… ya bir akçe vermeden çıkarsın, meğer esbâbın hıfz edene bir penez veresin. Zîrâ
Camâpur askeri
gibi bî-hisâb ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar gelüp gitmededirler. Ve eğer peştemâl …
Amma beşinci ılıca-i kebîr tâ şehrin ayne'l-fi‘linde vâki‘ olup bir kubbe-i azîm câmekânı vardır. Bin aded âdem alur ortasında havz [u] şadırvanı var, andan içeri bir kubbe-i azîmi var kim âdem birbirin güç ile teşhîs eder. Kubbenin cânib-i erba‘asında altı aded kemerler vardır. Her kemer altında birer hanefî kurnaları kol kalınlığı suları cereyân etmededir. Ve iki halveti var, birine akhalvet derler bir kurnası var. Kurnasında bir kurbağı resmi var, ana işâretdir kim "Sen benî Âdem'sin, kurbağı gibi suda çok durma" demekdir. Ve halvet gâyet rûşen ve beyâz mermer-i hâmlar ile döşendiğinden "akhalvet derler. Ve birine "karahalvet derler, hakkâ ki muzlimdir. Ve bir kurnaya "diner kurna" derler, havz-ı kebîrin sol cânibindedir. Kurnaya ba‘îd dîvârda bir delik vardır, ol deliğe bir âdem parmağın soksa yâhûd ol deliğe ağzıyla üflese ol kurnanın suyu akmaz olur. Parmağın çeküp üflemese yine akmağa başlar, aceb temâşâdır. Bu kubbe-i azîmin ortasında halîc kadar bir havz-ı azîm vardır kim âdem kaddinde aşren fe-aşren pâk mâ-i suhn ile leb ber-lebdir. Dâ’iren-mâdârında altışar kademe nerdübânları var ve mermer ejder ve arslan kellelerinden âb-ı hayât sular cereyân edüp havza rîzân olur ammâ gâyet ıssıdır. Bu havz içre cemî‘i âşıkân-ı sâdıkân müştâkân-ı ma‘şûka ve yârân-ı bâ-safâlarıyla bilâ-vâsıta koç-kucağ olup mâlik-i bahr gibi şinâverlik edüp kimi perendebâzlık, kimi rakkâslık edüp el ele verüp semâ‘ ederler. Niçesi el ele olup turna katarı olup "kur kur" deyü turna sadâsı ederek deverân ederler. Kimisi bir yire cem‘ olup birbirlerin derâğûş edüp omuzlarına ayak üzre bir kat âdem dahi birbirlerin kucaklayup eyle semâ‘ ederler. Bir hây-hûydur kim ta‘bîr olunmaz. Hakîr bu havza "mecma‘-i dilberân" dedim. Zîrâ herkes dilber-i ra‘nâlar ile bîlâ vâsıta koç-kucağ ba‘dehû bir genc künci bucâğ isterse ol çağ; istemezse öbür çağ eder. Böyle bir havz-ı vâsıtadır. Ve niçe yüz garîb ü gurebâ kurnalarda câmekânda, câme vü câmehâbın gasl edüp pâk eder. Ve niçe yüz âdem dahi mahbûb dellâklare kese ve sabun sürdürüp kendi dahi dellâke sabun gibi sürünüp kimi pâk ve kimi şerâ’it-i guslü bilmeyüp nâ-pâk olur. Bir cah-cahûn hengâme-i hâl-i diyer-gûndur kim akl-ı kâsır hayrân olur. Ve bu ılıcada bây [u] gedâ birdir. Eğer peştemâlın var ise hammâmcıya bir akçe vermeden çıkarsın, meğer esbâbın hıfz edene bir penez veresin. Zîrâ Camâpur askeri gibi bî-hisâb ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar gelüp gitmededirler. Ve eğer peştemâlın yok ise hammâmdan peştemâl alup kise sabun sürünürsen iki akçe verirsin. Ve ba‘zı şehir a‘yânı şeb-i yeldâlarda yetmiş seksen aded yârân u pîr [ü] cüvân banayı halvet edüp niçe yüz aded kanâdiller ile ve gûnâ-gûn şem‘-i asel-i kâfûrîler ile çerâğân edüp âlem-i ağyârdan bî-haber tâ sabâha dek cân-ı cânân sohbetleri edüp gûnâ-gûn et‘ıme-i nefîse ve mümessek hoşâblar ve gülâb ü ûd-ı anberler ile derûn-ı hammâm hoş-bû olup hoşâb zevkleri ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140a ·
