… a ve başdarda iki yüz elli pâre firkate ve iki yüz pâre şayka ve karamürsel ile
cümle-i
cümele dörd yüz pâre yelken keştî ile kırk bin deryâ askeri pür-silâh olup Kapu …
Beri tarafda bizimle donanma-yı hümâyûn ile yüz elli pâre kadırga ve kalita ve başdarda iki yüz elli pâre firkate ve iki yüz pâre şayka ve karamürsel ile cümle-i cümele dörd yüz pâre yelken keştî ile kırk bin deryâ askeri pür-silâh olup Kapudan Siyâvûş Paşa ve Tershâne Kethüdâsı Piyâle Kethüdâ ve Yeniçeri ağası (---) Ağa re’yiyle mezkûr Anapa Limanı'ndan salpa demir edüp fırışka rüzgâr ile nehr-i azîm Kuban suyu Karadeniz'e mahlût olduğu mahalli geçüp yedinci milde Taman kal‘ası önünden ubûr edüp andan Kilisecik Burnu ki sol tarafımızda Kırım cezîresi burnundadır, karşu tarafı sağ tarafımızda Taman cezîresinde Çoçka Burnu'dur, bu iki burunun mâbeyni bir mildir, bu boğazdan içerisine Azak denizi derler sığ deryadır. Bu boğazdan içeri girüp eyyâm-ı muvâfık ile (---) milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b ·
metinde göster ·
… kleri cümle 48 mahalle-i müslimîn ve beş mahalle-i Nasârâ-yı Mesîhîn vardır. Ve
cümle-i
cümele sağir ü kebîr beş bin imârhâne ve sarây-ı azîmler ve gayrı büyûtlardır.
Ve bu şehr-i Amasiyye'nin şarkîsi ve garbîsi ta‘bîr etdükleri cümle 48 mahalle-i müslimîn ve beş mahalle-i Nasârâ-yı Mesîhîn vardır. Ve cümle-i cümele sağir ü kebîr beş bin imârhâne ve sarây-ı azîmler ve gayrı büyûtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a ·
metinde göster ·
… e korucu ve dizçöken ağası ve çiğyiyen akası ve iki bin dizçöken tülüngisi var.
Cümle-i
cümele tokuz bin şâhseven ve şâh destinden dolu içmiş nökeri vardır. Bu kal‘a h …
Ba‘dehû niçe yüz kerre bu 316b Demirkapu kal‘ası muhâsaralar çeküp kâh harâb ve kâhî imâr olup âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis vezîrlerinden Özdemiroğlu Osmân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile deryâ-misâl cüyûş-ı muvahhidîn cem‘iyyetiyle bu kal‘a altına vardıkda derûn-ı kal‘ada olan Sünniyân şâh-ı gümrâh tarafından hâkim olan Çerâğ Halîfe'yi kayd-bend edüp cümle revâfızları dendân-ı tîğdan geçirüp cümle kızılbaşların başların ârâyiş-ı sükû[n] edüp Demirkapu hânını kellelerle Ordu-yı İslâm'da kal‘a miftâhların Osmân Paşa'ya teslîm edüp Çerâğ Hân'ın kellesin galtân edüp çerâğı sönüp şâmı ahşâm olur. Ba‘dehû cemî‘î guzât-ı müslimîn Allah Allah ile kal‘aya girüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet edüp müjde haberleri der-i devlete gidüp Osmân Paşa müstakıllen Şirvân eyâletine hâkim [ü] serdâr-ı mükerrem bu kal‘a-i Demirkapu'yu ta‘mîr u termîm edüp gûyâ bâb-ı hadîd-i cedîd-i metîn olup bu kal‘adan cemî‘î guzât-ı müslimîn diyâr-ı Şirvân'a şebhûnlar salup yetmiş pâre kılâ‘-ı metîneleri kabza-i teshîre alup eyâlet-i azîm olur ve bin aded yeniçeri ve dörd bölük sipâhîleri ağalarıyla ve on oda cebeci ve on oda topcıyân-ı dergâh-ı âlî ve altmış aded top-ı kal‘a-kûp ve beş yüz sandûka cebehâne ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtın tekmîl ve mükemmel edüp yeniden