… kal‘a sahibi ismine muzâf olup Nehr-i Hoşoğlan derler. Amma Tarabuzan {halkı bu
cebele
Ağaçbaş dağı derler. Tarabuzan'dan Bayburd'a giden âdemler bu dağdan geçerler. …
Erzurûm eyâletinde Kerkid nâhiyesinin cenûbî cânibinde Yaylak Mescidi nâmiyle ma‘rûf ol cebel-i bülendden tulû‘ edüp niçe kurâ ve kasabâtların bâğ u bostânların reyyiderek bu Tarabefzûn'un cânib-i (---) Deryâ-yı Siyâh'a munsab olur âb-ı hayâtdır. Bu nehir tulû‘ etdüğü dağda Âl-i Çobaniyân'dan Hoşoğlan nâm bir kimesne bir kal‘a binâ etmişdir. Tarabuzan'ın cenûbunda iki menzil yerdedir. Bu nehir dahi ol kal‘a sahibi ismine muzâf olup Nehr-i Hoşoğlan derler. Amma Tarabuzan {halkı bu cebele Ağaçbaş dağı derler. Tarabuzan'dan Bayburd'a giden âdemler bu dağdan geçerler. Bir kapusu var, andan gayrı yerden geçecek yolları yokdur}. 254a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253b–254a ·
metinde göster ·
… avî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı
cebele
hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan …
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i evveli olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş idi. Tâ Enûşirvân asrına gelince ol bâb, hadîd olmağıla Demirkapu nâmıyla müsemmâ bir kal‘a-i üstüvârdır. Ba‘dehû bânî-i sânisî Enûşirvân'dır. Ba‘dehû bânî-i sâlisi Yezdcird Şâh'dır. Bânî-i râbi‘-i Şâh İsmâ‘îl'dir. Bânî-i hâmisi Özdemirzâde Osmân Paşa'dır kim ilâ yevminâ-hâzâ sedd-i Kahkahâ bir kal‘a-i metîndir. Kûh-ı Argın ve kûh-ı Düneb dâmenlerine vâki‘ olmuşdur. Bir cânib-i garba Bahr-i Haraz kenarına vâki‘ olup cümle esâs dîvârını talattum-ı deryâ döğer. Bu dîvârları Yezdcird Şâh'dan sonra Haraz Şâh binâ etdüğün leb-i deryâda İskele kapusu üzre Fârisî ebyât ile târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu deryâ cânibinde İskender'in binâ etdüğü sedd-i hâytlar deryâda müstağrak olduğu nümâyândır. Ammâ arîz [u] azîm, dîvâr-ı kadîm imiş. Mülûk murâd edinse ol dîvârdan kal‘aya gelince liman olmak mümkün idi. Hâlâ burc [u] bârûları bahr içre âşikâredir. Bu deryâ tarafı dîvârı kûh-ı bâlâya varınca tûlu bir ok menzili deryâ kenarıdır ve deryâdan yine kal‘a ensesindeki kûha 317a varınca kal‘anın arzı bir puta oku menzilidir. Bu kal‘a ilm-i hendese üzre bir püşte-i âlîde şekl-i muhammes binâ olunmuşdur kim bu hakîrin, gerçi dahi kesret-i seyâhati yokdur ammâ bu tarh [u] tarz üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve havâleden emîn kal‘a görmedim ve üstâd-ı mühendis [ve] bennâ-yı âkıbet-endîş bu kal‘ayı üç bölük inşâ etmiş ve cümle üç aded metîn ve kavî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı cebele hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan dîvârda iki kapu vardır ve aşağı şehre mekşûf iki bâb-ı kavî dahi vardır. Biri Müskür kapusudur kim cânib-i şarkda nâhiye-i Müskür'e mekşûf olduğiyçün Bâb-ı Müskür derler. Bundan hurûc edenler at arabalarıyla üç günde kal‘a-i Şemahı'ya ererler. Ve bir kapu dahi cânib-i cenûba, Deşt-i Kıpçağ'a ve Kırım ve Çerkezistân'a Dağıstân'a gider. Dağıstân'a at arabası işlemez amma Moskov'un Türk kal‘asına ve vilâyet-i Kazan'a ve Deşt-i Kıpçağ'a cümle at arabaları işler. Ve bu kal‘anın üçüncü bölüğü