bir şerer görmek isteyen bu Tophâne âteşin görsün kim, Âye[t]: (---)(---) (--- …
Kâmil bir gün bir gece germâ-germ âteş olduğundan sonra cümle dökücüyân ve âteş-endâhtân çelebi libâsların çıkarup pabucları ve bir gûne nikâblı maskara külâhlar geyüp hemân gözleri görünür gûyâ her biri birer hayâl-i zıll-ı Karagözleri olup eyinlerinde yine keçeden bol maskara hil‘atları geyüp hidmet ederler. Zîrâ yigirmi dörd sâ‘atden sonra âteş-i Nemrûd'un ve tuç deryâsı âteşinden gayrı gûne esbâblı âdem yanına varsa bizzât benî âdem kebâb olur, değil kim çelebi esbâbları tahammül ede. Üstâdlar ana keçe esbâb geymek yolun bulmuşlar. {Nâr-ı cahîmden bir şerer görmek isteyen bu Tophâne âteşin görsün kim, Âye[t]: (---)(---)(---)}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131a ·
metinde göster ·
… tırevân-ı azîm üzre bir şîşehâne içinde şîşe yaparak geçüp giderler. Ammâ nâr-ı
cahîmden
bir şerer görmek isteyen cân, şîşehâneleri görüp andan ibret alsın kim nâr-ı dû …
Esnâf-ı şîşeciyân: Kârhâne 4, neferât 105, ibtidâ pîrleri Cemşîd'dir. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Ebû Alî Sînâ, hekîm-i kudemâ olmağile dahi ziyâde tasannu‘lar eyleyüp iştihâr verdi. Ammâ İslâmbol'da iptidâ peydâ olan Cibâlikapusu'nun iç yüzünde, sonra Ayvansarıkapusu önünde, sonra Çömlekciler içinde; dahi cedîd kârhâne Hâsköy'dedir, gayrı yerde yokdur. Bunlar tahtırevân-ı azîm üzre bir şîşehâne içinde şîşe yaparak geçüp giderler. Ammâ nâr-ı cahîmden bir şerer görmek isteyen cân, şîşehâneleri görüp andan ibret alsın kim nâr-ı dûzah yanında bu nâr bir şererbâr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196b ·
metinde göster ·
… ının mâbeyni bir top-ı dırâz menzilidir. Aşağısı gayyâ ve derk-i esfel ve câh-ı
cahîmden
nişân verüp andan kal‘aya urûc etmek emr-i asîrdir. Ve bu iç kal‘ada cümle sağî …
Eşkâl-i kal‘a-i Ankara: Evvelâ bir kûh-ı bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında dörd kat beyâz seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâ, hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir hisâr-ı Kahkahâ-vâr-ı sûr-üstüvârdır. Her katı biri birinden âlî vâkı‘ olmuşdur. Her tabakasının mâbeyni birbirinden üç yüz adımdır ve her katı dîvârının kaddi altmışar arşın âlî dîvârdır ve her dîvârın vüs‘ati onar zirâ‘-ı melikî arîzdir. Esâslarının altı dâiren-mâdâr kemer binâlar ile boşdur, derler ammâ görmedim. Zîrâ hîn-i muhâsarada düşman zîr-i kal‘aya girüp lağım atmasın deyü kal‘anın temeli altı boşdur. Ve bu iç kal‘a kıbleden tarafa yanbükü durup şarkdan garba tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. Cânib-i garba dörd kat birbirinden geçme demir kapulardır kim bir kal‘ada bu gûne hadîd bâb-ı kavîler yokdur. Ve her kapu mâbeyninde asma demir kafesler âmâde olup demir zincirler ile maslûbdur. Her kafesin demirleri bazu kalınlığı kadar vardır. Hîn-ı muhâsarada kal‘a dîvârı içinden aşağı kapular önüne bırağup siper ederler. Ve bu kal‘ada olan atebe-i âlî ve atebe-i süflî seng-i ahmer-gûnları bir kal‘ada görülmemişdir. Ve en taşra kapu kim Atbâzârı yerine nâzırdır kim cânib-i garba mekşûfdur, atebe-i âlîsi kemeri üzre selef pehlivânlarının gürzleri ve ibret-nümâ mâhî üstühânları ve niçe acâ’ibâtlar maslûbdur. Şeb [u] rûz bu kal‘a kapusu dâhilinde ve hâricinde kal‘a neferâtları şeb [u] rûz pâsbânlık ederler. Ve kal‘a dizdârı bu kal‘adan taşra çıksa katl eylerler yâhûd azl edüp nefy ederler. Zîra cemî‘î düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş verüp yüz bin savaş etmeğe cân-baş oynadır. Hattâ sene (---) târîhinde Erzurûm'da Abaza Paşa celâlî oldukda yüz bin askerle bu kal‘ayı muhâsara