üç bin kul konup ve Revâli eyâleti on beş bin asker ile muhâfız kalup adl [ü] adâlet ederek ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân olur kim gûyâ Şâm-ı cennet-meşâm olur. Deşt-i Kıpçak tarafından ve Çerkes ve Dağıstân tarafından yollar açılup diyâr-ı Kırım'dan Tatar askeriyle mühimmât ve levâzımâtlar gelmede ve mukaddemâ feth olan Ahıska ve Revân ve Gence ve Tiflis ve Tomanis ve Şemahı câniblerinden serhad askerleri gelüp gitmeden ol kadar imâristân olur kim gûyâ adl-i Ömer ile ma‘mûr olmuş bir diyâr olur. Tâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ cülûsu senelerinde sipâh ve yeniçeri zorbaları ısyân [u] tuğyânı mahallinde şâh-ı Acem fırsat bulup sene (---) târîhinde imdâd gelmedüğü ecilden emân ile kal‘ayı Şâh (---) teslîm edüp cümle guzât-ı müslimîn Dağıstân'a, andan Çerkezistân'a, andan diyâr-ı Kırım'a dâhil olurlar. İlâ yevminâ-hâzâ bu kal‘a-i sedd-i üstüvâr dest-i Acem'de ol kadar ma‘mûrdur kim gûyâ vilâyet-i Şirvân'da imâristân-ı Enûşirvân'dır. Hâlâ dest-i Acem'de hânlıkdır ve kadılıkdır. Ve on iki hükûmetdir kim münşî ve kelenteri ve darûgası ve yasavulu ve korucu ve dizçöken ağası ve çiğyiyen akası ve iki bin dizçöken tülüngisi var. Cümle-i cümele tokuz bin şâhseven ve şâh destinden dolu içmiş nökeri vardır. Bu kal‘a hânıyla mülâkât olup leb-i deryâda burc-ı Kaytak Hân üzre deryâya nâzır bir sarây-ı âlîyi döşeyüp dâ’imâ seyr [ü] temâşâ ederdik. Revân ve Gîlân ve Bakü hânlarının mektûb-ı muhabbet-uslûblarından hazz edüp şeb [u] rûz tatyîb-i hâtırımızla mukayyed idi. Seksen sâle bâliğ bir kırçıl hân-ı nâ-bâliğ Şâhseven Şefî‘ Hân nâm bir hân-ı hâm idi kim şeb [u] rûz mest-i nevrûz idi. Lâkin nükte-şinâs ve şi‘r-âşnâ ve hattât ve hoş-sohbet hân idi. Hakîre beş tümen harc-ı ma‘ûnet verüp rûz-merre ta‘yînâtımız matbah-ı Keykâvûs'dan mihmândârlar dârımıza getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316a–316b ·
metinde göster ·
… Ancak Mikrilistân'da iki yüz yetmiş pâre kurâ ve büleydeler nehb u gâret olunup
cümle-i
cümele guzât-ı müslimîn destine giren tokuz bin üsârâ ve bu kadar mâ[l]-ı ganâ’ …
Bu bâlâda tahrîr olunan sekiz aded nevâhîler ve kılâ‘larda olan ceng-âşûbu ve evsâf-ı metânet-i kılâ‘ları mâ-vaka‘ı üzre birer birer temdîh eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ancak Mikrilistân'da iki yüz yetmiş pâre kurâ ve büleydeler nehb u gâret olunup cümle-i cümele guzât-ı müslimîn destine giren tokuz bin üsârâ ve bu kadar mâ[l]-ı ganâ’im ahz olunduğundan mâ‘adâ Gürcîstân hâkimi Sefer Paşa askerinde olan mâl-ı ganâ’im bi-lâ-hâdd ü lâ-gâyet mâl-ı firâvân ve üsârâ-yı gılmân-ı şebâblar idi. Hattâ Çarkacı Ketağaç Paşa kolunda iki aded nûr-ı mübîn, melîhu'l-vech duhter-i pâkîze-ahterler alındı kim vech-i arzda misilleri diyâr-ı Şâm'ın Havran'ında bile eyle hûrân çehre görülmemişdir. Seydî Ahmed Paşa bu iki aded kerîmeleri Ketağaç Paşa'dan biner guruşa alup yigirmi re’s duhterler ile Sultân İbrâhîm Hân'a hedâyâ gönderdi. Tâ bu mertebe âyet-i min-âyâtillah kızlardı kim onların hakkında Arapça nâzil olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332a ·
