ile yarılmışdır kim hîn-ı yortumda atlar solukların alup râhat seğirdüp burunları hırıldayup düşmanları dahi at fışırdısın işitmezler. Anıniçün cümle atların burunları yarıkdır. Hakkâ ki kavm-i benî asfer atlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
… arı hırıldayup düşmanları dahi at fışırdısın işitmezler. Anıniçün cümle atların
burunları
yarıkdır. Hakkâ ki kavm-i benî asfer atlarıdır.
İşde atlarının eşkâlleri dahi böyledir, ammâ üç gün üç gece yemeden içmeden yortup seğirdir atlardır. Onar onar birbirlerinin kuyruklarına bağlı olup burunlarının kalakları cümle bıçağ ile yarılmışdır kim hîn-ı yortumda atlar solukların alup râhat seğirdüp burunları hırıldayup düşmanları dahi at fışırdısın işitmezler. Anıniçün cümle atların burunları yarıkdır. Hakkâ ki kavm-i benî asfer atlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
… âk beyâz mermerden gûnâ-gûn tasvîrler edüp her gûne timsâllerin ağızlarından ve
burunlarından
ve zekerlerinden birer âb-ı nâb cereyân edüp her gören bu sûretleri vâlih [ü] h …
Der-temdîh-i çeşme-sâr-ı dil-i cân: Hamusu on aded çeşme-i hayvândır, ammâ cümleden çârsû içindeki meydânda kral çeşmesi 287a bir vâcibü's-seyr aynu'l-hayâtdır kim üstâd-ı mermer-bür Freng hakkâk beyâz mermerden gûnâ-gûn tasvîrler edüp her gûne timsâllerin ağızlarından ve burunlarından ve zekerlerinden birer âb-ı nâb cereyân edüp her gören bu sûretleri vâlih [ü] hayrân olup engüşt ber-dehen eder kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286b–287a ·
metinde göster ·
… Kavcelce burnu ki Suda limanı burnudur, cümle gemiciler bu mezkûr olan iki aded
burunları
üzleyüp bu iki burnun mâbeynlerinde Hanya kal‘asıdır.
Bu temâşâları edüp yine ceneral-i la‘îne gelüp vâfir ni‘metlerin yeyüp ba‘de't-ta‘âm hedâyâların alup yine bir kayığa binüp atlarımıza süvâr olup andan şimâle bir sâ‘at gidüp Suda Burnu ki ana Freng tâ’ifesi Kavcelce burnu derler. Deryâ mellâhları cezîre-i Mora'da Benefşe kal‘asının Kaya burnundan Hanya'ya karîb Kapospata burnun yâhûd bu Kavcelce burnu ki Suda limanı burnudur, cümle gemiciler bu mezkûr olan iki aded burunları üzleyüp bu iki burnun mâbeynlerinde Hanya kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321a ·
metinde göster ·
… konsa bir dahi küffârın donanması gelüp karâr-dâde olamayup iç Manya kâfirinin
burunları
kırılup bizim Girid'e gidüp gelen gemilerimize bir cây-ı emân olurdu, zîrâ bu l …
Bu kal‘aya er konsa bir dahi küffârın donanması gelüp karâr-dâde olamayup iç Manya kâfirinin burunları kırılup bizim Girid'e gidüp gelen gemilerimize bir cây-ı emân olurdu, zîrâ bu limanın kıblesinde Girid cezîresinin dağları 337a ve Çuka adaları alâ mele’i'n-nâs râygândır, ammâ hâlâ bu mahaller iç Manya kâfirleri havfinden ıssız arz-ı hâliye bî-hâsıl sengistân yerler kalup küffârı da dâ’imâ ısyân üzre olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336b–337a ·
metinde göster ·
Kurdoğlu burnu: Menteşe hâkinde Mekri kazâsı hudûdudur. Bu burnun karşu mukâbelesindeki buruna Elbesu burnu derler. Bu dahi Mekri kazâsı hudûdudur. Bu mezkûr iki burun bir boğaz ağzı vâki‘ olup bundan içeri şarka yüz elli mîl tâ Mekri kal‘asına varınca bir körfesdir. Yine Kurdoğlu burnu kıyıları ile on mîl batı eyyâm ile gidüp Göben limanı yüz pâre gemi alur a‘lâ yatakdır. Ve bu kıyılara Farki kıyıları derler, çamlı dağlardır. Andan yigirmi mîl gûnâ-gûn burunlar dolaşarak bir yalçın püşte üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126b ·
metinde göster ·
… 'a, andan Süveyis deryâsı ile Hindustân'a gidüp anda terbiyet edüp zebât misâli
burunlarına
ve yüzlerine ve kulaklarına sürüp cüzâm zahmetinden halâs olur. Ve hukemâlar an …
Sığala yağı ta‘bîr etdikleri oldur kim kavak misâli bir küçücük ağaçlardır, dağı taşı tutmuşdur. Ol diyârın sağîr u kebîr re‘âyâsı ellerinde birer eğri keskin kızağı-misâl demirler ile cümle ağaçların kabuklarını yol yol kazıyup çuvallara doldururlar. Ammâ ağaçların kabuğun bütün kazımazlar ki kurur. Zîrâ ze‘âmetleridir, mahsûl alırlar. Ba‘dehu ol kabukları cenderelerde sıkup kabukların tulumlara doldurup yedi iklîme gidüp mübârek gecelerde buhûr yakarlar. Amber-i hâmdan latîf râyiha-i tayyibesi vardır. Yağı Atina balı misâli humret üzre bir yağdır. Tulumlar ve fıçılar içine doldurup Marmaris iskelesinden Mısır'a, andan Süveyis deryâsı ile Hindustân'a gidüp anda terbiyet edüp zebât misâli burunlarına ve yüzlerine ve kulaklarına sürüp cüzâm zahmetinden halâs olur. Ve hukemâlar andan asel-bend yapup yine Rûm'a gönderirler. El-hâsıl Hindustân'da altun ile berâber tartup satarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y128b ·
metinde göster ·
… e cümle esved gulâmlar ale't-tertîb gelirler. Ammâ yigirmi aded Fûncî ve Afnuvî
burunları
ve gûşları menkûşlu esmerü'l-levn cevârîler tehîdest gelir, anların hedâyâları …
Ammâ bu îrâda göre masârıfı dahi bî-hisâb ve hâric-i kitâbdır. Evvelâ Mısır paşasına beher sene yetmiş kîse kalemiyye ve kırk aded küheylân Havvâre at, üçü pâk bisâtlı ve biri altun zencîrli ve murassa‘ zînli ve kırk memlûk-i siyeh-rû Arab, ve on siyâh-çerde Habeşî tavâşî-i la‘l-çehre; bu memâliklerin cümlesi gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile müzeyyen olup herbirinin destinde birer boğça veyâhûd müşk ü gülâb ve ûd u amber ve kâfûr u zebâd ve dendân-ı fîl ve şâha-i fîl ve siper-i pîl ve kîmuht-ı timsâh ve âlet-i harb makûlesi hedâyâlar ile cümle esved gulâmlar ale't-tertîb gelirler. Ammâ yigirmi aded Fûncî ve Afnuvî burunları ve gûşları menkûşlu esmerü'l-levn cevârîler tehîdest gelir, anların hedâyâları mestûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y373b ·
metinde göster ·