Esnâf-ı azîm karcıbaşı: Kârhâne birdir, sebzehâneye muttasıldır, hünkârın karcıbaşısı yaz ve kış anda mevcûddur, neferât üç yüz ve kayıkcıyân-ı karcıyân neferât üç yüz, bu kayıkcılar dâ’imâ Katırlı dağları'na ve Mudanya'ya varup Keşîş dağından gelen karları ve buzları ve âb-ı zülâlleri gemilere koyup Der-i devlete getirüp matbah-ı pâdişâhî'ye ve helvâhâneye ve harîme ve sadrıa‘zam'a ve'l-hâsıl yüz elli a‘yân [u] eşrâfa ta‘yîn-i kar verilür azîm masârıfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
… i la’l-gûn mînâ gözlü bir hayvândır, ammâ bi-emrillahi Te‘âlâ yine cümle vücûdu
buzdur ve
ağzı vardır ammâ dehânı yokdur. Hemân ağzı sülük ağzı gibi ma‘lûmdur. Ve arkası …
Sıfat-ı zi’b-i âb-ı zülâl : Dut yaprağı tırtılı gibi kırk ayaklı ve zahrında kırk siyâh hûrde-haş nuhâs-misâl benli ve iki la’l-gûn mînâ gözlü bir hayvândır, ammâ bi-emrillahi Te‘âlâ yine cümle vücûdu buzdur ve ağzı vardır ammâ dehânı yokdur. Hemân ağzı sülük ağzı gibi ma‘lûmdur. Ve arkası yine sülük gibi mevc mevc ve zîh zîhdir. Bi-emri Hudâ içi pâlûde cüllâbı ile memlûdur. Cüssesi Lanka bostânının tohumluk hıyarı kadar olur, dahi büyük ve dahi küçük olup kar-ı atîk içinde tavattun edüp tenâsül eder bir gûne mahlûkdur,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b ·
metinde göster ·
Bir gün bu {hakîr ol} Monla Mehemmed ile bu şehr-i Bitlis'in Âvih deresi nâm bir mahalde şehir mahbûblarının kar ve buz ve yah-pâre üzre tâhûk, ya‘nî kızak kaydıkların seyr [ü] temâşâ edüp cemî‘i mahbûbân [u] sıbyân-ı tıflân-ı ciğer-kûşe-i Rujikiyân birbirleriyle kuç-kucağ olup sürûr [u] şâdumân ederek kızak kayup aşağı dereye andan yine yukaru çıkup kızaklar ile arz-ı ma‘rifet edüp lu‘bedebâzlık ederlerdi. Ve niçe bin âşıkân-ı mahbûb dostânlar dahi bizim gibi dilberânların heleşe ve keleşe etdiklerin seyr [ü] temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… e rakîk sâ‘at kumu ve nehr-i Ten cezîrelerinde sivrisineği ve beyâz billûr gibi
buzu ve
sekir verir ilik gibi bozası ve sovuğu ve (---)(---)(---)(---) bunlar meşhûr …
Memdûhâtından: Evvelâ nehr-i Ten'de mersin balığı ve morina balığı ve kara havyarı, ya‘nî balık yumurtası ve beyâz ve rakîk sâ‘at kumu ve nehr-i Ten cezîrelerinde sivrisineği ve beyâz billûr gibi buzu ve sekir verir ilik gibi bozası ve sovuğu ve (---)(---)(---)(---) bunlar meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ nehr-i Kuban'ın buzu ale's-sabâh kopup ne
buz ve
ne su olup cümle askerle karşu Heyhât tarafındaki ormanda kaldık, ammâ Kuban ne …
Hikmet-i Hudâ nehr-i Kuban'ın buzu ale's-sabâh kopup ne buz ve ne su olup cümle askerle karşu Heyhât tarafındaki ormanda kaldık, ammâ Kuban nehri üzre buz pâreleri hırmen-hırmen misâl buzlar pâre pâre cereyân edüp karşu Çerkezistân cânibini selâmetine ötmek kâbil değil.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
… ol gölcüklerde billûr gibi buz hâsıl olup rûz-ı nevrûz-i Temmûz'da katırlar ile
buzları ve
selclerin şehr-i Selânik'e Hortas re‘âyâları getirüp fürûht ederler.
Der-vasf-ı mekâlîd-i cebel-i Hortaç menba‘-ı enhârât: Bir kûh-ı serbülend-i sertâcdır kim eflâke kad-keşân olup tâ zirve-i a‘lâsında sayf [u] şitâda selc-i yeh-pâre-i billûru eksik değildir. Selânik'in taraf-ı garbîsi ve yıldız rûzgârı cânibine yakın olmağın Selânik'den nümâyândır. Ve cemî‘i uyûn-ı âb-ı hayâtları Selânik'e zîr-i zemîn içre kehrîz künkler ile gelüp şehrin cemî‘i hammâmât, cevâmi‘ ve imârâtlarına taksîm olur. Bu tell-i refî‘ üzre niçe yüz aynu'l-hayât misilli gölcügezler vardır. Şiddet-i şitâda ol gölcüklerde billûr gibi buz hâsıl olup rûz-ı nevrûz-i Temmûz'da katırlar ile buzları ve selclerin şehr-i Selânik'e Hortas re‘âyâları getirüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229b ·
metinde göster ·