metinde göster ·
cümele dörd yüz kırk kîse gümrük alup şehirden kat‘-ı âlâka edüp alay-ı azîm il …
Evvelâ Revân Hânı tarafından üç bin baş kârbân gelüp ser-sevdâgerânları Şâh ortağı Yezdânbaş nâm başı alaca ve gönlü karaca bir kızılbaş idi. Anın cümle pârçe yükleri ve tenbelîdlerin çözüp kânûn-ı şer‘î deyü gümrüğün alup gümrük emîni Tatus nâm Ermeni feryâd idegördü. Cümle-i cümele dörd yüz kırk kîse gümrük alup şehirden kat‘-ı âlâka edüp alay-ı azîm ile Erzincân kapusundan taşra çıkup Bâzârbaşı Değirmânları nâm ferah-fezâda meks edüp cümle Erzurûm a‘yânından ol kadar at ve katır ve şütür ve koyun ve kuzu yemleri(?) hedâyâlar geldi kim cümle ağavâtlar dahi hedâyâlardan hissemend olup muğtenim oldular. Ve cânib-i erba‘adan günden güne ağavâtlar gelüp dâ’ire-i âzîm oldu. Kâmil Erzurûm hâricinde kâhîce kar, boran, kâhîce küşâde hevâ ile meks ederken Bağdâd Vâlisi Sâlih Paşa kethüdâsı İbrâhîm Paşa'nın katli haberiyle cümle yüz elli iç ağaları ve yetmiş aded kapucubaşıları ve yedi bayrak ve yedi yüz yiğit sarıcası ve üç bayrak sekbânı gelüp cümlesin alup "safâ geldiniz, hoş geldiniz" deyü cümleye müstevfâ ta‘yînâtların ihsân edüp mazlûm İbrâhîm Paşa içün hayli bükâ etdi. Ve ertesi gün der-i devlet tarafından Tokmak Haseki nâm bir ulak-ı kolak-ı solak yelerek gelüp bir emr-i şerîf getirüp "Sen ki, vezîrim Mehemmed Paşasın! Mukaddemâ selefin Süleymân Paşa, kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ısyân [u] tuğyânın arz etmeğile seni eyâletin askeriyle Revân derneğine me’mûr etmişdim. Batîu'l-harekelik edüp gitmeğe tekâsül etmişsin. Gerekdir kim emr-i şerîfim vardıkda bir ân ve bir sâ’at durmayup ber-vech-i arpalık sana Kars eyâletin ihsân etdim. Elbette eyâletine gidüp ol serhadleri hıfz [u] hırâset üzre olup alâmet-i şerîfime i‘timâd idesin" 339a deyü emr-i şerîf kırâ’at olunup "Emir Pâdişâhımın" deyü harc-ı râh üç kîse guruş ihsân edüp Haseki Ağa'yı Âsitâne tarafına gönderüp "Her çi bâd-âbâd" deyüp Kars cânibine gitmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 338b–339a ·
metinde göster ·
… sâr-ı gûyâ ile manzûrları olduğu üzre eyle terkîm eylemişler kim bu vec-i arzda
cümle-i
cümele yüz kırk sekiz aded cebel-i azîmler var. Niçe yüz bin sagîr u kebîr kûhl …
Bi-kavl-i müverrihîn ü mü’ellifîn-i sâhib-hey’et ve cihân-dîde-i sun‘-ı Hudâ-yı yed-i kudret beyyin olan kitâb-ı atlas ve cogrâfiyyelerde ve kitâb-ı Papamuntalarda tahrîr etdikleri üzre bu vech-i dünyâ bahr-i Ummân içre cirmi dâ’iren-mâdâr seksen yedi bin mîl bir cezîre-i dünyâdır. Niçe bin hükemâ-yı kudemâ bu âlemde edîm-i arz üzre tekâpû edüp niçe bin kerre bu kevn-i fesâdı berren u bahren dere ve depesi ile ve niçe bin enhâr-ı câriyyesiyle ve büldân [u] kılâ‘larıyla ve âb [u]88a hevâsıyla ve cemî‘i ahcâr [u] eşcarâtiyle netîce-i kelam cemî‘i yed-i kudret ile halk olunan zerre ve şemme mikdâr-ı ibretnümâları ile bu dünyânın hey’et-i eşkâliyle ekâlîm-i seb‘ayı tarh edüp hatt-ı üstüvâdan tâ karanlık dünyâyı ve fethatâ lafzı