Hakkâ ki bu câmi‘ bir püşte-i âlî üzre mebnî olmağile temelini ibtidâ tâ Tahta'l-kal‘a üstündeki sedden ve Siyâvuş Paşa sarâyı seddinden ve Yeniçeri Ağası seddinden ve Küçükbâzâr sarnıcı seddinden ve Ağa mekteb[in]den ve tevhâne ve imâret ve kurşumhâne ve bîmârhâne tarafları sedlerinden cümle Süleymâniyye câmi‘inin temelleridir kim bu vech ile bir câmi‘-i âlî metânet bulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
… olunmaz. Sene 985 târîhinde Sâlis Murâd Hân'ın vâlidesi binâ etmişdir. Eşkâl-i
câmi‘, bir
bayır üzre bir câmi‘-i azîmdir kim gûyâ nûrdur. Kıble kapusundan mihrâba tûlen …
Câmi‘-i selâtîn Orta Vâlide Sultân câmi‘i: Atbâzârı kurbünde hayrât-ı azîmdir kim ta‘bîr olunmaz. Sene 985 târîhinde Sâlis Murâd Hân'ın vâlidesi binâ etmişdir. Eşkâl-i câmi‘, bir bayır üzre bir câmi‘-i azîmdir kim gûyâ nûrdur. Kıble kapusundan mihrâba tûlen ve arzen (---) eder. Cânib-i selâsı yanlarında cemâ‘at tabakaları ve kanâdîl tabakaları vardır. Bunda dahi gûnâ-gûn billûr câmlar ve revzenler var (---) kıble kapusu üzre târîhi: (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142a ·
metinde göster ·
… etmişlerdir kim ehl-i vasf anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Netîce-i kelâm, bu
câmi‘ bir
tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb üzre tarh olunmuşdur kim hüsn cihetinde ve letâ …
Der-sitâyiş-i Câmi‘-i Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Bâyezîd Hân : Bu câmi‘ Yeşil İmâret nâmiyle meşhûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Bursa'nın cânib-i şarkîsinde Gökdere aşırı bir mürtefi‘ püşte üzre bir câmi‘-i musanna‘dır kim cemî‘î der-i dîvârları ser-â-pâ beyâz mermer-i hamdır ve iki kubbelidir. Tûlen yüz sekiz ayak ve arzan seksen ayakdır. İçinde aslâ sütûnlar yokdur. Mihrâb ve minberin ta‘rîf ve tavsîf edersek acz lâzım gelir. Zîrâ ol mihrâbda olan hayâl-pesend nakş-ı Hıtâyîleri kerrûbiyân-ı eflâk bir direfş-i pâk urmağa kâdir değildir. Ve ancak bir kıble kapusu var kim bu kapunun yemîn [u] yesârında, tâ tâk-i âlîsine çıkınca kat-ender-kat girih girih zîh zîh girişme ve islimî ve rûmîler ve zülf-i niğâr-ı pür-kâr nakşları olunmuşdur kim Behzâd ve Licân-i Hitâyî kâğıd üzre mû kalemle tahrîr etmeğe kâdir [de]gillerdir. Ammâ bu üstâd-ı mermer-bür bu kapuya kâmil üç yıl mermer-i hâm üzre direfş pîşe urup yed-i tûlâsın ayân edüp sâhib-i binâ Mehemmed Hân'dan üç senede kırk bin altun alup "Yeşil İmâret kapusu kırk bin altuna olmuşdur" deyü dâsitân-ı dûstândır. Hakkâ kim seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde memdûh-ı âlem bir bâb-ı mu‘allâ-yı müsellemdir. Bu câmi‘-i behişt-âsâda ibret-nümâ zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar etmişlerdir kim ehl-i vasf anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Netîce-i kelâm, bu câmi‘ bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb üzre tarh olunmuşdur kim hüsn cihetinde ve letâfeti yüzünde vech-i arzda böyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Hülâsa-i kelâm, hüsn [u] letâfeti ve kâr [u] zerâfeti