bir çayıristân yerde çadırlarımızla meks etdikde hemân hâs ağası bu kadar köy k …
Derbend-i calenderinde bir çayıristân yerde çadırlarımızla meks etdikde hemân hâs ağası bu kadar köy kâfirleriyle üzerimize gelüp bizler dahi yine atlarımıza beş yüz otuz kişi süvâr olup cenge âmâde oldukda hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… er. Ve her üç ayda bir Âl-i Osmân'dan vazîfe-i mu‘ayyenelerin alup bu derbend-i
calender-i
bî-amânı beklerler. Anıniçün bu kadar bin âdemlere hâkimler ruhsatlar vermişler …
Ammâ bu tâ’ife müflis ve mendebûr olduklarında Ten nehri firkatelerine süvâr olup nehr-i Ten'in karşu tarafında horosları istimâ‘ olunan Maskov'un Kazakları kal‘aların urup bu kadar mâl-ı ganâ’im ve esîrler alup yâ baht ve yâ taht olup yine Azağ'a gelüp cemî‘i ganâ’imleri fürûht edüp geçinirler. Ve her üç ayda bir Âl-i Osmân'dan vazîfe-i mu‘ayyenelerin alup bu derbend-i calender-i bî-amânı beklerler. Anıniçün bu kadar bin âdemlere hâkimler ruhsatlar vermişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
… e evlerin üstlerindeki sazları ve kamışları atlara yedirdik, zîrâ bir derbend-i
calender-i
bî-emân yerdir. Özü nehri hod ne buz idi ve ne dürüst su idi. Gemiler birkaç gü …
Ba‘dehu bu Kılburun'da bu kadar Özü nehri gemileri gelüp cümle mâlı ve hayvânâtları ol karşuya ubûr etdirüp ancak paşa kendüsi ve iç ağaları ve hâs tavla atlarıyla iki gece Kılburun'da kalup cümle evlerin üstlerindeki sazları ve kamışları atlara yedirdik, zîrâ bir derbend-i calender-i bî-emân yerdir. Özü nehri hod ne buz idi ve ne dürüst su idi. Gemiler birkaç günde gidüp gelince Kılburun'da burnumuzun kılları açlıkdan fırıl fırıl ötüp atlar evlerin sazların yedi. Bizler bâzların ölülerin yedik. Bunda dahi bir acâ’ib sunkur kuşum ölüp üç doğan kuşum kaldı. Ve bu Kılburun ka[l‘a]sında bir at yemi bir guruşa oldu. Ve bir etmek bir altuna çıkdı, zîrâ dörd bin kadar âdem böyle kal‘acıkda ne bulsunlar ve ne yesinler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
fermân-ı pâdişâhîyle emn [ü] emân edüp tathîrine me’mûr olmuşlar. Bir ma‘mûr Ar …
Menzil-i karye-i Babya: Hâlâ bu derbend-i calenderi fermân-ı pâdişâhîyle emn [ü] emân edüp tathîrine me’mûr olmuşlar. Bir ma‘mûr Arnavud ve Rûm ve Bulgar keferesi köyüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368a ·
metinde göster ·
… engistân ve çengelistânları kırk bir yıldır seyâhat ederim, böyle bir derbend-i
calender-i
bî-emân yollar görmedim. Bu renc-i şedâyidi çekerek leb-i deryâya gelüp,
"Âyâ bu mel‘ûn sûhteler bizi kankı boğazda ururlar ki?" deyü emniyyet üzre olmayup aklımız başımızda değil idi. El-iyâzübillâh eyle boğazlar var kim bir âdem on âdemi boğazından boğazlar vardır. Bu sengistân ve çengelistânları kırk bir yıldır seyâhat ederim, böyle bir derbend-i calender-i bî-emân yollar görmedim. Bu renc-i şedâyidi çekerek leb-i deryâya gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y150b ·
metinde göster ·