târîhinde cânib-i garbda bulunan yeni dünyâ ve fethatâ lafzı târîhinde bulunan bahr-i Okyanûsu ve içinde olan cezâ’irleri ve cemî‘i ma‘âdinlerin dahi beyân etmişlerdir. Hakkâ ammâ bu cezîre-i dünyâ içre cemî‘i hey’et sâhibleri bu Atlas-ı bûkalemûnı kalem-i cevâhir-nisâr-ı gûyâ ile manzûrları olduğu üzre eyle terkîm eylemişler kim bu vec-i arzda cümle-i cümele yüz kırk sekiz aded cebel-i azîmler var. Niçe yüz bin sagîr u kebîr kûhlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b–88a ·
metinde göster ·
… Ve silâhdâr ve sipâhiyândan 99b dahi beş yüz aded müsellah fetâlar cem‘ olup
cümle-i
cümele iki bin beş yüz salt küheylân atlı fârisü'l-hayl güzîde asker-i tîğ-zen …
Bu Hasan Paşa firârından sonra Ak Alî Ağa Türkmân ağalığın zabt u rabt etmeden havf edüp Türkmân ağalığı mâbeynde kalup zümre-i sipâhdan Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar kadîmden erbâb-ı hizmet olup Bozulus ve Karaulus ve At keşân ve Üsküdar Türkmân ağalıklarına nâmzâd çıkup zorbalık tarîkiyle birer nân-pâreye nâ’il olalım deyü mîrîye niçe yüz kiseler geçmişken bunları dahi avk [u] te’hîr ederek bunlar dahi başları havfinden ve cânları acısından bir gicede İslâmbol'dan gâ’ib olup Üsküdar'a geçüp firâr etdiler. Beri tarafda Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı paşaya gelüp "Bunlar dahi âsî ve Celâlî ve Cemâlî'dir. Bre meded sultânım, bunlara amân vermeyüp katl edüp mâl [u] mâmeleklerin kabz edin. Yoksa İpşir Paşa'ya ve Hasan Ağa'ya varırlarsa iş muhtel ü müşevveş olur. Elbette katl edin" dediklerinde paşa-yı deryâ-dil eydür: "Mâlları ile bir alay ehl-i hizmet, bî-garaz müselmân ve ehl-i ırz [ü] bî-hırs âdemler! Hasan Ağa'dan ibret almadınız mı? Mîrîye yetmiş kîse vermişken mü’ebbed hizmetin elinden alup nâ-müstahakka verüp ol dahi zabt etmeğe havf edüp hizmet-i pâdişâhî meydânda kalup göz göre bir adamı Celâlî etdiniz. Şimdi bu Hanifi Halîfe'den ne istersiniz. Vallahi yakîn zamânda ben de sizin âteşinize yanarım, ammâ sizler yanup kebâb olursuz" dedi. Bunlar paşaya dilgîr olup gitdiklerinde der-akab Daşnık İmirzâ ve Hanifi Halîfe bu güft [u] gûyı istimâ‘ edüp ol ân "Üsküdar'dan altı yüz aded atlı ile Üsküdar'dan ılgâr ile Dil İskelesi'ne varup anda bir gicede Dil deryâsın ubûr edüp Haleb altına Celâlî Hasan Ağa ile İpşir Paşa yanına firâra karâr verüp gitmededir" deyü paşaya haber gelüp niçe gûne efvâh-ı nâsda güft [u] gûlar oldu. Ol sâ‘at bu ahvâl-i pür-melâl ocak ağalarına mün‘akis olup yine paşaya gelüp fakîr Hanîfî Halîfe ve Daşnık İmirza'nın katline fermân isteyüp paşa dahi bi'z-zarûrî telhîs edüp katllerine hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn sâdır olup derhâl Bektâş Ağa'dan iki yüz cebe vü cevşene müstağrak küheyl atlı ve Yeniçeri ağası Kara Çavuş'dan üç yüz cebeli ve cevşenli cılfidan atlı ve Çelebi Kethüdâ'dan kâmil beş yüz cengâver dilâver, server, hünerver silâhına kâdir cirîd-endâz, "Benem diger nîst" diyen şehbâzlar ve bizim paşadan yedi yüz Abaza ve Çerkez ve Gürcî iş görmüş silâhşör ve cündî yarar nâmdârlar âmâde