hadd-i vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Yeşil Câmi‘ nâmıyla müsemmâ olmasının aslı, cümle kıbâbları ve bir tabaka minâresi tâcı cümle yeşil Kâşî çîn(i) ile mestûr olup zümrüd-i üstüvân gibi âfitâb şu‘lesinden şa‘şa‘a urur, anınçün Yeşil İmâret derler. Taşra hareminde çınar-ı müntehâlar ile müzeyyen bir câmi‘dir. Manzûrumuz olduğu üzre şehr-i Bursa içre böyle münakkaş câmi‘ yokdur. Seyyâhların takrîrleri üzre, "Gayrı diyârlarda dahi böyle dâr-ı Hudâ görmedik" derler. Vesselâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
minâreli ma‘bed-i kadîmdir. Ve Sivasî Efendi câmi‘i bir minâreli binâ-yı cedîd …
Ve Kızıl câmi‘ bir minâreli ma‘bed-i kadîmdir. Ve Sivasî Efendi câmi‘i bir minâreli binâ-yı cedîd bir câmi‘-i pür envârdır. Derûn-ı câmi‘de dâ’imâ tevhîd [ü] tezkîr olur. Ve Mûsâ Efendizâde câmi‘i metîn binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… içre bundan gayri kurşumlu câmi‘ yokdur. Ancak bir kıble kapusu vardır. Ve Eski
câmi‘ bir
minâreli kiremit örtülü câmi‘dir. Ve Akkapu câmi‘i ve Mahkeme câmi‘i ve Bâzârye …
Bu varoş-ı imâr içre şehr-i Silisre cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ cümleden şehrin cenûbîsi tarafında binâ-yı azîm Kurşumlu câmi‘, câmi‘-i selâtîn-misâl evc-i feleğe ser çekmiş bir kubbe-i azîmli minberi ve mihrâbı ve mahfili tarz-ı kadîm sâde güzeli değildir. Taşra haremi ve talebe hücreleri ile ârâste bir beyâz seng-binâ minâre-i mevzûn ile pîrâste olmuş câmi‘-i pür-nûrdur. Sene (---) târîhinde Sultân 119b vüzerâlarından Sinân Paşa binâsıdır kim bu şehre yigirmi sene vâlî olup Eflâk ve Boğdan'ı mutî‘ [u] münkâd edüp harâç-güzâr etmişdir. Bu şehr içre bundan gayri kurşumlu câmi‘ yokdur. Ancak bir kıble kapusu vardır. Ve Eski câmi‘ bir minâreli kiremit örtülü câmi‘dir. Ve Akkapu câmi‘i ve Mahkeme câmi‘i ve Bâzâryeri câmi‘i ve Harâccı câmi‘i, cemâ‘at-ı kesîrelidir. Ve Kal‘a câmi‘i Yıldırım Bâyezîd Hân'ındır. Ve Melek Ahmed Paşa Musallâsı, Tuna kenarında bir çemenzâr ibâdetgâh-ı azîmdir. Bunlardan mâ‘adası mahalle mesâcidleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119a–119b ·
metinde göster ·
{Pederim eyitdi}: ‘Bi-emrillâh âsândır. Hemân buna çâre oldur kim, bu
câmi‘ bir
metîn binâdır. Değme rahne ile yıkılmaz, ammâ mürûr-ı eyyâm ile şiddet-i şitâ t …
{Pederim eyitdi}: ‘Bi-emrillâh âsândır. Hemân buna çâre oldur kim, bu câmi‘ bir metîn binâdır. Değme rahne ile yıkılmaz, ammâ mürûr-ı eyyâm ile şiddet-i şitâ te’sîrinden kıble yüzüne bir rahne gelmiş, eyle olur. Buna ilâc oldur kim bu câmi‘ kıble tarafına eğilüp bel vermiş. Kıblenin ensesi kim ardıdır, ardında bir derince handak kazup tâ içinde sular çıkınca anda iki arşın eyi temel bırağup ve câmi‘ içinde olan huddâm cemâ‘atlere ta‘âmlar yedirüp kisveler verüp bi-emrillâhi Te‘âlâ ol câmi‘ gerü kazılup su çıkan handaka yerleşir. Ömrü oldukca ilâ mâşallâh ol câmi‘ mü’ebbed olur. Buna ilâc budur, gayrı çâre olmaz ve bu benim cânım pâresi ciğer köşem oğlum seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem Evliyâ-yı bî-riyâyı İslâmbol'a ale'l-fevr gönder. Câmi‘in levâzımâtların ve ta‘mîr ü termîmâtlara müte‘allık eşyâlar ve hekîm-i hâzık-kâr âdemler getire’ deyüp pederimiz bu şâfî haberleri verüp dest bûs edüp pederimiz selâm verüp gitdi. İşte efendim bu gece gördüğüm 33a vâkı‘a budur" deyü takrîr edüp hâmûş-baş oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32b–33a ·
