… b-i şarkda olup olacak alâ’imât ü vakâyi‘âtları ayân edermiş. Ve Mîkâ’îl sûreti
cânib-i garbdan
düşmen zuhûr eder ve kaht [u] galâ olur deyü haber verirmiş. Ve İsrâfîl sûreti …
Bu eşkâllerden mâ‘adâ kubbe-i azîmin dörd pâye-i azîmlerinin tabaka-i âlîsi nihâyetinde dörd köşede birer melek sûreti vardır. Bilâ-teşbîh biri Cebrâ’îl ve biri Mîkâ’îl ve biri İsrâfîl ve biri Azrâ’îl sûretleridir kim hâlâ kanatların küşâde edüp dururlar kim kadd [ü] kâmetleri perr ü bâlleri ile ellişer zirâ‘ timsâl-i acîbelerdir, tâ Hazret-i Risâlet vücûda gelince bu ferişte sûretleri göbeğinde olan ağızlarından kelimât edüp Cebrâ’îl tasvîri cânib-i şarkda olup olacak alâ’imât ü vakâyi‘âtları ayân edermiş. Ve Mîkâ’îl sûreti cânib-i garbdan düşmen zuhûr eder ve kaht [u] galâ olur deyü haber verirmiş. Ve İsrâfîl sûreti cânib-i şimâlde olacak vakâyi‘âtdan haber verirmiş. Ve Azrâ’îl timsâli cemî‘i dünyâda müte‘ad[did] pâdişâhların mevti haberin verirmiş. Hâlâ ol zikr olunan dörd sûret-i mehîb râyegândır. Ammâ Hazret'den berü tılısmâtları bâtıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
… tımız bu Holçar kal‘ası sahrâsında olan kurâları nehb ü gâret ve berbâd ederken
cânib-i garbdan
bir asker-i bî-pâyân nümâyân olunca cümlemizin akılları gidüp cenge âmâde olup …
Cümle guzâtımız bu Holçar kal‘ası sahrâsında olan kurâları nehb ü gâret ve berbâd ederken cânib-i garbdan bir asker-i bî-pâyân nümâyân olunca cümlemizin akılları gidüp cenge âmâde olup "Eğer kâfir çok ise hemân der ceng-i evvel kendi esîrlerimizi kıralım" derken görünen askerin sancağ u bayrakları cümle Leh kralı askeridir. Hemân hakîr dûrbînimle nazar etdim. Hakîkatü'l-hâl Leh kralına tâbi‘ Krakov kralının askeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129b ·
metinde göster ·
Ve şehr-i Mostar'ın ma‘mûru çârsû-yı bâzâr olan cânibindedir kim
cânib-i garbdan
taraf-ı şarka varınca bu şehir amâristânının tûlu kâmil beş bin adımdır ve kıbl …
Ve şehr-i Mostar'ın ma‘mûru çârsû-yı bâzâr olan cânibindedir kim cânib-i garbdan taraf-ı şarka varınca bu şehir amâristânının tûlu kâmil beş bin adımdır ve kıble cânibine iki sâ‘at tâ Bolagay kal‘asına varınca bâğ u bâğçeler ile müzeyyen olmuş vâdîdir, ammâ mâh-ı Temmûz'da bu şehrin havâsı gâyet şiddet-i hâr üzredir, zîrâ çârsû-yı bâzârın ensesi sâfî yalçın kayalara âfitâb-ı âlem-tâbın harâreti taşlara te’sîr edüp üç ay şehrin havâsı şiddet-i hâr üzre güzer eder, ammâ âdeme 165b aslâ te’sîr etmez kayalı dağlardır, zîrâ dahi şark tarafı sâfî bâğlardır. Bu şehir daracık kayalı zemînde vâkı‘ olmağile tûlânîdir, ammâ arzı yokdur, lâkin katı mahbûb ve şîrîn şehr-i müzeyyendir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a–165b ·
metinde göster ·
… kuruldu, ammâ kara çadır ve ihrâm çadır cihânı dutdu. Anı gördük: Vakt-i asırda
cânib-i garbdan
niçe bin alem zâhir olup âheste âheste bizim askere karîb oldular. Meğer Berber …
Bilâ-nihâye bir sahrâ-yı bî-pâyân ve nebâtâtlı ve mahsûldâr sahrâdır. Bunda meks olup hayme ve hargâhları kuruldu, ammâ kara çadır ve ihrâm çadır cihânı dutdu. Anı gördük: Vakt-i asırda cânib-i garbdan niçe bin alem zâhir olup âheste âheste bizim askere karîb oldular. Meğer Berberistân meliki Şâfi‘iyyü'l-mezhebdir, kırk bin asker-i zâğî ve yüz bin cemel-i bâğî ile Hüseyin Kan'ın imdâdına gidermiş. Vakt-i asrdan askerinin önü ubûr etmeğe başlayup mâh-tâbda nısfu'l-leyle dek ancak nihâyet bulup bizim askerin mukâbelesinde bir buhayre-i lezîz kenârında meks edüp bizimle gelen kal‘a kanları atlarına süvâr olup hakîr dahi ma‘an Berberistân meliklerine Y 398a istikbâle vardık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y397b–Y398a ·
metinde göster ·