oldu. Ve silâhdâr ve sipâhiyândan 99b dahi beş yüz aded müsellah fetâlar cem‘ olup cümle-i cümele iki bin beş yüz salt küheylân atlı fârisü'l-hayl güzîde asker-i tîğ-zen gözü kanlı askere Melek Ahmed Paşa efendimizin çerâğı Abdullah Paşa beşyüz aded güzîde Ekrâd yiğitleriyle serdâr olup hakîrin dahi ol asrda zindeliğim muhill olmağıla sekiz kafadâr gulâmımla esb-i sabâ-sür‘atlerime süvâr olup paşadan me’zûn olup Abdullah Paşa ve cümle Melek Ahmed Paşalı ile bir gicede İslâmbol'da olan keştîlerin sandalları ve kayıkları ve mavunaları cümle üç bin askeri bir gicede İslâmbol'a geçirüp andan ılgar ile Gekbezî'ye, andan ibrâm-ı tâm ile bir günde Dil'i geçüp andan Derbend'i ubûr edüp anda ahâlî Hanifi Halîfe'yi su’âl edüp "İki gündür, bundan yedi yüz cirid atlılar ile gelüp ikişer günlük yemlerin akçeleriyle alup ve me’kûlât [ü] meşrûbâtların alup dağlarda yatmak üzre yola revâne oldular ve yollarda ulûfeye gelen sipâhîleri girü döndürüp asker cem‘ ederek gidiyorlar" deyü cevâb-ı nâ-sevâb etdiler, hikmet haberin Lokmân'dan aldılar. "Bre yakîn imiş dahi asker-i haşerât cem‘ etmeden irelim ve yetişelim" deyü Derbend'den ılgar ile kal‘a-i İznik'e varup anda ikişer gicelik yemler ve zâd-ı rahleler alup yine ılgar ile mütevekkilen-alallah deyüp giderken Bektâş Ağalıdan ve Yeniçeri Ağalıdan niçe yüz küheylân semiz atlar şiddet-i hârdan ve çapgın-ı ılgardan kalup niçe âdemler piyâde İznik'de kaldılar. Niçesi dağlarda atları yanında kaldılar. Biz asker ile İznik'i geçüp bir mahall-i çemenzârda yemler kesdirüp ol mahalde âyende vü revendelerden haber alınup "Lefke'de binden mütecâviz âdem olup yemler alup Söğüd kasabasına doğru revâne oluyorlar" dediklerinde, "Bre kalk a!", deyü alay çavuşları feryâd edüp yine ılgar ile Lefke kasabasın ubûr edüp yine haber aldık kim Lefke ile Söğüd mâbeyninde "Ahmed Beğ Çeşmesi nâm bir fezânın şarkî cânibinde bir pirinç çeltikliği başında kimi ormanda kimi çadırlarla hırmânda harbendeleriyle meks etmişler", deyü haber alınup derhâl cümle askeri serdârımız Kara Abdullah Paşa başına cem‘ edüp cümle iş erleriyle müşâvere edüp Vakt-i Şâfi‘îde basmak ma‘kûldur, deyü hatm-i kelâm ile Fâtiha tilâvet olunup nısfu'l-leylde kalkup âheste-reviş cümle asker kulağızla gitmede. Hakîr çarha askeriyle ileri ılgar edüp hakîkatü'l-hâl vakt-i Şâfi‘îden evvel ol mahall-i ma‘hûdeye ince karavulumuz varup yetmiş seksen kadar hayme ü hargâhlar ile ârâste bir hayli ordu görüp girü avdet edüp haber getirdiler. Biz dahi çarhacıyla ileri vardık ammâ göz gözi görmez bir mesâfe-i ba‘îdede ârâm edüp at diğnendirüp girüden asker gelmesine muntazır olup vakt-i Şâfi‘î dâhil olmasına müterakkib olup ba‘zı iğdiş atlı olanlarla hakîr ileri vardım ki iğdiş at aykır at gibi süheyl urup kişneyüp düşmeni âgâh etmez. Bu minvâl üzre ileri varup âlem-i ağyârdan bî-haberler, herkes birer dıraht-ı müntehânın zıll-ı himâyesinde nefîr-i hâb çalup Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın görüp kimi haymelerde hâb-ı nâzda, kimi hıyâbân içre hem-nâzda ammâ çoğu çengelistân içre kemîngâh edinmiş yatarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99a–99b ·