metinde göster ·
… âh-ı kadîmdir kim Süleymân Hân ümerâlarındandır. Gazâ mâlıyla binâ olunmağın bu
câmi‘ bir
rûhâniyyetli câmi‘-i kebîrdir ve gâyet evkâfları çok olduğundan mütevellîsi cân …
Bu câmi‘ dahi cemâ‘at-i kesîre ile şeb [ü] rûz mâl-â-mâldır, zîrâ şehrin izdihâmı mahallinde vâki‘ olup bir minâreli ve cümle kubâbları kurşumlu 129a ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim Süleymân Hân ümerâlarındandır. Gazâ mâlıyla binâ olunmağın bu câmi‘ bir rûhâniyyetli câmi‘-i kebîrdir ve gâyet evkâfları çok olduğundan mütevellîsi cânib-i vakfdan cemî‘i cemâ‘at-i kesîreye ol Bosna diyârının şiddet-i şitâsında imâret kazanları gibi kazgan-ı kebîrlerle sular kaynadup cümle Hanefî musluklarından selsebîl-âsâ ıssı sular cereyân edüp cemî‘i ehl-i salât andan tecdîd-i vuzû edüp ibâdet etdikce sâhibü'l-hayrât Hüsrev Paşa'ya hayır du‘âlar ederler. Birkaç cevâmi‘lerde dahi böyle germâb sulu musluklar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128b–129a ·
metinde göster ·
… da tekyegâh-ı Halvetî var kim kırk elli aded fukarâ hücreleri var. Bu köy ve bu
câmi‘ bir
sık ormanlı ve dıraht-ı müntehâlı koru içinde vâkı‘ olmuş köydür. Ve bu köye ka …
Menzil-i karye-i Köseli: Müslümanlardır ve bir latîf câmi‘i, Hacı Süleymân nâm bir sâhibü'l-hayrât binâ edüp hâlâ elli bin altun vakfı vardır. Ve câmi‘in haremi etrâfında tekyegâh-ı Halvetî var kim kırk elli aded fukarâ hücreleri var. Bu köy ve bu câmi‘ bir sık ormanlı ve dıraht-ı müntehâlı koru içinde vâkı‘ olmuş köydür. Ve bu köye karîb nümâyân Kuneş(?) nâm köyde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
… beyâz} sütûnlar üzre yedi aded kubâb-ı ser-nigûn-ı nîlgûnlardır kim böyle latîf
câmi‘ bir
serhadde yokdur. Ve bir tula binâ-yı metîn vâsi‘ haremi var. Derûn-ı harem cüml …
Bu câmi‘-i pür-envâr Ortahisâr'dan çıkarken şâhrâhın sağ tarafında rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr kubâblı câmi‘-i pür-nûrdur kim tûlen ve arzen kâmil yüzer ayakdır. Ve minberi ve mihrâbı ve mahâfil-i Bilâlîsi sâde güzeli musanna‘ mihrâb ve minber ve mahâfildir. Taşra soffasında altı aded {mermer-i hâs ve beyâz} sütûnlar üzre yedi aded kubâb-ı ser-nigûn-ı nîlgûnlardır kim böyle latîf câmi‘ bir serhadde yokdur. Ve bir tula binâ-yı metîn vâsi‘ haremi var. Derûn-ı harem cümle cümle dıraht-ı müntehâlar ile müzeyyen bir mesîregâh-ı sâyedâr haremdir. Ve gâyet musanna‘ bir mevzûn minâre-i serâmed-i bâng-ı Muhammedîsi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a ·
metinde göster ·
… a‘l bi'n-na‘l bir câmi‘-i beyz-âsâ ma‘bedgâh-ı münevverdir. Allâhu a‘lem bu iki
câmi‘ bir
üstâd işi olması mübeyyendir, lâkin bu câmi‘in minâresinde bir büyük çanlı sâ‘a …