cânib-i bahre düşmüşdür. İçinde ol kadar âbâdân yokdur. Henüz Karçığa Hân kal‘a müstahfızânları ve dizçökenler içün hâneler binâ ederdi ve Gîlân ve Bakü tarafından gelen tüccâr-ı sevdâgerlerin at arabaları bu hisâriçe bölüğünde mâl-â-mâl olup durur. Zîrâ bu diyârda taş ve sarp râh [u] güzergâh olmamağile cümle at arabaları işler. Ve deryâdan niçe bin keştîler işler. Anınçün ganîmetdâr diyâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın dâiren-mâdârında ve enderûn [u] bîrûnında cümle (---) aded kapulardır. Ve kal‘anın şekl-i murabba‘ı dâiren-mâdâr on bir bin altmış adımdır. Ve yetmiş kulle-i azîmlerdir kim her birinde gurebân [u] mücerredân içün birer medrese ve birer mescid mukarrerdir. Talebelerine Bakü kal‘asından çerâğ içün siyâh neft ta‘ayyün edüp rûz [u] şeb matbah-ı Keykâvûs'dan çobra-i gendümlerin suhte ve atlara merreteyn bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler. Ve bu mezkûr yetmiş kulleden mâ‘adâ kal‘anın etrâfında cümle yedi bin altmış dendân-ı bedendir. Her şeb-i muzlimde ve gayr-ı mâhtâbda neft yağıyla kal‘ayı çerâğân ederler. Zîrâ eğer berren ve eğer bahren on üç kavm-i adüvv-i cânîsi vardır. Evvelâ deryâda Moskov Kazağı kâfiri gemilerle her bâr gelüp taşra nevâhîleri gâret eder. Ammâ zeyl-i hisâra gelemez. Leb-i deryâda yetmiş pâre balyemez topları vardır. Cümlesi Âl-i Osmân toplarıdır kim, mücellâ ve musaykalı şa‘şa‘asından âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bir hasm-ı kavîsi cânib-i garbîsinde Âl-i Osmân ve Tatar-ı Kırım ve Kalmahdır. Ve cânib-i cenûbunda Çerâkise kavmidir. Ve kıble cânibinde adüvv-i ekberi Dağıstân'ın Kumuk kavmidir. dahi cânib-i şarkîsine meyyâl düşmanı Tomris Hân ülkesi Gürcîstânıdır. Ol ecilden her şeb suhtevât ve dizçöken nökerât ve neferât ve çıplaklar burc [u] bârûlar üzre "Hudâ hûb" deyü feryâd edüp keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî ve zâğî urguncu asker zâhir ü bâhir olsa hemân ol kûhda yığılmış hizemlere âteş urup ahâlî-i kal‘ayı âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316b–317a ·
metinde göster ·
… gice hüsn-i ülfet edüp bize elli aded zerdeva postu ve beyâbân kedisi postları
cebeleyüp
hakîr dahi ana üç aded münakkaş Kaya Sultân makramesi verdik. Bu kend içre
Ülke-i kend-i Zahor: Bu dahi yüz elli pâre, kasaba-misâl bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve hân [u] hammâmlı kend-i azîmlerdir kim Dağıstân pâdişâhının boybeğlerinden Emîr Yûsuf Beğ hükmündedir. Lâkin bir kaç kerre Acem'e tâbi‘ olmışlardı. Hâlâ sünnî Şâfi‘iyyü'l-mezheb yedi bin cengâver ü dilâver ü server-i hünerver âdemleri vardır. Beğiyle bir gice hüsn-i ülfet edüp bize elli aded zerdeva postu ve beyâbân kedisi postları cebeleyüp hakîr dahi ana üç aded münakkaş Kaya Sultân makramesi verdik. Bu kend içre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318b ·
metinde göster ·
… l-i azîmiye Cenâb-ı İzzet yetmiş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu
cebele
nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda c …