metinde göster ·
… a kat-ender-kat birbiri üzre kârgîr binâlı, bâğlı ve bâğçeli fevkânî ve tahtânî
cümle-i
cümele ahmer-gûn kiremit ile mestûrûn sarây-ı azîmler ve gayri büyût-ı ra‘nâlar …
Filyoz sahrâsının tâ vasatında nehr-i azîm Meriç'in cânib-i cenûbu sâhilinde Çanlıtepe ve Boztepe ve Canbâzdepesi ve Sarâydepesi ve Nevbetdepesi ve Sâ‘atdepesi ve Bunarcudepesi ve Gürcîdepesi ve Alalıdepesi. Bu zikr olunan tokuz aded yumru ve yamrı boz boz kayalı dere ve depeler mâbeyninde ve depelerin zirve-i a‘lâlarında kat-ender-kat birbiri üzre kârgîr binâlı, bâğlı ve bâğçeli fevkânî ve tahtânî cümle-i cümele ahmer-gûn kiremit ile mestûrûn sarây-ı azîmler ve gayri büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134b ·
metinde göster ·
… cümle sancak beğleri ve timar defterdârı ve defter emîni ve çavuşlar kâtibinin
cümle-i
cümele cebelüleri ile cümle Rûmeli eyâleti askeri kırk bin güzîde pür-silâh ask …
Timar defterdârı ve defter kethüdâsı ve sağ kol ve sol kol alaybeğleri ikişer tuğlu pâyesiyle hâkimlerdir. Ze‘âmet kethüdâsının hâssı ve timar defterdar hâssı kânûn üzre 52.000 ve Rûmeli eyâletinde cemî‘i erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı timarun ve paşanın askeri ve cümle sancak beğleri ve timar defterdârı ve defter emîni ve çavuşlar kâtibinin cümle-i cümele cebelüleri ile cümle Rûmeli eyâleti askeri kırk bin güzîde pür-silâh asker olur. Ve eyâlet-i Rûmeli'nde yedi aded yürük beğleri vardır. Meselâ İhtimân beği ve Pelve beği ve yürükân-ı Yanbolu ve mîr-i yürükân-ı Vize ve mîr-i yürükân-ı Koca ve mîr-i yürükân-ı Selânik. Bu ümerâlar Rûmeli eyâletinde paşa ile sefer eşüp üçer tabl ve ikişer ravza çalup birer tuğ ve birer bayrak taşıyup ve üçer yüz yürük yiğidi cebelüleriyle sefer eşmek kânûn-ı Süleymân Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a ·
metinde göster ·
… âkimlerdir, ammâ yine vezîrleriyle sefer eşmeğe me’mûrlardır. Bu beş hükûmetile
cümle-i
cümele yigirmi beş aded Diyârbekir sancakları olmuş olur.
Bu beş aded hükûmet serbest mîr-i mîrânlık pâyesiyle hâkimlerdir, ammâ yine vezîrleriyle sefer eşmeğe me’mûrlardır. Bu beş hükûmetile cümle-i cümele yigirmi beş aded Diyârbekir sancakları olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199b ·
metinde göster ·
… n mevcûddur. Ammâ kuyumcusu ve haddâdlarından çok esnâfı yokdur. Hulâsa-i kelâm
cümle-i
cümele ehl-i hırefi {meşhûrdur}.
Ekseriyyâ halkı tüccârdır kim ankâ bâzergânları vardır. Bir zümresi erbâb-ı hizmetdir. Mardin ve Karadâğ hâkimi ve rûznâmeci ve gayrı dîvân hizmetine me’mûrlardır. Bir sınıfı dahi şehir içre ehl-i sanâyi‘dir kim her gûne ehl-i hırefden mevcûddur. Ammâ kuyumcusu ve haddâdlarından çok esnâfı yokdur. Hulâsa-i kelâm cümle-i cümele ehl-i hırefi {meşhûrdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
… ve paşayı katle gelüp pârelenen deliler ve karavullarımız ile ceng edenler ile
cümle-i
cümele anlar da bin altmış âdem olmuşdur. Cem‘an iki bin yüz yigirmi beş âdemin …