metinde göster ·
… psinden çıkarup Yedikulle sicnine kodular. Ve sâ‘at-be-sâ‘at ecnâs-ı mahlûkât-ı
camapur askeri
gibi ipi sapı ve zâbiti ve râbıtı yok âdemler zorba zorba ve küme küme pür-silâ …
Ale's-sabâh ki oldu, Halıcızâde'yi kapu arası hapsinden çıkarup Yedikulle sicnine kodular. Ve sâ‘at-be-sâ‘at ecnâs-ı mahlûkât-ı camapur askeri gibi ipi sapı ve zâbiti ve râbıtı yok âdemler zorba zorba ve küme küme pür-silâh ve bî-silâh kişiler cem‘ olup birkaç kerre mâbeyne elçiler gidüp geldiler. Aslâ tarafeynden bir fâ’ide zuhûr etmeyüp kul ayak basup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6a ·
metinde göster ·
… i her gece taşlandı. "Bire bunu kim etdi" deyince üç âsî ve üç tâbi‘ vezîrlerin
camapur askeri
gibi derinti haşerât askerleri var kim kime söylemeğe ve sormağa kâdirler.
Bu hâl üzre el vilâyet elden gidüp avrat ve oğlan alâ mele’i'n-nâs karanlık kuyuda if‘âl bâbına çekilmeğe başlandı. Ve niçe ehl-i ırz âdemlerin hâneleri her gece taşlandı. "Bire bunu kim etdi" deyince üç âsî ve üç tâbi‘ vezîrlerin camapur askeri gibi derinti haşerât askerleri var kim kime söylemeğe ve sormağa kâdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a ·
metinde göster ·
… rnavudu ve balıkçı ve meyhâneci kefereleri gelmişdir kim cüyûş-ı cünûdumuz gûyâ
camapur askeri
idi. Hikmet-i Hudâ bu şehirde sâkin iken mukaddemâ Edirne'den iskele ağası olup …
Menzil-i şehr-i azîm bender-i İsmâ‘îl: Bu şehir Haremeynü'l-Muhteremeyn evkâfı olup kızlar ağası nâzırü'n-nuzzâr olduğu ve cemî‘i imârâtı sene 1061 târîhinde mastûrdur. Bunda dahi üç gün teka‘üd olunup ol kadar kefere askeri silâhlarıyla gelüp cümle yigirmi bin aded bozacı ve çevren ve bakkal ve çakkal ve hardalcı Arnavudu ve balıkçı ve meyhâneci kefereleri gelmişdir kim cüyûş-ı cünûdumuz gûyâ camapur askeri idi. Hikmet-i Hudâ bu şehirde sâkin iken mukaddemâ Edirne'den iskele ağası olup Boğdan'a giden Kemânkeş Ahmed Ağa Boğdan'ın Yaş şehrinden kaça kaça gelüp şehr-i İsmâ‘îl'e dahil oldu ve ol gün Yalı ağasından ve Kili ve Akkirmân ve Bender ağalarından ve Bucak Tatarının ot ağalarından ve Kalga Sultân ve Mehemmed Giray Hân'dan bizim Ahmed Ağa'ya ve yeni Boğdan Beği İstifan Beğ'e mektûblar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
Ale's-sabâh ki oldu, cümle yalı askeri ve bizim beğin Rûm
camapur askeri
tabur altına "Tevekkülen-alallâh" deyüp giderken hikmet-i Hudâ kar tûfân üzre b …
Ale's-sabâh ki oldu, cümle yalı askeri ve bizim beğin Rûm camapur askeri tabur altına "Tevekkülen-alallâh" deyüp giderken hikmet-i Hudâ kar tûfân üzre bir kar dahi eyle yağdı kim serçe kellesi kadar kar nâzil olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·