Şâm'ın cânib-i garbında üç menzil ba‘îd Bukâ‘ sahrâsının şimâlinde evc-i âsumâne çıkmış bir kûh-ı bülend-i ma‘mûr [u] âbâdândır kim cemî‘i Dürüzî ve Nusayrî ve Timânî mezhebinde olan fırâk-ı dâlle mezhebinde olanlar bu dağda mevcûddur. Bir ucu Antakıyye kurbunda Gülbin dağında nihâyet bulur. Bir ucu cânib-i kıblede kırk konak Mekke-i Mükerreme kurbunda vâdî-i Hicâz'da nihâyet bulur. Böyle bir tûl [u] dırâz cebel-i mümtâzdır. Bunda olan uyûn-ı câriyeler bî-nihâyedir ve bî-hisâb gûnâ-gûn eşcârât-ı müsmirrâta hadd u hasır yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbe Dürüzî cüvânları olur kim gûyâ la‘l-gûn dürrâkî şeftâlû yanaklı ve kiras dudaklı, sîmîn-ten, mükahhal gözlü, mümtâz [ü] müstesnâ meh-pâre mahbûbları olur. Ve cümle Frenk ve Arab hukemâları ve cümle kimyâgîrler bu dağlara mevsim-i bahârda urûc edüp niçe kerre yüz bin elûl-i edviye haşâyîş-i nâfi‘a-i bî-nihâye cem‘ edüp niçe bin garâr yükü ahşâbâtı dâ’-i devâ içün diyâr diyâr götürürler. Ve kimyâgîrler niçe elvân otlar bulurlar. Bu cebelde bir gûne ot vardır {ol otu yeyen} koyunun ve keçinin dişleri altun gibi olur. Anın erbâbı olanlar bulup kimyâya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâdirâtdan bir gûne giyâhdır. Hakîr bu cebelin ziyâretine urûc etdikde niçe yüz gârlar içre sulehâ-yı ümmetden büdelâ ve melâmiyyûn ve mecâzibûndan kimesneler vardır kim kırkar ellişer senedir bıçağ ile boğazlanmış zî-rûh kısmından bir şey tenâvül etmemişlerdir. Ve haftada bir iftâr edüp gündüz sâ’im ve gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânlar vardır kim haftada bir hurma ve üç bâdem ve bir filcan süd içer hâl sâhibi âdemler vardır ve cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîler bu kûh-ı bâlâyı ziyâret etmeyince nebî olmamışlardır. Zîrâ bu cebel-i azîmiye Cenâb-ı İzzet yetmiş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i gâr-ı pür-envârları vardır. Cebelü'l-Lübnân ismiyle müsemmâ olmasının aslı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35a–35b ·
metinde göster ·
Bu cebele geldikde "Es-selâmü aleyke yâ Cebelü'l-Lübnân" dedikde cemî‘i ervâh-ı enbiyâ "Ve aleykümü's-selâm yâ Muhammed"! deyü aleyk sadâsı geldüğü mahal hâlâ yüz yigirmi yerde, kayalarda mücellâ ve musaykal delikler vardır. Yüz yigirmi delik, yüz yigirmi dörd mürsel peygamber ervâhı sadâsı geldüğün alâmetdir. Anınçün hâlâ ol mahalle "Selâm kayası" derler. Bu Hızır makâmının yanında Makâm-ı Hazret-i İbrâhîm ve Hazret-i İsmâ‘îl ve Hazret-i İshâk ve Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i İsâ makâmâtları vardır. Ve'l-hâsıl cemî‘i mürsel nebîlerin makâmât-ı aliyyeleri vardır. Her bir mağaralara birer hayrât sâhibleri kayalar üzre târîhler de yazmışlar, hakkâ ki sikke-i mermerde kazmışlar. Ve bu makâmâtlar kurbunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35b ·
metinde göster ·
… savma‘a-i Yûnus Nebî derler bir gâr-ı yetîmân-ı kân-ı züvvârândır. Ol asırda bu
cebele
Kûh-ı Şâhika derlerdi. Bu cibâlin gârları içre bir ejderhâ peydâ olup Hazret-i …