Mukaddemâ bu cenge gelirken Ahlat kal‘asından tâ bu ceng mahalline gelince hân tarafından alınan kelle ve diller ve paşayı katle gelüp pârelenen deliler ve karavullarımız ile ceng edenler ile cümle-i cümele anlar da bin altmış âdem olmuşdur. Cem‘an iki bin yüz yigirmi beş âdemin hân tarafından râygân kelleleri gelmişdir. Dağlarda ve taşlarda kesilen ma‘lûmum değildir. Anların hisâbın hân askeri bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
cümele dokuz yüz beş âdem şehîd ve gayrı nâ-şehîd olup Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illal …
Ammâ bizim Van eyâleti askerinden ve paşalıdan cümle-i cümele dokuz yüz beş âdem şehîd ve gayrı nâ-şehîd olup Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illallah kim şehîd, şehîd değiller, ol Fâ‘il-i muhtâr Allah'a ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
cümele iki yüz yetmiş tahlî‘ât-ı fâhire ve teşrîfât-ı vâfire oldu. Ve yedi aded …
Ve'l-hâsıl bu dîvân-ı âlîde cümle-i cümele iki yüz yetmiş tahlî‘ât-ı fâhire ve teşrîfât-ı vâfire oldu. Ve yedi aded semmûr ve dokuz aded vaşak ve yigirmi aded zincap kürk giydirildiği mazbûtdur. Ve bu âna dek iki yüz beş kise masrûf olunduğu ma‘lûmumdur ve sâ’ir kereke ve kontuş ve serhaddî ve çuka ve kumaş hisâbın Hudâ bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
cümele beş yüz yetmiş kise mâl kendüye kaldı. Ba‘de'l-harc ve'l-masârıf ve bir …
Netice-i kelâm İpşir Paşa merhûm bize 284a eyâlet-i Van'ı fenâ mansıbdır deyü tahkîren verdi, ammâ sa‘âdetlü pâdişâh hatt-ı şerîf ile serdâr-ı mu‘azzamsın deyü sorguç-ı şâhî ve otağ-ı serâperde-i pâdişâhî ihsân edüp eyâlet-i Van'da hân-ı atîkden ve ehli hanım sultândan ve yeni hândan ve eyâlet-i Van'da cümle yigirmi yedi aded mîr-i livâlardan ve on bir aded kal‘a kullarından ve sâ’ir beğlerin cürm-i cinâyet [ü] bâd-ı hevâsından ve eyâlet-i Van'ın hâss-ı hümâyûnu mahsûlünden cümle-i cümele beş yüz yetmiş kise mâl kendüye kaldı. Ba‘de'l-harc ve'l-masârıf ve bir o kadar dahi ana karşılık gelen tuhaf u tefârûk-ı bî-hisâb emti‘a-i fâhire ve akmişe-i kâsire hisâbın Feyyâz-ı mutlak bilir. Hulâsa, Van Melek Ahmed Paşa'ya Mısır oldu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283b–284a ·
metinde göster ·
… i (---)(---) Paşa'ya verüp eyâlet-i Rûmeli askeri ve umûmen Kapukulu askeriyle
cümle-i
cümele yetmiş iki bin asker muhâfazacı koyup kendüleri yine İmâm-ı A‘zam'ı ve s …
Andan vezâretin Rûmeli Vezîri (---)(---) Paşa'ya verüp eyâlet-i Rûmeli askeri ve umûmen Kapukulu askeriyle cümle-i cümele yetmiş iki bin asker muhâfazacı koyup kendüleri yine İmâm-ı A‘zam'ı ve sâ’ir kibâr-ı evliyâları vedâ‘ ziyâreti eyleyüp derûn-ı Bağdâd'a girüp bu târîh-i feth-i Bağdâd'ı celî hat ile İmâm-ı A‘zam kapusunun atebe-i ulyâsı üzre tahrîr etdirir kim ol târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b ·
metinde göster ·
… teriyle kırk bin ma‘dûd tülüngi nöker dizçöken Kızılbaş Bağdâd'da kapanmışdı ve
cümle-i
cümele hemân askerîden şâh çörekli yetmiş bir bin âdem olduğu muhakkakdır.