edüp aşağı varoş hisâra istîlâ edüp bu iç hisâra sarılmak sadedinde iken Abaza Paşa sarâyında otururken kal‘adan üstâd-ı top-bâz Abaza'ya bir gülle niçe urursa Abaza'nın kıçı sınup mecrûhen hâ’ib ü hâsir yine Erzurûm'a gitdi. Ol zamandan berü kal‘a dizdârı kal‘a kapusu önünden mesâfe-i ba‘îdeye gitmek memnû‘dur. Ve şeb [u] rûz kal‘a neferâtları derûn-ı kal‘adan münfekk olmayup her şeb "Allah yekdir yek" deyü nigâhbânlık ederler. Gerçi bu yukaru iç kal‘anın etrâfında handakı yokdur ammâ cânib-i etrâfı yalçın kanâre kayalardır. Bir cânibden zafer mümkün değildir. Ve lağım işlemek hod aslâ sehl değildir. Zîrâ kat-ender-kat cümle üç yüz altmış altı kullelerdir. Birbirine nâzır olup korudur. Bir tarz-ı garîb hendese üzre tarh [u] tarz olunmuşdur. Ve cümle dörd katında bin sekiz yüz dendân-ı bedendir. Ve dâiren-mâdâr bu iç hisâ[r] dörd bin adımdır. Cânib-i şarka Hıdırlık nâm bir püşte üzre ziyâretgâh vardır. Sehl bu kal‘aya havâledir. Ammâ aslâ andan zarar isâbet etmek ihtimâli yokdur. Zîrâ kal‘a ile bu Hıdırlık dağının mâbeyni bir top-ı dırâz menzilidir. Aşağısı gayyâ ve derk-i esfel ve câh-ı cahîmden nişân verüp andan kal‘aya urûc etmek emr-i asîrdir. Ve bu iç kal‘ada cümle sağîr u kebîr seksen altı pâre topları vardır, amma balyemez topları yokdur. Şâhî ve tarabzen ve kolomborna topları çokdur. Ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve âlât-ı silâhı vardır. Ve bu kal‘a içre bâğsız ve bâğçesiz cümle altıyüz hâne-i zîbâlardır. Ve (---) câmi‘i andadır. Kadîm-i evvelde deyrden vely olunmuş câmi‘-i kadîmdir. Ve cümle hâneleri ve imâretleri serâpâ türâb-ı pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. El-hâsıl bu iç kal‘a binâ cihetinde ve şîrînkârlık ve mühendislik fenninde vâcibü's-seyr bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Ammâ aşağı kal‘a sene (---) târîhinde celâlî havfinden Cenâbî Ahmed Paşa i‘ânet-i âhâlî-i eyâlet ile bir kat bir sûr-ı muhkemât binâ etmişdir. 357a Dörd kapusu vardır. Ve dâiren-mâdâr üç tarafı altı bin adımdır. Bir tarafında yukaru iç kal‘adır kim anı ihâta etmiş aşağı hisârdır. Bu hisârın cânib-i şarkîsinde yukaru hisârdan kayalar içre Hızırlık deresine nüzûl olunur. Kayalar içre su yolları vardı. Ve iç kal‘ada su sarnıçları ve buğday anbârları vardır. Ammâ bu aşağı hisârda âb-ı revânları firâvân olmağıla su sarnıçları yokdur. Cümle yüz yetmiş çeşme-i mâ’-i zülâldir ve üç bin çâh-ı mâ vardır. Ve kal‘a etrâfında olan kapuları evvelâ Cânib-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356b–357a ·
metinde göster ·
… ir asma cisirli ancak bir sa‘b ve metîn kapusu var. Bu kapunun iç yüzünde çâh-ı
cahîmden
nişân verir bir zindân-ı siccîni var. Bu şehirde olan üsârâları herkes her şeb …
İki kârgîr kulleli bir taş binâ ve bir sûr-ı ra‘nâdır kim handakı içinden su çıkar. Bir asma cisirli ancak bir sa‘b ve metîn kapusu var. Bu kapunun iç yüzünde çâh-ı cahîmden nişân verir bir zindân-ı siccîni var. Bu şehirde olan üsârâları herkes her şeb getirüp bunda haps edüp her sabâh esîrleri kemendler ile taşra çıkarup hidmet etdirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
… ortasında bir küçücük demir kapusu var, andan içeri beş kat demir kafesli çâh-ı
cahîmden
nişân verir zindanı var, şehrin cümle mücrimlerin bunda haps ederler Allâhümme …
Bu kapudan içeri bir demir küçük kapu dahi var, andan içeri iç kal‘adır. İçinde ancak dizdâr ağa hânesi ve gılâl anbârları ve cebehâne hazîneleri ve bir at âhûru ve bir su kuyusu var, andan gayri bir şey amâr yokdur. Ancak bu nârin kal‘a köşesinde evc-i semâya ser çekmiş bir serâmed kullesi var. İç kal‘a içinden bu kulleye elli ayak taş nerdübân ile çıkılır, çâr-kûşe ve kiremit örtülü Sinân Paşa kullesidir. Bu kullenin tâ ortasında bir küçücük demir kapusu var, andan içeri beş kat demir kafesli çâh-ı cahîmden nişân verir zindanı var, şehrin cümle mücrimlerin bunda haps ederler Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57b ·