Bu kal‘a-i yed-i kudret hakkında niçe bin müverrihân-ı Arab u Acem ve Rûm u Yunaniyân ve gayrı milel-i edyân-ı bâtılân bizâyeleri zu‘munca çok evsâfın tahrîr etmişlerdir, ammâ târîh-şinâs Mıkdısî kavlince bu kal‘a-i Mardin'in imâretine sebeb bizzât Hazret-i Yûnus Nebî aleyhisselâm idi. Zirâ Yûnus Nebî vakt-i şitâda Musul kurbünde Beledü'l-hatîb şehrinde sâkin olurdu. Vakt-i yayda yaylaya çıkup bu cebel-i Mardin'de sâkin olup kisb-i tarâvet edüp ibâdet ederdi. Hâlâ kûh-ı Mardin'de niçe gâr-ı azîmler vardır, anda sâkin olup hâlâ savma‘a-i Yûnus Nebî derler bir gâr-ı yetîmân-ı kân-ı züvvârândır. Ol asırda bu cebele Kûh-ı Şâhika derlerdi. Bu cibâlin gârları içre bir ejderhâ peydâ olup Hazret-i Yûnus'a imân getürenlerden niçe bin ümmet-i Yûnus'u tenâvül etdi. Ba‘dehû Hazret-i Yûnus'dan niçe münkerîn mu‘cize isteyüp niçe bin kavm-i Yahûd. "Bu cebel-i Şâhika'da ejderi katl eyle, sana imân getirelim", dediler. Andan Hazret-i Yûnus aleyhisselâm nübüvvet kuvvetiyle ol ejdere bir taş urup katl edüp üç bin aded münkerîn İslâm ile müşerref olup bu cebelde sâkin olup Hazret-i Yûnus ile hem-civâr oldular ve günden güne bây oldular. Bu cebelde ejder hâsıl olduğundan bu kûh-ı bülende kûh-ı Mâr dediler. Bir sebeb-i tesmiyyesi dahi yine ümmet-i Yûnus Nebî'den bir ulu beğ var idi, mâl-ı firâvâna mâlik idi. Cenâb-ı Kibriyâ ana Yûnus Nebî du‘âsıyla ol sene ikiz doğar iki evlâdı hâsıl olup Hazret-i Yûnus isimlerini Merâdin deyü nâm buyururlar. Bu iki fetâ kırkar seneye bâliğ olduklarında Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmiyle bu iki karındaş Cebel-i Mâr üzre bir sûr-ı kebîr edüp itmâm etdiklerinde Hazret-i Yûnus bu kal‘aya Merdeyn buyurdular. Zirâ iki merd-i meydân binâ etmişdir. Anınçün Merdeyn'den galat Mardin derler, ammâ diyâr-ı Acem'de yılan ve çıyan ve ejderhâ kânı olduğundan kal‘a-i Mâr-ı dîn derler. Diyâr-ı Arab'da kal‘a-i Şâhika derler, diyâr-ı Rûm'da Mardin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210a ·
metinde göster ·
… bakman" deyüp altı atlı âmâde bir yere gelüp cânib-i erba‘amızı tecessüs ederek
cebele
urûc etmeğe başladık. Gulâmımın biri eydir:
"Seyishâneyi ileri sürün, bize bakman" deyüp altı atlı âmâde bir yere gelüp cânib-i erba‘amızı tecessüs ederek cebele urûc etmeğe başladık. Gulâmımın biri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y6b ·
metinde göster ·
… dâhil düşer. Anlar Cebel'e Kuryeleş dağı verirler. Bunlar Kureyşî olduğundan ol
cebele
Kuryeleş dağı derler. Arnavud bunlardan hâsıl olup ol Kuryeleş dağları Avlonya …
Ba‘dehu Cebel-i Elheme üzre Hazret-i Ömer Kudüs fethine geldikde Hâlid ibn Velîd'i serdâr ta‘yîn edüp ceng-i azîm ederler. Bi-emrillâh Cebel-i Elheme münhezim olup beş evlâdı ve kabâyiliyle gemilere süvâr olup İşpanya'ya firâr edüp dâhil düşer. Anlar Cebel'e Kuryeleş dağı verirler. Bunlar Kureyşî olduğundan ol cebele Kuryeleş dağı derler. Arnavud bunlardan hâsıl olup ol Kuryeleş dağları Avlonya ve Delvinye mâbeyninde ulu dağlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y179a ·
metinde göster ·
bir oğlu Lazka Tırabzan'da Ciniviz'e gidüp Laz kavmi olur. Bir oğlu Mikril olur …
Ba‘dehu Cebele'nin bir oğlu Lazka Tırabzan'da Ciniviz'e gidüp Laz kavmi olur. Bir oğlu Mikril olur ve bir oğlu Abaza olur ve bir oğlu Çerâkis olur. Bu beş kavim cümle Kureyş'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y179a ·
metinde göster ·
… r dibinde Tûr-ı Hirâven ve bu Tûr-ı Zeytâ ve Mısır'a karîb Tûr-ı Sînâ'ya. Bu üç
cebele
Tûr alem olmuşdur.