Ve tüfeng-endâzı Mâzenderân'dan hemân şâh destinden ayak üzre ayak ile çakır nâb nûş etmiş avucunun ortası kınalı, başı belâlı, şâh defteriyle kırk bin ma‘dûd tülüngi nöker dizçöken Kızılbaş Bağdâd'da kapanmışdı ve cümle-i cümele hemân askerîden şâh çörekli yetmiş bir bin âdem olduğu muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336b ·
metinde göster ·
Bu tahrîr olunan üzre Gâzî Murâd Hân derûn-ı kal‘a-i Bağdâd'a
cümle-i
cümele seksen yedi bin yedi yüz asker hemân Bağdâd içre kul kor ve doksan bin a …
Bu tahrîr olunan üzre Gâzî Murâd Hân derûn-ı kal‘a-i Bağdâd'a cümle-i cümele seksen yedi bin yedi yüz asker hemân Bağdâd içre kul kor ve doksan bin asker dahi Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa ile hâric-i sûrda muhâfazacı koyup kendüleri azm-i Dârü's-saltana ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339a ·
metinde göster ·
… ı Irâk halîfeleriyle her üç ayda iki bin beş kise masrûf-ı Bağdâd'dır. Senevîsi
cümle-i
cümele sekiz bin yigirmi kise eder, ammâ şimdi tenzîl oldu derler. Ve cemî‘i mü …
Evvelâ Bağdâd vezîrinin hâss-ı hümâyûnu on kerre yüz bin ve altı bin akçedir ve eyâletinden paşaya ber-vech-i adâlet dörd yüz kise hâsıl olur. Yetmiş altı pâre aklâm-ı hâsların cümlesin paşa iltizâm üzre zabt edüp fâ’ide ve zarar her ne ise kendüye olur. Ve Melek Ahmed Paşa kendü kalemiyyesinden yüz kise kula mevâcib vermeği kânûn edüp Şâm Tarabulusu'ndan Bağdâd'a gelen mâl Âsitâne'ye gider oldu. Ve kırk bin kulun gılâlı anbârların paşalar zabt eyleyüp zarar ederse tazmîn eder ve üç ayda bir paşa defterdâr ile ve kırk kalem dîvân-ı Irâk halîfeleriyle her üç ayda iki bin beş kise masrûf-ı Bağdâd'dır. Senevîsi cümle-i cümele sekiz bin yigirmi kise eder, ammâ şimdi tenzîl oldu derler. Ve cemî‘i mühimmât u levâzımât cümle hayr u şer paşadan sorulur büyük hükûmetdir kim diyâr-ı Acem'de Bağdâd hâkimine halîfetü'l-hulefâ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b ·
metinde göster ·
… ur. Ammâ bu eyâlet-i Şehrezûl'da paşanın üç bin askeriyle yigirmi sancak askeri
cümle-i
cümele otuz bir bin altmış aded cengâver asker-i dilâverândır. Pâdişâhlar ve si …
Ammâ eyâlet-i mezbûrede yüz altmış aded dahi mîr-i aşâ’irler vardır ammâ tuğ ve tabl u alem sâhibi değillerdir. Hîn-i gazâda sâkin oldukları mîr-i livâların sancağı altında sefer eşerler. Eyâlet-i Diyârbekir'de ve eyâlet-i Van'da ve eyâlet-i İmâdiyye'de böyle hükûmetler ve böyle ocaklık mîr-i aşîretler vardır. Ve bu livâlarda cümle ze‘âmet ü timâr ve hâs kurâları vardır ammâ hükûmet add olunan livâlarda timâr ve ze‘âmet ve hâs yokdur. Ammâ bu eyâlet-i Şehrezûl'da paşanın üç bin askeriyle yigirmi sancak askeri cümle-i cümele otuz bir bin altmış aded cengâver asker-i dilâverândır. Pâdişâhlar ve sipehsâlârlar Bağdâd üzre sefere gelseler bu Şehrezûl vâlîsi talî‘a-i asker olup çarkacı olur. Zîrâ iklîm-i Irâk'ın ve diyâr-ı Fâris'in fârisü'l-meydânı asâkir-i Şehrezûr-ı zor-âverler ve server ü hünerverlerdir. Ammâ her sancakda alâybeği ve çeribaşı yokdur. İllâ Erbîl ve Şehrezûr ve Kerkük sancaklarında alâybeği ve çeribaşı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372b ·
metinde göster ·
Ba‘de'l-feth bu kal‘a-i İmâdiyye'nin hükûmetin Hazret-i Alî 377a ammîzâdelerinden (---) İbn Hazret-i Abbâs'a verüp diyâr-ı İslâm oldu. Hâlâ İmâdiyye hâkimleri Seyyid Hân ve Murâd Hân ve Mîrhâc Hân ve Memkân Hân ve niçe hânlar cümle-i cümele Hazret-i Alî'den berü sülâle-i ırk-ı tâhir-i Âl-i Abbâsiyân'dır. Cizre hâkimi ve Hakkarî hâkimi ve Bitlîs hâkimi dahi bu sülâle-i pâkdendir kim inşâallah inkırâzu'd-devrân devletleri mü’ebbeddir. Zîrâ diyâr-ı Acem ile vilâyet-i Âl-i Osmân mâbeyninde ol kûh-ı Bî-sütûn kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Akra ve kûh-ı Seylân ve kûh-ı Harîr ve kûh-ı Ardalân (---)(---)(---) mâbeyne sedd olup kavm-i İmâdiyye-i bahâdırân sedd-i sedîd olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 376b–377a ·
metinde göster ·
… end-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı
cümle-i
âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in se …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·