Fethiyye câmi‘i: (---)(---)(---) dir. Bu câmi‘ dahi kadîm-i evvelde deyr-i musanna‘ imiş. (---)(---)(---) câmi‘ imiş, ammâ bu dahi Süleymâniyye câmi‘ine müşâbih tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l bir câmi‘-i beyz-âsâ ma‘bedgâh-ı münevverdir. Allâhu a‘lem bu iki câmi‘ bir üstâd işi olması mübeyyendir, lâkin bu câmi‘in minâresinde bir büyük çanlı sâ‘at var kim sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunur. Cümle şehir câmi‘leri bu sâ‘ate amel edüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur, dakîka fevt etmez bir dürüst sâ‘at-i Alaman'dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83a ·
metinde göster ·
… da bu câmi‘den gayri ma‘bedgâh yokdur, hemân bu câmi‘dir. Ve bu dünyâda dahi bu
câmi‘ bir
câmi‘dir kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz.
Bunun harem kapusunun üzerinde bir serâmed minâresi var, kâmil yüz on kademe nerdübânlı minâre-i âlîsi gâyet musanna‘ seng-tırâş Osmânlı binâsı bir bânghâne-i bâlâdır, ammâ üstâd mühendis bu minâre-i mevzûnu câmi‘den alarka inşâ etmiş, zîrâ "Hîn-i muhâsarada top ile bu minâre münhedim olursa câmi‘in kubbe-i nîlgûn-ı murassa‘ına zarar isâbet etmesin" deyü bu minâre-i kadd-i bâlâyı câmi‘den alarka etmiş. Bu kal‘ada bu câmi‘den gayri ma‘bedgâh yokdur, hemân bu câmi‘dir. Ve bu dünyâda dahi bu câmi‘ bir câmi‘dir kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
Ve taşra sofası üç kubbe-i nîlgûn-ı ser-nigûn kubâb-ı müdevverlerdir, ammâ nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn kubâblardır, ammâ haremi dardır. Ve bu câmi‘ bir minâre-i bânghâne-i mevzûn-ı serâmed [u] ser-bülende mâlikdir kim ilm-i mi‘mârîye mâlik olan im‘ân-ı nazar ile nazar edüp engüşt ber-dehen ederek "Sad lek hezârân bârekallâh" deyüp âlem-i hayretde kalır, zîrâ böyle bir zîk uçurum yerde bu câmi‘e temel tutdurup böyle bir minâre-i Bilâlî inşâ eylemek makdûr-ı benî Âdem değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
… Taşra soffaları altı aded sütûnlar üzre beş aded musanna‘ kıbâblardır. Derûn-ı
câmi‘ bir
hayli vâsi‘dir kim cümle on bin âdem alır. Ammâ çârsû-yı bâzâr içinde vâki‘ olu …
Cümleden câmi‘-i selâtîn taşra büyük kal‘ada Şehzâde Süleymân Hân: Bunda hâkim iken binâ etmişdir. Cemî‘i enderûn u bîrûnunda cümle imâretlerinin kıbâbları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Kıble kapusundan tûlu mihrâba varınca yüz elli ayakdır. Ve bir yanından bir yanına arzı kâmil yüz ayakdır. İki yan kapusu ve bir kıble kapusu vardır. Taşra soffaları altı aded sütûnlar üzre beş aded musanna‘ kıbâblardır. Derûn-ı câmi‘ bir hayli vâsi‘dir kim cümle on bin âdem alır. Ammâ çârsû-yı bâzâr içinde vâki‘ olup daracık zemînde olmak ile taşra haremi küçükdür, câmi‘inin büyüklüğüne göre değildir. Ve minâresi ve minber mihrâbı tarz-ı kadîm âsârlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… rhale yerden sadâsı istimâ‘ olunup Bayrak câmi‘i minâresine bayrak çekerler. Bu
câmi‘ bir
mürtefi‘ zemînde kiremit ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur.