metinde göster ·
… ar. Cenâb-ı Kibriyâ kâfir kulların bile bu sicn-i dünyâdan hıfz ede, zîrâ çâh-ı
cahîmden
nişân verir bir zindândır. Mukaddemâ bu zindândan çıkarup kırdığı ümmet-i Muham …
Ve bu sâ‘at kullesi dibinde dârağacına karîb ümmet-i Muhammed esîrlerin kodukları zindânı var. Cenâb-ı Kibriyâ kâfir kulların bile bu sicn-i dünyâdan hıfz ede, zîrâ çâh-ı cahîmden nişân verir bir zindândır. Mukaddemâ bu zindândan çıkarup kırdığı ümmet-i Muhammed'in vücûd-ı şerîflerin cümle kal‘a toprakları üzre defn etmiş bulundu. Ve bu siyâset meydânının etrâfında cümle iki yüz aded dükkânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
Ve bu su kuyusu kurbunda bir esîr zindânı var, çâh-ı
cahîmden
nişân verir. İçinden yüz yetmiş aded ümmet-i Muhammed esîriyle kırk aded küffâr …
Ve bu su kuyusu kurbunda bir esîr zindânı var, çâh-ı cahîmden nişân verir. İçinden yüz yetmiş aded ümmet-i Muhammed esîriyle kırk aded küffâr mücrimleri çıkup küffârları âzâd edüp cümle ibâdullâhı sapan kemendler ile gücile zindândan çıkarup cümlesi îd-i adhâ etdiler. Çoğu kavm-i Tatar idi, her biri sıla-i rahmlerine gitdiler. Ve beş yiğit dahi ceng mahallinde bizim top güllelerimize râst gelüp kal‘a içre şehîd olup dahi ayaklarında demirleri dururdu. Hem esîr ve hem Hürr-i şehîd yiğitleri defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b ·
metinde göster ·
… anı sarâyları mükellef binâ olup cümle evleri şindire tahta örtülüdür. Ve çâh-ı
cahîmden
nişân verir bir zindânı var.
Ve cümleden mükellef Nemse ve Macar kapudanı sarâyları mükellef binâ olup cümle evleri şindire tahta örtülüdür. Ve çâh-ı cahîmden nişân verir bir zindânı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
… r tarafdan varılmaz. Ve bu kapunun arası iki kapudur. İki kapu mâbeyninde çâh-ı
cahîmden
nişân verir bir zindânı var kim her şeb cümle şehir a‘yânının niçe yüz esîrleri …
Ve bu iç kal‘a kapusu cânib-i yıldıza nâzır olup kapuya kırk ayak ağaç nerdübân ile çıkılup hîn-i cengde nerdübânları iç kal‘aya çeküp kal‘aya bir tarafdan varılmaz. Ve bu kapunun arası iki kapudur. İki kapu mâbeyninde çâh-ı cahîmden nişân verir bir zindânı var kim her şeb cümle şehir a‘yânının niçe yüz esîrlerin bunda haps edüp yine sabâh sabâh çıkarup esîrlere hidmet etdirirler. Ammâ bu iç kal‘anın ve taşra üç kat kal‘anın handakları yokdur. Cümle batak içindedir. 83b Ancak taşra büyük varoşunun garb tarafındaki orta kapusunda sehel yerde handakı üzre haşeb cisrden geçilir. Ol handakda dahi Kiriş nehri cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83a–83b ·
metinde göster ·
… amaz. Aşağısı ise bin arşın amîk derk-i esfelden ve gayyâ-yı hümezeden ve çâh-ı
cahîmden
nişân verir bir sakar deresidir. Ve hakîkatü'l-hâl Cehennem deresi ismiyle müse …
Andan şimâle hisâr dîvârı üzre makâm-ı Sırât köprüsü misâli kal‘a bedeninden taşra uzanmış bir müdevver ü mücellâ sommâkî sütûn-ı musaykaldır kim üstüne murg-ı hümâ pervâz edüp konamaz ve bir murg-ı hevâyî konup duramaz. Aşağısı ise bin arşın amîk derk-i esfelden ve gayyâ-yı hümezeden ve çâh-ı cahîmden nişân verir bir sakar deresidir. Ve hakîkatü'l-hâl Cehennem deresi ismiyle müsemmâdır, zîrâ ol dere içre cemî‘i Yahûdîlerin gûrıdır ve ol bî-dinlerin meşâdlığıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217a ·
metinde göster ·