Ve bu mahalden şark tarafında şâm'ın Ka‘be yolları tâ Zerka ve Barka'ya varınca yolları ve belleri nümâyândır. Tâ böyle âlî bir cebel-i Tûr-ı Zeytâ'dır. Ve lisân-ı ibrîde lafz-ı Tûr cibâl ismine ıtlâk olunur. Ammâ Ayn-ı Tüccâr dibinde Tûr-ı Hirâven ve bu Tûr-ı Zeytâ ve Mısır'a karîb Tûr-ı Sînâ'ya. Bu üç cebele Tûr alem olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y219a ·
metinde göster ·
sağîredir. Anda bir gâr-ı azîm vardır. Hazret-i Lût Nebî bu gâr içre ümmetlerin …
Cebel-i Zeyt-i Hâr derler bir cebele-i sağîredir. Anda bir gâr-ı azîm vardır. Hazret-i Lût Nebî bu gâr içre ümmetlerinin ehl [ü] iyâllerin kavm-i Lûtîler havfinden bu gârda pinhân eylemiş. Hâlâ bu gârdan her gece bir ziyâ zâhir olup bu etrâfa ziyâ-bahş olup meh-i çârdeh gibi cevânib-i erba‘a münevver olur. Hikmet bu kim rûz-ı rûşende bî-pâk ü bî-pervâ ol gâr içre girüp seyr [ü] temâşâ edersen ne çerâğ ve ne kandîl ve ne fitîl ve ne âteş ve ne âteşdân var. Ancak sun‘-ı Hudâ'dan bir şem‘-i şebistân zâhir olur kim akıl perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234a ·
metinde göster ·
(---)(---) beni sever ben dahi anı severim" deyüp bu dağ içün du‘â etmişdir. H …
"Ben bu cebele (---)(---) beni sever ben dahi anı severim" deyüp bu dağ içün du‘â etmişdir. Hakkâ ki nûr-ı mahz bir dağ-ı ibret-nümâdır. (---)(---) karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y278a ·
metinde göster ·
… n olup omuz omuzu sökmez, âdemden Arafât dağı dahi görünmez. Tâ zirve-i a‘lâ-yı
cebele
varınca âdemden ibâret bir nakîl(?) Arafât olup cümle huccâcdan Lebbeyk sadâsı …
Ve cümle huccâc-ı Ervâm cânib-i garbdadır. Ve Habeş ve Yemen ve Irâk ve Tâ’if ve Hicâz ve Abbâs ve gayri huccâc-ı nâs cânib-i şarkda ve cenûbda ve şimâlde vakfeye dururlar. Ve cebel-i Arafât dahi benî âdem ile zeyn olup omuz omuzu sökmez, âdemden Arafât dağı dahi görünmez. Tâ zirve-i a‘lâ-yı cebele varınca âdemden ibâret bir nakîl(?) Arafât olup cümle huccâcdan Lebbeyk sadâsı ayyûka sadâ verir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321b ·
metinde göster ·
geldüklerinde her ecnâs-ı tuyûrdan birer murg bu gârın içine girüp kalmışdı. Ol …
Mukademmâ cemî‘i murglar bu cebele geldüklerinde her ecnâs-ı tuyûrdan birer murg bu gârın içine girüp kalmışdı. Ol murg ecnâsın cümlesi mezkûr gârın kubbeleri deliklerine minkârı ve pençelerin sokup ölmüşler ve asılmış dururlar idi. Ve zîr-i gârda pâymâl olan lâşe-i murgân bu minkârından asılup düşenlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370a ·
metinde göster ·