Ve Sâ‘at câmi‘i: Bir serâmed binâda çan sâ‘ati var. Bir merhale yerden sadâsı istimâ‘ olunup Bayrak câmi‘i minâresine bayrak çekerler. Bu câmi‘ bir mürtefi‘ zemînde kiremit ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236a ·
metinde göster ·
Ve altı mahalle ve on bir mihrâbdır. Cümleden, aşağı çârsû içinde Ulu
câmi‘ bir
şîrîn ve musanna‘ minâre-i mevzûnu var. Toprak örtülü, tarz-ı kadîm câmi‘dir. V …
Ve altı mahalle ve on bir mihrâbdır. Cümleden, aşağı çârsû içinde Ulu câmi‘ bir şîrîn ve musanna‘ minâre-i mevzûnu var. Toprak örtülü, tarz-ı kadîm câmi‘dir. Ve hareminde çınâr-ı müntehâlar ile müzeyyen olmuş mesîregâh haremdir. Ammâ kapusu üzre, târîhi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y27b ·
metinde göster ·
(---)(---)(---)(---)(---)(---)Q 67b İki cânibinde yan mahfilleri ve kıb …
Ve Yeni câmi‘. Bir (---)(---)(---)(---)(---)(---)Q 67b İki cânibinde yan mahfilleri ve kıble kapusu üzre mü’ezzin mahfili gâyet şîrîn kârlı mahfildir. Ve cümle tavan üzre kireç sıvalıdır. Ve sâhibü'l-hayrâtı Mustafâzâde hayrâtıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y144b ·
metinde göster ·
kat kal‘a içindedir, gûyâ iç kal‘adır. Bu câmi‘e aşağı kal‘adan gelen üç yerden …
Bu câmi‘ bir kat kal‘a içindedir, gûyâ iç kal‘adır. Bu câmi‘e aşağı kal‘adan gelen üç yerden kapusu vardır, anlardan duhûl ederler. Evvelâ, kal‘a kapusu dibindeki garba nâzır Harem kapusundan içeri yokuş yukarı kırk adım gidüp ba‘dehu otuz kademe mermer-i hâm nerdübân ile çıkılır bir vâsi‘ harem sokağıdır. Câmi‘ haremine girmeden İbrâhîm Halîl mihrâbı derler, bir mahaldir. Andan aşağı yine otuz ayak taş nerdübân ile enilir. Bir yol dahi budur, câmi‘-i şerîfe çıkar. Bu yolda çeşme-i Halîl derler bir ayn-ı sâfî vardır. Y 228b Ol mahalde bir küçük mahalle kapusu vardır. Bu dahi bir şâhrâh mermer-i hâm döşeli imâret-i Halîl önünden haremin taşra kapusuna sehel yokuş ile varılır bir demir kafesli kapudur. Atebe-i âlîsindeki kemerde bir tûlânîce mermer-i hâm üzre bu târîh tahrîr olunmuşdur. Târîh;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y228a–Y228b ·
metinde göster ·
… ı mesdûddur. Zîrâ câmi‘i Mısır fellâhından halâs etmek mümkin değildir. Zîrâ bu
câmi‘ bir
havâdâr ferah-fezâ dilküşâ kasra mânend bir câmi‘-i ürd-i behiştdir. Her bâr kü …
Ve bu câmi‘ Mısır'ın tâ ayne'l-fi‘ilinde Gavrî çârsûsunda olmak ile gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ammâ edâ-yı salât olup kapuları mesdûddur. Zîrâ câmi‘i Mısır fellâhından halâs etmek mümkin değildir. Zîrâ bu câmi‘ bir havâdâr ferah-fezâ dilküşâ kasra mânend bir câmi‘-i ürd-i behiştdir. Her bâr küşâde olsa mihmânsarâya döndürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y96a ·
metinde göster ·